Trump'ın Mısır ve Ürdün'den Filistinlileri kabul etmeleri talebi ve anlamlarına dair bir okuma

Bu konu çok ciddiye alınması gereken bir konudur, zira bu, kimliği sulandırmaya ve çeşitli yöntemlerle ortadan kaldırmaya yönelik kötü niyetli ve kapsamlı bir planın parçasıdır.

Yerinden edilmiş Filistinliler, Gazze Şeridi'nin kuzey kesimlerine doğru yol alıyor, 29 Ocak 2025 (AFP)
Yerinden edilmiş Filistinliler, Gazze Şeridi'nin kuzey kesimlerine doğru yol alıyor, 29 Ocak 2025 (AFP)
TT

Trump'ın Mısır ve Ürdün'den Filistinlileri kabul etmeleri talebi ve anlamlarına dair bir okuma

Yerinden edilmiş Filistinliler, Gazze Şeridi'nin kuzey kesimlerine doğru yol alıyor, 29 Ocak 2025 (AFP)
Yerinden edilmiş Filistinliler, Gazze Şeridi'nin kuzey kesimlerine doğru yol alıyor, 29 Ocak 2025 (AFP)

Nebil Fehmi

Donald Trump, Gazze'nin yeniden inşası kapsamında Ürdün ve Mısır'a daha fazla Filistinliyi kabul etmeleri çağrısında bulundu, ardından da Gazze'nin küçük bir yüzölçümüne sahip olması nedeniyle Filistinlilerin bu ülkelerdeki ikametinin daha uzun süreli olabileceğini açıkladı.

Açıklama Ürdün ve Mısır kamuoyunda çok olumsuz tepkilere yol açtı. Ek olarak, resmi hükümet açıklamaları da öneriye ilişkin derin bir rahatsızlığı yansıttı. Trump’ın bu açıklamasına getirilen en iyimser yorum, Trump'ın davanın detaylarına aşina olmadığı ve açıklamasının onun kaba ve sert alışılmışın dışındaki uygulamaları bağlamında yapıldığı yönündeydi. Kendisi gerçekten de davanın kökeninden ve hassasiyetinden habersiz bir zorba ama bu açıklama kendiliğinden ortaya çıkmış bir açıklama olmayıp birçok tehlikeyi de içinde barındırmaktadır. Bunu geçici bir açıklama olarak düşünenler yanılıyor, ciddiyetini ve sonuçlarını küçümseyenler ise suçlu sayılmalılar. Çünkü amacı kötü niyetli ve sonuçları varoluşsaldır ve bu önerinin Büyük İsrail'in Yahudilere ait olduğu konusunda ısrar eden İsrail ile ABD'deki Yahudi ve Hristiyan sağı arasında, açık ve büyüyen bir siyasi arka planı bulunmaktadır. Bu düşünce, geçmişte İsrail hükümetindeki bakanlar tarafından ve yeni yönetimdeki Ortadoğu’dan sorumlu ve kendisini benimseyen yetkililerin çoğu tarafından da defalarca tekrarlandı.

Dolayısıyla meselenin çok ciddiye alınması gerekiyor. Zira bu, Filistin kimliğini sulandırmaya ve sorunu çeşitli yöntemlerle ortadan kaldırmaya yönelik kötü niyetli ve tamamlanmış bir planın parçası ve yeni yönetimin ilk atışıdır. ABD’deki “realist”, İsrail ve siyasi arenanın sağındaki destekçileri arasındaki ideolojik perspektifle, İsrail ve Amerikan yönetiminin siyasi söyleminde bu plan benimsenecek ve pazarlanacaktır. Konunun maddi ve rakamsal olarak ele alınması, hak ve haksızlık ayrımı gözetmeksizin, her davanın bir maliyeti ve her tarafın bir bedeli olduğu düşüncesiyle, her meselenin pratik çözümleri olduğuna inanan iş adamı Trump'ın düşünce tarzıyla örtüşüyor.

