ABD’nin kontrolüne boyun eğdiği suçlamaları Netanyahu’yu öfkelendirdi

İsrail, ‘sarı hattın’ doğusunda rehinelerin cesetlerinin bulunması için Mısır’dan bir araştırma ekibinin çalışmalara katılmasını onayladı

Dün Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a bağlı Hamad ilçesinde rehinelerin cesetlerini arayan Mısırlı ekibi izleyen Filistinliler (AP)
Dün Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a bağlı Hamad ilçesinde rehinelerin cesetlerini arayan Mısırlı ekibi izleyen Filistinliler (AP)
TT

 ABD’nin kontrolüne boyun eğdiği suçlamaları Netanyahu’yu öfkelendirdi

Dün Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a bağlı Hamad ilçesinde rehinelerin cesetlerini arayan Mısırlı ekibi izleyen Filistinliler (AP)
Dün Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a bağlı Hamad ilçesinde rehinelerin cesetlerini arayan Mısırlı ekibi izleyen Filistinliler (AP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze Şeridi'ndeki İsrail politikası konusunda ‘ABD'nin kontrolü altında’ olduğu suçlamalarına karşı kendisini ve hükümetini savundu. Netanyahu dün yapılan kabine toplantısının başında, “İsrail bağımsız bir ülkedir ve kararlarını bağımsız olarak alır” dedi.

Washington ile olan ilişkilerle ilgili eleştirileri ‘saçma iddialar’ olarak nitelendiren Netanyahu, “Washington'dayken, ABD yönetimini kontrol ettiğim söyleniyordu. Şimdi ise tam tersini, yani ABD yönetiminin beni kontrol ettiği ve İsrail'in güvenlik politikasını belirlediğini iddia ediyorlar. Bu doğru değil” ifadelerini kullandı.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner geçtiğimiz hafta İsrail'i ziyaret etti. İsrail basını bu ziyaretleri, Netanyahu üzerindeki kontrolü sıkılaştırmak ve Trump'ın İsrail’in ateşkes anlaşmasını ihlal etmesini önlemek için ABD’den kurduğı ‘siyasi hava köprüsü’ olarak nitelendirdi.

xcdfgrt
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, cuma günü İsrail'in güneyindeki Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde bir konuşma yaparken (EPA)

İçeriden yükselen eleştiriler karşısında öfkeli görünen Netanyahu dün yaptığı açıklamada, “İsrail bağımsız bir devlettir ve ABD de bağımsız bir devlettir. İlişkilerimiz ortaklık ilişkileri ve bu ortaklık, şimdiye kadarki en yüksek seviyesine ulaşmış durumda. İran'a karşı yürütülen Yükselen Aslan Operasyonu'nun ikinci aşamasındaki operasyonel iş birliğinde, Gazze'den yaşayan tüm rehinelerin serbest bırakılmasında ve tabii ki tüm ölenlerin geri getirilmesi çabalarında ve diğer alanlarda da açıkça görüldü. Ortadoğu'nun çehresini değiştirmek için birlikte çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

ABD ordusu birkaç gün önce, ‘tarafların 10 Ekim'de yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasına uyduğundan emin olmak’ için Gazze Şeridi üzerinde gözetleme yapan insansız hava araçları (İHA) uçurdu. Anlaşmanın gidişatı, İsrail'in güneyindeki Kiryat Gat'ta yeni kurulan ABD Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi tarafından takip ediliyor.

“Politikamız bizim elimizde”

Güvenlik kararlarında İsrail'in egemenliğini vurgulayan Netanyahu, “Bize yönelik saldırıları tolere etmeye hazır değiliz, aksine uygun gördüğümüz şekilde bunlara yanıt vereceğiz. Bunun için kimsenin onayını istemiyoruz. Güvenliğimizi biz kontrol ediyoruz ve bunu uluslararası güçlere de açıkça belirttik. Hangi güçlerin bizim için kabul edilemez olduğunu biz belirleyeceğiz” ifadelerini kullandı. İsrail Başbakanı, “Kaderimizi kontrol etmeye devam edeceğiz” diye ekledi.

