Trump'ın ‘desteğine’ rağmen Gazze ateşkes anlaşmasının tamamlanmasının önündeki engeller neler?

Arabulucuların çabaları sürüyor… İsrail ‘olumlu göstergelerden’ bahsediyor

İsrail'in el-Bureyc Mülteci Kampı’na düzenlediği hava saldırısında hasar gören bir binanın enkazı arasında hayatta kalanları arayan Filistinliler (AFP)
İsrail'in el-Bureyc Mülteci Kampı’na düzenlediği hava saldırısında hasar gören bir binanın enkazı arasında hayatta kalanları arayan Filistinliler (AFP)
TT

Trump'ın ‘desteğine’ rağmen Gazze ateşkes anlaşmasının tamamlanmasının önündeki engeller neler?

İsrail'in el-Bureyc Mülteci Kampı’na düzenlediği hava saldırısında hasar gören bir binanın enkazı arasında hayatta kalanları arayan Filistinliler (AFP)
İsrail'in el-Bureyc Mülteci Kampı’na düzenlediği hava saldırısında hasar gören bir binanın enkazı arasında hayatta kalanları arayan Filistinliler (AFP)

ABD, ocak ayında varılan anlaşmanın mart ayında çökmesinden bu yana Gazze Şeridi'nde bir ateşkesin gerekliliğinden bahsediyor. 13 Haziran'da başlayan İran-İsrail çatışmasının 12 gün sonra sona ermesiyle birlikte Gazze krizinin sona erdirilmesi gerektiğine dair uluslararası talepler arttı, ancak henüz bir anlaşma sağlanamadı.

Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlar, Gazze anlaşmasının önündeki engelleri İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun savaşa ve kişisel çıkarlarına bağlı kişiliğine ve Hamas'ın savaşı durdurmak için sözlü değil yazılı garantilerde ısrar etmesine bağlarken, savaşın her iki tarafının da ABD baskısı altında kısmi bir anlaşmayı göz ardı etmediğini belirtiyor.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ve Avrupa Birliği'nin (AB) Ortadoğu Barış Süreci Özel Temsilcisi Christophe Bigot dün Kahire'de yaptıkları toplantıda, ‘Mısır'ın Katar ve ABD ile iş birliği içinde Gazze'de ateşkes sağlanması, esir takası ve Gazze Şeridi'ne insani yardımların ulaştırılması yönündeki çabalarını’ gözden geçirdi. İkili, ‘İsrail'in Filistinlilere yönelik saldırganlığının durdurulması gerektiğini’ vurguladı.

Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın, savaşın her iki tarafına da Gazze'de bir ateşkes imzalamaları için defalarca çağrıda bulunduğu bir döneme denk geliyor. Şarku’l Avsat'ın Times of İsrael’den aktardığına göre Trump son olarak cumartesi gecesi sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, “Gazze'de bir anlaşma yapın. Esirleri geri alın!” diyerek İsrail Başbakanı’na bir anlaşmaya varması için baskı yapmaya çalıştı.

cdvfgh
Gazze Şeridi'nin orta kesiminde İsrail saldırıları sırasında öldürülen yakınları için ağlayan Filistinli kadınlar (AFP)

İsrail ile İran arasındaki çatışmaların sona ermesinin ardından peş peşe açıklamalar yapan Trump, cuma günü İsrail ve Hamas arasında ateşkes sağlanması çabalarına katılan bazı kişilerle yaptığı görüşmeler sonrası Gazze Şeridi'nde yeni bir ateşkes sağlanabileceğine dair iyimserliğini ifade etti. Reuters'ın haberine göre iki taraf arasında bir hafta içinde anlaşmaya varılabileceğini belirten Trump, Gazze'de ilerleme kaydedildiğini ifade etti.

Trump'ın Gazze'de ateşkes için bastırması, Axios'un cuma günü İsrail Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer'in bugün İran ve Gazze Şeridi ile ilgili görüşmeler yapmak üzere Beyaz Saray'a geleceğini duyurmasıyla birlikte geldi. Axios, Dermer'in Netanyahu'nun bu yaz Washington'a yapacağı ziyareti de görüşeceğini bildirdi.

