Trump'ın onay oranı düşmeye devam ediyor

Reuters/Ipsos'un yeni anketi, ABD Başkanı Donald Trump'ın onay oranının ikinci döneminin başlangıcından bu yana anketin kaydettiği en düşük seviye olan yüzde 40'a düştüğünü ortaya koydu (AP)
Reuters/Ipsos'un yeni anketi, ABD Başkanı Donald Trump'ın onay oranının ikinci döneminin başlangıcından bu yana anketin kaydettiği en düşük seviye olan yüzde 40'a düştüğünü ortaya koydu (AP)
TT

Trump'ın onay oranı düşmeye devam ediyor

Reuters/Ipsos'un yeni anketi, ABD Başkanı Donald Trump'ın onay oranının ikinci döneminin başlangıcından bu yana anketin kaydettiği en düşük seviye olan yüzde 40'a düştüğünü ortaya koydu (AP)
Reuters/Ipsos'un yeni anketi, ABD Başkanı Donald Trump'ın onay oranının ikinci döneminin başlangıcından bu yana anketin kaydettiği en düşük seviye olan yüzde 40'a düştüğünü ortaya koydu (AP)

Yeni ankete göre ABD Başkanı Donald Trump'ın onay oranı bir puan düşerek yüzde 40'a geriledi. Bu, Trump'ın ikinci başkanlık dönemindeki en düşük seviye.

1023 Amerikalı yetişkinin katıldığı ve pazartesi günü tamamlanan yeni Reuters/Ipsos anketi, Trump'ın göreve başlamasından bu yana sergilediği performans konusunda ülke genelinde keskin bir ayrışmanın devam ettiğini gösterdi. Cumhuriyetçilerin yaklaşık yüzde 83'ü performansını onaylarken, Demokratların yalnızca yüzde 3'ü eylemlerini onayladı.

Trump için iyi haberler de var. Katılımcıların yüzde 38'i ekonomi yönetimini onayladı, bu oran temmuz ortasında yüzde 35'ti. Göçmenlik politikalarını onaylayanların oranıysa yüzde 43'tü ve bu rakam birkaç hafta önce yalnızca yüzde 41'di.

Ancak Trump, temel seçmen kitlelerinden biri olan erkekler dahil başka yerlerde de darbe alıyor.

CBS/YouGov'un geçen hafta yayımlanan anketine göre, Trump'ın onay oranı ikinci döneminde erkekler arasında düşüşte. Erkeklerin yüzde 47'si Trump'ın yaptığı işi onaylarken, yüzde 53'ü onaylamıyor.

Ekimde Trump'ın ikinci seçim zaferinden hemen önce yapılan benzer bir CBS/YouGov anketi, erkeklerin yüzde 54'ünün Trump'ı desteklediğini ve yüzde 64'ünün güçlü bir lider olacağını düşündüğünü ortaya koymuştu.

Genel olarak bu düşüş, Trump'ın ikinci dönemine yönelik daha geniş bir hoşnutsuzluğu yansıtıyor. DecisionDeskHQ'nun anket ortalamaları, başkanın genel onay oranının ocak ayından bu yana yaklaşık 12 puan düştüğünü, yüzde 56'dan bu haftaki yüzde 44'e gerilediğini gösteriyor.

Yeni CBS/YouGov anketine göre, erkeklerin yüzde 47'si Trump'ın sınırdışı etmelere "fazla", yüzde 33'ü "doğru miktarda" odaklandığını söyledi. Başka bir ölçüte göre, erkeklerin yüzde 65'i Trump'ın fiyatları düşürmek için yeterince çaba göstermediğini söylerken, yalnızca yüzde 29'u çaba gösterdiğini düşünüyor.

Gallup tarafından geçen hafta yapılan bir başka anket, Trump'ın onay oranını yüzde 37 olarak belirledi. Bu, onay anketindeki en düşük oran.

Ankete göre, Trump'ın onay oranını düşüren üç temel konu, erkekleri ilk etapta Trump'a çeken başlıca etkenlerdi. Bu durum, seçim öncesi odak noktalarını ve mesajlarını ayarlamazlarsa, Cumhuriyetçiler için ara seçimlerde sorun yaratabilir.

