İran'ın kırılma noktası: İsrail'in yeni doktrini ve caydırıcı Trump faktörü

Protestolar, rejimi devirmek için gereken kritik kitleye ulaştı mı?

 Rejim karşıtı protestocular, Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen mitingde, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026 (AFP)
Rejim karşıtı protestocular, Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen mitingde, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026 (AFP)
TT

İran'ın kırılma noktası: İsrail'in yeni doktrini ve caydırıcı Trump faktörü

 Rejim karşıtı protestocular, Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen mitingde, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026 (AFP)
Rejim karşıtı protestocular, Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen mitingde, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026 (AFP)

Michael Horowitz

İran yeni bir protesto dalgasıyla boğuşurken, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri kenardan izliyor. Kıvılcım, Tahran pazarındaki tüccarların yerel para biriminin çöküşüne karşı protestosuyla başladı ve ardından 26 ilde en az 220 noktaya yayıldı. Gösteriler 8 Ocak gecesi önemli ölçüde arttı.

Ancak bu anın önemi, yalnızca huzursuzluğun genişleyen kapsamından (İran geçmişte daha geniş ve daha dirençli ayaklanmalara tanık oldu) değil, aynı zamanda çevresindeki stratejik ortamdan da kaynaklanıyor. İran İslam Cumhuriyeti artık kökten farklı bir stratejik ortamın eşiğinde duruyor. “Direniş ekseni” olarak bilinen ileri savunma doktrini, büyük ölçüde etki denkleminden çıkarılmasına yol açan darbeler aldı. İran'ın hava savunması da İsrail ile 12 günlük savaş sırasında imha edildi. Bu endişelere ilave olarak, Trump geçen yıl İran nükleer tesislerini bombalayarak, İran ile doğrudan yüzleşmeye hazır olduğunu açıkça gösterdi. Ardından, Tahran'ın müttefiki Nicolás Maduro'yu Karakas'taki yatağından alıp devirerek, bu mesajı kesin bir hamleyle pekiştirdi.

Bu baskılar, İsrail'in stratejik düşüncesinde yaşanan derin bir değişim ile daha da yoğunlaşıyor. 7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail, çevreleme ve gerilimi hesaplı bir şekilde tırmandırma ilkesine dayanan çatışmayı yönetme mantığını ve “savaşlar arası operasyon” doktrinini terk etti. Artık fiilen savaşlara girişiyor ve İsrail'in bakış açısına göre ulusal savunmanın kapsamı artık sınırlarının ötesine değil, rakiplerinin topraklarının kalbine kadar uzanıyor. İsrail artık burada bir silah deposunu imha etmek veya şurada bir nükleer bilim insanını öldürmek gibi taktiksel kazanımlar elde etmekle yetinmiyor. Artık daha iddialı bir hedefi var; bizzat İslam Cumhuriyeti'nin çöküşünü sağlayarak bölgesel düzeni yeniden şekillendirmek. İsrail, ekonomik çöküş, askeri aşağılanma ve bölgesel izolasyonun bitkin düşürdüğü İran rejiminin, tam olarak doğru zamanda ve doğru şekilde baskı uygulanırsa, çöküşün eşiğine getirilebileceğine inanıyor.

Kritik kitle meselesi

İran'daki mevcut protesto dalgası, önceki dalgalardan önemli bir unsurda farklılık gösteriyor; bu kez, rejimin temellerini sarsan açık bir kırılganlığın ortasında gerçekleşiyor. 2009, 2018 ve yine 2022-2023 yılları arasında protestocular, bölgesel saygınlığını koruyan ve etrafını bir güç havasıyla saran otoriteyle karşı karşıya gelmişlerdi. Ancak bugün, kamuoyu önünde aşağılanmış, askeri gücü gerilemiş ve bölgesel etkisi buharlaşmış bir hükümet ile karşı karşıyalar. Bu gerçeklik, her iki tarafın, protestocuların ve güvenlik aygıtının da hesaplarını yeniden şekillendiriyor.

