Fransa İsrail'e yönelik söylemini neden bu kadar sertleştirdi?

Barrot: Gazze adeta bir mezarlığa dönüştü... Filistin devletini tanıyacağız

 Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron pazartesi günü ülkesine yabancı yatırım çekmek için düzenlenen Fransa'yı Seçin Forumu’na katıldı. (EPA)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron pazartesi günü ülkesine yabancı yatırım çekmek için düzenlenen Fransa'yı Seçin Forumu’na katıldı. (EPA)
TT

Fransa İsrail'e yönelik söylemini neden bu kadar sertleştirdi?

 Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron pazartesi günü ülkesine yabancı yatırım çekmek için düzenlenen Fransa'yı Seçin Forumu’na katıldı. (EPA)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron pazartesi günü ülkesine yabancı yatırım çekmek için düzenlenen Fransa'yı Seçin Forumu’na katıldı. (EPA)

Fransa nihayet, İsrail'in Gazze Şeridi'nde her gün, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere onlarca sivili öldüren sürekli bombardımanları, 2,1 milyon insanı açlığa mahkûm etmesi, büyük ölçekli askeri operasyonları sürdürmesi, Gazze Şeridi'ni parçalaması ve tamamını kontrol ve işgal etme çabaları yoluyla her gün insani yasaları ihlal etmesi karşısında diplomatik dili bir kenara bırakmaya karar verdi.

Paris ve pek çok Avrupa ülkesini dehşete düşüren Binyamin Netanyahu hükümeti, bu yıkıcı savaşın sona erdirilmesi ve Gazze halkına insani yardım ulaştırılmasına izin verilmesi yönündeki tüm çağrılara kulak tıkadı ve 2 Mart'tan bu yana insani yardım tırlarının bölgeye girişini engelledi. Öte yandan uluslararası örgütler, halk arasında yaygın bir açlık olduğu ve İsrail güçlerinin doğrudan hedef almaktan çekinmediği hastanelere ulaşmanın imkânsız olduğu konusunda uyarıda bulundu.

Haziran ayında Filistin devletinin tanınması

Paris şimdi diplomatik eldivenleri çıkarmaya karar verdiyse, bunun nedeni İsrail'e sadık olanlar da dahil olmak üzere Fransız kamuoyunun artık İsrail'in uygulamalarını kabul etmemesi ve hatta Ekim 2023'ten bu yana İsrail ile dayanışma içinde olan ve işlediği suçlar konusunda sessiz kalan Yahudi cemaatinin bile İsrail'i eleştirmeye başlamasıdır.

9 Ekim 2023 tarihinde Fransa'nın güneyindeki Marsilya kentinde İsrail'e destek yürüyüşü sırasında İsrail bayrağı sallayan göstericiler (AFP)9 Ekim 2023 tarihinde Fransa'nın güneyindeki Marsilya kentinde İsrail'e destek yürüyüşü sırasında İsrail bayrağı sallayan göstericiler (AFP)

Son zamanlarda Fransız basınında her eğilimden entelektüel, yazar ve sanatçılara sessiz kalmamaları yönünde çağrılar yapıldı. Birçok Avrupa ülkesinin İsrail'e silah ve mühimmat ihraç etmeye devam ettiği göz önünde bulundurulduğunda, Fransa ve diğer Avrupa ülkelerinin kendilerini ‘insanlığa karşı suçların işlenmesinde suç ortaklığı’ nedeniyle Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) önünde bulabileceğine dair korkular da ortaya çıktı.

Paris'teki siyasi kaynaklara göre tüm bu gelişmeler ışığında Fransız hükümeti dilini değiştirerek uyarı, ikaz ve tehdit yoluna gitmeye karar verdi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İsrail-Filistin çatışmasına iki devletli çözüm temelinde barışçıl bir çözüm bulunması amacıyla 17-20 Haziran tarihleri arasında Birleşmiş Milletler'de (BM) Suudi Arabistan ile birlikte eş başkanlığını yapacağı konferans vesilesiyle ülkesinin Filistin devletini tanıyabileceğini söyledi. Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot da dün sabah France Inter radyosuna verdiği demeçte, ülkesinin Filistin devletini tanımaya kararlı olduğunu belirtti.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, 24 Ekim 2023 tarihinde Batı Şeria'nın Ramallah kentinde yaptıkları görüşmede (AP)Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, 24 Ekim 2023 tarihinde Batı Şeria'nın Ramallah kentinde yaptıkları görüşmede (AP)

