ABD Grönland'ı ‘Altın Kubbe’ için mi istiyor?

Grönland'ın başkenti Nuuk'un merkezinde bir caddede yürüyen insanlar (AP)
Grönland'ın başkenti Nuuk'un merkezinde bir caddede yürüyen insanlar (AP)
TT

ABD Grönland'ı ‘Altın Kubbe’ için mi istiyor?

Grönland'ın başkenti Nuuk'un merkezinde bir caddede yürüyen insanlar (AP)
Grönland'ın başkenti Nuuk'un merkezinde bir caddede yürüyen insanlar (AP)

Grönland, ABD’nin füze savunması için gerçekten önemli bir yer, ama Washington’ın füze kalkanı ya da diğer adıyla ‘Altın Kubbe’yi kurmak için başka seçenekleri de var. ABD aslında Başkan Donald Trump'ın ülkesinin güvenliği için ‘hayati’ olduğunu söylediği bu kutup adasını ele geçirmek zorunda değil.

ABD füze savunma sistemi hangi özelliklere sahip?

ABD balistik füze savunma sistemi, füzeleri tespit etmek ve izlemek için uydular ve erken uyarı radar ağından oluşur.

Bu sistemler (Pasifik Okyanusu’ndaki) Mariana Adaları, Alaska, Büyük Britanya ve Grönland gibi yerlerde bulunuyor.

ABD ayrıca Aegis Savaş Sistemi ile donatılmış savaş gemilerine güvenebilir ve Romanya'nın Deveselu ile Polonya'nın Redzikowo kentlerinde bulunan radarlarını kullanabilir.

Tüm bunların yanında Washington, Kaliforniya ve Alaska'da konuşlandırılmış 44 Yer Taban Önleyici (GBI) füzesi dahil olmak üzere çeşitli türlerde önleyici füzelere sahip.

Stratejik Araştırmalar Vakfı (Fondation pour la Recherche Stratégique/FRS) araştırmacısı Etienne Marcuz’a göre ABD bu füzeleri konuşlandırarak ‘Asya kıtasından gelebilecek her türlü tehdidi bertaraf etmeyi’ amaçlıyor. Ayrıca, GBI silolarının Rusya'dan gelen herhangi bir tehdidi önlemek için uygun konumda olmadığını da belirten

Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’den aktardığı değerlendirmede Markuz, GBI füzelerinin doğudan gelen bir tehdidi önlemesinin olası olmadığını, çünkü bu füzelerin ABD'nin kuzeydoğusunda konuşlandırılabileceğini söyledi.

Trump'ın amacının radarları ve önleyici füzeleri ‘doğru yere’ yerleştirmek olduğunu düşünerek, Grönland'ı ilhak etmenin belirtilen nedeninin ‘bahaneden’ ibaret olduğunu savunan Markuz, “Bu füzelerin bir kısmı Polonya ve Romanya'da da bulunuyor. Dolayısıyla bu argüman ikna edici değil” ifadelerini kullandı.

Ayrıca, ABD’nin Aegis muhriplerinde SM-3 füzeleri bulunduğuna dikkati çeken Markuz, Polonya ve Romanya'da, füzelerden ayrılır ayrılmaz uzayda nükleer savaş başlıklarını önlemek için tasarlanmış SM-3 füzelerinin olduğunu, ABD'nin THAAD füze savunma sisteminin ise üst atmosferdeki son aşamada savaş başlıklarını önleyebildiğini kaydetti.

Altın Kubbe projesi nedir?

Göreve başladıktan kısa bir süre sonra, Başkan Trump, ABD topraklarını her türlü füze saldırısından korumayı amaçlayan Altın Kubbe projesini duyurdu.

ABD Başkanı, görev süresinin sonuna kadar 175 milyar dolarlık bir bütçe ayırarak operasyonel bir sistem kurmayı planlıyor, ancak birçok uzman bu hedefin bu süre içinde gerçekleştirilmesinin gerçekçi olmadığını düşünüyor.

American Enterprise Institute'tan (AEI) Todd Harrison'ın tahminlerine göre projenin maliyeti 20 yıl içinde yaklaşık 1 trilyon dolar olacak ve daha etkili bir kalkan için 3,6 trilyon dolara kadar çıkacak.

Düşük Dünya yörüngesinde, yörüngesinden ayrılıp hedef alınan füzeyle çarpışmak üzere tasarlanmış bir önleme uydusu filosunun konuşlandırılması başlıca yenilik olarak planlanıyor.

