Esed sonrası dönemde ilk üst düzey ziyaret: Uygur savaşçılar gölgesinde Çin–Suriye yakınlaşması

Suriye Dışişleri Bakanı Esad el-Şeybani ile Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi Pekin'de görüştü (Sana)
Suriye Dışişleri Bakanı Esad el-Şeybani ile Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi Pekin'de görüştü (Sana)
TT

Esed sonrası dönemde ilk üst düzey ziyaret: Uygur savaşçılar gölgesinde Çin–Suriye yakınlaşması

Suriye Dışişleri Bakanı Esad el-Şeybani ile Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi Pekin'de görüştü (Sana)
Suriye Dışişleri Bakanı Esad el-Şeybani ile Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi Pekin'de görüştü (Sana)

Yang  Xiaotong

Suriye Dışişleri Bakanı Esad el-Şeybani'nin Pekin'e yaptığı son ziyaret, eski devlet başkanı Beşşar Esed'in devrilmesinden bu yana üst düzey bir Suriyeli yetkilinin gerçekleştirdiği ilk ziyaretti. Birçok gözlemci, uzun zamandır beklenen bu ziyareti Suriye-Çin ilişkilerinde bir dönüm noktası olarak görüyor. Zira bir zamanlar Esed'in en sadık müttefiki olan Çin, Güvenlik Konseyi'ndeki diplomatik nüfuzunu, Esed yönetimini tehdit eden kararları engellemek için defalarca kullandı. Bu kararlar arasında, o dönemde ülkenin şu anki Cumhurbaşkanı olan Ahmed eş-Şara liderliğindeki Heyet Tahrir eş-Şam'ın kalesi olan İdlib'de ateşkes çağrısı yapan bir karar da vardı.

Ziyaret, özellikle iki ülke arasında Suriye'nin yeniden inşası meselesinin görüşülmesi ve terörizmle mücadelede iş birliği taahhüdü konusunda bir mutabakata varılması gibi olumlu sonuçlar doğurdu. Bu da Suriye-Çin ilişkilerinin açıklanmış kapsamlı bir stratejik ortaklık düzeyine yükselebilmesinin önünü açıyor.

 Ancak zorluklar varlığını sürdürüyor. En önemlileri arasında Çin'in Suriye ordusundaki Uygur savaşçıların varlığına ilişkin endişeleri ve kalıcı siyasi istikrar ihtiyacı yer alıyor. Bu endişeler ikili ilişkilere gölge düşürmeye devam ediyor ve Pekin'i Şam ile ilişkilerinde iyimser ama temkinli bir yaklaşım benimsemeye yöneltiyor.

Uygur savaşçılarla ilgili güvenlik endişeleri

Yabancı savaşçılar, Esed'in devrilmesinde önemli bir rol oynadı ve bunların arasında Çin'den ayrılıp Suriye'ye savaşmaya gelen yaklaşık 5 bin Uygur savaşçı da bulunuyor. Bunların çoğu, Çin'in batısındaki Sincan bölgesinden gelen Uygur ayrılıkçı örgütü Türkistan İslam Partisi'ne katıldı. Esed'in devrilmesinden itibaren, bu savaşçılar Suriye ordusuna bağlı 84. Tümene entegre edildiler. Suriye'deki liderlerinden biri tuğgeneralliğe, diğer ikisi ise albaylığa terfi ettirildi.

Çin'e geri dönmeleri pek olası görünmese de, ideolojilerini internette yayma kabiliyetlerinin yanı sıra, Irak, Pakistan veya başka yerlerdeki Çin çıkarları için gerçek bir tehdit oluşturuyorlar. Bu nedenle Pekin, Şam'a terörizm ile mücadele ve Türkistan İslam Partisi'ni ortadan kaldırma yükümlülüklerini yerine getirmesi için defalarca çağrı yaptı. Teröristleri barındırmanın bir kaplan yetiştirmek gibi olduğu ve kaçınılmaz olarak felaketle sonuçlanacağı uyarısında bulundu.

Buna karşılık Şam, Pekin'e terörizmin üreme alanı olmayacağına dair defalarca güvence verdi. Bu güvence, Şeybani'nin ziyareti sırasında yayınlanan ortak açıklamada, Şam'ın Çin'in güvenlik endişelerini ciddiye aldığını ve topraklarının Çin'in güvenliğine, egemenliğine veya çıkarlarına zarar vermek için kullanılmasına izin vermeyeceğini vurgulamasıyla yenilendi.

Çin, yakın zamanda BM Güvenlik Konseyi'nde Şara'nın adının uluslararası yaptırımlar listesinden çıkarılmasını öngören bir karar tasarısının oylaması sırasında çekimser oy kullandı. Çekimser oy kullanma ve veto hakkını kullanmama adımı, Çin'in BM Daimi Temsilcisi Fu Cong'un, kararın Çin'in terörizm konusundaki endişelerini yeterince gidermediğini belirttiği bir açıklamasının ardından atılmış olsa da, cesaret verici görünüyordu. Zira Pekin'in artık Şam'ın güvenlik endişelerini giderme konusunda ciddi olduğuna inandığını gösteriyordu.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan akatrdığı analize göre Pekin açısından, Suriye ile ilişkilerin geliştirilmesinin önündeki en büyük engel, Suriye rejiminin yabancı savaşçılar, özellikle de Uygurlar üzerindeki sınırlı kontrolü. Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, iktidara geldiğinden beri, katı dini söylemlerden uzaklaştı ve bu da radikal akımları kızdırdı. Cihat amacıyla Suriye'ye gelen yabancı savaşçılar, ona karşı en yüksek sesle muhalefet edenler oldu. Bazıları onu, kendilerini hedef almak için diğer ülkelerle iş birliği yapmakla suçlarken, bazıları da açıkça ona karşı gelerek emirlerine uymayı reddetti.

Şara, Uygurlara sempati duyduğunu ifade etse de, açıkça “Çin ile olan çatışmaları bizim çatışmamız değil” dedi ve Suriye topraklarının Pekin'e yönelik saldırılar için bir platform olarak kullanılmasına izin vermeyeceğini vurguladı. Ancak, sözleri eyleme dönüşmedi. Esed'in devrildiği gün, Türkistan İslam Parti’si, odak noktasını Çin'e kaydıracağına dair bir video yayınladı. Daha sonra yayınlanan videosunda ise, savaşçıların, Kelime-i Şehadet yazılı siyah bayrak yerine, hilal ve yıldızla süslenmiş açık mavi bayrağı taşıması, örgütün asıl amacı olan Çin'den bağımsızlık arayışına geri döndüğünü işaret ediyordu.

Son olarak da Şam ile Fransızca konuşan savaşçılardan oluşan bir grup olan Liva el-Guraba (Yabancılar Tugayı) arasında çatışmalar çıktı. Tugayın lideri Ömer Omsen, Suriyeli yetkilileri Fransa ile iş birliği yapmakla suçladı. Ancak Şam, yabancı savaşçıları değil, DEAŞ ile iş birliği yapmak ve bir Fransız kızı kaçırmakla suçladığı Omsen'i hedef aldığını ısrarla savundu.

Şam, çoğu kendi ülkelerinde aranan ve siyasi veya ekonomik tavizler karşılığında teslim edilmekten korkan diğer yabancı savaşçıları endişelendirmemek için olayı önemsizleştirmeye çalıştı. Suriye ve Irak'ta 2.500'den fazla DEAŞ militanı hâlâ aktifken ve saldırıları bir önceki yıla göre iki katına çıkmışken, Şam bu deneyimli savaşçıları düşmanlaştırma riskini göze alamaz. Zira onlara aşırı baskı uygulamak, onları ayrılmaya ve DEAŞ veya diğer aşırılıkçı örgütlere katılmaya itebilir.

Ancak Pekin'in özellikle amaçladığı husus olan Uygur savaşçıların iadesi şimdilik pek olası görünmüyor, özellikle de Şam'ın 400'den fazla Uygur savaşçısını Çin'e teslim edeceği yönündeki söylentileri hemen yalanlaması göz önüne alındığında. Yine de, Şeybani'nin ziyareti sırasında Pekin ve Şam arasında terörizm ile mücadelede iş birliği konusunda varılan anlaşma, olası bir çözüme kapı açıyor.

dfgh
Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi'nin Pekin'de yaptığı görüşme (SANA)

Çin açısından kabul edebilir koşullar arasında, Şam'ın Uygur savaşçılar üzerinde daha fazla kontrol sağlaması, örneğin uluslararası seyahatlerini kısıtlamak için Uygur kökenli Suriye vatandaşlarına pasaport verilmesinin engellenmesi veya 84. Tümen'in Çin yatırımlarının yoğunlaştığı Şam'dan uzak bölgelerde yeniden konuşlandırılması yer alıyor.

