Etiyopya ile Eritre arasında gerginlik artıyor

Addis Ababa, Asmara'yı Amhara'daki silahlı grupları ‘finanse etmek, harekete geçirmek ve yönetmekle’ suçluyor

Eritre Devlet Başkanı Isaias Afwerki ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Addis Ababa'daki Eritre Büyükelçiliği’nin açılışında, Temmuz 2018 (Reuters)
Eritre Devlet Başkanı Isaias Afwerki ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Addis Ababa'daki Eritre Büyükelçiliği’nin açılışında, Temmuz 2018 (Reuters)
TT

Etiyopya ile Eritre arasında gerginlik artıyor

Eritre Devlet Başkanı Isaias Afwerki ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Addis Ababa'daki Eritre Büyükelçiliği’nin açılışında, Temmuz 2018 (Reuters)
Eritre Devlet Başkanı Isaias Afwerki ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Addis Ababa'daki Eritre Büyükelçiliği’nin açılışında, Temmuz 2018 (Reuters)

Addis Ababa'nın, Asmara ve Tigray Halk Kurtuluş Cephesi'nin (TPLF) bir fraksiyonunun ‘savaş’ hazırlıkları yaptığına dair açıklamalarıyla, Etiyopya ile Eritre arasındaki gerginlik artıyor. TPLF, yaklaşık 30 yıldır Addis Ababa'daki siyasi yaşamı domine eden ve yıllardır Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed'e düşmanca davranan bir grup.

Şarku’l Avsat'a konuşan bir Afrika uzmanı, 2022'deki anlaşmazlıklardan bu yana artan bu suçlamaların, ‘son yıllarda tekrarlanmasına ve her iki ülkenin öfkeli halkını kontrol etmek için kullanılmaya çalışılmasına rağmen, hafife alınmaması gerektiğini’ belirtti. Etiyopya'daki iç siyasi ve sosyal bölünmeler gibi dış askerî harekâtı zorlaştıran çeşitli faktörleri göz önünde bulundurarak, iki ülkenin doğrudan savaşa girme olasılığını dışladı.

Etiyopya ile Eritre arasındaki ilişkiler, Eritre'nin 1993'te bağımsızlığını kazanmasından bu yana gergin. 1998 ile 2000 yılları arasında, iki ülke arasında toprak anlaşmazlıkları nedeniyle kanlı bir savaş çıktı. Ardından, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, 2018 yılında Eritre Devlet Başkanı Isaias Afwerki ile bir barış anlaşması imzaladı.

Addis Ababa ile Asmara arasındaki ilişkiler, Addis Ababa'nın iki yıl süren savaşta (2020-2022) müttefiklerine danışmadan TPLF ile Pretoria Barış Anlaşması'nı imzalamasından bu yana belirgin bir şekilde gergin. Addis Ababa, Kızıldeniz'e erişim istediğini açıkladıktan sonra gerginlik daha da arttı ve Asmara, Addis Ababa'yı Eritre'nin Assab Limanı’nı ele geçirmekle suçladı.

Etiyopya Dışişleri Bakanlığı, Birleşmiş Milletler'e (BM) gönderdiği mektupta, Asmara ve TPLF'nin militan bir fraksiyonunun, özellikle Etiyopya ordusunun yıllardır silahlı bir ayaklanmayla mücadele ettiği Amhara bölgesinde silahlı grupları ‘finanse ettiğini, harekete geçirdiğini ve yönettiğini’ belirtti.

