İran'ın kırılma noktası: İsrail'in yeni doktrini ve caydırıcı Trump faktörü

Protestolar, rejimi devirmek için gereken kritik kitleye ulaştı mı?

 Rejim karşıtı protestocular, Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen mitingde, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026 (AFP)
Rejim karşıtı protestocular, Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen mitingde, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026 (AFP)
TT

İran'ın kırılma noktası: İsrail'in yeni doktrini ve caydırıcı Trump faktörü

 Rejim karşıtı protestocular, Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen mitingde, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026 (AFP)
Rejim karşıtı protestocular, Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen mitingde, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026 (AFP)

Michael Horowitz

İran yeni bir protesto dalgasıyla boğuşurken, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri kenardan izliyor. Kıvılcım, Tahran pazarındaki tüccarların yerel para biriminin çöküşüne karşı protestosuyla başladı ve ardından 26 ilde en az 220 noktaya yayıldı. Gösteriler 8 Ocak gecesi önemli ölçüde arttı.

Ancak bu anın önemi, yalnızca huzursuzluğun genişleyen kapsamından (İran geçmişte daha geniş ve daha dirençli ayaklanmalara tanık oldu) değil, aynı zamanda çevresindeki stratejik ortamdan da kaynaklanıyor. İran İslam Cumhuriyeti artık kökten farklı bir stratejik ortamın eşiğinde duruyor. “Direniş ekseni” olarak bilinen ileri savunma doktrini, büyük ölçüde etki denkleminden çıkarılmasına yol açan darbeler aldı. İran'ın hava savunması da İsrail ile 12 günlük savaş sırasında imha edildi. Bu endişelere ilave olarak, Trump geçen yıl İran nükleer tesislerini bombalayarak, İran ile doğrudan yüzleşmeye hazır olduğunu açıkça gösterdi. Ardından, Tahran'ın müttefiki Nicolás Maduro'yu Karakas'taki yatağından alıp devirerek, bu mesajı kesin bir hamleyle pekiştirdi.

Bu baskılar, İsrail'in stratejik düşüncesinde yaşanan derin bir değişim ile daha da yoğunlaşıyor. 7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail, çevreleme ve gerilimi hesaplı bir şekilde tırmandırma ilkesine dayanan çatışmayı yönetme mantığını ve “savaşlar arası operasyon” doktrinini terk etti. Artık fiilen savaşlara girişiyor ve İsrail'in bakış açısına göre ulusal savunmanın kapsamı artık sınırlarının ötesine değil, rakiplerinin topraklarının kalbine kadar uzanıyor. İsrail artık burada bir silah deposunu imha etmek veya şurada bir nükleer bilim insanını öldürmek gibi taktiksel kazanımlar elde etmekle yetinmiyor. Artık daha iddialı bir hedefi var; bizzat İslam Cumhuriyeti'nin çöküşünü sağlayarak bölgesel düzeni yeniden şekillendirmek. İsrail, ekonomik çöküş, askeri aşağılanma ve bölgesel izolasyonun bitkin düşürdüğü İran rejiminin, tam olarak doğru zamanda ve doğru şekilde baskı uygulanırsa, çöküşün eşiğine getirilebileceğine inanıyor.

Kritik kitle meselesi

İran'daki mevcut protesto dalgası, önceki dalgalardan önemli bir unsurda farklılık gösteriyor; bu kez, rejimin temellerini sarsan açık bir kırılganlığın ortasında gerçekleşiyor. 2009, 2018 ve yine 2022-2023 yılları arasında protestocular, bölgesel saygınlığını koruyan ve etrafını bir güç havasıyla saran otoriteyle karşı karşıya gelmişlerdi. Ancak bugün, kamuoyu önünde aşağılanmış, askeri gücü gerilemiş ve bölgesel etkisi buharlaşmış bir hükümet ile karşı karşıyalar. Bu gerçeklik, her iki tarafın, protestocuların ve güvenlik aygıtının da hesaplarını yeniden şekillendiriyor.