Barrot, “Gazze Şeridi'ndeki çocuklara şiddet ve nefreti miras bırakamayız. Bu nedenle tüm bunlar sona ermeli. Filistin devletini tanımaya kararlıyız. Bu konuda aktif olarak çalışıyorum. Çünkü hem Filistinlilerin çıkarına hem de İsrail'in güvenliğine uygun bir siyasi çözüme katkıda bulunmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Paris her zaman böyle bir tanımanın ‘kendisi için bir mesele olmadığını, ancak doğru zamanı seçmek istediğini’ dile getirdi. Paris'in ve pek çok kişinin korkusu, Gazze Şeridi'nde ya da Batı Şeria'da işler bu şekilde devam ederse, özellikle de İsrail'in Batı Şeria'yı ilhak etmeye ve Gazze Şeridi'ni yeniden ele geçirmeye kararlı olduğuna dair açık kanaat ışığında, tanınacak bir devlet olmayacağı.

Fransa, Birleşik Krallık ve Kanada: Boş durmayacağız

Paris aynı zamanda bu adımının Avrupa'daki diğer ülkeleri de Filistin’i tanıma konusunda harekete geçirebilecek bir ‘lokomotif’ görevi görmesini istiyor. Fransa, Filistin yanlısı kimlikleri ile tanınmayan Birleşik Krallık ve Kanada'nın ilgisini çekmeyi başarmış görünüyor.

Pazartesi akşamı üç ülkenin (Fransa, Birleşik Krallık ve Kanada) liderleri tarafından yayınlanan bildirinin son paragrafında şu ifadeler yer aldı: “Filistin Yönetimi, bölgesel ortaklar, İsrail ve ABD ile birlikte Arap planına dayalı olarak Gazze Şeridi'nin geleceğine ilişkin düzenlemeler üzerinde uzlaşmaya varmak üzere çalışmaya devam ediyoruz. Haziran ayında BM'de düzenlenecek olan iki devletli çözüme ilişkin üst düzey konferansın bu hedef doğrultusunda uluslararası bir uzlaşmaya varılmasında oynayacağı önemli rolü vurguluyoruz. İki devletli çözüme ulaşılmasına bir katkı olarak Filistin devletini tanımaya kararlıyız ve bu amaçla başkalarıyla birlikte çalışmaya hazırız.”

Doğrudan tehdit

Bununla da yetinmeyen üç ülke, askeri operasyonlarına son vermesi için İsrail hükümetini ilk kez doğrudan tehdit etti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)

Bildiride, “Netanyahu hükümeti korkunç eylemlerini sürdürürken biz de boş durmayacağız. İsrail yeni askeri saldırısına son vermez ve bölgeye insani yardım girişi üzerindeki kısıtlamalarını kaldırmazsa, buna karşılık ilave somut adımlar atacağız” denildi.

Bildirinin devamında “İsrail hükümetinin sivil halka temel insani yardım sağlamayı reddetmesi kabul edilemez. İsrail hükümetinin bazı üyeleri tarafından son zamanlarda kullanılan nefret dolu dili ve Gazze Şeridi'nde umutsuz bir yıkımla karşı karşıya olan sivillerin zorla yerlerinden edilmesi tehdidini kınıyoruz. Kalıcı zorla yerinden etme, uluslararası insancıl hukukun ihlalidir” ifadeleri yer aldı. Kısacası, üç ülke İsrail'e karşı bir iddianame kaleme aldı.

Bu bir ilerlemeyi temsil etse de İsrail'e Gazze Şeridi'ne yönelik savaşını durdurma çağrısında bulunurken, açıklamalarında ‘Gazze Şeridi'ndeki askeri operasyonların durdurulması ve insani yardım girişine derhal izin verilmesi’ çağrısında bulundular. Bu durum, askeri operasyonların durdurulmasıyla ilgili olarak ‘derhal’ kelimesini kullanmaktaki isteksizlikleri konusunda soru işareti yarattı.

