Trump'tan Grönland mesajı: Nobel verilmediyse, artık barışı düşünme gibi bir yükümlülük hissetmiyorumhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5231380-trumptan-gr%C3%B6nland-mesaj%C4%B1-nobel-verilmediyse-art%C4%B1k-bar%C4%B1%C5%9F%C4%B1-d%C3%BC%C5%9F%C3%BCnme-gibi-bir-y%C3%BCk%C3%BCml%C3%BCl%C3%BCk
Trump'tan Grönland mesajı: Nobel verilmediyse, artık barışı düşünme gibi bir yükümlülük hissetmiyorum
Trump, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre’a bir mektup göndererek, “Nobel Barış Ödülü'nü almadığı için artık yalnızca barışı düşünme yükümlülüğünün kalmadığını ve Amerikan çıkarlarına öncelik vereceğini” belirtti
Trump'tan Grönland mesajı: Nobel verilmediyse, artık barışı düşünme gibi bir yükümlülük hissetmiyorum
ABD Başkanı Donald (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre’a bir mektup göndererek, “Nobel Barış Ödülü'nü almadığı için artık yalnızca barışı düşünme yükümlülüğünün kalmadığını ve Amerikan çıkarlarına öncelik vereceğini” belirtti. Trump, Grönland üzerinde kontrol sağlama yönündeki ısrarını bu konuya bağladı.
ABD merkezli yayın kanalı PBS Newshour’ın ulaştığı ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından yazıldığı söylenen bir mektupta, ABD’nin Grönland üzerindeki kontrol arzusunu Nobel Barış Ödülü ile ilişkilendirdiği ileri sürüldü. PBS Newshour’ın haberinde aktardığına göre, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre’ye hitaben kaleme alınan mektup, ABD’nin Ulusal Güvenlik Konseyi personeli tarafından Washington’daki çok sayıda Avrupalı büyükelçiye de iletildi.
Habere göre, mektupta Trump, “Norveç’in kendisine Nobel Barış Ödülü vermeme kararının, onu yalnızca diplomasiye odaklanma yükümlülüğünden kurtardığını” savundu. Trump, mektubunda,“Ülkenizin, sekiz savaşı durdurmuş olmama rağmen bana Nobel Barış Ödülü vermemeyi tercih ettiğini göz önüne alırsak, artık sadece barışı düşünme gibi bir yükümlülük hissetmiyorum” ifadesini kullandı. “Barışın her zaman öncelikli bir hedef olacağını” belirten Trump, buna karşın artık “ABD için iyi ve doğru olanı” önceleyebileceğini dile getirdi.
Danimarka’nın egemenliği ve NATO vurgusu
Trump, "Danimarka’nın Grönland’ı Rusya ya da Çin’e karşı savunamayacağını” öne sürerek, Kopenhag’ın ada üzerindeki egemenliğinin hukuki temelini sorguladı. “Yüzyıllar öncesine dayanan tarihsel iddiaların yeterli olmadığını” ileri süren Trump, “Grönland’ın, küresel güvenlik açısından vazgeçilmez olduğunu” belirtti.
Trump, “Grönland üzerinde tam ve mutlak kontrolümüz olmadıkça dünya güvende değil” ifadesini kullanarak konuyu NATO ile ilişkilendirdi. NATO için kuruluşundan bu yana en fazla katkıyı kendisinin yaptığını ileri süren Trump, ittifakın da ABD için daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini savundu.
Avrupa’dan uyarılar
Mektup, Trump’ın son haftalarda Grönland konusundaki söylemini sertleştirdiği bir dönemde ortaya çıktı. Bu süreçte Trump, Avrupalı müttefiklere ekonomik baskı uygulanabileceği yönünde açıklamalarda bulunmuş, Grönland üzerinde kontrol sağlanmaması halinde ABD’nin ulusal güvenliğinin tehlikeye gireceğini dile getirmişti.
