Tahran Irak'ta zemin kaybediyor ama henüz savaşı kaybetmiş değil

7 Ekim'in domino etkisi Şam ve Beyrut'ta olduğu gibi Bağdat'a ulaşmadı

Cevad Nasrallah, 3 Ekim 2025 tarihinde Bağdat'ta, Hizbullah’ın eski Genel Sekreteri olan babası Hasan Nasrallah'ı anma törenine katıldı. (Reuters)
Cevad Nasrallah, 3 Ekim 2025 tarihinde Bağdat'ta, Hizbullah’ın eski Genel Sekreteri olan babası Hasan Nasrallah'ı anma törenine katıldı. (Reuters)
TT

Tahran Irak'ta zemin kaybediyor ama henüz savaşı kaybetmiş değil

Cevad Nasrallah, 3 Ekim 2025 tarihinde Bağdat'ta, Hizbullah’ın eski Genel Sekreteri olan babası Hasan Nasrallah'ı anma törenine katıldı. (Reuters)
Cevad Nasrallah, 3 Ekim 2025 tarihinde Bağdat'ta, Hizbullah’ın eski Genel Sekreteri olan babası Hasan Nasrallah'ı anma törenine katıldı. (Reuters)

İki yıl önce Iraklı gruplar, Aksa Tufanı Operasyonu sonrası yaşanan süreçte varlıklarını hissettirebilmek için can atıyorlardı. Ekim 2023'ten sonraki aylarda, hükümet ile bu gruplar arasında Irak'ı savaştan uzak tutmak için oldukça karmaşık müzakereler yapıldığı söylenirken, bu coşku azaldı.

İran'ın Suriye'yi kaybettiği gibi Irak'ı da tamamen kaybettiğine dair bir kanıt yok, ancak Bağdat sahnesinde Amerikalılara karşı raunt raunt kaybetmeye başladı. İran'ın vekil güçleri de, eski bir Iraklı bakanın ifadesiyle ‘bugünlerde dünyanın en tehlikeli iki adamı olan Donald Trump ve Binyamin Netanyahu’ ile barış içinde yaşamaya alışmaya başladı.

Bağdat'taki politikacılar, Amerikalıların İranlılara karşı kazandığı ‘boks rauntlarının’ kanıtı olarak üç olayı gösteriyor: Irak'taki İran destekli Şii milislerin elinde tutulan İsrail vatandaşı Elizabeth Tsurkov'un anlaşma yapılmadan serbest bırakılması, Halk Seferberlik Güçleri yasasının parlamentoda oylamaya hazır hale geldiğinde geri çekilmesi ve bundan önce, 12 gün süren İsrail-ABD saldırıları sırasında bile Amerikan güçleriyle uzun bir ateşkesin sağlanması.

thy6
Iraklı gruplar, Bağdat'ın merkezindeki Tahrir Meydanı'nda Hasan Nasrallah'ın ölüm yıldönümünde sembolik olarak ona veda etti. (Iraklı gruplar)

‘Arenaların birliğinden’ ve Hamas'ın 7 Ekim'de gerçekleştirdiği operasyondan iki yıl sonra, Iraklı gruplar Aksa Tufanı’nın son sahnesinde, arka planda bile görünmediler. Birçokları için bu, şimdilik iyi bir haber.

B planı arayışı

Şii bir siyasetçi kısa süre önce Tahran'ı ziyaret etti ve Kasım 2025 parlamento seçimleri için parti kampanyalarının başlamasından önce karışık duygularla Bağdat'a döndü.

3 Ekim 2025'te bir sonraki parlamentoda koltuk kazanmak için resmi kampanyasına başlayan bu siyasetçi, “Tahran, nakavt darbesi almamak için ‘B planı’ arıyor” dedi. Ona göre, Tahran'ın elindekiler birçok kişiyi şaşırtabilir ve Suriye'yi başka yerlerden telafi edebilir.

