İran'daki reformistler ve radikaller Pezeşkiyan'ı kuşatıyor ve rejimi zor durumda bırakıyor

Siyasi güçler arasında, otorite ve yönetim mekanizmalarında radikal bir değişime ihtiyaç olup olmadığı konusunda geniş çaplı bir tartışma dönüyor

Mesud Pezeşkiyan hükümeti şu anda çoğunluk olan “reformistler” ile karar alma mekanizmasındaki son kalelerini korumaya çalışan radikal güçler arasında bölünmüş durumda (AFP)
Mesud Pezeşkiyan hükümeti şu anda çoğunluk olan “reformistler” ile karar alma mekanizmasındaki son kalelerini korumaya çalışan radikal güçler arasında bölünmüş durumda (AFP)
TT

İran'daki reformistler ve radikaller Pezeşkiyan'ı kuşatıyor ve rejimi zor durumda bırakıyor

Mesud Pezeşkiyan hükümeti şu anda çoğunluk olan “reformistler” ile karar alma mekanizmasındaki son kalelerini korumaya çalışan radikal güçler arasında bölünmüş durumda (AFP)
Mesud Pezeşkiyan hükümeti şu anda çoğunluk olan “reformistler” ile karar alma mekanizmasındaki son kalelerini korumaya çalışan radikal güçler arasında bölünmüş durumda (AFP)

Hasan Fahs

İran'daki durumu takip eden Arap ve uluslararası çevrelerin yanı sıra İran siyasi çevrelerinin önemli bir kısmı, birkaç gün önce “Reformist Partiler Cephesi” tarafından yayınlanan bildiriyle meşguldü. Bildiride, kendisini imzalayanların bakış açısına göre İran'ın iç ve dış krizlerden çıkışı için bir yol haritası yer alıyordu. Konuyu takip edenler için bu yol haritasının belki de en önemli noktası, “ABD ile kapsamlı ve doğrudan müzakerelerin başlatılması ve ilişkilerin onur, bilgelik ve karşılıklı çıkar temelinde normalleştirilmesi amacıyla, yaptırımların kaldırılması karşılığında uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin gönüllü olarak askıya alınması ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetiminin kabul edilmesi” çağrısını içeren maddeydi.

Bu tutumu, İran'ın tutumu içinde veya reformist güçler ile rejimin karar alma hiyerarşisinde bu partilerin büyük ölçüde temsilcisi olarak kabul edilen Mesud Pezeşkiyan liderliğindeki devlet arasında ya da “reformistler” ile rejim arasında bir ayrışma olarak yorumlamadan önce, bu açıklamanın, iç boyutlarıyla nükleer faaliyetler ve Washington ile diyalogla ilgili taleplerden ziyade rejimin yapısına yönelik daha fazla meydan okuma oluşturan talepler içerdiğini belirtmek gerekir.

Bu noktada, çeşitli yönelimleri ile İran siyasi güçleri arasında, otorite ve yönetim mekanizmalarında köklü bir değişiklik yapılması gerekliliği konusunda geniş çaplı bir tartışmanın döndüğüne işaret edilmeli. Bu tartışma, son haftalarda İran'ın yeni bir saldırıya maruz kalma olasılığı hakkındaki konuşmaların artmasıyla yoğunlaştı. Saldırının bu sefer Tel Aviv’le sınırlı kalmayacağı, ABD ve NATO ülkelerinin de katılacağı öngörülüyor. Keza rejimin devrilmesinin neden olacağı çöküş ve sonuçları ister bir iç savaş ister İran coğrafyasının güç mücadelesi veren zayıf devletlere bölünmesi olsun, yeni saldırının amacının, rejimi ortadan kaldırmaktan başka bir şey olmayacağı da tahmin ediliyor.

Reformist Cephe’nin bildirisi, İran'ı yakın tehlike çemberinden çıkarmak için çalışma yönündeki açık arzu ve niyetini dile getirdi ki, karar alma çevreleri ve hatta Devrim Muhafızları eski komutanı Hamaney'in askeri danışmanı Yahya Rahim Safevi gibi Dini Lider'e yakın çevreler bile, bu yakın tehlikenin gerçekleşebileceğini inkar etmiyorlar. Buna rağmen, muhafazakâr ve radikal güçler, daha sert önlemlerle kendi vizyonları doğrultusunda değişim çağrısında bulunuyorlar. Ancak, devlet ve hükümetin, önceki dönemlerden miras kalan kronik ve birikmiş krizlere ilave olarak, ABD ile artan çatışmanın yol açtığı krizlere hızlı bir çözüm üretme konusundaki açık yetersizliğinin eşlik ettiği sert, boğucu günlük ekonomik baskılar altında ezilen sokakta bir patlama yaşanması ihtimalini hesaba katmıyorlar.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analizde Reformist Cephe bildirisinde nükleer programdan vazgeçmeye veya sona erdirmeye dair herhangi bir atıf yer almıyor, yalnızca İran müzakere heyetinin Amerikan tarafıyla müzakere masasına geri dönmek için bir giriş noktası olarak önerdiği “zenginleştirme faaliyetlerini askıya alma” ilkesine başvurma olasılığına değiniliyor. Bu atıf, Dışişleri Bakanı'nın siyasi danışmanı ve müzakere heyeti üyesi Mecid Taht Revançi'nin birkaç gün önce İran'ın yaptırımların kaldırılması karşılığında faaliyetlerini askıya alabileceğine yönelik açıklamasında da yer aldı.

Ancak bu, Mesud Pezeşkiyan hükümetine yönelik kuşatmayı tamamlıyordu. Zira hükümet, özellikle İran üzerindeki olası yıkıcı etkileriyle birlikte yeni bir savaşın patlak vermesi durumunda, önümüzdeki dönemde yaşanabilecek olumsuz gelişmelerin sonuçlarından kaçınmaya çalışan reformist çoğunluk ile karar alma yapısındaki son kalelerini korumaya çalışan radikal güçler arasında bölünmüş durumda. Dahası radikaller aşırılık ve fanatizmlerinde öyle ileriye gittiler ki, Cumhurbaşkanının yeterliliğini sorgulamaya başladılar, onu bu yeterlilikten mahrum bırakıp cumhurbaşkanlığından uzaklaştırmak amacıyla, bunları bir parlamenter mekanizmaya dönüştürmek için harekete geçtiler. Bu, ilk Cumhurbaşkanı Ebu'l-Hasan Beni Sadr'ın yaşadığı deneyimin yeniden canlandırılmasıydı.

Bildirideki özellikle nükleer kriz ve uluslararası toplumla ilişkilerle ilgili olan önemli başlıklar göz önüne alındığında, UAEA ile ilişkilerle ilgili hükümet tarafından meclis ve Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi aracılığıyla onaylanan mekanizmaların reddedilmesine dair hiçbir atıf yer almıyordu. Bildiriye imza atanların UAEA ile ilişkilerin yeniden kurulması ve denetim sürecinin yeniden başlatılması çağrısı, özellikle ABD-İsrail'in İran tesislerine yönelik saldırısı sonucunda iki taraf arasındaki güvenin sarsılmasının ardından, Ulusal Güvenlik Konseyi'nin değerlendirmesi ile bağlantılı resmi tutumla da uyumlu.

Radikaller, hükümeti ve diplomatik mekanizmalarını İran'ın hak ve kabiliyetlerinden feragat etmekle suçluyor. Batılı ülkelerin, özellikle de “troyka”nın, tetikleyici mekanizmayı harekete geçirip Güvenlik Konseyi yaptırımlarını yeniden yürürlüğe koyamayacaklarına, çünkü bunun kendi çıkarları pahasına olacağına inanıyorlar. Bu arada, reformcular, bu “troyka” ile ilişkilerin sürdürülmesinin ekonomik krizi daha da kötüleştirebileceğini, İran'ı “yaptırımlar cehennemine” sürükleyebileceğini ve BM Şartı'nın 7. Bölümü kapsamına geri alınmasına yol açabileceğini savunuyor.