İsrail, çevreleme ve gerilimi hesaplı bir şekilde artırma ilkesine dayanan çatışmayı yönetme mantığını ve “savaşlar arası operasyon” doktrinini terk etti. Artık fiilen savaşlara girişiyor ve İsrail'in bakış açısına göre ulusal savunmanın kapsamı artık sınırlarının ötesine değil, rakiplerinin topraklarının kalbine kadar uzanıyor

Soru şu: Rejimi devirmek için gerekli kritik kitleye ulaşıldı mı? 8 Ocak gecesine kadar, görüntülerde aynı anda sadece birkaç yüz, belki de birkaç bin protestocunun olduğu görüldüğünden, cevap muhtemelen hayırdı. Ancak Şah'ın oğlu Rıza Pehlevi'nin protesto çağrısının ardından 8 Ocak'ta durum kökten değişti. O gece, Tahran ve Meşhed de dahil olmak üzere büyük şehirlerde on binlerce insan, 2012’deki protestolardan, hatta 2009’da Yeşil Hareket’in liderlik ettiği ve milyonları harekete geçiren protestolardan bu yana eşi benzeri görülmemiş protestolarla sokaklara döküldü. Şimdi hareket rejime ölümcül tehdit oluşturabilecek bir dönüşüm geçiriyor gibi görünüyor.

Tehditlerle caydırma

Rıza Pehlevi'nin çağrısı, İslam Cumhuriyeti'ne karşı on yıllardır birikmiş öfkeyi harekete geçirmek için önemli bir katalizör olmuş olabilir, ancak bir diğer önemli faktörü -Başkan Trump'ı- göz ardı etmek analitik bir hata sayılır. Trump'ın İran'a yönelik kamuoyuna açık tehditleri, rejimin protestolara kararlı bir yanıt vermesini geciktirdi ve protestoculara Washington'un kenardan izlemekle yetinmeyeceği umudunu verdi. Bu sadece sembolik bir tehdit değildi; Trump, sözlerini eylemlerle desteklemeye hazır olduğunu gösterdi.

zxcvfgh
İran Dini Lideri Ali Hamaney'in Tahran'da öğrencilere hitap ederken çekilmiş ve ofisi tarafından yayınlanmış fotoğrafı, 3 Kasım 2025, (AFP)

Geçen yıl haziran ayındaki Gece Yarısı Çekici Operasyonu sırasında, ABD Başkanı İran nükleer tesislerine yönelik saldırı ile İsrail'in savaşına katılmaya karar vermişti. Bu, Kasım Süleymani'nin öldürülmesiyle başlayan, Suriye'de Beşşar Esed'i hedef alan darbeyle devam eden ve Venezuela'da Nicolás Maduro'nun tutuklanmasıyla sonuçlanan bir dizi kararın sadece bir halkasıydı.

Bu olaylar, Trump'ın savaş konusundaki isteksizliğinin, güç kullanma konusunda da isteksiz olduğu anlamına gelmediğini gösteriyor. Yönetimi, son Beyaz Saray yayınlarından birinde geçen “Deneyin ve sonuçlarını görün” ifadesinin gösterdiği gibi, Başkan’ın sözünün eri olduğunu teyit eden sağlam bir duruş sergiliyor. Bu ister bir güç gösterisi olarak görülsün ister görülmesin, bunun sadece boş bir manevra olmadığına ve başlı başına önemli olduğuna dair birçok kanıt bulunuyor.

Birinci anlaşma yapıcı” olarak Başkan Trump, gücü bir fetih ve işgal aracı yerine, düşmanın davranışını tam bir yenilgi yoluyla değil, zorlama ve ikna yoluyla değiştirmeyi amaçlayan güçlü bir baskı ve teşvik aracı olarak görüyor. Bu aracı, onu uzun vadeli taahhütlere takılıp kalmaktan koruyan, hızlı ve gösterişli bir şekilde kullanma eğiliminde.

Birinci anlaşma yapıcı” olarak Başkan Trump, gücü fetih ve işgal aracı olarak değil, düşmanın davranışını tam bir yenilgi yoluyla değil, zorlama ve ikna yoluyla değiştirmeyi amaçlayan güçlü bir baskı ve teşvik aracı olarak görüyor

Ancak bu yaklaşım, rejim değişikliği veya sürekli baskı, sürekli bir taahhüt gerektirdiğinden, İran meselesinde seçeneklerini daraltıyor. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre yine de hayati öneme sahip güvenlik yapılarını hedef alan sınırlı sayıda ABD hava saldırısı, İslam Cumhuriyeti'nin protestoları bastırma gücünü zayıflatmak için yeterli olabilir. Dahası Trump'ın müdahale etme olasılığı bile baskıcı aygıtı telaşlandırabilir, gecikmelere, tereddütlere ve maliyetli yeniden konuşlandırmalara yol açabilir.

Trump'ın kesin bir karar vermek zorunda kalabileceği bir anın eşiğindeyiz. 8 ve 9 Ocak geceleri arasında artan şiddet, İranlı yetkililerin interneti kesmesine neden oldu ve birçok haber, telefon hatlarının da kesildiğini söylüyor; bu, yaklaşan şiddetli baskının bilindik bir işareti. Ülke içindeki muhalif platformlar, güvenlik güçleri tarafından gerçek mermi kullanımında keskin bir artış olduğunu bildirdi. Bu arada, Trump bir röportajda, protestocuların öldürülmesi durumunda İran'a çok sert bir şekilde karşılık vereceği uyarısını yineledi. Dolayısıyla bu tehditlerin pratik olarak test edileceği bir ana yaklaşıyoruz, çünkü yalnızca imalara dayalı caydırıcılık uzun süre devam edemez.

İsrail’in hesapları

Bu denklemdeki diğer aktör olan İsrail, durumu yakından izliyor. İran'ın zayıf noktasından yararlanma yaklaşımı, dikkatlice hazırlanmış bir araç karışımına dayanıyor. Aleni olarak diplomatik baskı, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun İranlı protestoculara destek açıklaması ve ofisinden yapılan, İran halkının mücadelesiyle dayanışma içinde olunduğunu teyit eden açıklamalar aracılığıyla uygulanıyor. Bu açıklamalar çeşitli amaçlara hizmet ediyor; içeriye protestocuların yalnız olmadıkları mesajını iletiyor, rejimi tedirgin ediyor ve ileride daha etkili adımların taşlarını döşüyor.

xzscdfrg
Sosyal medyada yayınlanan bir videodan alıntılanan bu karede, Tahran'da tırmanan hükümet karşıtı gösteriler arasında protestocular toplanıyor, 9 Ocak 2026 (Reuters)

İsrail'in müdahalesinin İslam Cumhuriyeti için işleri kolaylaştırdığını, protestoları baş düşmanı tarafından düzenlenen yabancı bir komplo olarak gösterme gerekçesi sunduğunu savunanlar olabilir. Ancak İsrail liderleri bu itirazı önemsiz görüyor, çünkü Tahran, İsrail'in tutumu ne olursa olsun aynı suçlamayı yöneltecektir. Bu aşamada, her iç karışıklık için Mossad'ı suçlamak artık yeni bir keşif değil, otomatik bir tepki haline geldi. Halkın öfkesinin yapay olduğunu iddia eden herkes ya saf ya da kendi dünya görüşüyle ​​örtüşen bir anlatıyı kasıtlı olarak desteklemektedir.

Soru şu: İsrail başka ne yapabilir? 12 günlük savaş sırasında İsrail, İran hava savunmasını devre dışı bırakmak ve İsrail'e balistik füze yağmuru başlatma kapasitesini sınırlamak için Mossad ajanlarını kullanarak İran içinde faaliyet gösterme gücünü gösterdi. Haziran savaşıyla birlikte, İran'ın hava savunma sistemleri büyük ölçüde imha edildi ve bu da İsrail'e gerektiğinde İran hava sahasında neredeyse her gün özgürce hareket etme kabiliyeti tanıyor. Bu gerçeklik, İsrail'e bir savaşı ateşleyebilecek doğrudan açık müdahale ile gelecekteki herhangi bir çatışmada rejimi zayıflatabilecek veya protestoları bastırma gücünü engelleyebilecek hesaplı, nokta saldırılar düzenleme arasında bir manevra alanı sağlıyor.

İsrail'in yeniden kazandığı hareket özgürlüğü, İran rejiminin kaderini kontrol edebileceği anlamına gelmiyor. İç durum büyük ölçüde, şu anda sokaklarda hayatlarını riske atan İranlıların kendileri tarafından belirlenecek. Tam ölçekli bir savaş, protestoları tırmandırmak yerine durdurabileceği için İsrail açısından zararlı olabilir. Herhangi bir devrimci atılımda önemli rol oynayabilecek birçok İranlı -özellikle kaybedecek çok şeyi olan muhafazakar orta sınıf- İsrail savaş uçakları tepelerinde uçmaya başlarsa ve ülke yeniden bombardımana maruz kalırsa harekete geçmekte tereddüt edebilir.

İsrail İran'a bir saldırı düzenleyebilir, ancak genellikle operasyonu kısa tutmayı tercih edecektir; zira amacı, kamuoyunu bayrak etrafında birleştirebilecek ve muhalefeti bastırabilecek daha geniş çaplı bir çatışmayı ateşlemek yerine güç dengesini revize etmek olacaktır. En başarılı olduğu nokta ise Başkan Trump'ın tehditlerini yerine getirmesini sağlamaktır. Nitekim geçmiş deneyimler, Trump yönetiminin en azından söylemsel olarak eylemsizlik yerine eylemi tercih ettiğini gösteriyor. Eğer İsrail, kısa süreli operasyonu rejime karşı daha uzun süreli bir baskıya dönüştürme tehdidi ile birlikte Trump yönetimini daha geniş kapsamlı bir dizi saldırı düzenlemeye ikna etmeyi başarırsa, bu seferki amaç sadece nükleer tehdidi etkisiz hale getirmek değil, rejimi devirmek de olabilir.



Norveçli araştırmacının Havana sendromu deneyi ters tepmiş

Havana sendromu ilk kez 2016'da Küba'daki ABD Büyükelçiliği'nde görülmüştü (AFP)
Havana sendromu ilk kez 2016'da Küba'daki ABD Büyükelçiliği'nde görülmüştü (AFP)
TT

Norveçli araştırmacının Havana sendromu deneyi ters tepmiş

Havana sendromu ilk kez 2016'da Küba'daki ABD Büyükelçiliği'nde görülmüştü (AFP)
Havana sendromu ilk kez 2016'da Küba'daki ABD Büyükelçiliği'nde görülmüştü (AFP)

Baş ağrısı, görme sorunları, baş dönmesi ve bilinç bulanıklığı gibi sağlık sorunlarını içeren "Havana sendromu" hâlâ net biçimde tanımlanamayan bir sağlık durumu. Son 10 yılda yüzlerce Amerikalı diplomat ve istihbaratçı benzer şikayetler bildirdi.

Washington Post (WP), Norveç hükümeti adına çalışan bir bilim insanının bu sendroma inanmayıp 2024'te yaptığı deneyi dünyayla paylaştı. 

Adı açıklanmayan Norveçli'nin bir darbeli mikrodalga enerjisi silahı üreterek bunu kendi üstünde test ettiği bildirildi.  

Bilim insanının Anormal Sağlık Vakaları (ASV) diye de adlandırılan vakalardakilere benzeyen nörolojik semptomları gösterdiği aktarıldı. 

WP'nin haberine göre sonrasında Norveçli yetkililer durumu ABD'ye bildirdi ancak Pentagon ve Beyaz Saray yetkilileri, deneyi yapan araştırmacının semptomlarının Havana sendromundaki rahatsızlıklarla birebir aynı olmadığını tespit etti.

Yine de bu olay, elektromanyetik cihazların insan sağlığını etkileyebileceği argümanını güçlendiriyor. 

WP aynı dönemde ABD yönetiminin Rus menşeli parçalara sahip yabancı üretim bir darbeli radyo dalgası cihazı aldığını da bildiriyor. 

Amerikan istihbarat örgütlerinden Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) ve Ulusal Kara İstihbarat Merkezi'nin (NGIC) 2025 başında konuya dair değerlendirmelerinde değişikliğe giderek ASV'nin yabancı aktörlerden kaynaklanmış olabileceği kanısına vardığı vurgulanıyor. 

Diğer yandan ABD'nin çoğu istihbarat ajansı bu ihtimali çok düşük görüyor. 

Amerikan medyasının 2022'deki haberlerine göre CIA yetkilileri, ABD'ye bildirilen bin vakanın çoğunun çevresel koşullardan, tanı konmamış rahatsızlıklardan ve stresten kaynaklandığını, yabancı bir devlet tarafından küresel çapta yürütülen bir saldırının sonucu olmadığını söylemişti.   

Havana sendromu, ilk olarak 2016'da Küba'daki ABD'li ve Kanadalı diplomatların yoğun baş ağrısı, mide bulantısı ve çınlama gibi şikayetleriyle gündeme gelmişti. Bu tarihten sonra Avustralya, Çin, Kolombiya, Almanya ve Rusya'da görev yapan istihbarat yetkilileri ve diplomatlar da benzer semptomlar yaşadıklarını bildirmişti.

Bazı yetkililer ABD'li diplomat ve istihbarat görevlilerinin Rusya ve Çin gibi ülkelerin "enerji saldırısına" uğradığını, bu yüzden söz konusu semptomları yaşadığını iddia etmişti. Fakat şimdiye kadar bu iddiaları destekleyebilecek sağlam kanıtlar bulunamadı.

Independent Türkçe, Washington Post, AP


Reuters duyurdu: Washington'da savaş senaryosu masada, ABD ordusu İran’a karşı haftalar sürebilecek harekata hazırlanıyor

Tahran'da bir sokakta, İran'a ait balistik füze, üzerinde Yüksek Lider Ali Hamaney'in resminin bulunduğu bir pankartın yanında sergileniyor (Arşiv-Reuters)
Tahran'da bir sokakta, İran'a ait balistik füze, üzerinde Yüksek Lider Ali Hamaney'in resminin bulunduğu bir pankartın yanında sergileniyor (Arşiv-Reuters)
TT

Reuters duyurdu: Washington'da savaş senaryosu masada, ABD ordusu İran’a karşı haftalar sürebilecek harekata hazırlanıyor

Tahran'da bir sokakta, İran'a ait balistik füze, üzerinde Yüksek Lider Ali Hamaney'in resminin bulunduğu bir pankartın yanında sergileniyor (Arşiv-Reuters)
Tahran'da bir sokakta, İran'a ait balistik füze, üzerinde Yüksek Lider Ali Hamaney'in resminin bulunduğu bir pankartın yanında sergileniyor (Arşiv-Reuters)

Reuters’in iki ABD’li yetkiliye dayandırdığı özel haberine göre, ABD Başkanı Donald Trump’ın olası bir saldırı talimatı vermesi durumunda ABD ordusu İran’a karşı haftalar sürebilecek geniş çaplı bir operasyon için hazırlık yapıyor.

İsimlerinin açıklanmaması kaydıyla konuşan yetkililer, planlamanın sıradan bir hava saldırısından ibaret olmadığını, uzun soluklu ve çok aşamalı bir askeri harekatın masada olduğunu belirtti. Bu da, iki ülke arasında şimdiye dek görülen gerilimlerden çok daha ağır sonuçlar doğurabilecek bir çatışma ihtimaline işaret ediyor.

Diplomasi sürerken askeri yığınak

Askeri hazırlıklar, diplomatik temasların gölgesinde yürütülüyor. ABD’nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner’ın salı günü Cenevre’de İranlı yetkililerle bir araya gelmesi planlanıyor. Görüşmelerde Umman arabulucu rolü üstlenecek. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Trump’ın önceliğinin anlaşma olduğunu söylese de bunun “çok zor” bir hedef olduğunu vurguladı.

Sahadaki tablo ise diplomasiden daha sert bir mesaj veriyor. Pentagon’un Orta Doğu’ya ek bir uçak gemisi gönderdiği; savaş uçakları, güdümlü füze destroyerleri ve binlerce askerin bölgeye sevk edildiği bildirildi. Bu yığınak, Washington’ın askeri seçeneği ciddi biçimde değerlendirdiği yorumlarına yol açtı.

Trump’tan rejim değişikliği iması

Trump, Kuzey Carolina’daki bir askeri üste yaptığı konuşmada İran’da rejim değişikliğinin “olabilecek en iyi şey” olabileceğini söyledi. İran’da kimin yönetime gelmesi gerektiğine ilişkin ayrıntı vermeyen Trump, “47 yıldır konuşuyorlar, konuşuyorlar, konuşuyorlar” ifadeleriyle Tahran yönetimini eleştirdi.

Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly ise İran konusunda “tüm seçeneklerin masada” olduğunu belirtti ve nihai kararın ulusal güvenlik çıkarları doğrultusunda verileceğini söyledi. Pentagon konuya ilişkin yorum yapmadı.

Tek seferlik saldırıdan uzun sürecek harekata

ABD, geçen yıl İran’ın nükleer tesislerini hedef alan saldırılar sırasında bölgeye iki uçak gemisi göndermişti. Haziran ayında düzenlenen “Midnight Hammer” operasyonunda ise ABD’den kalkan hayalet bombardıman uçakları İran’daki nükleer tesisleri vurmuş, İran da Katar’daki bir ABD üssüne sınırlı bir misillemede bulunmuştu.

Ancak yetkililere göre bu kez masadaki plan çok daha kapsamlı. Haftalar sürebilecek bir operasyon kapsamında yalnızca nükleer tesislerin değil, İran devletine ve güvenlik kurumlarına ait hedeflerin de vurulabileceği belirtiliyor.

Bölgesel çatışma riski

Uzmanlar, güçlü bir füze envanterine sahip İran’a karşı yürütülecek uzun süreli bir operasyonun ABD güçleri için ciddi riskler barındırdığına dikkat çekiyor. İran’ın misilleme saldırıları, çatışmanın bölge geneline yayılma ihtimalini artırabilir.

ABD’li bir yetkili, Washington’ın İran’ın karşılık vereceğini öngördüğünü ve bunun karşılıklı saldırıların bir süre devam etmesine yol açabileceğini söyledi. Beyaz Saray ve Pentagon, olası misilleme ve bölgesel savaş riskine ilişkin sorulara yanıt vermedi.

Trump, İran’ın nükleer ve balistik füze programları ile iç politikadaki baskıcı uygulamalarını gerekçe göstererek Tahran’ı daha önce defalarca bombalamakla tehdit etmişti. Perşembe günü yaptığı açıklamada, diplomatik çözüm sağlanamazsa bunun “çok travmatik” sonuçları olacağını ifade etti.

İran Devrim Muhafızları ise ülke topraklarına yönelik bir saldırı durumunda ABD’nin bölgedeki askeri üslerini hedef alabilecekleri uyarısında bulundu.

ABD’nin Ürdün, Kuveyt, Suudi Arabistan, Katar, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkiye dahil olmak üzere Orta Doğu’nun birçok ülkesinde askeri varlığı bulunuyor.

Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Washington’da Trump ile yaptığı görüşmede İran’la varılacak olası bir anlaşmanın “İsrail için hayati unsurları içermesi gerektiğini” söyledi.

Tahran ise yaptırımların kaldırılması karşılığında nükleer programına sınırlamalar getirilmesini görüşmeye açık olduğunu, ancak füze programının müzakere konusu yapılmasını kabul etmeyeceğini açıkladı.


Trump: Barış Konseyi üyeleri Gazze için 5 milyar dolarlık taahhütte bulundu

ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen cuma günü Florida’ya hareketi öncesinde (AP)
ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen cuma günü Florida’ya hareketi öncesinde (AP)
TT

Trump: Barış Konseyi üyeleri Gazze için 5 milyar dolarlık taahhütte bulundu

ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen cuma günü Florida’ya hareketi öncesinde (AP)
ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen cuma günü Florida’ya hareketi öncesinde (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenecek “Barış Konseyi”nin ilk resmi toplantısından büyük beklentiler içinde olduğunu belirterek, üye ülkelerin Gazze’deki insani çabalar ve yeniden imar çalışmalarını desteklemek amacıyla 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüdünde bulunduğunu açıkladı.

