İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından Türkiye'nin siyasi geleceği

Seçimlerin 2028 yılında yapılması planlanıyor

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasını protesto eden bir gösterici polis memurlarının önünde Türk bayrağı tutarken, 23 Mart 2025 (Reuters)
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasını protesto eden bir gösterici polis memurlarının önünde Türk bayrağı tutarken, 23 Mart 2025 (Reuters)
TT

İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından Türkiye'nin siyasi geleceği

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasını protesto eden bir gösterici polis memurlarının önünde Türk bayrağı tutarken, 23 Mart 2025 (Reuters)
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasını protesto eden bir gösterici polis memurlarının önünde Türk bayrağı tutarken, 23 Mart 2025 (Reuters)

Ömer Önhon

Türkiye'de yaşanan son siyasi kriz, Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasının çok ötesine geçerek ülkenin geleceğini tehlikeye soktu.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı İmamoğlu 19 Mart'ta gözaltına alındı ve bundan dört gün sonra, 23 Mart'ta resmen ‘yolsuzlukla’ suçlandı. İmamoğlu, ‘terör örgütüne yardım etme’ suçlamasından beraat etmesine rağmen Başsavcılık, mahkemenin kararına itiraz etti.

İmamoğlu şu anda İstanbul'a yaklaşık 70 kilometre uzaklıkta bulunan ve yüksek profilli tutukluların kalmasıyla ünlü Silivri’deki Marmara Cezaevi'nde tutuluyor. Silivri'de yıllarca aralarında emekli subaylar, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, gazeteciler ve 2013 yılındaki Gezi Parkı protestolarına katılanların da bulunduğu çok sayıda kişi kaldı. Bu kişilere yöneltilen suçlamalar hükümeti devirmeye teşebbüsten terörizme destek vermeye kadar çeşitlilik gösteriyor.

Silivri'de gözaltına alınanlar arasında Gezi Parkı protestolarının planlayıcısı olmakla suçlanan iş insanı Osman Kavala, şimdiki Eşitlik ve Demokrasi Partisi'nin (EDP) öncülü olan Kürt yanlısı Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP) eski eş başkanı Selahattin Demirtaş ve Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ öne çıkıyor. İmamoğlu şimdi Silivri’deki bu önde gelen isimler kervanına katıldı.

Yasal olarak atılacak bir sonraki adım, mahkemenin bir iddianame hazırlaması ve ardından İmamoğlu ve diğer tutukluların yargılanması olacak olsa da henüz herhangi bir takvim belirlenmiş değil.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve muhalefet kanadındaki diğer partilerin yüz binlerce destekçisinden oluşan büyük kalabalıklar, İmamoğlu'nun tutuklanmasından bu yana her gün, başında bulunduğu İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin bulunduğu Sarnıç Meydanı'nda toplanıyor. Hükümeti ve yargıyı protesto ediyor, İmamoğlu ve diğer tutuklularla dayanışma içinde olduklarını ifade ediyorlar.

Türkiye'nin hemen her şehrine yayılan gösterilerde üniversite öğrencileri başrolü üstlenirken ilginç bir şekilde rahatlık ve özgürlük arayışında olan bir nesil olarak bilinen ‘Z Kuşağı’ üyeleri beklenmedik bir kararlılık ve direnç gösterdi.

cvfgbh
CHP’li İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul'da Çağlayan Adliyesi olarak bilinen Adalet Sarayı'nda adli makamlara ifade verdikten sonra destekçilerine seslendi, 31 Ocak 2025 (Reuters)

Öte yandan polis İzmir, Ankara ve İstanbul'da protestoculara karşı birçok kez tazyikli su ve göz yaşartıcı gaz kullandı. Çatışmalar hafif yaralanmalara sebep olurken, herhangi bir ölüm olayı ya da ciddi hasar rapor edilmedi. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, beş gün süren olaylar sırasında 123 polis memurunun yaralandığını ve aralarında çok sayıda gazetecinin de bulunduğu bin 133 kişinin gözaltına alındığını açıkladı.