Danimarka, Grönland’ın satılması fikrini kesin bir dille reddederken, Avrupalı yetkililer adanın zorla ele geçirilmesine yönelik herhangi bir girişimin transatlantik ilişkiler açısından ciddi sonuçlar doğuracağı uyarısında bulundu.
Piyasalara yansıma
PBS Newshour, mektubun Washington’daki Avrupalı diplomatlar arasında geniş biçimde dolaşıma sokulduğunu ve bunun müttefik başkentlerde Trump’ın Grönland’ı NATO ve daha geniş güvenlik düzenlemeleriyle ilişkilendirme yaklaşımına dair endişeleri artırdığını belirtti.
Öte yandan Trump’ın, Grönland konusunda sekiz Avrupa ülkesine yeni gümrük tarifeleri uygulama tehdidinde bulunmasının ardından spot altın fiyatları pazartesi günü yüzde 1,6’ya kadar yükselerek rekor seviyelere ulaştı.
Kordofan’dan başlayan ölüm yolculuğu, Omdurman’da açlıkla son buluyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5311628-kordofan%E2%80%99dan-ba%C5%9Flayan-%C3%B6l%C3%BCm-yolculu%C4%9Fu-omdurman%E2%80%99da-a%C3%A7l%C4%B1kla-son-buluyor
Kuzey Kordofan’dan çocuklarıyla birlikte yerinden edilmiş kadınlar (Şarku’l Avsat)
Hartum:Behram Abdulmunim
TT
Hartum:Behram Abdulmunim
TT
Kordofan’dan başlayan ölüm yolculuğu, Omdurman’da açlıkla son buluyor
Kuzey Kordofan’dan çocuklarıyla birlikte yerinden edilmiş kadınlar (Şarku’l Avsat)
Korku, açlık ve susuzlukla geçen uzun bir yolculuğa çıkan çok sayıda Sudanlı aile, çatışmaların yeniden şiddetlendiği Kuzey Kordofan eyaletindeki kent ve kasabalardan Omdurman’a doğru göç ediyor.
Çocuklarını, yakınlarını ve hatta tüm mal varlıklarını kaybeden aileler, evlerini terk ederek dağlar ve vadiler üzerinden uzanan zorlu güzergâhlara yönelmek zorunda kaldı. Bazıları yolları yaya kat ederken, bazıları hayvanların çektiği arabalarla ya da yük kamyonlarıyla ilerledi. Bazıları ise güvenli bölgelere ulaşamadan yollarda mahsur kaldı. Yerel ve yabancı kuruluşların raporlarına göre, Kuzey Kordofan’ın farklı bölgelerinde askeri operasyonların yeniden başlamasının ardından son dönemde yüzlerce aile yerinden edildi. Bazı raporlarda bu ailelerin sayısının 3 bini aştığı belirtilirken, bölgedeki insani koşulların ‘son derece kötü’ olduğu bildirildi.
Omdurman’a gelen yerinden edilmiş kadınlar (Şarku’l Avsat)
Haftalar süren zorlu yolculuğun ardından bu aileler, ‘aç ve bitkin’ halde Omdurman’ın en batısına ulaştı. Yanlarında geride bıraktıkları evlerden kalan son eşyalarını ve anılarını taşıyan ailelerin bazıları ise ağır göç yolculuğu sırasında yakınlarından bazılarını kaybetti. Ancak bölgeye ulaşmak da yaşadıkları sıkıntıları sona erdirmedi. Yerinden edilen aileler gıda ve içme suyu sıkıntısının yanı sıra insani yardımların yetersizliğiyle karşı karşıya. Çocuklar arasında ishal, ateş ve çeşitli enfeksiyon vakaları yayılırken, savaştan kaçış yolculuğu sonu görünmeyen bir çileye dönüşüyor.
