Kuzey Kore'de izolasyon turizmi: Terk edilmiş tatil köyleri ve sıkı denetim

Mümkün olan ile yasak olan arasında Kuzey Kore'de tatil nasıl geçer? (AFP)
Mümkün olan ile yasak olan arasında Kuzey Kore'de tatil nasıl geçer? (AFP)
TT

Kuzey Kore'de izolasyon turizmi: Terk edilmiş tatil köyleri ve sıkı denetim

Mümkün olan ile yasak olan arasında Kuzey Kore'de tatil nasıl geçer? (AFP)
Mümkün olan ile yasak olan arasında Kuzey Kore'de tatil nasıl geçer? (AFP)

Kuzey Kore’de 20 bin ziyaretçi kapasiteli bir tatil beldesinde, turizm sezonu sadece 15 konukla açıldı. Zaten böyle bir senaryo da ancak Kuzey Kore gibi bir ülkede yaşanabilirdi.

Rus turist Anastasia Samsonova, terk edilmiş gibi görünen bu tatil beldesini dolaştı. Yiyecek bol, güneş severler için yüzlerce şezlong kumların üzerine dizilmiş, ama kimse gelmiyor. Kuzey Kore'de turizm sezonu geniş alanlara rağmen çok az sayıda insanla geçiyor.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, bundan iki ay önce Japonya Denizi'ne bakan Wonsan bölgesinde lüks tatil köyü Kalma’nın açılışına bizzat katıldı. Törende hem tatil köyünün açılışını hem de izolasyon ve yoksulluktan yıpranmış bir ülke için umut vaat eden turizm projesini kutlamak için havai fişekler ve müzik kullanıldı. Ancak otellerin ve restoranların ziyaretçilere kapılarını açma zamanı geldiğinde, Pyongyang, 5 yıl boyunca kapalı tuttuğu sınırlarını açtıktan sonra turistlerin ülkeye girişine yönelik kısıtlamaları yeniden sıkılaştırdı.

frty6
Kim Jong-un, Wonsan bölgesinde bir turizm tesisinin açılışı sırasında (KCNA)

Kuzey Kore'nin kapıları sadece Rus turistlere açıldı. Ruslar, yasağın kaldırılmasından sonra ülkeye giren ilk turistler oldular. Kuzey Kore'nin Avrupa'dan da ziyaretçileri kabul etmesi gerekiyordu, ancak yasak nedeni açıklanmadan kısa süre içinde yeniden yürürlüğe girdi.

Pyongyang'a herkes girebilir mi?

Kuzey Kore, birçok kişi için en çok tercih edilen seyahat destinasyonları arasında yer almayabilir, ama bazıları merak ve haritada en gizemli ve izole ülke olan bu ülkeyi keşfetme arzusuyla burayı ziyaret etmeyi düşünebilir. Peki, hangi ülkelerin vatandaşları bu ülkeye giriş yapma hakkına sahip?

Gazeteciler ve Güney Kore vatandaşları dışında herkesin Kuzey Kore'ye seyahat etme hakkı var. ABD vatandaşlarının ülkeye girişleri Kuzey Kore tarafınca yasaklanmamış olsa da kendi ülkelerinin yetkilileri onların güvenliğinden endişe duydukları için Kuzey Kore’ye gitmelerini yasaklıyor.

df
Kuzey Kore sahillerinde yeni bir deniz turizmi tesisi (KCNA)

BBC'ye göre koronavirüs (Kovid-19) salgını öncesinde, her yıl 350 bin turist Kuzey Kore'ye giriyordu ve bunların yüzde 90'ı Çinliydi. Böylece Çinliler ülkedeki turizm faaliyetlerinde başı çekiyordu, Avrupalılar ve Amerikalılar ise yıllık 5 bin ziyaretçiyi geçmeyen bir azınlık oluşturuyordu.

Ancak Kuzey Kore’nin sınırları şu an sadece ülkenin siyasi, askeri ve ekonomik alanda en önemli müttefiki olan Rusya vatandaşlarına açık.

Mavi vize kağıdı

Bir Arap ülkesi vatandaşının benzersiz bir macera yaşamak için Kuzey Kore'ye seyahat etmek istemesi halinde önce vize alması gerekiyor. Ancak Pyongyang yetkilileri şu anda vize vermiyor. Yine de bu yasak her an kaldırılabilir.

yuı
Pyongyang metro istasyonunda fotoğraf çeken bir turist (AFP)

Devletin yabancı ziyaretçilere uyguladığı kısıtlamalar çok katı olduğundan ve turizm sektörünü demir yumrukla kontrol ettiğinden, böyle bir seyahat bağımsız olarak planlanamaz. Vize işlemlerinden başlayarak, uçak bileti ve otel odası rezervasyonuna ve ülke içindeki turistik gezilere kadar her şey, resmi makamların bir kolu olan lisanslı bir acente tarafından yürütülüyor. Kuzey Kore’ye seyahat etmek isteyenlerin, vize işlemlerini yürüten ajansla iletişime geçmesi gerekiyor. Vize, pasaporttan ayrı, mavi renkli bir belge şeklinde veriliyor.

Rusya ve Çin dışında bir seçenek yok

Pyongyang Uluslararası Havalimanı'na iniş iznine sadece Kuzey Kore'nin havayolları şirketi olan Air Koryo sahip. Ancak Çin havayolu şirketleri için bazı istisnalar söz konusu. Pyongyang'a hava yoluyla ulaşım yalnızca Çin ya da Rusya üzerinden mümkün ve Kuzey Kore'yi dünyaya sadece bu iki ülke bağlıyor.

yu7ı8
Kuzey Kore'ye seyahat edenler için özel turist vizesi (Wikipedia)

Air Koryo havayolu şirketinin internet sitesine göre Rusya'nın Vladivostok kentinden Pyongyang'a uçuş ücreti 265 ABD doları, Pekin'den ise 245 ABD doları olarak fiyatlandırılıyor.

derty6
Pyongyang Uluslararası Havalimanı'na sadece Rusya veya Çin'den gelen uçaklar iniş yapabilir (Reuters)

Telefonlar denetlenirken internet yok

Turistlerin Pyongyang Uluslararası Havalimanı'na iner inmez, resmi makamlara isimlerini kaydettirmeleri gerekiyor. Gümrük görevlileri tarafından kontrol edildikten sonra cep telefonlarını yanlarında tutabilirler, ancak yabancı hatlar Kuzey Kore içinde çalışmıyor. Bunun yerine, yalnızca uluslararası aramalar yapılabilen yerel ‘Koryolink’ kartı satın alınabilir. Yerel iletişim ve internet erişimi ise turistlere açık değil.

Peki Kuzey Kore'deki oteller nasıl?

Turistler otelleri bile kendileri seçemezler, bu işlem seyahatleri düzenleyen resmi acenteler aracılığıyla yapılır. Otel seçenekleri çok sınırlı ve çoğu Pyongyang'da bulunuyor. Bunlar arasında ‘Yangakdo’ ve ‘Koryo’ adlı oteller ön plana çıkıyor.

fgthyju
Pyongyang'daki Yangakdo Oteli'nin lobisinden bir kare (Otelin internet sitesi)

Kuzey Kore'yi 8 kez ziyaret eden bir Avustralyalı vatandaş tarafından hazırlanan ve 2020 yılında yayınlanan ‘Pyongyang Otelleri’ adlı kitaba göre ülkedeki oteller dünyanın başka hiçbir yerindeki otellere benzemiyor. Bu oteller, büyüklükleri, renkli dekorları, restoranları, kafeleri ve karaoke salonlarıyla dikkati çekiyor. Öte yandan, Kuzey Kore'deki otellerde internet yok ve koridorlarda ve lobide çalan müzikler, lider Kim Jong-un'u öven milli marşlardan ibaret.

Sıkı denetim altında turist kafile turları

Hiçbir turist otelden tek başına çıkamaz, ziyaret edilmesine izin verilen yerleri belirleme yetkisine sahip tur rehberi tarafından yönetilen bir kafileyle gezmek zorundalar. Turist alışveriş yapmak isterse bile sadece yabancı ziyaretçilere ayrılmış mağazalara gidebilir. Çünkü herhangi bir mağazaya rastgele girmesi yasak.

dfgty
Ryogyeong, Pyongyang'ın en ünlü ve en ilginç tasarımlı otellerinden biri (Instagram)

Yerel halkla iletişim ise gezi organizatörleri tarafından yakından takip ediliyor. Zira izin alınmadan Kuzey Koreli vatandaşlarla konuşmak casusluk olarak nitelendiriliyor.