Etienne Marcuz, bununla ilgili olarak ‘başarısızlık durumunda başka fırlatma seçenekleri de olması gerektiğini’ söyledi. Marcuz Ayrıca, “ABD de kara ve denizdeki füze ve önleme yeteneklerini geliştirecek” diye ekledi.

Peki, neden Grönland?

ABD’ye fırlatılan kıtalararası balistik füzelerin Kuzey Kutbu üzerinden geçeceğini açıklayan Markuz, radar algılama ve önleme yeteneklerine duyulan ihtiyaca dikkat çekti.

ABD ordusu şu anda Grönland'ın kuzeybatısındaki Pituffik Uzay Üssü’ne radar sistemlerine sahiptir.

Gözetleme operasyonları ile ilgili olarak Markuz, uzaydaki füzeleri izlemek için Grönland'da radarların bulunmasının her zaman yararlı olduğunu, ancak bunların öneminin giderek azalacağını belirtti.

MArkuz, ABD'nin şu anda düşük Dünya yörüngesine Hipersonik ve Balistik Takip Alanı Sensörü (Hypersonic and Ballistic Tracking Space Sensor/HBTSS) uyduları konuşlandırdığını ve bunun özellikle atmosferin dışında uçan füzeleri izlemek için olduğunu açıkladı.

Ayrıca, ABD, Grönland ve Danimarka arasında mevcut savunma anlaşmaları Washington'ın birçok şeyi yapmasına imkan tanıyor.

AFP’ye konuşan Hidrojen jeopolitiği, küresel pazarlar ve stratejiler konusunda Kıdemli Araştırmacı Mika Blugion Merid, ABD'nin Grönland'da teknik, maddi ve insan kaynaklarını kısıtlama olmaksızın kullanabileceğini, isterse nükleer kaynaklarını bile yeniden konuşlandırabileceğini söyledi.

Ancak Danimarka ve Grönland yetkililerinin bilgilendirilmesi ve danışılması gerekiyor.

Merid, şunları ekledi:

“Danimarkalılar, kendilerine danışıldıktan sonra bir projeyi reddederse ve ABD bunu tek taraflı olarak uygularsa, bu Danimarka'nın egemenliğinin ihlali olarak yorumlanabilir ve diplomatik ve siyasi gerginliğe yol açabilir. Bu yüzden Danimarka yasal anlamda veto hakkına sahip olmasa da gerçekte ABD'nin Grönland'da yaptığı her şey için siyasi bir anlaşmaya varılması gerekiyor.”



Norveçli araştırmacının Havana sendromu deneyi ters tepmiş

Havana sendromu ilk kez 2016'da Küba'daki ABD Büyükelçiliği'nde görülmüştü (AFP)
Havana sendromu ilk kez 2016'da Küba'daki ABD Büyükelçiliği'nde görülmüştü (AFP)
TT

Norveçli araştırmacının Havana sendromu deneyi ters tepmiş

Havana sendromu ilk kez 2016'da Küba'daki ABD Büyükelçiliği'nde görülmüştü (AFP)
Havana sendromu ilk kez 2016'da Küba'daki ABD Büyükelçiliği'nde görülmüştü (AFP)

Baş ağrısı, görme sorunları, baş dönmesi ve bilinç bulanıklığı gibi sağlık sorunlarını içeren "Havana sendromu" hâlâ net biçimde tanımlanamayan bir sağlık durumu. Son 10 yılda yüzlerce Amerikalı diplomat ve istihbaratçı benzer şikayetler bildirdi.

Washington Post (WP), Norveç hükümeti adına çalışan bir bilim insanının bu sendroma inanmayıp 2024'te yaptığı deneyi dünyayla paylaştı. 

Adı açıklanmayan Norveçli'nin bir darbeli mikrodalga enerjisi silahı üreterek bunu kendi üstünde test ettiği bildirildi.  

Bilim insanının Anormal Sağlık Vakaları (ASV) diye de adlandırılan vakalardakilere benzeyen nörolojik semptomları gösterdiği aktarıldı. 

WP'nin haberine göre sonrasında Norveçli yetkililer durumu ABD'ye bildirdi ancak Pentagon ve Beyaz Saray yetkilileri, deneyi yapan araştırmacının semptomlarının Havana sendromundaki rahatsızlıklarla birebir aynı olmadığını tespit etti.

Yine de bu olay, elektromanyetik cihazların insan sağlığını etkileyebileceği argümanını güçlendiriyor. 

WP aynı dönemde ABD yönetiminin Rus menşeli parçalara sahip yabancı üretim bir darbeli radyo dalgası cihazı aldığını da bildiriyor. 

Amerikan istihbarat örgütlerinden Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) ve Ulusal Kara İstihbarat Merkezi'nin (NGIC) 2025 başında konuya dair değerlendirmelerinde değişikliğe giderek ASV'nin yabancı aktörlerden kaynaklanmış olabileceği kanısına vardığı vurgulanıyor. 

Diğer yandan ABD'nin çoğu istihbarat ajansı bu ihtimali çok düşük görüyor. 

Amerikan medyasının 2022'deki haberlerine göre CIA yetkilileri, ABD'ye bildirilen bin vakanın çoğunun çevresel koşullardan, tanı konmamış rahatsızlıklardan ve stresten kaynaklandığını, yabancı bir devlet tarafından küresel çapta yürütülen bir saldırının sonucu olmadığını söylemişti.   

Havana sendromu, ilk olarak 2016'da Küba'daki ABD'li ve Kanadalı diplomatların yoğun baş ağrısı, mide bulantısı ve çınlama gibi şikayetleriyle gündeme gelmişti. Bu tarihten sonra Avustralya, Çin, Kolombiya, Almanya ve Rusya'da görev yapan istihbarat yetkilileri ve diplomatlar da benzer semptomlar yaşadıklarını bildirmişti.

Bazı yetkililer ABD'li diplomat ve istihbarat görevlilerinin Rusya ve Çin gibi ülkelerin "enerji saldırısına" uğradığını, bu yüzden söz konusu semptomları yaşadığını iddia etmişti. Fakat şimdiye kadar bu iddiaları destekleyebilecek sağlam kanıtlar bulunamadı.

Independent Türkçe, Washington Post, AP


Reuters duyurdu: Washington'da savaş senaryosu masada, ABD ordusu İran’a karşı haftalar sürebilecek harekata hazırlanıyor

Tahran'da bir sokakta, İran'a ait balistik füze, üzerinde Yüksek Lider Ali Hamaney'in resminin bulunduğu bir pankartın yanında sergileniyor (Arşiv-Reuters)
Tahran'da bir sokakta, İran'a ait balistik füze, üzerinde Yüksek Lider Ali Hamaney'in resminin bulunduğu bir pankartın yanında sergileniyor (Arşiv-Reuters)
TT

Reuters duyurdu: Washington'da savaş senaryosu masada, ABD ordusu İran’a karşı haftalar sürebilecek harekata hazırlanıyor

Tahran'da bir sokakta, İran'a ait balistik füze, üzerinde Yüksek Lider Ali Hamaney'in resminin bulunduğu bir pankartın yanında sergileniyor (Arşiv-Reuters)
Tahran'da bir sokakta, İran'a ait balistik füze, üzerinde Yüksek Lider Ali Hamaney'in resminin bulunduğu bir pankartın yanında sergileniyor (Arşiv-Reuters)

Reuters’in iki ABD’li yetkiliye dayandırdığı özel haberine göre, ABD Başkanı Donald Trump’ın olası bir saldırı talimatı vermesi durumunda ABD ordusu İran’a karşı haftalar sürebilecek geniş çaplı bir operasyon için hazırlık yapıyor.

İsimlerinin açıklanmaması kaydıyla konuşan yetkililer, planlamanın sıradan bir hava saldırısından ibaret olmadığını, uzun soluklu ve çok aşamalı bir askeri harekatın masada olduğunu belirtti. Bu da, iki ülke arasında şimdiye dek görülen gerilimlerden çok daha ağır sonuçlar doğurabilecek bir çatışma ihtimaline işaret ediyor.

Diplomasi sürerken askeri yığınak

Askeri hazırlıklar, diplomatik temasların gölgesinde yürütülüyor. ABD’nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner’ın salı günü Cenevre’de İranlı yetkililerle bir araya gelmesi planlanıyor. Görüşmelerde Umman arabulucu rolü üstlenecek. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Trump’ın önceliğinin anlaşma olduğunu söylese de bunun “çok zor” bir hedef olduğunu vurguladı.

