İsrail-Türkiye söylemlerinde gerilim artıyor... Amaç karşılıklı bir anlaşma mı?

İsrail Suriye'de varlık göstermek istiyor... Türkiye de Gazze'de doğrudan varlık kurmayı hedefliyor

İsrail Başbakanı Binjyamin Netanyahu, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ve Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, 22 Aralık'ta İsrail'de gerçekleştirdikleri görüşmelerin ardından düzenledikleri ortak basın toplantısında (AFP)
İsrail Başbakanı Binjyamin Netanyahu, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ve Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, 22 Aralık'ta İsrail'de gerçekleştirdikleri görüşmelerin ardından düzenledikleri ortak basın toplantısında (AFP)
TT

İsrail-Türkiye söylemlerinde gerilim artıyor... Amaç karşılıklı bir anlaşma mı?

İsrail Başbakanı Binjyamin Netanyahu, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ve Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, 22 Aralık'ta İsrail'de gerçekleştirdikleri görüşmelerin ardından düzenledikleri ortak basın toplantısında (AFP)
İsrail Başbakanı Binjyamin Netanyahu, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ve Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, 22 Aralık'ta İsrail'de gerçekleştirdikleri görüşmelerin ardından düzenledikleri ortak basın toplantısında (AFP)

İsrail ve Türkiye arasındaki giderek tırmanan siyasi söylemlere ve Ege Denizi'ndeki siyasi ve askeri faaliyetlere eşlik eden karşılıklı imalara rağmen, bazıları bunu özellikle Suriye ve Gazze'de "çıkar paylaşımı anlaşması" yapılması yönünde bir baskının parçası olarak gördü ve savaş veya askeri çatışma uçurumuna sürüklenme olasılığını ortadan kaldırmayı amaçladı.

İsrail'deki siyasi kaynaklar, özellikle ABD başkanlığı döneminde Donald Trump'ın her iki tarafla da bilinen güçlü bağları göz önüne alındığında, her iki tarafın da çatışmaya dönüşmesini önleyen denge ve denetleme mekanizmalarını nasıl harekete geçireceğini bildiğini söyledi.

Ancak, İsrail Dışişleri Bakanlığı eski Genel Direktörü ve Türkiye eski büyükelçisi deneyimli diplomat Alon Liel, iki taraf arasındaki derin düşmanlığın, ilişkilerin bozulmasına yol açacak bir hataya veya yanlış hesaplamaya neden olabileceği konusunda uyardı.

cdfgt
Türk savaş gemileri, 23 Aralık'ta Akdeniz'de bir eğitim tatbikatında (Savunma Bakanlığı- X)

İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile üçlü bir ittifak kurmak için adımlar atmıştı; bu adımlar arasında ortak askeri tatbikatlar da yer alıyordu. Bu girişimler, geçen pazartesi günü Batı Kudüs'te İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ve Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis arasında yapılan bir görüşmeyle sonuçlanmıştı.

Görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısında Netanyahu, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a üstü kapalı bir gönderme yaparak şunları söyledi: “Ülkemizde imparatorluklar kurmayı ve egemenlik kurmayı hayal edenlere diyorum ki: Unutun bunu. Bu olmayacak. Bunu aklınızdan bile geçirmeyin. Kendimizi savunmaya kararlıyız ve bunu yapabilecek kapasitedeyiz, iş birliği ise yeteneklerimizi güçlendiriyor.”

Bu sözler, Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile iş birliğinin Türkiye'ye karşı mı yöneltildiği sorusuna yanıt olarak geldi. Netanyahu, “Kimseyi kızdırmak istemiyoruz” dedi ve ekledi: “Geçmişte imparatorluklar bizi işgal etti ve eğer birileri hala böyle niyetler besliyorsa, bunu unutsunlar.”

wewrf
22 Aralık'ta İsrail'de Netanyahu, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ve Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis arasında gerçekleşen görüşmelerden, (DPA)

Netanyahu, bu tür bölgesel ittifakların amacına ilişkin olarak şunları söyledi: “Belirli alanlarda kendimizi önemli bir bölgesel güç olarak kabul ettirdik. Bu bizi birçok ülkeye yaklaştırıyor. Bize geliyorlar çünkü önemli bir ilkeyi kavramış durumdalar: İttifaklar güçlülerle kurulur, zayıflarla değil; barış da güçlülerle sağlanır, zayıflarla değil.”