Şarku’l Avsat’ın AFP'den aktardığına göre Bakanlık, ‘Asmara ile radikal kanat arasındaki gizli anlaşmanın son aylarda daha belirgin hale geldiğini ve aralarında Etiyopya'ya karşı savaş açma konusunda aktif bir istek olduğunu’ iddia etti.

dfert
Etiyopya'nın Wukro kasabası yakınlarında hasar görmüş Eritre askeri tankı (Reuters)

Asmara henüz yanıt vermedi, ancak Etiyopya'nın BM'ye gönderdiği mektubun ardından, Eritre Enformasyon Bakanlığı haziran ayında “Etiyopya, çatışmayı haklı çıkarmak ve alevlendirmek için yalanlar kullanıyor” açıklamasında bulundu. Eritre Devlet Başkanı mayıs ayında Addis Ababa'yı ‘Kızıldeniz'e erişim sağlamak bahanesiyle bölgeyi istikrarsızlaştırmaya çalışmakla’ suçladı. Bu, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed'in Güvenlik Danışmanı Kena Yedta'nın, ülkesinin denize erişim ihtiyacını yinelediği açıklamalarıyla aynı zamana denk geldi.

Afrika işleri uzmanı Dr. Ali Mahmud Kelni, “Etiyopya'nın Eritre'yi Etiyopya'daki isyancıları desteklemekle suçlaması yeni bir şey olmasa da, mevcut bağlam bu suçlamaların ciddiyetini hafife alınamayacak bir mesele haline getiriyor” dedi. Kelni, Eritre'nin ‘sınırlarını korumak ve önceki sınır çatışmalarının tekrarlanmamasını sağlamak amacıyla Etiyopya'daki isyancı ve etnik grupları destekleme stratejisine’ güvendiğini ifade etti.

Kelni'ye göre bu gerilim, Etiyopya hükümetinin karşı karşıya olduğu siyasi, ekonomik ve sosyal krizlerden dikkati başka yöne çekmek amacıyla, iç safları birleştirmek ve dış tehdit etrafında kamuoyunu harekete geçirmek için kullanılabilir. Kelni, “TPLF bu durumu, saflarını yeniden düzenlemek ve muhtemelen merkezi hükümete karşı olan diğer gruplarla ittifaklarını genişletmek için bir fırsat olarak görebilir” ifadesini kullandı.

Son birkaç aydır Asmara ile Addis Ababa arasında gerginlikler artıyor. Geçtiğimiz mart ayında Tigray Vali Yardımcısı Tsadkan Gebresail, Etiyopya ile Eritre arasında yeni bir savaşın ‘yakın olabileceği’ uyarısında bulunmuştu. Eritre Enformasyon Bakanı Yemane Gebremeskel, o dönemde X platformunda “Eritre'nin Etiyopya'ya karşı savaş hazırlıkları yaptığı iddiaları asılsız suçlamalardır” şeklinde yanıt verdi.

Geçtiğimiz şubat ayında, eski Etiyopya Devlet Başkanı Mulatu Teshome, Eritre'yi çatışmayı yeniden alevlendirmeye çalışmak ve Etiyopya'nın kuzeyindeki isyancıları desteklemekle suçladı. Asmara, Enformasyon Bakanı aracılığıyla bu suçlamaları ‘yanlış alarm’ olarak nitelendirerek reddetti.

Suçlamaların tekrarlanan sertliğine rağmen, Etiyopya ile Eritre arasında tam ölçekli bir savaşın patlak vermesi şu anda zayıf bir ihtimal olarak kalmaya devam ediyor. Kelni’ye göre, bu durum, başta Etiyopya içindeki iç siyasi ve toplumsal bölünmeler olmak üzere, herhangi bir dış askeri müdahaleyi zorlaştıran bir dizi temel faktörden kaynaklanıyor.

Ayrıca Kelni'ye göre, ‘bölgedeki tarafların, özellikle Mısır'ın, bölgedeki etkilerini güçlendirmek için mevcut gerilimleri kullanacağından korkulması’ gibi başka nedenler de var. Bunun nedeni, Eritre ile güçlü ittifakı ve Etiyopya'nın Tigray bölgesinde yeniden isyan çıkması ve siyasi gerilimler ve sosyal karışıklıklar ortamında isyancı grupların başkent Addis Ababa'ya sızması korkusu. Bu nedenle Kelni, ‘her iki ülkede de iç siyasi amaçlarla gerginliğin ve karşılıklı suçlamaların devam etmesini’ bekliyor.



Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC


Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe