Arap, İslam ve Batı dünyası, Trump'ın Gazze'ye barış getirme planını övgüyle karşıladı

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Beyaz Saray'da düzenlenen basın toplantısında (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Beyaz Saray'da düzenlenen basın toplantısında (EPA)
TT

Arap, İslam ve Batı dünyası, Trump'ın Gazze'ye barış getirme planını övgüyle karşıladı

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Beyaz Saray'da düzenlenen basın toplantısında (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Beyaz Saray'da düzenlenen basın toplantısında (EPA)

Arap, İslam ve Batı ülkeleri, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun desteklediğini açıkladığı ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirme planını övgüyle karşıladı, ancak Hamas henüz yanıt vermedi.

Filistin topraklarında Hamas ile birlikte savaşan İslami Cihad Hareketi, bu planı ‘Filistin halkına yönelik saldırganlığın devamı ve bölgeyi havaya uçurmak için bir reçete’ olarak değerlendirdi.

Bu plana ilişkin en dikkat çekici görüşler şunlar:

Sekiz Arap ve İslam ülkesi

Katar, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya, Pakistan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır dışişleri bakanları, ‘ABD Başkanı Donald Trump’ın liderlik rolünü ve Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmek ve barışa giden yolu bulmak için gösterdiği yoğun çabaları’ memnuniyetle karşıladı.

‘Bölgede barışı pekiştirmek için ABD ile ortaklığın önemini’ vurgulayan bakanlar, ‘Trump'ın savaşı sona erdirmek, Gazze Şeridi'ni yeniden inşa etmek, Filistin halkının yerinden edilmesini önlemek ve kapsamlı barışı ilerletmek için önerisini açıklaması ile Batı Şeria'nın ilhakına izin vermeyeceğini beyan etmesini’ memnuniyetle karşıladılar. Bakanlar, ‘anlaşmanın başarısını sağlamak ve uygulanmasını garanti altına almak için ABD ve ilgili taraflarla olumlu ve yapıcı bir şekilde iş birliği yapmaya hazır olduklarını’ bildirdiler.

Körfez İşbirliği Konseyi

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) yaptığı açıklamada, KİK Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi'nin Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirme planını memnuniyetle karşıladığını ve ateşkes, yardımların ulaştırılması ve Gazze halkının yerinden edilmesinin önlenmesi gibi konuların, sorumlu uluslararası eylemlerin merkezinde yer alması gereken öncelikler olduğunu söylediğini belirtti.

El-Budeyvi, “Herhangi bir girişimin başarısı, ciddi bir şekilde uygulanmasına, sivillerin korunmasının sağlanmasına ve istikrar için uygun koşulların oluşturulmasına bağlıdır. Krizi sona erdirmek ve Gazze Şeridi'ndeki insani felakete son vermek için yapılan her türlü uluslararası çaba, övgüyü, iş birliğini ve katkıyı hak eder” ifadelerini kullandı.

KİK'in, Filistin halkının vazgeçilmez haklarını garanti altına alan gerçek ve adil bir sürecin önünü açabilecek önerilen adımları olumlu karşıladığını belirten el-Budeyvi, “Bu hakların başında, 4 Haziran 1967 sınırları içinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulması geliyor” dedi.

Türkiye

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan X hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmek için ‘Trump'ın çabalarını ve liderliğini’ övdü.

Geçen hafta Beyaz Saray'da altı yıl sonra ilk kez Trump ile bir araya gelen Erdoğan şunları söyledi: “Gazze Şeridi'nde kan dökülmesini durdurmak ve ateşkes sağlamak için ABD Başkanı Donald Trump'ın çabalarını ve liderliğini takdir ediyorum.”

Erdoğan, Türkiye'nin ‘tüm taraflarca kabul edilebilir, adil ve kalıcı bir barışın sağlanması amacıyla’ sürece katkıda bulunmaya devam edeceğini bildirdi.

Avrupa Birliği

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Antonio Costa planı memnuniyetle karşıladı ve tüm tarafları ‘barışa gerçek bir şans vermek için bu fırsatı değerlendirmeye’ çağırdı. Costa, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun plana verdiği ‘olumlu’ yanıtı ‘cesaret verici’ olarak nitelendirdi.

