Bernie Sanders: "Demokratlar işçi sınıfı yerine milyarderleri dinlediği için kaybetti"

Sanders, seçim yenilgisinden Joe Biden sorumlu tutulsa da nihai suçlunun milyarderlere yakın davranan Harris olduğunu söyledi

Bernie Sanders, milyarderlere yakınlaşmanın Demokratlara zarar verdiğini ifade ediyor (AFP)
Bernie Sanders, milyarderlere yakınlaşmanın Demokratlara zarar verdiğini ifade ediyor (AFP)
TT

Bernie Sanders: "Demokratlar işçi sınıfı yerine milyarderleri dinlediği için kaybetti"

Bernie Sanders, milyarderlere yakınlaşmanın Demokratlara zarar verdiğini ifade ediyor (AFP)
Bernie Sanders, milyarderlere yakınlaşmanın Demokratlara zarar verdiğini ifade ediyor (AFP)

Rachel Clun 

Bernie Sanders, Donald Trump'a karşı alınan seçim yenilgisinden Kamala Harris'i sorumlu tutarak, onun Amerikan işçi sınıfının sorunlarına değinmek yerine milyarderlere yakın davranmayı tercih ettiğini söyledi.

Demokrat Parti'nin eski başkan aday adaylarından olan 83 yaşındaki bağımsız senatör, Joe Biden seçim yenilgisi nedeniyle çok fazla eleştirilse de nihayetinde suçun Harris'te olduğunu ifade etti.

BBC Radio 4'un Today programında verdiği röportajda Sanders, "Birçok kişi, Kamala Harris'in seçimleri kaybetmesinin Joe Biden'ın suçu olduğunu söylüyor... Bu doğru değil. Suç Kamala Harris ve danışmanlarında" dedi.

Amerikan işçi sınıfına hitap edecek bir kampanya yürütmediler.

Sanders, Harris'in kazanabileceğine "kesinlikle" inandığını ancak Harris'in, Amerikan işçi sınıfının ihtiyaçlarından bahsetmediğini söyledi.

Senatör "Kamala Harris'i seçtirmek için ülkenin her yerini dolaştım ve onlara işçi sınıfının ihtiyaçlarını dile getirmeleri ve asgari ücreti geçinebilecek bir düzeye çıkarmayı, gerçek bir sağlık reformu yapmayı, ihtiyaç duyduğumuz gibi muazzam miktarda konut inşa etmeyi ve ev sahiplerine denetim getirmeyi konuşmaları için yalvardım" dedi. 

Ama onlar milyarder arkadaşlarını kullandılar.

Harris'in Cumhuriyetçi muhafazakar Liz Cheney'le "neredeyse herkesten daha fazla" zaman geçirdiğini ve Shark Tank programındaki yatırımcılardan milyarder iş insanı Mark Cuban'ın, Demokrat adayın açık sözlü bir destekçisi ve sözcüsü olduğunu söyledi.

Sanders "Burada işçi sınıfına ne mesaj veriliyor?" dedi.

Bana göre bu kesinlikle kazanılabilecek bir kampanyaydı. Ama mesele dönüp dolaşıp kampanyanın da danışmanlar ve milyarderler tarafından yürütülmesi gibi temel bir soruna geliyor.

Sanders "Ve burada önemli olan şey, Demokratların çok basit bir soruyu cevaplaması gerektiği: Hangi taraftasınız? Ve bu sorunun cevabı henüz verilmedi" diye devam etti.

Popüler Demokrat Alexandria Ocasio-Cortez'le birlikte ABD'nin dört bir yanında devasa kalabalıklar toplayan "Oligarşiye Karşı Mücadele Turu"nu yürüten Sanders'a göre bugün Amerika'nın temel sorunu, ülkede gelir ve servet eşitsizliğinin her zamankinden daha yüksek seviyede olması.

Trump'ın seçimi kazanmasının nedeninin, Demokrat Parti'nin bu ekonomik krize cevap verememesi olduğunu söyledi.

Senatör "Çok uzun saatler çalışan ortalama bir kişi, birçok Avrupalıdan daha az tatil yapabiliyor, sağlık hizmetlerini karşılayamıyor, çocuklarını üniversiteye gönderemiyor, çocuk bakımı Birleşik Devletler'de felaket durumda" ifadelerini kullandı.

