Tahran Irak'ta zemin kaybediyor ama henüz savaşı kaybetmiş değil

7 Ekim'in domino etkisi Şam ve Beyrut'ta olduğu gibi Bağdat'a ulaşmadı

Cevad Nasrallah, 3 Ekim 2025 tarihinde Bağdat'ta, Hizbullah’ın eski Genel Sekreteri olan babası Hasan Nasrallah'ı anma törenine katıldı. (Reuters)
Cevad Nasrallah, 3 Ekim 2025 tarihinde Bağdat'ta, Hizbullah’ın eski Genel Sekreteri olan babası Hasan Nasrallah'ı anma törenine katıldı. (Reuters)
TT

Tahran Irak'ta zemin kaybediyor ama henüz savaşı kaybetmiş değil

Cevad Nasrallah, 3 Ekim 2025 tarihinde Bağdat'ta, Hizbullah’ın eski Genel Sekreteri olan babası Hasan Nasrallah'ı anma törenine katıldı. (Reuters)
Cevad Nasrallah, 3 Ekim 2025 tarihinde Bağdat'ta, Hizbullah’ın eski Genel Sekreteri olan babası Hasan Nasrallah'ı anma törenine katıldı. (Reuters)

İki yıl önce Iraklı gruplar, Aksa Tufanı Operasyonu sonrası yaşanan süreçte varlıklarını hissettirebilmek için can atıyorlardı. Ekim 2023'ten sonraki aylarda, hükümet ile bu gruplar arasında Irak'ı savaştan uzak tutmak için oldukça karmaşık müzakereler yapıldığı söylenirken, bu coşku azaldı.

İran'ın Suriye'yi kaybettiği gibi Irak'ı da tamamen kaybettiğine dair bir kanıt yok, ancak Bağdat sahnesinde Amerikalılara karşı raunt raunt kaybetmeye başladı. İran'ın vekil güçleri de, eski bir Iraklı bakanın ifadesiyle ‘bugünlerde dünyanın en tehlikeli iki adamı olan Donald Trump ve Binyamin Netanyahu’ ile barış içinde yaşamaya alışmaya başladı.

Bağdat'taki politikacılar, Amerikalıların İranlılara karşı kazandığı ‘boks rauntlarının’ kanıtı olarak üç olayı gösteriyor: Irak'taki İran destekli Şii milislerin elinde tutulan İsrail vatandaşı Elizabeth Tsurkov'un anlaşma yapılmadan serbest bırakılması, Halk Seferberlik Güçleri yasasının parlamentoda oylamaya hazır hale geldiğinde geri çekilmesi ve bundan önce, 12 gün süren İsrail-ABD saldırıları sırasında bile Amerikan güçleriyle uzun bir ateşkesin sağlanması.

thy6
Iraklı gruplar, Bağdat'ın merkezindeki Tahrir Meydanı'nda Hasan Nasrallah'ın ölüm yıldönümünde sembolik olarak ona veda etti. (Iraklı gruplar)

‘Arenaların birliğinden’ ve Hamas'ın 7 Ekim'de gerçekleştirdiği operasyondan iki yıl sonra, Iraklı gruplar Aksa Tufanı’nın son sahnesinde, arka planda bile görünmediler. Birçokları için bu, şimdilik iyi bir haber.

B planı arayışı

Şii bir siyasetçi kısa süre önce Tahran'ı ziyaret etti ve Kasım 2025 parlamento seçimleri için parti kampanyalarının başlamasından önce karışık duygularla Bağdat'a döndü.

3 Ekim 2025'te bir sonraki parlamentoda koltuk kazanmak için resmi kampanyasına başlayan bu siyasetçi, “Tahran, nakavt darbesi almamak için ‘B planı’ arıyor” dedi. Ona göre, Tahran'ın elindekiler birçok kişiyi şaşırtabilir ve Suriye'yi başka yerlerden telafi edebilir.