Bir numaralı tehdit

Netanyahu, F-35 hayalet savaş uçaklarının Türkiye'ye satışı ve diğer Hava Kuvvetleri alımlarıyla ilgili olarak Trump'a doğrudan bir mesaj daha iletti ve şunları söyledi: “İsrail'in Ortadoğu'daki hava üstünlüğünün ulusal güvenliğimizin temel taşı olduğunu açıkça belirtmek istiyorum.”

Üçlü zirveden bir gün sonra, Yeni Şafak gazetesi, kışkırtıcı bir başlıkla manşetinde bir makale yayınladı: “Bugünden İtibaren İsrail Bir Numaralı Tehdittir.”

Makalede, rejim güçleri ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) olarak bilinen Kürt güçleri arasında Halep'te yaşanan çatışma ve zirve, düşmanlığın tezahürleri olarak gösterildi. Ayrıca, İsrail'in zirveyi, Suriye'deki Türk heyetini zor durumda bırakmak amacıyla Kürt güçlerini "harekete geçirmek" için kullandığı belirtildi.

Gazete, "Tüm Türk güvenlik kurumları İsrail'i büyük bir tehdit olarak görüyor" diyerek, bundan böyle İsrail'i "birincil tehdit" olarak görecek hükümet kurumlarını da belirledi: Savunma Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Türkiye Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT).

Türkiye'nin resmi cevabı

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, çarşamba günü iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) il başkanlarının toplantısında İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs'a hitaben yaptığı konuşmada, "Herkes bilsin ki, kimsenin haklarını gasp etmeyeceğiz, kimsenin de bizim haklarımızı gasp etmesine izin vermeyeceğiz" dedi.

Sözlerine şöyle devam etti: "Tarihi ilkelerimize bağlı kalmaya, uzun yıllara dayanan tecrübemiz ve geleneklerimiz doğrultusunda, onur, bilgelik, akıl ve soğukkanlılıkla hareket etmeye devam edeceğiz ve provokasyonlara boyun eğmeyeceğiz."

dfgt
Erdoğan, 24 Aralık'ta Ankara'da düzenlenen Adalet ve Kalkınma Partisi il başkanları toplantısında yaptığı konuşmada (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Savunma Bakanlığı, pazartesi günü yapılan zirvenin ardından üç tarafın yaptığı iş birliği girişimlerini ve açıklamalarını yakından takip ettiğini belirtti. Bakanlık sözcüsü Zeki Aktürk, Türkiye'nin bölgede istikrarın korunmasına ve diyaloğun sürdürülmesine olan bağlılığının devam ettiğini vurguladı.

Aktürk, perşembe günü Savunma Bakanlığı'nın haftalık brifinginde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin NATO çerçevesindeki ittifak ilişkilerine dayanarak Ege ve Doğu Akdeniz'de yapıcı diyaloğu desteklediğini söyledi.

Ancak sözlerine şöyle devam etti: “İttifakın ruhuna aykırı adımların sahadaki durumu değiştirmeyeceği ve Türkiye'nin (uluslararası alanda tanınmayan) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin güvenliği ve hakları konusundaki tutumunun açık ve sarsılmaz olduğu, Türkiye'nin Kıbrıs adası müzakerelerinde garantörlerden biri olarak kendisine verilen yetkileri kullanmaktan çekinmeyeceği anlaşılmalıdır.”

cdfg
Savunma Bakanlığı sözcüsü Zeki Aktürk, perşembe günü Ankara'da düzenlediği basın toplantısında (Türk Savunma Bakanlığı- X)

Sözlerine şöyle devam etti: "Ege ve Doğu Akdeniz'deki gerilimleri tırmandıran taraf Türkiye değil, oldubitti dayatmayı amaçlayan dışlayıcı ve tek taraflı adımlar ve yaklaşımdır. Türkiye ise bölgenin bir çatışma alanı değil, iş birliği ve istikrar havzası olmasını tercih etmektedir."