İsrail'e ekonomik izolasyon uygulanması

Fransa Dışişleri Bakanı Barrot, ülkesinin ‘İsrail'in insan hakları yükümlülüklerine saygı gösterip göstermediğini görmek için Avrupa Birliği (AB) – İsrail Ortaklık Anlaşması’nın gözden geçirilmesini desteklediğini’ belirtti. Barrot, “Gazze Şeridi'ndeki bu durum devam edemez. Çünkü İsrail hükümetinin kör şiddeti ve insani yardımın engellenmesi, Gazze Şeridi'ni bir mezarlığa değilse bile bir ölüm yerine dönüştürdü” dedi.

Burada yine çok basit bir soru ortaya çıkıyor: Paris ve diğer Batılı başkentler, İsrail'in ayrım gözetmeksizin gerçekleştirdiği bombardımanlarda on binlerce insanın ölmesi ve bunun iki katından fazlasının yaralanmasının ardından İsrail'in insan hakları yükümlülüklerini yerine getirmediğine dair kanıt bulamadılar mı? AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’ın basına verdiği demeçte, Gazze Şeridi'nde olup bitenleri unutarak, AB'nin Rusya'ya uyguladığı 17. yaptırım paketine odaklandığı düşünülürse, AB Komisyonu'nun İsrail'in insan hakları ihlallerini soruşturması ne kadar zaman alacak?

 Gazze Şeridi'ndeki evlerin yıkıntıları arasında yürüyen iki Filistinli kadın (Reuters)Gazze Şeridi'ndeki evlerin yıkıntıları arasında yürüyen iki Filistinli kadın (Reuters)

Diğer taraftan çok güçlü bir ses Fransız hükümetini Gazze Şeridi'nde eylemsizlikle suçlamaya devam ediyor. Eski Başbakan ve Dışişleri Bakanı Dominique de Villepin dün Macron'a hitaben yaptığı açıklamada, “Ukrayna konusunda sadece bildiri imzalamakla yetinirsek ne kadar güvenilir oluruz? Size eski Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın bugün Kanada ve Birleşik Krallık’la birlikte bir bildiri imzalamakla yetinmeyeceğini söyleyebilirim” dedi.

Geleneksel Gaullist sağın mensubu olan De Villepin, İsrail'in ‘Gazze Şeridi'ndeki etnik temizliğine’ son vermesi için ‘ekonomik ve stratejik izolasyon’ çağrısında bulundu. Ayrıca Avrupalıları, ‘İsrail ile Ortaklık Anlaşması’nı askıya almak, Avrupa ülkelerinden İsrail’e silah sevkiyatını yasaklamak ve İsrail hükümetini ve önemli İsrail askeri yetkililerini UCM’ye sevk etmek’ olan üç adımı atmaya çağırdı.



Savaşın başlamasının üzerinden bir hafta geçerken Trump: Savaşı ancak İran’ın “koşulsuz teslimiyeti” bitirir

TT

Savaşın başlamasının üzerinden bir hafta geçerken Trump: Savaşı ancak İran’ın “koşulsuz teslimiyeti” bitirir

Savaşın başlamasının üzerinden bir hafta geçerken Trump: Savaşı ancak İran’ın “koşulsuz teslimiyeti” bitirir

ABD Başkanı Donald Trump, bugün (Cuma) yaptığı açıklamada Ortadoğu’daki savaşın ancak İran’ın “koşulsuz teslim olmasıyla” sona erebileceğini söyledi. Yedinci gününe giren savaş, bölge dışındaki ülkeleri de içine çekerken küresel enerji ve ulaşım sektörlerini sarsarak Körfez’de genellikle sakin olan bölgelerde bile kaosa yol açtı.

Çatışmalar Lübnan’a da sıçradı. Çatışmalar Lübnan’a da sıçrarken, Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, on binlerce kişinin Beyrut’un güney banliyölerine düzenlenen ağır İsrail saldırılarından kaçtığını belirterek insani felaket uyarısında bulundu.