Siyasetçiye göre, Bağdat'taki Şii siyasetçilerin bağlı kaldığı alışkanlıklardan biri, ‘İranlıların anlayacağı bir dilde seçim kitabını okumak’.

ds7u6
Bağdat'ın kuzeyinde keşif devriyesi sırasında Halk Seferberlik Güçleri üyeleri (Halk Seferberlik Güçleri Medya Ofisi)

Bu tahmin nasıl doğru olabilir? İran'ın Irak'taki etkisini ölçmek için kesin bir araç yok. Bu etkinin boyutu ve Suriye'de devrilen domino taşının Irak'taki vekillerini ve müttefiklerini de devirdiği için etkisinin bu kadar azalmış olup olmadığı konusunda fikir ayrılığı var.

Gerçek şu ki, Irak kamuoyu ve bu ölçümü yapan partizan araçlar, uydurma veya icat edilmiş anlatılara ve bazen de belirsiz mesajlara maruz kalıyor.

Gruplar soruyor... İran cevap vermiyor

İran'a karşı olası bir savaş haberi Bağdat'taki gruplara baskı uyguladı. Kaynaklara göre, bu grupların liderleri 2025 yılının eylül ayı sonunda bir toplantı düzenledi ve savaş çıkması durumunda durumun ne olacağı konusunda Devrim Muhafızları Ordusu'na (DMO) danışma talebinde bulunmaya karar verdi. Kısa süre önce ABD'nin terörist örgütler listesine eklenen bir fraksiyonun Şii lideri, Tahran'ın henüz yanıt vermediğini söyledi.

Aynı zamanda, Irak'taki Şii güçler arasında seçim ittifakları kurmakla uğraşan DMO'dan bir grup, Koordinasyon Çerçevesi ittifakındaki aktörlerle çeşitli toplantılar düzenledi. Kaynaklar, ‘bu grubun, rakip listeler arasında Şii güçlerin dağılımını denetleyen bir İran seçim komitesi olarak kabul edilebileceğini ve daha önceki parlamentolarda dengeli ittifaklar kurduğunu’ belirtiyor.

u
Bağdat'taki el-Firdevs Meydanı'na giden bir caddede, eski Irak Başbakanı Nuri el-Maliki'nin de yer aldığı seçim afişleri (AFP)

Söz konusu komite, Şii parti liderlerini, ülkenin orta ve güneyindeki seçim bölgelerinde belirli sonuçlar elde etmek için listeleri birleştirmek veya adayları yeniden dağıtmak üzere belirli bir planı uygulamaya ikna edemedi.

Seçimlerle ilgili İran'ın talimatlarına karşı geldiği iddia edilen Şii aktörler arasında, bir süre Aksa Tufanı’na dahil olan, ardından çeşitli etki kaynakları arayışında ‘arka plana’ çekilen direniş gruplarının üyeleri de bulunuyor.

Yarı boş alanlar

DEAŞ'dan kurtarılan şehirlerde Sünni partiler nispeten istikrarlı bir seçim kampanyası yürütüyor. İran'ın etkisinin azalmasının onların serbestçe hareket etmelerine yardımcı olduğu hissi var, ancak bunu ifade etmekten çekiniyorlar ve direniş eksenini kışkırtmamak için itidal göstermeye çalışıyorlar.

2023 yılında İran yanlısı bir ittifak tarafından sahneden uzaklaştırılan eski Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi'nin şu anda güçlü bir geri dönüş yaptığına dair yaygın bir inanç var. Ona yakın olanlar bunu ‘kişisel beceriler ve dikkatli hesaplamalar’ olarak nitelendiriyorlar.

Öte yandan, Halbusi ile rekabet eden Sünni liderler, bahislerini güvence altına almak için halen Şii aktörlerle ittifak kurmaya ihtiyaç duyuyor. Ninova, Salahaddin ve Kerkük'te, İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney'e sadık gruplara bağlı listelerle adaylarını hazırlayan aktörler var.

Bu nedenle, İran'ın etkisinden tamamen uzak bölgeler bir serap gibi görünebilir. Şii siyasetçiler, etkili grupların son zamanlarda Tahran'dan direniş ekseni ülkelerindeki sadık grupların faaliyetlerini Bağdat'a aktarmalarına yardım etmeleri için talepler aldığını ve bunun zaten gerçekleştiğini bildiriyor.