İsrail, çevreleme ve gerilimi hesaplı bir şekilde artırma ilkesine dayanan çatışmayı yönetme mantığını ve “savaşlar arası operasyon” doktrinini terk etti. Artık fiilen savaşlara girişiyor ve İsrail'in bakış açısına göre ulusal savunmanın kapsamı artık sınırlarının ötesine değil, rakiplerinin topraklarının kalbine kadar uzanıyor

Soru şu: Rejimi devirmek için gerekli kritik kitleye ulaşıldı mı? 8 Ocak gecesine kadar, görüntülerde aynı anda sadece birkaç yüz, belki de birkaç bin protestocunun olduğu görüldüğünden, cevap muhtemelen hayırdı. Ancak Şah'ın oğlu Rıza Pehlevi'nin protesto çağrısının ardından 8 Ocak'ta durum kökten değişti. O gece, Tahran ve Meşhed de dahil olmak üzere büyük şehirlerde on binlerce insan, 2012’deki protestolardan, hatta 2009’da Yeşil Hareket’in liderlik ettiği ve milyonları harekete geçiren protestolardan bu yana eşi benzeri görülmemiş protestolarla sokaklara döküldü. Şimdi hareket rejime ölümcül tehdit oluşturabilecek bir dönüşüm geçiriyor gibi görünüyor.

Tehditlerle caydırma

Rıza Pehlevi'nin çağrısı, İslam Cumhuriyeti'ne karşı on yıllardır birikmiş öfkeyi harekete geçirmek için önemli bir katalizör olmuş olabilir, ancak bir diğer önemli faktörü -Başkan Trump'ı- göz ardı etmek analitik bir hata sayılır. Trump'ın İran'a yönelik kamuoyuna açık tehditleri, rejimin protestolara kararlı bir yanıt vermesini geciktirdi ve protestoculara Washington'un kenardan izlemekle yetinmeyeceği umudunu verdi. Bu sadece sembolik bir tehdit değildi; Trump, sözlerini eylemlerle desteklemeye hazır olduğunu gösterdi.

zxcvfgh
İran Dini Lideri Ali Hamaney'in Tahran'da öğrencilere hitap ederken çekilmiş ve ofisi tarafından yayınlanmış fotoğrafı, 3 Kasım 2025, (AFP)

Geçen yıl haziran ayındaki Gece Yarısı Çekici Operasyonu sırasında, ABD Başkanı İran nükleer tesislerine yönelik saldırı ile İsrail'in savaşına katılmaya karar vermişti. Bu, Kasım Süleymani'nin öldürülmesiyle başlayan, Suriye'de Beşşar Esed'i hedef alan darbeyle devam eden ve Venezuela'da Nicolás Maduro'nun tutuklanmasıyla sonuçlanan bir dizi kararın sadece bir halkasıydı.

Bu olaylar, Trump'ın savaş konusundaki isteksizliğinin, güç kullanma konusunda da isteksiz olduğu anlamına gelmediğini gösteriyor. Yönetimi, son Beyaz Saray yayınlarından birinde geçen “Deneyin ve sonuçlarını görün” ifadesinin gösterdiği gibi, Başkan’ın sözünün eri olduğunu teyit eden sağlam bir duruş sergiliyor. Bu ister bir güç gösterisi olarak görülsün ister görülmesin, bunun sadece boş bir manevra olmadığına ve başlı başına önemli olduğuna dair birçok kanıt bulunuyor.

Birinci anlaşma yapıcı” olarak Başkan Trump, gücü bir fetih ve işgal aracı yerine, düşmanın davranışını tam bir yenilgi yoluyla değil, zorlama ve ikna yoluyla değiştirmeyi amaçlayan güçlü bir baskı ve teşvik aracı olarak görüyor. Bu aracı, onu uzun vadeli taahhütlere takılıp kalmaktan koruyan, hızlı ve gösterişli bir şekilde kullanma eğiliminde.

Birinci anlaşma yapıcı” olarak Başkan Trump, gücü fetih ve işgal aracı olarak değil, düşmanın davranışını tam bir yenilgi yoluyla değil, zorlama ve ikna yoluyla değiştirmeyi amaçlayan güçlü bir baskı ve teşvik aracı olarak görüyor

Ancak bu yaklaşım, rejim değişikliği veya sürekli baskı, sürekli bir taahhüt gerektirdiğinden, İran meselesinde seçeneklerini daraltıyor. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre yine de hayati öneme sahip güvenlik yapılarını hedef alan sınırlı sayıda ABD hava saldırısı, İslam Cumhuriyeti'nin protestoları bastırma gücünü zayıflatmak için yeterli olabilir. Dahası Trump'ın müdahale etme olasılığı bile baskıcı aygıtı telaşlandırabilir, gecikmelere, tereddütlere ve maliyetli yeniden konuşlandırmalara yol açabilir.

