İran: Füze pazarlığı yapmadık, ne bunu yapacağız ne de uranyum zenginleştirmeyi durduracağız

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Ravançi, geçtiğimiz aralık ayı başlarında Avrupalılarla yapılan ikinci tur görüşmelerin sonuçları hakkında Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu’na bilgi verirken (İran Şura Meclisi internet sayfası)
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Ravançi, geçtiğimiz aralık ayı başlarında Avrupalılarla yapılan ikinci tur görüşmelerin sonuçları hakkında Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu’na bilgi verirken (İran Şura Meclisi internet sayfası)
TT

İran: Füze pazarlığı yapmadık, ne bunu yapacağız ne de uranyum zenginleştirmeyi durduracağız

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Ravançi, geçtiğimiz aralık ayı başlarında Avrupalılarla yapılan ikinci tur görüşmelerin sonuçları hakkında Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu’na bilgi verirken (İran Şura Meclisi internet sayfası)
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Ravançi, geçtiğimiz aralık ayı başlarında Avrupalılarla yapılan ikinci tur görüşmelerin sonuçları hakkında Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu’na bilgi verirken (İran Şura Meclisi internet sayfası)

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Macid Takht Ravançi, İran Şura Meclisi’nin Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu’na verdiği brifingte İran'ın kırmızı çizgilerini müzakere etmediğini ve etmeyeceğini, buna uranyum zenginleştirilmesinin ve balistik füze programının durdurulmasının da dahil olduğunu söyledi.

Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Sözcüsü İbrahim Rızai yaptığı açıklamada, Dışişleri Bakan Yardımcısı Macid Takht Ravançi’nin cumartesi günü İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve ABD'nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff arasında Umman'ın arabuluculuğunda Maskat'ta gerçekleşen üçüncü tur müzakereler hakkında komite üyelerine bilgi verdi.

İran ve ABD, cumartesi günü yaptıkları açıklamada önümüzdeki hafta nükleer programını kısıtlamak üzere gerçekleşen müzakerelere devam etme konusunda anlaştıklarını belirtirken, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi onlarca yıldır süren krizi çözmeye yönelik müzakerelerin başarısı konusunda ‘son derece temkinli’ konuştu.

Rızai, müzakerelerin Maskat ve Roma'daki ilk iki turunda genel tartışmaların ele alınmasının ardından üçüncü turda ‘müzakerelerin ayrıntılarına girildiğini’ söyledi.

Rızai, sözlerini şöyle sürdürdü:

Takht Ravançi, ABD tarafının çelişkili tutumları olduğunu açıkladı. Uranyum zenginleştirmenin İran'ın kırmızı çizgileri arasında olduğunu ve geri çekilmeyeceğini vurguladı.  Bu turda müzakerelerin ayrıntılarına girilmesi için bir çerçeve belirlenmeye çalışıldığını ve esaslı konuların görüşülmesine geçilmeye çalışıldığını söyledi.

Rızai, İran Dışişleri Bakan Yardımcısının Umman'ın ‘müzakereler için bir arabulucu ve merkez’ olmaya devam edeceğini vurguladığını belirtti.

Bu arada İranlı bazı gayrı resmi kaynaklar, Tahran'ın ABD'nin gelecek hafta yapılması planlanan müzakerelerin dördüncü turunun Maskat'tan Londra'ya taşınması önerisini reddettiğini açıkladılar.

ABD'li üst düzey bir yetkili cumartesi günü gazetecilere yaptığı açıklamada dördüncü turun bir Avrupa başkentinde yapılacağını söylemişti.

Rızai, üçüncü turun ‘iki ana eksene odaklandığını, tüm yaptırımların kaldırılması karşılığında İran'ın nükleer programının barışçıl niteliği konusunda güven inşa etmek’ olduğunu söyledi.

Ravançi’nin uranyum zenginleştirmenin ‘taviz verilemeyecek sabitelerden biri’ olduğunu açıkladığını belirten Rızai, “ABD ile yapılan müzakerelerde sadece nükleer meselenin ele alındığını, zenginleştirmenin durdurulması ya da savunma kabiliyetlerinin tartışılmadığını söyledi. Ek konular dayatmaya yönelik her türlü girişimin reddedileceğini vurguladı” diye ekledi.

