Karayipler'deki Sam Amca... ‘Gambot diplomasisine’ dönüş

ABD Savaş Bakanlığı tarafından yayınlanan, Atlantik Okyanusu'nda belirsiz bir konumda bulunan uçak gemisi USS Gerald R. Ford ve saldırı gücünü gösteren bir fotoğraf (Arşiv – Reuters)
ABD Savaş Bakanlığı tarafından yayınlanan, Atlantik Okyanusu'nda belirsiz bir konumda bulunan uçak gemisi USS Gerald R. Ford ve saldırı gücünü gösteren bir fotoğraf (Arşiv – Reuters)
TT

Karayipler'deki Sam Amca... ‘Gambot diplomasisine’ dönüş

ABD Savaş Bakanlığı tarafından yayınlanan, Atlantik Okyanusu'nda belirsiz bir konumda bulunan uçak gemisi USS Gerald R. Ford ve saldırı gücünü gösteren bir fotoğraf (Arşiv – Reuters)
ABD Savaş Bakanlığı tarafından yayınlanan, Atlantik Okyanusu'nda belirsiz bir konumda bulunan uçak gemisi USS Gerald R. Ford ve saldırı gücünü gösteren bir fotoğraf (Arşiv – Reuters)

Fransız akademisyen ve tarihçi Alexis de Tocqueville, Amerika'da Demokrasi (Democracy in America) adlı kitabında, hem Rusya hem de ABD’nin kaderinin süper güç olarak zirveye çıkmak olduğunu öngörmüştü. Gerçekten de öyle oldu. Ancak zirveye çıkmanın göstergeleri ve gereklilikleri, öncelikle iç işlerin siyasi olarak sağlamlaştırılmasını, devletin güç unsurlarının (özellikle askeri kapasitenin) bir araya getirilmesini, coğrafi ve demografik derinliğin sağlanmasını ve ayrıca imparatorluk projesinin yükünü taşıyabilecek bir iç üretim altyapısının varlığını içerir. Bunun ardından doğrudan çevreye, yani etki alanına yönelik ilgilenme gelir. İşte büyük güçlerin yükseliş yolu budur.

ABD’nin süper güç olarak yükselişinin izleri, doğrudan çevresinde bir etki alanı düşünmeye başladığı dönemlerde ortaya çıktı. Bu bağlamda, 1823 yılında Başkan James Monroe’nun Karayipler ile ilgili doktrini bu yaklaşımın bir örneğidir. Günümüzde Çin de benzer şekilde kendi doğrudan çevresine odaklanmaktadır; önce iç düzenini sağlamış, gelişmiş bir askeri sanayi altyapısına sahip olmuş, siyasi istikrarı yakalamış ve ekonomik olarak da ABD’den sonra dünyanın ikinci büyük ekonomisi konumuna gelmiştir.

edw
Porto Riko'daki bir üssün pistinde bulunan ABD askeri uçakları (Arşiv – Reuters)

Monroe Doktrini’nden iki yüzyıldan fazla zaman geçtikten sonra ABD yeniden Karayipler’e, yani süper güç olarak ilk yükselişinin başladığı noktaya dönüyor. Ancak bu kez hedefi Avrupa değil; doğrudan rakibi olan Çin’den kendi yakın çevresindeki etki alanını geri almak ve Latin Amerika’nın jeopolitik şeklini, Amerika’nın eski-yeni hedefleriyle uyumlu biçimde yeniden çizmek. Bunun yanı sıra Latin Amerika’nın sahip olduğu doğal zenginlikler, ABD’nin bölgeyi en üst düzeyde bir ulusal güvenlik meselesi olarak görmesine neden olmakta.

ABD, 1962 Küba Krizi’nden bu yana Karayipler’de bu ölçekte bir askeri güç toplamamıştı; bugün orada ABD’nin sahip olduğu deniz unsurlarının yüzde 10’undan fazlası bulunuyor. Bu durum, Küba Krizi’nin aslında ABD’nin başarısız olan Domuzlar Körfezi Çıkarması sonrasında ortaya çıktığı gerçeğine rağmen böyledir; söz konusu operasyonun amacı Küba’daki rejimi değiştirmek ve Fidel Castro’yu devirmekti.