Trump, pazar günü Truth Social hesabından yaptığı açıklamada küresel vizyonuna değinerek, yönetiminin İsrailli rehinelerin serbest bırakılması sürecinde kaydettiğini ifade ettiği ilerlemelere ve Gazze’deki sivillere yönelik “iddialı bir vizyon” sunduklarına dikkat çekti.

Dünya barışının mümkün olduğunu savunan Trump, Barış Konseyi’ni tarihteki en önemli uluslararası yapı olarak nitelendirdi.

Trump paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “(Barış Konseyi) sınırsız bir potansiyele sahip. Geçtiğimiz ekim ayında Gazze’deki çatışmayı nihai olarak sona erdirmeye yönelik bir plan başlattım ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi vizyonumuzu oy birliğiyle kabul etti. Kısa süre sonra insani yardımların rekor sürede ulaştırılmasını sağladık ve hayatta olan ve olmayan tüm rehinelerin serbest bırakılmasını temin ettik. Geçen ay İsviçre’nin Davos kentinde yaklaşık yirmi kurucu üye bana katılarak Konsey’in resmi kuruluşunu kutladı ve Gazze’deki siviller için iddialı bir vizyon ortaya koydu. Nihayetinde hedef Gazze’nin ötesine, dünya barışına uzanıyor.”

ABD Başkanı, Washington’daki “Donald J. Trump Barış Enstitüsü”nde düzenlenecek toplantıya katılacağını da belirtti.

Trump, toplantıda üye ülkelerin Gazze’deki insani çabalar ve yeniden imar için 5 milyar dolardan fazla taahhütte bulunduğunu, ayrıca Gazze halkı için güvenlik ve istikrarı sağlamak üzere uluslararası istikrar gücü ve yerel polis teşkilatı kapsamında binlerce personel tahsis edildiğini açıklayacağını ifade etti.

Trump, Hamas’a “tam ve derhal silahsızlanma” taahhüdünü yerine getirmesi çağrısında bulunarak paylaşımını şu sözlerle tamamladı: “Barış Konseyi tarihin en önemli uluslararası yapısı olduğunu kanıtlayacak. Ona başkanlık etmekten onur duyuyorum.”

Bu açıklama, 2025’in sonlarında İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşmasının ardından Gazze’nin yeniden imarına yönelik Trump planının hayata geçirilmesi açısından kritik bir adım olarak değerlendirilen toplantı öncesinde uluslararası beklentilerin arttığı bir dönemde geldi.

Toplantıya 27 kurucu ülkeden devlet başkanları, başbakanlar, dışişleri bakanları ve üst düzey heyetlerin yanı sıra diğer ülkelerden gözlemcilerin katılması bekleniyor.

Toplantıdan, Gazze'nin yeniden imarı için 5 milyar doları aşan, insani çabalar ve altyapıya yönelik fonları da içeren ve üye ülkelerin taahhütleriyle desteklenen iddialı açıklamaların yapılması bekleniyor. Şarku’l Avsat’ın  Reuters'tan aktardığı habere göre açıklamaların Hamas için katı koşullar içermesi ve acil askeri taahhütlere odaklanmasıyla birlikte, Gazze'nin yönetimi için 'teknokrat bir Filistin hükümeti' kurulmasına vurgu yapılması öngörülüyor. Toplantıda ayrıca binlerce asker ve yerel polisten oluşacak 'Uluslararası İstikrar Gücü'nün detaylarının da kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor.

Ayrıca, binlerce askerden ve yerel polisten oluşacak “Uluslararası İstikrar Gücü”nün yapısına ilişkin ayrıntıların da kamuoyuna duyurulması bekleniyor.

Trump’ın mali ve güvenlik taahhütlerine yaptığı vurgunun gölgesinde, basında yer alan haberler geleneksel ABD müttefikleri arasında artan şüphelere işaret ediyor. Bazı çevreler konseyi “Birleşmiş Milletler’e gayrimeşru bir alternatif” olarak nitelendirirken, Fransa ve Almanya gibi önemli Avrupa ülkelerinin yokluğu dikkat çekiyor. Gözlemciler, toplantının “Gazze’nin geleceği açısından kritik bir dönüm noktası” olacağını ancak “meşruiyet tartışmalarını da beraberinde getirdiğini” belirtiyor.