Trump'ın kesin bir karar vermek zorunda kalabileceği bir anın eşiğindeyiz. 8 ve 9 Ocak geceleri arasında artan şiddet, İranlı yetkililerin interneti kesmesine neden oldu ve birçok haber, telefon hatlarının da kesildiğini söylüyor; bu, yaklaşan şiddetli baskının bilindik bir işareti. Ülke içindeki muhalif platformlar, güvenlik güçleri tarafından gerçek mermi kullanımında keskin bir artış olduğunu bildirdi. Bu arada, Trump bir röportajda, protestocuların öldürülmesi durumunda İran'a çok sert bir şekilde karşılık vereceği uyarısını yineledi. Dolayısıyla bu tehditlerin pratik olarak test edileceği bir ana yaklaşıyoruz, çünkü yalnızca imalara dayalı caydırıcılık uzun süre devam edemez.

İsrail’in hesapları

Bu denklemdeki diğer aktör olan İsrail, durumu yakından izliyor. İran'ın zayıf noktasından yararlanma yaklaşımı, dikkatlice hazırlanmış bir araç karışımına dayanıyor. Aleni olarak diplomatik baskı, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun İranlı protestoculara destek açıklaması ve ofisinden yapılan, İran halkının mücadelesiyle dayanışma içinde olunduğunu teyit eden açıklamalar aracılığıyla uygulanıyor. Bu açıklamalar çeşitli amaçlara hizmet ediyor; içeriye protestocuların yalnız olmadıkları mesajını iletiyor, rejimi tedirgin ediyor ve ileride daha etkili adımların taşlarını döşüyor.

xzscdfrg
Sosyal medyada yayınlanan bir videodan alıntılanan bu karede, Tahran'da tırmanan hükümet karşıtı gösteriler arasında protestocular toplanıyor, 9 Ocak 2026 (Reuters)

İsrail'in müdahalesinin İslam Cumhuriyeti için işleri kolaylaştırdığını, protestoları baş düşmanı tarafından düzenlenen yabancı bir komplo olarak gösterme gerekçesi sunduğunu savunanlar olabilir. Ancak İsrail liderleri bu itirazı önemsiz görüyor, çünkü Tahran, İsrail'in tutumu ne olursa olsun aynı suçlamayı yöneltecektir. Bu aşamada, her iç karışıklık için Mossad'ı suçlamak artık yeni bir keşif değil, otomatik bir tepki haline geldi. Halkın öfkesinin yapay olduğunu iddia eden herkes ya saf ya da kendi dünya görüşüyle ​​örtüşen bir anlatıyı kasıtlı olarak desteklemektedir.

Soru şu: İsrail başka ne yapabilir? 12 günlük savaş sırasında İsrail, İran hava savunmasını devre dışı bırakmak ve İsrail'e balistik füze yağmuru başlatma kapasitesini sınırlamak için Mossad ajanlarını kullanarak İran içinde faaliyet gösterme gücünü gösterdi. Haziran savaşıyla birlikte, İran'ın hava savunma sistemleri büyük ölçüde imha edildi ve bu da İsrail'e gerektiğinde İran hava sahasında neredeyse her gün özgürce hareket etme kabiliyeti tanıyor. Bu gerçeklik, İsrail'e bir savaşı ateşleyebilecek doğrudan açık müdahale ile gelecekteki herhangi bir çatışmada rejimi zayıflatabilecek veya protestoları bastırma gücünü engelleyebilecek hesaplı, nokta saldırılar düzenleme arasında bir manevra alanı sağlıyor.

İsrail'in yeniden kazandığı hareket özgürlüğü, İran rejiminin kaderini kontrol edebileceği anlamına gelmiyor. İç durum büyük ölçüde, şu anda sokaklarda hayatlarını riske atan İranlıların kendileri tarafından belirlenecek. Tam ölçekli bir savaş, protestoları tırmandırmak yerine durdurabileceği için İsrail açısından zararlı olabilir. Herhangi bir devrimci atılımda önemli rol oynayabilecek birçok İranlı -özellikle kaybedecek çok şeyi olan muhafazakar orta sınıf- İsrail savaş uçakları tepelerinde uçmaya başlarsa ve ülke yeniden bombardımana maruz kalırsa harekete geçmekte tereddüt edebilir.