Gelecekte bizi ne bekliyor?

Yasal olarak atılacak bir sonraki adım, mahkemenin bir iddianame hazırlaması ve ardından İmamoğlu ve diğer tutukluların yargılanması olacak olsa da henüz herhangi bir takvim belirlenmiş değil. Türkiye'de yargıya yönelik temel eleştirilerden biri, iddianame hazırlamanın ve mahkemeye çıkmanın uzun zaman alması. Tutuklular davaları görülmeden aylarca hatta yıllarca cezaevinde kalabiliyor. Örneğin Ümit Özdağ 63 gündür cezaevinde hakkındaki iddianamenin hazırlanmasını bekliyor.

CHP, İmamoğlu'nun olası cumhurbaşkanlığı adaylığına yönelik kamuoyu desteğine dair nabız yoklaması yapmak için 1,7 milyon üyesinin yanı sıra genel kamuoyuna açık bir iç ön seçim yaptı.

İdari olarak hem İBB Başkanı İmamoğlu hem de Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık yolsuzluk suçlamasıyla tutuklandılar, ancak terörle ilgili suçlamalardan -en azından mevcut aşamada- aklandılar. Bu da haleflerinin, ana muhalefet partisi CHP'nin çoğunlukta olduğu belediye meclisleri tarafından seçileceği ve belediye başkanlığının partinin elinde kalacağı anlamına geliyor. İBB ve Beylikdüzü belediye başkan vekillerinin bugün seçilmesi planlanıyor.

Öte yandan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ‘terörü desteklediği’ suçlamasıyla tutuklandı ve yerine seçimle vekil değil, kayyum atandı. Birçok kişi, yaygın protesto gösterileri olmasaydı, tutuklamalardan etkilenen muhalefete bağlı tüm belediyelere kayyum atanabileceğine inanıyor.

hyju
Tutuklanan İBB Başkanı ile dayanışma için İstanbul'da düzenleen yürüyüşte göstericiler pankartlar ve Türk bayrakları taşıdı, 23 Mart 2025 (AFP)

Muhalif politikacılar ve protestocular, yargıyı iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) lehine ‘açıkça önyargılı olmakla’ suçlayarak öfkelerini dile getirirken muhaliflere karşı hızlı ve kararlı bir şekilde hareket eden mahkemelerin -çoğunlukla gizli tanıkların ifadelerine dayanarak- eski başbakanlar, bakanlar ve belediye başkanları da dahil olmak üzere iktidar partisi yetkililerine yönelik belgelenmiş yolsuzluk ve suiistimal suçlamalarını görmezden geldiğini söylüyorlar.

Buna karşın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın destekçileri, muhalefeti ‘kaosu körüklemeye ve ülkeyi istikrarsızlaştırmaya çalışmakla’ suçluyor. Erdoğan'ın dünkü kabine toplantısının ardından sokaklara dökülen milyonları ‘vandallar’ olarak nitelendirmesi de tepkilere yol açtı. Muhalefet liderleri ve siyasi analistler, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu sözlerini, ‘destekçilerini harekete geçirmek ve kasıtlı olarak ortamı alevlendirmek suretiyle iktidarını güçlendirmek için toplumsal bölünmeleri istismar etmesinin bir başka örneği’ olarak değerlendirdiler.

Bu arada İmamoğlu'nun avukatları, mahkeme kararının yanı sıra üniversite diplomasını iptal eden bir diğer mahkeme kararını temyize götürmeye hazırlanıyor.

CHP, İmamoğlu'nun olası cumhurbaşkanlığı adaylığına yönelik kamuoyu desteğine dair nabız yoklaması yapmak için 1,7 milyon üyesinin yanı sıra genel kamuoyuna açık bir iç ön seçim yaptı. Türkiye'nin büyük şehirlerinde, belediye binalarından restoranlara kadar çeşitli mekanlarda oy verme merkezleri kuruldu.

Merkez Bankası, liranın yabancı para birimleri karşısında çöküşünü önlemek için müdahale ederek büyük miktarlarda döviz satışı yaptı. Rezervleri yaklaşık 25 milyar dolar azalttı. Bankacılık sektörü piyasa değerinin yüzde 25'ini kaybetti.

Tıpkı resmi seçimlerde olduğu gibi, insanlar sandık başına giderek İmamoğlu'nun fotoğrafı ve ‘adaylığını destekliyorum’ yazılı bir kağıdı sandığa attı. Bir günlük girişimin sonunda CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yaklaşık 15 milyon kişinin İmamoğlu'nun cumhurbaşkanlığı adaylığını desteklemek için oy kullandığını açıkladı. Bu kayda değer katılım, erken seçimlere yönelik halkın yaygın özleminin bir göstergesi olarak görüldü.

Olağan takvime göre Türkiye'de bir sonraki cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin 2028 yılında yapılması planlanıyor.

Anayasaya göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2028 yılında yeniden aday olamıyor. Ancak iktidardaki AK Parti bu engeli aşmaya kararlı görünüyor ve bunu yapmasına izin verebilecek birkaç anayasal mekanizma var. Meclisteki 600 milletvekilinden 360'ının anayasa değişikliği lehinde oy kullanması halinde, teklif referanduma sunulacak ve geçerli oyların çoğunluğunun desteğini alması halinde kabul edilecek. Eğer 400 milletvekili değişiklik lehinde oy kullanırsa, referanduma gerek kalmadan doğrudan kabul edilmiş olacak. AK Parti'nin 272, müttefiki Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) ise 47 milletvekili olmak üzere toplam 319 milletvekili bulunuyor. Ancak bu sayı gerekli olan 360 barajının altında kalıyor.

Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın önünde bir seçenek daha var. O da Seçim tarihinden önce parlamentoyu feshetmek. Ancak bu seçenek Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ikinci dönemini tamamlamadığını iddia etmesine ve böylece yeniden aday olmasına olanak sağlayabilir.

Erken seçime gidilip gidilmeyeceği ve gidilirse Ekrem İmamoğlu'nun aday olup olamayacağı henüz bilinmiyor. Ancak muhalefetin alternatifi yok değil. CHP lideri Özel, acil durum planları olduğunu belirtti.

Bu arada Türkiye’nin halihazırda art arda gelen krizlerle sarsılan ekonomisi, son siyasi çalkantıların yansımalarından da etkilendi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2023 yılında bakanlık görevini devraldığından bu yana ekonomik dengeyi yeniden sağlamaya çalışsa da sınırlı ilerleme kaydedebildi. Resmi verilere göre enflasyon oranı yüzde 39,05'e düşse de bu rakamlara şüpheyle bakılıyor. Aynı şekilde veriler döviz rezervlerinin arttığına işaret ediyor. Türkiye'nin kredi notu uluslararası kuruluşlar tarafından yükseltildi.

Türkiye’nin önde gelen ekonomistlerinden Mahfi Eğilmez'e göre son olaylar ekonomiye ağır bir darbe vurdu ve borsa yaklaşık iki trilyon lira değer kaybetti. Büyük bir sermaye çıkışı yaşandı. Kamu borcu risk oranı (CDS) 250'den 328 baz puana yükseldi.

Merkez Bankası, liranın yabancı para birimleri karşısında çöküşünü önlemek için müdahale ederek büyük miktarlarda döviz satışı yaptı. Rezervleri yaklaşık 25 milyar dolar azalttı. Bankacılık sektörü piyasa değerinin yüzde 25'ini kaybetti.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, İmamoğlu'nun tutuklanmasıyla eş zamanlı olarak Trump'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ‘harika bir görüşme’ yaptığını ve ikili ilişkilerde ‘olumlu gelişmeler’ beklediğini açıkladı.

Bakan Şimşek'in istifa edebileceğine dair söylentiler vardı, ancak kendisi sosyal medya üzerinden bunu yalanlayarak piyasaların istikrarını sağlamak için çalışmalarına devam ettiğini vurguladı.

