İran'ın kırılma noktası: İsrail'in yeni doktrini ve caydırıcı Trump faktörü

Protestolar, rejimi devirmek için gereken kritik kitleye ulaştı mı?

 Rejim karşıtı protestocular, Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen mitingde, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026 (AFP)
Rejim karşıtı protestocular, Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen mitingde, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026 (AFP)
TT

İran'ın kırılma noktası: İsrail'in yeni doktrini ve caydırıcı Trump faktörü

 Rejim karşıtı protestocular, Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen mitingde, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026 (AFP)
Rejim karşıtı protestocular, Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen mitingde, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026 (AFP)

Michael Horowitz

İran yeni bir protesto dalgasıyla boğuşurken, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri kenardan izliyor. Kıvılcım, Tahran pazarındaki tüccarların yerel para biriminin çöküşüne karşı protestosuyla başladı ve ardından 26 ilde en az 220 noktaya yayıldı. Gösteriler 8 Ocak gecesi önemli ölçüde arttı.

Ancak bu anın önemi, yalnızca huzursuzluğun genişleyen kapsamından (İran geçmişte daha geniş ve daha dirençli ayaklanmalara tanık oldu) değil, aynı zamanda çevresindeki stratejik ortamdan da kaynaklanıyor. İran İslam Cumhuriyeti artık kökten farklı bir stratejik ortamın eşiğinde duruyor. “Direniş ekseni” olarak bilinen ileri savunma doktrini, büyük ölçüde etki denkleminden çıkarılmasına yol açan darbeler aldı. İran'ın hava savunması da İsrail ile 12 günlük savaş sırasında imha edildi. Bu endişelere ilave olarak, Trump geçen yıl İran nükleer tesislerini bombalayarak, İran ile doğrudan yüzleşmeye hazır olduğunu açıkça gösterdi. Ardından, Tahran'ın müttefiki Nicolás Maduro'yu Karakas'taki yatağından alıp devirerek, bu mesajı kesin bir hamleyle pekiştirdi.

Bu baskılar, İsrail'in stratejik düşüncesinde yaşanan derin bir değişim ile daha da yoğunlaşıyor. 7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail, çevreleme ve gerilimi hesaplı bir şekilde tırmandırma ilkesine dayanan çatışmayı yönetme mantığını ve “savaşlar arası operasyon” doktrinini terk etti. Artık fiilen savaşlara girişiyor ve İsrail'in bakış açısına göre ulusal savunmanın kapsamı artık sınırlarının ötesine değil, rakiplerinin topraklarının kalbine kadar uzanıyor. İsrail artık burada bir silah deposunu imha etmek veya şurada bir nükleer bilim insanını öldürmek gibi taktiksel kazanımlar elde etmekle yetinmiyor. Artık daha iddialı bir hedefi var; bizzat İslam Cumhuriyeti'nin çöküşünü sağlayarak bölgesel düzeni yeniden şekillendirmek. İsrail, ekonomik çöküş, askeri aşağılanma ve bölgesel izolasyonun bitkin düşürdüğü İran rejiminin, tam olarak doğru zamanda ve doğru şekilde baskı uygulanırsa, çöküşün eşiğine getirilebileceğine inanıyor.

Kritik kitle meselesi

İran'daki mevcut protesto dalgası, önceki dalgalardan önemli bir unsurda farklılık gösteriyor; bu kez, rejimin temellerini sarsan açık bir kırılganlığın ortasında gerçekleşiyor. 2009, 2018 ve yine 2022-2023 yılları arasında protestocular, bölgesel saygınlığını koruyan ve etrafını bir güç havasıyla saran otoriteyle karşı karşıya gelmişlerdi. Ancak bugün, kamuoyu önünde aşağılanmış, askeri gücü gerilemiş ve bölgesel etkisi buharlaşmış bir hükümet ile karşı karşıyalar. Bu gerçeklik, her iki tarafın, protestocuların ve güvenlik aygıtının da hesaplarını yeniden şekillendiriyor.