Arap tarafların olumlu karşılamamasına rağmen Trump'ın öneriye bağlı kalacağını vurgulaması şaşırtmadı. Önümüzdeki haftalarda ABD'nin Ürdün ve Mısır ile yoğun temaslarda bulunarak bu öneriyi kabul etmeleri için teşvikler sunması yahut reddetmeleri halinde onları açıkça karşı adımlar ve Amerikan yardımının azaltılması ile tehdit etmesi bekleniyor. Öneriyi kabul etmemeleri halinde, onlara ABD'nin uluslararası finans kuruluşlarındaki etkisinin hatırlatılması ve uyarıda bulunulması da bekleniyor. Bunlar sert ve açık diplomasinin hakim olduğu bir çağda yaşadığımızı yansıtan yeni uygulamalardır.

Trump'ın seçimi kazanmasının ardından birçok ülke onunla iyi ilişkiler kurmaya, ya da en azından onunla çatışmaktan kaçınmaya çalışıyor. Bunların arasında Rusya, Çin ve Avrupalı müttefikler gibi bazı büyük ülkeler de yer alıyor. Ancak Trump'ın çatışmacı tutumlarını sürdürmesi, ulusal sınırları aştığını hissettiklerinde Danimarka, Panama, Meksika ve Kanada'nın verdiğini gördüğümüz tepki gibi, dostları ve müttefikleri arasında bile pek çok doğrudan ve olumsuz tepkiye yol açtı. Katılmak ve son derece ciddi bir konuyu görmezden gelmek kabul edilemez olduğu için, doğal olarak yeni Amerikan başkanıyla doğrudan çatışmayı tercih etmeseler de Ürdün ve Mısır'ın verdiği tepki, güçlü ve açık olma arasında bir dengeyi yansıttı. Ürdün'den yapılan açıklama Ürdün’ün Ürdünlülerin, Filistin'in de Filistinlilerin olduğunu vurguladı. Mısır, iki devletli çözüm ve Filistin devletinin kurulması dışındaki tüm önerileri reddettiğinin altını çizdi. Bunlar Filistin davasına en fazla destek veren ve İsrail-Filistin gerginliğinden, İsrail'in bu kahraman halka karşı aşikar adaletsizliklerinden doğrudan etkilenen iki ülkenin sabit ve istikrarlı pozisyonlarıdır. İki ülkenin pozisyonları, zorla göç ettirmenin milli güvenlikleri üzerindeki etkilerinin ciddiyetinin derinlemesine anlaşılmasından kaynaklanan derin tarihi köklere sahiptir. Burada amaç, zorla göç ettirilecek Filistinlilerin uygulamalarının iki ülkenin milli güvenliklerine etkisine karşı korkutmak değil, aksine bunun İsrail'in diğer yayılmacı politikalarını yansıtan geniş çaplı bir uygulama olması nedeniyle taşıdığı tehdide karşı uyarmaktır.

Trump ile hızlı bir çatışmadan kaçınmak mantıklı görünebilir ve bazıları bunu taktiksel olarak doğru görebilir; ancak bu, meseleyi temelden çözmüyor ve kaçınılmaz bir sonraki çatışma olasılıklarını ortadan kaldırmıyor. Çünkü Trump'ın en başından önerdiği şeyin yeni bir siyasi çatışma olduğunu ve bazı Arap ülkelerinin buna karşı çıkmasıyla bu çatışmanın sona ermeyeceğini düşünüyorum. İsrail ve ABD tarafından daha fazla baskı ve tırmandırmaya, aynı amaca ulaşmak için yapılacak talep veya manevraların tekrarlanmasına tanık olacağımızı tahmin ediyorum. Bunların çoğunun birçok ülkenin kendisiyle şahsen bir çatışma yaşamamaya önem vermesinden yararlanmaya çalışacak olan Trump’ın kendisi tarafından ortaya atılmasını bekliyorum. Söylediğim gibi, ilk adım daha fazla ekonomik baskı olacak, bunu Gazze Anlaşması tam olarak uygulanana kadarki geçiş dönemi boyunca veya geçici bir süre mültecilerin kabul edilmesi veya başka ülkelere gönderilmesi önerisinin geliştirilmesi aşaması takip edecek ya da eşlik edecek. Bilindiği üzere İsrail'in mültecilerin geri dönüşüne izin verdiğine dair hiçbir emsal bulunmuyor, ama Mısır ve Ürdün bunu hoş karşılamadı diye bu fikirden vazgeçilmesi de pek mümkün görünmüyor. Çünkü zorla göç ettirme, Filistin davasının içeriğini boşaltmak ve İsrail devletinin Yahudiliğine yönelik en büyük tehlikeyi azaltmak için temel bir adımdır. Önerinin, Gazze'nin yeniden inşası ve Filistinlilerin zorla göç ettirilmesinin maliyetinin büyük bir yüzdesini Arapların üstlenmesinin yanı sıra, daha fazla sayıda Filistinlinin Mısır ve Ürdün dışında çeşitli Arap ülkelerine gönderilmesini kapsayacak şekilde geliştirilmesi olasılığını dışlamıyorum.