Zorlu yolculuk
Sudan Silahlı Kuvvetleri ve müttefik güçleri, Kuzey Kordofan’daki kontrol alanlarını genişletmeye ve eyaletin başkenti el-Ubeyd’in çevresini güvence altına almaya çalışırken, Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) bağlı birlikler kentin batısı ve güneyindeki bölgelerde yoğunlaşıyor. Halime Davülbeyt, “Dokuz kişiden oluşan ailemle birlikte, Kuzey Kordofan eyaletindeki Sudri ilçesine bağlı el-Cemame bölgesinden göç etmek zorunda kaldım. Silah zoruyla evlerimizi terk etmeye mecbur bırakıldık” dedi.
Yerinden edilmiş kadın Halime Davülbeyt, yerinden edilme yolculuğunun acılarını anlattı. (Şarku’l Avsat)
Yük kamyonlarıyla günler süren yolculuğu, oldukça zorlu ve yorucu geçti. Bazı bölge sakinleri ve komşular ise dağlarda ve ağaçların arasında mahsur kaldı. Sudanlı kadın, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Omdurman’a ulaştığımızda son derece bitkin durumdaydık. İlk günlerde aralarında yağ, şeker ve unun da bulunduğu bazı gıda malzemeleri aldık, ancak bunlar daha sonra kesildi” dedi.
Bir başka yerinden edilmiş kadın ise, “Göç yolculuğu sırasında çocuklarımdan üçü açlık, susuzluk ve yolun zorluğu nedeniyle hastalandı” dedi. “Evlerimizi, mallarımızı ve sahip olduğumuz her şeyi geride bıraktık. Üzerimizdeki kıyafetlerden başka hiçbir şey almadan çıktık” diyen kadın, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şu anda koşullarımız son derece zor ve bize hiçbir insani yardım ulaşmıyor.”
“Ölümü kendi gözlerimizle gördük”
Sudan’da Nisan 2023’ten bu yana Sudan ordusu ile HDK arasında devam eden savaş, insani krizi daha da derinleştiriyor. Birleşmiş Milletler (BM) tahminlerine göre savaşta yüz binlerce kişi hayatını kaybederken, yaklaşık 13 milyon kişi yerinden edildi veya mülteci durumuna düştü. El-Cemame kasabasından yerinden edilen Seyyide Hamis, zorlu yolculuğunun ayrıntılarını anlattı. Hamis, “Yolculuğumuz yaklaşık 13 gün sürdü. Bu süre boyunca kimi zaman yürüyerek, kimi zaman da eşeklerin çektiği arabalarla ilerledik… Güvenlik durumunun kötüleşmesi, ihlaller ve sivillerin mallarının yağmalanması nedeniyle evlerimizi terk ettik” ifadelerini kullandı. Yerinden edilen kadın, ailesinin bu günler boyunca karşılaştığı yolculuğun zorluklarını ve ağır koşulları da anlattı.
Memleketinden göç etmek zorunda kalan Abdurrahman Muhammed, eşi ve iki çocuğuyla birlikte (Şarku’l Avsat)
Cebra eş-Şeyh ilçesine bağlı Ebu Hadid kasabasından yerinden edilen Abdurrahman Muhammed ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Güvenlik ve insani durum büyük ölçüde kötüleşti. Aileler, kadınlar ve çocuklar için güvenli bir yer arayışıyla göç etmek zorunda kaldı. Yolculuk sırasında ölümü kendi gözlerimizle gördük. Yaralanan ve yolculuğa devam edemeyen bazı yakınlarımızı kaybettik” dedi.
Yeni gerçeklik
Daha önce Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), yerel makamlara dayandırdığı açıklamasında, Kordofan’daki çatışma cephelerinde Sudan ordusu ile HDK arasında yeniden başlayan çatışmalardan kaçan yüzlerce ailenin Kuzey Kordofan eyaletinin başkenti el-Ubeyd’e sığındığını, bazı ailelerin ise başkent Hartum’a doğru ilerlediğini bildirmişti. Ancak yerinden edilme hareketi el-Ubeyd’le sınırlı kalmadı. Beyaz Nil eyaletindeki Kosti kenti ile başkent Hartum’un batısındaki Omdurman, savaş bölgelerinden kaçan giderek daha fazla sayıda aileyi kabul etmeye devam ediyor. Böylece her iki kent de güvenlik arayışındaki yerinden edilmiş kişiler için yeni sığınma noktalarına dönüşüyor. Örgüt, son aylarda Kuzey Darfur’daki çatışmalar nedeniyle yaklaşık 200 bin kişinin yerinden edildiğini belirtirken, hükümetin bir raporuna göre, Etiyopya sınırındaki eyalette çatışmaların başlamasından bu yana Güney Mavi Nil bölgesinden de yaklaşık aynı sayıda kişinin göç etmek zorunda kaldığını açıkladı.
