Trump-Putin zirvesi: Anlaşma yok ama ilerleme kaydedildi

Trump, NATO liderlerine ve Zelenskiy'ye zirvenin sonuçlarını iletti

ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 15 Ağustos 2025 Cuma akşamı Alaska'da düzenlenen zirvenin ardından düzenledikleri basın toplantısında tokalaşırken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 15 Ağustos 2025 Cuma akşamı Alaska'da düzenlenen zirvenin ardından düzenledikleri basın toplantısında tokalaşırken (AFP)
TT

Trump-Putin zirvesi: Anlaşma yok ama ilerleme kaydedildi

ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 15 Ağustos 2025 Cuma akşamı Alaska'da düzenlenen zirvenin ardından düzenledikleri basın toplantısında tokalaşırken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 15 Ağustos 2025 Cuma akşamı Alaska'da düzenlenen zirvenin ardından düzenledikleri basın toplantısında tokalaşırken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında cuma akşamı gerçekleşen ve büyük ilgi gören zirvede Ukrayna'daki savaşı sona erdirecek veya ateşkes ilan ettirecek herhangi bir anlaşmayla sonuçlanmasa da iki lider de zirveyi ‘verimli’ olarak nitelendirdi. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, Trump’ın zirvenin ardından Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile uzun bir telefon görüşmesi yaptığı ve NATO liderleriyle görüştüğü belirtildi.

Alaska'da yaklaşık üç saat süren toplantının ardından basına kısa bir açıklama yapan iki lider, ayrıntılara girmeden belirli konularda ilerleme kaydettiklerini söylediler. İkili, soru almadı ve genellikle konuşkan olan Trump, gazetecilerin sorularını duymazdan geldi. ‘Barışa ulaşmak için çabalıyoruz’ yazan bir arka planın önünde duran Trump, “Bazı ilerlemeler kaydettik” dedi. ABD Başkanı, “Anlaşma sağlanana kadar anlaşma olmamıştır” diye ekledi.

Görüşmelerin, Trump'ın zirve öncesinde belirlediği hedef olan ve son 80 yılda Avrupa'nın en kanlı savaşında ateşkesin sağlanması yönünde somut adımlar atılmasını sağladığına dair herhangi bir işaret yoktu.

Ancak, Reuters'ın haberine göre 2022 yılında Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinden bu yana Batılı liderler tarafından dışlanan Putin için, ABD Başkanı ile yüz yüze oturmak bile bir zafer sayılıyor.

frgt
ABD Başkanı Donald Trump, 15 Ağustos 2025 Cuma akşamı Alaska'daki zirvenin ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile konuşurken (AFP)

Trump, zirvenin ardından Fox News'ten Sean Hannity'ye, Putin ile ilerleme kaydettikten sonra Çin'in Rusya’dan petrol satın alması nedeniyle bu ülkeye gümrük vergisi uygulamayı erteleyeceğini söyledi.

Ancak, Rusya’dan büyük miktarda petrol satın alan bir diğer ülke olan Hindistan'dan bahsetmedi. ABD, Hindistan'ın ürünlerine toplamda yüzde 50 gümrük vergisi uyguladı ve bunun yüzde 25'i Rusya'dan petrol satın aldığı için uygulanan bir ceza.

Trump, bugün yaşananlar nedeniyle Çin'e uygulanan gümrük vergileri hakkında, “Şu an bu konuyu düşünmek zorunda olmadığımı düşünüyorum” dedi. Trump, “İki veya üç hafta sonra bu konuyu düşünmek zorunda kalabilirim, ancak şu anda bu konuyu düşünmemize gerek yok” diye ekledi.

Trump, Moskova’ya yaptırım uygulayacağı tehdidinde bulunmuştu ancak Putin'in bu ayın başlarında Trump'ın ateşkes için belirlediği son tarihi görmezden gelmesine rağmen şimdiye kadar bu tehdidini gerçeğe dönüştürmedi.