ABD ile müzakerelerle ilgili temel hususa gelince, bildiri yeni bir şey sunmuyor. Tahran, mevcut çalkantılı dönemin, ciddi çözümlere ulaşmak için bir seçenek olarak dışlamadığı veya göz ardı etmediği doğrudan müzakerelere girmesini gerektirdiğinin farkında. Ayrıca, İranlı ve Amerikalı müzakereciler, bu müzakerelerin kapsamlı ve sonuç odaklı olmasını, normalleşme sürecinin önünü açmasını şart koşuyor. Bu ciddiyet, İran müzakere heyetinin, dolaylı müzakerelerin dördüncü turundaki önerisiyle belirginleşmişti. İran heyeti, Amerikan yatırımlarının İran pazarına giriş yapabileceğinden ve İran ekonomisinin çeşitli alanlarda Amerikan şirketlerine 1 trilyon dolardan fazla teklifler sunma kapasitesinden bahsetmişti.

Tahran'ın jeopolitik boyutta karşı karşıya kaldığı muazzam baskılar ki bunların sonuncusu ABD’nin himayesinde imzalanan Azerbaycan-Ermenistan anlaşmasıydı, keza genel olarak Ortadoğu'da, özellikle de Irak ve Lübnan'da stratejik düzeyde güç ve nüfuzunu yeniden tesis etme girişimleri, her türlü yeni saldırıya karşı tam hazırlıklı olma çabaları karşısında, liderlik, otorite ve karar alma sistemi, bir yandan rejim ile halk arasındaki ilişkiyi onarmaya çalışıyor. Reformist Cephe’nin bildirisinde siyasi özgürlükler ve ekonomik krizlerle ilgili olarak değinilen sorunlu konularda, halk ile rejim arasında sarsılan ve önemli ölçüde azalan güveni yeniden tesis etmeye çabalıyor. Diğer yandan da iç çekişmeleri büyük bir temkin ve ihtiyatla, bunlardan kaynaklanabilecek tehlikelerin farkında olarak ele alıyor. Zira değişim, on yıllar içinde birikmiş ideolojik söylemden acelesiz ve telaşsız bir şekilde vazgeçmeyi gerektiriyor. Kaldı ki hızlı tepki, işlerin kontrolden çıkmasına yol açabilir ve maruz kalınan iç ve dış baskılar karşısında geri çekilme ve zayıflık olarak yorumlanabilir.



Trump: İran'ın yeni liderleri konuşmak istiyor, ben de kabul ettim

ABD Başkanı Donald Trump, 27 Şubat 2026’da Teksas, Corpus Christi Limanı’nda düzenlenen bir etkinlikte konuşma yaparken. (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, 27 Şubat 2026’da Teksas, Corpus Christi Limanı’nda düzenlenen bir etkinlikte konuşma yaparken. (Reuters)
TT

Trump: İran'ın yeni liderleri konuşmak istiyor, ben de kabul ettim

ABD Başkanı Donald Trump, 27 Şubat 2026’da Teksas, Corpus Christi Limanı’nda düzenlenen bir etkinlikte konuşma yaparken. (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, 27 Şubat 2026’da Teksas, Corpus Christi Limanı’nda düzenlenen bir etkinlikte konuşma yaparken. (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın yeni liderliğinin kendisiyle görüşme talebinde bulunduğunu ve bu görüşmeyi kabul ettiğini açıkladı. Trump, söz konusu talebin gecikmiş olmasına da tepki gösterdi.

ABD Başkanı Donald Trump, Pazar günü The Atlantic dergisine verdiği röportajda, İran’ın yeni liderliğinin kendisiyle görüşmek istediğini belirtti. Trump, “Onlar konuşmak istiyor ve ben de görüşmeyi kabul ettim. Bu yüzden onlarla görüşeceğim. Bunu çok daha önce yapmalıydılar. Çok pratik ve kolay olan hususları daha önce yerine getirmeliydiler. Ama çok beklediler,” ifadelerini kullandı.

Trump, görüşmenin kiminle yapılacağını ya da tarihini açıklamadı. Ancak, görüşme talebinin gecikmiş olmasını eleştirdi ve İran tarafının “çok kurnazlık oynadığını” söyledi.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan Ali Hamaney’in vefatı sonrası geçici olarak Yüksek Liderlik görevlerini üstlenen bir liderlik konseyinin kurulduğunu ve bu konseyin kendisi, yargı başkanı ile güçlü Devrim Muhafızları Konseyi üyelerinden oluştuğunu açıkladı.

Trump ayrıca, son dönemde ABD ile yürütülen görüşmelerde yer alan bazı kişilerin artık hayatta olmadığını belirterek, “O görüşmelerde yer alan çoğu kişi artık yok. Bazıları büyük bir darbede hayatını kaybetti,” dedi.

Röportajda Trump, İran’ın daha önce anlaşma fırsatını değerlendirmediğini vurgulayarak, “Bunu daha önce yapmalıydılar. Bir anlaşma yapabilirlerdi. Ama çok beklediler,” ifadelerini kullandı.


ABD'nin İran saldırısı üzerine milyonlarca dolarlık bahis oynanıyor

Bahisçiler, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik askeri saldırılarıyla ilgili tahmin piyasası bahislerine milyonlarca dolar yatırdı (ABD Merkez Komutanlığı)
Bahisçiler, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik askeri saldırılarıyla ilgili tahmin piyasası bahislerine milyonlarca dolar yatırdı (ABD Merkez Komutanlığı)
TT

ABD'nin İran saldırısı üzerine milyonlarca dolarlık bahis oynanıyor

Bahisçiler, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik askeri saldırılarıyla ilgili tahmin piyasası bahislerine milyonlarca dolar yatırdı (ABD Merkez Komutanlığı)
Bahisçiler, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik askeri saldırılarıyla ilgili tahmin piyasası bahislerine milyonlarca dolar yatırdı (ABD Merkez Komutanlığı)

Axios'un yeni haberine göre çevrimiçi bahis platformları, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik hava saldırıları üzerine milyonlarca doların döndüğü bahislerle, insanların savaş üzerinden para kazanması için yeni bir alan açtı

Cumartesi sabahı erken saatlerde ABD Başkanı Donald Trump, ABD ve İsrail'in İran'a askeri saldırılar başlattığını duyurdu. Daha sonra İran, bölgedeki ABD müttefiklerine kendi drone ve füze saldırılarını başlatarak misilleme yaptı; Trump, saldırının İran Dini Lideri Ali Hamaney'i öldürdüğünü söyledi.

Bombalar düşüp insanlar ölürken, dünyanın dört bir yanında bahis oynayanlar bu kaosu paraya çevirdi.

Tahmin piyasası Kalshi'nin, İran'da rejim değişikliği olup olmayacağına ilişkin bahis hacminin 36 milyon dolar olduğu bildirildi.

Benzer bir çevrimiçi bahis sitesi Polymarket, Hamaney'in 31 Mart'ta hâlâ iktidarda olup olmayacağına ilişkin 31 milyon dolardan fazla işlem hacmi gördü.

Milyonlarca dolarlık bahis oynanan diğer sorular, ateşkes ilan edilip edilmeyeceği veya ABD'nin İran'da topyekün istila gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceğiydi.

Bahisçiler, Trump'ın askeri eylemlerine bahis oynayarak daha önce de büyük paralar kazanmıştı. ABD, ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu yakaladığında, hesabı nispeten yeni olan biri, Maduro'nun devrileceğine 30 bin dolar yatırmıştı. Saatler sonra, Trump yönetimi Maduro'yu yakalamış ve bahisçi 436 bin dolardan fazla kazanmıştı.