ıdfrgt
Geçtiğimiz cuma günü İsrail'in güneyindeki Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde Başkan Yardımcısı JD Vance'in konuşmasını dinleyen ABD askerleri (EPA)

İsrail kaynaklı haberlere göre ABD, Netanyahu ve hükümetinin Hamas'a karşı harekete geçmesini, saldırılar düzenlemesini ve hatta yardım akışına engel olmasını engelledi.

ABD, Hamas ile yapılan anlaşmanın uygulanmasını ve Gazze'de güvenliğini ve idari geleceğini belirleyecek yeni bir sistemin kurulmasını sağlamak istiyor. İsrailli analistler ve politikacılar, ABD’nin Gazze Şeridi'nde inisiyatif aldığını söylüyor. ABD, İsrail'in güvenlik ve siyasi meselelerine açıkça müdahil olurken İsrail'i fiilen bir ‘Amerikan himayesi’ haline getirdi. İsrailli analistler, ‘Bibi'nin (Binyamin Netanyahu) himayesi’, ‘Tek parti karar veriyor’, ‘Savaşın uluslararasılaşması’ ve ‘ABD’nin yakın markajı’ gibi sansasyonel manşetler kullandılar.

Mısırlı ekip

İsrail televizyonu Kanal 13 cumartesi günü yayınladığı bir haberde, Netanyahu hükümetinin ABD'nin baskısına boyun eğerek kaçırılanların cesetlerini bulmak için Gazze Şeridi'ne yabancı bir ekip gönderdiği bildirince Netanyahu'ya yönelik suçlamalar yoğunlaştı. Daha sonra söz konusu ekibin Mısırlı olduğu ortaya çıktı. İsrailli 28 rehinenin cesedinden 13'ü halen Gazze'de bulunuyor.

İsrailli kaynaklar, İsrail'in ABD’nin baskısı sonucu Mısırlı ekibin Gazze Şeridi'ne girmesine izin verdiğini ve bunun amacının İsrailli rehinelerin cesetlerinin bulunmasına yardımcı olmak olduğunu belirtti.

İsrail daha önce yabancı ekiplerin Gazze Şeridi’ne girişine izin vermeyi reddetmiş ve Hamas'ın sekiz rehinenin cesedine hemen ulaşabileceğini, ancak bunu istemediğini iddia etmişti. Mısırlı ekip, cesetlere ulaşmak için Uluslararası Kızıl Haç ve Hamas ile birlikte çalışıyor.

İsrail Başbakanı Netanyahu'nun ofisinden yapılan açıklamada, İsrailli rehinelerin cesetlerinin bulunmasına yardımcı olmak için Mısır’dan bir ekibin ve ağır iş makinalarının Gazze Şeridi'ne girmesine izin verildiği belirtildi.

Netanyahu'nun sözcüsü uluslararası basına yaptığı açıklamada, “Başbakan, Mısır ekibinin ve ağır iş makinalarının Filistin topraklarına girişini bizzat onayladı” dedi.

Sözcüye göre Mısırlı ekibin, rehinelerin kalıntılarını arama görevini yerine getirmek için İsrail ordusunun Gazze'deki mevzilerinin arkasına (sarı hattın doğusuna) girmesine izin verildi.

Mısır bayrağı taşıyan devasa bir nakliye tırı da boşaltma kamyonları eşliğinde buldozerler, ekskavatörler ve mekanik kazı makinelerini Gazze'ye taşırken görüldü. Tır, Gazze Şeridi’nin orta kesimlerindeki ez-Zevayda bölgesinde bulunan Mısır yardım komitesine giderken kornasını çalarak ve selektör yaparak ilerledi.