Sahadaki tablo ise diplomasiden daha sert bir mesaj veriyor. Pentagon’un Orta Doğu’ya ek bir uçak gemisi gönderdiği; savaş uçakları, güdümlü füze destroyerleri ve binlerce askerin bölgeye sevk edildiği bildirildi. Bu yığınak, Washington’ın askeri seçeneği ciddi biçimde değerlendirdiği yorumlarına yol açtı.

Trump’tan rejim değişikliği iması

Trump, Kuzey Carolina’daki bir askeri üste yaptığı konuşmada İran’da rejim değişikliğinin “olabilecek en iyi şey” olabileceğini söyledi. İran’da kimin yönetime gelmesi gerektiğine ilişkin ayrıntı vermeyen Trump, “47 yıldır konuşuyorlar, konuşuyorlar, konuşuyorlar” ifadeleriyle Tahran yönetimini eleştirdi.

Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly ise İran konusunda “tüm seçeneklerin masada” olduğunu belirtti ve nihai kararın ulusal güvenlik çıkarları doğrultusunda verileceğini söyledi. Pentagon konuya ilişkin yorum yapmadı.

Tek seferlik saldırıdan uzun sürecek harekata

ABD, geçen yıl İran’ın nükleer tesislerini hedef alan saldırılar sırasında bölgeye iki uçak gemisi göndermişti. Haziran ayında düzenlenen “Midnight Hammer” operasyonunda ise ABD’den kalkan hayalet bombardıman uçakları İran’daki nükleer tesisleri vurmuş, İran da Katar’daki bir ABD üssüne sınırlı bir misillemede bulunmuştu.

Ancak yetkililere göre bu kez masadaki plan çok daha kapsamlı. Haftalar sürebilecek bir operasyon kapsamında yalnızca nükleer tesislerin değil, İran devletine ve güvenlik kurumlarına ait hedeflerin de vurulabileceği belirtiliyor.

Bölgesel çatışma riski

Uzmanlar, güçlü bir füze envanterine sahip İran’a karşı yürütülecek uzun süreli bir operasyonun ABD güçleri için ciddi riskler barındırdığına dikkat çekiyor. İran’ın misilleme saldırıları, çatışmanın bölge geneline yayılma ihtimalini artırabilir.

ABD’li bir yetkili, Washington’ın İran’ın karşılık vereceğini öngördüğünü ve bunun karşılıklı saldırıların bir süre devam etmesine yol açabileceğini söyledi. Beyaz Saray ve Pentagon, olası misilleme ve bölgesel savaş riskine ilişkin sorulara yanıt vermedi.

Trump, İran’ın nükleer ve balistik füze programları ile iç politikadaki baskıcı uygulamalarını gerekçe göstererek Tahran’ı daha önce defalarca bombalamakla tehdit etmişti. Perşembe günü yaptığı açıklamada, diplomatik çözüm sağlanamazsa bunun “çok travmatik” sonuçları olacağını ifade etti.

İran Devrim Muhafızları ise ülke topraklarına yönelik bir saldırı durumunda ABD’nin bölgedeki askeri üslerini hedef alabilecekleri uyarısında bulundu.

ABD’nin Ürdün, Kuveyt, Suudi Arabistan, Katar, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkiye dahil olmak üzere Orta Doğu’nun birçok ülkesinde askeri varlığı bulunuyor.

Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Washington’da Trump ile yaptığı görüşmede İran’la varılacak olası bir anlaşmanın “İsrail için hayati unsurları içermesi gerektiğini” söyledi.

Tahran ise yaptırımların kaldırılması karşılığında nükleer programına sınırlamalar getirilmesini görüşmeye açık olduğunu, ancak füze programının müzakere konusu yapılmasını kabul etmeyeceğini açıkladı.


Trump: Barış Konseyi üyeleri Gazze için 5 milyar dolarlık taahhütte bulundu

ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen cuma günü Florida’ya hareketi öncesinde (AP)
ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen cuma günü Florida’ya hareketi öncesinde (AP)
TT

Trump: Barış Konseyi üyeleri Gazze için 5 milyar dolarlık taahhütte bulundu

ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen cuma günü Florida’ya hareketi öncesinde (AP)
ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen cuma günü Florida’ya hareketi öncesinde (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenecek “Barış Konseyi”nin ilk resmi toplantısından büyük beklentiler içinde olduğunu belirterek, üye ülkelerin Gazze’deki insani çabalar ve yeniden imar çalışmalarını desteklemek amacıyla 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüdünde bulunduğunu açıkladı.