Geçen hafta sonu İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in ölümüne yol açan savaşı başlatma gerekçeleri konusunda farklı açıklamalar yapan Trump, Tahran’ın “kabul edilebilir” bir yeni lider ataması halinde İran ekonomisinin yeniden inşasına yardımcı olacağını da söyledi.

Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, “İran ile KOŞULSUZ TESLİMİYET dışında hiçbir anlaşma olmayacak” ifadelerini kullandı.

Trump ayrıca, “İRAN’I YENİDEN BÜYÜK YAPIN (MIGA!)” diye yazdı.

Tahran’da ise internet üzerinden yayımlanan görüntülere göre siyahlar giyen ve bazılarının İran bayrağı taşıdığı kalabalıklar, savaşın başlamasından bu yana düzenlenen ilk cuma namazı için toplandı.

AFP muhabirlerine göre, gün boyunca meydana gelen birkaç şiddetli patlama Tahran semalarında siyah duman bulutlarının yükselmesine yol açtı. Muhabirler, başkente yönelik saldırıların şimdiye kadarki en yoğun saldırılar olduğunu aktardı.

“Yeni sürprizler olacak”

İsrail ve ABD, İran’a yönelik saldırılarını daha da artıracakları uyarısında bulundu.

İsrail Genelkurmay Başkanı Korgeneral Eyal Zamir, “Açıklamayı düşünmediğim ek sürprizlerimiz var” dedi.

İran Sağlık Bakanlığı’na göre ABD ve İsrail’in ülkeye düzenlediği saldırılarda şu ana kadar 926 kişi öldü.

İran Hükümet Sözcüsü Fatma Muhacerani, cuma günü yaptığı açıklamada ölenlerin yüzde 30’unun çocuk olduğunu söyledi. AFP bu verileri bağımsız kaynaklara doğrulatamadı.

Savaşın başlamasından bu yana İran da İsrail’e ve Körfez ülkelerine füze ve insansız hava araçlarıyla saldırılar düzenledi. Tel Aviv’de bulunan AFP muhabirleri cuma günü birkaç patlama sesi duyulduğunu bildirdi.

İsrail’de ilk yardım ekiplerine göre en az 10 kişi hayatını kaybetti.

ABD ordusu ise altı askerinin öldüğünü açıkladı.

“Bu gece yolda uyuyacağız”

Çatışma, İran’ın müttefiki Hizbullah’ın İsrail’e füze saldırıları düzenlemesiyle İsrail’in komşusu Lübnan’ı da içine çekti.

İsrail’in cuma günü düzenlediği hava saldırıları Lübnan’ın güney ve doğusundaki hedefleri vurdu.

Hizbullah’ın kalesi olarak görülen ve yaklaşık 600 bin ila 800 bin kişinin yaşadığı Beyrut’un güney banliyölerinde geniş çaplı yıkım meydana geldi.

AFP muhabirleri, perşembe günü bölgede panik yaşandığını, İsrail’in benzeri görülmemiş bir tahliye çağrısının ardından insanların hayatlarını kurtarmak için toplu şekilde bölgeden kaçtığını aktardı.

Yüzlerce aile gidecek yer bulamadıkları için Beyrut sahilinde bekledi.

Adını vermek istemeyen bir kişi AFP’ye, “Bu gece yolda uyuyacağız ve Allah’tan başka kimse ne olacağını bilmiyor” dedi.

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam ise yerinden edilen insanların sayısının artmasının “yaklaşan bir insani felakete” yol açabileceği uyarısında bulundu.

Cuma günü Hizbullah da İsrail’de yaşayanlara, Lübnan sınırının beş kilometre içindeki bölgeleri terk etmeleri çağrısı yaptı.

Lübnan Sağlık Bakanlığı’na göre ülkede ölü sayısı cuma günü 217’ye yükseldi.

İsrail ordusu ise 70’ten fazla Hizbullah militanını öldürdüğünü açıkladı. AFP bu rakamları bağımsız olarak doğrulayamadı.

ABD ile İran arasında uzun süredir vekâlet savaşlarının yaşandığı Irak da çatışmanın içine çekildi.