İsrail, çevreleme ve gerilimi hesaplı bir şekilde artırma ilkesine dayanan çatışmayı yönetme mantığını ve “savaşlar arası operasyon” doktrinini terk etti. Artık fiilen savaşlara girişiyor ve İsrail'in bakış açısına göre ulusal savunmanın kapsamı artık sınırlarının ötesine değil, rakiplerinin topraklarının kalbine kadar uzanıyor

Soru şu: Rejimi devirmek için gerekli kritik kitleye ulaşıldı mı? 8 Ocak gecesine kadar, görüntülerde aynı anda sadece birkaç yüz, belki de birkaç bin protestocunun olduğu görüldüğünden, cevap muhtemelen hayırdı. Ancak Şah'ın oğlu Rıza Pehlevi'nin protesto çağrısının ardından 8 Ocak'ta durum kökten değişti. O gece, Tahran ve Meşhed de dahil olmak üzere büyük şehirlerde on binlerce insan, 2012’deki protestolardan, hatta 2009’da Yeşil Hareket’in liderlik ettiği ve milyonları harekete geçiren protestolardan bu yana eşi benzeri görülmemiş protestolarla sokaklara döküldü. Şimdi hareket rejime ölümcül tehdit oluşturabilecek bir dönüşüm geçiriyor gibi görünüyor.

Tehditlerle caydırma

Rıza Pehlevi'nin çağrısı, İslam Cumhuriyeti'ne karşı on yıllardır birikmiş öfkeyi harekete geçirmek için önemli bir katalizör olmuş olabilir, ancak bir diğer önemli faktörü -Başkan Trump'ı- göz ardı etmek analitik bir hata sayılır. Trump'ın İran'a yönelik kamuoyuna açık tehditleri, rejimin protestolara kararlı bir yanıt vermesini geciktirdi ve protestoculara Washington'un kenardan izlemekle yetinmeyeceği umudunu verdi. Bu sadece sembolik bir tehdit değildi; Trump, sözlerini eylemlerle desteklemeye hazır olduğunu gösterdi.

zxcvfgh
İran Dini Lideri Ali Hamaney'in Tahran'da öğrencilere hitap ederken çekilmiş ve ofisi tarafından yayınlanmış fotoğrafı, 3 Kasım 2025, (AFP)

Geçen yıl haziran ayındaki Gece Yarısı Çekici Operasyonu sırasında, ABD Başkanı İran nükleer tesislerine yönelik saldırı ile İsrail'in savaşına katılmaya karar vermişti. Bu, Kasım Süleymani'nin öldürülmesiyle başlayan, Suriye'de Beşşar Esed'i hedef alan darbeyle devam eden ve Venezuela'da Nicolás Maduro'nun tutuklanmasıyla sonuçlanan bir dizi kararın sadece bir halkasıydı.

Bu olaylar, Trump'ın savaş konusundaki isteksizliğinin, güç kullanma konusunda da isteksiz olduğu anlamına gelmediğini gösteriyor. Yönetimi, son Beyaz Saray yayınlarından birinde geçen “Deneyin ve sonuçlarını görün” ifadesinin gösterdiği gibi, Başkan’ın sözünün eri olduğunu teyit eden sağlam bir duruş sergiliyor. Bu ister bir güç gösterisi olarak görülsün ister görülmesin, bunun sadece boş bir manevra olmadığına ve başlı başına önemli olduğuna dair birçok kanıt bulunuyor.

Birinci anlaşma yapıcı” olarak Başkan Trump, gücü bir fetih ve işgal aracı yerine, düşmanın davranışını tam bir yenilgi yoluyla değil, zorlama ve ikna yoluyla değiştirmeyi amaçlayan güçlü bir baskı ve teşvik aracı olarak görüyor. Bu aracı, onu uzun vadeli taahhütlere takılıp kalmaktan koruyan, hızlı ve gösterişli bir şekilde kullanma eğiliminde.