İsrail İran'a bir saldırı düzenleyebilir, ancak genellikle operasyonu kısa tutmayı tercih edecektir; zira amacı, kamuoyunu bayrak etrafında birleştirebilecek ve muhalefeti bastırabilecek daha geniş çaplı bir çatışmayı ateşlemek yerine güç dengesini revize etmek olacaktır. En başarılı olduğu nokta ise Başkan Trump'ın tehditlerini yerine getirmesini sağlamaktır. Nitekim geçmiş deneyimler, Trump yönetiminin en azından söylemsel olarak eylemsizlik yerine eylemi tercih ettiğini gösteriyor. Eğer İsrail, kısa süreli operasyonu rejime karşı daha uzun süreli bir baskıya dönüştürme tehdidi ile birlikte Trump yönetimini daha geniş kapsamlı bir dizi saldırı düzenlemeye ikna etmeyi başarırsa, bu seferki amaç sadece nükleer tehdidi etkisiz hale getirmek değil, rejimi devirmek de olabilir.



Büyük riskler ve muazzam karmaşıklıklar... İran’ın uranyumunu güç kullanarak ele geçirmek ne anlama geliyor?

İran’daki Natanz Nükleer Tesisi’ni gösteren bir uydu görüntüsü (AP)
İran’daki Natanz Nükleer Tesisi’ni gösteren bir uydu görüntüsü (AP)
TT

Büyük riskler ve muazzam karmaşıklıklar... İran’ın uranyumunu güç kullanarak ele geçirmek ne anlama geliyor?

İran’daki Natanz Nükleer Tesisi’ni gösteren bir uydu görüntüsü (AP)
İran’daki Natanz Nükleer Tesisi’ni gösteren bir uydu görüntüsü (AP)

İran’ın nükleer programı etrafındaki gerilimin artmasıyla birlikte, ABD’nin bu programın askeri bir yola evrilmesini engellemek için hangi seçeneklere sahip olduğu sorusu yeniden gündeme geliyor. Zenginleştirilmiş uranyum stokunun güvence altına alınması amacıyla güç kullanımı seçeneği tartışılırken, uzmanlar ve eski yetkililer böyle bir adımın son derece karmaşık; askeri, teknik ve çevresel açıdan yüksek riskler barındıran ve uygulanması uzun sürebilecek bir süreç olacağı uyarısında bulunuyor.

Şarku’l Avsat’ın Washington Post’tan aktardığına göre, söz konusu stokun güvenliğini sağlamak amacıyla ABD askerlerinin sahaya gönderilmesi, uzun süreli bir operasyon gerektirecek. Bu tür bir müdahalenin, savaş koşullarında sahadaki zorlukların yanı sıra radyasyon ve kimyasal riskler nedeniyle ciddi tehlikeler içerdiği belirtiliyor.

Potansiyel kararın arka planı

ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik olası savaş için çeşitli gerekçeler sundu, ancak öncelikli hedefin Tahran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu sık sık vurguladı. Bununla birlikte, nükleer malzemelerin zorla ele geçirilmesi seçeneğine ne kadar hazır olduğu hâlâ net değil.

Özel eğitimli personelin çatışma bölgesine gönderilmesiyle ilişkili riskler göz önüne alındığında, alternatif bir seçenek olarak, bu malzemelerin askeri müdahale olmadan güvence altına alınmasını sağlayacak İran ile müzakere yoluyla bir anlaşmaya varılması öne çıkıyor.

Stok miktarı ve olası depolama yerleri

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na (UAEA) göre, İran yaklaşık 440,9 kilogram uranyum zenginleştirmiş durumda ve bu uranyumun yüzde 60’a kadar zenginleştirilmiş olması, teknik olarak nükleer silah üretimi için gereken yüzde 90 seviyesine oldukça yakın.

UAEA Genel Direktörü Rafael Grossi, geçen yıl AP’ye yaptığı açıklamada, bu stokun teorik olarak İran’a programını silahlandırmaya karar vermesi halinde 10 nükleer bomba üretme imkânı sağlayabileceğini belirtmiş, ancak bunun İran’ın halihazırda nükleer silaha sahip olduğu anlamına gelmediğini vurgulamıştı.