İstenen anlaşma

Şarku’l Avsat’ın, İbranice yayın yapan Ynet haber sitesinden aktardığına göre İsrail'in Türkiye uzmanı Liel, “Türkiye'nin savaşa hazırlandığını biliyorum. Hava savunmalarını güçlendirme, hava kuvvetlerini takviye etme ve bu amaçla büyük bütçeler ayırma biçimlerinde hazırlıklarını görüyorum. Bizden gelebilecek bir saldırı olasılığından gerçekten çok korkuyorlar ve bunu çok ciddiye alıyorlar” ifadelerini kullandı.

Türklerin “silahlandırdıklarını ve hava kuvvetlerini tamamen elden geçirdiklerini” belirten Liel, sözlerine şöyle devam etti: “Güçlü bir donanmaları ve kara kuvvetleri var ve insansız hava aracı üretimlerini ikiye katlıyorlar.”

Sözlerine şöyle devam etti: “Suriye ile bir anlaşmaya varamazsak, ilk askeri çatışmalar Suriye topraklarında yaşanacak. Erdoğan İsrail topraklarına saldırmaya cesaret edemez, biz de Türkiye'ye saldırmaya cesaret edemeyiz. Ancak her iki ülkenin de Suriye'de ordusu var ve Suriyeliler ve Amerikalılarla üçlü veya dörtlü bir anlaşmaya varamazsak, Türkiye ile yakında olaylar yaşanacak.”

Liel'in tahminine göre, Amerika Birleşik Devletleri'ne gelince, Washington artık geçmiştekinin aksine İsrail-Türkiye anlaşmazlığı konusunda panik yapmıyor ve her iki tarafın da İsrail'in Gazze'de Türkiye'nin rolünü, Türkiye'nin de Suriye'de İsrail'in rolünü kabul edeceği bir anlaşmaya varılması için baskı uyguladığını görüyor.

Son zamanlarda, Doğu Akdeniz'deki hareketlilikle ilgili olarak Yunanistan ve İsrail'den haberler dolaşıyor ve İsrail'in, stratejik askeri iş birliğini güçlendirmek ve özellikle Türkiye'nin Suriye'ye hava savunma sistemleri konuşlandırması, Gazze'deki çokuluslu güce katılma girişiminde bulunması ve Libya'daki iki rakip hükümetle yeni denizcilik anlaşmaları yapmak için görüşmeler yürütmesi gibi bölgesel etkisini güçlendirme çabalarına karşı, üç ülkenin silahlı kuvvetlerinden birliklerden oluşan ortak bir hızlı müdahale gücü kurma olasılığını değerlendirdiği belirtiliyor.



Google'dan yapay zekayla yapılan sahte aramalara karşı hamle

Sahte aramalar alan kişilerden genellikle acil para isteniyor (Unsplash)
Sahte aramalar alan kişilerden genellikle acil para isteniyor (Unsplash)
TT

Google'dan yapay zekayla yapılan sahte aramalara karşı hamle

Sahte aramalar alan kişilerden genellikle acil para isteniyor (Unsplash)
Sahte aramalar alan kişilerden genellikle acil para isteniyor (Unsplash)

Google yapay zeka araçlarıyla tanıdıklarınızın sesini taklit eden dolandırıcılara karşı harekete geçti. Android telefonlara gelen yeni özellik artık sahte aramaları tespit ederek kullanıcıya bildirecek.

İnsanlar bilinmeyen numaralardan gelen aramaları giderek daha fazla reddederken, dolandırıcılar yeni taktiklere yöneliyor. 

Örneğin aramayı tanıdık birinden geliyormuş gibi göstermek için internet tabanlı yazılımlarla aramayı yönlendirip telefon numarasını taklit ediyorlar.

Ardından yapay zeka deepfake teknolojilerini kullanarak seslerini, bir akrabanız veya iş arkadaşınızın sesine benzetiyorlar.

Mesela birinin telefonuna "Annem" diye kayıtlı kişiden bir arama gelirken, arayan aslında yapay zeka araçlarını kullanarak annesini taklit eden ve para isteyen bir dolandırıcı olabiliyor.

Google bu tür aramaları tespit edecek özelliği, bu ay Pixel cihazlardan başlayarak Android 12 ve üzeri telefonlara sunacağını duyurdu.

Ancak sahte arama tespit mekanizmasından yararlanmak için üç uygulamanın telefonda yüklü olması gerekiyor: Google Telefon, Kişiler ve Google Mesajlar.