Bu kişi Washington DC'ye bakıp 'Hey, benim için ne yapıyorsunuz, ben çile çekiyorum, acı çekiyorum ve böyle giderse... Çocuğum benden daha kötü bir durumda olacak' diyor.

Independent Türkçe, independent.co.uk/news



ABD ve İsrail’in savaş hesaplarını değiştiren küresel ticaretin kırılgan noktası Hürmüz Boğazı: Coğrafya mı silah mı?

İran’da, hükümetin düzenlediği ve İran lideri Ali Hamaney’in oğlu Mücteba Hamaney’e destek amacı taşıyan bir yürüyüş sırasında, “Besic” milis gücü üyeleri Kalaşnikof tüfekleri taşıyor. Gösteri, Tahran’da “Ulusal Kızlar Günü” kapsamında düzenlendi. (New York Times)
İran’da, hükümetin düzenlediği ve İran lideri Ali Hamaney’in oğlu Mücteba Hamaney’e destek amacı taşıyan bir yürüyüş sırasında, “Besic” milis gücü üyeleri Kalaşnikof tüfekleri taşıyor. Gösteri, Tahran’da “Ulusal Kızlar Günü” kapsamında düzenlendi. (New York Times)
TT

ABD ve İsrail’in savaş hesaplarını değiştiren küresel ticaretin kırılgan noktası Hürmüz Boğazı: Coğrafya mı silah mı?

İran’da, hükümetin düzenlediği ve İran lideri Ali Hamaney’in oğlu Mücteba Hamaney’e destek amacı taşıyan bir yürüyüş sırasında, “Besic” milis gücü üyeleri Kalaşnikof tüfekleri taşıyor. Gösteri, Tahran’da “Ulusal Kızlar Günü” kapsamında düzenlendi. (New York Times)
İran’da, hükümetin düzenlediği ve İran lideri Ali Hamaney’in oğlu Mücteba Hamaney’e destek amacı taşıyan bir yürüyüş sırasında, “Besic” milis gücü üyeleri Kalaşnikof tüfekleri taşıyor. Gösteri, Tahran’da “Ulusal Kızlar Günü” kapsamında düzenlendi. (New York Times)

ABD ve İsrail, İran’a karşı stratejilerini gelecekteki nükleer tehdit senaryosu üzerine kurarken önemli bir gerçeği gözden kaçırmış görünüyor: İran’ın caydırıcılığı yalnızca potansiyel nükleer gücünden değil, aynı zamanda coğrafyasından da kaynaklanıyor.

İran’ın, küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği stratejik dar geçit olan Hürmüz Boğazı üzerindeki deniz trafiğine kontrolünü göstermeye yönelik kararı, benzin, gübre ve diğer temel mallarda fiyat artışlarıyla kendini gösteren küresel ekonomik bir baskıya yol açtı.

Bu durum aynı zamanda ABD ve İsrail’in savaş planlamasını da değiştirdi; yetkililer, boğazı İran kontrolünden “koparmaya” yönelik askerî seçenekler geliştirmek zorunda kaldı.

ABD-İsrail saldırıları İran’ın komuta yapısına, büyük deniz unsurlarına ve füze üretim tesislerine ciddi zarar vermiş olsa da, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki etkisini sınırlamakta çok az başarı sağladı.

Böylece İran, çatışmadan, nükleer programına yönelik herhangi bir kısıtlama olmaksızın, rakiplerini uzak tutmaya yönelik teokratik rejimi için bir “model” ile çıkabilir.

sdrfb
ABD Başkanı Donald Trump, “Air Force One” uçağıyla Cuma günü Phoenix şehrine ulaştı. (New York Times)

İsrail askeri istihbaratının eski İran şefi ve şu anda Atlantic Council araştırmacısı Dany Citrinowicz, “Herkes artık şunu biliyor: gelecekte bir çatışma olursa, boğazı kapatmak İran planının ilk maddesi olacaktır. Coğrafyayı yenemezsiniz” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump, Cuma günü sosyal medya paylaşımlarında, bir gönderide “İran Boğazı” olarak adlandırdığı Hürmüz Boğazı’nın deniz trafiğine “tamamen açık” olduğunu söyledi. İran Dışişleri Bakanı da benzer bir açıklama yaptı.

Ancak İran Devrim Muhafızları, Cumartesi günü su yolunun hâlâ kapalı olduğunu belirterek, askerî ve sivil yetkililer arasında ateşkes müzakereleri sırasında görüş ayrılığı bulunduğuna işaret etti.