Aynı durum fotoğraf çekmek için de geçerli. Rehberin izni olmadan hiçbir fotoğraf çekilemez. Çekilebilecek fotoğraflar belirli turistik yerlerle sınırlandırılmış durumda. Askeri yerlerin, yoksulluğun ve inşaat alanlarının fotoğraflarının çekilmesi kesinlikle yasak.

Kuzey Kore'deki turistik yerler

Kuzey Kore, aralık ve şubat ayları arasında karla kaplı dağlarında bulunan kayak merkezleriyle ünlü. Kim Jong-un, iktidara geldiğinden beri, ülkedeki refah imajını güçlendirmek için eğlence kompleksleri ve dev su parkları inşa etmeye özen gösteriyor.

dgrtyu
Koronavirüs salgını nedeniyle sınırlar kapatılmadan önce Kuzey Kore'de bir grup turist (AFP)

Turistlerin ziyaretine açık yerler listesinde, çekici tasarımı ve gelişmiş mimarisiyle Pyongyang metro istasyonu ve Kuzey Kore'nin merhum liderleri Kim Il-sung ve Kim Jong-il'in 20 metre yüksekliğindeki iki heykelini bir araya getiren ve Mansu Tepesi'nde bulunan Büyük Mansudae Anıtı yer alıyor. Listeye, Kim Il-sung'un hükümdarlığı sırasında benimsediği Juché ideolojisinden esinlenerek Taedong Nehri kıyısında inşa edilen Juché Kulesi de eklenebilir. Turistler, ünlü askeri geçit törenlerinin yapıldığı geniş Kim Il-sung Meydanı'nı da yakından görebilirler.

sdfgty
Büyük Mansudae Anıtı, Kuzey Kore'nin en önemli turistik yerlerinden biri (Reuters)

Başkent dışında ise Baekdu ve Komgang dağları, muhteşem doğalarıyla başlıca turistik yerler arasında sayılıyor.

Kuzey Kore'de ne yenir?

Kuzey Kore ziyaretinde yemekler önemli bir yer tutuyor, ancak en ünlü yemekler Arapların damak tadına oldukça yabancı.

Naengmyeon listenin başında yer alıyor. Bu yemek, buğday ve patatesten yapılan erişteye sığır eti suyu eklenerek, et, salatalık, yumurta ve turp parçalarıyla süslenerek hazırlanıyor. Soğuk olarak servis edilen naengmyeona genellikle buz küpleri ekleniyor.

frgty
Naengmyeon Kuzey Kore'nin en ünlü yemeklerinden biri (Wikipedia)

Kuzey Kore'nin ulusal yemeği olan Kimchi’de ana malzeme olarak lahana bulunuyor ve kırmızı biber tozu, turp, sarımsak ve zencefille tatlandırılıyor.

Kuzey Kore'nin ünlü yemeklerinden biri olan ise bibimbap, pirinç, sebze, kıyma, biber tozu, soya sosu ve yumurtanın karışımından oluşuyor.



Türkiye, ABD yaptırımları kapsamında İranlı Bank Mellat'ın lisansını iptal etti

İstanbul’da İran’ın Mellat Bankası şubesi önünde yürüyen insanlar (Arşiv- Reuters)
İstanbul’da İran’ın Mellat Bankası şubesi önünde yürüyen insanlar (Arşiv- Reuters)
TT

Türkiye, ABD yaptırımları kapsamında İranlı Bank Mellat'ın lisansını iptal etti

İstanbul’da İran’ın Mellat Bankası şubesi önünde yürüyen insanlar (Arşiv- Reuters)
İstanbul’da İran’ın Mellat Bankası şubesi önünde yürüyen insanlar (Arşiv- Reuters)

Türkiye, yıllardır Batı yaptırımlarına tabi olan İran’ın Mellat Bankasının faaliyet lisansını iptal etti. Kararın, İran bankacılık sistemine yönelik baskıyı artırmayı amaçladığı ve Washington’ın Tahran’a karşı ekonomik baskısını artırdığı bir dönemde ABD’nin artan baskılarına yanıt niteliği taşıdığı belirtildi.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), lisansın iptaline ilişkin kararını, Washington’ın Devrim Muhafızları ile bağlantıları olduğu şüphesiyle Türk Golden Global Bank’a yaptırım uygulamasından iki hafta sonra aldı. Banka ise söz konusu suçlamaları reddetti.