Rızai toplantıda ‘gerçek ekonomik faydalar elde etme ihtiyacının vurgulandığını’, petrol, gaz, gemicilik ve finans sektörleri üzerindeki yaptırımların kaldırıldığını, dondurulmuş fonların serbest bırakıldığını ve İran'ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ndeki (BMGK) dosyası ile Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) soruşturma dosyasının kapatıldığını söyledi.

Şura Meclisi’nin ‘ulusal çıkarları koruyan’ müzakereleri desteklediğini vurgulayan Rızai, snapback mekanizmasının devreye sokulmasının İran'ı Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşmasından (NPT) çekilmeye itebileceği uyarısında bulundu.

Ayrıca Çin ve Rusya ile ilişkilerin güçlendirilmesinin ve ekonominin müzakerelere bağlanmamasının önemine dikkati çeken Rızai, Rusya ile stratejik anlaşmanın hızla sonuçlandırılması ve onaylanmak üzere parlamentoya sunulması gerektiğini vurguladı.

Öte yandan Abbas Arakçi, müzakerelerin üçüncü turunun sona ermesinin ardından İran devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, “Müzakereler çok ciddi ve teknik bir şekilde devam ediyor ve hem ana konularda hem de ayrıntılarda hala farklılıklar var” ifadelerini kullandı.

Arakçi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Her iki tarafta da ciddiyet ve kararlılık var... Ancak görüşmelerin başarılı olacağına dair iyimserliğimiz son derece temkinli.”

ABD yönetiminden üst düzey bir yetkili görüşmeleri ‘olumlu ve verimli’ olarak nitelendirirken iki tarafın ‘yakında’ Avrupa'da tekrar bir araya gelme konusunda mutabık kaldığını sözlerine ekledi. Daha yapılacak çok iş olduğunu belirten ABD’li yetkili, ancak ‘bir anlaşmaya varma yolunda daha fazla ilerleme kaydedildiğini’ de sözlerine ekledi.

Rusya’nın müdahalesi

Öte yandan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov dün yayınlanan bir röportajında hem ABD hem de Tahran'ın faydalı olacağını düşünmesi halinde Rusya'nın İran'ın zenginleştirilmiş nükleer materyalini depolamaya istekli olacağını söyledi.

Kremlin, nisan ayı ortalarında Rusya'nın ABD ile olası bir nükleer anlaşma çerçevesinde zenginleştirilmiş uranyum stoklarını almaya istekli olup olmayacağına ilişkin bir soruya yanıt vermekten kaçındı.

frgtyhuı
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Rus mevkidaşı Sergey Lavrov’un Moskova'daki görüşmelerinden bir kare, 18 Nisan 2025 (AP)

İngiliz The Guardian gazetesinin haberine göre İran'ın, nükleer programını kısıtlamak üzere ABD ile gelecekte varılacak bir anlaşmanın bir parçası olarak zenginleştirilmiş uranyum stokunu Rusya gibi üçüncü bir ülkeye devretmesi yönündeki ABD önerisini reddetmesi bekleniyor.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rusya'nın İran'ın uranyum rezervlerini almayı kabul edip etmeyeceği ve Tahran'ın bu konuyu Moskova ile görüşüp görüşmediği sorusuna “Bu soruyu yorumsuz bırakacağım” yanıtını verdi.

Lavrov, daha sonra Rusya'nın ‘yardım etmeye, arabuluculuk yapmaya ve hem İran hem de ABD'nin yararına olacak her türlü rolü oynamaya hazır olduğunu’ söyledi.

Moskova, BMGK’nın veto yetkisine sahip bir daimi üyesi ve ABD Başkanı Donald Trump'ın ilk döneminde 2018 yılında tek taraflı olarak çekildiği bir önceki nükleer anlaşmanın imzacısı olarak İran ile dünya güçleri arasında yapılan nükleer anlaşma müzakerelerinde rol oynamıştı.

İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney, geçtiğimiz hafta sonu gerçekleşen müzakerelerin ikinci turu öncesinde müzakerelerin gidişatı hakkında Kremlin'i bilgilendirmesi için Bakan Arakçi'yi Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e iletilecek bir mesajla birlikte Moskova'ya gönderdi.

