Moskova, otoritesi zayıflayan Hafter'in oğullarına mı açılıyor?

Halid Hafter Kardeşi Saddam Hafter’in ardından ilk kez Rusya'nın başkenti Moskova’da görüldü

Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Yunus-Bek Yevkurov, Moskova'da Libya Ulusal Ordusu Genelkurmay Başkanı Halid Hafter'i karşılarken (Sosyal medya)
Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Yunus-Bek Yevkurov, Moskova'da Libya Ulusal Ordusu Genelkurmay Başkanı Halid Hafter'i karşılarken (Sosyal medya)
TT

Moskova, otoritesi zayıflayan Hafter'in oğullarına mı açılıyor?

Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Yunus-Bek Yevkurov, Moskova'da Libya Ulusal Ordusu Genelkurmay Başkanı Halid Hafter'i karşılarken (Sosyal medya)
Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Yunus-Bek Yevkurov, Moskova'da Libya Ulusal Ordusu Genelkurmay Başkanı Halid Hafter'i karşılarken (Sosyal medya)

Kerime Naci

Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genelkurmay Başkanı Halid Hafter, geçtiğimiz cuma akşamı Rusya'ya geldi. Hafter burada, Rusya’nın Afrika kıtasındaki askeri varlığını denetlemenin yanı sıra Libya ve Suriye dosyalarının koordinasyonunda başlıca askeri yetkili olarak kabul edilen Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Korgeneral Yunus-Bek Yevkurov tarafından karşılandı.

(Mareşal Halife Hafter liderliğindeki) LUO Başkomutanlığı tarafından yapılan açıklamada, bu ziyaretin iki ülke arasında eğitim, uzmanlık alışverişi ve savunma kapasitelerinin geliştirilmesi alanlarında ortak koordinasyon olanaklarının araştırılması çerçevesinde gerçekleştirildiği belirtildi.

Ziyaret, Libya'nın doğu kutuplarına doğru kayan momentumun ortasında gerçekleşti. Türkiye, ABD ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Hafter'in, oğlu Saddam'ı yardımcısı olarak atamasının hemen ardından (Hafter'in karargahı olan) er-Recme Askeri Üssü ile ilişkilerini güçlendirmek için harekete geçti.

Türkiye Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), Libya Temsilciler Meclisi’nin Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki anlaşmasını değerlendirme oturumunu yapmadan önce, ilk kez Libya'nın doğusuna giderek Halife Hafter ile görüştü. Bu ziyaret, ABD Maslahatgüzarı Jeremy Brent'in önderliğinde Bingazi, Sirte ve Trablus'ta yürütülen diplomatik çabaların ardından gerçekleşti. Brent, güvenlik ve askeri alanlarda iş birliğini ve ortak koordinasyon mekanizmalarını güçlendirmek amacıyla Genelkurmay Başkanı Halid Hafter ile bir toplantı düzenlemişti.

Uluslararası meşruiyet

Gözlemciler, Moskova'nın hamlelerini, özellikle Türkiye'nin geçtiğimiz yılın sonlarında kaybettiği, Rusya'nın geleneksel müttefikleri olan Hafter ve oğullarının liderliğindeki er-Recme Askeri Üssü’ne siyasi, ekonomik ve askeri açılımından sonra, Libya'nın doğusundaki nüfuzunuzu kaybetme korkusu olarak değerlendirdiler. Afrika kıtasına olan ana bağlantısı olan Suriye'den sonra, Rusya'nın rolünün arttığı ve Avrupa ve ABD’nin nüfuzunun belirgin bir şekilde azaldığı Afrika Sahel ülkelerine yakın olan Libya'nın doğusuna odaklandı.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Bingazi Üniversitesi siyaset bilimi profesörü Mahmud el-Kadiki, Halid Hafter'in Moskova ziyaretinin LUO’ya yeni bir ivme ve ek bir meşruiyet kazandırmayı amaçladığı değerlendirmesinde bulundu.

Prof. Kadiki, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Halid Hafter'in Moskova ziyareti rastgele değil, kasıtlı olarak atılmış bir adım. Bu adım özellikle uluslararası sahnede Libya’nın doğusunu canlandırmayı amaçlıyor. Bu, Halid ve Saddam'ın önderlik ettiği bölgesel bir açılım ve LUO’nun son derece karmaşık bir bölgesel ortamda Libya devletinin kazanımlarını koruma yeteneğine sahip olduğunu kanıtlıyor.”