Costa, X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, “Gazze Şeridi'ndeki durum sürdürülemez. Düşmanlıklar sona ermeli ve tüm rehineler derhal serbest bırakılmalıdır” dedi.

Avrupa Parlamentosu Başkanı

Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Roberta Metsola, X hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Trump'ın barış planının İsrail'e güvenlik sağlayacağını ve Filistinlilere meşru isteklerini gerçekleştirme konusunda somut bir umut vereceğini söyledi.

Metsola’nın paylaşımında şu ifadeler yer aldı: “Hamas barış planını kabul ederse bu, silahların susacağı, rehinelerin evlerine döneceği, acıların sona ereceği, ihtiyaç sahiplerine daha fazla yardım ulaşabileceği, kitlesel göçün önlenebileceği ve Hamas'ın Gazze Şeridi'nin gelecekteki yönetiminde herhangi bir rol oynamasının engelleneceği anlamına gelir… Plan, İsrail'e güvenlik sağlayabilir, Filistinlilere kendi kaderlerini tayin etme ve devlet kurma yönündeki meşru istekleri için gerçek bir umut verebilir, bölge genelinde umudu canlandırabilir.”

Metsola, bunun nesiller boyu süren kanlı döngüyü nihayet sona erdirebilecek çok önemli bir an olduğunu vurgulayarak, bu fırsatın değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Birleşik Krallık

Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer da Birleşik Krallık'ın Trump'ın planını ‘güçlü bir şekilde desteklediğini’ açıkladı. Starmer, “Trump’ın çatışmayı sona erdirmek, rehineleri serbest bırakmak ve acil insani yardımın Gazze halkına ulaşmasını sağlamak için gösterdiği çabaları güçlü bir şekilde destekliyoruz. Bu bizim mutlak önceliğimizdir ve derhal gerçekleşmelidir” şeklinde konuştu.

Planda önemli bir rol oynaması beklenen Birleşik Krallık eski Başbakanı Tony Blair de planı ‘cesur ve akıllıca’ olarak nitelendirerek övdü. Blair yaptığı açıklamada, “Başkan Trump, kabul edilmesi halinde savaşı sona erdirebilecek, Gazze'ye acil yardım sağlayabilecek ve halkına daha parlak ve daha iyi bir gelecek vaat edebilecek, aynı zamanda İsrail'in mutlak ve kalıcı güvenliğini ve tüm rehinelerin serbest bırakılmasını sağlayacak cesur ve akıllıca bir plan sundu” dedi.

Plana göre Blair, Gazze Şeridi'ndeki geçiş sürecini denetleyecek ve Trump'ın başkanlık edeceği ‘barış kurulunun’ bir üyesi olacak.

Fransa

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise X platformunda yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: “İsrail'in bu temelde kararlı bir taahhütte bulunmasını umuyorum. Hamas'ın tüm rehineleri derhal serbest bırakmaktan ve bu plana bağlı kalmaktan başka seçeneği yok. Bu unsurlar, bölgede kalıcı barışın sağlanması için tüm ilgili taraflarla derinlemesine bir müzakere yapılmasına olanak sağlamalıdır.”

İtalya

İtalyan hükümeti, Trump'ın planını ‘Gazze Şeridi'nde istikrar ve kalkınmayı sağlamayı amaçlayan iddialı bir plan’ olarak nitelendirdi ve bunu ‘olası bir dönüm noktası’ olarak gördü. Hükümet yaptığı açıklamada, ‘tüm taraflara bu fırsatı değerlendirmeleri ve planı kabul etmeleri’ çağrısında bulundu.

Almanya

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, ABD'nin planının ‘Gazze Şeridi'ndeki korkunç savaşı sona erdirmek için eşsiz bir fırsat sunduğunu ve acımasız çatışmalar, zalimane gözaltılar ve tarif edilemez bir insani krizden mustarip Gazze'deki yüz binlerce insana umut verdiğini’ söyledi.

Filistinliler ve İsrailliler için bu savaşın yakında sona erebileceğine dair umut olduğunu düşündüğünü belirten Wadephul, ‘bu fırsatın boşa harcanmaması’ çağrısında bulundu.