Siyasetçiye göre, Bağdat'taki Şii siyasetçilerin bağlı kaldığı alışkanlıklardan biri, ‘İranlıların anlayacağı bir dilde seçim kitabını okumak’.

ds7u6
Bağdat'ın kuzeyinde keşif devriyesi sırasında Halk Seferberlik Güçleri üyeleri (Halk Seferberlik Güçleri Medya Ofisi)

Bu tahmin nasıl doğru olabilir? İran'ın Irak'taki etkisini ölçmek için kesin bir araç yok. Bu etkinin boyutu ve Suriye'de devrilen domino taşının Irak'taki vekillerini ve müttefiklerini de devirdiği için etkisinin bu kadar azalmış olup olmadığı konusunda fikir ayrılığı var.

Gerçek şu ki, Irak kamuoyu ve bu ölçümü yapan partizan araçlar, uydurma veya icat edilmiş anlatılara ve bazen de belirsiz mesajlara maruz kalıyor.

Gruplar soruyor... İran cevap vermiyor

İran'a karşı olası bir savaş haberi Bağdat'taki gruplara baskı uyguladı. Kaynaklara göre, bu grupların liderleri 2025 yılının eylül ayı sonunda bir toplantı düzenledi ve savaş çıkması durumunda durumun ne olacağı konusunda Devrim Muhafızları Ordusu'na (DMO) danışma talebinde bulunmaya karar verdi. Kısa süre önce ABD'nin terörist örgütler listesine eklenen bir fraksiyonun Şii lideri, Tahran'ın henüz yanıt vermediğini söyledi.

Aynı zamanda, Irak'taki Şii güçler arasında seçim ittifakları kurmakla uğraşan DMO'dan bir grup, Koordinasyon Çerçevesi ittifakındaki aktörlerle çeşitli toplantılar düzenledi. Kaynaklar, ‘bu grubun, rakip listeler arasında Şii güçlerin dağılımını denetleyen bir İran seçim komitesi olarak kabul edilebileceğini ve daha önceki parlamentolarda dengeli ittifaklar kurduğunu’ belirtiyor.

u
Bağdat'taki el-Firdevs Meydanı'na giden bir caddede, eski Irak Başbakanı Nuri el-Maliki'nin de yer aldığı seçim afişleri (AFP)

Söz konusu komite, Şii parti liderlerini, ülkenin orta ve güneyindeki seçim bölgelerinde belirli sonuçlar elde etmek için listeleri birleştirmek veya adayları yeniden dağıtmak üzere belirli bir planı uygulamaya ikna edemedi.

Seçimlerle ilgili İran'ın talimatlarına karşı geldiği iddia edilen Şii aktörler arasında, bir süre Aksa Tufanı’na dahil olan, ardından çeşitli etki kaynakları arayışında ‘arka plana’ çekilen direniş gruplarının üyeleri de bulunuyor.

Yarı boş alanlar

DEAŞ'dan kurtarılan şehirlerde Sünni partiler nispeten istikrarlı bir seçim kampanyası yürütüyor. İran'ın etkisinin azalmasının onların serbestçe hareket etmelerine yardımcı olduğu hissi var, ancak bunu ifade etmekten çekiniyorlar ve direniş eksenini kışkırtmamak için itidal göstermeye çalışıyorlar.

2023 yılında İran yanlısı bir ittifak tarafından sahneden uzaklaştırılan eski Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi'nin şu anda güçlü bir geri dönüş yaptığına dair yaygın bir inanç var. Ona yakın olanlar bunu ‘kişisel beceriler ve dikkatli hesaplamalar’ olarak nitelendiriyorlar.

Öte yandan, Halbusi ile rekabet eden Sünni liderler, bahislerini güvence altına almak için halen Şii aktörlerle ittifak kurmaya ihtiyaç duyuyor. Ninova, Salahaddin ve Kerkük'te, İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney'e sadık gruplara bağlı listelerle adaylarını hazırlayan aktörler var.

Bu nedenle, İran'ın etkisinden tamamen uzak bölgeler bir serap gibi görünebilir. Şii siyasetçiler, etkili grupların son zamanlarda Tahran'dan direniş ekseni ülkelerindeki sadık grupların faaliyetlerini Bağdat'a aktarmalarına yardım etmeleri için talepler aldığını ve bunun zaten gerçekleştiğini bildiriyor.

Şarku’l Avsat, çeşitli kaynaklardan İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani'nin ‘savaştan etkilenen vekil güçlere yardım etmek için düzenlemeleri denetlediğini’ öğrendi. Laricani kısa süre önce Beyrut'ta bulunmuş ve “Hizbullah hızla gücünü geri kazanıyor ve dengeleri değiştirecek” diyerek ayrılmıştı.

‘Usame bin Ladin'in kaderi kaçınılmaz değil’

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın terör örgütleri listesine son olarak şu dört grup eklendi: En-Nuceba Hareketi, Ketaib el-İmam Ali, Ensarullah el-Evfiya ve Ketaib Seyyid eş-Şuheda. Böylece Irak'ın bu listede yer alan gruplarının sayısı altıya yükseldi. Bu listeye yıllar önce El Kaide lideri Usame bin Ladin de dahil edilmişti.

Asaib Ehli’l Hak 2020'de, Ketaib Hizbullah ise 2009'da listeye eklendi. Her iki grup da parlamentoda koltuk ve hükümette bakanlık sahibi.

cdfrgt
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve Koordinasyon Çerçevesi liderleri (Irak hükümet medyası)

Adil Abdulmehdi hükümetinde (2018-2019) görev yapmış eski bir Iraklı bakan, “Bu listeye dahil olsanız bile, kaderiniz mutlaka Bin Ladin'inki kadar kötü olmak zorunda değil. İran yanlısı gruplar şu anda dünyanın en tehlikeli iki adamı olan Donald Trump ve Binyamin Netanyahu'ya uyum sağlıyor” ifadelerini kullandı.

Bağdat'taki Şii partiler içinde, ABD Başkanı’nın Irak'ta İsrail'in saldırılarını geciktirip, karşılığında ABD'nin hükümet ve karar alıcılar üzerinde İran'la ilişkilerini kesmesi için baskı uygulamasından fayda sağladığını merak eden sesler duyuluyor.

Trump bizi Netanyahu'dan koruyor mu?

İsmini vermek istemeyen eski bakan, Iraklıların İran'ın kargaşa içinde olduğu bir anda baskıya boyun eğdikleri için Washington'un Tahran'da zafer kazandığını söylüyor. Şii gruplar da aylardır şu soruyu soruyor: “Trump bizi Netanyahu'dan gerçekten koruyor mu?” Öyle görünüyor.

Şu anda İran'ın üzerinde çalıştığı B planının özelliklerini izleyen eski Bakan şu ifadeleri kullandı: “Aksa Tufanı'nın yansımalarına dahil olmayan Şii partilerden yeni oyuncular var. Bunlar şimdi radikal versiyonlarını güncellemeye ve kendilerini tehlike çemberinden kurtaracak sivil bir kılık bulmaya çalışıyorlar.”

Bir dereceye kadar bu durum, profesyonel bir keskin nişancının nişan aldığı bir adam gibi. En ufak bir hareket onu anında öldüreceği için sola veya sağa hareket edemiyor. Kurban hareketsiz kaldığı sürece keskin nişancı nişan almaktan sıkılmıyor.

Peki ya hedef yüzünü, adını ve davranışını değiştirirse? Eski bakan, “silahlı grupların liderleri artık silahlarını depoya geri koyma ve sakallarını kesme fikrine ilgi duyuyorlar, bu da onları Washington ve Tahran için çok yararlı hale getirecektir” diyor.

Şii siyasetçi, Trump ile dört yılın uzun bir süre olduğunu, Netanyahu ile daha da uzun olduğunu ve değişimin gerekli olduğunu düşünüyor.

Seçimlerin heyecanıyla geçen yazın ardından Bağdat'ta sonbahar geceleri başladı. İran ile İsrail arasında savaşın yeniden alevlenme olasılığı haberleri olsa da, iki yıl önce Tel Aviv'i bombalamak için haritalarını açan grup liderleri, şimdi ofislerini liberal ve seküler elitlere açarak, seçimler hakkında uzun tartışmalar yapıyorlar.



