Kaliforniya, Trump'ın tarifelerine karşı yasal itirazda bulundu

Kaliforniya Valisi Gavin Newsom, Kaliforniya'daki bir badem çiftliğinde düzenlenen basın toplantısında, çiftçi Christine Gemperle dinlerken Trump'ın gümrük vergilerini ele alıyor (AP)
Kaliforniya Valisi Gavin Newsom, Kaliforniya'daki bir badem çiftliğinde düzenlenen basın toplantısında, çiftçi Christine Gemperle dinlerken Trump'ın gümrük vergilerini ele alıyor (AP)
TT

Kaliforniya, Trump'ın tarifelerine karşı yasal itirazda bulundu

Kaliforniya Valisi Gavin Newsom, Kaliforniya'daki bir badem çiftliğinde düzenlenen basın toplantısında, çiftçi Christine Gemperle dinlerken Trump'ın gümrük vergilerini ele alıyor (AP)
Kaliforniya Valisi Gavin Newsom, Kaliforniya'daki bir badem çiftliğinde düzenlenen basın toplantısında, çiftçi Christine Gemperle dinlerken Trump'ın gümrük vergilerini ele alıyor (AP)

Kaliforniya Valisi Gavin Newsom'un dün yaptığı açıklamaya göre, Kaliforniya yetkilileri, Başkan Donald Trump tarafından uygulanan gümrük vergilerine odaklanan bir dava açmayı planlıyor.

Demokrat vali, X platformunda paylaştığı videoda, Trump yönetiminin "modern ABD tarihindeki en büyük gümrük vergisini tek taraflı olarak uygulama yetkisine sahip olmasını" eleştirdi. Birçok medya kuruluşu, Newsom'un açtığı davada, Trump'ın gümrük vergilerini artırmak için dayandığı yasanın, başkana Kongre onayı olmadan ABD'ye ithal edilen mallara tek taraflı olarak gümrük vergisi koyma yetkisi vermediğini ileri sürdüğünü bildirdi.

Kaliforniya, dünyanın beşinci büyük ekonomisi konumunda ve bu nedenle ABD Başkanı'nın ticaret savaşının ön saflarında yer alıyor. Newsom, X platformu üzerinden "Kaliforniya'nın (ülkedeki) en büyük üretim eyaleti ve dünyadaki en büyük ticaret ortaklarından biri olduğunu" vurguladı. "Hiçbir eyalet (ABD'de) bizden daha fazla etkilenmeyecek" dedi.

Demokrat vali, nisan ayı başında Kaliforniya'nın, ABD mallarına uygulanan karşılıklı gümrük vergilerinden muaf olmak için diğer ülkelerle anlaşmalar arayacağını açıkladı. Amerika Birleşik Devletleri'nin en kalabalık eyaleti olan Kaliforniya (yaklaşık 39 milyon kişi), ABD gayrisafi yurtiçi hasılasının (GSYİH) yaklaşık yüzde 14'ünü oluşturuyor. Ülkenin en büyük sanayi ve tarım üreticisi ve teknoloji şirketlerinin doğduğu yerdir.

Eyalet, Donald Trump'ın Beyaz Saray'a dönüşünden bu yana çeşitli derecelerde gümrük vergilerine hedef olan Meksika, Kanada ve Çin ile olan ilişkilerine büyük ölçüde güveniyor. Kaliforniya, ocak ayında Los Angeles'ı kasıp kavuran yangınların ardından bu gümrük vergilerinin çoğu ithal edilen ahşap, çelik, alüminyum ve alçı gibi inşaat malzemelerinin fiyatını artırarak şehrin yeniden inşasını engellemesinden korkuyor.

Cumhuriyetçi rakiplerinin kontrolündeki Senato ve Temsilciler Meclisi üyelerine seslenen Newsom, “Kongre nerede? (...) İşinizi yapın!” dedi. Vali ayrıca ABD başkanını “kendisini destekleyen insanlara ihanet etmekle” suçladı ve mevcut ticaret savaşının özellikle Cumhuriyetçi milyardere oy veren çiftçileri etkilediğini belirtti.

Beyaz Saray dün yeni davayı şiddetle reddetti. Şarku’l Avsat’ın Kaliforniya'da yayın yapan medya kuruluşlarından aktardığına göre bir ABD başkanlık sözcüsü “Gavin Newsom, Kaliforniya'nın yaygın suç, evsizlik ve yüksek hayat pahalılığı sorunlarına odaklanmak yerine, zamanını Başkan Trump'ın ulusumuzun süregelen ticaret açığının yarattığı ulusal acil durumu çözmeye yönelik tarihi çabalarını raydan çıkarmaya çalışarak geçiriyor” ifadelerini kullandı.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.