Rusya'nın, Türkiye'nin doğu Libya kampıyla diplomatik kanallar açmasından endişe duyduğunu söyleyen Prof. Kadiki, “Türkiye'nin bu açık tutumu, Rusya'nın doğudaki kazanımlarını korumaya yönelik stratejisinin bir kısmını sarstı. Bunun yanında ABD’nin doğu ve batı Libya'da sorunsuz bir şekilde ilerleyen baskısı da söz konusu” yorumunda bulundu.

Moskova'nın Libya’nın doğusu ile olan ortaklığının, Türkiye'nin er-Recme Askeri Üssü’ne dönük hamlelerinden etkilendiğini, ancak bunun Türkiye ile Bingazi arasında yıllardır süren gergin ilişkilere rağmen ilişkilerin kopması anlamına gelmediğini belirten Prof. Kadiki, Türkiye'nin Libya'nın doğusuna yönelik yeniden konumlanmasının, Hafter'in geleneksel müttefiki Moskova'yı endişelendirdiğini belirtti.

Halid Hafter'in LUO Genel Komutanlığı’nın siyasi ve askeri yüzü olarak öne çıkmasının, özellikle Türkiye'nin Bingazi'ye doğru hamlesinden sonra, Rusya'nın Libya’nın doğusunda yeniden konumlanma ihtiyacıyla örtüştüğünü düşünen Prof. Kadiki, “Hafter'in oğulları diplomatik hamleleriyle uluslararası sahnede kişisel varlıklarını göstermek değil, genel liderliğin Libya ordusunun uluslararası arenada meşruiyetini güçlendirme arzusunu yansıtmak istiyorlar” ifadelerini kullandı.

Genel Komutanlığın Saddam veya Halid Hafter aracılığıyla, Libya devletinin ve özellikle ordunun kazanımlarını korumaya devam edecek yeni bir nesil getirmeye çalıştığını düşünen Prof. Kadiki, “Bu adımlar, Genel Komutanlığın sadece bir askeri kurum değil, aynı zamanda Libya'nın doğusunda daha önce yaşanan karmaşık olaylar ışığında uluslararası meşruiyetin önemini kabul eden siyasi bir aktör olduğunu da gösteriyor” şeklinde konuştu.

Rusya'nın geleneksel müttefiki Hafter ile ilişkiler kurma hamlesini ‘doğal’ olarak nitelendiren Prof. Kadiki, “Rusya, Moskova'da Savunma Bakan Yardımcısı ile Halid Hafter arasında gerçekleşen görüşmeyle, göz ardı edilemeyecek bir ortak olduğunu kanıtladı” dedi.

Halid Hafter’in Moskova ziyaretinin amacının, Hafter'in oğullarını önümüzdeki dönemde Moskova'nın ortakları olarak tanıtmak olduğunu vurgulayan Prof. Kadiki, “Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin daha önce Saddam ve babasıyla görüşmüştü. Şimdi de Rusya’nın Savunma Bakan Yardımcısı, Halid ile baş başa bir görüşme gerçekleştirdi. Bu hamle, Moskova'nın doğu Libya'ya uzun vadeli bir yatırım yapmaya meyilli olduğunu gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Genel Komutanlığın, bir haftadan kısa bir sürede birden fazla bölgesel tarafı (Türkiye, Mısır, ABD, BAE ve Rusya) çekerek, ülkenin çıkarlarını güvence altına almak ve dış kararlarının tek bir uluslararası tarafa bağımlı olmasını önlemek için diplomatik beceriyle Libya'nın çıkarlarını yönettiğini kanıtladığını düşünen Prof. Kadiki, Hafter'in oğullarının Moskova ziyaretlerinin, ABD ve Türkiye'nin Libya'nın doğusunda nüfuz için rekabet ettiği kritik bir dönemde gerçekleşmesi nedeniyle, askeri mesajlardan çok daha derin siyasi mesajlar içerdiğini de sözlerine ekledi.

Saddam Hafter, geçtiğimiz mayıs ayında babasıyla birlikte Rusya’nın daveti üzerine Zafer Bayramı'nın 80. yıldönümü kutlamalarına katılmak amacıyla Moskova'yı ilk kez ziyaret etmişti. Rusya Devlet Başkanı Putin, Rusya Savunma Bakan Yardımcısı General Yunus-Bek Yevkurov'un da hazır bulunduğu kapalı bir toplantıda Hafter ile görüşme fırsatını kaçırmadı.