Yüksek risk, düşük getiri

Esed döneminde bile Çin, Suriye'ye yatırım yapma vaatlerini yerine getirmedi ve Suriye'ye yatırım yapmayı yüksek riskli, düşük getirili bir macera olarak gördü. Çin'in 2017'de Suriye'de bir sanayi sitesi kurmak için 2 milyar dolar yatırım sözü verdiğini, ancak projenin hiçbir zaman hayata geçirilmediğini hatırlayalım. İlerleyen yıllarda da Çin'in doğrudan yabancı yatırımları sınırlı kaldı ve 20 milyon doları aşmadı, hatta 2018'de 1 milyon doların altına düştü.

Bu durum, Suriye'nin 2022'de Kuşak ve Yol Girişimi'ne katılmasından ve ikili ilişkilerin 2023'te stratejik ortaklığa yükseltilmesinden sonra bile devam etti. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi'nin 2024'te ülkesinin elinden gelenin en iyisini yaparak ekonomik yardım sağlamaya devam edeceğine dair sözlerine rağmen durum değişmedi.

Buna rağmen Pekin'in hesaplarında bir değişiklik olduğuna dair herhangi bir işaret yok. Çin bugüne kadar sadece “Suriye'nin yeniden inşasına katılmayı düşüneceğini” taahhüt etti. Şam'ın diplomatik konumu, ABD ve Avrupa yaptırımlarının kaldırılmasıyla Şara liderliğinde önemli ölçüde iyileşmiş olsa da, güvenlik durumu kırılganlığını koruyor.

Suriye nüfusunun yaklaşık yüzde 20'si Şam'ın kontrolü dışında. Güneyde İsrail, Golan Tepeleri'nde daha fazla alanı ele geçirdi ve kendisine bağımlı bir Dürzi oluşumunu destekliyor. Güneydoğuda, ABD Suriye'nin bazı bölgelerini işgal etmeye devam ediyor. Bu arada, kuzeydoğuda, ABD destekli ve çoğunluğu Kürtlerden oluşan Suriye Demokratik Güçleri (SDG), petrol üretim bölgelerinin çoğunu kontrol ediyor ve Suriye ordusuna entegre olmayı reddediyor. DEAŞ ise Suriye çölünde dağınık bir şekilde pusuda bekliyor ve yeniden canlanmak için fırsat kolluyor.

Bununla birlikte, Washington'un Suriye, İsrail ve SDG arasındaki görüşmelere arabuluculuk etmesi ve DEAŞ'a karşı mücadelede Şam ile iş birliği yapması, Çin'e güvenlik durumunun iyileşeceği konusunda az da olsa iyimser olma olanağı tanıyor. Bu nedenle Pekin, henüz bir yatırım veya ticaret anlaşmasına varılmamış olmasına rağmen yeniden inşa görüşmelerine devam etmeyi kabul etti. Çin'in amacı açık: Suriye barış ve istikrara kavuştuğunda, Pekin kendisini sahne dışında bulmak istemiyor.



Meyveyi nasıl tükettiğiniz kalp hastalığı riskini etkiliyor

Tahran’ın güneyindeki bir marketteki bir adam meyveleri düzenliyor (AFP)
Tahran’ın güneyindeki bir marketteki bir adam meyveleri düzenliyor (AFP)
TT

Meyveyi nasıl tükettiğiniz kalp hastalığı riskini etkiliyor

Tahran’ın güneyindeki bir marketteki bir adam meyveleri düzenliyor (AFP)
Tahran’ın güneyindeki bir marketteki bir adam meyveleri düzenliyor (AFP)

371 binden fazla Amerikalıyı kapsayan geniş çaplı yeni bir araştırma, meyveleri doğrudan tüketmenin, onlardan elde edilen konsantre meyve suları içmeye kıyasla kalp sağlığına daha çok fayda sağlayabileceğini tespit etti.

Önceki araştırmalar, meyve yemenin meyve suyu içmekten genel olarak daha sağlıklı olabileceğine işaret etse de bunların kalp sağlığı üzerindeki etkisinin tam olarak ne kadar değiştiği belirsizliğini koruyordu.

Araştırmacılar bunu anlamak için ABD'deki katılımcıların yüzde 100 meyve suyu içme sıklığını, meyveleri doğrudan tüketme sıklığıyla kıyaslayarak sonuçları bireylerin kalp hastalığı riskiyle karşılaştırdı.

Bilim insanları veriler için ABD'de kullanılan ve halen devam eden, telefon tabanlı anket sistemi Davranışsal Risk Faktörü Gözetim Sistemi'nden (BRFSS) yararlandı.

Araştırmacılar, 2019'da ankete katılan 371 bin 38 kişinin verilerini değerlendirdi. Katılımcıların yüzde 50'sinden biraz fazlası kadındı.

Araştırmacılar katılımcıların kalp sorunlarını, yüksek tansiyon (hipertansiyon) ve yüksek kolesterol gibi risk faktörleri taşıyanlarla kalp krizi, felç veya anjina geçmişi gibi gerçekten kardiyovasküler hastalıklardan (KVH) muzdarip kişiler olmak üzere iki ana kategoriye ayırdı. 

Katılımcılar, günde ortalama 1,06 kez doğrudan meyve yediğini, meyve suyunu ise günde 0,3 kez tükettiğini bildirdi.

Bilim insanları, yüksek tansiyonu olan ve kalp krizi, felç veya anjina geçmişi bulunan katılımcıların, bu rahatsızlıkları yaşamayan kişilere kıyasla daha sık meyve suyu içtiğini bildirdiğini saptadı.

Araştırmacıların bulduğu tek istisna, yüksek kolesterolü olan kişilerdi; bu grup, normal kolesterol seviyesine sahip katılımcılardan daha nadir meyve suyu içiyordu.

Araştırmacılar özellikle kalp sağlığı sorunları ve risk faktörleri olan kişilerin, bu sorunları yaşamayanlara kıyasla daha nadir doğrudan meyve tükettiğini bildirdiğini tespit etti.

Hakemli dergi Current Developments in Nutrition'da yayımlanan bulgular, araştırmacılar katılımcıların yaşı, ırkı veya etnik kökeni, eğitim düzeyi, geliri ve sigara kullanımı gibi diğer faktörleri hesaba kattığında da geçerliliğini korudu.

Bulgular, meyve suyuyla kalp hastalığı arasındaki ilişkinin son derece karmaşık olduğunu gösteriyor.

XCVFGB
Gusbourne Estate'in baş şarap üreticisi Charlie Holland, bir fermantasyon tankından üzüm suyu alıyor (AFP)

Bilim insanları, katılımcılar onlarca yıl boyunca takip edilmediğinden çalışmanın neden-sonuç ilişkisini kanıtlayamayacağını belirtiyor.

Çalışmanın verileri de katılımcıların telefon anketlerinde verdikleri bilgilere dayandığı için bütün resmi yansıtmayabileceğini söylüyorlar.

Ancak bilim insanları, kalp sağlığı açısından daha olumsuz durumdaki yetişkinlerin, hastalığı bulunmayanlara kıyasla daha seyrek meyve tükettiklerini bildirdiğine dikkat çekiyor.

Araştırmacılar bu etki farkının, meyvelerin lif açısından zengin kabuklarının ve posalarının meyve suyu haline getirilirken çıkarılmasından kaynaklanabileceğini düşünüyor.

Bilim insanları şöyle yazıyor:

KVH durumunun meyve tüketim sıklığını nasıl etkilediğini incelemek, olası mekanizmaları belirlemek ve ABD nüfusunda meyve tüketimini artırmaya yönelik stratejiler geliştirmek için ek araştırmalara ihtiyaç var.

Independent Türkçe


Resident Evil sonrası yeni film: Başrol Jennifer Lawrence'ın

Lynne Ramsay imzalı Geber Aşkım, anne olduktan sonra kırsal hayata uyum sağlamaya çalışırken akıl sağlığını yitiren Grace adlı kadının sarsıcı psikolojik çöküşünü konu alıyor (MUBI)
Lynne Ramsay imzalı Geber Aşkım, anne olduktan sonra kırsal hayata uyum sağlamaya çalışırken akıl sağlığını yitiren Grace adlı kadının sarsıcı psikolojik çöküşünü konu alıyor (MUBI)
TT

Resident Evil sonrası yeni film: Başrol Jennifer Lawrence'ın

Lynne Ramsay imzalı Geber Aşkım, anne olduktan sonra kırsal hayata uyum sağlamaya çalışırken akıl sağlığını yitiren Grace adlı kadının sarsıcı psikolojik çöküşünü konu alıyor (MUBI)
Lynne Ramsay imzalı Geber Aşkım, anne olduktan sonra kırsal hayata uyum sağlamaya çalışırken akıl sağlığını yitiren Grace adlı kadının sarsıcı psikolojik çöküşünü konu alıyor (MUBI)

Jennifer Lawrence, Zach Cregger'ın bilimkurgu ve gerilim türlerini buluşturan yeni filmi The Flood'da başrolü üstlenecek. Filmin 11 Ağustos 2028'de vizyona girmesi planlanıyor.