Bu gelişmeler, İsrail medyasında Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un olası ziyaretine ilişkin çelişkilerin yaşandığı ve İsrail Yayın Kurumu'nun Witkoff'un bölgeye gelişi konusunda bir karar vermeden önce arabulucuların Hamas'a yönelik baskılarının sonuçlarını beklediğini söylediği bir dönemde yaşandı.

İsrail'de yayın yapan iNews24, Witkoff'un Mısır'a ‘kararlı bir ziyaret’ gerçekleştireceğini bildirdi. Söz konusu ziyaret, müzakerelerde ‘önemli ilerleme’ kaydedildiğine dair olumlu işaretlerin yanı sıra İsrail tarafından yapılan açıklamaların tonunda somut bir değişimin yaşandığı bir dönemde gerçekleşiyor.

İsrail ve Filistin konularında uzman Mısırlı akademisyen Dr. Tarık Fehmi'ye göre ateşkesin önündeki en büyük engellerden biri Hamas'ın gelecekteki ateşkesler için yazılı garanti almakta ısrar etmesi, Washington'un ise sözlü garantilerden bahsetmesi olduğunu düşünüyor. Fehmi, Witkoff'un Mısır ve İsrail'e yapacağı ziyaretin, arabulucuların Trump'ın desteğiyle bir anlaşmaya varmak için izledikleri yolda bir ilerleme kaydedilmesi halinde gerçekleşeceğini ve bu ziyaretin, ABD Başkanı'nın anlaşmaya varma arzusuna pek sıcak bakmayan Netanyahu üzerindeki baskıyı artıracağını düşünüyor.

fgth
Gazze Şeridi'ndeki İsrail bombardımanı sırasında hayatını kaybeden bir kurbanın cenazesini taşıyan Filistinliler (AFP)

Hamas konusunda uzman Filistinli siyasi analist İbrahim el-Medhun'a göre ‘şu anda herhangi bir anlaşmanın tamamlanmasının önündeki en büyük engel, yargıdan ve siyasi hesap vermekten kaçan Binyamin Netanyahu’. El-Medhun, İsrail'in 7 Ekim 2023'teki başarısızlığıyla ilgili herhangi bir soruşturma komitesi kurmayı reddeden ve peşindeki yolsuzluk dosyalarında yargı önüne çıkmayı kabul etmeyen kişinin Netanyahu olduğuna dikkat çekti. Öte yandan Trump'ın birkaç gün önce İsrail'in içişlerine müdahalesi geldi; Netanyahu'ya yargılanmasının durdurulması ve iktidarda kalmasının sağlanması da dahil olmak üzere açık sözler ve vaatlerde bulundu.

El-Medhun, garantiler ve bunların anlaşmayı engellediği yönündeki söylemler konusunda şu ifadeleri kullandı: “İster sözlü ister yazılı olsun, bu konu önümüzdeki müzakereler sırasında ve üzerinde mutabık kalınacak detaylı mekanizmalar aracılığıyla ele alınacak. Ancak Hamas için şu andaki öncelik soykırımı durdurmak, saldırganlığı sona erdirmek, işgali geri çekmek, kuşatmayı kırmak, yardım getirmek, aç bırakma politikasını durdurmak ve Gazze Şeridi'ndeki felaket durumundan kurtulmaktır.”

Hamas dün yaptığı açıklamada, Arap medyasında yer alan, esir takası anlaşmasını ve Gazze Şeridi'nde ateşkesi kabul etmek için koşullar belirlediği yönündeki haberleri yalanlayarak, bunun ‘temelsiz’ olduğunu vurguladı. Hamas, herhangi bir anlaşma için koşullarının açık olduğunu ve bunların ‘işgalin söylemine hizmet eden anonim kaynaklar’ aracılığıyla değil, kamuoyu önünde ortaya konduğunu belirtti.

fgtrhyu7
İsrail'in Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'ye düzenlediği saldırının ardından yükselen dumanlar (AFP)