Bir güvenlik yetkilisi AFP’ye yaptığı açıklamada, cuma günü güney Irak’ta bir havaalanı ile iki petrol tesisinin insansız hava araçlarıyla vurulduğunu söyledi.

Günün erken saatlerinde ise Irak Kürt yetkilileri, daha önce düzenlenen bir saldırı nedeniyle petrol üretiminin durdurulduğunu açıklayınca petrol fiyatları yükseldi.

“Olağanüstü bir hata”

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, cuma günü krizi büyük bir insani acil durum ilan ederek derhal uluslararası müdahale çağrısı yaptı.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri de İran’ın ABD ve İsrail’i sorumlu tuttuğu ve 150’den fazla kişinin öldüğünü söylediği bir okul saldırısıyla ilgili “tarafsız soruşturmalar” yapılması çağrısında bulundu.

ABD ve İsrail saldırının sorumluluğunu üstlenmedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio pazartesi günü yaptığı açıklamada Pentagon’un olayla ilgili inceleme yürüttüğünü söyledi.

AFP, saldırının gerçekleştiği bölgeye erişemediğini ve ölü sayısını bağımsız olarak doğrulayamadığını belirtti.

Savaş Avrupa’da da giderek artan eleştirilere neden oluyor.

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, ABD ve İsrail saldırılarını “olağanüstü bir hata” olarak nitelendirerek bunun “uluslararası hukuka uygun olmadığını” söyledi.

Avrupa Birliği liderlerinin pazartesi günü savaşla ilgili görüşmeler yapmak üzere bir araya gelmesi planlanıyor.

Körfez ülkeleri de hedef oldu

Savaş, daha önce turizm açısından güvenli ve istikrarlı bir bölge olarak görülen zengin Körfez ülkelerini de etkiledi.

Katar, cuma sabahı topraklarındaki bir ABD hava üssüne yönelik insansız hava aracı saldırısını engellediğini açıkladı.

Suudi Arabistan ise başkent Riyad’ın doğusunda üç insansız hava aracını düşürdü.

Savaşın başlamasından bu yana Körfez ülkelerinde, yedisi sivil olmak üzere 13 kişi hayatını kaybetti. Ölenler arasında Kuveyt’te yaşamını yitiren 11 yaşındaki bir kız çocuğu da bulunuyor.

AFP muhabirine göre cuma günü Kuveyt’in başkentinde yeni patlama sesleri duyuldu.

Çatışma, Sri Lanka açıklarına kadar genişledi. Burada bir ABD denizaltısının İran’a ait bir firkateyni torpille vurduğu bildirildi.

Azerbaycan ise bir insansız hava aracının bir havaalanını vurmasının ardından misilleme tehdidinde bulundu.

Çatışmalar nedeniyle Körfez’de mahsur kalan turistleri ülkelerine geri götürmek için birçok ülke tahliye operasyonları başlattı. Bölge semalarında füze ve insansız hava araçlarının yoğunluğu nedeniyle hava trafiği ciddi şekilde kısıtlandı.

Savaş küresel piyasaları da sarstı. Çatışmaların başlamasından bu yana geçen bir haftada ham petrol fiyatları yaklaşık yüzde 20 yükseldi.

Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiği neredeyse tamamen durma noktasına geldi.

İran televizyonu ise cuma günü boğazda saldırıya uğrayan son gemide yangın çıktığını bildirdi.


İran füzeleri IKBY bölgesini hedef aldı… Tahran muhalif grupları uyardı

İran füzeleri IKBY bölgesini hedef aldı… Tahran muhalif grupları uyardı
TT

İran füzeleri IKBY bölgesini hedef aldı… Tahran muhalif grupları uyardı

İran füzeleri IKBY bölgesini hedef aldı… Tahran muhalif grupları uyardı

İran dün yaptığı açıklamada, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde (IKBY) faaliyet gösteren Kürt muhalif gruplara ait bazı noktaları hedef aldığını duyurdu. Bu adım, bölgede devam eden savaşın etkisiyle ülkenin batı sınırlarındaki gerilimin arttığını gösteren yeni bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

İran’ın açıklaması, Tahran yönetiminin silahlı Kürt grupların hareketliliğine ilişkin uyarılarını artırdığı bir dönemde geldi. Batılı medya kuruluşlarında yer alan haberlerde, bazı Kürt grupların silahlandırılarak İran toprakları içinde yeni bir cephe açılmasının hedeflendiği yönünde iddialar yer almıştı.