Şarku’l Avsat’ın Fox News’ten aktardığı röportajda Putin ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy arasında bir zirve düzenlenmesini de öneren Trump, kendisinin de bu görüşmeye katılabileceğini ilave etti. Zirveyi kimin düzenleyeceği veya tarihi hakkında ise daha fazla ayrıntı vermedi.

Putin, daha önce gazetecilere yaptığı açıklamada Zelenskiy ile görüşme konusunda herhangi bir açıklama yapmadı. Ukrayna ve Avrupalı müttefiklerinin ABD-Rusya müzakerelerinin sonuçlarını yapıcı bir şekilde kabul etmelerini ve ‘ortaya çıkan ilerlemeyi engellemeye’ çalışmamalarını beklediğini söyledi.

Moskova'nın uzun vadeli barışa ulaşmak için savaşın ‘temel nedenlerinin’ ortadan kaldırılması gerektiğini bir kez daha yineleyen Putin, bunlar ortadan kalmadan ateşkesi reddetmeye devam edeceğini ima etti.

Kiev, savaşın başlamasından bu yana Rusya Devlet Başkanı Putin ile bir ABD başkanının ilk buluşması olan zirveye ilişkin henüz herhangi bir yorumda bulunmadı.

“ABD Başkanı Donald Trump: “Anlaşmaya çok yaklaştığımızı düşünüyorum... Ukrayna bunu kabul etmeli. Belki hayır diyecekler.” Hannity, Zelenskiy'ye ne tavsiye edeceğini sorduğunda Trump, “Anlaşma sağlanmalı” dedi.

Hannity'ye verdiği röportajda Putin ile toprak takası ve Ukrayna'ya güvenlik garantisi verilmesi olasılığını görüştüğünü belirten Trump, “Bence bunlar müzakere ettiğimiz ve büyük ölçüde üzerinde anlaştığımız noktalar” dedi.

Trump, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Anlaşmaya çok yaklaştığımızı düşünüyorum... Ukrayna bunu kabul etmeli. Belki hayır diyecekler.”

Hannity, Zelenskiy'ye ne tavsiye edeceğini sorduğunda Trump, “Anlaşma sağlanmalı” dedi.

Trump, “Bakın, Rusya çok büyük bir güç, onlar ise öyle değil” diye ekledi. Analistler, savaşın her iki tarafta da binlerce sivil, çoğu Ukraynalı olmak üzere bir milyondan fazla kişinin ölümüne veya yaralanmasına neden olduğunu söylüyor.

Zelenskiy, Moskova'ya resmi olarak herhangi bir toprak teslim etmeyi reddederken ABD destekli bir güvenlik garantisi almaya çalışıyor. Öte yandan Trump, Zelenskiy ve NATO liderleriyle iletişime geçerek Alaska'daki zirveyle ilgili son gelişmeleri aktardı.

Trump, cumartesi günü Washington'a geri döndü.

dfrgt

Trump ve Putin görüşmelerini sürdürürken savaş tüm şiddetiyle devam etti ve Ukrayna'nın doğu bölgelerinin çoğunda hava saldırısını haber veren sirenler çaldı. Rusya'nın Rostov ve Bryansk bölgelerinin valileri, bölgelerinin bazı kısımlarının Ukrayna tarafından insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırıya uğradığını bildirdi.

Rusya Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre Rusya Hava Savunma sistemleri gece boyunca Rusya'nın çeşitli bölgelerinde Ukrayna’ya ait 29 İHA imha edildi. İHA’lardan 10’u Rostov bölgesinde düşürüldü.

Ukrayna Hava Kuvvetleri, Sumi, Donetsk, Çernigiv ve Dnipropetrovsk bölgelerindeki cephe hatlarının gece boyunca saldırı altında kaldığını açıkladı. Açıklamada, hava savunma birimlerinin fırlatılan 85 İHA’dan 61’ini imha ettiği de belirtildi.

Yakından takip edilen zirvenin hayal kırıklığı yaratan sonu, zirvenin başlangıcındaki ihtişam ve törenlerle çelişkili bir şekilde geldi. Putin Alaska'daki hava üssüne ulaştığında Trump onu kırmızı halıda sıcak bir şekilde karşıladı. Karşılama sırasında Amerikan askeri uçakları bölgede uçuş gerçekleştirdi.

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Putin hakkında Ukrayna'dan yüzlerce çocuğu sürgün etmek suretiyle savaş suçu işlediği gerekçesiyle arama kararı çıkardı. Rusya bu suçlamaları reddederken Kremlin, UCM’nin arama kararının geçersiz olduğunu belirterek reddetti. Rusya ve ABD, UCM üyesi ülkeler arasında yer almıyor.

“Trump, Putin'e “Size çok teşekkür ederim, çok yakında tekrar görüşeceğiz ve belki de çok yakında tekrar görüşürüz” dedi. Putin ise İngilizce olarak gülümseyerek “Bir dahaki sefere Moskova'da” diye cevap verdi.

Alaska zirvesine davet edilmeyen Zelenskiy ve Avrupalı müttefikleri, Trump'ın savaşı dondurarak ve Rusya'nın Ukrayna topraklarının beşte birini kontrol ettiğini -gayri resmi de olsa- kabul ederek Ukrayna'yı terk etmesinden çekiniyorlar.

Trump, cuma günü görüşmeler öncesinde bu endişeleri yatıştırmaya çalışarak, olası toprak tavizleri konusunda kararı Ukrayna'ya bırakacağını söyledi.

Trump, zirvenin başarılı olmasını sağlayacak sonuçlar sorulduğunda, gazetecilere verdiği yanıtta, “Hızlı bir şekilde ateşkes görmek istiyorum. Bugün olup olmayacağını bilmiyorum ama bugün olmazsa mutlu olmayacağım. Herkes 'bugün olamayacağını' söyledi. Ama şunu söylüyorum: Öldürmelerin durmasını istiyorum” ifadelerini kullandı.

tghyu78ı
ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 15 Ağustos 2025 cuma akşamı Alaska'da düzenlenen zirvenin ardından ortak basın toplantısı düzenlediler (AFP)

Zirveye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Trump'ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Putin'in Danışmanı Yuri Ushakov ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da katıldı.

Trump, başkanlık kampanyası sırasında Ukrayna savaşını 24 saat içinde sona erdireceğini söylemişti, ancak perşembe günü yaptığı açıklamada, bu görevin tahmin ettiğinden daha zor olduğunu kabul etti.

Trump perşembe günü yaptığı açıklamada cuma günü zirvenin iyi geçmesi halinde, Zelenskiy'nin de katılacağı ve Putin ile görüşmesinden daha önemli olacak üçlü bir zirvenin hızla düzenleneceğini söyledi.

Cuma günü yaptığı açıklamaların sonunda Trump, Putin'e “Size çok teşekkür ederim, çok yakında tekrar görüşeceğiz ve belki de çok yakında tekrar görüşeceğiz” dedi.

Putin ise gülümseyerek ve İngilizce olarak “Bir dahaki sefere Moskova'da” diye cevap verdi. Trump, ‘bu yüzden bazı eleştirilere maruz kalabileceğini, ancak bunun gerçekleşebileceğini düşündüğünü’ söyledi.

Öte yandan Zelenskiy, cuma günkü zirve öncesinde, toplantının ‘adil bir barış’ ve kendisinin de katılacağı üçlü bir görüşmenin önünü açacağını söyledi, ancak Rusya'nın savaşı sürdürdüğünü de ekledi.

Zelenskiy, Telegram uygulamasından yaptığı paylaşımda şöyle yazdı:

“Savaşı sona erdirme zamanı geldi ve Rusya gerekli adımları atmalı. ABD’ye güveniyoruz.”



Seçim yenilgisine doğru giderken... Netanyahu'nun seçenekleri neler?

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Ocak 2026'da Kudüs'te düzenlenen bir konferansta konuşuyor (EPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Ocak 2026'da Kudüs'te düzenlenen bir konferansta konuşuyor (EPA)
TT

Seçim yenilgisine doğru giderken... Netanyahu'nun seçenekleri neler?