İran’ın nükleer programının barışçıl olduğunu sürekli olarak ifade etmesine rağmen, UAEA ve Batılı ülkeler, Tahran’ın 2003 yılına kadar organize bir nükleer silah programına sahip olduğunu değerlendiriyor.

Bu uranyumun, ulaşılması zor yer altı tünellerinde depolandığı tahmin ediliyor. UAEA denetçileri, İsrail ve ABD’nin saldırıları sonrasında İran’ın hava savunma sistemleri ve nükleer programının zayıflaması nedeniyle, yarı zenginleştirilmiş uranyumun bulunduğu alanları Haziran 2025’ten bu yana doğrulayamıyor. Bu durum, depolama noktalarının kesin olarak belirlenmesini daha da güçleştiriyor.

rgrbg
Analistlerin, İran’ın İsfahan kentindeki İsfahan Nükleer Teknoloji Merkezi kompleksindeki bir tünele yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum taşıdığına inandıkları bir kamyonun görüntüsü (AP)

Grossi, yaklaşık 200 kilogram yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun, İsfahan Nükleer Tesisi yakınlarındaki tünellerde depolanmış olabileceğini belirtti. Ek uranyum stoklarının Natanz Nükleer Tesisi’nde bulunduğu, daha küçük miktarların ise Fordo Nükleer Tesisi’nde yer alabileceği tahmin ediliyor.

ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard ise 19 Mart’ta Temsilciler Meclisi’nde düzenlenen oturumda, Amerikan istihbarat topluluğunun bu stokların yerlerini tespit etmede ‘yüksek güvene’ sahip olduğunu ifade etti.

Radyasyon ve kimyasal riskler

Yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum, dolduğunda yaklaşık 50 kilogram ağırlığında olan kaplarda ve uranyum hekzaflorür gazı formunda depolanıyor. Tahminlere göre, bu kaplardan 26 civarında bulunuyor; doluluk seviyelerine bağlı olarak sayı iki katına kadar çıkabilir.

Eski nükleer silah müfettişi ve Bilim ve Uluslararası Güvenlik Enstitüsü’nün kurucusu David Albright, bu kapların dayanıklı ve depolamaya uygun şekilde tasarlandığını belirtti. Ancak, hava saldırıları gibi durumlarda kaplara gelebilecek herhangi bir zarar, tehlikeli maddelerin sızmasına yol açabilir.

Kaplara nem girmesi halinde flor oluşabilir; bu element son derece toksik olup cilt, göz ve akciğerlerde ciddi hasara neden olabilir. Bu nedenle, söz konusu tünellere girecek ekiplerin özel tehlikeli madde koruma giysileri giymesi gerekecek.

Kuvvetler için saha riskleri

Eski ABD Başkanı Joe Biden döneminde ABD Kara Kuvvetleri Genel Sekreteri olan Christine E. Wormuth, İran’ın nükleer malzemelerinin kara kuvvetleriyle güvence altına alınmasının ‘son derece karmaşık ve yüksek riskli bir askeri operasyon’ olacağını belirtti.

dc
Sol üst köşede görünen kamyonun, analistlerin tahminlerine göre İran’ın İsfahan Nükleer Teknoloji Merkezi kompleksindeki bir tünele yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum taşıdığı düşünülüyor. (AP)

Nükleer Tehdit Girişimi’nin Başkanı olarak konuşan Wormuth, potansiyel depolama alanlarının çokluğunun görevi daha da karmaşık hale getirdiğine dikkat çekerek, böyle bir operasyonun muhtemelen insan kayıplarına yol açabileceğini vurguladı.

Wormuth ayrıca, yalnızca İsfahan’daki tesis için gerçekleştirilecek operasyonun bile en az bin askerlik bir gücün sahaya sevk edilmesini gerektirebileceğini ifade etti.

Alternatif bir yol olarak müzakere

Buna karşın, Ulusal Nükleer Güvenlik Yönetimi bünyesinde Nükleer Malzeme Geri Alma Ofisi’nin eski yöneticisi Scott Rooker, en iyi çözümün ‘İran hükümetiyle anlaşma yaparak bu malzemelerin tamamının güvenli şekilde kaldırılması’ olduğunu savunuyor.