Gizli Servis'ten Barron Trump'ı tehdit eden İran videosuna soruşturma

Gizli Servis'ten Barron Trump'ı tehdit eden İran videosuna soruşturma
TT

Gizli Servis'ten Barron Trump'ı tehdit eden İran videosuna soruşturma

Gizli Servis'ten Barron Trump'ı tehdit eden İran videosuna soruşturma

ABD Gizli Servisi, İran devlet televizyonunun ABD Başkanı Donald Trump'ın en küçük oğlu Barron Trump'ı hedef alan bir video yayınladığından haberdar olduğunu doğruladı.

ABD Gizli Servisi Sözcüsü Nate Herring yaptığı açıklamada, “ABD Gizli Servisi, videonun farkında ve korumakla yükümlü olduğu kişilere yönelik tehdit olarak değerlendirilebilecek her konuyu soruşturuyor” dedi.

Herring, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Operasyonel güvenlik nedeniyle, korumaya dair istihbarat bilgileriyle ilgili meseleleri tartışmıyoruz."

ABD'nin İran Dini Lideri Ali Hamaney'e düzenlediği suikasttan bu yana İran basını, birçok kez Başkan Trump’a ve aile üyelerine yönelik tehditler içeren içerikler yayımladı.

Hamaney suikastı, Trump'ın İsrail ile birlikte İran'a karşı başlattığı savaşın başlarında gerçekleşmişti.

Barron Trump'a yönelik tehdidin ortaya çıkması, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, İran'ın oğullarından birini öldürmeye çalıştığını açıklamasından bir gün sonra geldi. Netanyahu, hedefteki oğlunun kim olduğunu, planın zamanlamasını veya suikast girişimine ne kadar yaklaşıldığını belirtmemişti.

Netanyahu, pazartesi günü İsrail televizyonu Kanal 14’de verdiği röportajda, “İran, oğullarımdan birini hedef aldı. İran oğullarımdan birini öldürmeye çalıştı" ifadelerini kullandı. Netanyahu, aile üyelerine yönelik güvenlik korumasının ‘bir lüks olmadığını’ da sözlerine ekledi. İran'ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilciliği ise Reuters'ın bu suçlamaya yönelik yorum talebine yanıt vermedi.

Netanyahu'nun hangi oğlunu kastettiği netlik kazanmazken, en büyük oğlu Yair'in Miami'de yaşadığı biliniyor.

CNN kanalı da daha önce Gizli Servis'in Barron Trump'a yönelik tehditten haberdar olduğunu bildirmişti.


Katz Suriye'deki İsrail birliklerini ziyaret ederken “tehditler sürdükçe” bölgede kalma sözü verdi

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (DPA)
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (DPA)
TT

Katz Suriye'deki İsrail birliklerini ziyaret ederken “tehditler sürdükçe” bölgede kalma sözü verdi

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (DPA)
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (DPA)

Fransız haber ajansı AFP, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın dün Suriye'nin güneyinde konuşlu İsrail birliklerini ziyaret ettiğini aktardı. AFP’ye göre Katz, ‘ülkesinin güvenliğine yönelik tehditler sürdükçe’ bu birlikleri bölgede tutma sözünü yineledi.

Bu ziyaret, İsrail'in, tesise Türk birliklerinin konuşlanmasını engellemek istediği iddiasıyla Suriye'nin kuzeybatısındaki devre dışı kalmış Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’nü bombalamasından bir hafta sonra gerçekleşti. Ankara, üsse herhangi bir heyet gönderilmediğini açıklamıştı.

Beşşar Esed yönetiminin 2024 yılı sonlarında düşmesinden bu yana İsrail güçleri Suriye'nin güneyinde bir ‘güvenlik bölgesinde’ konuşlanmış durumda.

İsrail güçleri, Birleşmiş Milletler (BM) devriyelerinin görev yaptığı ve 1974'ten bu yana İsrail işgali altındaki Suriye'nin Golan Tepeleri'nde İsrail ile Suriye güçlerini birbirinden ayıran tampon bölgeye konuşlu.

Katz'ın ofisinden yayımlanan görüntülü bir açıklamaya göre İsrail Savunma Bakanı, "Burada tehditleri boşa çıkarmak, eski rejimin kalıntılarını ortadan kaldırmak ve yeni rejimin tehlikeli bir şekilde kök salmasını önlemek için her gün faaliyet yürütülüyor" dedi.