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Ocak 2026'da Kudüs'te düzenlenen bir konferansta konuşuyor (EPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Ocak 2026'da Kudüs'te düzenlenen bir konferansta konuşuyor (EPA)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, yaklaşan genel seçimler öncesinde anketlerin ortaya koyduğu karanlık tablo nedeniyle kendisini ciddi bir siyasi sıkışmışlığın içinde buldu. Kendi talep ettiği derinlemesine anketlerin bile olumsuz sonuçlar vermesi, Netanyahu’yu ittifaklar oyununda gücünü yeniden kazanmak ya da yeni seçmen kitlelerine ulaşmak için alışılmadık ve riskli adımlar atmaya zorluyor.

İsrail’in Maariv gazetesinde yer alan habere göre, Netanyahu’nun seçim öncesi durum tespiti yapmak için özel olarak hazırlattığı kapsamlı anket, iktidar koalisyonunun 50 ila 52 sandalye arasında sıkışıp kaldığını gösterdi. Meclis çoğunluğu olan 61 sandalyenin çok gerisinde kalan ve kaybedilen oyları geri kazanamayan mevcut istikrarlı durum, Netanyahu için aslında bir dezavantaj; çünkü bu durağanlık seçimi kaybetmesi anlamına geliyor.

İsrail Knesset'indeki toplantılardan biri (Knesset web sitesi)İsrail Knesset'indeki toplantılardan biri (Knesset web sitesi)

"Mutlak zafer" yok, cepheler kördüğüm

Ünlü analist Ben Caspit, Maariv gazetesindeki köşe yazısında sahadaki durumu şu sözlerle özetledi:

"Şu an için mucizeleri bir kenara bırakırsak hiçbir cephede 'mutlak zafer' belirtisi yok. İran bize yeniden balistik füzeler fırlatıyor, Hizbullah teslim olmaktan çok uzak, İsrail ordusu Güney Lübnan’da her hafta asker kaybediyor. Gazze’de ise durum aynı: Hamas toparlanıyor, güçleniyor ve nüfuzunu yeniden inşa ediyor. Netanyahu’nun elde ettiği tek inanılmaz 'mutlak zafer', seçimlerin zamanında yapılmasını sağlamak oldu."

Caspit, Netanyahu’nun elindeki taktiksel hamlelerin tükendiğini, ABD Başkanı Donald Trump ile olan ilişkilerinin bile kötüye gittiğini belirtti. Yazar, Netanyahu’nun çaresizlik içinde seçim sonrasında Arap partilerine "Itamar Ben-Gvir’i Ulusal Güvenlik Bakanı yapmayacağım" sözü vererek, bir azınlık hükümetinin güvenoyu alabilmesi için Arap vekillerin çekimser kalmasını sağlamaya çalışabileceğini, ancak bunun bile kendisini kurtarmaya yetmeyebileceğini öne sürdü.

İsrailliler, 25 Nisan 2026'da Tel Aviv'de Netanyahu ve hükümetine karşı gösteri düzenledi (Reuters)İsrailliler, 25 Nisan 2026'da Tel Aviv'de Netanyahu ve hükümetine karşı gösteri düzenledi (Reuters)

Ekim seçimleri bir siyasi kumar mı?

Netanyahu, ultra-Ortodoks (Haredi) partilerle, milyarlarca dolara mal olan ve devlet değerlerini sarsan tartışmalı bir anlaşma yaparak hükümetin ömrünü birkaç ay daha uzatmayı başardı. Ancak bu hamle, seçimlerin Ekim (2026) ayına kalması demek. Ekim ayı, İsrail tarihinin en büyük felaketlerinden birinin yıl dönümüne denk geldiği için normal şartlarda Netanyahu’nun bu dönemde seçime gitmesi siyasi intihar olarak görülüyordu. Uzmanlar, Netanyahu'nun sadece birkaç hafta daha koltukta kalabilmek için ekim ayında kendisine adeta bir "seçim mezarı" kazdığı yorumunu yapıyor.