Rooker, bu yaklaşımı desteklemek için 1994 yılında ABD’nin Kazakistan ile iş birliği içinde Sovyetler Birliği topraklarından yaklaşık 600 kilogram nükleer silah uranyumunu gizli bir operasyon kapsamında taşıdığı Yakut Projesi’ni örnek gösteriyor. Bu malzemeler, Sovyet nükleer programının artıklarından oluşuyordu.


Macron, Trump'ı NATO'yu özünden arındırmakla suçluyor... Hürmüz'ün askeri "özgürleştirilmesini" reddediyor

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Seul'deki Kore Savaşı Anıtı'nı ziyaretinde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Seul'deki Kore Savaşı Anıtı'nı ziyaretinde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu (AFP)
TT

Macron, Trump'ı NATO'yu özünden arındırmakla suçluyor... Hürmüz'ün askeri "özgürleştirilmesini" reddediyor

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Seul'deki Kore Savaşı Anıtı'nı ziyaretinde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Seul'deki Kore Savaşı Anıtı'nı ziyaretinde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu (AFP)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron bugün Amerikalı mevkidaşı Donald Trump'ı, ittifak içindeki bağlılığı konusunda "her gün şüphe uyandırarak" NATO'yu özünden yoksun bırakmakla suçladı ve Hürmüz Boğazı'nı "özgürleştirmek" için yapılacak herhangi bir askeri operasyonun "gerçekçi olmayacağını" vurguladı.

Macron, Güney Kore’nin başkentine yaptığı ziyarette, "Eğer her gün bağlılığımız hakkında şüphe tohumları ekersek, onu içeriğinden arındırırız" diyerek, "Bu, her sabah şunu yapacağız, bunu yapmayacağız veya başka bir şey diyecek olan Amerikalı yetkililerin bugün taşıdığı bir sorumluluktur" ifadelerini kullandı.

Macron sözlerine şöyle devam etti: “Çok fazla konuşma, çok fazla kararsızlık var. Hepimizin istikrara, sakinliğe ve barışa dönüşe ihtiyacı var; bu bir gösteri değil.”

NATO ve Ortadoğu'daki çatışmaya ilişkin olarak Macron, Trump'ın pozisyonlarına atıfta bulunarak, “Ciddi olmalıyız ve ciddi olduğumuzda, bir önceki gün söylediğimizin tam tersini söylememeliyiz” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump (DPA)ABD Başkanı Donald Trump (DPA)

Hürmüz Boğazı'nın Kurtarılması

Hormuz Boğazı ile ilgili olarak şunları söyledi: “Hürmüz Boğazı'nın askeri bir operasyon yoluyla zorla kurtarılmasını savunanlar var; bu görüşü bazen Amerika Birleşik Devletleri de dile getiriyor.”

“Bunun gerçekçi olmadığını, çünkü çok uzun zaman alacağını ve boğazı geçen herkesi, önemli yeteneklere sahip İran Devrim Muhafızları'nın yanı sıra balistik füzeler ve bir dizi başka tehlikeyle karşı karşıya bırakacağını” vurguladı.

İran Nükleer Programı

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Macron, ABD ve İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaşın İran nükleer programı sorununu çözmediğini vurgulayarak, "derinlemesine müzakereler" çağrısında bulundu.

Macron, Seul'e yaptığı devlet ziyareti sırasında gazetecilere yaptığı açıklamada, "Hedefli bir nükleer saldırı, sadece birkaç hafta sürse bile, nükleer soruna kalıcı bir çözüm sağlamayacaktır" dedi.

"Diplomatik ve teknik müzakereler için bir çerçeve oluşturulmazsa, durum aylar veya yıllar içinde tekrar kötüleşebilir. Sadece derinlemesine müzakereler ve bir anlaşmaya varılmasıyla uzun vadeli takibi garanti altına alabilir ve herkes için barış ve istikrarı koruyabiliriz" şeklinde konuştu.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve eşi Brigitte Macron (AFP)Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve eşi Brigitte Macron (AFP)

Uygunsuz açıklamalar

Öte yandan Macron, Amerikalı mevkidaşı Donald Trump'ın eşi hakkında yaptığı açıklamaları "uygunsuz ve gerekli standartlara uymayan" olarak değerlendirdi ve bu açıklamaların "cevap vermeyi hak etmediğini" söyledi.