Bu ve benzeri sebeplerden dolayı, Arap ülkelerinin büyük çoğunluğunun bu konuya özel bir önem vermesi ve bu konuyla ciddi ve neredeyse kolektif bir şekilde etkileşimde bulunması gerekmektedir.  Zira amacı Filistinliler ile Arap dünyasının milli hayalini ortadan kaldırmaktır ve Ürdün ile Mısır tek başlarına bunun gerçekleştirileceği alanlar ve hedeflenen mekanizmalar değildir. Filistinliler, Ürdün ve Mısır ile sınırlı kalmayıp, birçoğunun çıkarlarını etkileyebilecek bu tehlikeli gelişme karşısında kolektif pozisyonlarının birbirine daha yakın ve sağlam olduğu göz önüne alındığında, tamamen olmasa bile Arapların topluca harekete geçmesi, Amerikan baskısının her birine olan etkisini azaltacaktır. Gerilimin tırmanmasını ve keskin çatışmayı önlemenin en iyi yolu, Arap dünyasının öneriyi hızla, açıkça ve alenen reddetmesidir. Öneriyi erkenden ve net bir şekilde reddedip iki devletli çözüme bağlı olduğunu açıklayarak, kökünden söküp atmasıdır. Gazze'de ateşkes sonrası dönemde iş birliği için siyasi bir uzlaşının mevcudiyetinin ve zorla göç ettirme planlarının durdurulmasının şart koşulmasıdır. Zorla göç ettirme, uluslararası hukuk kurumlarına sunulduğu gibi insanlığa karşı bir suç ve soykırım aracı olduğundan, Arapların da zorla göç ettirilme sorununa karşı çabalarını uluslararası platformlarda aktif hale getirmeleri gerekmektedir.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan  çevrilmiştir.



İran’ın ekonomik çöküşü Trump için geç kalmış olabilir

Tahran’daki yerel bir pazarda alışveriş yapan İranlı bir kadın, 28 Nisan 2026 (Reuters)
Tahran’daki yerel bir pazarda alışveriş yapan İranlı bir kadın, 28 Nisan 2026 (Reuters)
TT

İran’ın ekonomik çöküşü Trump için geç kalmış olabilir

Tahran’daki yerel bir pazarda alışveriş yapan İranlı bir kadın, 28 Nisan 2026 (Reuters)
Tahran’daki yerel bir pazarda alışveriş yapan İranlı bir kadın, 28 Nisan 2026 (Reuters)

Savaş ve sonrasında yaşananlar, haftalar içinde İran'ın zaten vahim olan ekonomik sorunlarını daha da kötüleştirdi ve savaş sonrası bir felaketin habercisi oldu. Ancak Tahran, enerji ihracatını durduran ABD deniz ablukasına rağmen, şimdilik Arap Körfezi’ndeki çatışmaya dayanabilecek gibi görünüyor.