Cregger'ın kendi fikrinden yola çıkarak senaryosunu yazdığı film, Warner Bros. bünyesindeki New Line tarafından hayata geçirilecek. Stüdyo, Netflix'in geliştirmekten vazgeçtiği projeyi bu yılın başlarında devralmıştı. 

Cregger'ın çıkış yaptığı Oscar ödüllü korku filmi Silahlar'ı (Weapons) da New Line hayata geçirmişti.

Filmin yönetmenliğini ve yapımcılığını da üstlenen Cregger, gişede fırtınalar estiren Resident Evil'ın ardından The Flood'u çekecek.

Konusu gizli tutulan filmin çekimlerinin 2027'nin ilk aylarında Avrupa'da başlaması bekleniyor.

Filmin diğer yapımcıları arasında Amblin Entertainment'la Vertigo Entertainment'tan Roy Lee ve Miri Yoon yer alıyor. Lee ve Yoon, Cregger'ın sık sık birlikte çalıştığı isimler.

Warner Bros. sinema bölümünün eş başkanları Mike De Luca ve Pam Abdy, Lawrence'ın kadroya katılmasını şu sözlerle değerlendirdi:

Jennifer Lawrence, günümüzün en yetenekli ve etkileyici oyuncularından biri. Zach'in The Flood için ortaya koyduğu cesur ve tamamen özgün sinema anlayışının merkezinde Jennifer'ın yer alacak olması bizi heyecanlandırıyor. Silahlar'da birlikte yaşadığımız olağanüstü deneyimin ardından Zach ve Vertigo ekibiyle yeniden bir araya gelecek olmaktan büyük heyecan duyuyoruz. Amblin'le birlikte bu iddialı filmi dünyanın dört bir yanındaki izleyicilerle buluşturmak için sabırsızlanıyoruz.

Cregger da stüdyoyla yeniden çalışacak olmanın heyecanını paylaştı:

Silahlar'da Mike, Pam ve tüm Warner Bros./New Line ekibiyle çalışmak rüya gibiydi. Onlarla yeniden çalışacağım için çok mutluyum. Jennifer eşsiz bir oyuncu ve onu bu rolde görmek için sabırsızlanıyorum.

Rol seçimlerinde titizliğiyle bilinen Lawrence'ın projeye katılması, stüdyo açısından önemli bir kazanım diye değerlendiriliyor. 

Oyuncu, son olarak doğum sonrası dönemi konu alan Geber Aşkım'daki (Die My Love) performansıyla Altın Küre'ye aday gösterilmişti. 

Lawrence, bir sonraki filmi What Happens at Night'ta Leonardo DiCaprio'yla başrolleri paylaşacak. Filmi usta sinemacı Martin Scorsese yönetiyor.

Lawrence, Umut Işığım'daki (Silver Linings Playbook) performansıyla 2013'te En İyi Kadın Oyuncu dalında Oscar kazanmıştı.

Filmografisinde Düzenbaz (American Hustle), Joy, Don't Look Up ve Açlık Oyunları (The Hunger Games) serisi de bulunuyor.

Cregger'ın ses getiren korku filmi Silahlar geçen yıl Kuzey Amerika gişesinde 4 hafta üst üste zirvede kalmıştı. Dünya genelinde 270 milyon dolar hasılat elde eden yapım, 2025'in en yüksek hasılatlı korku filmleri arasına girmişti.

Filmde Gladys Teyze'yi canlandıran Amy Madigan, performansıyla En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında Oscar kazanmıştı. 

Karakterin hikayesi, çekilmesi planlanan Gladys adlı filmde devam edecek.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Deadline


5 gün yetti: Gişede milyar doları aşan film dijitalde de bir numara

Oyuncak Hikayesi 5, Buzz, Woody ve Jessie gibi oyuncakların günümüz çocuklarının vazgeçilmezi modern elektronik aletlere ve tabletlere karşı verdiği mücadeleyi anlatıyor (Walt Disney Studios Motion Pictures)
Oyuncak Hikayesi 5, Buzz, Woody ve Jessie gibi oyuncakların günümüz çocuklarının vazgeçilmezi modern elektronik aletlere ve tabletlere karşı verdiği mücadeleyi anlatıyor (Walt Disney Studios Motion Pictures)
TT

5 gün yetti: Gişede milyar doları aşan film dijitalde de bir numara

Oyuncak Hikayesi 5, Buzz, Woody ve Jessie gibi oyuncakların günümüz çocuklarının vazgeçilmezi modern elektronik aletlere ve tabletlere karşı verdiği mücadeleyi anlatıyor (Walt Disney Studios Motion Pictures)
Oyuncak Hikayesi 5, Buzz, Woody ve Jessie gibi oyuncakların günümüz çocuklarının vazgeçilmezi modern elektronik aletlere ve tabletlere karşı verdiği mücadeleyi anlatıyor (Walt Disney Studios Motion Pictures)

Oyuncak Hikayesi 5 (Toy Story 5), Disney+'ta yayımlandıktan sonraki ilk 5 günde 20 milyon izlenmeye ulaştı ve ilk haftasında platformun en çok izlenen filmi oldu. 

Bu sonuç, animasyonu sinema gösteriminin ardından Disney+'ta yayımlanan ve en iyi açılışa imza atan yapımlar arasında ilk 10'a taşıdı.

Film, eylülde Disney+'taki ilk 5 gününde dünya genelinde 14,3 milyon izlenmeye ulaşan Lilo ve Stiç'i (Lilo & Stitch) geride bıraktı.

Sinema gösteriminin ardından ağustosta Disney+ ve Hulu'da yayımlanan Şeytan Marka Giyer 2 (The Devil Wears Prada 2) ise ilk 5 günde dünya genelinde toplam 15,2 milyon izleyiciye ulaşmıştı.

Oyuncak Hikayesi, dünya genelinde toplam 2 milyar saati aşan izlenme süresiyle Disney+'ın en çok izlenen film serisi.

5. film, Disney+'ta yayımlanmadan önce de serinin izlenmesine katkı sağladı. Fragmanının yayımlanmasından bu yana seriye toplam 168 milyon saatlik ek izlenme kazandırdı.

Serinin dünya çapındaki toplam gişe hasılatı 4 milyar doları aştı. Bu yaz 1 milyar dolar barajını geçen Oyuncak Hikayesi 5, Pixar'ın bu başarıya ulaşan 6. filmi oldu. Oyuncak Hikayesi 3, 2010'da, Oyuncak Hikayesi 4 ise 2019'da aynı eşiği aşmıştı.

Yeni filmde oyuncaklar bu kez teknolojiyle karşı karşıya geliyor. Filmin resmi konu özeti şöyle:

Disney ve Pixar'ın Oyuncak Hikayesi 5'inde oyuncaklar geri dönüyor ve bu kez teknolojiyle karşılaşıyorlar. Yepyeni bir tablet olan Lilypad, Bonnie için neyin en iyi olduğuna dair düzeni sarsan fikirleriyle ortaya çıkınca Woody, Buzz Lightyear, Jessie ve ekibin geri kalanının işi zorlaşıyor. Oyun zamanı bir daha eskisi gibi olacak mı?

Filmin seslendirme kadrosunda Tom Hanks, Tim Allen, Joan Cusack, Conan O'Brien, Scarlett Spears ve Greta Lee yer alıyor.

Oyuncak Hikayesi'nin ticari başarısı sinema ve dijital platformlarla sınırlı değil. Seriye ait ürünlerin tüm perakendecilerdeki yıllık satışlarının toplamı, dünya genelinde 1 milyar doları aşıyor.

Oyuncak Hikayesi, Disney'in tüm tema parklarında ve kruvaziyer gemilerinde hayranlarıyla buluşuyor. Seriye ayrılan mekanlar arasında ziyaretçileri hikayenin dünyasına taşıyan 4 temalı alan, 23 eğlence ünitesi ve iki otel bulunuyor.

Oyuncak Hikayesi'nin son 30 yılda dünya genelinde yarattığı toplam ekonomik etki ise 50 milyar doları aşıyor.

Independent Türkçe, TheWrap, Deadline