İran savaşı Trump destekçilerini böldü

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
TT

İran savaşı Trump destekçilerini böldü

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD'nin İran'ı vurma ihtimali, Başkan Donald Trump'ı iktidara taşıyan destekçileri arasındaki bölünmeleri ortaya çıkardı; bazıları Trump'ı ülkeyi Ortadoğu'da yeni bir savaşa sürüklememeye çağırdı.

Trump'ın en önde gelen Cumhuriyetçi müttefiklerinden bazıları kendilerini, diğer ülkelerle çatışmalardan kaçınmaya yönelik ulusal politikayı büyük ölçüde paylaşan bir başkanla aynı fikirde olmamak gibi alışılmadık bir konumda buldular.

Önce Amerika koalisyonunun etkili isimlerinden Steve Bannon dün, diplomatik bir anlaşma olmadığı takdirde ABD ordusunun İran'ın nükleer programını yok etmek için İsrail'e katılması konusunda dikkatli olunması çağrısında bulundu.

Bannon, Washington'da Christian Science Monitor'un sponsorluğunda düzenlenen bir etkinlikte gazetecilere verdiği demeçte, “Bunu tekrar yapamayız... Ülkeyi parçalara ayırırız. Irak deneyimini tekrarlamamalıyız” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyetçi müdahale karşıtları, Trump'ın İran'la barışçıl bir diplomatik çözüm arayışından, sığınak delici bomba kullanımı da dahil olmak üzere İsrail'in askerî harekâtına ABD'nin destek vermesi olasılığına hızla geçişini endişeyle izliyor.

Bu eleştiriler, Trump'ın savaşa girmesi halinde sağcı ‘Amerika'yı Yeniden Büyük Yap – MAGA’ kanadından gelebilecek muhalefeti vurguluyor. İran, savaşa girmenin Amerikalılar için korkunç sonuçlar doğuracağı konusunda uyardı, ancak bu sonuçların ne olabileceğinden bahsetmedi.

Trump askeri çatışmaya girmeye karar verirse, bu onun yabancı çatışmalara dahil olma konusunda her zamanki ihtiyatından keskin bir sapma olacak. Bu durum Trump'ın Körfez'le iyi ilişkiler kurma politikasını etkileyebilir ve Ukrayna'daki savaşı sona erdirme ve dünyanın dört bir yanındaki ülkelerle ticaret anlaşmaları yapma çabalarından dikkatini dağıtabilir.

Amerika'yı Yeniden Büyük Yap – MAGA koalisyonu, Trump'ı 2016 ve 2024 seçimlerinde başkanlığa taşıdı ve ABD anayasası üçüncü bir dönem için aday olmasını engellese de onun için çok önemli olmaya devam ediyor.

Bu tabanı yabancılaştırmak Trump'ın popülaritesini azaltabilir ve Cumhuriyetçilerin 2026 ara seçimlerinde Kongre'nin kontrolünü elinde tutma şansını etkileyebilir.

İran ‘nükleer silaha’ sahip olamaz

Söz konusu bölünmeyle ilgili bir soruya verdiği yanıtta Trump, tabanındaki bazı kişilerin en azından bu konuda kendisine karşı çıkabileceğini umursamamış görünüyordu.

Trump dün Beyaz Saray'da gazetecilere yaptığı açıklamada, “Destekçilerim, bugün beni seçim zamanından bile daha çok seviyor... Tek bir şey istiyorum, o da İran'ın nükleer silaha sahip olmaması” dedi. Trump, bazı destekçilerinin ‘şu anda biraz mutsuz’ olduğunu, ancak diğerlerinin İran'ın nükleer bir güç olamayacağı konusunda kendisiyle hemfikir olduğunu ifade etti.

Trump sözlerini şöyle sürdürdü: “Ben savaşmak istemiyorum. Ancak savaşmak ya da nükleer silaha sahip olmak arasında bir seçim yapmanız gerekiyorsa, yapmanız gerekeni yapmalısınız.”

Eski Başkan Yardımcısı Mike Pence'in müttefiklerinden Marc Short, Cumhuriyetçi Parti içinde İran konusunda yaşanan bölünmeyi ‘çok büyük bir bölünme’ olarak nitelendirdi.

Ancak Short, farklılıklara rağmen Trump'ın tabanının kendisini desteklemeye devam edeceğine inanıyor.

Short, “Açıkçası bölünmeler şu anda kendini gösteriyor, ancak günün sonunda Başkan'ın takipçilerinin çoğunun ona sadık olduğunu düşünüyorum” dedi.

Short, İsrail'i desteklemenin Trump'a siyasi olarak da yardımcı olabileceğini söyledi. Muhafazakâr seçmenler genellikle İsrail'i desteklemekten yana. Mart ayında yapılan bir Reuters/Ipsos anketinde Cumhuriyetçilerin yüzde 48'i ‘ABD, nereden gelirse gelsin İsrail'i tehditlere karşı savunmak için askeri gücünü kullanmalıdır’ ifadesine katılırken, yüzde 28'i buna katılmadı.

Demokratlar arasında ise ankete katılanların yüzde 25'i bu görüşe katılırken, yüzde 52'si katılmadı.

Uluslararası uzmanlar, Tahran'ın inkârlarına rağmen İran'ın nükleer silah geliştirmeye niyetli olduğuna ve İsrail'in de bunun sonucunda risk altında olacağına inanıyor. ABD'li yetkililer, İran'ın nükleer silaha sahip olması halinde bunun Ortadoğu'da nükleer silahlanma yarışını tetikleyeceği görüşünde.

İsrail işi bitirmek istiyor

“İsrailliler başladıkları işi bitirmek istiyor” diyen Bannon, Trump'ın ABD müdahalesi konusundaki tartışmaları dindirmesi ve karar alma sürecini açıklaması gerektiğini söyledi.

Bannon, İran konusunda ise şu ifadeleri kullandı: “Burası dünyanın en eski medeniyetlerinden biri. 92 milyonluk bir nüfusa sahip. Bu, üzerinde oynayabileceğiniz bir yer değil. Bu düzeyde düşünmek zorundasınız ve Amerikan halkı neler olup bittiğini anlamak zorunda. Bunu onlara basitçe empoze edemezsiniz.”

Benzer endişeleri dile getiren diğer etkili isimler arasında eski Fox News sunucusu Tucker Carlson ve Trump'ın uzun süredir müttefiki olan Georgia Cumhuriyetçi Temsilcisi Marjorie Taylor Greene de yer alıyor.

Green pazar günü sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, “ABD'nin İsrail ve İran'ın savaşına tamamen dahil olmasını isteyen herkes Önce Amerika ya da Amerika'yı Yeniden Büyük Yap destekçisi değildir. Yurtdışındaki savaşlardan bıktık usandık” ifadelerine yer verdi.

Şarku’l Avsat’ın Fox News'ten aktardığına göre Trump'ın bir başka müttefiki olan Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham salı günü yaptığı açıklamada, Trump'ın, İsrail'in ‘işini bitirmesine’ yardımcı olacağını umduğunu, çünkü İran'ın ‘ABD’nin İsrail'deki dostları için varoluşsal bir tehdit’ oluşturduğunu söyledi.

Tartışma, Carlson'ın salı günü programında Teksaslı Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz ile tartışmasının ardından kamuoyuna yansıdı.

Carlson'ın, senatörü İran'da rejim değişikliği istediği için sert bir dille eleştirdiği, Cruz'un ise Trump'ı desteklediğini ifade ettiği tartışma sosyal medyada gündem oldu.

Carlson, Cruz'a “İran hakkında hiçbir şey bilmiyorsun!” deyince Cruz şöyle cevap verdi: “Ben Tucker Carlson'ın İran uzmanı değilim.” Bunun üzerine Carlson “Sen bir hükümetin devrilmesi çağrısında bulunan senatörsün” diyerek tartışmayı sürdürdü.

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Trump'ı savunan bir sosyal medya paylaşımıyla tartışmayı hafifletmeye çalıştı. Vance paylaşımında, “İnsanlar 25 yıllık aptalca dış politikanın ardından dış müdahaleler konusunda endişelenmekte haklılar. Ancak Başkan'ın bu konuda kendine güveni olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı. Destekçileri ve karşıtları şimdi, dün nasıl ilerleyeceğine dair bazı fikirleri olduğunu, ancak nihai bir karar vermediğini söyleyen Trump'ın son kararını bekliyor.



İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
TT

İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth, İsrailli yetkililerin, Tahran'ın Cenevre'de yapılan son müzakerelerde ABD'nin taleplerini karşılamaması üzerine, ABD Başkanı Donald Trump'ın ‘yakında’ İran'a karşı büyük çaplı bir askeri saldırı başlatabileceğini öngördüklerini aktardı. Gazeteye göre Trump yönetiminin yetkilileri, İranlıların zaman kazanmaya ve ABD'yi yanıltmaya çalıştığını düşünüyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başkanlığında kısa bir süre önce gerçekleşen istişarelerde, İran'ın İsrail ordusu olası bir ABD saldırısına katılmasa bile İsrail'e füze saldırısı düzenleyebileceği yönünde bir değerlendirme yapıldı. Buna göre acil durum hizmetleri ve sivil savunmadan sorumlu askeri kurum olan İç Cephe Komutanlığı'ndan savaşa hazırlık yapması istendi. Çeşitli güvenlik kurumları da en yüksek savunma hazırlık seviyesine geçtiklerini açıklarken, güvenlik kurumları da yüksek alarm durumuna geçti.

Ne zaman olacağı bilinmiyor

ABD, Trump'ın ‘güzel filo’ olarak nitelendirdiği, İran ile kısa süreli bir çatışma yerine uzun süreli bir savaş yürütebilecek güçleri bölgeye çoktan konuşlandırdı. Ancak İsrailli yetkililer, ABD'nin saldırısının kesin zamanlamasının bilinmediğini ve nihai olarak Trump'ın kararına bağlı olduğunu belirtiyor. Karar verildikten sonra bile planlar değişebilir. İsrail'de karar anının yaklaştığı ve zamanın daraldığı yönünde bir izlenim hakim. Yetkililer birkaç gün önce iki haftalık bir süreden, ondan önce de yaklaşık bir aydan bahsetmişlerdi, ancak şimdi birkaç gün içinde harekete geçilebileceğine dair işaretler var.

Öte yandan saldırıyı geciktirebilecek birkaç faktör de söz konusu. Gazze Barış Kurulu, perşembe günü Washington'da toplanacak ve İtalya'daki Kış Olimpiyatları 22 Şubat'ta sona erecek. Trump'ın bu faktörlere ne kadar ağırlık vereceği belirsiz.

Her ne kadar kesin bir tarih belirlenmemiş olsa da ABD'nin İran ile uzun süreli bir çatışmaya hazırlandığına dair işaretler giderek artıyor. Geçtiğimiz yıl haziran ayında yaşanan 12 günlük savaştan bu yana yüksek seviyede olan gerginlik, İran rejiminin son zamanlarda protestoculara yönelik sert müdahalelerinin ardından daha da tırmandı. ABD'li yetkililer, büyük çaplı bir operasyonun hızlı bir saldırı olmayacağını, aksine haftalarca sürebilecek bir kampanya olacağını tahmin ediyorlar. Bu da Ortadoğu'daki askeri yığınağı açıklıyor.

Herhangi bir saldırının olası hedeflerinden biri İran'da rejim değişikliği olacak. Ancak ABD yetkilileri, bu hedefin tek bir saldırıyla değil, haftalarca sürecek bir dizi saldırıyla gerçekleştirilebileceğini kabul ediyor.

Bu da İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in yanı sıra, bazıları toplu katliamlardan sorumlu tutulan İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) kurumlarını da hedef alabilir. Washington ayrıca İranlıların sokaklara dökülmesini istiyor, ancak bunun için rejim muhaliflerini ABD'nin onları desteklemeye hazır olduğuna ikna etmek gerekiyor.

CNN'in haberine göre iki İsrailli yetkili, önümüzdeki günlerde ABD ve İsrail'in İran'a ortak bir saldırı düzenleyeceğine dair ‘artan işaretler’ üzerine İsrail'in askeri alarm ve hazırlık seviyesini yükselttiğini söyledi.

Haberin kaynaklarından biri olan bir askeri yetkiliye göre İsrail operasyonel ve savunma planlamasını hızlandırdı. Bir kaynak, Trump tarafından onaylanması halinde beklenen saldırının önceki 12 gün süren savaşın ötesine geçeceğini ve ABD ile İsrail arasında koordineli saldırılar içereceğini ekledi.

Diğer taraftan bugün yapılması planlanan İsrail Savaş Kabinesi toplantısı pazar gününe ertelendi. Bu ertelemenin nedeni, ABD ve İsrail'in herhangi bir karar vermeden önce İran'ın yanlış bir hesap yapıp önleyici bir saldırı düzenlemesini önlemek olabilir.

Hizbullah ve Husiler hesapların merkezinde

Son iki gün içinde, Ortadoğu'ya doğru takviye savaş uçakları, yakıt ikmal uçakları, keşif ve istihbarat uçakları ile komuta ve kontrol uçaklarının yola çıktığı görüldü. Bu hareketlilik, bölgede uzun zamandır görülmemiş büyüklükte bir ABD askeri gücü oluşturuyor. Bu devasa bir savaş makinesi ve bölgede sadece ‘pozisyon almak’ için konuşlandırılmış olması pek olası değil. Amaç sadece müzakerelerde baskı uygulamaksa, bu olağanüstü bir baskı olur, çünkü ABD İran'a çok daha az güçle saldırabilir.

Bu büyük ölçekli tehdit ve caydırıcı etkisinin, İran'ı son dakikada ABD'nin taleplerini kabul etmeye zorlayabileceği ihtimali göz ardı edilemez. Trump daha önce tehditlerinin boş olmadığını göstermişti ve müzakereler sırasında Washington’ın Tahran'a ilettiği mesaj açıktı: “Sabrımı sınama!”

Ancak, en azından kamuoyu önünde İran bu tür sonuçlara varmış gibi görünmüyor. Hatta Hamaney, Amerikan uçak gemilerini vurmakla tehdit etti. İsrail'de bu durum, iktidar sahibine pahalıya mal olabilecek aşırı bir kibir olarak görülüyor.

Çoğu gösterge, İsrail'in bu tür bir saldırıya katılacağını ve kenara çekilmesinin istenmeyeceğini işaret ediyor. ABD’li yetkililerin İsrail'in yeteneklerine, özellikle de İsrail ordusunun uzmanlığına ihtiyaç duyduğu söyleniyor. İsrail'in başlıca hedefi, İran'ın balistik füze sistemini yok etmek ya da ona ciddi şekilde hasar vermek olacak. Aynı zamanda, İsrail ordusundan iki cephede daha mücadele etmesi istenebilir. Bunlar Lübnan'daki Hizbullah ve Yemen'deki Husiler.

Husilerin hemen savaşa katılıp İsrail'e füze ve insansız hava araçları (İHA) ile saldıracağı tahmin ediliyor. Ayrıca, daha önce 12 gün süren savaşta olduğu gibi Hizbullah'ın bu kez tarafsız kalmayıp savaşa katılma ihtimali de var. Bu durumda İsrail, bunu hesaplaşmak için bir fırsat olarak görebilir.