Birinci anlaşma yapıcı” olarak Başkan Trump, gücü fetih ve işgal aracı olarak değil, düşmanın davranışını tam bir yenilgi yoluyla değil, zorlama ve ikna yoluyla değiştirmeyi amaçlayan güçlü bir baskı ve teşvik aracı olarak görüyor

Ancak bu yaklaşım, rejim değişikliği veya sürekli baskı, sürekli bir taahhüt gerektirdiğinden, İran meselesinde seçeneklerini daraltıyor. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre yine de hayati öneme sahip güvenlik yapılarını hedef alan sınırlı sayıda ABD hava saldırısı, İslam Cumhuriyeti'nin protestoları bastırma gücünü zayıflatmak için yeterli olabilir. Dahası Trump'ın müdahale etme olasılığı bile baskıcı aygıtı telaşlandırabilir, gecikmelere, tereddütlere ve maliyetli yeniden konuşlandırmalara yol açabilir.

Trump'ın kesin bir karar vermek zorunda kalabileceği bir anın eşiğindeyiz. 8 ve 9 Ocak geceleri arasında artan şiddet, İranlı yetkililerin interneti kesmesine neden oldu ve birçok haber, telefon hatlarının da kesildiğini söylüyor; bu, yaklaşan şiddetli baskının bilindik bir işareti. Ülke içindeki muhalif platformlar, güvenlik güçleri tarafından gerçek mermi kullanımında keskin bir artış olduğunu bildirdi. Bu arada, Trump bir röportajda, protestocuların öldürülmesi durumunda İran'a çok sert bir şekilde karşılık vereceği uyarısını yineledi. Dolayısıyla bu tehditlerin pratik olarak test edileceği bir ana yaklaşıyoruz, çünkü yalnızca imalara dayalı caydırıcılık uzun süre devam edemez.

İsrail’in hesapları

Bu denklemdeki diğer aktör olan İsrail, durumu yakından izliyor. İran'ın zayıf noktasından yararlanma yaklaşımı, dikkatlice hazırlanmış bir araç karışımına dayanıyor. Aleni olarak diplomatik baskı, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun İranlı protestoculara destek açıklaması ve ofisinden yapılan, İran halkının mücadelesiyle dayanışma içinde olunduğunu teyit eden açıklamalar aracılığıyla uygulanıyor. Bu açıklamalar çeşitli amaçlara hizmet ediyor; içeriye protestocuların yalnız olmadıkları mesajını iletiyor, rejimi tedirgin ediyor ve ileride daha etkili adımların taşlarını döşüyor.

xzscdfrg
Sosyal medyada yayınlanan bir videodan alıntılanan bu karede, Tahran'da tırmanan hükümet karşıtı gösteriler arasında protestocular toplanıyor, 9 Ocak 2026 (Reuters)

İsrail'in müdahalesinin İslam Cumhuriyeti için işleri kolaylaştırdığını, protestoları baş düşmanı tarafından düzenlenen yabancı bir komplo olarak gösterme gerekçesi sunduğunu savunanlar olabilir. Ancak İsrail liderleri bu itirazı önemsiz görüyor, çünkü Tahran, İsrail'in tutumu ne olursa olsun aynı suçlamayı yöneltecektir. Bu aşamada, her iç karışıklık için Mossad'ı suçlamak artık yeni bir keşif değil, otomatik bir tepki haline geldi. Halkın öfkesinin yapay olduğunu iddia eden herkes ya saf ya da kendi dünya görüşüyle ​​örtüşen bir anlatıyı kasıtlı olarak desteklemektedir.