Drone teknolojisi ABD hapishanelerini zora soktu

Eylül 2025'te ele geçirilen drone ve telefonlar böyle sergilenmişti (Güney Karolina Ceza İnfaz Kurumu)
Eylül 2025'te ele geçirilen drone ve telefonlar böyle sergilenmişti (Güney Karolina Ceza İnfaz Kurumu)
TT

Drone teknolojisi ABD hapishanelerini zora soktu

Eylül 2025'te ele geçirilen drone ve telefonlar böyle sergilenmişti (Güney Karolina Ceza İnfaz Kurumu)
Eylül 2025'te ele geçirilen drone ve telefonlar böyle sergilenmişti (Güney Karolina Ceza İnfaz Kurumu)

Drone'ların yaygınlaşması, ABD'deki hapishaneleri de etkiledi. Bu hava araçlarıyla silah, cep telefonu ve mahkumların kaçmalarını sağlayacak aletler gönderiliyor.

Konuyu mercek altına alan CNN'in konuştuğu Güney Karolinalı yetkililer, bu sene yakalanan onlarca teslimatta et, yengeç bacağı ve uyuşturucuyla dolu oyuncakların da ele geçirildiğini bildiriyor.  

CNN yalnızca Güney Karolina'da bu sene başından 24 Nisan'a kadar 75 drone kaçakçılığı vakasının kaydedildiğini, bu sayının geçen sene toplamında 273'ü bulduğunu belirtiyor.

Cezaevlerindeki mahkumların kaçak cep telefonlarıyla sevkıyatı yönettiği aktarılıyor.

Organize suç şebekelerinin imzasını taşıyan bu operasyonlara eski tutuklular ya da bazı hapishane çalışanlarının da karıştığı görülüyor. 

Drone teknolojisindeki gelişmenin, eski kaçakçılık yöntemlerine göre çok daha etkin metotlar geliştirilmesini sağladığı ifade ediliyor. 

Doğrudan cezaevi bahçesine ya da hücre penceresine giden drone'ların teslimatlarını oyuncak kedi, çimen öbeği, basketbol topu gibi şeylerin içine yerleştirerek gizlediği bildiriliyor. 

Hapishane yönetimleri de gözetim sistemlerini geliştirerek drone tespit teknolojisini benimsedi. Ağlar gererek kaçakçılığı engellemeye çalışıyorlar. 

Eyalet yetkilileri, federal kanunların kendilerini düşündükleri önlemlerin bazılarını uygulamaktan alıkoyduğunu belirtiliyor. 

21 eyalet savcısı, martta ABD Ulusal Güvenlik Konseyi'ne bir ortak mektup göndererek bu konuya çözüm bulunmasını istedi. 

Mektupta şu ifadeler kullanıldı:

Bu tür yasadışı eylemler ülke çapında gerçekleşiyor ve çok ciddi sonuçlara neden oluyor. Uyuşturucuların sokulması bağımlılık, şiddet ve aşırı doz vakalarında artışa neden oluyor. İçeri sokulan silahlar, saldırı ve planlı şiddet eylemi riskini artırıyor. Tutuklu bireyler kaçak cep telefonları sayesinde tanıkları tehdit, dolandırıcılık ve vahşi suçların da aralarında bulunduğu suç örgütü eylemlerini sürdürebiliyor.

Independent Türkçe, CNN, AP


ABD’ye ait iki gemi Hürmüz’ü geçti… Washington, fırkateynin vurulduğu iddialarını yalanladı

ABD’ye ait iki gemi Hürmüz’ü geçti… Washington, fırkateynin vurulduğu iddialarını yalanladı
TT

ABD’ye ait iki gemi Hürmüz’ü geçti… Washington, fırkateynin vurulduğu iddialarını yalanladı

ABD’ye ait iki gemi Hürmüz’ü geçti… Washington, fırkateynin vurulduğu iddialarını yalanladı

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), pazartesi günü yaptığı açıklamada ABD Donanması’na ait herhangi bir geminin hedef alınmadığını duyurdu. Bu açıklama, İran Devrim Muhafızları’na bağlı Fars Haber Ajansı’nın yerel kaynaklara dayandırdığı ve Hürmüz Boğazı’nı geçmeye hazırlanan bir ABD fırkateyninin uyarıları dikkate almadığı için geri dönmek zorunda kaldığı, ayrıca Cask (Jask) açıklarında seyir halindeyken iki füze tarafından vurulduğu yönündeki iddiaların ardından geldi.