Nüfuz alanının genişlemesi

Öte yandan Güvenlik Çalışmaları ve Barış Araştırmaları Platformu Başkanı İbrahim Nasır, Halid Hafter’in Moskova ziyaretini ‘Hafter'in oğullarının babalarının misyonunu tamamlamaya hazırlık niteliğinde ve önemli’ olarak nitelendirdi. Nasır’a göre er-Recme Askeri Üssü’nden Moskova'ya gelen bu genç adamın  varlığı, Rusya'nın özellikle Suriye'deki müttefiki eski Devlet Başkanı Beşşar Esed rejiminin düşüşünden sonra Libya'daki nüfuzunu gelecekte de sürdüreceğinin bir işaretiydi ve Rusya, odak noktasını hızla Afrika'ya açılan ana kapısı haline gelen Libya'ya kaydırdı.

Rusya'nın düşüşünden önce Afrika'daki genişlemesi için Suriye rejimine güvendiğini vurgulayan Nasır, ancak Putin’in Libya’nın doğusunda artan nüfuzundan yararlanabilmesi için artık Libya'ya odaklanmaya başladığını belirtti. Hafter'in oğlunun Moskova ziyareti ve Rusya Savunma Bakan Yardımcısı tarafından resmi olarak kabul edilmesinin, bu genç komutanın Libya sahnesinde Rusya gibi etkili ülkelerle iletişim kurmaya uygun kişisel özellikleriyle ilgili olduğunu söyleyen Nasır, “Bu, Libya sahnesinde şekillenmeye başlayan gerçekliğin ve Hafter'in oğullarının babalarının yerini almaya hazırlandıklarının bir yansımasıdır” yorumunda bulundu.

Prof. Kadiki’nin Moskova'nın hamlesinin Türkiye'nin Libya'nın doğusuna açık tutumuna yanıt olarak geldiği yönündeki açıklamasına bir yanıt olduğu şeklindeki değerlendirmesini yorumlayan Nasır, Türkiye'nin Libya’Nın doğusuyla ilk kez yakınlaşma hamlesinde bulunmadığını, Halife Hafter'in daha önce Türkiye'yi ziyaret ederek savunma sanayii ile eğitim ve rehabilitasyon faaliyetlerine dair konuları görüştüğünü hatırlattı. Nasır’a göre Türkiye, Halife Hafter'in Libya'nın doğusunda dayattığı gerçeklikten yararlanmak istiyor. Nasır, Washington'ın Libya'daki hamlelerine dair ise Libya sahnesini açık bir alan olarak gördüğü ve Trablus, Bingazi ve Sirte ile temaslarının Libya genelindeki nüfuzunu teyit ettiği değerlendirmesinde bulundu.

Halid Hafter’in Moskova ziyaretinin er-Recme Askeri Üssü için uluslararası meşruiyet arayışının bir parçası olduğunu düşünen Nasır, Rusya'nın Libya'da etkili bir ülke olduğuna, Libya'nın da Rusya-Afrika iletişim zincirinin halkalarından biri olduğuna inanıyor. Nasır, Hafter'in, Rusya, Türkiye, Mısır ve bazı Körfez ülkeleriyle köprüler kurarak, çatışmanın diğer taraflarından farklı bir düzeye ulaşabildiğini ve batı Libya'daki kaostan yararlandığını söyledi.

Taktiksel bir hamle

Afrika meseleleri uzmanı ve araştırmacı Muhammed Abdulkerim, Halid Hafter’in Moskova ziyaretinin, babasının yaklaşımının bir devamı olduğu değerlendirmesinde bulundu. Abdulkerim’e göre Halid’in babası Halife Hafter, ülkesinin siyasi ve güvenlik hayatındaki varlığına ve rolüne daha fazla meşruiyet kazandırmak amacıyla, güçlü ülkelerin desteğini kazanmak için daha önce mümkün olan her kapıyı çalmıştı.

Bu ziyaretin Libya'nın dış politikası üzerinde uzun vadeli stratejik etkileri olacağını düşünmeyen Abdulkerim, aksine Hafter ve oğullarının başlattığı bu hamleleri esasen Rusya'ya çeşitli hizmetler sunarak, karşılığında Rusya'nın uluslararası veya yarı uluslararası araçlarla Hafter'in kampına destek vermesini sağlamak üzerine kurulu ‘taktiksel bir hamle’ olarak görüyor.