Karar ayrıca, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump’ın New York’ta salı günü başlayacak Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında gerçekleştirmesi beklenen görüşmenin hemen öncesinde alındı.

Merkezi Tahran’da bulunan Mellat Bank, OpenSanctions adlı ve yaptırım uygulanan kuruluşların izlenmesine olanak sağlayan açık veri tabanına göre, “İran hükümetine mali destek sağladığı” gerekçesiyle ABD, Avrupa Birliği ve İngiltere’nin yaptırımlarına tabi. Aynı kaynağa göre İran hükümeti, bankanın en büyük hissedarları arasında yer alıyor.

Mellat Bank, İran’ın en büyük ve en eski ticari bankalarından biri. 1980 yılında kurulan bankanın ülke genelinde 1.000’den fazla şubesi bulunuyor.

BDDK, kararını Bankacılık Kanunu’nun “B-71” maddesine dayandırdı. Söz konusu madde, bankanın faaliyetlerini sürdürmesinin “mevduat sahiplerinin ve hissedarların haklarını, finansal sistemin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğinin” tespit edilmesi halinde lisansın iptal edilmesine olanak tanıyor.

Görsel kaldırıldı.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, 24 Ağustos’ta İran’a yönelik yaptırımların sıkılaştırıldığını duyurduğu basın toplantısında. (Reuters)

Batılı ülkeler, İran’ın nükleer silah elde etmeye çalıştığı yönündeki suçlamalar kapsamında daha önce Mellat Bank’a yaptırım uygulamıştı. Tahran ise bu suçlamaları reddediyor. Söz konusu yaptırımlar, İran’ın nükleer programına ilişkin 2015 tarihli uluslararası anlaşma kapsamında daha sonra kaldırılmış, ancak ABD Mayıs 2018’de anlaşmadan tek taraflı olarak çekilerek Tahran’a yönelik ağır yaptırımları yeniden yürürlüğe koymuştu.

Türkiye’nin son adımının, onlarca yıldır uygulanan uluslararası yaptırımların İran bankacılık sistemini küresel finans sisteminden büyük ölçüde izole ettiği bir dönemde, ülkenin bankacılık sektörüne yönelik baskıyı daha da artırması bekleniyor.

Karar, Washington’ın Tahran’a karşı yürüttüğü “ekonomik savaş” kapsamında Ankara üzerindeki finansal ve bankacılık akışlarını denetleme yönündeki baskısının arttığı bir döneme denk geldi.

ABD Hazine Bakanlığının Golden Global Bank’a yaptırım uygulamasının ardından Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Ankara’nın “terörün finansmanı ve her türlü yasa dışı finansmanla mücadele” konusunda kararlı olduğunu belirtti. Şimşek ayrıca Türk şirketlerine yaptırımlardan kaçınmak için gerekli tedbirleri almaları çağrısında bulundu.

Washington kısa süre önce, aralarında İran merkezli sivil havayolu şirketi Mahan Air ile iş birliği yapmakla suçlanan üç Türk şirketinin de bulunduğu 36 kuruluşu yaptırım listesine aldı. Mahan Air ayrıca İran Devrim Muhafızları’na destek sağlamakla suçlanıyor.

Şarku’l Avsat’ın İran’ın yarı resmi Öğrenciler Haber Ajansı’ndan (ISNA) aktardığına göre Mahan Air, bu hafta Türk makamlarının talebi üzerine 21 Eylül’den itibaren Türkiye’ye uçuşlarını askıya alacağını açıkladı.

İran, şubat ayının sonlarında başlayan ve ABD ile İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan bir savaşın içinde bulunuyor. Çatışmalar daha sonra Ortadoğu’nun diğer bölgelerine de yayıldı.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Financial Times gazetesinde yayımlanan bir makalesinde Washington’ın İran’a karşı “şimdiye kadarki en büyük ekonomik saldırıyı” başlatacağını yazmıştı. Bessent, bu girişimi Normandiya Çıkarması’na, İngilizcede “D-Day” olarak bilinen operasyona benzetirken, bu çabalara katılmayan ülkelere ikincil yaptırımlar uygulanacağı uyarısında bulunmuştu.