Filistin Yönetimi

Filistin Yönetimi, Trump’ın savaşı durdurmak için gösterdiği ‘samimi ve gayretli çabaları’ memnuniyetle karşıladı. Şarku’l Avsat’ın Filistin resmi haber ajansı WAFA'dan aktardığına göre, Filistin Yönetimi tarafından yapılan açıklamada, “Filistin Devleti, Donald Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmek için gösterdiği samimi ve gayretli çabaları memnuniyetle karşılıyor” denildi.

Buna karşılık, İslami Cihad Hareketi Genel Sekreteri Ziyad en-Nehhale, Trump'ın planını ‘Filistin halkına yönelik saldırıların devamı için bir reçete’ olarak değerlendirdi. Hareket tarafından yayınlanan açıklamada en-Nehhale’nin şu ifadelerine yer verildi: “Trump ve Netanyahu'nun basın toplantısında duyurulan şey, İsrail'in tutumunu tam olarak yansıtan ve Filistin halkına yönelik saldırıların devamı için bir reçete olan ABD-İsrail anlaşmasıdır... Bu, bölgeyi patlamaya sürükleyecek.”

Trump, Washington'un desteklediği barış önerisi için Netanyahu'nun onayını aldı. Trump ve Netanyahu'nun Washington'daki görüşmelerinin ardından Beyaz Saray, acil ateşkes, Hamas'ın elindeki rehinelerin İsrail'in elindeki Filistinli mahkûmlarla takas edilmesi, İsrail'in Gazze Şeridi'nden aşamalı olarak çekilmesi, Hamas'ın silahsızlandırılması ve uluslararası liderlikteki bir geçiş hükümetini içeren 20 maddelik bir plan açıkladı.



İran’ın Suudi Arabistan Büyükelçisi Dr. Ali Rıza İnayeti Şarku’l Avsat’a konuştu: İran ile Suudi Arabistan arasında bölgeyi savaştan uzak tutma konusunda mutabakat var

İran’ın Suudi Arabistan Büyükelçisi Ali Rıza İnayeti (Şarku’l Avsat)
İran’ın Suudi Arabistan Büyükelçisi Ali Rıza İnayeti (Şarku’l Avsat)
TT

İran’ın Suudi Arabistan Büyükelçisi Dr. Ali Rıza İnayeti Şarku’l Avsat’a konuştu: İran ile Suudi Arabistan arasında bölgeyi savaştan uzak tutma konusunda mutabakat var

İran’ın Suudi Arabistan Büyükelçisi Ali Rıza İnayeti (Şarku’l Avsat)
İran’ın Suudi Arabistan Büyükelçisi Ali Rıza İnayeti (Şarku’l Avsat)

İranlı diplomat, Tahran’ın ABD ile yürütülen nükleer müzakereler konusunda başta Suudi Arabistan olmak üzere Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleriyle istişarelerde bulunduğunu açıkladı. İran’ın Riyad’ın diyalog sürecine verdiği destek ile önceki turlarda varılan anlaşmalara yönelik tutumunu takdirle karşıladığını ifade etti.

İran’ın Riyad Büyükelçisi Dr. Ali Rıza İnayeti, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamada, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile son bölgesel gelişmeleri ele aldığını belirtti. İnayeti, iki tarafın da “bölgede güvenlik ve barışın sağlanması ve savaştan kaçınılması gerekliliğini” vurguladığını söyledi.

fvfdvfr
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Prens Muhammed bin Selman ile İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (SPA)

İnayeti, İran Dışişleri Bakanı’nın da Suudi mevkidaşıyla bir dizi telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini ve bu temaslarda nükleer dosyadaki son gelişmeler hakkında bilgi verdiğini kaydetti.

İran ile ABD arasında Cenevre’de yapılan üçüncü tur nükleer müzakereler, Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi’nin arabuluculuğunda “müzakere sürecinde kayda değer ilerleme” sağlanmasının ardından perşembe günü sona erdi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile iki aşamalı doğrudan ve dolaylı görüşmeler gerçekleştirdi. Toplantılar perşembe sabahı başladı ve yaklaşık 3 saat sürdü. Ardından istişareler için ara verildi. Müzakereler akşam yeniden başladı ve yaklaşık bir buçuk saat sonra tamamlandı.