Kuzey Kordofan’dan Omdurman’a göç eden bir grup yerinden edilmiş insan (Şarku’l Avsat)
Ebu Hadid kasabasından yerinden edilen Muhammed Ali, “Silahlı çatışmalar bizi bölgeyi terk etmeye zorladı. Dağlar ve vadiler üzerinden uzanan yolları kullandık. Hamrat el-Vez bölgesine ulaşmamız yaklaşık iki hafta sürdü” dedi. Muhammed Ali sözlerini şöyle sürdürdü: “Farklı ulaşım araçlarını kullandık. Bazen ağır çevre koşulları, böcekler ve hastalıkların ortasında açıkta uyumak zorunda kaldık. Yolculuk sırasında ailemizin bazı fertlerini kaybettik. Şimdi ise özellikle sineklerin yayılması ve çok sayıda çocuğun hastalanmasına yol açması nedeniyle acilen gıda ve temiz içme suyuna ihtiyacımız var.”
Bu aileler açısından Omdurman’a yönelik yerinden edilme yolculuğu sona ermiş olabilir ancak evlerini, mallarını ve ulaşmayı başaramayan yakınlarını geride bıraktıkları için çileleri bitmedi. Önlerinde, yaşamlarını sürdürmek için gerekli imkânların son derece sınırlı olduğu yeni bir hayat var. Hastalık nedeniyle bitkin düşen çocuklar ve gıda ile su temin etmek için mücadele eden aileler arasında, şiddet sona erene kadar memleketlerine dönme umudu ertelenmiş durumda. Ölümden kaçışla başlayan hayatta kalma yolculuğu ise günlük bir yaşam mücadelesine dönüşüyor.
Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiği gerilimlere rağmen arttıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5311626-h%C3%BCrm%C3%BCz-bo%C4%9Faz%C4%B1nda-gemi-trafi%C4%9Fi-gerilimlere-ra%C4%9Fmen-artt%C4%B1
Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiği gerilimlere rağmen arttı
Hürmüz Boğazı'nda, İran'ın Bender Abbas kıyıları yakınlarında görülen gemiler (Reuters)
Hürmüz Boğazı'ndan geçen deniz trafiği, ABD ile İran arasındaki jeopolitik gerilimin sürmesine rağmen hafif artış gösterdi. Piyasalar, İran ile Umman arasında su yolunun geleceğine ilişkin devam eden görüşmeleri de yakından izliyor.
Şarku’l Avsat’ın Kpler şirketinden aktardığı verilere göre Hürmüz Boğazı'ndan izlenebilen emtia gemilerinin geçiş sayısının çarşamba günü 10'a yükseldiğini gösterdi. Salı günü bu sayı 8 olarak kaydedilmişti. Ancak geçiş sayısı, yaklaşık 15 gemi olan 10 günlük hareketli ortalamanın altında kalmayı sürdürdü.
Umman Körfezi yönünden boğaza iki orta ölçekli yakıt tankeri, bir sıvılaştırılmış petrol gazı tankeri, bir Panamax sınıfı gemi ve üç Handymax sınıfı gemi giriş yaptı.
Ters yönde ise Körfez tarafından boğazdan bir orta ölçekli yakıt tankeri, bir bitüm tankeri ve bir kuru yük gemisi geçti.