Trump'ın onay oranı, seçmen tabanındaki ve partisindeki bazı sadık destekçilerinin, "Epstein dosyaları"nı ele alış biçimi konusunda başkanı sorgulamasıyla Cumhuriyetçiler için zor bir dönemde düşüyor.

Başkan, yönetimin gözden düşmüş New Yorklu finansçı ve cinsel suçlu Jeffrey Epstein hakkında bildikleri konusunda şeffaf olacağına söz vermişti. Epstein'in Trump'la uzun ve iyi belgelenmiş bir dostluğu vardı.

ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, masasında Epstein "müşteri listesi" olduğunu açıkladıktan sonra, yönetim geri adım atmış ve böyle bir dosyanın olmadığı konusunda ısrar etmişti. Ayrıca Epstein'in çocukların seks için satılması suçundan yargılanmayı beklerken New York'taki hapishane hücresinde intihar ederek öldüğü yönündeki önceki kararları da doğrulamıştı.

Independent Türkçe



Trump, Japonya'nın Amerika Birleşik Devletleri'ne yapacağı ilk yatırım paketini açıkladı

Trump ve Takaichi, Tokyo'da nadir toprak minerallerinin "tedarikini güvence altına almak" amacıyla bir anlaşma imzaladıktan sonra (Arşiv- Reuters)
Trump ve Takaichi, Tokyo'da nadir toprak minerallerinin "tedarikini güvence altına almak" amacıyla bir anlaşma imzaladıktan sonra (Arşiv- Reuters)
TT

Trump, Japonya'nın Amerika Birleşik Devletleri'ne yapacağı ilk yatırım paketini açıkladı

Trump ve Takaichi, Tokyo'da nadir toprak minerallerinin "tedarikini güvence altına almak" amacıyla bir anlaşma imzaladıktan sonra (Arşiv- Reuters)
Trump ve Takaichi, Tokyo'da nadir toprak minerallerinin "tedarikini güvence altına almak" amacıyla bir anlaşma imzaladıktan sonra (Arşiv- Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, dün Japonya'nın enerji ve temel madenler projelerine yaptığı ilk yatırımları duyurdu. Bu açıklama, Başbakan Sanae Takaichi'nin ABD ziyaretinden önce iki ülke arasında ticaret anlaşmasının ilerletilmesi kapsamında yapıldı.

Trump, Truth Social platformundaki paylaşımında, "Japonya, Amerika Birleşik Devletleri'ne yatırım yapma taahhüdü olan 550 milyar dolarlık yatırımların ilk aşamasına resmi ve mali olarak adım atıyor" dedi. Bu yatırımların üç projeyi kapsadığını açıkladı: biri Teksas'ta petrol ve doğalgaz, diğeri Ohio'da elektrik üretimi ve üçüncüsü Georgia'da nadir toprak mineralleriyle ilgili.

12 Şubat'ta Japon basını, toplamda yaklaşık 40 milyar dolarlık bir yatırım için üç proje hakkında ileri düzeyde görüşmeler yapıldığını bildirmişti.

Trump, projelerin gümrük vergileri olmadan hayata geçmeyeceğini savundu. "Bu, Amerika Birleşik Devletleri ve Japonya için çok heyecan verici ve tarihi bir dönem" ifadesini kullandı.

İki ülke, temmuz ayı sonunda, ABD'nin ithal Japon mallarına %15 gümrük vergisi uygulayacağı ve karşılığında Japon şirketlerinin toplam 550 milyar dolarlık yatırım yapacağı bir ticaret anlaşması imzaladıklarını duyurmuştu.

Protokol, Japonya'nın Amerika Birleşik Devletleri'ndeki yatırımlarının nereye yönlendirileceğine ilişkin kararın Washington'a ait olduğunu öngörüyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre ortak bir Japon-Amerikan komitesi önerilen projeleri inceleyecek, ancak nihai karar Trump'a ait olacak.

Projeler seçildikten sonra, Tokyo'dan 45 gün içinde gerekli fonu sağlaması istenecek. Protokole göre, Japonya yatırımının değerini geri kazanana kadar, Japonlar ve Amerikalılar her projenin karını eşit olarak paylaşacaklar.


Ukrayna barışına ilişkin kritik müzakereler

Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
TT

Ukrayna barışına ilişkin kritik müzakereler

Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)

Ukrayna barış görüşmeleri dün Cenevre'de başladı ve gözlemciler bu görüşmelerin, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan ve son dönemde üzerinde değişiklikler yapılan plana dayalı siyasi çözüm için temel bir çerçeve oluşturulması açısından çok önemli olacağını öngörüyor.

Bu, Rusya, Ukrayna ve Amerika Birleşik Devletleri'ni bir araya getiren üçüncü doğrudan müzakere turu. Daha önce Birleşik Arap Emirlikleri'nin başkenti Abu Dabi'de düzenlenen iki tur müzakere, çözümsüz kalan konularda görüşleri uzlaştırmada başarısız olmuştu.

Kremlin, erken tahminlerden kaçınılması gerektiğini belirterek, "Taraflar çarşamba günü (bugün) çalışmalarına devam edecekler" dedi.

Başkan Trump ise Kiev'i müzakereye ve "hızlı bir şekilde" anlaşmaya varmaya çağırdı.


85 ülke, İsrail'in Batı Şeria'da "genişleme" girişimlerini kınadı

İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
TT

85 ülke, İsrail'in Batı Şeria'da "genişleme" girişimlerini kınadı

İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)

Birleşmiş Milletler'de 85 ülke, işgal altındaki Batı Şeria'da "yasadışı varlığını genişletmeyi" amaçlayan yeni önlemler aldığı gerekçesiyle dün İsrail'i ortak bir bildiriyle kınadı ve Filistin topraklarının ilhakının "demografik değişikliklere" yol açabileceği endişesini dile getirdi.

İsrail'in yerleşimcilerin arazi satın almasını kolaylaştıran önlemleri onaylamasından bir hafta sonra, İsrail hükümeti pazar günü, 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da arazi kayıt sürecini hızlandırmaya karar verdi.

Fransa, Çin, Suudi Arabistan ve Rusya da dahil olmak üzere Birleşmiş Milletler'in 85 üye ülkesi ve Avrupa Birliği ve Arap Birliği gibi çok sayıda kuruluş, "İsrail'in Batı Şeria'daki yasadışı varlığını genişletmeyi amaçlayan tek taraflı karar ve eylemlerini" kınadı.

New York'ta yayınlanan açıklamada ülkeler, "bu kararların İsrail'in uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülükleriyle bağdaşmadığını ve derhal geri alınması gerektiğini" belirterek, her türlü ilhak biçimine kesin olarak karşı olduklarını ifade ettiler.

 Ayrıca, "her türlü ilhak biçimine şiddetle karşı olduklarını" yinelediler.

Açıklama şöyle devam etti: “1967’den beri işgal altında olan Filistin topraklarının, Doğu Kudüs de dahil olmak üzere, demografik yapısını, karakterini ve yasal statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm önlemleri reddettiğimizi yineliyoruz.”

“Bu politikalar uluslararası hukukun ihlalini teşkil etmekte, bölgede barış ve istikrarı sağlamaya yönelik devam eden çabaları baltalamakta ve çatışmayı sona erdirecek bir barış anlaşmasına ulaşma olasılığını tehdit etmektedir” uyarısında bulundu.

BM Genel Sekreteri António Guterres pazartesi günü İsrail'i "sadece istikrarsızlaştırıcı olmakla kalmayıp, Uluslararası Adalet Divanı'nın da teyit ettiği gibi yasadışı olan yeni önlemlerini derhal geri çekmeye" çağırdı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre yerleşim faaliyetleri 1967'den bu yana tüm İsrail hükümetleri altında devam etti, ancak özellikle 7 Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşından bu yana, İsrail tarihinin en sağcı hükümetlerinden biri olan Binyamin Netanyahu'nun mevcut hükümeti altında hızı önemli ölçüde arttı.

İsrail'in işgal edip ilhak ettiği Doğu Kudüs dışında, Batı Şeria'da yaklaşık üç milyon Filistinlinin arasında 500 binden fazla İsrailli yaşıyor ve bu yerleşim yerleri Birleşmiş Milletler tarafından uluslararası hukuka göre yasadışı kabul ediliyor.