ABD'nin dünyanın en büyük petrol üreticisi Rusya'ya uyguladığı yaptırımların ardından petrol fiyatları yüzde 3 yükseldi

Rosneft'e ait bir Rus petrol tankeri İstanbul Boğazı'ndan geçiyor. (Arşiv – Reuters)
Rosneft'e ait bir Rus petrol tankeri İstanbul Boğazı'ndan geçiyor. (Arşiv – Reuters)
TT

ABD'nin dünyanın en büyük petrol üreticisi Rusya'ya uyguladığı yaptırımların ardından petrol fiyatları yüzde 3 yükseldi

Rosneft'e ait bir Rus petrol tankeri İstanbul Boğazı'ndan geçiyor. (Arşiv – Reuters)
Rosneft'e ait bir Rus petrol tankeri İstanbul Boğazı'ndan geçiyor. (Arşiv – Reuters)

ABD'nin Ukrayna'daki savaş nedeniyle Rus petrol şirketleri Rosneft ve Lukoil'e yaptırım uygulamasının ardından, petrol fiyatları bugün yüzde 3 artış göstererek önceki seanstaki kazançlarını sürdürdü.

Brent ham petrol vadeli işlemleri saat 04:28'de, yüzde 3,1 artışla varil başına 64,53 dolara yükseldi. Bu arada, ABD Batı Teksas Orta Ölçekli (WTI) ham petrol vadeli işlemleri yüzde 3,2 artışla 60,39 dolara yükseldi.

ABD, Moskova'yı Ukrayna'daki savaşta derhal ateşkes kabul etmeye çağırarak, daha fazla önlem almaya hazır olduğunu açıkladı. ABD Başkanı Donald Trump, daha önce savaş nedeniyle Rusya'ya yaptırım uygulamamış, bunun yerine ticari önlemlere güvenmişti. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Başkan Putin'in bu anlamsız savaşı sona erdirmeyi reddetmesi nedeniyle, Hazine Bakanlığı, Kremlin'in savaş makinesini finanse eden Rusya'nın en büyük iki petrol şirketine yaptırım uyguluyor.”

Birleşik Krallık geçen hafta Rosneft ve Lukoil'e yaptırım uyguladı. Ayrıca Avrupa Birliği (AB), sıvılaştırılmış doğal gaz ithalatının yasaklanması da dahil olmak üzere, savaş nedeniyle Rusya'ya karşı 19. yaptırım paketini kabul etti.

IG piyasa analisti Tony Sycamore şunları söyledi: “Yaptırım haberleri ham petrol fiyatlarını artırsa da, önceki yaptırım/gümrük vergisi tehditlerinin azalması veya ertelenmesi ve yaptırımların uygulanmasındaki zorluklar nedeniyle, şu ana kadar görülen artış nispeten mütevazı oldu.”

ABD'nin yaptırımlarını açıklamasının hemen ardından, Brent ve WTI ham petrol vadeli işlemleri, artan ABD enerji talebinin de desteğiyle varil başına 2 dolardan fazla yükseldi.

Geçen hafta ABD, Washington'un bölgeye Rus tedarikini aşamalı olarak sonlandırma baskısını artırmasıyla, Trump'ın Asya ziyaretinden önce, Rusya'nın sıvılaştırılmış doğal gazının önemli alıcılarından biri olan Japonya'yı Rusya'dan enerji ithalatını durdurmaya çağırdı.



İsrail muhalefet lideri: İran ile ateşkes ‘siyasi bir felaket’

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 7 Nisan 2025’te Beyaz Saray’daki Oval Ofis’te ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya geldi. (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 7 Nisan 2025’te Beyaz Saray’daki Oval Ofis’te ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya geldi. (DPA)
TT

İsrail muhalefet lideri: İran ile ateşkes ‘siyasi bir felaket’

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 7 Nisan 2025’te Beyaz Saray’daki Oval Ofis’te ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya geldi. (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 7 Nisan 2025’te Beyaz Saray’daki Oval Ofis’te ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya geldi. (DPA)

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid, İran ile yapılan ateşkes anlaşmasını sert sözlerle eleştirerek, bunu ‘eşi benzeri görülmemiş bir siyasi felaket’ olarak nitelendirdi ve Başbakan Binyamin Netanyahu’yu savaşın hedeflerine ulaşamamakla suçladı.

Lapid, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, “Tarihimizde böyle bir siyasi felaket yaşanmadı. Ulusal güvenliğimizin özüne ilişkin kararlar alınırken İsrail müzakere masasına bile yaklaşamadı. Ordu kendisinden istenen her şeyi yerine getirdi, kamuoyu olağanüstü bir direnç gösterdi; ancak Netanyahu siyasi ve stratejik olarak başarısız oldu ve kendi koyduğu hedeflerin hiçbirine ulaşamadı” ifadelerini kullandı.