Polonya Başbakanı, Rusya'ya meydan okudu: "Tek karış toprak vermeyeceğiz"

Polonya Başbakanı Donald Tusk, ülkesinin "bir parça toprak bile" vermeyeceğini söyledi (AFP)
Polonya Başbakanı Donald Tusk, ülkesinin "bir parça toprak bile" vermeyeceğini söyledi (AFP)
TT

Polonya Başbakanı, Rusya'ya meydan okudu: "Tek karış toprak vermeyeceğiz"

Polonya Başbakanı Donald Tusk, ülkesinin "bir parça toprak bile" vermeyeceğini söyledi (AFP)
Polonya Başbakanı Donald Tusk, ülkesinin "bir parça toprak bile" vermeyeceğini söyledi (AFP)

Maira Butt 

Polonya Başbakanı Donald Tusk, Rusya'yla gelecekte yaşanabilecek herhangi bir çatışmada ülkesinin hiçbir şekilde toprak vermeyeceğini vurguladı.

Bu açıklama, Tusk'un perşembe günü Kremlin'in Ukrayna'yı destekleyen Avrupa ülkelerine drone ve roketlerle hibrit saldırılar düzenlemeyi planladığı uyarısında bulunmasından kısa süre sonra geldi.

Tusk, perşembe günü X'te "Biz toprak kaybedebilecek bir milletiz ancak ruhumuzu asla kaybetmeyeceğiz; topraklarımızdan vazgeçebiliriz ama vatanımızdan asla vazgeçmeyeceğiz" diyen Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki'ye yanıt veriyordu.

Başbakan, "Sayın Cumhurbaşkanım, bu paylaşımı silmenizi öneririm. Topraklarımızın en küçük parçasından bile vazgeçmeye niyetimiz yok" diye cevap verdi.

Daha sonra X'te paylaştığı bir videoyla bu tutumunu pekiştiren Tusk, "Müttefiklerimize olan sadakatimiz ve kararlılığımız; işte ortak gücümüz budur. Tek bir karış toprak bile vermeyeceğiz" dedi.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'yle görüşmek üzere perşembe günü Ukrayna'ya giden Polonya lideri, "onları zorlu haftalar ve ayların beklediği" uyarısında bulunmuştu.

Rusya'ya atfedilen bir dizi hava sahası ihlalinin ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in hibrit saldırılarını NATO ülkelerine de taşıyabileceği endişesiyle Avrupa genelinde gerginlik tırmanıyor.

NATO'nun doğu kanadındaki savunmanın güçlendirilmesi çağrıları yapan Tusk, geçen yıl eylülde uçuşa yasak bölge ilan edilmesini de istemişti.

Tusk perşembe günü yaptığı açıklamada, "Drone veya diğer türdeki mermilerin doğu kanadındaki bir veya birkaç ülkenin topraklarına girme, hatta yıkıma yol açma riski gerçekten var" uyarısında bulunmuştu.

Resmi açıklamada bunun bir kaza olduğu ve NATO'nun karşılık vermeyi düşünmesi için hiçbir neden bulunmadığı söylenecek.

Polonya Savunma Bakan Yardımcısı Magdalena Sobkowiak-Czarnecka, ABD Başkanı Donald Trump'ın bu çalışmalarda ilerleme kaydedildiğini belirtmesinin ardından, ülkenin batısına olası bir kalıcı ABD askeri üssünün kurulacağını cuma günü söylemişti.

Görsel kaldırıldı.
Donald Tusk, X’te "Hepimizi zorlu haftalar ve aylar var bekliyor" diye yazdı. "Bugün, Ukrayna’da dayanışmamızı gösteriyoruz." (X/DonaldTusk)


Diğer yandan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Ukrayna'daki savaşın ve Ortadoğu krizinin ülkesindeki yakıt fiyatları üzerindeki etkisini görüşmek üzere acil bir toplantı düzenlemişti.

Rusya, Avrupa'yla savaşmak istemediğini vurgulasa da Putin daha önce Moskova'nın "savaşmaya hazır" olduğunu iddia etmişti. Önceki günlerde deneyimli Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rusya'yla Avrupa arasında çıkacak herhangi bir çatışmanın "çok kısa" süreceği uyarısını paylaşmıştı.