Bu bahis, içeriden bilgiye sahip birinin piyasayı kendi çıkarları için kullandığı yönündeki spekülasyonları artırmıştı. Platformlarda içeriden bilgiye dayalı bahis oynamak yasak olsa da bu kuralların uygulanması düzenleyicilere değil, sitelerin kendisine bırakılmış durumda.

Şimdiyse içeriden bilgi sahibi diğer kişilerin İran saldırılarını kullanarak zenginleştiğine dair şüpheler var. CoinDesk'e göre Polymarket'taki 6 hesap, ABD'nin 28 Şubat'ta İran'a saldırı düzenleyeceğini tahmin ederek yaklaşık 1,2 milyon dolar kazandı.

Blockchain analizcisi Bubblemaps, bahislerin saldırıdan sadece birkaç saat önce yapıldığını ve hesapların İran saldırısına dair bahis oynamadan önce hiçbir aktivitesinin olmadığını belirtti.

The Independent, Polymarket'tan yorum istedi.

Jeopolitik bahisler yapmak isteyenler için piyasada hâlâ birçok soru var.

Kalshi'nin İran'la ilgili ayrı bir bölümü var; burada bahisçiler Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatıp kapatmayacağına ve bir sonraki Dini Lider'in kim olacağına dair bahis oynayabiliyor. Halihazırda bu soruya verilen en yaygın yanıt, bu makamın kaldırılacağı yönünde ve bu da rejim değişikliğine inanıldığını gösteriyor.

Polymarket, Hamaney'in 31 Mart'ta İran'ı yönetip yönetmeyeceği konusunda hâlâ bahis kabul ediyor ve bahisçilerin yüzde 93'ü hayır diyor.

Gerçek kumarbazlar, ABD'nin bir sonraki saldırısının hangi ülkeye yönelteceğine dair bahis oynayabilir. Haber yazıldığı sırada bu soruya 2 milyon dolardan fazla bahis yapılmıştı ve bahisçilerin yüzde 93'ü Trump'ın bir sonraki hedefinin Somali olacağını düşünüyordu.

Independent Türkçe


İran Devrim Muhafızları, “Abraham Lincoln” uçak gemisini 4 balistik füzeyle hedef aldığını açıkladı

USS Abraham Lincoln geçen hafta Arap (Umman) Denizi’nde görev yapıyordu (Reuters).
USS Abraham Lincoln geçen hafta Arap (Umman) Denizi’nde görev yapıyordu (Reuters).
TT

İran Devrim Muhafızları, “Abraham Lincoln” uçak gemisini 4 balistik füzeyle hedef aldığını açıkladı

USS Abraham Lincoln geçen hafta Arap (Umman) Denizi’nde görev yapıyordu (Reuters).
USS Abraham Lincoln geçen hafta Arap (Umman) Denizi’nde görev yapıyordu (Reuters).

İran Devrim Muhafızları, ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln’i dört balistik füzeyle hedef aldığını duyurdu.

Devrim Muhafızları, İran medyasında yayımlanan açıklamada, saldırının “İran Silahlı Kuvvetleri tarafından yürütülen eylemlerin devamı” olduğunu ve “Amerikan-Siyonist düşman hedeflerine yönelik” gerçekleştirildiğini belirtti.

Açıklamada, “Silahlı Kuvvetlerimizin düşmanın yıpranmış askeri yapısına yönelttiği güçlü darbeler yeni bir aşamaya girdi” ifadelerine yer verildi ve “kara ve deniz, her zamankinden daha fazla saldırgan teröristlerin mezarı olacak” vurgulandı.

İlerleyen saatlerde operasyonla ilgili “ek bilgiler ve ilgili haberlerin” paylaşılacağı bildirildi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’ndan (CENTCOM) henüz bir yorum gelmedi.

“Öfke Destanı” operasyonunun başlamasından önce, USS Abraham Lincoln Arap (Umman) Denizi’nde konuşlandırılmıştı.