Trump, Mayıs 2025'te Brigitte Macron'un Vietnam gezisi sırasında Fransız cumhurbaşkanının yüzüne yumruk attığını gösteren bir videoya atıfta bulunarak, "Eşi tarafından çok kötü muamele gören Macron, hâlâ çenesine aldığı çok sert bir yumruğun etkisinden kurtulmaya çalışıyor" demişti. Macron daha sonra bu iddiayı yalanlayarak, videonun bir dezenformasyon kampanyasının parçası olduğunu belirtmişti.


İran savaşı yeni bir tetikleyici... Çin gizlice nükleer silahlanma yarışına giriyor

Çin, savunma stratejisi izlediğini ve nükleer silahları ilk kullanan taraf olmama ilkesine bağlı kaldığını ısrarla belirtiyor. (Arşiv – Reuters)
Çin, savunma stratejisi izlediğini ve nükleer silahları ilk kullanan taraf olmama ilkesine bağlı kaldığını ısrarla belirtiyor. (Arşiv – Reuters)
TT

İran savaşı yeni bir tetikleyici... Çin gizlice nükleer silahlanma yarışına giriyor

Çin, savunma stratejisi izlediğini ve nükleer silahları ilk kullanan taraf olmama ilkesine bağlı kaldığını ısrarla belirtiyor. (Arşiv – Reuters)
Çin, savunma stratejisi izlediğini ve nükleer silahları ilk kullanan taraf olmama ilkesine bağlı kaldığını ısrarla belirtiyor. (Arşiv – Reuters)

 

Çin’in Sichuan eyaletinde yaşayan üç köylü, 2022 yılında yerel yetkililere gönderdikleri mesajda, hükümetin arazilerine neden el koyduğunu ve kendilerini neden evlerinden çıkardığını sordu. Köylüler, sorularına “Bu bir devlet sırrıdır” şeklinde kısa bir yanıt aldı.

CNN tarafından yürütülen bir araştırma, söz konusu ‘sırrın’ Çin’in nükleer kapasitesini büyük ölçüde genişletmeye yönelik gizli planlarıyla bağlantılı olduğunu ortaya koydu.

Tahliyelerin üzerinden üç yıldan fazla süre geçmesinin ardından uydu görüntüleri, köyün tamamen yıkıldığını ve yerine Çin’in en önemli nükleer silah üretim tesislerinden bazılarını destekleyecek yeni yapıların inşa edildiğini gösterdi.

Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığına göre, Sichuan eyaletindeki bu tesislerde uydu görüntüleri ve çok sayıda Çin hükümet belgesinin incelenmesiyle tespit edilen genişleme, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Pekin’in onlarca yılın en büyük nükleer silah modernizasyon programını yürüttüğü yönündeki son iddialarını doğruluyor.

Trump’ın gelecek ay ‘tarihi’ olarak nitelenen bir ziyaret kapsamında Pekin’e gitmesi bekleniyor. Ziyarette, Trump’ın Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in nükleer programına yönelik bir sınırlama anlaşması için diyalog başlatmaya çalışacağı öngörülüyor.

Sichuan eyaletindeki en önemli tesisler

Öne çıkan tesislerden biri, Tongjiang Nehri kıyısında beş yıldan kısa sürede inşa edilen büyük ve güçlendirilmiş bir kubbe olarak öne çıkıyor. Uydu görüntülerine göre kubbenin hâlâ ekipmanla donatılma aşamasında olduğu ve henüz faaliyete geçmemiş olabileceği değerlendiriliyor.

Yaklaşık 3 bin 344 metrekarelik bir alanı kaplayan kubbe, 13 tenis kortuna eşdeğer büyüklüğe sahip. Yapı, radyasyon izleme sistemleri ve patlamaya dayanıklı kapılarla donatılmış beton ve çelik bir iskeletle çevrili bulunuyor. Ayrıca tesisin boru hattı ağı, yüksek havalandırma bacasına sahip bir binaya uzanıyor.

Uzmanlara göre bu özellikler ve gelişmiş hava işleme sistemleri, uranyum ve plütonyum gibi yüksek derecede radyoaktif maddelerin kubbe içinde tutulmasını sağlamak üzere tasarlandı. Bu durumun, Çin’in nükleer programının üretim kapasitesini artırmaya yönelik bir genişlemeye işaret ettiği belirtiliyor. Tesisin çevresinin üç katmanlı güvenlik çitiyle korunduğu da aktarıldı.