İran resmi haber ajansı IRNA, askeri bir açıklamaya dayandırdığı haberinde, İran güçlerinin “IKBY’de devrime karşı faaliyet gösteren Kürt muhalif grupların karargâhlarını üç füzeyle hedef aldığını” bildirdi. Açıklamada operasyonun, Tahran’ın ‘Irak sınır bölgelerinden kaynaklanan güvenlik tehditleri’ olarak nitelediği unsurlara karşı gerçekleştirildiği ifade edildi.

Hatemu’l Enbiya Merkez Karargâhı da yaptığı açıklamada, saldırının IKBY bölgesi içindeki muhalif Kürt gruplara ait mevzilere yönelik olduğunu doğruladı. İran Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı’na bağlı operasyon merkezi, saldırıların “söz konusu grupların sahadaki hareketliliğinin tespit edilmesinin ardından” gerçekleştirildiğini belirtti.

Tahran ayrıca, Erbil kentinde bulunan bir ABD askeri noktasına insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırı düzenlendiğini de açıkladı. IKBY’nin en büyük kenti olan Erbil’deki hedefe yönelik saldırı, bölgedeki savaşla bağlantılı askeri operasyonların genişlediğine işaret eden bir gelişme olarak görülüyor.

İran devlet televizyonunda yayımlanan açıklamada, “Erbil’deki saldırgan ABD güçlerinin karargâhı, İran kara kuvvetlerine ait saldırı amaçlı İHA’lar tarafından hedef alındı” denildi.

grbgrb
Erbil’in kuzeybatısında çoğunlukla Hristiyanların yaşadığı Ankava kasabasında, bir insansız hava aracının çarptığı binanın enkazını kaldıran işçiler (DPA)

Bu gelişmeler, İranlı yetkililerin sınır bölgelerinde faaliyet gösteren silahlı Kürt gruplara ilişkin uyarılarının arttığı bir döneme denk geldi. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, “Silahlı ayrılıkçı gruplar koşulların hareket etmek için uygun olduğunu düşünmemeli” dedi. Laricani, İran yönetiminin ‘herhangi bir silahlı faaliyete müsamaha göstermeyeceğini’ vurguladı.

Laricani ayrıca, İran Silahlı Kuvvetleri’nin bu konuyu ‘kapsamlı şekilde takip ettiğini’ belirterek, ülkenin batı sınırlarında yaşanan gelişmelere işaret etti.

Aynı çerçevede İran İstihbarat Bakanlığı da silahlı ayrılıkçı grupların batı sınırından sızarak gerçekleştirmeyi planladığı bir saldırı planının engellendiğini açıkladı. Bakanlık, söz konusu grupların devam eden savaş ortamından yararlanarak şehir ve sınır bölgelerinde ‘terör saldırıları’ düzenlemeyi planladığını ve bunun ‘ABD-İsrail düşmanının desteğiyle’ yapılacağını iddia etti.

Bakanlık açıklamasında operasyonun, istihbarat teşkilatı ile Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) arasında yürütülen ‘ortak önleyici saldırı amaçlı savunma’ kapsamında gerçekleştirildiği belirtildi. İran güçlerinin bu gruplara ait birçok mevziyi imha ettiği ve ‘ağır kayıplar verdirdiği’ ifade edildi.

Öte yandan İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu üyesi Fedahuseyn Maliki, İran’ın IKBY’de ‘ABD ve İsrail’e ait üsleri yok ettiğini’ öne sürdü. Maliki, Tahran’ın artık ‘müzakerelerin sonuç vermeyeceğine ikna olduğunu’ ve ‘ABD’ye güvenilemeyeceğini’ düşündüğünü söyledi.

Maliki ayrıca, ‘düşmanın sınır bölgelerinde güvenliği istikrarsızlaştırmaya çalıştığını’ belirterek, İran’ın yürüttüğü operasyonların ulusal güvenliği savunma amacı taşıdığını ifade etti.