İsrail muhalefet partileri kafa karışıklığı ve bölünmüşlük içinde… Netanyahu’yu devirme fırsatı kaçabilir

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
TT

İsrail muhalefet partileri kafa karışıklığı ve bölünmüşlük içinde… Netanyahu’yu devirme fırsatı kaçabilir

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)

İsrail’de yaklaşan seçimler öncesinde kamuoyunda muhalefet partilerinin Binyamin Netanyahu hükümetini devirmeye yönelik mücadelede yeterince profesyonel davranmadığı ve seçim kazanma fırsatını heba edebileceği yönündeki görüşler güç kazanırken, sol eğilimli Demokratlar Partisi lideri Yair Golan, üç partinin birleşmesini önerdi. Golan, kendi liderliğini yaptığı Demokratlar Partisi’nin yanı sıra, Yair Lapid liderliğindeki Yesh Atid Partisi ve Gadi Eisenkot’un başında bulunduğu Yashar Partisi’nin tek çatı altında toplanmasını teklif etti. Golan, söz konusu ittifakın başına Eisenkot’un getirilmesi konusunda uzlaşmaya varılmasını önererek, “Çünkü anketler onun hem benden hem de Lapid’den daha fazla beğeni topladığını gösteriyor” ifadesini kullandı.

sdvfgt
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid (Reuters)

Golan dün yaptığı basın açıklamasında, önerdiği üçlü ittifakın mevcut anketlere göre şimdiden 31-33 sandalye kazanabileceğini ve böylece en büyük parti konumuna yükselebileceğini söyledi. Golan, söz konusu bloğun kurulması ve Netanyahu’yu kendi seçmeni nezdinde de zorlayacak mücadeleci bir seçim kampanyası yürütmesi halinde, desteğini daha da artırabileceğini ve bir sonraki hükümeti kurabilecek güce ulaşabileceğini ifade etti.

Ancak Lapid teklifi kabul etmedi. Lapid, bu girişimin kendisini solcu bir parti lideri gibi göstermeyi amaçladığını savunurken, kendisini sağ liberal olarak tanımladığını belirtti. Golan’a saatler içinde yanıt veren Lapid, birlik önerisinin Golan’ın kendi popülaritesini artırma amacı taşıdığını öne sürdü. Lapid ayrıca Golan’ı ve ‘şu dönemde birlik adı altında safları dağıtmaya çalışan tüm muhalefet liderlerini’ sert sözlerle eleştirdi.

Lapid, “Kamuoyu blokların birleşmesini istemiyor; bizi olduğumuz gibi görmek istiyor. Her parti kendi ilkeleri temelinde mücadele etmeli. Seçimden sonra bloklar arasında bir birleşme yolu bulunabilir” dedi. Muhalefet liderlerini son dönemde ‘zırhlı aracın içinde ateş açmakla’ suçlayan Lapid, bunun ‘Netanyahu’nun iktidarını sonsuza dek sürdürmesine yol açabilecek bir intihar eylemi’ olduğunu söyledi.

Lapid, seçim hazırlıklarında kendisiyle çalışan uzmanların hükümetin düşmesinin ‘teorik olarak artık kesinleştiği’ görüşünde olduğunu belirterek, muhalefet partilerinin bu gerçeği pekiştirmeye odaklanması gerektiğini kaydetti. Lapid’e göre Netanyahu, yenilginin eşiğinde olduğunu biliyor ve iki hedefe yöneliyor: Araplar ile liberal kesim arasındaki katılım oranını düşürmek ve seçimlere hile karıştırmak. Bu çerçevede önceliğin, Yahudiler arasında yüzde 70, Araplar arasında ise yüzde 48 seviyesinde olan oy verme oranını artırmak ve özellikle kırsal bölgelerde seçim hilesini önlemek amacıyla sıkı denetim mekanizmaları oluşturmak olduğunu ifade etti.

juıo9
Tel Aviv’de düzenlenen Netanyahu karşıtı gösteriden (Arşiv – AFP)

Lapid iki gün önce yaptığı açıklamada, ‘liberal kamp içindeki tüm partilerin, Netanyahu’nun yer alacağı herhangi bir koalisyona katılmama taahhüdünde bulunmasını’ şart koştu. Lapid’in bu sözlerle, birlikte önceki hükümeti kurduğu müttefiki Naftali Bennett’e gönderme yaptığı değerlendirildi. Bennett, Netanyahu ile bir hükümet kurmayacağına dair açık bir taahhütte bulunmayı reddediyordu. Bennett’e yakın kaynaklar ise bu tutumun Likud’dan oy çekme amacı taşıdığını savundu. Nitekim Likudlu Bakan Idit Silman, Bennett’in açıklamalarını sert sözlerle eleştirerek sağ seçmene seslendi ve “Bennett sizi, geçmişte sağ seçmeni kandırdığı gibi kandırıyor; sol ve Araplarla hükümet kuruyor” ifadesini kullandı. Silman daha önce Lapid hükümetinde yer almış, ancak 2022 yılında koalisyondan çekilerek hükümetin düşmesine yol açmıştı.