CENTCOM daha sonra, ABD bayrağı taşıyan iki ticari geminin Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğini duyurdu.

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü yaptığı açıklamada, ABD’li yetkililerin İran ile savaşı sona erdirmeye yönelik olası adımlar hakkında “son derece olumlu” görüşmeler yürüttüğünü belirtti. Trump ayrıca, pazartesi gününden itibaren Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilere ABD kuvvetlerinin eşlik etmesini öngören bir planı açıkladı. Bu planı “insani bir operasyon” olarak nitelendiren Trump, “Bu sürece herhangi bir şekilde müdahale edilirse, ne yazık ki buna güçlü şekilde karşılık verilmesi gerekecektir” dedi.

Öte yandan CENTCOM, X platformunda yaptığı açıklamada, pazartesi gününden itibaren “Özgürlük Projesi”ne destek kapsamında güdümlü füze donanımlı muhripler, karada ve denizde 100’den fazla savaş uçağı ve 15 bin askerle operasyonlara başladığını duyurdu.

Buna karşılık, İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, X platformunda yaptığı paylaşımda, “ABD’nin Hürmüz Boğazı’ndaki yeni deniz düzenine herhangi bir müdahalesi, ateşkesin ihlali olarak değerlendirilecektir” uyarısında bulundu.


Kolombiya’da "Monster Truck" gösterisi faciaya dönüştü: 3 ölü 38 yaralı

Kolombiya'da sürücüsünün kontrolünü kaybederek seyircilerin üzerinden geçtiği dev kamyonun yakınında insanlar duruyor (Reuters).
Kolombiya'da sürücüsünün kontrolünü kaybederek seyircilerin üzerinden geçtiği dev kamyonun yakınında insanlar duruyor (Reuters).
TT

Kolombiya’da "Monster Truck" gösterisi faciaya dönüştü: 3 ölü 38 yaralı

Kolombiya'da sürücüsünün kontrolünü kaybederek seyircilerin üzerinden geçtiği dev kamyonun yakınında insanlar duruyor (Reuters).
Kolombiya'da sürücüsünün kontrolünü kaybederek seyircilerin üzerinden geçtiği dev kamyonun yakınında insanlar duruyor (Reuters).

Kolombiya'nın güneybatısında düzenlenen bir araba gösterisi faciaya dönüştü. Yetkililerin yapığı açıklamaya göre, "Monster Truck" (Canavar Kamyon) tipi devasa tekerlekli bir aracın kontrolünü kaybederek onlarca seyirciyi ezmesi sonucu en az 3 kişi hayatını kaybettiği, 38 kişi ise yaralandı.

Kazanın meydana geldiği Popayan şehrinin Belediye Başkanı Juan Carlos Muñoz, dün akşam sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, ölü sayısının 3'e yükseldiğini doğruladı.

frbrfbfr
Kaza yerindeki kurtarma ekipleri (Reuters)

Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, dev tekerlekli aracın pistteki engelleri aştığı sırada bir akrobatik hareket sonrası fren yapamadığı görülüyor.

Kontrolden çıkan araç, seyircilerle pisti ayıran metal bariyerleri yıkarak kalabalığın arasına daldı.

Belediye Başkanı Munoz konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "İlk verilere göre 38 yaralı ve 3 ölü ile sonuçlanan bu kazadan dolayı derin bir üzüntü duyuyoruz" ifadelerini kullandı.

Yerel medyada yer alan haberlere göre, hayatını kaybedenlerden biri küçük bir kız çocuğu. Yaralılar arasında da çok sayıda reşit olmayan çocuk bulunduğu belirtiliyor.

Cauca Valisi Octavio Guzmán, itfaiye ve sağlık ekiplerinin olay yerinde ilk müdahaleyi yaptığını ve çok sayıda yaralının şehirdeki hastanelere sevk edildiğini açıkladı.

Belediye başkanı, "asla yaşanmaması gereken" kazanın koşullarını ortaya çıkarmak için "titiz bir soruşturma yapılması" emri verdiğini söyledi.