Buna karşılık Batı İran’daki yerel yetkililer, Irak sınırından silahlı grupların sızdığı yönündeki haberleri yalanladı. Kasr-ı Şirin Valisi, “Sınırın bu bölümünde silahlı gruplar ya da suç unsurlarının sızdığına veya yasa dışı hareketlilik olduğuna dair herhangi bir kayıt bulunmuyor” dedi.

Vali ayrıca, sosyal medyada Batı sınırından muhalif unsurların ülkeye girdiğine dair yayılan iddiaların ‘gerçek bir temele dayanmadığını ve yalnızca halk arasında endişe yaratmayı amaçladığını’ söyledi.

Benzer şekilde Baneh Valisi de “Kentin sınırlarında herhangi bir saldırı ya da hareketlilik şu ana kadar kaydedilmedi” açıklamasını yaptı. Vali, İran Silahlı Kuvvetleri’nin sınır hattında 24 saat görev yaptığını belirtti.

Ülkenin batısındaki Kürdistan eyaleti yetkilileri de şehirlerin tahliye edilmesi ya da halkın başka bölgelere taşınması yönünde herhangi bir karar alınmadığını açıkladı ve vatandaşları söylentilere itibar etmemeye, yalnızca resmi kaynaklara güvenmeye çağırdı.

Aynı bağlamda İranlı güvenlik kaynakları, ABD basınında yer alan ve binlerce Kürt savaşçının Irak’tan İran topraklarına geçtiğini öne süren haberleri de yalanladı. Bir güvenlik kaynağı bu haberlerin, ‘ABD ve İsrail’in hedeflerine ulaşamadığı’ iddiasının ardından İranlıların moralini bozmayı amaçlayan ‘psikolojik savaşın parçası’ olduğunu söyledi.

Tesnim Haber Ajansı ise İlam eyaletindeki sınır hattının ‘tam güvenlik altında olduğunu’ bildirerek, İran güçlerinin sınır boyunca güvenlik durumunu kontrol altında tuttuğunu aktardı.

Bu gelişmelerin yanı sıra İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, çarşamba günü Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) lideri Bafel Talabani ile telefon görüşmesi yaptığını açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın Mehr Haber Ajansı’ndan aktardığına göre Arakçi görüşmede İran ile Irak arasındaki ortak sınırda ‘terörist hareketlilik’ olduğuna dikkat çekti ve Bağdat ile Tahran arasında imzalanan güvenlik anlaşması çerçevesinde iki taraf arasında güvenlik iş birliğinin güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

IKBY söz konusu iddiayı yalanladı

Buna karşılık IKBY hükümetinden üst düzey bir yetkili, bölgeden İran’a Kürt savaşçıların geçtiğine dair haberleri yalanladı.

IKBY Başbakanlık Ofisi yetkilisi Aziz Ahmed, X platformunda yaptığı açıklamada, “Hiçbir Iraklı Kürt İran sınırını geçmedi” dedi ve söz konusu haberlerin ‘doğru olmadığını’ belirtti.

Öte yandan Komala örgütünün komutanlarından biri Rudaw’a yaptığı açıklamada, güçlerinin ‘her türlü senaryoya hazır olduğunu, ancak şu ana kadar Doğu Kürdistan’a (İran) doğru hiçbir birliğin yönlendirilmediğini’ söyledi.

Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK) operasyon odası da İran içine güç gönderildiği yönündeki iddiaların doğru olmadığını açıklarken, Kürdistan Habat Örgütü bu haberleri ‘tamamen asılsız’ olarak nitelendirdi.

Irak tarafında ise gerilimin etkileri özellikle IKBY ve İran sınırındaki alanlarda hissedildi. İran ve Irak medyası dün sabah erken saatlerde Süleymaniye vilayetinde İranlı muhalif Kürt gruplara ait bazı noktaları hedef alan saldırılar sonucu patlamalar meydana geldiğini bildirdi.

Bazı haberlerde, Süleymaniye kentinin doğu banliyölerinde bulunan bir askeri radar noktasının İHA’yla hedef alındığı da öne sürüldü. Iraklı güvenlik kaynakları ise kentte bazı Kürt partileriyle bağlantılı noktalara saldırılar düzenlendiğini aktardı.

Güney Irak’ta ise Ketaib Hizbullah, çarşamba günü Curf en-Nasr Üssü yakınlarında düzenlenen saldırıda bir komutanının öldüğünü açıkladı. İran destekli silahlı gruba mensup iki kişinin de aynı saldırıda hayatını kaybettiği bildirildi.

Türkiye’den uyarı

Millî Savunma Bakanlığı, İran’daki silahlı Kürt grupların hareketliliğini ‘yakından takip ettiğini’ açıkladı. Açıklama, bu grupların bölgede süren çatışmalara dahil olabileceğine yönelik endişelerin arttığı bir dönemde geldi.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, Kürdistan Özgür Yaşam Partisi’nin (PJAK) faaliyetlerinin izlendiği belirtildi. Açıklamada söz konusu örgütün PKK ile bağlantılı olduğu vurgulanarak, bu grupların faaliyetlerinin ‘yalnızca İran’ın güvenliğini değil, aynı zamanda bölgesel istikrarı da tehdit ettiği’ ifade edildi.

Bakanlık ayrıca, Türkiye’nin komşu ülkelerin toprak bütünlüğünü desteklediğini ve parçalanmalarını desteklemediğini belirtti. Açıklama, bölgede artan Kürt ayrılıkçı eğilimlerine ilişkin Ankara’nın duyduğu endişeye işaret etti.

Bu açıklama, Türkiye’nin İran ve Irak’taki gelişmelerin PKK ile bağlantılı grupların etkisini artırabileceği yönündeki kaygılarının arttığı bir dönemde geldi. PKK, kırk yılı aşkın süredir Türkiye’ye karşı silahlı bir isyan yürütüyor.

PJAK şubat ayında Irak’ta konuşlu diğer bazı İranlı Kürt gruplarla birlikte İran’daki yönetimi devirmeyi ve Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkını savunmayı amaçlayan siyasi bir ittifak kurduklarını açıklamıştı. Ankara’nın, bölgedeki Kürt meselesinin hassasiyeti nedeniyle bu gelişmeleri yakından izlediği belirtiliyor.


İran savaşı ‘yeni bir aşamaya’ giriyor... Uzmanlar Meclisi Hamaney’in halefini seçiyor

İran savaşı ‘yeni bir aşamaya’ giriyor... Uzmanlar Meclisi Hamaney’in halefini seçiyor
TT

İran savaşı ‘yeni bir aşamaya’ giriyor... Uzmanlar Meclisi Hamaney’in halefini seçiyor

İran savaşı ‘yeni bir aşamaya’ giriyor... Uzmanlar Meclisi Hamaney’in halefini seçiyor

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, savaşın yeni bir aşamaya girdiğini duyurdu. Zamir, “Sürpriz saldırı aşamasını başarıyla tamamladık. Bu süreçte hava üstünlüğünü sağladık ve balistik füze ağını etkisiz hale getirdik. Şimdi operasyonun yeni aşamasına geçiyoruz” ifadelerini kullandı.

İran devlet televizyonunun bugün aktardığı bilgilere göre söz konusu açıklama, ülkedeki Liderlik Konseyi’nin yeni Dini Lider’in seçimini yapacak Uzmanlar Meclisi toplantısının nasıl gerçekleştirileceğini tartışmak üzere bir araya geldiğini bildirmesiyle aynı zamana denk geldi. Liderlik Konseyi tarafından yapılan açıklamada, Dini Lider seçim takvimi veya Uzmanlar Meclisi’nin oylamayı yüz yüze mi yoksa uzaktan mı yapacağına dair bir bilgi verilmedi.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump dün akşam telefonla katıldığı NBC News mülakatında, İran’a kara kuvveti gönderilmesini ‘zaman kaybı’ olarak nitelendirdi. Trump, “Her şeyi kaybettiler. Deniz filolarını kaybettiler. Kaybedebilecekleri her şeyi kaybettiler” şeklinde konuştu.