Soru şu: İsrail başka ne yapabilir? 12 günlük savaş sırasında İsrail, İran hava savunmasını devre dışı bırakmak ve İsrail'e balistik füze yağmuru başlatma kapasitesini sınırlamak için Mossad ajanlarını kullanarak İran içinde faaliyet gösterme gücünü gösterdi. Haziran savaşıyla birlikte, İran'ın hava savunma sistemleri büyük ölçüde imha edildi ve bu da İsrail'e gerektiğinde İran hava sahasında neredeyse her gün özgürce hareket etme kabiliyeti tanıyor. Bu gerçeklik, İsrail'e bir savaşı ateşleyebilecek doğrudan açık müdahale ile gelecekteki herhangi bir çatışmada rejimi zayıflatabilecek veya protestoları bastırma gücünü engelleyebilecek hesaplı, nokta saldırılar düzenleme arasında bir manevra alanı sağlıyor.

İsrail'in yeniden kazandığı hareket özgürlüğü, İran rejiminin kaderini kontrol edebileceği anlamına gelmiyor. İç durum büyük ölçüde, şu anda sokaklarda hayatlarını riske atan İranlıların kendileri tarafından belirlenecek. Tam ölçekli bir savaş, protestoları tırmandırmak yerine durdurabileceği için İsrail açısından zararlı olabilir. Herhangi bir devrimci atılımda önemli rol oynayabilecek birçok İranlı -özellikle kaybedecek çok şeyi olan muhafazakar orta sınıf- İsrail savaş uçakları tepelerinde uçmaya başlarsa ve ülke yeniden bombardımana maruz kalırsa harekete geçmekte tereddüt edebilir.

İsrail İran'a bir saldırı düzenleyebilir, ancak genellikle operasyonu kısa tutmayı tercih edecektir; zira amacı, kamuoyunu bayrak etrafında birleştirebilecek ve muhalefeti bastırabilecek daha geniş çaplı bir çatışmayı ateşlemek yerine güç dengesini revize etmek olacaktır. En başarılı olduğu nokta ise Başkan Trump'ın tehditlerini yerine getirmesini sağlamaktır. Nitekim geçmiş deneyimler, Trump yönetiminin en azından söylemsel olarak eylemsizlik yerine eylemi tercih ettiğini gösteriyor. Eğer İsrail, kısa süreli operasyonu rejime karşı daha uzun süreli bir baskıya dönüştürme tehdidi ile birlikte Trump yönetimini daha geniş kapsamlı bir dizi saldırı düzenlemeye ikna etmeyi başarırsa, bu seferki amaç sadece nükleer tehdidi etkisiz hale getirmek değil, rejimi devirmek de olabilir.



Bilinen en eski ahtapotun aslında ahtapot olmadığı tespit edildi

Pohlsepia mazonensis aslında bugün okyanuslarda yaşayan kabuklu canlılar olan notilusların akrabasıymış (Reading Üniversitesi)
Pohlsepia mazonensis aslında bugün okyanuslarda yaşayan kabuklu canlılar olan notilusların akrabasıymış (Reading Üniversitesi)
TT

Bilinen en eski ahtapotun aslında ahtapot olmadığı tespit edildi

Pohlsepia mazonensis aslında bugün okyanuslarda yaşayan kabuklu canlılar olan notilusların akrabasıymış (Reading Üniversitesi)
Pohlsepia mazonensis aslında bugün okyanuslarda yaşayan kabuklu canlılar olan notilusların akrabasıymış (Reading Üniversitesi)

Dünyanın en eski ahtapotu kabul edilen 300 milyon yıllık fosilin aslında ahtapot olmadığı ortaya çıktı.

ABD'nin Illinois eyaletindeki Mazon Creek fosil yatağında 2000'de yapılan çalışmalarda yumuşak çamurda korunmuş bir fosil keşfedilmişti.

8 kol ve bacağı, iki gözü ve mürekkep kesesi olduğu anlaşılan fosilleşmiş canlının ahtapotların atası olduğu öne sürülmüştü. 300 milyon yıllık örnek, bu canlıların sanılandan 150 milyon yıl önce ortaya çıktığına işaret ediyordu.

Pohlsepia mazonensis adı verilen bu tür, bilinen en eski ahtapot unvanıyla Guinness Rekorlar Kitabı'na da girmişti.

Ancak Birleşik Krallık'taki Reading Üniversitesi'nden Thomas Clements ve ekibi, yeni görüntüleme tekniklerini kullanarak bu türün aslında ahtapot değil, bugünkü notilusların eski bir akrabası olduğunu tespit etti.

Bilim insanları hayvanın fosilleşmeden önceki birkaç haftada çürüdüğünü ve bu nedenle yanlış tanımlandığını düşünüyor.

Fosilin kötü bir şekilde korunması, 26 yıl önce onu inceleyen araştırmacıların çalışmasını kısıtlamıştı.

Ancak fosilleri parçalamadan içlerini görmeyi sağlayan yeni teknolojiler Pohlsepia mazonensis'in sırlarını açığa çıkardı.

Güneşten daha parlak ışık demetleri kullanan modern bir teknik olan senkrotron görüntülemeden yararlanan ekip, hepsi yan yana dizilmiş 11 küçük diş benzeri yapıyla karşılaştı. Bilim insanları bunun, dişçiklerle kaplı dil benzeri organı ifade eden radula olduğunu düşünüyor.

Öte yandan ahtapotların radulasında genellikle bir sırada 7-9 dişçik bulunurken, notilusların yakın akrabası nautiloidlerde 13 adet oluyor.

Araştırmacılar ellerindeki örneği, bölgede daha önce bulunan nautiloid türü Paleocadmus pohli'yle karşılaştırınca iki canlının radulasının birbirine benzediğini gördü.

Ekip ayrıca mürekkep kesesinin de gerçekten mürekkep kesesi olduğuna dair yeterince kanıt bulamadı. 

Bulguları hakemli dergi Proceedings of the Royal Society B: Biological Sciences'ta bugün (8 Nisan) yayımlanan çalışmaya göre Pohlsepia mazonensis aslında ayrı bir ahtapot türü değildi.

Clements "Dünyanın en ünlü ahtapot fosilinin aslında hiç de ahtapot olmadığı ortaya çıktı" diyerek ekliyor: 

Haftalarca çürüdükten sonra gömülen ve daha sonra kayada korunan bir notilus akrabasıymış ve bu çürüme nedeniyle bu kadar inandırıcı bir şekilde ahtapota benzemiş.

Bulgular ahtapotların tarihini 150 milyon yıl kısaltırken, nautiloidlerin de sanılandan 220 milyon yıl daha eski olduğunu gösteriyor. Yani ahtapotlar Jura döneminde, sanılandan çok daha sonra ortaya çıkmış.

Clements "Şimdiye kadar bulunan, nautiloidlere ait en eski yumuşak doku kanıtına ve ahtapotların ilk ne zaman ortaya çıktığına dair çok daha net bir tabloya sahibiz" ifadelerini kullanıyor:

Bazen tartışmalı fosilleri yeni tekniklerle tekrar incelemek, gerçekten heyecan verici keşiflere yol açan küçük ipuçlarını ortaya çıkarıyor.

Independent Türkçe, Science Alert, BBC, Proceedings of the Royal Society B: Biological Sciences


Denizcilik devi Singapur: Hürmüz'den geçişe ücret vermem

Singapur'daki Tanjong Pagar konteyner limanı (AFP)
Singapur'daki Tanjong Pagar konteyner limanı (AFP)
TT

Denizcilik devi Singapur: Hürmüz'den geçişe ücret vermem

Singapur'daki Tanjong Pagar konteyner limanı (AFP)
Singapur'daki Tanjong Pagar konteyner limanı (AFP)

Singapur, Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçiş için ilke olarak İran'la müzakere etmeyeceğini çünkü kritik su yollarından geçmenin ayrıcalık değil bir hak olduğuna inandığını belirtiyor.

Güneydoğu Asya'daki bu şehir devleti küçük boyutuna rağmen deniz taşımacılığında bir süper güç. Hint Okyanusu ve Güney Çin Denizi arasındaki önemli küresel denizcilik rotalarının kesişme noktası olan Malakka Boğazı üzerinde yer alan Singapur, 2024'te 3,11 milyar ton gemi girişiyle dünyanın en işlek aktarma limanına ev sahipliği yapıyor.

Ayrıca gemiler için dünyanın en büyük yakıt ikmal noktası olan Singapur, 2023'te rekor düzeyde 54,92 milyon metrik ton deniz yakıtı satışı gerçekleştirdi.

Dışişleri Bakanı Vivian Balakrishnan, salı günü parlamentoda, Singapur'un Hürmüz Boğazı'ndan geçiş için müzakere edip etmeyeceği veya ABD ve İsrail'in saldırısının ardından kritik su yolunu kapatan İran'a geçiş ücreti ödemeyi düşünüp düşünmeyeceği sorusuna, "Geçiş hakkı vardır. Bu, sınır komşusu devlet tarafından verilecek bir ayrıcalık değil, rica edilecek bir lisans değil, ödenecek bir geçiş ücreti yok" yanıtını verdi.

Bu durum, Singapur'u İran'la geçiş müzakeresine oturmayı açıkça reddeden tek Asya ülkesi yapıyor. Hindistan, Pakistan, Tayland ve Filipinler gibi ülkeler, sevkıyatlarının geçişine izin verilmesi için Tahran'la halihazırda anlaşmalar yapmış durumda.  Lloyd's List'in yakın tarihli raporuna göre bazı gemilerin su yolunu ateş altında kalmadan geçmek için İran'a 2 milyon dolara kadar ücret ödediği bildiriliyor.

Balakrishnan'a göre Singapur'un görüşü, geçiş hakkının geleneksel uluslararası hukukun bir parçası olduğu.

Tahran'la geçiş konusunda müzakere etmek, Singapur dahil 170'ten fazla ülkenin imzaladığı BM Deniz Hukuku Sözleşmesi veya Deniz Hukuku Antlaşması'nın hukuki ilkesini dolaylı olarak yıpratacak.

Balakrishnan, İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi'yle diplomatik kanalının savaştan önce de açık olduğunu ve şimdi de açık kaldığını söyledi.

"Yakın gelecekte onunla görüşeceğimden eminim" dedi.

Ancak taraf tuttuğumuz için değil, ilke gereği gemilerin güvenli geçişi için müzakerelere giremem veya geçiş ücretleri konusunda pazarlık yapamam.

Malakka Boğazı, küresel denizcilik için muhtemelen Hürmüz Boğazı kadar kritik bir geçiş noktası. Hatta Singapur yakınlarındaki su yolundan İran yakınlarındaki su yoluna kıyasla daha fazla ham ve rafine petrol geçiyor. Küresel konteyner ticareti akışları için de durum aynı.

Malakka Boğazı en dar yerinde 2 deniz milinden daha az genişliğe sahip. Hürmüz Boğazı ise 21 deniz mili.

Balakrishnan, BM sözleşmesini kastederek, "Şimdi neden uluslararası hukukun ve BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin okyanusların anayasası olduğu konusunda net bir duruş sergilememiz gerektiğini anlıyor musunuz?" diye sordu.

Singapur Denizcilik ve Liman Otoritesi'nin Basra Körfezi'ndeki Singapur bayraklı veya Singapur tescilli gemilerin sahipleri ve işletmecileriyle yakın temas halinde olduğunu da sözlerine ekledi.

Bu kurumların gemilerin güvenli geçişini kolaylaştırmak için olası fırsatları araştırdığını söyledi.

Independent Türkçe


Çin devasa doğalgaz stokunu nasıl oluşturdu?

Çin, dünyanın en büyük doğalgaz ithalatçısı konumunda (Reuters)
Çin, dünyanın en büyük doğalgaz ithalatçısı konumunda (Reuters)
TT

Çin devasa doğalgaz stokunu nasıl oluşturdu?

Çin, dünyanın en büyük doğalgaz ithalatçısı konumunda (Reuters)
Çin, dünyanın en büyük doğalgaz ithalatçısı konumunda (Reuters)

Çin, depolanması zor doğalgazı büyük miktarlarda stoklamayı başardığı gibi üretimi de artırıyor.

New York Times'ın haberinde, Çin'in dünyadaki en büyük yer üstü doğalgaz stokuna sahip olduğu yazılıyor.

20 katlı bina yüksekliğindeki tanklarda tutulan doğalgaz sayesinde Pekin yönetimi, İran savaşıyla patlak veren tedarik kesintilerine karşı hazırlıklıydı.

Jiangsu eyaletindeki endüstriyel liman kenti Yancheng'de yer alan 6 tankın her birinde, Pekin'deki 22 milyon kişinin iki aydan fazla süreyle ev ihtiyaçlarını karşılayacak kadar doğalgaz var.

Analize göre bu devasa stok, Hindistan, Pakistan ve Vietnam dahil Asya'daki diğer komşularının doğalgaz kaynaklarının tükenmeye başladığı bir dönemde, Çin yönetiminin Ortadoğu'dan tedarik kesintisinin etkilerini hafifletmesini sağladı.

Çin, dünyanın en büyük doğalgaz ithalatçısı ve gübre tüketicisi; gübrenin büyük bir kısmı da doğalgazdan üretiliyor. Ülke aynı zamanda en büyük kimya endüstrisine sahip ve bu sanayinin büyük bir kısmı da doğalgaza ihtiyaç duyuyor.

Ülke, deniz yoluyla getirilen sıvılaştırılmış doğalgazı (LNG) depoladığı tankların yanı sıra Orta Asya ve Rusya'daki gaz sahalarına boru hatları da inşa ettirdi.

Hidrolik kırma ve diğer teknolojiler sayesinde son 10 yılda doğalgaz üretimini iki katından fazla artıran Çin, bazı kimyasalların üretiminde doğalgaza alternatif olarak kullanılabilecek kömüre dayalı sistemler de geliştirildi.

ABD şu anda petrol ve doğalgaz üretiminde lider. Çin de doğalgaz üretiminde ABD, Rusya ve İran'ın ardından 4. sırada. Asya devi; ABD, Suudi Arabistan, Rusya ve Kanada'nın ardından 5. en büyük petrol üreticisi.

Çin lideri Şi Cinping, uzun süredir ülkesini küresel enerji tedarikinde yaşanabilecek sorunlara karşı dayanıklı hale getirmeye çalışıyor. 2022'deki bir konuşmasında kömür, petrol ve doğalgaz kapasitesinin artırılması talimatını da vermişti.

ABD, Hindistan ve diğer ülkelerdeki çiftçiler bu bahar gübre kıtlığı yaşamaktan endişelenirken, Yancheng'deki LNG depolama tesislerine yakın köylerde yaşayanlar bol miktarda gübreye sahip olduklarını söylüyor.

Çinli firmalar da İran savaşı nedeniyle yükselen fiyatları fırsat bilerek rekor seviyede LNG'yi tekrar piyasaya sürdü.

Analiz şirketi Kpler'e göre yılın başından bu yana Çin, 1,31 milyon ton LNG sevkıyatı gerçekleştirdi. 19 sevkıyattan 10'u Güney Kore'ye, 5'i Tayland'a, geri kalanıysa Japonya, Hindistan ve Filipinler'e yapıldı.

Buna karşılık Çin geçen sene 0,82 milyon ton, 2023'te ise 0,98 milyon ton LNG'yi yeniden satmıştı.

Independent Türkçe, New York Times, Reuters