CIA Direktörü John Ratcliffe, geçen ay Moskova'ya nadir bir ziyaret gerçekleştirmişti. Bu, 2022'de ülkenin Ukrayna'yı istila etmesinden birkaç hafta önce selefinin yaptığı ziyaretten sonra gerçekleşen ilk ziyaretti.

Konu hakkında bilgi sahibi kaynaklar, CBS News ve Wall Street Journal'a yaptıkları açıklamada Ratcliffe'in bu geziyi Rusya'yı NATO'ya saldırmaması yönünde uyarmak amacıyla gerçekleştirdiğini söylemişti.

Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, "korkutma senaryoları" diye nitelediği bu iddiaların "gerçeklikle hiçbir ilgisi olmadığını" belirtmiş ve Moskova'nın, "Avrupa ülkelerinden kendisine yönelik çok agresif bir politikayla karşı karşıya olduğunu" eklemişti.

 Independent Türkçe,independent.co.uk/news


Savaşlar neden çıkar ve nasıl bitmek bilmeyen kâbuslara dönüşür?

İsrail bombardımanı sonucu Güney Lübnan semalarında yükselen duman (AFP)
İsrail bombardımanı sonucu Güney Lübnan semalarında yükselen duman (AFP)
TT

Savaşlar neden çıkar ve nasıl bitmek bilmeyen kâbuslara dönüşür?

İsrail bombardımanı sonucu Güney Lübnan semalarında yükselen duman (AFP)
İsrail bombardımanı sonucu Güney Lübnan semalarında yükselen duman (AFP)

Antoine el-Hac

Bir devlet savaşa nadiren yenileceğini düşünerek girer ya da başlattığı çatışmanın uzun sürecek bir kâbusa ve sonu gelmeyen bir tünele dönüşeceğini öngörür. Buna rağmen görünen o ki hiç kimse ders çıkarmıyor; tarih, daha doğrusu insan kendini tekrarlıyor. O an için hesaplı ve üzerinde düşünülmüş görünen kararlar, zamanla yıpratma savaşlarına, değişen hedeflere ve siyasi ve stratejik açıdan ağır bedeller ödemeden geri adım atamaz hale gelen liderlere yol açabiliyor.

Uluslararası ilişkiler alanında önde gelen gerçekçilik teorisyenlerinden Amerikalı Profesör Stephen M. Walt, yıkıcı savaşların genellikle bir anda ortaya çıkmadığını ve tam anlamıyla sürpriz olmadığını belirtiyor. Walt’a göre bu savaşlar çoğunlukla stratejik hesap hatalarının art arda gelmesinin sonucu. Süreç, rakibin ve sahip olduğu kapasitenin yanlış değerlendirilmesiyle başlıyor; ardından taraflı tavsiyeler, gizli hedefler ve geri adım atmayı devam etmekten daha zor hale getiren siyasi baskılarla durum daha da ağırlaşıyor.

Ukrayna’nın başkenti Kiev’e düşen bir Rus füzesinin açtığı çukur (AP)
Ukrayna’nın başkenti Kiev’e düşen bir Rus füzesinin açtığı çukur (AP)

Tehlike işaretleri

İlk tehlike işareti cehalet. Zira askerî güç, müdahale edilen toplumu anlamak anlamına gelmeyebilir. Askerî açıdan üstün bir devlet, rakibinin ordusu hakkında ayrıntılı ve doğru bilgilere sahip olabilir ancak rakibinin tarihini, siyasi ve toplumsal yapısını, direnme kapasitesini ya da coğrafi olarak çevresindeki güçlerin vereceği tepkilerin niteliğini bilmeyebilir. Çelişki de burada başlar: Muharebeyi kazanmak mümkün olabilir ancak bunun sonuçlarını öngörmek ve süreci kontrol altında tutmak imkânsız hale gelebilir...

Savaşa giden yolda, karar alıcıya danışmanlık yapan tüm taraflar aynı konumdan hareket etmez. Bazılarının, başarı ihtimalini olduğundan büyük göstermesine ve riskleri küçümsemesine yol açan ideolojik, ekonomik veya jeopolitik çıkarları bulunabilir. Çoğu zaman liderler, duymak istediklerini teyit eden iyimser değerlendirmelere, sağduyulu uyarılardan daha fazla itibar etme eğiliminde olur.