İnayeti, Umman Sultanlığı’nın “etkin ve etkili” rolünü memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, bunun “bölge meselelerinin bilgelik ve diplomasiyle, adil bir diyalog yoluyla ele alınmasına yönelik ortak bir vizyondan” kaynaklandığını ifade etti.

Ciddi müzakereler

Dr. İnayeti, Tahran’ın perşembe günü nükleer müzakerelere “tam bir ciddiyetle” katıldığını ve bunun “diyaloğa öncelik verilmesi” ilkesine dayandığını söyledi. İran’ın nükleer dosyada diplomatik çözümü tercih ettiğini defalarca dile getirdiğini hatırlatan İnayeti, bu dosyanın “İran’ın belirli bir seviyeye kadar uranyum zenginleştirme hakkı, nükleer silah edinmeme taahhüdü ve yaptırımların kaldırılması” gibi temel başlıkları içerdiğini kaydetti.

vfr
İranlı müzakere heyeti, Cenevre’de görüşmelere ev sahipliği yapan Umman Konsolosluğu’na varışından önce (İran Dışişleri Bakanlığı)

Cenevre’de yaklaşık 7 saat süren görüşmeler sırasında Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi ile Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi’nin tarafların görüşlerini aktardığını belirten İnayeti, hem nükleer başlıklar hem de yaptırımlar dosyası konusunda anlaşmanın içeriğine dair ciddi müzakereler yürütüldüğünü söyledi.

İnayeti, İran Dışişleri Bakanı’nın görüşmeler sonrasında yaptığı açıklamaya atıfla, “bazı konularda mutabakata varıldığını” ve teknik ekiplerin pazartesi günü UAEA’nın merkezi olan Viyana’da teknik incelemelere başlayacağını aktardı. Bu toplantıların, “bazı teknik meselelerin ele alınmasına yönelik bir çalışma çerçevesi ve metodolojisi belirlemeye” odaklanacağını ifade etti.

Körfez ülkeleriyle istişare

Büyükelçi İnayeti, bölge ülkelerinin güvenlik ve barışı sağlamak ve savaşı önlemek için ortak çaba sarf ettiğini vurgulayarak, Tahran’ın nükleer müzakereler konusunda Suudi Arabistan dahil Körfez ülkeleriyle istişarelerde bulunduğunu yineledi.

İran Cumhurbaşkanı’nın son bölgesel gelişmeleri Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile görüştüğünü ve iki tarafın bölgede güvenlik ve barışın sağlanması ile savaştan kaçınılması gerektiğini teyit ettiğini belirten İnayeti, İran Dışişleri Bakanı’nın da Suudi mevkidaşıyla yaptığı temaslarda nükleer dosyadaki gelişmeleri aktardığını söyledi.

İnayeti ayrıca, İran’ın Suudi Arabistan’ın diyalog sürecine verdiği destek ile önceki müzakere turlarında varılan anlaşmalara yönelik yaklaşımını takdir ettiğini ifade etti.

Reuters’a konuşan üst düzey bir İranlı yetkili ise Washington’ın “nükleer ve nükleer olmayan konuları” birbirinden ayırması halinde tarafların bir nükleer anlaşma için çerçeve üzerinde uzlaşabileceğini söyledi. Yetkili, kalan anlaşmazlıkların Cenevre’deki üçüncü tur görüşmelerde daraltılması gerektiğini belirtti.

ABD Başkanı Trump, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin tamamen durdurulması, balistik füze programının ve Tahran’ın bölgesel silahlı gruplara verdiği desteğin müzakere gündemine alınması yönünde baskı yapıyor. İran ise müzakerelerin yalnızca nükleer konularla sınırlı kalması gerektiğinde ısrar ederek, programının tamamen barışçıl amaçlara hizmet ettiğini savunuyor.

Askerî tırmanma endişesi

Müzakerelerin başarısız olması halinde olası bir ABD saldırısının zamanlamasına ilişkin belirsizlik sürüyor. Muhtemel askerî adımın amacı İran’ı nükleer müzakerelerde taviz vermeye zorlamaksa, sınırlı saldırıların bu hedefe ulaşıp ulaşamayacağı net değil.