Şarku’l Avsat, çeşitli kaynaklardan İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani'nin ‘savaştan etkilenen vekil güçlere yardım etmek için düzenlemeleri denetlediğini’ öğrendi. Laricani kısa süre önce Beyrut'ta bulunmuş ve “Hizbullah hızla gücünü geri kazanıyor ve dengeleri değiştirecek” diyerek ayrılmıştı.

‘Usame bin Ladin'in kaderi kaçınılmaz değil’

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın terör örgütleri listesine son olarak şu dört grup eklendi: En-Nuceba Hareketi, Ketaib el-İmam Ali, Ensarullah el-Evfiya ve Ketaib Seyyid eş-Şuheda. Böylece Irak'ın bu listede yer alan gruplarının sayısı altıya yükseldi. Bu listeye yıllar önce El Kaide lideri Usame bin Ladin de dahil edilmişti.

Asaib Ehli’l Hak 2020'de, Ketaib Hizbullah ise 2009'da listeye eklendi. Her iki grup da parlamentoda koltuk ve hükümette bakanlık sahibi.

cdfrgt
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve Koordinasyon Çerçevesi liderleri (Irak hükümet medyası)

Adil Abdulmehdi hükümetinde (2018-2019) görev yapmış eski bir Iraklı bakan, “Bu listeye dahil olsanız bile, kaderiniz mutlaka Bin Ladin'inki kadar kötü olmak zorunda değil. İran yanlısı gruplar şu anda dünyanın en tehlikeli iki adamı olan Donald Trump ve Binyamin Netanyahu'ya uyum sağlıyor” ifadelerini kullandı.

Bağdat'taki Şii partiler içinde, ABD Başkanı’nın Irak'ta İsrail'in saldırılarını geciktirip, karşılığında ABD'nin hükümet ve karar alıcılar üzerinde İran'la ilişkilerini kesmesi için baskı uygulamasından fayda sağladığını merak eden sesler duyuluyor.

Trump bizi Netanyahu'dan koruyor mu?

İsmini vermek istemeyen eski bakan, Iraklıların İran'ın kargaşa içinde olduğu bir anda baskıya boyun eğdikleri için Washington'un Tahran'da zafer kazandığını söylüyor. Şii gruplar da aylardır şu soruyu soruyor: “Trump bizi Netanyahu'dan gerçekten koruyor mu?” Öyle görünüyor.

Şu anda İran'ın üzerinde çalıştığı B planının özelliklerini izleyen eski Bakan şu ifadeleri kullandı: “Aksa Tufanı'nın yansımalarına dahil olmayan Şii partilerden yeni oyuncular var. Bunlar şimdi radikal versiyonlarını güncellemeye ve kendilerini tehlike çemberinden kurtaracak sivil bir kılık bulmaya çalışıyorlar.”

Bir dereceye kadar bu durum, profesyonel bir keskin nişancının nişan aldığı bir adam gibi. En ufak bir hareket onu anında öldüreceği için sola veya sağa hareket edemiyor. Kurban hareketsiz kaldığı sürece keskin nişancı nişan almaktan sıkılmıyor.

Peki ya hedef yüzünü, adını ve davranışını değiştirirse? Eski bakan, “silahlı grupların liderleri artık silahlarını depoya geri koyma ve sakallarını kesme fikrine ilgi duyuyorlar, bu da onları Washington ve Tahran için çok yararlı hale getirecektir” diyor.

Şii siyasetçi, Trump ile dört yılın uzun bir süre olduğunu, Netanyahu ile daha da uzun olduğunu ve değişimin gerekli olduğunu düşünüyor.

Seçimlerin heyecanıyla geçen yazın ardından Bağdat'ta sonbahar geceleri başladı. İran ile İsrail arasında savaşın yeniden alevlenme olasılığı haberleri olsa da, iki yıl önce Tel Aviv'i bombalamak için haritalarını açan grup liderleri, şimdi ofislerini liberal ve seküler elitlere açarak, seçimler hakkında uzun tartışmalar yapıyorlar.



Eski çalışanından Google ifşası: "Gazze savaşında İsrail ordusuna yardım edildi"

SEC'e yapılan şikayetlerin hepsi için soruşturma başlatılmıyor (Reuters)
SEC'e yapılan şikayetlerin hepsi için soruşturma başlatılmıyor (Reuters)
TT

Eski çalışanından Google ifşası: "Gazze savaşında İsrail ordusuna yardım edildi"

SEC'e yapılan şikayetlerin hepsi için soruşturma başlatılmıyor (Reuters)
SEC'e yapılan şikayetlerin hepsi için soruşturma başlatılmıyor (Reuters)

Google'ın kendi etik ilkelerini ihlal ederek İsrail ordusu için çalışan bir şirkete yardımda bulunduğu ifşa oldu.

Washington Post, eski bir Google çalışanının ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu'na (SEC) yaptığı şikayeti haberleştirdi. 

Temmuz 2024'te İsrail Savunma Kuvvetleri'nin (IDF) sağladığı e-posta adresini kullanan bir müşterinin Google'ın bulut bilişim biriminden destek talep ettiği aktarıldı. 

İsrail ordusuyla iş yapan CloudEx için çalıştığı anlaşılan bu kişinin, havadan çekilen görüntüler kullanılarak drone, zırhlı araç ve askerlerin teşhisinde Google'ın Gemini hizmetinin daha isabetli sonuçlar vermesini istediği belirtildi.  

Yanıt veren Google ekibinin iç testler yaptığı ve önerilerde bulunduğu ortaya kondu. 

CloudEx çalışanının sonrasında sorunun çözüldüğünü aktardığı ifade edildi. 

Google'ın o dönemki etik ilkelerine göre, yapay zeka teknolojisinin silahlar veya "uluslararası normları ihlal eden" gözetim uygulamaları için kullanılamayacağına dikkat çekildi. 

CloudEx aracılığıyla bu iki ilkeyi de çiğneyen Google'ın, yatırımcıları ve düzenleyici kurumları kandırdığı iddia edildi. 

Adı ve görevi açıklanmayan ifşacı, Amerikan gazetesine yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

Google'daki pek çok projem, yapay zeka etiğine dair iç değerlendirme sürecinden geçti. Bu süreç çok sağlamdır ve çalışanlara düzenli olarak şirketin yapay zeka prensiplerinin ne kadar önemli olduğu hatırlatılır. Ama mesele İsrail ve Gazze olunca tam tersi geçerli oldu. SEC'e başvuruda bulundum çünkü şirketin bu çifte standarttan sorumlu tutulması gerektiğini hissettim.

SEC'e yapılan şikayette, İsrail'in 71 bini aşkın Filistinliyi öldürdüğü Gazze savaşında Gemini'dan istifade ettiği öne sürüldü. 

Google geçmişte İsrail hükümeti için silahlar ya da istihbarata dair "çok hassas" çalışmalar sergilemediklerini savunuyordu. 

Teknoloji devinin bir sözcüsü, son iddialar üzerine Washington Post'a konuşarak suçlamaları reddetti:

Bir genel kullanım sorusunu yanıtladık. Standart yardım masası bilgisini her müşteriye veririz. Bunu aşan bir teknik destek sağlamadık. Bu soruyu, yapay zeka ürünlerine birkaç yüz dolardan fazla harcamayan bir hesap yöneltti ki bu şartlarda yapay zekanın herhangi bir şekilde kayda değer kullanımı imkansız.

Google belgeleri, "bulut video zekası" hizmetinin nesne takibinin ilk bin dakika boyunca ücretsiz olduğunu, sonrasındaysa dakika başına 15 sent para aldığını bildiriyor.

Şirket, yapay zekanın silah ve gözetim için kullanılmasına karşı çıkan prensiplerini, çalışanlarının tüm protestolarına rağmen Şubat 2025'te rafa kaldırmıştı. 

Aralık ayında Pentagon, çalışanlarının Gemini'ı kullanmaya başladığını duyurmuştu. 