ABD’nin USS George Washington uçak gemisindeki uçaklar (AFP)
ABD’nin USS George Washington uçak gemisindeki uçaklar (AFP)

Ardından kırılgan ve değişken hedefler sorunu ortaya çıkar. Savaş, sınırlı bir hedefle ya da bu hedefe hızlı ve düşük bir maliyetle ulaşılabileceği düşüncesiyle başlayabilir. Ancak süreç tıkandığında görev de değişir. Başlangıçta rejimi devirmek olarak belirlenen hedef, zamanla yeni bir düzen kurma çabasına dönüşür; kısa süreli olması planlanan askerî operasyon ise uzun soluklu bir siyasi projeye evrilir. Böylece savaş, başlangıçtaki hedefin anlamını ve netliğini yitirmesinin ardından dahi devam eder.

Tırmanma sarmalı

En tehlikeli aşama, savaşın tırmanma sarmalına girmesiyle başlar. Kayıplar arttıkça başarısızlığı kabul etmenin siyasi maliyeti de yükselir. Liderler, bir önceki turun başaramadığını bir sonraki turun başaracağı umuduyla geri adım atmak yerine riski artırmaya başlar. İç siyasi baskılar ile dış gerilim birbirine eklenir ve sonunda geri çekilmek, çatışmayı sürdürmekten daha ağır bir seçenek haline gelir.

Ancak bu dinamik tek başına dünyanın neden daha fazla çatışmaya sürüklendiğini açıklamıyor. Bunun altında daha derin etkenler de bulunuyor: korku ve belirsizlik, rakibin niyetlerinin ve karşılık verme kapasitesinin yanlış değerlendirilmesi, uluslararası sistemin hâkim bir güçten yükselen başka bir güce geçişine eşlik eden güç mücadeleleri ve bunun sonucunda ortaya çıkan Tukidides Tuzağı. Ayrıca yeterli siyasi kısıtlamayla karşılaşmayan liderler de bulunuyor. Bu durumda kişisel ihtişam arayışı, ideoloji veya intikam arzusu savaş hesaplarının bir parçası haline gelebiliyor.

Tehlike, uluslararası sistemin kurallarının kendisi aşınmaya başladığında daha da büyüyor. Büyük güçlerin anlaşmazlıklarını yönetmelerine yardımcı olması beklenen kurallar ve kurumlar, güçlü devletlerin bunları görmezden gelmesi ya da seçici biçimde uygulaması halinde etkisini yitiriyor. Kurallara ve kurumlara duyulan güven azaldıkça yanlış hesap yapma ihtimali artıyor ve bir krizden diğerine geçiş daha da hızlanıyor.

Savaşların sonu

Büyük savaşların sonu, zaferin çatışmaların her zaman sona erdiği yol olmadığını gösteriyor. Savaş, İkinci Dünya Savaşı’nda olduğu gibi taraflardan birinin tamamen askerî yenilgiye uğraması ve çökmesiyle sonuçlanabilir. Birinci Dünya Savaşı’nda olduğu gibi yıpranma ve askerî-siyasi çöküşle de sona erebilir. 1953’te Kore Yarımadası’nda olduğu gibi çatışmanın temel nedenlerini ortadan kaldırmayan müzakere edilmiş bir anlaşmayla da durabilir. Büyük güçler arasındaki uzun süreli çatışmalar ise 1991’de Sovyetler Birliği örneğinde olduğu gibi taraflardan birinin kendi içinde yaşadığı çöküşle sona erebilir.

Polonya ordusunun eğitim tatbikatı sırasında bir helikopter ve tanklar (AFP)
Polonya ordusunun eğitim tatbikatı sırasında bir helikopter ve tanklar (AFP)

Gerçekte savaşın nasıl sona erdiği, kimi zaman sona ermesinin kendisinden daha önemli olabilir. Zira ağır veya dengesiz anlaşmalar, bir sonraki çatışmanın tohumlarını ekebilir. Bu nedenle savaşın sona ermesi, savaşın nedenlerinin de ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Acil soru

Bugün en acil soru şu: Dünya üçüncü bir dünya savaşına doğru mu ilerliyor?