Hafter'in oğullarının yavaş yavaş babalarının rollerini üstlendiğine dair işaretler olduğunu belirten Abdulkerim, “Halife Hafter'in sağlığının bozulduğuna ve Libya'nın lideri olarak kabulünün azaldığına dair net işaretler ortaya çıktığında bu görüş daha da somutlaşacak” ifadelerini kullandı.

Abdulkerim, Saddam Hafter'in, özellikle de sonuncusu Mısır'a olmak üzere birçok önemli uluslararası ziyarette babasına eşlik etmesinden dolayı babasının siyasi ve askeri uzantısı olmaya devam ettiğini de sözlerine ekledi.

Mareşal Hafter sonunda oğlu Saddam'ı yardımcısı olarak atarken, oğlu Halid, Korgeneral Abdurrazık en-Nazuri'nin yerine LUO Genelkurmay Başkanlığı’na getirildi.



Eski çalışanından Google ifşası: "Gazze savaşında İsrail ordusuna yardım edildi"

SEC'e yapılan şikayetlerin hepsi için soruşturma başlatılmıyor (Reuters)
SEC'e yapılan şikayetlerin hepsi için soruşturma başlatılmıyor (Reuters)
TT

Eski çalışanından Google ifşası: "Gazze savaşında İsrail ordusuna yardım edildi"

SEC'e yapılan şikayetlerin hepsi için soruşturma başlatılmıyor (Reuters)
SEC'e yapılan şikayetlerin hepsi için soruşturma başlatılmıyor (Reuters)

Google'ın kendi etik ilkelerini ihlal ederek İsrail ordusu için çalışan bir şirkete yardımda bulunduğu ifşa oldu.

Washington Post, eski bir Google çalışanının ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu'na (SEC) yaptığı şikayeti haberleştirdi. 

Temmuz 2024'te İsrail Savunma Kuvvetleri'nin (IDF) sağladığı e-posta adresini kullanan bir müşterinin Google'ın bulut bilişim biriminden destek talep ettiği aktarıldı. 

İsrail ordusuyla iş yapan CloudEx için çalıştığı anlaşılan bu kişinin, havadan çekilen görüntüler kullanılarak drone, zırhlı araç ve askerlerin teşhisinde Google'ın Gemini hizmetinin daha isabetli sonuçlar vermesini istediği belirtildi.  

Yanıt veren Google ekibinin iç testler yaptığı ve önerilerde bulunduğu ortaya kondu. 

CloudEx çalışanının sonrasında sorunun çözüldüğünü aktardığı ifade edildi. 

Google'ın o dönemki etik ilkelerine göre, yapay zeka teknolojisinin silahlar veya "uluslararası normları ihlal eden" gözetim uygulamaları için kullanılamayacağına dikkat çekildi. 

CloudEx aracılığıyla bu iki ilkeyi de çiğneyen Google'ın, yatırımcıları ve düzenleyici kurumları kandırdığı iddia edildi. 

Adı ve görevi açıklanmayan ifşacı, Amerikan gazetesine yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

Google'daki pek çok projem, yapay zeka etiğine dair iç değerlendirme sürecinden geçti. Bu süreç çok sağlamdır ve çalışanlara düzenli olarak şirketin yapay zeka prensiplerinin ne kadar önemli olduğu hatırlatılır. Ama mesele İsrail ve Gazze olunca tam tersi geçerli oldu. SEC'e başvuruda bulundum çünkü şirketin bu çifte standarttan sorumlu tutulması gerektiğini hissettim.

SEC'e yapılan şikayette, İsrail'in 71 bini aşkın Filistinliyi öldürdüğü Gazze savaşında Gemini'dan istifade ettiği öne sürüldü. 

Google geçmişte İsrail hükümeti için silahlar ya da istihbarata dair "çok hassas" çalışmalar sergilemediklerini savunuyordu. 

Teknoloji devinin bir sözcüsü, son iddialar üzerine Washington Post'a konuşarak suçlamaları reddetti:

Bir genel kullanım sorusunu yanıtladık. Standart yardım masası bilgisini her müşteriye veririz. Bunu aşan bir teknik destek sağlamadık. Bu soruyu, yapay zeka ürünlerine birkaç yüz dolardan fazla harcamayan bir hesap yöneltti ki bu şartlarda yapay zekanın herhangi bir şekilde kayda değer kullanımı imkansız.