Arakçi, Lavrov'la görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılabileceğine inandığını ve Rusya'nın bu anlaşmada bir rol oynamasını umduğunu söyledi.

ABD'nin baskısı

UAEA’ya göre İran, 2019 yılından bu yana, nükleer silah yapmak için gereken yaklaşık yüzde 90 seviyesine yakın olan yüzde 60 saflıktaki uranyum zenginleştirmesini ‘önemli ölçüde’ hızlandırmak da dâhil olmak üzere, nükleer anlaşmada yer alan yükümlülüklerini yerine getirmeyerek kısıtlamaları ihlal ediyor.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada İran'ın varılacak herhangi bir anlaşma çerçevesinde uranyum zenginleştirmeyi tamamen durdurması ve Buşehr'deki tek faal atom enerjisi santraline yakıt sağlamak için ihtiyaç duyduğu zenginleştirilmiş uranyumu ithal etmesi gerekeceğini söyledi.

İranlı yetkililere göre Tahran, yaptırımların hafifletilmesi karşılığında nükleer programına bazı kısıtlamalar getirilmesini müzakere etmeye açık, ancak uranyum zenginleştirme programını sona erdirmek ya da zenginleştirilmiş uranyum stokunu teslim etmek İran'ın müzakerelerdeki ‘taviz verilemez kırmızı çizgileri’ arasında yer alıyor. Avrupalı bazı diplomatlar, Avrupa ülkelerinin ABD'li müzakerecilere kapsamlı bir anlaşmanın İran'ın balistik bir füzeye nükleer başlık takma kabiliyetini edinmesini engelleyecek kısıtlamalar içermesini önerdiklerini söyledi. Tahran, balistik füze programı gibi savunma yeteneklerinin müzakere edilemez olduğunda ısrar ediyor. Görüşmeler hakkında bilgi sahibi olan İranlı bir yetkili cuma günü yaptığı açıklamada, Tahran'ın balistik füze programını görüşmelerin önündeki en büyük engel olarak gördüğünü söyledi.



Rapor: Trump ile yapılacak anlaşma, ABD’ye Grönland'ın bazı bölgelerini kontrol etme hakkı verebilir

ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu yıllık toplantısının oturum aralarında NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüştü (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu yıllık toplantısının oturum aralarında NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüştü (AFP)
TT

Rapor: Trump ile yapılacak anlaşma, ABD’ye Grönland'ın bazı bölgelerini kontrol etme hakkı verebilir

ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu yıllık toplantısının oturum aralarında NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüştü (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu yıllık toplantısının oturum aralarında NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüştü (AFP)

Yeni ortaya çıkan bazı raporlar, ABD'nin Davos'ta varılan bir anlaşma taslağı kapsamında Grönland'ın bazı bölgelerini ‘egemen üs bölgeleri’ olarak sınıflandırarak kontrol edebileceğini gösterdi.

The Telegraph gazetesinin haberine göre İngiltere ile Kıbrıs adası arasındaki modeli yansıtan bu anlaşma çerçevesinde ABD’nin Kuzey Kutbu adasındaki üsleri ABD topraklarının bir parçası olarak kabul edilecek. Bu sınıflandırma, ABD'nin askeri, istihbarat ve eğitim operasyonları yürütmesine olanak tanıyacak ve nadir minerallerin çıkarılması da dahil olmak üzere yerel kalkınmanın belirli yönlerini kolaylaştıracak. Anlaşma, dün akşam ABD Başkanı Donald Trump ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte arasında imzalandı. Anlaşmanın, ABD'nin bu yarı özerk bölgeyi ilhak etmek için zemin hazırladığı yönündeki Danimarka'nın endişelerini hafifletmesi bekleniyor.

Bu açıklama, Trump'ın İsviçre'nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda yaptığı iki saatlik uzun konuşma sırasında Danimarka'dan Grönland'ı derhal satın almayı talep etmesinden birkaç saat sonra yapıldı.

Konuyla ilgili The Telegraph gazetesine konuşan kaynaklar, önerilen anlaşmanın Grönland'ın ABD'ye satılmasına kadar gitmediğini söyledi.