Sağ blokta yeni taktik: Gideon Sa’ar ve Likud planı

Şarku’l Avsat’ın Kanal 12 televizyonundan aktardığına göre koalisyon, seçim kampanyası için perde arkasında yeni bir taktiksel yeniden yapılanmaya gitti. Planlanan senaryolardan biri, Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar liderliğindeki Yeni Umut (Tikva Hadasha) partisinin, Likud’dan (geçici olarak) ayrılması.

Netanyahu Knesset'te konuşma yapıyor (Arşiv- EPA)Netanyahu Knesset'te konuşma yapıyor (Arşiv- EPA)

Kanalın siyasi ve Knesset muhabiri Dafna Liel’in aktardığına göre, bu hamle tamamen Netanyahu ile koordineli bir şekilde yürütülüyor ve amaç şu şekildedir:

Seçmen yelpazesini genişletmek: Likud listesinden memnun olmayan veya mevcut koalisyona tepkili olan sağ seçmenleri Sa’ar’ın bağımsız listesiyle konsolide etmek.

Manevra alanı yaratmak: Seçimlerin ardından bu iki partiyi yeniden tek bir büyük blok halinde birleştirmek.

Yeni isimleri çekmek: Netanyahu bu sayede mevcut Likud listesinin yarattığı yıpranmışlığı aşmayı ve diğer partilerden de sağ profil taşıyan isimleri (örneğin yedek General Ofer Winter gibi isimleri Bezalel Smotrich’in listesine entegre ederek) sağ bloğu tahkim etmeyi hedefliyor.

Siyasi analistler, sağdaki partilerin şu anda gelecekte daha yüksek bir pazarlıkla yeniden birleşmek üzere bilinçli bir "ayrışma" stratejisi izlediğini, ancak muhalefetteki Naftali Bennett ve Yair Lapid’in yeni ittifakları karşısında bu formüllerin Netanyahu'yu iktidarda tutmaya yetip yetmeyeceğinin büyük bir belirsizlik taşıdığını vurguluyor.


12 bin nükleer başlık, insanlığı yok etmeye yeter

6 Ağustos 1945’te ABD’nin Hiroşima’ya attığı atom bombasının ardından kentten bir görünüm (Reuters)
6 Ağustos 1945’te ABD’nin Hiroşima’ya attığı atom bombasının ardından kentten bir görünüm (Reuters)
TT

12 bin nükleer başlık, insanlığı yok etmeye yeter

6 Ağustos 1945’te ABD’nin Hiroşima’ya attığı atom bombasının ardından kentten bir görünüm (Reuters)
6 Ağustos 1945’te ABD’nin Hiroşima’ya attığı atom bombasının ardından kentten bir görünüm (Reuters)

Antoine el-Hac

Büyük güçler arasındaki jeopolitik gerilimlerin giderek arttığı bir dönemde, nükleer savaş tehdidi uzun yılların ardından yeniden uluslararası gündemin üst sıralarına taşınıyor. Bir dönem bu riskin geçmişte kaldığı yönünde yaygın bir kanaat oluşmuş olsa da, son gelişmeler küresel ölçekte endişelerin yeniden yükselmesine yol açıyor. Devletlerin askeri kapasitelerini geliştirmek ve nükleer sistemlerini modernize etmek için yürüttüğü rekabet sürerken, uzmanlar dünyanın sonuçları kontrol altına alınamayacak ölçekte bir felaketle karşı karşıya kalma ihtimaline her zamankinden daha fazla yaklaştığı uyarısında bulunuyor.

Dünya bir gün ‘nükleer kış’ yaşayacak mı? (Reuters)Dünya bir gün ‘nükleer kış’ yaşayacak mı? (Reuters)

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) verilerine göre, dünya genelinde halen yaklaşık 12 bin 187 nükleer savaş başlığı bulunuyor. Bu rakam, zaman zaman siyasi ve medya söylemlerinde dile getirilen ‘dünyayı defalarca yok edebilecek bir güç’ iddiasını akıllara getirse de, bilimsel değerlendirmeler bu yaygın algıdan farklı bir tablo ortaya koyuyor.

Fiziksel açıdan bakıldığında, günümüzde mevcut hiçbir nükleer cephanelik dünya gezegenini tamamen yok etme kapasitesine sahip değil. Çünkü bir gezegeni parçalamak veya ortadan kaldırmak için gereken enerji miktarı, insanlığın elindeki toplam yıkıcı gücün çok ötesinde bulunuyor. Ancak uzmanlara göre asıl tehlike gezegenin yok olması değil, insan uygarlığının bugünkü haliyle varlığını sürdüremeyecek ölçüde bir yıkıma uğraması ihtimali.

Yaklaşık hesaplamalara göre modern nükleer savaş başlıklarının gücü 100 ila 800 kiloton TNT eşdeğeri arasında değişiyor. Karşılaştırma amacıyla her bir savaş başlığının ortalama 300 kiloton güce sahip olduğu varsayıldığında, küresel nükleer cephaneliğin toplam yıkıcı kapasitesi yaklaşık 3,7 milyar ton TNT eşdeğerine ulaşıyor. Bu miktar, 1945 yılında Japonya’nın Hiroşima kentini yerle bir eden atom bombasının yaklaşık 250 bin katına karşılık geliyor.

Rusya ile Belarus arasında düzenlenen ortak nükleer tatbikatlar sırasında gerçekleştirilen İskender füzesi fırlatma denemesine ait bir fotoğraf (AP)Rusya ile Belarus arasında düzenlenen ortak nükleer tatbikatlar sırasında gerçekleştirilen İskender füzesi fırlatma denemesine ait bir fotoğraf (AP)

Bununla birlikte uzmanlar, ‘dünyayı 10 kez ya da 100 kez yok etme kapasitesi’ yönündeki ifadelerin büyük ölçüde mecazi bir anlatım olduğunu belirtiyor. Zira geniş çaplı bir nükleer savaşın, mevcut cephaneliğin tamamının kullanılmasına gerek kalmadan bile küresel ölçekte bir çöküşe yol açabileceği değerlendiriliyor. Uzmanlara göre nükleer patlamaların doğrudan neden olacağı yıkımın yanı sıra, ortaya çıkacak devasa yangınlar, altyapının çökmesi, radyoaktif kirlilik, ekonomik krizler, gıda kıtlığı ve sağlık sistemlerinde yaşanacak ağır tahribat, dünyayı benzeri görülmemiş bir kaos ve çöküş sürecine sürükleyebilir.

Aynı kapsamda, Uluslararası Nükleer Silahları Kaldırma Girişimi (ICAN), nükleer silahların insanlığın geliştirdiği en yıkıcı ve ayrım gözetmeyen silahlar olmaya devam ettiği uyarısında bulunuyor. Kuruluşa göre nükleer silahlar yalnızca patlama anında can kaybına yol açmakla kalmıyor; aynı zamanda insanlar, çevre ve gelecek nesiller üzerinde uzun yıllar sürebilecek radyasyon etkileri bırakıyor.

ICAN, büyük bir kentin üzerinde tek bir nükleer silahın patlatılmasının kısa süre içinde yüz binlerce, hatta milyonlarca kişinin ölümüne neden olabileceğini belirtirken, büyük güçler arasında yaşanabilecek kapsamlı bir nükleer savaşın ise yüz milyonlarca insanın hayatına mal olabileceği konusunda uyarıyor.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un bir nükleer tesisi inceliyor. (Reuters)Kuzey Kore lideri Kim Jong-un bir nükleer tesisi inceliyor. (Reuters)

Araştırmalar, bir nükleer patlamanın saniyeler içinde şok dalgaları, yoğun ısı ve radyasyon şeklinde muazzam miktarda enerji açığa çıkardığını ortaya koyuyor. Ses hızını aşan bir süratle yayılan patlama dalgası, binaları ve altyapıyı yerle bir ederken, patlama merkezine yakın bölgelerde bulunan insanların büyük bölümünün hayatını kaybetmesine neden oluyor. Ortaya çıkan aşırı yüksek sıcaklık ise geniş çaplı yangınları tetikleyerek, zamanla tüm şehirleri yutabilecek devasa ateş fırtınalarına dönüşebiliyor.