Trump, pazar günü Truth Social hesabından yaptığı açıklamada küresel vizyonuna değinerek, yönetiminin İsrailli rehinelerin serbest bırakılması sürecinde kaydettiğini ifade ettiği ilerlemelere ve Gazze’deki sivillere yönelik “iddialı bir vizyon” sunduklarına dikkat çekti.

Dünya barışının mümkün olduğunu savunan Trump, Barış Konseyi’ni tarihteki en önemli uluslararası yapı olarak nitelendirdi.

Trump paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “(Barış Konseyi) sınırsız bir potansiyele sahip. Geçtiğimiz ekim ayında Gazze’deki çatışmayı nihai olarak sona erdirmeye yönelik bir plan başlattım ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi vizyonumuzu oy birliğiyle kabul etti. Kısa süre sonra insani yardımların rekor sürede ulaştırılmasını sağladık ve hayatta olan ve olmayan tüm rehinelerin serbest bırakılmasını temin ettik. Geçen ay İsviçre’nin Davos kentinde yaklaşık yirmi kurucu üye bana katılarak Konsey’in resmi kuruluşunu kutladı ve Gazze’deki siviller için iddialı bir vizyon ortaya koydu. Nihayetinde hedef Gazze’nin ötesine, dünya barışına uzanıyor.”

ABD Başkanı, Washington’daki “Donald J. Trump Barış Enstitüsü”nde düzenlenecek toplantıya katılacağını da belirtti.

Trump, toplantıda üye ülkelerin Gazze’deki insani çabalar ve yeniden imar için 5 milyar dolardan fazla taahhütte bulunduğunu, ayrıca Gazze halkı için güvenlik ve istikrarı sağlamak üzere uluslararası istikrar gücü ve yerel polis teşkilatı kapsamında binlerce personel tahsis edildiğini açıklayacağını ifade etti.

Trump, Hamas’a “tam ve derhal silahsızlanma” taahhüdünü yerine getirmesi çağrısında bulunarak paylaşımını şu sözlerle tamamladı: “Barış Konseyi tarihin en önemli uluslararası yapısı olduğunu kanıtlayacak. Ona başkanlık etmekten onur duyuyorum.”

Bu açıklama, 2025’in sonlarında İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşmasının ardından Gazze’nin yeniden imarına yönelik Trump planının hayata geçirilmesi açısından kritik bir adım olarak değerlendirilen toplantı öncesinde uluslararası beklentilerin arttığı bir dönemde geldi.

Toplantıya 27 kurucu ülkeden devlet başkanları, başbakanlar, dışişleri bakanları ve üst düzey heyetlerin yanı sıra diğer ülkelerden gözlemcilerin katılması bekleniyor.

Toplantıdan, Gazze'nin yeniden imarı için 5 milyar doları aşan, insani çabalar ve altyapıya yönelik fonları da içeren ve üye ülkelerin taahhütleriyle desteklenen iddialı açıklamaların yapılması bekleniyor. Şarku’l Avsat’ın  Reuters'tan aktardığı habere göre açıklamaların Hamas için katı koşullar içermesi ve acil askeri taahhütlere odaklanmasıyla birlikte, Gazze'nin yönetimi için 'teknokrat bir Filistin hükümeti' kurulmasına vurgu yapılması öngörülüyor. Toplantıda ayrıca binlerce asker ve yerel polisten oluşacak 'Uluslararası İstikrar Gücü'nün detaylarının da kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor.

Ayrıca, binlerce askerden ve yerel polisten oluşacak “Uluslararası İstikrar Gücü”nün yapısına ilişkin ayrıntıların da kamuoyuna duyurulması bekleniyor.

Trump’ın mali ve güvenlik taahhütlerine yaptığı vurgunun gölgesinde, basında yer alan haberler geleneksel ABD müttefikleri arasında artan şüphelere işaret ediyor. Bazı çevreler konseyi “Birleşmiş Milletler’e gayrimeşru bir alternatif” olarak nitelendirirken, Fransa ve Almanya gibi önemli Avrupa ülkelerinin yokluğu dikkat çekiyor. Gözlemciler, toplantının “Gazze’nin geleceği açısından kritik bir dönüm noktası” olacağını ancak “meşruiyet tartışmalarını da beraberinde getirdiğini” belirtiyor.