Uluslararası tarafların tutumları, jeopolitik çıkarların ilkelerin ve ‘siyasi gerçekçiliğin’ hukukun üstünlüğüne bağlılığın önüne geçtiğini açıkça yansıtıyor.

Avrupa Parlamentosu'nun (AP) Türkiye Daimi Raportörü Nacho Sanchez Amor'un Ankara’yı ‘tam teşekküllü otoriter bir devlete doğru tam hızla ilerlemekle’ suçlayan büyük sözler sarf etmesine rağmen daha önce daha az ciddi olaylar nedeniyle Ankara'yı çok daha fazla eleştiren Avrupa Birliği (AB) liderleri, ürkek ve sulandırılmış açıklamalar yapmakla yetindiler.

AB, insan hakları konularından ziyade Türkiye'nin savunma kapasitesini ve bölgesel güvenliğini güçlendirmek için iş birliği yapmasını sağlamakla ilgileniyor gibi görünüyor. Aynı şekilde ABD de doğrudan bir eleştiriden kaçındı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tammy Bruce, Türkiye'nin iç meseleleriyle ilgili ayrıntılara girmeden, Washington'ın insan hakları ve adil yargılama konusundaki genel tutumunu yinelemekle yetindi.

v fgbhn
İBB Başkanı İmamoğlu’nun tutuklanmasını İBB binası önünde protesto edenler, 23 Mart 2025 (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, İmamoğlu'nun tutuklanmasıyla eş zamanlı olarak Trump'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ‘harika bir görüşme’ yaptığını ve ikili ilişkilerde ‘olumlu gelişmeler’ beklediğini açıkladı.

Öte yandan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın olası bir ABD ziyaretine hazırlık amacıyla ABD'li mevkidaşı Marco Rubio ile iki tarafı da ilgilendiren konuları görüşmek üzere yarın Washington'da olacak. Ancak İmamoğlu'nun tutuklanması ve buna eşlik eden siyasi krizin bu görüşmelerde öne çıkması pek olası görünmüyor.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Kurbanlarla ilgili hassas verilerin ortaya çıkmasının ardından... ABD Adalet Bakanlığı Epstein’e ait binlerce belgeyi geri çekti

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarındaki bir belgeden alınan fotoğraf, Epstein’ın 6 Temmuz 2019’da tutuklandığı sırada hazırlanan raporu gösteriyor. (AP)
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarındaki bir belgeden alınan fotoğraf, Epstein’ın 6 Temmuz 2019’da tutuklandığı sırada hazırlanan raporu gösteriyor. (AP)
TT

Kurbanlarla ilgili hassas verilerin ortaya çıkmasının ardından... ABD Adalet Bakanlığı Epstein’e ait binlerce belgeyi geri çekti

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarındaki bir belgeden alınan fotoğraf, Epstein’ın 6 Temmuz 2019’da tutuklandığı sırada hazırlanan raporu gösteriyor. (AP)
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarındaki bir belgeden alınan fotoğraf, Epstein’ın 6 Temmuz 2019’da tutuklandığı sırada hazırlanan raporu gösteriyor. (AP)

ABD Adalet Bakanlığı dün, Jeffrey Epstein ile ilgili birkaç bin belge ve ‘medya’ materyalini geri çektiğini açıkladı. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre, New York’ta bir mahkemeye başvuran avukatlar, hükümetin son yayınladığı belgelerdeki hassas bilgilerin sansürlenmesinde yapılan hatalar nedeniyle yaklaşık 100 mağdurun hayatının ‘alt üst olduğunu’ öne sürmüştü.

Yanlışlıkla ifşa edilen materyaller arasında mağdurların yüzlerinin göründüğü çıplak fotoğraflar, isimler, e-posta adresleri ve tam olarak gizlenmemiş diğer tanımlayıcı bilgiler yer alıyordu. Bakanlık, bunun ‘teknik veya insan hatasından’ kaynaklandığını belirtti.

ABD Başsavcısı Jay Clayton, Epstein ve ortağı Ghislaine Maxwell’e karşı açılan insan ticareti davalarını denetleyen yargıçlara yazdığı mektupta, bakanlığın mağdurların veya avukatlarının belirttiği materyallerin neredeyse tamamını, ayrıca hükümetin bağımsız olarak belirlediği ‘çok sayıda’ belgeyi geri çektiğini bildirdi.

Clayton, mağdurlar ve avukatlarının değişiklik talebinin ardından, bakanlığın ‘rapor edilen belgelerle ilgili protokollerini’ revize ettiğini açıkladı.

Yeni mekanizmaya göre, belgeler mağdurlar tarafından bildirildiği anda geri çekiliyor, ardından gözden geçirilip düzeltilmiş bir kopya yeniden yayımlanıyor ve işlemin ‘24 ila 36 saat içinde tamamlanması’ hedefleniyor.

Epstein mağdurlarını temsil eden iki avukat pazar günü, hükümetin isimleri ve diğer kişisel bilgileri gizleme konusundaki binlerce hatayı gerekçe göstererek mahkemeden ‘acil yargı müdahalesi’ talebinde bulundu.

Sekiz kadın, kendilerini Epstein mağduru olarak tanıtarak, yargıç Richard M. Berman’a gönderilen mektuba yorum ekledi. Kadınlardan biri, belgelerin açıklanmasının ‘hayatını tehdit ettiğini’ yazdı. Bir diğeri ise 51 materyalde banka bilgilerinin yer alması nedeniyle ölüm tehditleri aldığını, bunun sonucunda kredi kartlarını ve banka hesaplarını dondurmak zorunda kaldığını belirtti.

ABD Başsavcı Yardımcısı Todd Blanche, pazar günü ABC’nin ‘This Week’ programına verdiği röportajda, hassas bilgilerin gizlenmesi sürecinde bazı hataların meydana geldiğini, ancak Adalet Bakanlığı’nın hızlı bir şekilde müdahale etmeye çalıştığını söyledi.

Blanche, “Bir mağdur ya da avukatı, adının doğru şekilde gizlenmediğini bildirdiğinde, bunu derhal düzeltiyoruz. Bahsettiğimiz sayı, Amerikalıların anlayabilmesi için, toplam materyalin yüzde 0,001’ini geçmiyor” ifadelerini kullandı.

Buna karşın, AP’den onlarca gazeteci dosyaları inceleyerek, bazı belgelerde isimlerin gizlenmiş olmasına rağmen aynı dosyanın diğer kopyalarında açık bırakıldığını tespit etti.


Şemhani: İran nükleer silah edinmeyi hedeflemiyor

İran Dini Lideri Ali Hamaney’in danışmanı Ali Şemhani (AFP)
İran Dini Lideri Ali Hamaney’in danışmanı Ali Şemhani (AFP)
TT

Şemhani: İran nükleer silah edinmeyi hedeflemiyor

İran Dini Lideri Ali Hamaney’in danışmanı Ali Şemhani (AFP)
İran Dini Lideri Ali Hamaney’in danışmanı Ali Şemhani (AFP)

İran Dini Lideri Ali Hamaney’in danışmanı Ali Şemhani, bugün (Salı) yaptığı açıklamada, İran’ın nükleer silah edinmeyi hedeflemediğini söyledi.

İran devlet televizyonunun aktardığına göre Şemhani, Tahran’ın önceki beş müzakere turunda bu tutumunu açıkça dile getirdiğini belirterek, karşı tarafın da buna karşılık adımlar atması gerektiğini ifade etti.

Şemhani, zenginleştirilmiş uranyum stokunun miktarına ilişkin kesin bilginin bulunmadığını belirterek, “Stok enkaz altında kaldı. Güvenlik riskleri nedeniyle şu ana kadar çıkarılmasına yönelik bir girişim olmadı” dedi.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile temasların sürdüğünü kaydeden Şemhani, zenginleştirilmiş uranyum stokuna erişim ve miktarın tahmin edilmesine yönelik görüşmelerin, güvenlik koşulları gözetilerek devam ettiğini söyledi.

Şemhani ayrıca, İran’ın başka taraflarla değil, yalnızca ABD ile doğrudan ve pratik müzakerelere hazır olduğunu yineledi.

Bu açıklamalar, ABD ile İran arasında nükleer görüşmelerin yeniden başlatılabileceğine dair işaretlerin arttığı bir dönemde geldi. Amerikan ve İranlı kaynaklar, ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Irakçi’nin, bölgesel arabuluculuk çabaları kapsamında cuma günü İstanbul’da bir araya gelebileceğini belirtti.

ABD Başkanı Donald Trump da dün (Pazartesi) yaptığı açıklamada, ABD’ye ait savaş gemilerinin İran’a doğru ilerlediğini söylemiş, Washington’un Tahran ile görüşmeler yürüttüğünü ifade etmişti. Trump, bir anlaşmaya varılmasını tercih ettiklerini, aksi halde “olumsuz sonuçlar” yaşanabileceğini dile getirmişti.


Rusya, nükleer kısıtlamaların olmadığı yeni bir dünyaya "hazır"

Sergei Ryabkov (Arşiv- Reuters)
Sergei Ryabkov (Arşiv- Reuters)
TT

Rusya, nükleer kısıtlamaların olmadığı yeni bir dünyaya "hazır"

Sergei Ryabkov (Arşiv- Reuters)
Sergei Ryabkov (Arşiv- Reuters)

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov bugün yaptığı açıklamada, Moskova'nın bu hafta sona erecek Yeni START anlaşmasının ardından nükleer silah kısıtlamalarının olmadığı bir dünyanın yeni gerçekliğine hazır olduğunu söyledi.

Ryabkov, ABD'nin Grönland'a çok sayıda füze savunma sistemi konuşlandırması durumunda Rusya'nın askeri alanda telafi edici önlemler almak zorunda kalacağını ifade etti.

Rusya Devlet Başkanı Sözcüsü Dmitry Peskov dün yaptığı açıklamada, ülkesinin Kiev ve Washington ile ikinci tur görüşmeler için kararlaştırılan yeni tarihe katılacağını belirtti. Peskov, ABD arabuluculuğunda Ukrayna krizine ilişkin görüşmelerin bir sonraki turunun 4 ve 5 Şubat tarihlerinde Abu Dabi'de yapılacağını söyledi. "Bunu teyit ediyoruz... ve Ukrayna krizini çözmek için çalışmaya devam etmeye hazırız" ifadelerini kullandı.

Görüşmelerin ertelenme nedenine ilişkin bir soruya yanıt olarak Peskov, "Konu, üç tarafın programlarının daha fazla gözden geçirilmesini ve koordinasyonunu gerektirdi ve bu da toplantının ertelenmesini zorunlu kıldı" dedi. Peskov, Moskova'nın "müzakerelere açık olduğunu" vurguladı. "Mevcut gruplar içinde çalışmalar devam ediyor ve biz bu çalışmaları memnuniyetle karşılıyoruz ve Ukrayna'daki krizi çözmek için devam etmeye hazırız."

Sözcü, "Moskova'nın Ukrayna ile temas konusundaki tutumu kesindir" diye belirtti. Bu bağlamda, sözcü, "(Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir) Zelenskiy, cumhurbaşkanlığı düzeyinde doğrudan temas öneriyor ve cumhurbaşkanımız da herhangi bir görüşmenin Moskova'da yapılması şartıyla bunun mümkün olduğunu söyledi" dedi.

Peskov, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik hava saldırılarını askıya alma kararına değinerek, "Daha önce belirtilenlere ekleyecek bir şeyimiz yok. 1 Şubat tarihi, hava saldırılarının geçici olarak askıya alınması olarak ele alındı" dedi.