Uzmanlara göre daha da endişe verici olan husus ise iklim üzerindeki olası etkiler. Bazı bilimsel çalışmalar, günümüzde mevcut nükleer silahların yüzde 1’inden daha azının kullanılması halinde bile küresel iklim sisteminde ciddi bozulmalar yaşanabileceğini ve bunun yaklaşık 2 milyar insanı kıtlık riskiyle karşı karşıya bırakabileceğini öne sürüyor. Antoine el Hac Şarku’l Avsat için kaleme aldığı analize göre binlerce nükleer savaş başlığının kullanıldığı bir senaryonun ise tarımsal üretimi ve ekosistemleri dünya genelinde olumsuz etkileyecek kapsamlı bir ‘nükleer kışa’ yol açabileceği belirtiliyor.

Bu endişeler, özellikle ABD, Rusya, Çin ve Kuzey Kore gibi büyük nükleer cephaneliklere sahip ülkeler arasındaki gerilimlerin arttığı bir dönemde daha da güçleniyor. Uzmanlar, geleneksel çatışmaların nükleer bir boyut kazanması riskinin artık yalnızca teorik bir ihtimal olmadığını, önlenmesi ve hazırlık yapılması gereken gerçekçi bir senaryo haline geldiğini vurguluyor.

Teksas eyaletindeki bir ABD askeri üssünde iki teknisyen bir nükleer bombayı inceliyor. (Reuters)Teksas eyaletindeki bir ABD askeri üssünde iki teknisyen bir nükleer bombayı inceliyor. (Reuters)

Bu çerçevede, Atlantik Konseyi tarafından gerçekleştirilen bir ankete göre, katılımcı uzmanların yüzde 40’ı 2035 yılına kadar yeni bir dünya savaşının çıkma ihtimalini mümkün görüyor. Daha da dikkat çekici olan ise ankete katılanların yaklaşık yarısının, böyle bir savaşta en az bir tarafın nükleer silah kullanacağı öngörüsünde bulunması.

Öte yandan küresel nükleer silah harcamalarındaki artış da sürüyor. Son raporlara göre nükleer silaha sahip dokuz ülke, 2025 yılı boyunca nükleer cephaneliklerini güçlendirmek ve modernize etmek amacıyla yaklaşık 119 milyar dolar harcadı. Bu rakamın, bir önceki yıla kıyasla yaklaşık yüzde 19’luk bir artışa işaret ettiği belirtiliyor.

Harcama sıralamasında, listenin başında 69 milyar doların üzerinde bütçe ayıran ABD yer alırken, onu Çin, Birleşik Krallık ve Rusya takip etti.

Söz konusu veriler, dünyanın nükleer silahlara olan bağımlılığını azaltmak yerine bu kapasiteyi geliştirme ve yenileme yönünde ilerlediğine işaret ediyor. Nükleer silahlanma programları genişlerken, silahsızlanma girişimleri ile büyük güçler arasında güven inşa etmeyi amaçlayan diplomatik çabaların ise giderek zayıfladığına dikkat çekiliyor.

Moskova’da Sovyet döneminden kalma bir nükleer füze maketi (Reuters)Moskova’da Sovyet döneminden kalma bir nükleer füze maketi (Reuters)

Sonuç olarak nükleer silahlar, gezegeni fiziksel olarak yok etme kapasitesine sahip olmasalar da, insanlığı ortadan kaldırabilecek ve dünyayı benzeri görülmemiş bir kaos ve yıkım dönemine sürükleyebilecek güçte görülüyor. Bu nedenle birçok uzman, olası bir felaketin önlenmesinin yalnızca nükleer risklerin yönetilmesine değil, aynı zamanda nükleer cephaneliklerin azaltılması ve bu silahların kullanımının engellenmesine yönelik ciddi uluslararası çabalara bağlı olduğunu vurguluyor.