Katz şunları da ekledi:

“Suriye başkanına verilen mesaj da açıktır: Sabah Şam'daki sarayınızda uyanıp Hermon Dağı'na (Cebel eş-Şeyh) baktığınızda ve İsrail ordusunu gördüğünüzde, bizim burada kasabalarımızı ve sınırlarımızı korumak için bulunduğumuzu anlarsınız.”

İsrail Savunma Bakanı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tehditler var oldukça İsrail ordusu güvenliğimizi sağlamak için burada kalmaya devam edecektir. Şu ana kadar yaptığımız buydu ve gelecekte de yapmaya devam etmeyi planladığımız şey bu.”

İsrail, Esed rejiminin devrilmesinden bu yana Suriye'de yüzlerce saldırı düzenledi ve defalarca Suriye topraklarının içlerine doğru ilerledi.

İsrailli yetkililer ayrıca, İsrail'in daha geniş bir silahsızlandırılmış bölge kurmayı amaçladığı ‘güvenlik bölgesinde’ asker bulundurma taahhüdünü birçok kez dile getirdi.

İsrail Genelkurmay Başkanı General Eyal Zamir de geçen hafta bölgedeki birlikleri ziyaret etmiş ve ordunun sınırlarda tehditlerin ‘kök salmasına’ izin vermeyeceğini vurgulamıştı.

Dünkü ziyareti sırasında Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü'nü hedef alan saldırıya da değinen Katz, İsrail'in ‘Türkiye'nin Suriye'de varlık gösterme çabasına karşı, İsrail'in güvenlik çıkarlarını tehdit ettiği gerekçesiyle harekete geçtiğini’ söyledi.

Suriye ise, ülkenin güneyinde konuşlu birliklerine nadir bir ziyaret gerçekleştiren Katz'ın topraklarına yönelik ‘yasa dışı girişini’ bugün kınadı.

Öte yandan Suriye Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Katz'ın ‘Suriye topraklarına yasa dışı girişi’ ve ‘Suriye Arap Cumhuriyeti'nin uluslararası sınırlarını aşarak ülkenin egemenliğini ile toprak bütünlüğünü açıkça ihlal etmesi’ kınandı. Açıklamada uluslararası topluma, ‘işgal makamlarını mükerrer ihlallerini durdurmaya zorlayacak gerekli önlemleri alma’ çağrısında bulunuldu.


Görevden alınan Ukrayna Savunma Bakanı Fedorov: Ukrayna'nın savaşta yenilgiden kaçınmak için değişikliklere ihtiyacı var

Görevden alınan Ukrayna Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov (Reuters)
Görevden alınan Ukrayna Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov (Reuters)
TT

Görevden alınan Ukrayna Savunma Bakanı Fedorov: Ukrayna'nın savaşta yenilgiden kaçınmak için değişikliklere ihtiyacı var

Görevden alınan Ukrayna Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov (Reuters)
Görevden alınan Ukrayna Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov (Reuters)

Görevden alınan Ukrayna Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov, Reuters'a yaptığı açıklamada ülkesinin Rusya'ya karşı yürüttüğü savaşı yavaş yavaş kaybetmekte olduğunu belirtti. Federov, güç dengesini kendi lehlerine çevirmek için gerekli kritik kararları alabilmek adına Kiev'in önünde sadece birkaç ay kaldığı uyarısında bulundu.

Geçtiğimiz ay görevden alınması haftalarca süren protestolara yol açan genç reformcu Fedorov, Ukrayna'nın dört yıldır süren bu savaşı nasıl kazanacağına dair kapsamlı bir vizyondan yoksun olduğunu ve inovasyon konusundaki başarısızlığının da bir engel teşkil ettiğini ifade etti.

Fedorov verdiği röportajda, kök salmış yolsuzluk ve kayırmacılık ağlarının yanı sıra devlet kurumlarının siyasi bağımsızlığının olmamasının da Ukrayna'nın ilerlemesini engellediğini sözlerine ekledi.