Google belgeleri, "bulut video zekası" hizmetinin nesne takibinin ilk bin dakika boyunca ücretsiz olduğunu, sonrasındaysa dakika başına 15 sent para aldığını bildiriyor.

Şirket, yapay zekanın silah ve gözetim için kullanılmasına karşı çıkan prensiplerini, çalışanlarının tüm protestolarına rağmen Şubat 2025'te rafa kaldırmıştı. 

Aralık ayında Pentagon, çalışanlarının Gemini'ı kullanmaya başladığını duyurmuştu. 

SEC, IDF ve CloudEx, Amerikan gazetesinin yorum taleplerine yanıt vermedi. 

Independent Türkçe, Washington Post, Jerusalem Post


Kremlin, bu hafta Ukrayna ve ABD ile görüşmelerin yapılacağını doğruladı

Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov (Reuters)
Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov (Reuters)
TT

Kremlin, bu hafta Ukrayna ve ABD ile görüşmelerin yapılacağını doğruladı

Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov (Reuters)
Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov (Reuters)

Rusya, bugün yaptığı açıklamada, dört yıldır süren savaşı sona erdirmek amacıyla pazar günü yapılması planlanan Ukrayna ve ABD ile Abu Dabi'deki görüşmelerin, üç tarafın programlarının koordinasyonu gerekliliği gerekçesiyle çarşamba gününe ertelendiğini doğruladı.

Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov gazetecilere, "Görüşmeler gerçekten de geçen pazar günü yapılacaktı, ancak üç tarafın programlarının daha fazla koordinasyonu gerekiyordu" dedi.

Şunları da ekledi: “İkinci tur görüşmeler gerçekten de çarşamba ve perşembe günleri Abu Dabi'de yapılacak. Bunu teyit edebiliriz.”

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodymir Zelenskiy pazar günü, üçlü görüşmelerin çarşamba ve perşembe günleri BAE başkentinde yapılacağını duyurmuştu.

Birleşik Arap Emirlikleri'nde 23 ve 24 Ocak tarihlerinde yapılan bu görüşmelerin ilk turu diplomatik bir atılım sağlayamadı.

Bu ikinci tur görüşmeler, Moskova'nın Ukrayna'ya karşı büyük çaplı saldırısının dördüncü yıldönümünden iki haftadan kısa bir süre önce gerçekleşiyor.

Görüşmelerin, şu ana kadar herhangi bir ilerleme kaydedilememesiyle birlikte, hassas bir konu olan toprak meselesine odaklanması bekleniyor.

Washington, on binlerce insanın ölümüne, milyonlarca insanın yerinden edilmesine ve Ukrayna'nın doğu ve güney bölgelerinin büyük bir kısmının harap olmasına neden olan iki komşu ülke arasındaki savaşa son verilmesi için baskı yapıyor.


İran: Pezeşkiyan nükleer müzakerelerin başlatılması talimatı verdi

Yetkililerin ‘casus yuvası’ olarak adlandırdığı Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin dış duvarlarında Özgürlük Heykeli'nin meşale tutan kolunun kırıldığını gösteren duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)
Yetkililerin ‘casus yuvası’ olarak adlandırdığı Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin dış duvarlarında Özgürlük Heykeli'nin meşale tutan kolunun kırıldığını gösteren duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)
TT

İran: Pezeşkiyan nükleer müzakerelerin başlatılması talimatı verdi

Yetkililerin ‘casus yuvası’ olarak adlandırdığı Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin dış duvarlarında Özgürlük Heykeli'nin meşale tutan kolunun kırıldığını gösteren duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)
Yetkililerin ‘casus yuvası’ olarak adlandırdığı Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin dış duvarlarında Özgürlük Heykeli'nin meşale tutan kolunun kırıldığını gösteren duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Fars Haber Ajansı, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın nükleer müzakerelerin başlatılması yönünde talimat verdiğini bildirdi. Bu adım, yalnızca nükleer dosyayla sınırlı bir çerçevede ABD ile görüşmelere girilmesi ihtimalinin resmi düzeyde ele alındığına işaret ediyor.

Ajans, Tahran ile Washington arasında bu kapsamda müzakerelerin başlatılması konusunda bir mutabakata varılmasının mümkün olabileceğini aktardı.