Deniz mayınları ihtimali bile ticari taşımacılığı korkutmaya yeterken, İran’ın daha gelişmiş araçları da bulunuyor: saldırı amaçlı insansız hava araçları ve kısa menzilli füzeler. ABD’li askerî ve istihbarat yetkililerine göre, haftalar süren savaşın ardından İran hâlâ saldırı dronlarının yaklaşık yüzde 40’ını ve füze fırlatma sistemlerinin yüzde 60’ından fazlasını elinde tutuyor; bu da gelecekte boğazdaki deniz trafiğini rehin almak için yeterli görülüyor.

ABD öncülüğündeki askerî kampanyanın temel hedeflerinden biri artık savaş başladığında açık olan Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak. Bu, ABD açısından riskli bir durum ve rakipler bunu dikkatle izliyor.

Rusya eski Devlet Başkanı ve Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitri Medvedev, sosyal medyada “Washington ile Tahran arasındaki ateşkesin nasıl ilerleyeceği belirsiz. Ama kesin olan bir şey var: İran silahlarını test etti. Adı Hürmüz Boğazı’dır” dedi.

İran’ın boğaz üzerindeki kontrolü, Trump’ı karşı hamle olarak deniz ablukası ilan etmeye zorladı ve ABD Donanması bu hafta ticari gemileri boğazdan geçtikten sonra İran limanlarına yönlendirmeye başladı.

İran bu adıma öfkeyle ancak alaycı bir şekilde karşılık verdi. İran diplomatik misyonlarından biri X platformunda “Hürmüz Boğazı sosyal medya değildir. Birisi sizi engellerse, siz de onu engelleyemezsiniz” ifadelerini kullandı.

Buna rağmen ABD ablukasının etkisi gerçek oldu. Denizyolu ticareti İran ekonomisinin yaklaşık yüzde 90’ını oluşturuyor — günlük yaklaşık 340 milyon dolar — ve bu akış son günlerde büyük ölçüde durdu.

İran bu ablukayı savaş eylemi olarak değerlendiriyor ve misilleme tehdidinde bulunuyor. Ancak şu ana kadar bunu gerçekleştirmedi; ABD de ateşkes döneminde boğaz üzerindeki baskıyı artırmadı.

fftrbgrb
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı Hürmüz Boğazı üzerinde uçuş gerçekleştiren iki adet AH-64 Apache taarruz helikopterinin görüntülerini paylaştı. (CENTCOM)

ABD Merkez Kuvvetler Donanması’nın eski komutanı emekli Amiral Kevin Donigan, Ortadoğu Enstitüsü’nün düzenlediği bir toplantıda, “Her iki taraf da müzakereler için gerçek bir pencere olduğunu düşünüyor olabilir ve şu anda gerilimi tırmandırmak istemiyor” dedi.

İran daha önce 1980’lerde Irak ile savaş sırasında Körfez’i mayınlayarak Hürmüz Boğazı’nı kapatmaya çalışmıştı. Ancak mayın savaşı riskliydi ve zamanla İran, ticari ve askerî deniz trafiğini tehdit etmek için füze ve insansız hava aracı teknolojisine yöneldi.

ABD ve İsrail saldırıları İran’ın silah üretim kapasitesine ciddi zarar vermiş olsa da, İran hâlâ boğazdaki deniz trafiğini tehdit edecek yeterli sayıda füze, fırlatma sistemi ve intihar dronu elinde bulunduruyor.

ABD istihbaratına göre İran savaş öncesi dron stoklarının yaklaşık yüzde 40’ını hâlâ koruyor. Bu dronlar güçlü bir caydırıcılık aracı olarak görülüyor: ABD savaş gemileri tarafından kolayca düşürülebilseler de ticari tankerlerin savunma imkânları oldukça sınırlı.

İran ayrıca geniş bir füze ve fırlatma sistemi envanterine sahip. Ateşkes sırasında bile fırlatma sistemlerinin yaklaşık yarısına ulaşabiliyordu. Son günlerde yeraltı mağaraları ve sığınaklardan yaklaşık 100 sistem çıkarılarak kapasite savaş öncesi seviyenin yaklaşık yüzde 60’ına yükseltildi.

İran aynı zamanda füze stoklarını da enkaz altından çıkarmaya devam ediyor. Bu süreç tamamlandığında, bazı ABD değerlendirmelerine göre İran savaş öncesi kapasitesinin yüzde 70’ine kadarını geri kazanabilir.

Yetkililer, İran’ın silah stoklarına dair istihbaratın kesin olmadığını, ancak genel tablonun İran’ın hâlâ önemli bir askeri kapasiteye sahip olduğunu gösterdiğini belirtiyor.

Boğazın kapatılmaması kararı, İran lideri Ali Hamaney’in temkinli yaklaşımıyla ilişkilendiriliyor. Hamaney, böyle bir adımın diğer ülkeleri de savaşa çekebileceğinden endişe etmiş olabilir.

Ancak mevcut savaşta ABD ve İsrail’in hedeflerinin daha geniş olduğu algısı İran içinde güç kazandı.

Bir analiste göre İran, Haziran savaşını İsrail’in stratejik hedefleriyle sınırlı bir operasyon olarak görürken, mevcut çatışmayı “rejim değişikliğine yönelik bir savaş” olarak değerlendiriyor.

*New York Times Servisi


Pakistan Genelkurmay Başkanı Trump'a İran limanlarına uygulanan ablukanın görüşmeleri engellediğini söyledi

Geçtiğimiz cumartesi günü İran'ın Keşm Adası açıklarındaki Hürmüz Boğazı'nda bir konteyner gemisi (AP)
Geçtiğimiz cumartesi günü İran'ın Keşm Adası açıklarındaki Hürmüz Boğazı'nda bir konteyner gemisi (AP)
TT

Pakistan Genelkurmay Başkanı Trump'a İran limanlarına uygulanan ablukanın görüşmeleri engellediğini söyledi

Geçtiğimiz cumartesi günü İran'ın Keşm Adası açıklarındaki Hürmüz Boğazı'nda bir konteyner gemisi (AP)
Geçtiğimiz cumartesi günü İran'ın Keşm Adası açıklarındaki Hürmüz Boğazı'nda bir konteyner gemisi (AP)

Pakistanlı bir güvenlik kaynağı bugün yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın Ordu Komutanı Asim Munir ile yaptığı telefon görüşmesinde, İran'la savaşı sona erdirmek için yapılacak görüşmelerde İran limanlarına uygulanan ablukanın kaldırılması konusundaki tavsiyelerini dikkate alacağını söylediğini belirtti.

Bugün, ABD'nin İran limanlarına uygulanan ablukayı kırmaya çalışan bir İran kargo gemisine el koyduğunu açıklamasının ardından, Washington ve Tahran arasındaki ateşkesin çökeceğine dair endişeler arttı ve İran da misilleme yapacağını belirtti.

Bölgede daha kalıcı bir barışa ulaşma çabaları da sallantıda görünüyordu; zira İran, ABD'nin ateşkesin yarın sona ermesinden önce başlaması umulan ikinci tur müzakerelere katılmayacağını açıkladı. Öte yandan Pakistan, görüşmelerin yarına kadar yeniden başlamasını sağlamak için pazar gününden beri Washington ve Tahran ile yoğun bir diplomatik temas sürecini yürütüyor.


Çin Devlet Başkanı, Suudi Arabistan Veliaht Prens ile yaptığı görüşmede Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin yeniden başlaması gerektiğini vurguladı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’i Suudi Arabistan ziyaretlerinden birinde kabul ederken (Arşiv – SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’i Suudi Arabistan ziyaretlerinden birinde kabul ederken (Arşiv – SPA)
TT

Çin Devlet Başkanı, Suudi Arabistan Veliaht Prens ile yaptığı görüşmede Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin yeniden başlaması gerektiğini vurguladı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’i Suudi Arabistan ziyaretlerinden birinde kabul ederken (Arşiv – SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’i Suudi Arabistan ziyaretlerinden birinde kabul ederken (Arşiv – SPA)

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping bugün Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin normal seyrinin korunmasının önemini vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın Çin devlet televizyonu CCTV’den aktardığına göre Şi görüşmede, ‘Hürmüz Boğazı’nın uluslararası deniz trafiğine açık kalması gerektiğini, bunun bölge ülkeleri ve uluslararası toplumun ortak çıkarına hizmet ettiğini’ ifade etti.

Haberde ayrıca Şi’nin, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ile yaptığı görüşmede Çin’in ‘derhal ve kapsamlı ateşkes’ çağrısını yinelediği belirtildi.