Gerileme belirtisi yok

Bu gelişme, uluslararası gerilimlerin arttığı bir döneme denk geliyor. Özellikle ABD ile Rusya arasında imzalanan ve ‘New START’ olarak bilinen nükleer silahların sınırlandırılmasına yönelik son anlaşmanın bu yılın başlarında sona ermesi ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Moskova ile Çin’i de kapsayacak yeni ve daha kapsamlı bir anlaşma arayışı bu süreci öne çıkarıyor.

Buna karşın, CNN’in haberine göre Sichuan eyaletinde yaşanan köklü değişimler, Çin ordusunun nükleer silah geliştirme faaliyetlerinde herhangi bir yavaşlama işareti olmadığını ortaya koyuyor.

Çin ise kendisine yöneltilen suçlamaları reddediyor. Çin Savunma Bakanlığı Sözcüsü Jiang Bin, ülkesinin ‘savunma odaklı bir strateji izlediğini ve nükleer silahı ilk kullanan taraf olmama ilkesine bağlı kaldığını’ ifade etti.

Ancak bazı uzmanlar, sahadaki büyük ölçekli değişimlerin nükleer programda temel bir dönüşüme işaret ettiğini belirtiyor. Analist Decker Eveleth, “Bu kapsamlı modernizasyon, sistemin dayandığı teknolojide köklü bir yeniden yapılanmaya işaret ediyor” değerlendirmesinde bulundu.

All Source Analysis şirketinde analiz ve operasyonlardan sorumlu başkan yardımcısı olan Renny Babiarz da CNN için incelediği uydu görüntülerine dayanarak, bu tesislerde ‘yeni süreçler ve farklı ekipman türlerinin’ geliştirilmiş olabileceğini ifade etti.

Babiarz, “Sahada çok sayıda değişimin gerçekleştiği açık” dedi.

Bu genişlemenin, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in bölgesel gerilimlerin arttığı bir dönemde, özellikle Tayvan meselesi bağlamında stratejik caydırıcılık kapasitesinin hızlandırılması yönündeki talimatlarıyla da örtüştüğü belirtiliyor.

Gözlemciler, söz konusu adımların Çin’in de dahil olduğu, Soğuk Savaş döneminden daha karmaşık yeni bir nükleer silahlanma yarışına yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

Öte yandan, ABD’nin Çin’in kapasitesini olduğundan fazla değerlendirme ihtimalinin nükleer silahların yayılmasını daha da hızlandırabileceği endişesi dile getiriliyor.

Middlebury Enstitüsü’nde küresel güvenlik alanında çalışan Jeffrey Lewis, “ABD’de bazıları Çin’e karşılık verebilmek için nükleer silah üretim kapasitemizi ciddi biçimde artırmamız gerektiğini savunacaktır. Ancak biz onların yaptığını değil, yaptığını düşündüğümüz şeyi yakalamaya çalışacağız. Kendi kâbusumuzu büyüteceğiz. Bu son derece tehlikeli” ifadelerini kullandı.

İran savaşının Çin nükleer programı üzerindeki etkisi

Uzmanlar, ABD ile İsrail’in İran’a yönelik süregelen saldırılarının, Çin’in nükleer programını genişletme kararlılığını güçlendirmiş olabileceğini belirtiyor.

Lewis, “Eğer Çinli olsaydınız ve yaşananlara baksaydınız, silahsızlanmanın ya da kendinizi zayıflatmanın mantıklı bir seçenek olmadığını görürdünüz” değerlendirmesinde bulundu.

Lewis, “Trump yönetiminin İran’da attığı adımların sonuçlarından biri, Çin’i caydırmak ya da geri adım attırmak olmayacak; aksine daha fazla nükleer silah geliştirmeye yöneltecek” şeklinde konuştu.

Mevcut koşullar altında silahların sınırlandırılmasına yönelik anlaşmalara varılmasının zor göründüğünü belirten Lewis, Çin’in gerilimi düşürmek amacıyla ‘şeklî’ diyaloglara katılabileceğini, ancak esaslı tavizler vermesinin beklenmediğini kaydetti.