Kiev'in resmi söyleminin dışına çıkan belirgin bir açıklamada bulunan Fedorov, “Şu an gelecekteki rotamızı belirleyecek bir kırılma noktasında olduğumuzu düşünüyorum, ancak görünüşe göre kademeli ve yavaş bir şekilde kaybediyoruz” dedi.

Ukrayna'nın savaşı kazanmak için halen ‘tüm fırsatlara’ sahip olduğunu, ancak acilen savaşı sona erdirecek bir plana ihtiyaç duyduğunu da sözlerine ekledi.

Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Ofisi ise Fedorov'un bu yorumlarına, kendisinin bakanlıktayken savaşın gidişatı konusunda iyimser olduğu ve değişen tek şeyin kendi kişisel statüsü olduğu şeklinde yanıt verdi.

Önleyici füze eksikliği Ukrayna'yı zora sokuyor

Rusya, Ukrayna'daki fabrikaları ve depoları her ay onlarca balistik füzeyle hedef alırken, önleyici füze stokları giderek azalan Ukrayna, çoğu zaman bu saldırıları savuşturamıyor. Rusya'nın geçtiğimiz yıla kıyasla elde ettiği kazanımlar daha az olsa da Donbas bölgesindeki yavaş ilerleyişi sürüyor. Öte yandan Ukrayna, cephe hattına dağılmış piyade siperlerinde ise çoğunlukla motivasyondan yoksun olarak silah altına alınan askerler görev yapıyor.

Ukrayna ise buna karşılık olarak, Rusya topraklarının derinliklerine yönelik insansız hava aracı (İHA) ve füze saldırılarını yoğunlaştırarak bazı kilit öneme sahip askeri fabrikaları hedef aldı. Bu durum, petrol rafinerilerinde ağır hasara yol açarken ülke çapında yakıt sıkıntısına neden oldu.

Temmuz ayı sonlarında yapılan bir ankete göre Ukraynalıların yüzde 82'si Ukrayna'nın galip geleceğine inanıyor; ancak katılımcıların büyük bir kısmı savaşın 2027 yılına veya daha sonrasına kadar sürmesini bekliyor.

Göreve gelmesinden altı ay sonra görevden alınan 35 yaşındaki Fedorov, tedarik ve seferberlik alanlarında başlattığı reformların ardından askeri bürokrasi ve siyasi rakipleriyle karşı karşıya gelmişti.

Yönetimdeki ‘sistematik’ bir krizi eleştirerek savaş zamanında seçim yapılması çağrısında bulunan ilk önde gelen siyasi figür olarak geçen hafta Ukrayna siyaset sahnesini sarsmıştı.

Pazartesi günü kendisiyle yapılan röportajda Fedorov, savaşın gidişatını değiştirmek için yapay zeka destekli otonom insansız hava araçlarının, Rus hava saldırılarını durduracak ucuz önleyici füzelerin ve Ukrayna'nın kendi balistik füze programının geliştirilmesinin önemini vurguladı.

Ukraynalı üreticilerin halihazırda bu teknolojiler üzerinde çalıştığını belirten Fedorov, ancak Kiev'in bu sistemler sahaya sürüldüğünde etkilerini en üst düzeye çıkarmak için entegre (kapsamlı) bir stratejiye ihtiyacı olduğunu ifade etti.

İnsan varlığını asgari düzeye indirmek amacıyla karada ve havada insansız araçların görev yaptığı, düşmanı tespit etmek için elektronik sensörlerle donatılmış bir cephe hattı vizyonu ortaya koyan Fedorov şunları söyledi:

"Rusları tamamen durdurabilecek teknolojiler halihazırda mevcut, ancak vizyon eksikliğimiz... bunları uygulamadığımız anlamına geliyor."

Fedorov ayrıca, potansiyelin heba edilmesini ve ‘yüzde beş verimlilikle’ çalıştığını savunduğu Ukrayna devletinin yetersizliğini eleştirdi.