Büyük çaplı seferberlik

Venezuela çevresindeki Amerikan güçleri ile belirtilen hedefler arasında orantılılık (Proportionality) yok. Venezuela'dan ABD'ye uyuşturucu kaçakçılığını durdurmak için 10 binden fazla deniz piyadesi ve özel kuvvetlerin konuşlandırılması gerekli mi?

Nükleer savaş başlığı taşıyabilen B-52 ve B-1 stratejik bombardıman uçaklarının uçurulması mı gerekiyor?

sa
Trump ve ‘gambot diplomasisine’ dönüş (AFP)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford'u Avrupa'dan Karayipler'e göndermek gerekli mi? Buna ek olarak, uçak gemisine eşlik eden ve yaklaşık 180 Tomahawk füzesi fırlatma kapasitesine sahip üç muhrip de bulunuyor. Bu muazzam ateş gücü nasıl, ne zaman ve neye karşı kullanılacak?

Nükleer denizaltı konuşlandırmak ve CIA'yı Venezuela'da gizli operasyonlar yürütmekle görevlendirmek gerekli mi? CIA'nın çalışmaları kesinlikle gizli olmalı ve sosyal medyada duyurulmasına gerek yok.

Uyuşturucu kaçakçılığı yapan tekneleri havaya uçurmak, daha büyük bir stratejiye hizmet eden bir taktik mi? Bu güçler, hedeflerine ulaşamadan bir süre sonra geri çekilebilir mi? Başarı ve görevin yerine getirilmesi nasıl ölçülecek?

ABD'nin stratejisi, askeri kurumu Venezuela Devlet Başkanı’na karşı kışkırtmak için askeri baskı uygulamak mı? Venezuela içinde askerî harekât olacak mı?

Venezuela'nın dünyadaki en büyük bilinen petrol rezervine (303 milyar varil) sahip olduğu göz önüne alındığında, ABD’nin stratejisi, Venezuela Devlet Başkanı’nı Trump ile müzakere masasına oturup enerji anlaşması imzalamaya zorlamayı mı amaçlıyor?

xcdf
ABD’nin stratejisi, Venezuela Devlet Başkanı’nı müzakere masasına oturtmayı mı amaçlıyor? (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump, özellikle ABD Güney Saha Komutanlığı (SOUTHCOM) bölgesinde yer aldığı için Latin Amerika'yı Rusya ve Çin'den geri almaya mı çalışıyor? Trump, ABD'nin iç güvenliği ve yakın komşularına odaklanacağı söylenen ulusal savunma stratejisini önceden mi engelliyor?

Bu bağlamda, bazı açık kaynaklar, Venezuela'nın doğusundan batısına ve kuzeyine kadar ABD'nin askeri konuşlandırmasının şu şekilde olduğunu belirtiyor: Doğuda, Kolombiya ve Panama'da ABD güçleri bulunuyor. Kuzeyde, Küba'da Guantanamo lojistik üssü var. Kuzeybatıda, Porto Riko'da biri lojistik, diğeri F-35 uçaklarını barındıran iki üs bulunmakta. Batıda, Grenada'da özel kuvvetler ve Trinidad ve Tobago'da önemli bir radar istasyonu bulunuyor.

scdf
Porto Riko'daki bir üsten kalkışa hazırlanan Amerikan insansız hava aracı (Arşiv – Reuters)

Sonuç olarak, ABD'nin davranışlarına bakıldığında, ABD'nin orijinal jeopolitik konumuna, yani yakın çevresindeki etki alanına geri döndüğü söylenebilir. Aynı zamanda, özellikle Latin Amerika ülkeleri karşısında, ‘gambot diplomasisi’ (Gunboat diplomacy) olarak bilinen politikaya da geri dönmüştür. Ancak, gambot diplomasisi genellikle deniz gücünü kullanmadan göstermek ve ilgili ülkeden taviz koparmak amacıyla uygulanır.

Şu ana kadar, bu diplomasinin ilk aşamasındayız (güç gösterisi). Hedef kesinlikle işgal değil, özellikle de mevcut Amerikan kara kuvvetleri yetersiz olduğu için. Ayrıca, ABD’nin Karayipler’e fazlaca gömülmesi, özellikle Çin’in çevresindeki diğer küresel sahnelerden mutlaka kaynak kaydırılması anlamına gelecek.

*Bu makale Şarku’l Avsat için bir askeri analist tarafından kaleme alındı.



Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC


Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe