Avrupa: Bizim katılımımız olmadan Ukrayna'da adil ve sürdürülebilir barış olamaz

Altı Avrupa ülkesi ve Ukrayna'nın dışişleri bakanları Paris'teki toplantıda (Reuters)
Altı Avrupa ülkesi ve Ukrayna'nın dışişleri bakanları Paris'teki toplantıda (Reuters)
TT

Avrupa: Bizim katılımımız olmadan Ukrayna'da adil ve sürdürülebilir barış olamaz

Altı Avrupa ülkesi ve Ukrayna'nın dışişleri bakanları Paris'teki toplantıda (Reuters)
Altı Avrupa ülkesi ve Ukrayna'nın dışişleri bakanları Paris'teki toplantıda (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in “derhal” görüşmelere başlama kararı almasının ardından dün gece Paris'te bir araya gelen altı Avrupa ülkesi ve Ukrayna Dışişleri Bakanları, Moskova ve Kiev arasındaki savaşı durdurmak için Avrupa ve Kiev'in “her türlü müzakereye katılması” gerektiğini belirtti.

Fransa, Almanya, Polonya, İtalya, İspanya, İngiltere ve Ukrayna dışişleri bakanları yaptıkları ortak açıklamada, savaşı durdurmak için “Amerikalı müttefiklerimizle ileriye dönük yolu müzakere etmek istiyoruz” dediler. Yedi bakan birkaç saat süren toplantının ardından yayınladıkları açıklamada, “Ortak hedeflerimiz, Ukrayna'yı güçlü bir konuma getirmek olmalıdır. Ukrayna ve Avrupa her türlü müzakereye katılmalıdır” ifadelerini kullandı.

Avrupa ülkelerinin “Rus saldırganlığı karşısında” Ukrayna'nın “bağımsızlığı, egemenliği ve toprak bütünlüğüne” olan bağlılıklarının hatırlatıldığı açıklamada, “Ukrayna'nın güçlü güvenlik garantilerinden yararlanması gerektiği” ifade edildi. Açıklamada “Ukrayna'da adil ve kalıcı bir barışın sağlanmasının güçlü bir transatlantik güvenlik için gerekli koşul olduğu” vurgulandı.

Toplantı öncesinde Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barro “Avrupalıların katılımı olmadan Ukrayna'da adil ve sürdürülebilir bir barış sağlanamaz” derken, Alman mevkidaşı Annalina Berbock ve İspanyol mevkidaşı Jose Manuel Alvarez-Bueno, Ukrayna ile ilgili herhangi bir kararın “Ukrayna olmadan” alınamayacağını vurguladı. “Demokratik yollarla seçilmiş bir hükümete sahip egemen bir ülkeden bahsediyoruz. Avrupa güvenliğini etkileyen herhangi bir karar- ki Rusya'nın Ukrayna'daki saldırganlığı doğrudan Avrupa güvenliğini tehdit etmektedir- Avrupa olmadan alınamaz” ifadelerini kullandı.

Berböck birkaç dakika sonra “Ukrayna'ya ilişkin hiçbir kararın Ukrayna olmadan alınamayacağı” yönündeki görüşünü yineledi ve Avrupa'nın “birlik içinde kalması” gerektiğini vurguladı. Polonyalı Bakan Radoslaw Sikorski ise Ukrayna'ya verilen desteğin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, “yakın transatlantik işbirliği” çağrısında bulundu.

Paris'te Avrupa savunması ve Ukrayna konulu bir toplantı düzenleyen bakanlar, ABD başkanlığına göre Ukrayna'daki çatışmayı sona erdirmek için “derhal” müzakerelere başlama konusunda anlaşan Trump ve Putin arasında bir saatten biraz fazla süren bir telefon görüşmesine denk geldi. Noel-Barro, “Ukrayna'yı terk etmek, Ukrayna'yı teslim olmaya zorlamak, en güçlülerin hukukunun nihai olarak kutsanması ve gezegendeki tüm tiranlara komşularını cezasızlıkla işgal etmeleri için bir davet olacaktır” dedi. Dünyanın bir “cangıl” olmadığını söyleyen İspanya Dışişleri Bakanı, “İkinci Dünya Savaşı'nın sonundan bu yana herkesin yararına işleyen BM Şartı'na dayalı bir dünya düzenimiz var” ifadesini kullandı.