Amaç İran yönetimini ortadan kaldırmaksa, ABD’nin daha geniş ve uzun süreli bir askerî kampanyaya yönelmesi muhtemel görünüyor. Ancak bu senaryonun ardından ne olacağına, özellikle de İran’da olası bir kaos ihtimaline ilişkin kamuoyuna yansıyan herhangi bir planlama işareti bulunmuyor.


Trump’ın dostu Graham, Ruanda’yı yaptırımlardan nasıl kurtardı?

KDC ve Ruanda arasında 30 yıldır çeşitli şekillerde devam eden çatışmalar, özellikle 2022'de tekrar alevlenmişti (Reuters)
KDC ve Ruanda arasında 30 yıldır çeşitli şekillerde devam eden çatışmalar, özellikle 2022'de tekrar alevlenmişti (Reuters)
TT

Trump’ın dostu Graham, Ruanda’yı yaptırımlardan nasıl kurtardı?

KDC ve Ruanda arasında 30 yıldır çeşitli şekillerde devam eden çatışmalar, özellikle 2022'de tekrar alevlenmişti (Reuters)
KDC ve Ruanda arasında 30 yıldır çeşitli şekillerde devam eden çatışmalar, özellikle 2022'de tekrar alevlenmişti (Reuters)

Ruanda'ya uygulanacak ABD yaptırımlarının, Afrika ülkesinin liderinin Senatör Lindsey Graham'a ricada bulunmasıyla askıya alındığı ortaya çıktı.

Wall Street Journal'ın (WSJ) haberinde Ruanda Cumhurbaşkanı Paul Kagame'nin, Cumhuriyetçi Senatör Graham'ı ocak ayı sonlarında arayarak yaptırımları engellemesini istediği belirtiliyor.

Adlarının paylaşılmaması kaydıyla konuşan yetkililer, Ruanda'nın ABD'nin güvenilir bir ortağı olduğunu ve yaptırımların bu ilişkiyi bozabileceğini öne süren Graham'in Kagame'nin talebini Beyaz Saray'a kabul ettirdiğini savunuyor.

Ruanda ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti (KDC) arasında yıllardır süren savaşta, geçen sene haziranda ABD arabuluculuğunda ateşkese varılmıştı. Kagame ve KDC Cumhurbaşkanı Felix Tshisekedi, ABD Başkanı Donald Trump'ın davetiyle Aralık 2025'te Washington'da bir araya gelerek barış anlaşması imzalamıştı.

Ancak mutabakattan kısa süre sonra Kongo'daki M23 örgütü, KDC'ye tekrar saldırmış, Beyaz Saray da anlaşmayı bozduğu gerekçesiyle Kagame yönetimini eleştirerek yaptırım uygulama tehdidi savurmuştu.

WSJ'nin aktardığına göre ABD Dışişleri Bakanlığı ve Hazine Bakanlığı, bu gelişmelerin ardından M23 ve Ruanda yönetiminden üst düzey isimleri kapsayan bir yaptırım paketi hazırladı.

Ancak Beyaz Saray'ın Doğu ve Orta Afrika'daki önemli müttefiklerinden Ruanda'nın liderinin, Trump'a yakın Graham'la iletişime geçerek süreci durdurmasını istediği ifade ediliyor.

Kagame'yle telefon görüşmesinin ardından senatör, Başkan Yardımcısı JD Vance'in ofisiyle temasa geçmiş. Ruanda'nın ABD'ye kritik mineralleri tedarik etme sözünü tuttuğunu ve Washington için bölgede stratejik bir müttefik olduğunu vurgulayarak yaptırımların rafa kaldırılmasını istemiş.

Öte yandan Graham'ın ofisinden yapılan açıklamada, senatörün böyle bir talepte bulunmadığı savunuluyor.