SEC, IDF ve CloudEx, Amerikan gazetesinin yorum taleplerine yanıt vermedi. 

Independent Türkçe, Washington Post, Jerusalem Post


Kremlin, bu hafta Ukrayna ve ABD ile görüşmelerin yapılacağını doğruladı

Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov (Reuters)
Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov (Reuters)
TT

Kremlin, bu hafta Ukrayna ve ABD ile görüşmelerin yapılacağını doğruladı

Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov (Reuters)
Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov (Reuters)

Rusya, bugün yaptığı açıklamada, dört yıldır süren savaşı sona erdirmek amacıyla pazar günü yapılması planlanan Ukrayna ve ABD ile Abu Dabi'deki görüşmelerin, üç tarafın programlarının koordinasyonu gerekliliği gerekçesiyle çarşamba gününe ertelendiğini doğruladı.

Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov gazetecilere, "Görüşmeler gerçekten de geçen pazar günü yapılacaktı, ancak üç tarafın programlarının daha fazla koordinasyonu gerekiyordu" dedi.

Şunları da ekledi: “İkinci tur görüşmeler gerçekten de çarşamba ve perşembe günleri Abu Dabi'de yapılacak. Bunu teyit edebiliriz.”

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodymir Zelenskiy pazar günü, üçlü görüşmelerin çarşamba ve perşembe günleri BAE başkentinde yapılacağını duyurmuştu.

Birleşik Arap Emirlikleri'nde 23 ve 24 Ocak tarihlerinde yapılan bu görüşmelerin ilk turu diplomatik bir atılım sağlayamadı.

Bu ikinci tur görüşmeler, Moskova'nın Ukrayna'ya karşı büyük çaplı saldırısının dördüncü yıldönümünden iki haftadan kısa bir süre önce gerçekleşiyor.

Görüşmelerin, şu ana kadar herhangi bir ilerleme kaydedilememesiyle birlikte, hassas bir konu olan toprak meselesine odaklanması bekleniyor.

Washington, on binlerce insanın ölümüne, milyonlarca insanın yerinden edilmesine ve Ukrayna'nın doğu ve güney bölgelerinin büyük bir kısmının harap olmasına neden olan iki komşu ülke arasındaki savaşa son verilmesi için baskı yapıyor.


İran: Pezeşkiyan nükleer müzakerelerin başlatılması talimatı verdi

Yetkililerin ‘casus yuvası’ olarak adlandırdığı Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin dış duvarlarında Özgürlük Heykeli'nin meşale tutan kolunun kırıldığını gösteren duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)
Yetkililerin ‘casus yuvası’ olarak adlandırdığı Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin dış duvarlarında Özgürlük Heykeli'nin meşale tutan kolunun kırıldığını gösteren duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)
TT

İran: Pezeşkiyan nükleer müzakerelerin başlatılması talimatı verdi

Yetkililerin ‘casus yuvası’ olarak adlandırdığı Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin dış duvarlarında Özgürlük Heykeli'nin meşale tutan kolunun kırıldığını gösteren duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)
Yetkililerin ‘casus yuvası’ olarak adlandırdığı Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin dış duvarlarında Özgürlük Heykeli'nin meşale tutan kolunun kırıldığını gösteren duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Fars Haber Ajansı, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın nükleer müzakerelerin başlatılması yönünde talimat verdiğini bildirdi. Bu adım, yalnızca nükleer dosyayla sınırlı bir çerçevede ABD ile görüşmelere girilmesi ihtimalinin resmi düzeyde ele alındığına işaret ediyor.

Ajans, Tahran ile Washington arasında bu kapsamda müzakerelerin başlatılması konusunda bir mutabakata varılmasının mümkün olabileceğini aktardı.

Aynı bağlamda Tesnim Haber Ajansı, bilgili bir kaynağa dayandırdığı haberinde, İran ile ABD arasında önümüzdeki günlerde üst düzey yetkililerin katılımıyla müzakerelerin başlayabileceği ihtimalini doğruladı.