Ünlü fizikçi Albert Einstein da bu tehlikeye dikkat çekerek, “Üçüncü Dünya Savaşı’nın hangi silahlarla yapılacağını bilmiyorum; ancak Dördüncü Dünya Savaşı’nın sopa ve taşlarla yapılacağını biliyorum” ifadelerini kullanmıştı.

Nükleer silahsızlanma savunucularının sıkça dile getirdiği görüş ise şu sözlerle özetleniyor: “Nükleer rulet oyununu kazanmanın tek yolu, oynamayı bırakmaktır.”


Kiev’de en çok bombalanan bölge, “Çernobil’e döndü”

Rusya'nın mayıstaki saldırısında, Lukiyanivska metrosunun yanındaki otoparkta her şey küle dönmüştü (Reuters)
Rusya'nın mayıstaki saldırısında, Lukiyanivska metrosunun yanındaki otoparkta her şey küle dönmüştü (Reuters)
TT

Kiev’de en çok bombalanan bölge, “Çernobil’e döndü”

Rusya'nın mayıstaki saldırısında, Lukiyanivska metrosunun yanındaki otoparkta her şey küle dönmüştü (Reuters)
Rusya'nın mayıstaki saldırısında, Lukiyanivska metrosunun yanındaki otoparkta her şey küle dönmüştü (Reuters)

Rus ordusunun Kiev'de en çok bombaladığı Lukiyanivska’da yaşayanlar, durumun her geçen gün kötüleştiğini söylüyor.

Guardian’ın aktardığına göre Lukiyanivska’nın yer aldığı Şevçenkivski bölgesi, Rus ordusunun savaşın başından beri başkentte en sık hava saldırısı düzenlediği yer.

Özellikle Lukiyanivska metrosuyla çevredeki dükkanlar ve iş merkezlerinin hedef alındığı aktarılıyor.

Bölge sakinleri arasında, üç kez vurulmasına rağmen hâlâ faaliyet gösteren McDonald’s şubesinin "direniş sembolüne döndüğü" yazılıyor.

Nisanda düzenlenen hava saldırılarında oturduğu binanın yanındaki apartmana bombaların isabet ettiğini söyleyen Anastasya Primak, bölgenin cephe hattından farkı kalmadığını belirtiyor.

23 yaşındaki Ukraynalı, "Bana şiddetli anksiyete bozukluğu teşhisi kondu. Hiçbir neden yokken bile sürekli endişeleniyorum, panik atak geçiriyorum" diyor ve ekliyor:

Arkadaşlarıma buranın Çernobil’e benzediğini söylüyorum. Giderek daha tehlikeli hale geliyor. Bir drone ya da roketin isabet etmesinden korktuğum için embriyo gibi kıvrılmış halde uyuyorum. Tek seferde ölmek istiyorum. Bir uzvumu kaybetmek istemiyorum.

Çiçek satıcısı Fayna Polişçuk da müşteri kalmadığını söylüyor:

Mayıstaki son büyük saldırının ardından birçok kişi ağlayarak burayı terk etti.

Haberde, Rusya’nın özellikle İran savaşı nedeniyle Patriot savunma füzesi stoklarının azalmasından faydalanarak hava saldırılarını artırdığı belirtiliyor.

Birleşik Krallık, Fransa ve Almanya’dan oluşan E3 ülkelerinin liderleriyle pazar günü Londra’da düzenlenen zirvede bir araya gelen Ukrayna lideri Volodimir Zelenski, önleyici füze tedarikinin artırılması çağrısı yapmıştı.

Diğer yandan Kiev, Avrupalı müttefikleriyle ABD menşeli Patriot’a alternatif yeni bir hava savunma sistemi geliştiriyor.

"Freyja" savunma sisteminde Ukrayna’nın geliştirdiği FP-7.x füzeleri, Avrupa’da tasarlanan özel radar ve uydularla çalışacak.  

Balistik füze ve drone’ları imha etmek üzere tasarlanan sistemde tek bir füzenin maliyeti yaklaşık 700 bin dolar, Patriot içinse bu rakam 3,8 milyon doları buluyor.

Independent Türkçe, Guardian, Meduza