Bu arada dün Brüksel'e bir ziyaret gerçekleştiren ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Trump'ın NATO ve Ukrayna konusundaki kırmızı çizgilerini özetledi. Hegseth, Ukrayna'nın Kırım da dahil olmak üzere 2014 öncesi sınırlarına dönmesini öngörmenin “gerçekçi” olmadığını söyledi. Hegseth'e göre Ukrayna'nın barış görüşmelerinin ardından Atlantik İttifakı'na katılması da “gerçekçi değil”.



Netanyahu: İran’daki rejimin çöküşü yaklaşıyor

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
TT

Netanyahu: İran’daki rejimin çöküşü yaklaşıyor

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Pazartesi günü, Tahran’daki mevcut rejimin yakın zamanda düşeceğini ifade etti.  Netanyahu “O gün yaklaşıyor; cesur İran halkı baskıdan kurtulacak” ifadelerini kullandı.

Netanyahu, “Bu operasyonu, İran’ın varoluşsal tehditleri yeniden canlandırma girişimlerini engellemek amacıyla başlattık. Aynı zamanda, cesur İran halkının baskıdan kurtulması için gerekli koşulları oluşturmayı da görev biliyoruz” dedi.

fdghyju
Tahran’a düzenlenen saldırılar sonucu yükselen dumanlar (AP)

Başbakan, Kudüs yakınlarındaki Beit Shemesh’te, Pazar günü düzenlenen ve dokuz kişinin hayatını kaybettiği İran roket saldırısının gerçekleştiği saldırı alanını ziyaret ederken, “O gün yaklaşıyor. Geldiğinde, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri cesur İran halkının yanında olacak… Her şey onlara bağlı” dedi.


Rubio: ABD, İsrail’in planlarını öğrenince İran’a önleyici saldırı düzenledi

ABD Başkanı, 28 Şubat 2026’da İran’a düzenlenen askeri operasyonlar sırasında, Palm Beach, Florida’daki Trump’a ait Mar-a-Lago tatil köyünde Beyaz Saray Genel Sekreteri Suzie Wiles ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşüyor (Reuters).
ABD Başkanı, 28 Şubat 2026’da İran’a düzenlenen askeri operasyonlar sırasında, Palm Beach, Florida’daki Trump’a ait Mar-a-Lago tatil köyünde Beyaz Saray Genel Sekreteri Suzie Wiles ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşüyor (Reuters).
TT

Rubio: ABD, İsrail’in planlarını öğrenince İran’a önleyici saldırı düzenledi

ABD Başkanı, 28 Şubat 2026’da İran’a düzenlenen askeri operasyonlar sırasında, Palm Beach, Florida’daki Trump’a ait Mar-a-Lago tatil köyünde Beyaz Saray Genel Sekreteri Suzie Wiles ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşüyor (Reuters).
ABD Başkanı, 28 Şubat 2026’da İran’a düzenlenen askeri operasyonlar sırasında, Palm Beach, Florida’daki Trump’a ait Mar-a-Lago tatil köyünde Beyaz Saray Genel Sekreteri Suzie Wiles ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşüyor (Reuters).

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington’un Cumartesi günü İran’a önleyici bir saldırı gerçekleştirdiğini açıkladı. Bakan, bu adımın, İsrail’in planladığı saldırıyı önceden öğrenmelerinin ardından atıldığını ve eylemin Amerikan askerlerini olası misillemeden korumayı amaçladığını ifade etti.

Rubio, Pazartesi günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Eğer onlar saldırıyı başlatmadan önce biz harekete geçmeseydik, daha büyük kayıplar verirdik” dedi.

Rubio, Washington’un İran halkının Tahran’daki hükümeti devirmesini umduğunu belirtirken, ABD operasyonunun esas amacının İran’ın balistik füze kapasitesini yok etmek ve ülkenin nükleer silah sahibi olmasını engellemek olduğunu vurguladı.


ABD’den Lübnan’ın Hizbullah’ın güvenlik faaliyetlerini yasaklama kararına övgü

Beyrut’un güney banliyösü Burc el-Baracine bölgesine düzenlenen İsrail saldırısının ardından yoğun yangınlar yükseldi (AP)
Beyrut’un güney banliyösü Burc el-Baracine bölgesine düzenlenen İsrail saldırısının ardından yoğun yangınlar yükseldi (AP)
TT

ABD’den Lübnan’ın Hizbullah’ın güvenlik faaliyetlerini yasaklama kararına övgü

Beyrut’un güney banliyösü Burc el-Baracine bölgesine düzenlenen İsrail saldırısının ardından yoğun yangınlar yükseldi (AP)
Beyrut’un güney banliyösü Burc el-Baracine bölgesine düzenlenen İsrail saldırısının ardından yoğun yangınlar yükseldi (AP)

ABD yönetiminde bir yetkili, Başkan Donald Trump döneminde, Hizbullah’ın Lübnan’ı ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaşın içine çekmesini, “Ortadoğu’da çatışmayı ciddi şekilde tırmandıran bir adım” olarak nitelendirdi. Öte yandan Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, ABD Başkanından bölgedeki “İran rejiminin en tehlikeli ajanlarından birini” ortadan kaldırmak için harekete geçmesini talep etti.

Graham, Fox News kanalına yaptığı açıklamada, “Sayın Başkan, Amerikan güçlerini İsrail ile birlikte ‘Hizbullah’a karşı harekete geçirin.Bu alçakları ortadan kaldırın. Ellerinde Amerikalıların kanı var.” Dedi. Graham, Tahran yanlısı örgütün İsrail’e roket ve insansız hava aracı (İHA) saldırıları düzenlemesinin, İran’ın çaresizliğini ve “Hizbullah’a olan bağımlılığını” gösterdiğini vurguladı.

Graham, “Burada bir fırsatımız var. Sadece İran’ın terör kalesini yıkmakla kalmıyoruz, aynı zamanda Ortadoğu’daki en tehlikeli ajanlardan birini de ortadan kaldırma şansımız var, o da Hizbullah. Sayın Başkan, yapın, hemen yapın. Onlar zayıf. Onları ortadan kaldırabiliriz ve yapmalıyız” şeklinde konuştu.

ABD’nin eski özel temsilcisi Amos Hochstein ise Başkanlar Joseph Avn ve Başbakan Nevvaf Selam’ın Lübnan’ı “Hizbullah’ın İran ile savaşın içine çekme girişiminden” koruma yönündeki tutumlarını övdü ve liderlerin Lübnan’ı “doğru yola götürdüğünü” ifade etti. Hochstein, X (eski Twitter) platformunda yaptığı paylaşımda, “Devletin üzerine kan emici bir terör örgütünün, Lübnan halkını çıkarı olmayan bir savaşa tekrar sürüklemesine izin verilemez. Hizbullah’ın herhangi bir askeri faaliyette bulunması engellenmeli” dedi. Hochstein, Lübnan ordusunu bu adımı derhal atmaya çağırdı.

ABD yönetimi, Hizbullah’ın İsrail’e yönelik saldırılarını Ortadoğu’daki gerilimi tırmandıran ciddi bir adım olarak görüyor. Yetkililer, ABD askerleri ve bölgesel güvenlik açısından riskleri değerlendirmek için örgütün hareketlerini yakından izliyor.

ABD yönetimi, Lübnan yetkilileriyle doğrudan iletişime geçerek, “Hizbullah ile çatışmanın tırmanmasının bölgesel savaşı derinleştirebileceğini” iletti. Diplomatlar, Lübnan’a İsrail’in, Hizbullah herhangi bir düşmanca operasyon başlatmadıkça Lübnan topraklarına saldırıları artırmayı planlamadığını bildirdi; bu, açıkça yeni bir cephe açılmasını önlemeye yönelik bir girişim olarak değerlendirildi.

Ancak son gelişmeler, bu çabaların beklenen sonuçları vermediğini ortaya koydu.