Kaynak, görüşmenin yer ve zamanının henüz netleşmediğini, ancak temasların İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile ABD Başkanı’nın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff düzeyinde yapılmasının beklendiğini ifade etti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise günün erken saatlerinde yaptığı açıklamada, Tahran’ın ABD ile yaşanan gerilimleri ele almak üzere farklı diplomatik yolların ayrıntılarını değerlendirdiğini söyledi. Bekayi, önümüzdeki günlerde somut sonuçlar elde edilmesini umduklarını dile getirdi.

Bekayi, Pezeşkiyan’ın yürüttüğü temasların ‘devlet başkanları düzeyinde ve Dışişleri Bakanlığı kanalıyla en üst seviyede’ gerçekleştiğini belirterek, yapılan ziyaretlerin ‘İran diplomasisinin ulusal çıkarları koruma çabalarının bir parçası’ olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise dün yaptığı açıklamada, İran’la bir anlaşmaya varmayı umduğunu söyledi. Trump’ın bu açıklaması, İran Dini Lideri Ali Hamaney’in, İslam Cumhuriyeti’ne yönelik herhangi bir saldırının bölgesel bir savaşı tetikleyebileceği yönündeki uyarısının ardından geldi.

Hamaney’in uyarılarını küçümseyen Trump, Florida eyaletinde bulunan Mar-a-Lago’daki malikanesinden gazetecilere yaptığı değerlendirmede, “Elbette bunu söyleyecek” dedi. Trump, “Bir anlaşmaya varmayı umuyoruz. Eğer bu gerçekleşmezse, o zaman haklı olup olmadığını görürüz” ifadelerini kullandı.

Axios internet sitesi, Trump yönetiminin İran’a farklı kanallar aracılığıyla bir anlaşma müzakere etmek üzere görüşmeye açık olduğunu ilettiğini aktardı. Konuya yakın kaynaklar, Türkiye, Mısır ve Katar’ın, gerilimin tırmanmasını önlemeye yönelik diplomatik çabalar kapsamında, önümüzdeki günlerde Ankara’da Steve Witkoff ile üst düzey İranlı yetkililer arasında olası bir toplantı düzenlenmesi için temaslarını sürdürdüğünü bildirdi.

Beyaz Saray yetkilileri ise Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik bir saldırı konusunda henüz nihai bir karar almadığını ve diplomatik seçeneğe açık olmaya devam ettiğini vurguladı. Yetkililer, Trump’ın müzakere söyleminin ‘bir manevra olmadığının’ altını çizdi.

Tahran, AB büyükelçilerini çağırdı

Bu kapsamda İran, Avrupa Birliği’nin (AB) DMO’yu ‘terör örgütü’ olarak sınıflandırmasını protesto etmek amacıyla, ülkede görev yapan AB üyesi tüm devletlerin büyükelçilerini Dışişleri Bakanlığı’na çağırdığını açıkladı. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre, Tahran bu adımı AB’nin kararına resmi bir tepki olarak attı.

İran, AB’ye yönelik söylemini de sertleştirdi. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, dün yaptığı açıklamada, AB ülkelerinin ordularını ‘terörist gruplar’ olarak nitelendirdi. Kalibaf’ın bu çıkışı, AB’nin DMO’yu terör örgütleri listesine alma kararına karşılık olarak geldi ve Avrupa’dan sert tepkilerle karşılandı.

AB dışişleri bakanları, DMO’yu tüm unsurlarıyla terör örgütleri listesine dahil etmişti. Karar, İran’daki üst düzey yetkililerden sert ve tepkili açıklamaların gelmesine yol açtı. Avrupa cephesinden doğrudan yanıt ise Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul’dan geldi. Wadephul, İran’ın Avrupa ordularını ‘terörist’ olarak nitelemesini reddederek, bu açıklamayı “temelsiz ve propaganda amaçlı bir iddia” olarak değerlendirdi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise Çin ve Rusya ile gerçekleştirilen ortak askeri tatbikatlara ilişkin olarak, bu konudaki liderlik kararlarında herhangi bir sorun ya da değişiklik bulunmadığını ifade etti.