Büyük askeri operasyonların 8 Nisan’da başlayan ateşkesle durmasının ardından, İran, ABD ve İsrail arasındaki durum donma noktasına geldi. Savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakerelerde tıkanıklık yaşanırken, İran, Hürmüz Boğazı’nı kapalı tutuyor ve ABD, İran’ın Körfez’e kıyısı olan limanlarına deniz ablukası uygulamaya devam ediyor.

Altyapı ve sanayiye büyük zararlar gelmiş olmasına ve petrol ihracatının düşmesine rağmen İran, iç piyasasında yeterli stoklarla ve komşuları ile istikrarlı bir ticaretle ayakta kalabiliyor. Devlet gelirlerindeki kayıplara rağmen, mevcut ablukadan kaynaklanan acil bir baskıya dair sadece sınırlı göstergeler ortaya çıkmış durumda.

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın bu ekonomik ‘güç gösterisinde’ ilk önce geri adım atacağını umuyordu, ancak dünya genelinde enflasyon yükselirken ve Kongre ara seçimleri yaklaşırken, bu bekleyişin uzun sürebileceği görünüyor.

Tahran’daki bir marketten alışveriş yapan İranlı bir adam, 28 Nisan 2026 (Reuters)Tahran’daki bir marketten alışveriş yapan İranlı bir adam, 28 Nisan 2026 (Reuters)

Direniş ekonomisi

Uzmanlara göre İran liderleri, ülkenin Batılı karar alıcıların beklediğinden daha uzun süre dayanabileceğine inanıyor. Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre bu inanç, sıkı bir güvenlik kontrolüne ve ‘direniş ekonomisi’ anlayışına dayalı olarak iç kaynakların mobilize edilmesine ve kara sınırları üzerinden ticaret yapılmasına dayanıyor.

İran’ın dini liderleri ve Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), İslam Cumhuriyeti için varoluşsal bir tehdit olarak gördükleri bu durumu aşabilmek için, ülke üzerindeki demir yumruklarını kullanarak, Washington ile kalıcı bir anlaşma sağlanana kadar ayakta kalmayı planlıyor. Uzmanlar, İran yönetiminin, baskı araçlarını ve halkın tasarruflarını kullanarak, Washington ile bir anlaşmaya varılana kadar direneceklerini belirtiyor.

Savaşın yol açtığı ekonomik zarar ve yaklaşan bir ekonomik kriz olasılığı, güvenilir resmi verilerin eksikliği ve ocak ayında başlayan internet kesintileri nedeniyle tam olarak tahmin edilemiyor.

Reuters, bu ay yaptığı haberde, durumun kötüleştiğini ve İran yetkililerinin yeni protesto dalgalarının patlak vermesinden endişe ettiğini bildirdi. Yetkililer, ülkenin, yaptırımlar kaldırılmadığı takdirde felakete sürükleneceği konusunda uyardı.

Uzmanlar, bu yıl İran’ın gayri safi yurtiçi hasılasının (GSYİH) çift haneli bir oranda küçülmesini bekliyor. İran riyali geçen yıl yüzde 70 değer kaybetti, bu da enflasyonu daha da arttırarak, ocak ayında büyük çaplı protestoların patlak vermesine yol açtı.

Riyal son birkaç günde yüzde 15 değer kaybetti, ancak halen savaş öncesi seviyelerine yakın bir noktada bulunuyor.

Kısa vadede mali baskılara dair fazla bir gösterge yok. Yetkililer banka çekimlerini kısıtlamadı, temel gıda maddeleri veya yakıt için kota koymadı, devlet çalışanlarının maaş ödemelerinde gecikme yaşanmadı. Market rafları halen dolu ve işletmeler ile bankalar faaliyetlerini sürdürüyor.

13-25 Nisan arasında yapılan sevkiyat verileri, bu dönemde tankerlerle yüklü bir milyondan fazla varilden sadece 300 bin varilinin Hint Okyanusu’na hareket ettiğini gösterdi. Depolama kapasitesinin sınırlı olmasına rağmen, enerji sektöründeki analistler, İran’ın üretimi düşürmeden önce iki ay daha dayanabileceğini öngörüyor.