ABD ve Birleşmiş Milletler, Ruanda yönetimini Kagame'nin kabilesi Tutsilerden savaşçıların ağırlıkta olduğu M23'ü fonlayıp silahlandırmakla suçluyor. Kagame ise bu iddiaları defalarca yalanlamıştı.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Guardian


ABD istihbaratı, Trump’ın İran iddialarını yalanladı

ABD ve İran arasındaki görüşmeler sürerken, Ortadoğu'da uzun vadeli bir savaşın patlak vermesinden endişeleniliyor (Reuters)
ABD ve İran arasındaki görüşmeler sürerken, Ortadoğu'da uzun vadeli bir savaşın patlak vermesinden endişeleniliyor (Reuters)
TT

ABD istihbaratı, Trump’ın İran iddialarını yalanladı

ABD ve İran arasındaki görüşmeler sürerken, Ortadoğu'da uzun vadeli bir savaşın patlak vermesinden endişeleniliyor (Reuters)
ABD ve İran arasındaki görüşmeler sürerken, Ortadoğu'da uzun vadeli bir savaşın patlak vermesinden endişeleniliyor (Reuters)

İran'ın ABD topraklarını vurabilecek füzeler geliştirdiğini savunan Donald Trump'ın bu iddialarının Amerikan istihbaratı raporlarına dayanmadığı ortaya çıktı.

Trump, Kongre'de salı günü yaptığı Birliğin Durumu konuşmasında, Tahran yönetiminin "yakında ABD'yi vurabilecek füzeler geliştirdiğini" öne sürmüştü.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da ertesi günkü açıklamasında, İran'ın "gelecekte ABD anakarasına ulaşabilecek silahlar geliştirme yolunda" olduğunu savunmuştu.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ise aynı gün yaptığı açıklamada, füze kapasitesini genişlettiklerine yönelik iddiaları reddederek, "Uzun menzilli füzeler geliştirmiyoruz. Menzilimizi kasıtlı olarak 2 bin kilometrenin altında tuttuk. Bunları sadece kendimizi savunmak için kullanıyoruz" demişti.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan üst düzey yetkililer, Beyaz Saray'ın açıklamalarının istihbarat raporlarına dayanmadığına dikkat çekiyor.

Kaynaklardan biri, Çin veya Kuzey Kore'nin teknolojik destek sağlaması halinde bile İran'ın kullanılabilir bir kıtalararası balistik füze üretmesinin en az 8 yıl alacağını savunuyor.

ABD Savunma İstihbarat Teşkilatı'nın geçen yılki raporunda da İran'ın böyle bir füzeyi 2035'ten önce üretemeyeceği öngörüsü paylaşılmıştı.

Trump, konuşmasında Tahran'ın nükleer programını yeniden başlattığını ve günler içinde nükleer bomba yapacak materyale sahip olduğunu da iddia etmişti.

Kimliklerinin gizli tutulması kaydıyla New York Times'a konuşan yetkililer, bu yönde herhangi bir istihbarat raporu ya da delil olmadığını söylüyor.

İran'ın zenginleştirdiği uranyumların, geçen yıl haziranda İsrail ve ABD'nin düzenlediği saldırılar sonucunda tesislerin altında gömülü kaldığına dikkat çekiyorlar.

ABD, 22 Haziran'da Fordo, İsfahan ve Natanz'daki üç nükleer tesise hava saldırısı düzenlemiş, operasyonda 14 adet "sığınak delici" GBU-57 bombası kullanılmıştı. Trump, B-2 uçaklarıyla düzenlenen saldırıda İran'ın nükleer tesislerinin "tamamen imha edildiğini" öne sürmüştü.

Yetkililer, Tahran'ın Ortadoğu'daki İsrail ve ABD üslerini vuracak menzilde füzelere sahip olmasına rağmen ABD anakarasını hedef alabilecek bir füze üretmesinin yıllar süreceğini vurguluyor.

ABD Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi Üyesi Demokrat Jim Himes, Rubio'yla salı günü kapalı kapılar ardında yaptığı görüşmeden sonra, "Ortadoğu'daki savaşlar başkanlar ve ülke için iyi sonuçlanmıyor. Ortadoğu'da yeni bir savaş başlatmak için tek bir iyi neden yok" demişti.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ise Washington Post'ta yayımlanan son demecinde, İran'a saldırı düzenleseler dahi ülkelerinin "Ortadoğu'da yıllarca sürecek bir savaşın içine sürüklenmeyeceğini" savundu.

İran ve ABD arasında 6 Şubat'ta Umman'da başlayan nükleer müzakerelerin sonuncusu 26 Şubat'ta İsviçre'de yapıldı. Taraflar henüz anlaşmaya varamazken, Washington yönetimi Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırmayı sürdürüyor.

Independent Türkçe, Reuters, New York Times, Washington Post