Aynı bağlamda Tesnim Haber Ajansı, bilgili bir kaynağa dayandırdığı haberinde, İran ile ABD arasında önümüzdeki günlerde üst düzey yetkililerin katılımıyla müzakerelerin başlayabileceği ihtimalini doğruladı.

Kaynak, görüşmenin yer ve zamanının henüz netleşmediğini, ancak temasların İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile ABD Başkanı’nın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff düzeyinde yapılmasının beklendiğini ifade etti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise günün erken saatlerinde yaptığı açıklamada, Tahran’ın ABD ile yaşanan gerilimleri ele almak üzere farklı diplomatik yolların ayrıntılarını değerlendirdiğini söyledi. Bekayi, önümüzdeki günlerde somut sonuçlar elde edilmesini umduklarını dile getirdi.

Bekayi, Pezeşkiyan’ın yürüttüğü temasların ‘devlet başkanları düzeyinde ve Dışişleri Bakanlığı kanalıyla en üst seviyede’ gerçekleştiğini belirterek, yapılan ziyaretlerin ‘İran diplomasisinin ulusal çıkarları koruma çabalarının bir parçası’ olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise dün yaptığı açıklamada, İran’la bir anlaşmaya varmayı umduğunu söyledi. Trump’ın bu açıklaması, İran Dini Lideri Ali Hamaney’in, İslam Cumhuriyeti’ne yönelik herhangi bir saldırının bölgesel bir savaşı tetikleyebileceği yönündeki uyarısının ardından geldi.

Hamaney’in uyarılarını küçümseyen Trump, Florida eyaletinde bulunan Mar-a-Lago’daki malikanesinden gazetecilere yaptığı değerlendirmede, “Elbette bunu söyleyecek” dedi. Trump, “Bir anlaşmaya varmayı umuyoruz. Eğer bu gerçekleşmezse, o zaman haklı olup olmadığını görürüz” ifadelerini kullandı.

Axios internet sitesi, Trump yönetiminin İran’a farklı kanallar aracılığıyla bir anlaşma müzakere etmek üzere görüşmeye açık olduğunu ilettiğini aktardı. Konuya yakın kaynaklar, Türkiye, Mısır ve Katar’ın, gerilimin tırmanmasını önlemeye yönelik diplomatik çabalar kapsamında, önümüzdeki günlerde Ankara’da Steve Witkoff ile üst düzey İranlı yetkililer arasında olası bir toplantı düzenlenmesi için temaslarını sürdürdüğünü bildirdi.

Beyaz Saray yetkilileri ise Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik bir saldırı konusunda henüz nihai bir karar almadığını ve diplomatik seçeneğe açık olmaya devam ettiğini vurguladı. Yetkililer, Trump’ın müzakere söyleminin ‘bir manevra olmadığının’ altını çizdi.

Tahran, AB büyükelçilerini çağırdı

Bu kapsamda İran, Avrupa Birliği’nin (AB) DMO’yu ‘terör örgütü’ olarak sınıflandırmasını protesto etmek amacıyla, ülkede görev yapan AB üyesi tüm devletlerin büyükelçilerini Dışişleri Bakanlığı’na çağırdığını açıkladı. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre, Tahran bu adımı AB’nin kararına resmi bir tepki olarak attı.

İran, AB’ye yönelik söylemini de sertleştirdi. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, dün yaptığı açıklamada, AB ülkelerinin ordularını ‘terörist gruplar’ olarak nitelendirdi. Kalibaf’ın bu çıkışı, AB’nin DMO’yu terör örgütleri listesine alma kararına karşılık olarak geldi ve Avrupa’dan sert tepkilerle karşılandı.

AB dışişleri bakanları, DMO’yu tüm unsurlarıyla terör örgütleri listesine dahil etmişti. Karar, İran’daki üst düzey yetkililerden sert ve tepkili açıklamaların gelmesine yol açtı. Avrupa cephesinden doğrudan yanıt ise Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul’dan geldi. Wadephul, İran’ın Avrupa ordularını ‘terörist’ olarak nitelemesini reddederek, bu açıklamayı “temelsiz ve propaganda amaçlı bir iddia” olarak değerlendirdi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise Çin ve Rusya ile gerçekleştirilen ortak askeri tatbikatlara ilişkin olarak, bu konudaki liderlik kararlarında herhangi bir sorun ya da değişiklik bulunmadığını ifade etti.