İsrail Başbakanlık Ofisi bugün yaptığı açıklamada, İsrail’in, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik saldırıları iki haftalığına askıya alma kararını desteklediğini, ancak bu ateşkesin Lübnan’ı kapsamadığını duyurdu.

Washington ile Tahran, Trump’ın İran’a yönelik operasyonlar için verdiği sürenin dolmasına yalnızca bir saat kala, iki haftalık ateşkes konusunda anlaşmaya vardı. Tahran, bu süre boyunca Hürmüz Boğazı’nda güvenli deniz ulaşımını garanti edeceğini açıkladı ve bu zaman diliminin ABD ile yapılacak görüşmeler yoluyla savaşı sona erdirmek için kullanılacağını belirtti. Müzakerelerin cuma günü Pakistan’da başlaması planlanıyor.

İsrail Başbakanlık Ofisi’nden yapılan açıklamada, “İsrail, Başkan Trump’ın İran’a yönelik saldırıları iki haftalığına askıya alma kararını, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı derhal açması ve bölge ülkelerine yönelik tüm saldırıları durdurması şartıyla desteklemektedir” denildi. Açıklamada ayrıca, “İsrail, İran’ın ABD, İsrail, İran’ın Arap komşuları ve dünya için nükleer, füze ya da terör tehdidi oluşturmamasını sağlama yönündeki Amerikan çabalarını da desteklemektedir” ifadesine yer verildi.

Ancak açıklamada, anlaşmanın ‘Lübnan’ı kapsamadığı’ vurgulandı. Bu ifade, ateşkesin sağlanmasında arabuluculuk rolü üstlenen Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in daha önce yaptığı ve ateşkesin ‘Lübnan dahil her yeri kapsadığını’ belirten açıklamasıyla çelişti. Ortadoğu’daki savaş, İran destekli Hizbullah’ın İsrail’e roket atmasının ardından 2 Mart’ta Lübnan’a sıçradı. İsrail buna geniş çaplı hava saldırıları ve Güney Lübnan’a kara operasyonlarıyla karşılık verdi. Lübnan Sağlık Bakanlığı’na göre, savaşın başlamasından bu yana İsrail saldırılarında bin 500’den fazla kişi hayatını kaybetti.


İran savaşı: Trump'ın büyük kumarı

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'dan İran ile savaşa ilişkin açıklama yapıyor(AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'dan İran ile savaşa ilişkin açıklama yapıyor(AP)
TT

İran savaşı: Trump'ın büyük kumarı

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'dan İran ile savaşa ilişkin açıklama yapıyor(AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'dan İran ile savaşa ilişkin açıklama yapıyor(AP)

Brian Katulis

ABD Başkanı Donald Trump, savaşın başlangıçta belirlediği zaman dilimini aşmasının ardından İran üzerindeki baskıyı artırdı. Trump, iktidardaki rejimin kalıntıları, hayati önem taşıyan Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması da dahil olmak üzere bir dizi talebi yerine getirmediği takdirde, “İran'ı bir gecede yok edebileceğini” belirtti ve ülkenin köprülerini ve enerji santrallerini yerle bir etmekle tehdit etti.

Bu yazının yazıldığı sırada, ABD-İsrail ortak askeri harekatının daha fazla tırmandırma ve yıkıma doğru mu gittiği, yoksa diplomatik bir çözüm fırsatının her zamankinden daha yakın mı olduğu belirsizliğini koruyordu. Her iki durumda da, İran ile savaş, Trump'ın ikinci döneminin en tehlikeli siyasi kumarı olmaya devam ediyor ki bu kumar, çatışmanın başlamasından bu yana iç siyasi birikimini önemli ölçüde tüketti.

Mevcut ABD Başkanı, kendisini alışılmadık ve istediği sonuçlara ulaşmak için alışılmadık yaklaşımlar benimseyen bir lider olarak göstermeye önem veriyor. Ancak, İran savaşı ve bunun ABD ekonomisi üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle kendisine yönelik siyasi desteğin azalması ve tabanının parçalanması, başkanlığının geri kalanını tehlikeye atabilir ve hatta partisinin iktidardaki hakimiyetini sarsabilir. Trump'ın geçen hafta sonu tehditler içeren küfürlü bir sosyal medya paylaşımı da dahil olmak üzere kamuoyuna yaptığı açıklamaların, kendinden emin ve tutarlı bir sesten ziyade umutsuz bir sesi yansıtıyor gibi görünmesinin nedeni de bu olabilir.