Bütçe açığında suçlama oyunu

Fedorov, Ukrayna'nın güneyinin işgal altındaki kesiminde Rus yakıt tedarikini ve askeri lojistiğini hedef alarak cephe hattındaki Moskova güçlerine zorluk çıkaran bu yılki İHA saldırı kampanyasının arkasındaki itici güç olduğunu söylüyor.

Rusya'nın Ukrayna'nın taktiklerine karşılık vermenin bir yolunu bulmasından önce, Rusya’nın işgali altındaki Kırım Yarımadası'nı izole etmeyi amaçlayan bu operasyonu ilerletmek için hala birkaç aylık bir fırsat penceresi bulunduğunu açıkladı.

Söz konusu saldırı kampanyası, Ukrayna'nın şansına dair söylemleri değiştirmede önemli bir faktör olmuştu.

Fedorov daha önce, kampanyanın başarısında 2026'nın ikinci yarısı için ayrılan ödenekleri öne çekme kararının etkili olduğunu belirtmişti.

Fedorov'un eski siyasi destekçisi ve yeni rakibi Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ise hafta sonu yaptığı açıklamada, harcamaların öne çekilmesinin bakanlık bütçesinde 27 milyar dolarlık bir açığa yol açtığını ve dış yardımlara bağımlı olan Ukrayna'nın bu soruna bir çözümünün olmadığını söyledi.

Zelenskiy'nin bu rakamı nereden çıkardığını bilmediğini ifade eden Fedorov, bakanlığın yeni tedarik ihalelerinden elde edilecek bütçe fazlasına ve uluslararası desteğe dayanan bir harcama planı hazırladığını sözlerine ekledi.

Fedorov, Savunma Bakanlığı'na ilk geldiğinde, Ukraynalı savunma sanayii şirketlerinin kendi çıkarlarını gözetmek amacıyla yaptıkları talepler doğrultusunda atanmış daire başkanlarıyla karşılaştığını iddia etti.

Açıklamalarını sürdüren Fedorov, “Bizim planlamamıza göre yıl sonu itibarıyla bütçe açığı yaklaşık beş milyar dolar civarındaydı ve bu parayı nereden bulacağımızı da biliyorduk. Belki de planlar değişti ve böylesine büyük bir bütçe gerektiren yeni projeler ortaya çıktı” ifadelerini kullandı.

Seçim çağrısı

Fedorov'un seçim çağrısı bazı Ukraynalılar tarafından endişeyle karşılanırken, kamuoyu yoklamaları savaş zamanında seçim yapılmasına yönelik hevesin düşük olduğunu istikrarlı bir şekilde ortaya koyuyor.

Zelenskiy, Rusya ile savaşıldığı bir dönemde Ukrayna'yı yıkıma sürükleyebileceği gerekçesiyle Fedorov'un seçim çağrısını sert bir dille eleştirdi.

Ukrayna, Rusya’nın işgalinin başladığı 2022 yılının şubat ayından bu yana güvenlik gerekçesiyle seçimlerin yapılmasını yasaklayan sıkıyönetim altında yönetiliyor.

Devlet Başkanı Zelenskiy, Fedorov'un seçim çağrısı yapmak için dış güçlerin baskısına maruz kalmış olabileceğini belirtirken, Fedorov bu iddiayı kesin bir dille yalanladı.

Savaş zamanında seçim yapmanın devasa lojistik zorlukları barındırmasına rağmen Fedorov, Ukrayna'nın yenilikçi çözümler bulacağını ifade etti. Bununla birlikte, devlet başkanlığına aday olup olmayacağını söylemek için henüz çok erken olduğuna dikkati çekti.

Bu arada Fedorov'un zamanını, Ukrayna'da yeniden seçim yapılmasına yönelik çabaları ile yaklaşan ABD ziyareti sırasında sermaye toplamayı planladığı bir yatırım fonunun da aralarında bulunduğu yenilikçi askeri teknolojilere odaklanan projeler arasında paylaştırmayı planladığı belirtiliyor.