Trump, son dönemde verdiği röportajlarda, anlaşmanın ayrıntılarını açıklamaktan kaçındı ve sadece mülkiyet meselesinin ‘biraz karmaşık’ olduğunu kabul etti.

ABD Başkanı ayrıca Grönland'ı ilhak etme planını desteklemeyi reddeden Birleşik Krallık ve diğer Avrupa ülkelerine yüzde 10'luk cezai gümrük vergisi uygulama tehdidinden de vazgeçti.

Trump, Rutte ile ‘çok verimli’ olarak nitelendirdiği görüşmesi sırasında ‘Grönland ve tüm Arktik bölgesi için geleceğe dair bir çerçeveye’ ulaştıklarını söyledi. İngiltere ile Kıbrıs adasında arasındaki mevcut düzenlemelere benzeyen bu plan, Trump'ın ABD'nin savunması için stratejik öneme sahip olduğunu düşündüğü adayı ele geçirme taleplerine yaratıcı bir çözüm olarak görülüyor.

İngiltere ile Kıbrıs adası arasındaki anlaşmanın şartları, Londra'ya stratejik amaçlarla iki askeri üs üzerinde egemenlik hakkı verirken, bu üslerde ikamet eden Kıbrıslılara adanın geri kalanında sahip oldukları haklara benzer haklar tanıyor.

xsdfr
Grönland'ın başkenti Nuuk’ta teneffüs sırasında karla kaplı okul bahçesinde oynayan çocuklar (AFP)

Şu an Grönland'da askeri üsler kurma ve işletme iznine sahip olan ABD’nin hava, kara ve deniz alanları dahil olmak üzere belirlenen savunma alanlarında sınırsız operasyon özgürlüğü bulunuyor.

Teorik olarak, önerilen yeni çerçeve, ABD’nin Grönland'ın bazı bölgelerini kontrol etmesine ve daha sonra Trump'ın işletmek istediği maden zengini bölgelere yayılmasına olanak tanıyacak.

Bu aynı zamanda ABD’nin planlama izinleri gibi yerel izinleri almasına gerek kalmayacağı anlamına da geliyor.

Öneri, ABD’nin bölgede hayata geçirmek istediği Golden Dome (Altın Kubbe/füze savunma sistemi) projesiyle ilgili varlıkları konuşlandırmasını da kolaylaştıracak.

The Telegraph gazetesine konuşan kaynaklar, NATO müzakerecilerinin Trump'ın gözüne girmek için Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u ve Trump ile görüşmedeki sert tavrını eleştirdiklerini söyledi.

Trump'ın Grönland'ı kontrol altına alma tehditlerinin en önde gelen muhaliflerinden biri olan Macron, ABD şirketlerinin Avrupa iç pazarına girmesini engelleyen Avrupa Birliği'nin (AB) diplomatik çevrelerde ‘Büyük Bazuka’ olarak adlandırılan ve siyasi şantaj ve ekonomik zorbalıkları caydırmayı amaçlayan bu mekanizmayı devreye sokmasını talep etti.

Trump, dün gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bu, insanların hemen kabul ettiği bir anlaşma ve özellikle ulusal güvenlik ve gerçek uluslararası güvenlik açısından istediğimiz her şeyi sağladığı için ABD için gerçekten harika” ifadelerini kullandı.

Rutte ise, ABD Başkanıyla yaptığı görüşmede Danimarka'nın Grönland üzerindeki egemenliği gibi önemli bir konuyu görüşmediğini söyledi.

Rutte, Fox News'e verdiği röportajda şunları ekledi:

“Çin ve Rusya'nın artan faaliyetleri göz önüne alındığında, hızlı değişiklikler geçiren bu geniş kutup bölgesinin korunmasını sağlamak için yapmamız gerekenlere çok odaklanmış durumda.”

Buna karşın şimdiye kadar görüşmelere katılmayan Danimarka, anlaşmayı onaylamadı. Ancak Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Løkke Rasmussen dün yaptığı açıklamada, Trump'ın gümrük vergisi uygulama tehdidini geri çekme kararını memnuniyetle karşıladığını söyledi.

NATO ülkelerinin askeri yetkilileri, Avrupa ile Washington arasındaki anlaşmazlığın yol açtığı tırmanan siyasi gerilimi yatıştırmak amacıyla bu hafta Davos'a geldi. Bu bağlamda, Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı (SACEUR) Orgeneral Alexus G. Grynkewich dün meslektaşlarına Grönland ve daha geniş Arktik bölgesini çevreleyen tehditlerin değerlendirilmesi hakkında bilgi verdi.

Orgeneral Grynkewich, Brüksel'de düzenlenen bir toplantıda, diğer ülkelerin askeri yetkililerine, dünyanın en kuzeyinde Rusya ve Çin'in oluşturduğu tehdidin niteliğinde temel bir değişiklik olmadığını söyledi.

Ancak Orgeneral Grynkewich, balistik füze izleme ve tespit sistemlerindeki eksikliklere dikkat çekerek, bunların ciddi bir endişe kaynağı olduğunu belirtti.

Danimarka, Grönland ve ABD arasındaki müzakereler, Rusya veya Çin'in Grönland'da ekonomik veya askeri olarak bir dayanak noktası oluşturmasını önlemek amacıyla devam edecek.

AB liderleri konuyla ilgili olarak bugün, ABD Başkanı Trump’ın Arktik adasına yönelik tehditlerine karşı ortak bir yanıt bulmak amacıyla acil bir zirve düzenledi.


DMO: ABD ve İsrail'i herhangi bir yanlış hesap yapmalarına karşı uyarıyoruz

DMO Komutanı Tümgeneral Muhammed Pakpur (Arşiv - Reuters)
DMO Komutanı Tümgeneral Muhammed Pakpur (Arşiv - Reuters)
TT

DMO: ABD ve İsrail'i herhangi bir yanlış hesap yapmalarına karşı uyarıyoruz

DMO Komutanı Tümgeneral Muhammed Pakpur (Arşiv - Reuters)
DMO Komutanı Tümgeneral Muhammed Pakpur (Arşiv - Reuters)

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Komutanı Tümgeneral Muhammed Pakpur, bugün yaptığı bir açıklamada hem ABD'ye hem de İsrail'e ‘yanlış hesaplar yapmamaları’ konusunda uyardı. Tümgeneral Pakpur, DMO’nun kendisine verilecek talimatları yerine getirmeye tamamen hazır olduğunu vurguladı.

DMO Komutanı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Silahlı Kuvvetler Başkomutanı’nın emirlerini yerine getirmeye her zamankinden daha hazırız. Düşman, daha acı bir kaderle karşılaşmamak için geçmişten ders almalı.”

Öte yandan İran Şura Meclisi, uluslararası baskıların artmasıyla yetkililerin protestoculara yönelik tutuklama kampanyasını genişlettiği bir dönemde, Dini Lider Ali Hamaney'e saldırı olması halinde ‘cihat’ fetvası çıkaracağı tehdidinde bulunmuştu.

Resmi basın, Şura Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komitesi'nin, Dini Lider Hamaney’e yönelik herhangi bir saldırının ‘savaş ilanı’ olarak kabul edileceğini ve böyle bir durumun ‘dini adamları tarafından cihat fetvası çıkarılmasına ve dünyanın dört bir yanındaki (İslami) askerlerin tepki göstermesine’ yol açacağı açıklamasında bulunduğunu aktardı.

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'i, ülkesinin tamamen çökmesi ve son protestolarda ‘kendi vatandaşlarını öldürülmesinden’ sorumlu olmakla suçlamıştı.

Trump ayrıca, “İran'da yeni bir liderlik arayışına girme zamanı geldi” ifadelerini de kullandı.


Çocuklara oyun oynama hakkını vermek... FIFA ve UEFA Filistinlilere ait bir futbol sahasını yıkımdan kurtardı

Aida Mülteci Kampı’ndaki bir futbol sahasında top oynayan Filistinli bir çocuk (AFP)
Aida Mülteci Kampı’ndaki bir futbol sahasında top oynayan Filistinli bir çocuk (AFP)
TT

Çocuklara oyun oynama hakkını vermek... FIFA ve UEFA Filistinlilere ait bir futbol sahasını yıkımdan kurtardı

Aida Mülteci Kampı’ndaki bir futbol sahasında top oynayan Filistinli bir çocuk (AFP)
Aida Mülteci Kampı’ndaki bir futbol sahasında top oynayan Filistinli bir çocuk (AFP)

CNN, Batı Şeria'nın Beytullahim kentinde Filistinlilere ait bir futbol sahasının, uluslararası baskı sayesinde İsrail'in yıkım kararından kurtulduğu bilgisini aktardı.

Bir kaynak, FIFA Başkanı Gianni Infantino, UEFA Başkanı Aleksander Čeferin ve İsviçreli yetkililerin, İsrailli yetkililere baskı uygulayarak Aida Mülteci Kampı’ndaki futbol sahasını kurtarmak için müdahale ettiklerini söyledi.

UEFA'nın CNN'e gönderdiği açıklamaya göre UEFA Başkanı Čeferin, futbol sahası hakkında alınan yıkım kararının durdurulması için İsrail Futbol Federasyonu Başkanı Moshe Zuarez ile temasa geçti ve ‘sahanın yıkılmaması için gösterdiği çabalardan’ ötürü kendisine teşekkür etti.

Açıklamada, “Sahanın, çocuklar ve gençler için güvenli bir alan olarak yerel topluma hizmet etmeye devam etmesini umuyoruz” ifadesi yer aldı.

dfrgt
Aida Mülteci Kampı’ndaki futbol sahasında top oynayan Filistinliler (Reuters)

İsrail Futbol Federasyonu'ndan bir yetkili, Čeferin’in Zuarez’dan ilgili makamlarla görüşmesini ve sahanın yıkım kararının askıya alınmasını talep etmesini istediğini söyledi.

Aynı kaynak, kararın geçici olarak askıya alındığını, ancak ‘yasal anlaşmazlığa bir çözüm bulunması gerektiğini’ belirtti.

İsrail ordusu, 31 Aralık 2025 tarihinde Aida Mülteci Kampı’ndaki futbol sahasının kaçak olarak inşa edildiği gerekçesiyle yıkılması talimatı verdi.

Saha yetkilileri, kararın ‘yüzlerce çocuğun oyun oynama ve öğrenme hakkını elinden alacağını’ belirtirken bunun, İsrail'in Filistin spor ve sivil tesislerini hedef almaya devam etmesinin bir parçası olduğunu vurguladılar.

Sahanın yıkımdan kurtarıldığı haberini alan saha yetkilileri, FIFA ve UEFA'nın müdahalesinden duydukları memnuniyeti dile getirdikleri bir açıklama yayınladılar. Ancak İsrailli yetkililerden emrin askıya alındığına dair resmi bir teyit almadıkları için ‘durumun hala belirsiz olduğunu ve yıkım tehdidinin hala devam ettiğini’ belirttiler.

Aynı yetkililer, açıklamada şunları eklediler:

“Bu büyük bir adım. Ancak şunu açıkça belirtelim: Mücadelemiz henüz bitmedi. İsrail'in uluslararası baskı azalana kadar bekleyeceğinden ve ardından yıkım kararını yeniden yürürlüğe koyacağından korkuyoruz.”

dcfrgt
Aida Mülteci Kampı’nda 7 binden fazla Filistinli mülteci yaşıyor (Reuters)

Çocuklarının ‘futbol oynamayı ve İsrail ordusunun her an sahalarını yıkmayacağından emin olmayı hak ettiklerini’ belirten yetkililer, resmi onay alana kadar sahanın yıkılmaması için başlattıkları kampanyalara devam edeceklerini söylediler.

İsviçreli yetkililerle çalışan ve Ortadoğu barış elçisinin eski danışmanı olan UEFA'ya yakın bir kaynak, CNN'e yaptığı açıklamada, futbolun ‘şu anda siyasi bir konu’ olduğunu ve bu yüzden UEFA ve FIFA'nın yaptığı seçimlerin de siyasi olduğunu söyledi.

Kaynak, şunları söyledi:

“Aida Mülteci Kampı’ndaki futbol sahasının yıkım kararının askıya alınması, futbolun siyasileştirilmesi, adaletsizlikle yüzleşme ve insanlık için mücadele etme yeteneğini gösteriyor.”

Birleşmiş Milletler’in (BM) 2023 yılındaki istatistiklerine göre Aida Mülteci Kampı’nda 7 binden fazla Filistinli mülteci yaşıyor.