Lapid’in bir yandan, sağ kanadın ise diğer yandan baskısı altında kalan Bennett, Netanyahu liderliğinde kurulacak bir hükümete katılmayacağını açıkladı. Ancak Likud ile Netanyahu’suz bir senaryoda iş birliğine açık olup olmadığı konusunda net bir ifade kullanmadı.

Öte yandan, Avigdor Lieberman liderliğindeki Yisrael Beiteinu Partisi de muhalefet cephesindeki yön arayışını yansıtan açıklamalarda bulundu. Lieberman, muhalefet partilerinin seçmenlere, Netanyahu ile ya da Arap partileriyle hükümet kurmayacaklarına dair açık ve samimi bir taahhüt vermeleri gerektiğini söyledi.

dfgthy
Netanyahu ve Bennett (İsrail medyası)

İsrail’de yayımlanan son Maariv gazetesi anketine göre, seçimlerin bugün yapılması halinde Arap partileri hesaba katılmaksızın muhalefet partileri 60 sandalye kazanıyor. Aynı ankette, Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyonun sandalye sayısının 68’den 50’ye gerilediği belirtiliyor. Bu tablo karşısında Netanyahu’nun, özellikle Arap seçmenler arasında katılım oranını düşürmeye yönelik bir plan üzerinde çalıştığı öne sürülüyor. İddiaya göre bu plan, korku siyaseti yürütmeyi ve Arap listeleri ile adayları seçim sürecinden diskalifiye etmeyi içeriyor. Muhalefet ise Netanyahu’yu ve müttefiklerini ‘geniş çaplı bir seçim sahtekârlığı kampanyasına hazırlanmakla’ suçluyor.


Tetteh: UNSMIL arabuluculuk çabalarında başarısız oldu

UNSMIL Başkanı Hanna Serwaa Tetteh (Getty)
UNSMIL Başkanı Hanna Serwaa Tetteh (Getty)
TT

Tetteh: UNSMIL arabuluculuk çabalarında başarısız oldu

UNSMIL Başkanı Hanna Serwaa Tetteh (Getty)
UNSMIL Başkanı Hanna Serwaa Tetteh (Getty)

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, Libya Temsilciler Meclisi ile Devlet Yüksek Konseyi (DYK) arasında, ülkede bir çözüme ulaşmak için siyasi bir ‘yol haritasının’ uygulanmasına başlanması yönündeki arabuluculuk çabalarının başarısız olduğunu kabul etti.

Tetteh, BM'nin çabalarına rağmen Temsilciler Meclisi ile DYK arasında siyasi bir yol haritası için atılması gereken ilk iki adımının tamamlanmasında somut bir ilerleme kaydedilemediğini BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyelerine üzüntüyle bildirdi.

Libya'daki durumun, yargı sistemi de dahil olmak üzere ‘birçok alanda kötüye gittiğini’ belirten UNSMIL Başkanı, bunun ‘ülkenin birliği için ciddi sonuçlar doğuracağını’ söyledi.

Bunun ‘kırmızı çizgi olduğunu ve bu çizgiyi aşmanın devletin birliğini zedelediğini’ açıklayan Tetteh, Libyalı liderlere ‘gerginliği tırmandıracak adımlardan kaçınmaları ve birleşik yargıyı korumaya kararlı Libya yargı ve hukuk uzmanlarından oluşan Bağımsız Libya Arabuluculuk Komitesi ile iş birliği yapmaları’ çağrısında bulundu.