İsrail müzakerelerdeki gelişmelerle ilgili resmi bir açıklama yapmazken, Gazze Şeridi'nde bir anlaşma yapılması çağrıları Washington'dan Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa ve Türkiye’ye kadar yayılıyor. Cuma günü BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ateşkes çağrısında bulunurken, bir gün önce de AB liderleri Gazze Şeridi'nde derhal ateşkes yapılması çağrısında bulundu. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ofisinden yapılan açıklamada, Erdoğan'ın geçtiğimiz çarşamba günü NATO zirvesinde liderlere İsrail ile İran arasındaki ateşkesin kalıcı olması gerektiğini söylediği ve Gazze Şeridi'ndeki insani krizin hafifletilmesi için ateşkes çağrısında bulunduğu belirtildi.

Fehmi, ‘Hamas'ın birçok fikirle ve arabulucuların yoğun çabalarıyla karşı karşıya olduğunu, uzun vadeli değil kısmi bir anlaşma yapmak zorunda olduğunu ve bunu baskı altında kabul edebileceğini, İsrail'in tutumunun ise Trump ve ekibinin baskısıyla belirleneceğini’ vurguladı.

Diğer yandan el-Medhun'a göre Hamas bu aşamada ‘savaşı bitirmek, soykırımı durdurmak, İsrail işgalini Gazze Şeridi'nden çekmek ve ilk aşama olarak insani yardımın girişini sağlamakla’ ilgileniyor gibi görünüyor. El-Medhun, Hamas’ın, ‘saldırganlığın sona erdirilmesi için ciddi baskı yapan bölgesel ve uluslararası ortamın ışığında uzlaşmazlığa yönelmediğini’ ifade etti.

El-Medhun sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Hamas, katliamların ve saldırganlığın sona ermesine yol açacak her türlü fırsatı değerlendirecektir. Savaşı sona erdirmek ve Gazze Şeridi'nde asgari yaşam unsurlarını yeniden tesis etmekle ilgilenen Hamas, esir dosyasındaki sorumluluğunun bilincinde; adil ve kapsamlı bir anlaşmanın parçası olarak İsrailli esirlerin serbest bırakılmasını garanti eden her türlü teklifle etkileşime girmeye hazır.”



Husilerin saldırısı sonucu aylarca esir tutulan Rus denizci, Yemen'den ayrıldı

Husi milislerinin 9 Temmuz 2025'te yayınladığı videodan alınan sahnede, “Eternity C” gemisinin Kızıldeniz'de batışı görülüyor (Reuters)
Husi milislerinin 9 Temmuz 2025'te yayınladığı videodan alınan sahnede, “Eternity C” gemisinin Kızıldeniz'de batışı görülüyor (Reuters)
TT

Husilerin saldırısı sonucu aylarca esir tutulan Rus denizci, Yemen'den ayrıldı

Husi milislerinin 9 Temmuz 2025'te yayınladığı videodan alınan sahnede, “Eternity C” gemisinin Kızıldeniz'de batışı görülüyor (Reuters)
Husi milislerinin 9 Temmuz 2025'te yayınladığı videodan alınan sahnede, “Eternity C” gemisinin Kızıldeniz'de batışı görülüyor (Reuters)

Bir Rus denizci, bulunduğu gemiye Husi militanlarının düzenlediği saldırının ardından yaklaşık 8 ay rehin tutulduktan sonra Yemen'den ayrılarak ülkesine döndü.

Rus medyası tarafından kimliği Aleksey Galaktionov olarak belirtilen denizci, Temmuz 2025'te Husi saldırısı sonucu batan Yunan kargo gemisinin mürettebatı arasındaydı ve saldırıda yaralanmıştı.

Husi grubuna bağlı medya kaynaklarına göre Rus vatandaşı, BM elçisiyle koordineli olarak bir BM uçağıyla nakledildi ve tedavisi tamamlandıktan sonra ayrılması ayarlandı.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre gemiyi işleten şirketin yetkilisi ve bir deniz güvenlik kaynağı, gemi mürettebatının aralık ayında serbest bırakıldığını bildirdi.

İran ile ittifak halindeki Husi milisleri, Liberya bayrağı taşıyan ve 22 kişilik mürettebat ile üç silahlı güvenlik görevlisinin bulunduğu “Eternity C” gemisini, iki gün boyunca insansız deniz araçları ve füzelerle saldırdıktan sonra batırdı.

Husi milisleri, Gazze Savaşı sırasında Filistinlilerle dayanışma kampanyası olarak nitelendirdikleri eylem kapsamında 100'den fazla gemiye saldırdı. Geçen yılın Ekim ayında Filistin'in Gazze Şeridi'nde ateşkes ilan edilmesinin ardından saldırıları durdurdu.


Hürmüz Boğazı'nın açılması: Uluslararası konsensus ve Amerikan tehdidi

Keşm Adası'ndaki iskeleden yükselen alev ve dumanlar (sosyal medya)
Keşm Adası'ndaki iskeleden yükselen alev ve dumanlar (sosyal medya)
TT

Hürmüz Boğazı'nın açılması: Uluslararası konsensus ve Amerikan tehdidi

Keşm Adası'ndaki iskeleden yükselen alev ve dumanlar (sosyal medya)
Keşm Adası'ndaki iskeleden yükselen alev ve dumanlar (sosyal medya)

Hürmüz Boğazı'nın derhal ve koşulsuz olarak açılması konusunda uluslararası bir konsensüs oluşurken, ABD Başkanı Donald Trump İran'a “şiddetli bir şekilde” saldırmaya devam edeceğini ima etti ve savaşın sona ermesini Hürmüz’ün yeniden açılmasına bağladı. Tahran ise Kem Adası'na yapılan saldırılara misilleme yapacağı tehdidinde bulundu.

Suudi resmi kaynaklar, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman ile yaptığı telefon görüşmesinde, Moskova'nın Suudi Arabistan'ın egemenliğini ve toprak güvenliğini korumaya yönelik desteğini vurguladığını doğruladı. İki taraf, bölgedeki askeri gerginliği ve bunun deniz seyrüsefer güvenliği ile küresel ekonomi üzerindeki etkilerini ele aldı.

Londra'da 40 ülke, “Hürmüz Boğazı'nın derhal ve koşulsuz olarak yeniden açılması” gerektiğini vurguladı; İran'ın boğazı kapatmasının “küresel refah için doğrudan bir tehdit” oluşturduğunu ve seyrüsefer özgürlüğü ile deniz hukukunu ihlal ettiğini belirtti.

Trump dün İran'a “çok geç olmadan” bir anlaşma imzalaması çağrısını yineledi. Tahran ile Kerec arasında inşa halindeki köprünün bombalanmasını överek, “İran'ın en büyük köprüsü”nün çöktüğünü ve “bir daha asla kullanılmayacağını” söyledi. Bundan birkaç saat önce ise İran'ın Hürmüz Boğazı'nı açma talebine yanıt vermemesi halinde, önümüzdeki iki veya üç hafta boyunca enerji santralleri de dahil olmak üzere, İran'a “şiddetli” saldırılar düzenlemeye devam edeceğini söyleyerek, İran'ı “taş devrine” geri döndürmekle tehdit etti.

Tahran sert bir karşılık verdi; Genelkurmay Başkanlığı, Washington ve Tel Aviv’in kendi yeteneklerine ilişkin değerlendirmesinin “eksik” olduğunu belirtirken, Ordu Komutanı Emir Hatemi ise herhangi bir kara saldırısında “kimsenin kurtulamayacağını” belirtti.

“Devrim Muhafızları”, savaşın genişlemesinin “hedef havuzunu genişleteceğini” açıkladı ve Keşm Adası'ndaki rıhtıma yapılan saldırılara misilleme yapacağı tehdidinde bulundu.


ABD'li uzmanlar: Washington'un İran'a yönelik saldırıları savaş suçu teşkil edebilir

İran devlet televizyonunun yayınladığı, ülkenin güneyindeki bir kız okulunu hedef alan saldırının gerçekleştiği yer (AFP)
İran devlet televizyonunun yayınladığı, ülkenin güneyindeki bir kız okulunu hedef alan saldırının gerçekleştiği yer (AFP)
TT

ABD'li uzmanlar: Washington'un İran'a yönelik saldırıları savaş suçu teşkil edebilir

İran devlet televizyonunun yayınladığı, ülkenin güneyindeki bir kız okulunu hedef alan saldırının gerçekleştiği yer (AFP)
İran devlet televizyonunun yayınladığı, ülkenin güneyindeki bir kız okulunu hedef alan saldırının gerçekleştiği yer (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın bu hafta İran'ın enerji ve tuz arıtma tesislerine yönelik saldırı tehditlerini yinelemesinin ardından, ABD'deki onlarca uluslararası hukuk uzmanı, ABD'nin İran'a yönelik saldırılarının savaş suçu teşkil edebileceğini belirten açık bir mektup imzaladı.

Daha önce savaşla ilgili farklı zaman çizelgeleri ve hedefler ortaya koyan Trump, dün televizyonda yayınlanan konuşmasında, İran'ın Washington'un şartlarına boyun eğmemesi halinde savaşın tırmanabileceğini ve ülkenin enerji ve petrol altyapısına saldırılar düzenlenebileceğini söyledi.

ABD'deki aralarında Harvard, Yale, Stanford ve California gibi üniversitelerden uzmanların da bulunduğu 100'den fazla uluslararası hukuk uzmanı, dün yayınlanan mektupta, ABD güçlerinin davranışlarının ve üst düzey ABD yetkililerinin açıklamalarının “uluslararası insan hakları hukuku ve uluslararası insani hukukun ihlali, buna olası savaş suçları da dahil olmak üzere, konusunda ciddi endişeler uyandırıyor” ifadeleri yer aldı.

Mektupta özellikle Trump’ın mart ayı ortasında yaptığı ve ABD’nin İran’a “sadece eğlence olsun diye” saldırı düzenleyebileceğini söylediği açıklamaya değinildi. Mektup ayrıca, mart ayı başında Savaş Bakanı Pete Hegseth'in, ABD'nin “aptalca çatışma kurallarına” göre savaşmadığını söylediği yorumlarına da atıfta bulundu.

Mektup, siyasi konulara odaklanan Just Security dergisinin internet sitesinde yayınlandı.

Uzmanlar, savaşın ilk gününde İran'daki bir okulu hedef alan saldırıya işaret ederek, «okulları, sağlık tesislerini ve evleri hedef alan saldırılar konusunda son derece endişeli olduklarını» söylediler. ABD ordusu mart ayında, 28 Şubat'ta İran'daki bir kız okuluna düzenlenen yıkıcı saldırıyla ilgili soruşturmayı bir üst seviyeye çıkardığını açıkladı. Şarku’l Avsat’ın medya haberlerinden aktardığına göre soruşturma, ABD güçlerinin bu saldırıdan büyük olasılıkla sorumlu olduğunu ortaya çıkardığı. İran Kızılayı, saldırıda 175 kişinin öldüğünü belirtiyor.

Trump çarşamba günü İran'ı “şiddetle” vurmakla tehdit etti ve “Önümüzdeki iki ila üç hafta içinde onları şiddetle vuracağız. Onları ait oldukları Taş Devri'ne geri göndereceğiz” şeklinde konuştu.

Müslümanların haklarını savunan önde gelen bir Amerikan grubu, Trump'ın savaş sırasındaki söylemlerinin, İran'ı “taş devrine geri göndermek” için vurma tehdidi de dahil olmak üzere, “insanlık dışı” olduğunu ifade etti.

Savaş, 28 Şubat'ta Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in İran'a saldırmasıyla patlak verdi. Tahran, İsrail'e ve ABD üslerine ev sahipliği yapan Körfez ülkelerine saldırılar düzenleyerek karşılık verdi. İran'daki ortak ABD-İsrail saldırıları ve Lübnan'daki İsrail saldırıları binlerce insanın ölümüne ve milyonlarca insanın yerinden edilmesine yol açtı.