Bunun kesin bir yanıtı yok ancak bu sorunun gündeme gelmesini haklı kılan göstergeler giderek daha belirgin hale geliyor. Zira çatışmalar arasındaki sınırlar hiç olmadığı kadar bulanıklaştı. Bu nedenle Ukrayna’daki savaş, ABD-Çin rekabeti, Ortadoğu’daki gerilim ile nüfuz, enerji ve teknoloji üzerindeki mücadelelerin tümü aynı uluslararası ortam içerisinde hareket ediyor ve aralarındaki temas noktaları giderek artıyor.

Bununla birlikte üzerinde durulması gereken bir paradoks bulunuyor. Çin, son on yıllarda ABD ve Rusya ile karşılaştırıldığında geniş çaplı kara savaşlarına doğrudan müdahil olma konusunda daha temkinli bir tutum sergiledi. Antoine el Hac'ın Şarku’l Avsat için kaleme aldığı analize göre bu durum, Çin’in çatışmalardan uzak durduğu veya güç kullanmayı reddettiği anlamına gelmiyor. Aksine Çin’in ekonomi, ticaret, teknoloji, siyasi nüfuz ve uzun vadeli stratejik baskı gibi diğer araçlara daha fazla başvurduğuna işaret ediyor.

Krizlerin arttığı ve çıkarların birbiriyle kesiştiği bir dünyada en büyük tehlike, bir liderin bilinçli olarak dünya savaşı başlatmaya karar vermesi olmayabilir. Asıl tehlike, eksik bilgilere, yanlış değerlendirmelere ve siyasi baskılara dayanan bir dizi küçük kararın alınması ve her aşamada geri adım atmanın bir önceki aşamaya kıyasla daha zor hale gelmesi olabilir.

Zira büyük savaşlar her zaman büyük bir kararla başlamaz. Bazen küçük bir hatayla başlar; hatta kimi zaman bir hata yaşanmış izlenimi verecek şekilde planlanmış bir olayla. Ve olayın gerçekleştiği anda bunun nereye varacağını hiç kimse bilmiyor olabilir.

İki Çin savaş uçağı (Arşiv – Reuters)
İki Çin savaş uçağı (Arşiv – Reuters)

Savaş hakkında söylenenler

- Prusya’dan Carl von Clausewitz (1780-1831) savaşı felsefi açıdan devlet politikasının rasyonel bir aracı olarak tanımladı ve savaşı basitçe ‘politikanın başka araçlarla devamı’ olarak nitelendirdi.

- Alman filozof Immanuel Kant (1724-1804), “Kalıcı barış, uluslararası ticaretin geliştirilmesi, anayasal cumhuriyetler ve liderleri savaşın maliyetleri konusunda temkinli olmaya zorlayan özgür devletler federasyonları aracılığıyla sağlanabilir” dedi. Kant, ‘Ebedi Barış Üzerine Felsefi Bir Tasarı’ adlı eserinde savaşın, hak yerine güce dayandığı için sonuçsuz ve anlamsız bir kısır döngü olduğunu savundu.

- Hollandalı filozof Erasmus (1466-1536), “Adaletsiz bir barış, en adil savaştan daha iyidir” dedi.

- Taoist felsefede, ‘Tao Te Ching’ adlı eserde askerî zaferlerin başarı değil, trajedi olduğu ifade edilir ve “Zaferden sevinç duyan, insanların katledilmesinden sevinç duyar” denir. Taoizm, savaşı doğal düzende meydana gelen ve yalnızca daha fazla şiddete yol açan bir bozulma olarak görür.

- Fransız Aydınlanma düşünürü Voltaire, ‘Felsefe Sözlüğü’ adlı eserinde savaşı alaya alarak onu yalnızca sefalete yol açan ‘kahramanca bir katliam’ olarak nitelendirdi. Voltaire ayrıca, iktidarın emirleri doğrultusunda binlerce masum komşunun öldürülmesinin herhangi bir zamanda faydalı veya şanlı bir eylem olarak görülebileceği düşüncesiyle de alay etti.

- Varoluşçu felsefenin öncülerinden Fransız filozof Jean-Paul Sartre, savaşın anlamsızlığını vurgulayarak “Zenginler savaştığında, yoksullar ölür” sözünü kaleme aldı. Sartre, savaşı sıradan insanların manipüle edilerek ölüme sürüklendiği ve sonunda yalnızca iktidara hizmet eden soyut kavramlar uğruna hayatlarını feda etmeye yönlendirildiği faydasız bir uygulama olarak görüyordu.