İşte bu yüzden İran ile savaşın bir sonraki aşaması, gündeme getirdiği son derece hassas stratejik sorularla birlikte olağanüstü bir önem kazanıyor: İran'da iktidarın dizginlerini kim elinde tutacak? Bu, Ortadoğu'nun geleceği için ne anlama geliyor? Ve bu gelişmeler, daha geniş ölçekte jeopolitik ve jeoekonomik sahneyi nasıl yeniden şekillendirebilir?

İran savaşı, Trump'ın ülke içindeki kırılgan siyasi konumunu daha da kötüleştiriyor

Amerikalıların onda altısından fazlası Trump'ın halihazırda görevdeki performansını onaylamıyor, hatta bazı anketler, savaşın son haftalarında onaylamama oranının üçte ikiye yaklaştığını gösteriyor. İkinci döneminin bu aşamasında, Trump'ın Amerikan kamuoyu nezdindeki itibarı, ilk dönemine göre daha zayıf görünüyor. Ayrıca, seleflerinden üçünün (Joe Biden, Barack Obama ve George W. Bush) ilk dönemlerinin benzer aşamalarında sahip oldukları konuma kıyasla daha kırılgan bir konumda görünüyor.

Trump yönetimi, son olarak gelecek mali yıla ilişkin bütçe teklifini sundu ve hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi seçmenler arasında geniş destek gören sosyal güvenlik ağı programları yerine askeri harcamalara öncelik verdi

 Trump'ın sahip olduğu siyasi destek, ekonomiyi ve enflasyonu yönetme biçimine ilişkin olumsuz izlenimler nedeniyle daha savaştan önce aşınmaya başlamıştı. Son yapılan bir anket, Amerikalıların büyük çoğunluğunun (yüzde 56) İran ile savaşın kişisel mali durumlarını olumsuz etkileyeceğine inandığını, yüzde 25'inin ise bundan emin olmadığını gösterdi. Ekonomik kaygılar zaten çoğu Amerikalının zihninde ön planda yer alırken, savaş sebebiyle yakıt fiyatlarında yaşanan artış bu kaygıları daha da büyüttü.

Savaş ayrıca Trump'ın siyasi tabanındaki çatırdamaları da açığa çıkardı; geçen ayın sonlarında düzenlenen Muhafazakar Siyasi Eylem Konferansı'nda İran'a ilişkin farklı görüşler ortaya çıktı. Genç muhafazakarların, savaşa yaşlı muhafazakarlara göre daha şüpheci yaklaştığı görüldü.

İran ile savaş uzadıkça, kamuoyu desteği geriliyor; Amerikalıların yüzde 67'si Trump'ın İran meselesiyle başa çıkmak konusunda net bir planı olmadığını söylüyor. Bunlar, savaş zamanındaki herhangi bir lider için endişe verici işaretlerdir.

Siyasi desteğin azalması Trump'ın ikinci dönem şansı önünde neden engel oluşturabilir?

Amerikan siyasi sisteminde, sonuç alma ve başarma yeteneği, bir liderin kamuoyundaki itibarını doğrudan etkiler. Trump'ın Beyaz Saray'a dönüşünün ilk yılı, göçmenlik, gümrük vergileri ve vergi indirimleri gibi öncelik listesinin başında yer alan bir dizi iç ve dış politika hamlesine sahne oldu. Ancak Trump, her başkan gibi, bu girişimlerin ilerlemesi için siyasi sermayesinin önemli bir kısmını harcadı; bu sırada ABD'deki yerleşik normları esnetti, hatta bazen üstünden atladı.

dbfd
İran Devrim Muhafızları, Washington ile görüşmeler öncesinde Hürmüz Boğazı'ndaki tatbikatların başlangıcıyla aynı zamana denk gelen, doğrudan hedefleme içeren bir manevra gerçekleştiriyor, 16 Şubat 2026 (AFP)

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre siyasi sermayesi azaldıkça ve kendisine destek geriledikçe, istediği yasaları Kongre'den geçirmekte giderek daha fazla zorlukla karşılaşır oldu. Bu durum, bu bahar ABD havaalanlarında daha uzun kuyruklara yol açan ve devam eden kısmi hükümet kapanması ile açıkça cisim buldu. Trump'ın içinde bulunduğu çıkmazın önemli bir yönü, kendi partisi içinde yatıyor; Kongre'deki Cumhuriyetçiler arasındaki bölünmeler onun için yeni engeller yarattı. Bu bağlamda, çalkantılı bir sürece doğru ilerlediği düşünülen ve halk arasında desteklenmeyen İran'a karşı savaş, bu siyasi krizleri kontrol altına alabilecek veya hafifletebilecek bir seçenek gibi görünmüyor.

Trump yönetimi son olarak gelecek mali yıla ilişkin bütçe teklifini sundu ve hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi seçmenler arasında geniş destek gören sosyal güvenlik ağı programlarına yerine askeri harcamalara öncelik verdi. Teklif, savunma harcamalarında yüzde 42'lik bir artış öngörürken, aynı zamanda savunma dışı harcamalarda yüzde 10'luk bir kesinti öneriyordu. Ayrıca, Trump yönetiminin ek bir harcama tasarısı kapsamında Savunma Bakanlığı için Kongre'den 200 milyar dolar daha talep etmeye hazırlandığı bildiriliyor. Bu durum hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratlar tarafından alenen eleştirildi.

Trump'ın İran ile savaşa girme kararının çarpıcı yanı, siyasi konumunun zaten en zayıf noktasında olduğu bir dönemde alınmış olmasıdır. Şu ana kadar bu savaştan sıradan Amerikalılara fayda sağlayacak açık ve somut kazanımlar elde edememesinin, özellikle daha geniş kapsamlı ajandasını hayata geçirmek için siyasi desteğe son derece ihtiyaç duyduğu bir dönemde, kendisine son derece olumsuz yansımaları olabilir.

Önümüzdeki birkaç gün ve hafta, İran içindeki birçok kişi için ölüm kalım anları olacakken, bu savaşın yankıları daha geniş bir biçimde Ortadoğu ve dünyaya yayılmaya devam edecek. Orada, sahada, bu savaşın gerçek etkisi ortaya çıkacak.

c
Trump'ın İran ile savaş hakkındaki ilk ulusal konuşmasından bir kare, 1 Nisan 2026 (AFP)

Ancak Başkan Trump için bu savaşın iç siyasi maliyeti çok büyük görünüyor. Eğer savaşın gidişatına ilişkin yaygın olumsuz algıları değiştiremezse, önümüzdeki yıl başarmayı hedeflediği şeylerin çoğunu, İran'a karşı savaşı sürdürmek için gerekli kaynakları güvence altına almak da dahil olmak üzere, Kongre'den geçirmek için gereken oyları toplamak onun için çok daha zor olacak.

Trump'ın İran'a karşı tehditlerini yerine getirip getirmeyeceğini zaman gösterecek. Ancak yakın tarihte, Ortadoğu'daki bir Amerikan askeri tırmandırmasının, popüler olmayan bir başkanın siyasi konumunu iyileştirdiği nadiren görülmüştür.


İsrail: İran’a yönelik bombardımanın askıya alınmasını destekliyoruz, ancak bu Lübnan’ı kapsamıyor

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)
TT

İsrail: İran’a yönelik bombardımanın askıya alınmasını destekliyoruz, ancak bu Lübnan’ı kapsamıyor

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)

İsrail Başbakanlık Ofisi bugün yaptığı açıklamada, İsrail’in, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik saldırıları iki haftalığına askıya alma kararını desteklediğini, ancak bu ateşkesin Lübnan’ı kapsamadığını duyurdu.

Ofis ayrıca, İsrail’in söz konusu adımı, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı derhal açması ve bölge ülkelerine yönelik saldırıları durdurması şartıyla desteklediğini belirtti.

Bu açıklamalar, Washington’un çatışmayı yatıştırmak ve müzakerelere alan açmak amacıyla İran’a yönelik saldırıları iki hafta süreyle askıya aldığını duyurmasının ardından geldi.

İsrail, Tahran’ın artık ABD, İsrail ve İran’ın Arap komşuları için nükleer, füze veya ‘terörist’ tehdit oluşturmayacağının güvence altına alınması için Amerikan çabalarını desteklediğini vurguladı. Açıklamada, Washington’un İsrail’e, gelecek müzakerelerde ortak hedeflerin gerçekleştirilmesi konusunda taahhütte bulunduğu ifade edildi.

İran ise bugün yaptığı açıklamada, ABD ile müzakerelerin 10 Nisan Cuma günü İslamabad’da başlayacağını duyurdu.

dfv
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Eylül 2025 tarihinde Beyaz Saray’da düzenlenen basın toplantısında (AFP)

Beyaz Saray yetkilileri, daha önce yaptıkları açıklamada, İsrail’in iki haftalık ateşkes ve İran’a yönelik bombardıman kampanyasının askıya alınmasını kabul ettiğini doğruladı. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ise arabuluculuk yaptığı anlaşmaya ilişkin olarak sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, anlaşmanın İsrail’in Lübnan’daki saldırılarını da durdurmayı içerdiğini belirtti.

İsrail’in Lübnan’daki saldırıları en az bin 500 kişinin ölümüne ve 1,2 milyon kişinin yerinden edilmesine yol açtı. Lübnan, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının ikinci gününde, Tahran’a destek amacıyla Hizbullah’ın İsrail’e füze atmasıyla çatışmaya dahil oldu. Hizbullah’ın bu saldırısı, İsrail tarafından kara ve hava operasyonlarıyla yanıt buldu.