Sizi arayan kişi de sizinle birlikte Google Telefon kullanıyorsa, aramanın gerçekten onların telefonundan geldiğini doğrulamak için karşı tarafın telefonundan sizin cihazınıza sessiz bir onay sinyali gönderiliyor.

Ancak bir dolandırıcı bu kişiyi taklit ediyorsa sinyal gelmiyor. Telefonunuz bu durumu fark ederek iletişim kurduğunuz kişinin gerçek cihazına Mesajlar uygulaması üzerinden sinyal gönderiyor. Eğer gerçek cihaz "Şu anda arama yapmıyorum" derse, ekranınızda hemen aramayı sonlandırmanız gerektiğini belirten bir uyarı beliriyor.

Tahmin edilebileceği gibi bu koruma sisteminin işleyebilmesi için sözkonusu üç uygulamanın karşı tarafın telefonunda da bulunması gerekiyor.

Google dün (2 Haziran) yayımladığı blog yazısında bu mekanizmayı "cihazlar arasında dijital bir tokalaşma" diye tanımladı.

Teknoloji devi, bu özelliği Zengin İletişim Hizmetleri (RCS) üzerine kurduğu için diğer uygulamalarla şirketlerin de teknolojiyi benimseyebileceğini ifade ediyor.

Google'a göre, başkasının kimliğine bürünerek yapılan dolandırıcılık, en yaygın finansal dolandırıcılık türlerinden biri. Şirket, Google Mesajlar'daki yapay zeka destekli aracın, kullanıcıları dolandırıcılık mesajlarından otomatik olarak koruduğunu belirtiyor.

Independent Türkçe, TechCrunch, Ars Technica, Google


Almanya’da İsrailli turistleri kabul etmeyen otel tartışma yarattı

Bavyera eyalet yönetimi, İsrailli turistlerin şikayetiyle ilgili incelemeyi sürdürüyor (Unsplash)
Bavyera eyalet yönetimi, İsrailli turistlerin şikayetiyle ilgili incelemeyi sürdürüyor (Unsplash)
TT

Almanya’da İsrailli turistleri kabul etmeyen otel tartışma yarattı

Bavyera eyalet yönetimi, İsrailli turistlerin şikayetiyle ilgili incelemeyi sürdürüyor (Unsplash)
Bavyera eyalet yönetimi, İsrailli turistlerin şikayetiyle ilgili incelemeyi sürdürüyor (Unsplash)

Almanya'da bir otelin, İsrailli turistlerin internetten rezervasyon talebini reddetmesi tartışma yarattı.

Almanya'nın güneydoğusundaki Bavyera eyaletine bağlı Lam kasabasındaki Zum Hirschen oteli, İsrailli turistlerin rezervasyon talebini onaylamadı.

İsrailli haber sitesi Ynet'in aktardığına göre otelin, seyahat platformu Booking.com üzerinden yapılan rezervasyona yanıt olarak gönderdiği mesajda “Üzgünüz, otelimizde Yahudilere yer yok” ifadeleri kullanıldı.

Bunun üzerine turistler, Bavyera Adalet Bakanlığı'nın antisemitizmle mücadele sorumlusuna şikayette bulundu.

Turistlerin ayrıca İsrail'in Münih Başkonsolosluğu'na ihbarda bulunduğu da aktarıldı.

Booking.com da şikayet üzerine oteli listesinden kaldırdı.

İsrail'in Münih Başkonsolosu Talya Lador, X'ten dün yaptığı paylaşımda, Almanya'da Nazilerin iktidara geldiği döneme atıfta bulunarak "1930'lara geri mi döndük?" ifadelerini kullandı.

Ynet'in aktardığına göre konsolosluk, ilgili makamlarla temasa geçerek olayı inceledi. Konsolosluk yetkilileri, otelin ilk başta mesajı gönderdiğini yalanladığını ancak daha sonra çalışanlarından birinin mesajı gönderdiğini kabul ettiğini söyledi.

Bavyera Adalet Bakanlığı'nın antisemitizmle mücadele birimi olayla ilgili incelemeyi sürdürüyor. Almanya-Çekya sınırındaki kasabada yer alan otel hakkında yasal işlem başlatılıp başlatılmayacağıysa henüz belli değil.

Alman federal hükümetinin dün açıkladığı rapora göre 2025'te sadece Berlin'de 2 bin 197 antisemitizm vakası kaydedildi. Bu rakam, bir önceki yıla kıyasla yaklaşık yüzde 13 düşüşe işaret ediyor.

Ancak Gazze savaşının patlak verdiği 7 Ekim 2023 öncesine kıyasla Almanya'daki Yahudi düşmanlığı vakaları çok daha yüksek seyrediyor.

Independent Türkçe, Times of Israel, Ynet


Rusya’da işgücü açığı: Hindistan’dan rekor sayıda işçi alındı

Putin ve Modi, Aralık 2025'te Yeni Delhi'de bir araya gelmişti (Reuters)
Putin ve Modi, Aralık 2025'te Yeni Delhi'de bir araya gelmişti (Reuters)
TT

Rusya’da işgücü açığı: Hindistan’dan rekor sayıda işçi alındı

Putin ve Modi, Aralık 2025'te Yeni Delhi'de bir araya gelmişti (Reuters)
Putin ve Modi, Aralık 2025'te Yeni Delhi'de bir araya gelmişti (Reuters)

Rusya, Ukrayna savaşıyla derinleşen demografik kriz ve işgücü açığı nedeniyle Hindistan'dan rekor sayıda işçi çekmeye başladı.

Telegraph'ın haberine göre Kremlin, milyonlarca kişilik çalışan açığını kapatabilmek için giderek daha fazla Hint göçmen kabul ediyor.

Yeni Delhi merkezli düşünce kuruluşu Observer Research Foundation'dan Aleksey Zaharov'un araştırmasına göre 2025'te Rusya'nın Hint vatandaşlarına verdiği çalışma izni sayısı, bundan bir önceki yıla kıyasla yüzde 56 artarak 56 bin 534'e ulaştı.

Bu rakam, Ukrayna savaşının başladığı 2021 öncesi dönemde 5 bin 480 civarındaydı.

Cevahirlal Nehru Üniversitesi'nden Rajan Kumar ise gerçek sayının resmi verilerin çok üzerinde olabileceğini savunuyor. Rusya uzmanına göre 2025- 2026'da Rusya'ya çalışmak için giden Hint vatandaşlarının toplam sayısı 250 bine ulaşmış olabilir.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le Hindistan Başbakanı Narendra Modi'nin Aralık 2025'te imzaladığı işgücü hareketliliği anlaşması da süreci hızlandırdı.

Anlaşma kapsamında Rusya'nın 2026'da yaklaşık 72 bin Hint vatandaşına çalışma vizesi vermesi planlanıyor. Bu rakam, Moskova'nın yıl içinde yabancı işçilere vermeyi planladığı vizelerin yaklaşık üçte birine karşılık geliyor.

İşe alım şirketleri, Hint işçileri ağırlıklı olarak fabrikalarda, tarım, temizlik ve inşaat sektörlerinde çalışmaları için Rusya'ya gönderiyor.

Uzmanlara göre Rusya ciddi bir demografik krizle karşı karşıya. Almanya'daki Regensburg Üniversitesi'nden araştırmacı Salavat Abylkalikov'un hesaplamalarına göre Rusya'da 1992-2023 döneminde doğumlardan 16,8 milyon daha fazla ölüm gerçekleşti. Akademisyen, aynı dönemde toplam 12,3 milyon kişiye ulaşan net göç seviyesinin, Rusya'daki bu nüfus düşüşünün neredeyse dörtte üçünü telafi ettiğini söylüyor.

Ancak Ukrayna savaşında verilen kayıplar ve silah altına alınmamak için Rusya'dan kaçanlarla ülke yeniden demografik bir sorunla karşı karşıya.

Diğer yandan işgücü anlaşmasının arkasında yalnızca demografik nedenler yok.

Batı'nın yaptırımlarının ardından Hindistan, Çin'den sonra Rus petrolünün en büyük alıcısı konumuna geldi. Rusya'nın Hindistan'a yaptığı ihracat yıllık yaklaşık 65 milyar dolar tutarındayken, Kremlin yönetimi Hindistan'dan sadece yaklaşık 5 milyar dolarlık mal satın alıyor.

Bu ticaret açığı nedeniyle Rusya'nın elinde büyük miktarda Hint rupisi birikti. Kumar'a göre rupiler, Hindistan'dan Rusya'ya giden işçilere ödeme yapmak için kullanılabilir.

Independent Türkçe, Telegraph, Straits Times