Tahran, savaşın başındaki yaptırım muafiyet döneminde enerji satışlarından ek gelir elde etti. İran, kara yoluyla sınırlı miktarda petrol ihraç ediyor, ancak bu deniz yoluyla uygulanan ablukayı telafi etmek için yeterli değil.

Tahran’daki yerel bir pazardan alışveriş yapan İranlılar, 28 Nisan 2026 (Reuters)Tahran’daki yerel bir pazardan alışveriş yapan İranlılar, 28 Nisan 2026 (Reuters)

İran Merkez Bankası’ndan üst düzey bir yetkili Reuters’a yaptığı açıklamada, ülkenin gerektiğinde kullanılabilecek büyük miktarda altın rezervine sahip olduğunu ve Tahran’ın, yaptırımlardan yıllarca kaçınma deneyimiyle, ithalatlarını sürdürmek için gerektiğinde küçük bir ek ödeme yapma yoluna gidebileceğini belirtti.

Kpler Tarım Emtiaları Baş Analisti Ishan Bhanu, İran’ın bölgedeki en büyük gıda ithalatçısı olduğunu vurguladı, ancak aynı zamanda bölgedeki en düşük gıda güvensizliği seviyelerine sahip ülke olduğunu da ekledi.

Bhanu, İran’daki gıda güvenliği durumunun, özellikle yaklaşan hasat sezonunun beklenenden daha iyi olacağı öngörüsüyle iyileşmeye devam ettiğini söyledi. Bu durum, ülkenin bu yıl buğday ithalatına duyduğu ihtiyacın azalmasına yol açarak, deniz ablukasının gıda sevkiyatlarına genişlemesi riskini de düşürüyor ve döviz harcamalarını ertelemeye olanak tanıyor.

Ayrıca, takip edilen gemi hareketlerine dikkat çeken Bhanu, ABD ablukasının şu ana kadar sadece Körfez’e kıyısı olan limanlarla sınırlı olduğunu, ancak İran’ın Umman Denizi’ne açılan Çabahar Limanı’na etkisi olmadığını, ayrıca ablukayı daha çok petrol tankerlerine odaklandığını belirtti.

Türkiye, Irak ve Pakistan’dan Reuters’a yapılan açıklamalarda ise sınır ticaretinde herhangi bir düşüşe dair şu ana kadar bir işaret olmadığı belirtildi. Rusya Tarım Bakanlığı verilerine göre Moskova, bu yıl Hazar Denizi üzerinden ticareti artırmış durumda; Ocak-Mart döneminde Hazar üzerinden 500 bin ton mısır, 180 bin ton arpa ve 4 bin ton buğday sevk etti, böylece Körfez’deki ablukayı aşarak ticaret yaptı.

Ağır ekonomik sıkıntılar

İran Meclisi Tarım Komisyonu Başkanı Muhammed Cevad Askeri, resmi medya organlarına yaptığı açıklamada, Trump’ın ocak ayında artan askeri tehditleriyle birlikte İran’ın altı aylık temel ihtiyaçları karşılayacak kadar ithalat yapmaya başladığını belirtti.

Çatışmanın patlak vermesinin hemen ardından Merkez Bankası, küçük kredilere uygulanan gecikme faizlerinden muafiyet getirerek, bankalardan yapılan para çekme limitlerini yükselten bir destek paketini devreye soktu. Bu adımlar, mevduat sahiplerine güven vermeyi amaçlıyordu.

Buna rağmen Tahran ciddi ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalmış durumda; İranlı şirketler, fiyatların artması, tedarik zincirlerinin aksaması ve internet kesintileri nedeniyle zorluk yaşıyor. Bu durum, işsizlik oranlarının artmasına neden oldu.

Tahran’da bir döviz tüccarı, İran riyali değer kaybederken 100 dolarlık banknotları sayıyor. (Reuters)Tahran’da bir döviz tüccarı, İran riyali değer kaybederken 100 dolarlık banknotları sayıyor. (Reuters)

Pirinç ve tahıl tüccarı Abbas İsmailzade, “Temel gıda maddelerinin, özellikle de insanların beslenmesiyle doğrudan bağlantılı olan ürünlerin fiyatlarındaki artış, tüccarlar üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor” diyerek, savaşın başından itibaren satışlarının yaklaşık yüzde 40 oranında azaldığını belirtti.

Mekanikçi Hüseyin Amiri ise atölyesine gelen müşteri sayısının savaş öncesine göre büyük ölçüde düştüğünü ifade etti. Amiri, “İşimiz neredeyse durdu” diyerek, durumun çok daha kötüye gidebileceği uyarısında bulundu.

İran hükümeti, halk arasında yeni bir protesto dalgası endişesi taşıyor. Ocak ayında yaşanan huzursuzluklar, son yılların en kanlı protesto dalgasıyla sona ermiş ve binlerce gösterici hayatını kaybetmişti.

Uzmanlar, İran’ın, Washington ile yapacağı herhangi bir anlaşmada yaptırımların hafifletilmesini içeren bir maddeyi mutlaka dahil etmesi gerektiğini, aksi takdirde yaklaşan ekonomik felaketi önlemenin imkânsız olacağına dikkat çekiyor.


Trump, özel görüşmelerinde kendisini "gelmiş geçmiş en güçlü insan" olarak tanımlıyor

ABD Başkanı Donald Trump, 30 Nisan 2026'da Washington, D.C.'deki Beyaz Saray'ın Oval Ofisi'nde düzenlenen başkanlık kararnamesi imzalama töreninde basın mensuplarının sorularını yanıtlıyor (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump, 30 Nisan 2026'da Washington, D.C.'deki Beyaz Saray'ın Oval Ofisi'nde düzenlenen başkanlık kararnamesi imzalama töreninde basın mensuplarının sorularını yanıtlıyor (EPA)
TT

Trump, özel görüşmelerinde kendisini "gelmiş geçmiş en güçlü insan" olarak tanımlıyor

ABD Başkanı Donald Trump, 30 Nisan 2026'da Washington, D.C.'deki Beyaz Saray'ın Oval Ofisi'nde düzenlenen başkanlık kararnamesi imzalama töreninde basın mensuplarının sorularını yanıtlıyor (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump, 30 Nisan 2026'da Washington, D.C.'deki Beyaz Saray'ın Oval Ofisi'nde düzenlenen başkanlık kararnamesi imzalama töreninde basın mensuplarının sorularını yanıtlıyor (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump, eski bir reality show yıldızı olarak bilinen geçmişine rağmen son günlerde müttefiklerine göre kendisini “tarihte yaşamış en güçlü insan” gibi tanımlayan açıklamalar yapıyor.

İngiliz The Independent gazetesinin aktardığına göre, Trump’a yakın bir isim The Atlantic dergisine verdiği demeçte, Trump’ın “son zamanlarda kendisini gelmiş geçmiş en güçlü insan olarak gördüğünü” söyledi. Aynı kaynak, Trump’ın “büyük gücü ve güçlü iradesi sayesinde başkalarının yapamadığı şeyleri yapan kişi olarak hatırlanmak istediğini” ifade etti.

ABD yönetiminden bir yetkili de dergiye yaptığı açıklamada, Trump’ın “siyasi hesaplarla sınırlı olmadığını ve siyasi çıkarlar yerine doğru olanı yapabildiğini” savundu; bu yaklaşımın İran’a yönelik saldırı kararını da açıkladığını belirtti.

Beyaz Saray Sözcü Yardımcısı Olivia Wells ise The Independent’a yaptığı açıklamada, Trump’ın her gün “güçlü, güvenli ve refah içinde bir Amerika için mücadele ettiğini” belirtti ve “onun ilgilendiği tek miras, Amerika’yı her zamankinden daha büyük yapmak” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'ın Oval Ofisinde gazetecilere konuşuyor, 30 Nisan 2026 (AP)ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'ın Oval Ofisinde gazetecilere konuşuyor, 30 Nisan 2026 (AP)

Haberde, Trump’a yakın çevrelerin onun küresel tarih içinde merkezi bir figür olarak kendini gördüğünü düşündüğü belirtilirken, Trump’ın da bu algıyı zaman zaman açıkça dile getirdiği aktarıldı.

Trump, Beyaz Saray Muhabirleri Derneği etkinliğine yönelik silahlı saldırı girişiminin ardından yaptığı açıklamada, suikastlar üzerine yaptığı çalışmalardan bahsederek, Abraham Lincoln gibi “en etkili insanların hedef alındığını” söylemişti.

Ayrıca Trump ve destekçilerinin, federal kurumlarda, pasaportlarda, para birimlerinde ve bazı anıtsal yapılarda kendi isim ve görüntüsünün daha fazla yer almasını savunduğu; Beyaz Saray’ın doğu kanadının yıkılarak yeni bir salon inşa edildiği ve bunun başkanlık merkezini onun vizyonuna göre yeniden şekillendirdiği ifade edildi.

Haberde ayrıca Trump’ın bazı açıklamalarında kendisini “kral” olarak nitelendirdiği ve ABD Anayasası’na aykırı olarak üçüncü bir dönem için aday olma fikrini de kamuoyunda gündeme getirdiği belirtildi.


Amerika Birleşik Devletleri, "Sumud Filosu"nun Gazze'ye ulaşma girişimini kınadı

Gazze'ye gitmeyi amaçlayan "Küresel Sumud Filosu" bünyesindeki gemiler pazar günü İspanya'nın Barselona limanında demirledi (EPA)
Gazze'ye gitmeyi amaçlayan "Küresel Sumud Filosu" bünyesindeki gemiler pazar günü İspanya'nın Barselona limanında demirledi (EPA)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, "Sumud Filosu"nun Gazze'ye ulaşma girişimini kınadı

Gazze'ye gitmeyi amaçlayan "Küresel Sumud Filosu" bünyesindeki gemiler pazar günü İspanya'nın Barselona limanında demirledi (EPA)
Gazze'ye gitmeyi amaçlayan "Küresel Sumud Filosu" bünyesindeki gemiler pazar günü İspanya'nın Barselona limanında demirledi (EPA)

Amerika Birleşik Devletleri, Gazze’ye doğru yola çıkan ve İsrail tarafından durdurulan “Küresel Sumud Filosu”nu kınayarak, müttefik ülkelerin bu gemilerin kendi limanlarından ayrılmasını engellemesi gerektiğini bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott dün yaptığı açıklamada, “Uluslararası hukuka uygun olarak limanlar, kıyı devletlerinin tam egemenlik yetkisi kullandığı iç sulardır. ABD, tüm müttefiklerinden bu sonuçsuz siyasi girişime karşı kararlı adımlar atmalarını; filoya katılan gemilerin limanlara girişini, demirlemesini, ayrılmasını veya yakıt ikmali yapmasını engellemelerini beklemektedir” ifadelerini kullandı.

Pigott ayrıca, ABD’nin “Hamas yanlısı bu filoya destek verenleri sorumlu tutmak için elindeki araçları kullanacağını ve müttefiklerinin bu yönde atacağı hukuki adımları destekleyeceğini” belirtti.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre “Küresel Sumud Filosu” girişimi, İsrail’in Gazze Şeridi’ne uyguladığı ablukayı kırmaya yönelik son girişim olarak öne çıkıyor. Abluka, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’in güneyine düzenlediği benzeri görülmemiş saldırının ardından başlayan ve iki yılı aşkın süredir devam eden savaş bağlamında sürüyor.

Öte yandan, sol eğilimli hükümetinin politikaları sık sık ABD Başkanı Donald Trump ile ayrışan İspanya, İsrail’in filoya müdahalesini kınadı ve Madrid’deki İsrail maslahatgüzarını Dışişleri Bakanlığı’na çağırdı.