Üst düzey bir İranlı kaynak, çarşamba günü yaptığı açıklamada, İran ile Umman'ın Hürmüz Boğazı'na ilişkin bir anlaşmanın ayrıntıları üzerinde çalışmayı sürdürdüğünü söyledi. Bu açıklama, İran Devrim Muhafızları'nın iki ülkenin su yolunun yönetimi ve gelirlerinin paylaşımına ilişkin bir mekanizma üzerinde anlaşmaya vardığını duyurmasının ardından geldi.
Öte yandan, bir diğer önemli deniz geçiş noktası olan Babülmendep Boğazı'ndaki gemi trafiği de ikinci gün üst üste yavaşladı.
Kpler verilerine göre, çarşamba günü Babülmendep'ten toplam 19 emtia gemisi geçti. Bunların 6'sını, aralarında çok büyük bir ham petrol tankerinin de bulunduğu, geçiş noktasından ayrılan tankerler oluşturdu. Bir önceki gün ise toplam 24 geminin geçiş yaptığı kaydedilmişti.
Bazı gemilerin kimlik ve konum bilgilerini ileten vericilerini kapalı tutarak ana deniz geçiş noktalarından geçmiş olabileceği, bu nedenle izlenebilen gemi sayılarının gerçek trafik hacmini tam olarak yansıtmayabileceği belirtildi.
ABD'li general, uyuşturucu kaçakçılarına karşı ortak operasyonları görüşmek üzere Kolombiya'ya gittihttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5311623-abdli-general-uyu%C5%9Fturucu-ka%C3%A7ak%C3%A7%C4%B1lar%C4%B1na-kar%C5%9F%C4%B1-ortak-operasyonlar%C4%B1-g%C3%B6r%C3%BC%C5%9Fmek-%C3%BCzere
ABD'li general, uyuşturucu kaçakçılarına karşı ortak operasyonları görüşmek üzere Kolombiya'ya gitti
ABD Güney Komutanlığı Komutanı General Francis Donovan, Kolombiya’ya ulaştığı sırada (SOUTHCOM)
ABD Güney Komutanlığı (SOUTHCOM) Komutanı General Francis Donovan, Başkan Donald Trump'ın müttefiki olan sağcı Cumhurbaşkanı Abelardo de la Espriella yönetimiyle uyuşturucu kaçakçılarına karşı ortak operasyonları görüşmek üzere dün Kolombiya'yı ziyaret etti.
7 Ağustos'ta göreve başlayan De la Espriella, Washington'ın da desteğiyle ülkesinde uyuşturucu kaçakçılığına karışan silahlı gruplara karşı kararlı bir operasyon başlatma sözü vermişti.
Kolombiya, dünyanın en büyük kokain üreticisi konumunda.
Trump ile gergin bir ilişkisi olan eski solcu Başkan Gustavo Petro'nun halefi olan De la Espriella’nın seçilmesinin ardından Kolombiya, uyuşturucu kartelleriyle mücadele etmek amacıyla Trump tarafından başlatılan ‘Amerika Kıtası Kalkanı’ ittifakına katıldı.
SOUTHCOM tarafından dün sosyal medya platformu X üzerinden yapılan açıklamada, Komutan General Francis Donovan'ın ‘ülkenin yeni askeri liderleriyle görüşmek, terörle bağlantılı uyuşturucu kaçakçılarıyla mücadelede ortak çabaları ele almak ve ABD ile Kolombiya arasındaki güvenlik ortaklığını güçlendirmek’ üzere Bogota'ya gittiği duyuruldu.
Kolombiya Cumhurbaşkanı Abelardo de la Esperia (Reuters)
SOUTHCOM, ABD'nin Latin Amerika ve Karayipler'deki askeri operasyonlarını Florida'dan koordine ediyor.
Fransız haber ajansı AFP’nin Kolombiya Savunma Bakanlığı'ndan bir kaynağa dayandırdığı haberine göre hükümet, son derece tehlikeli olarak gördüğü suçluları alıkoymak için açık denizde demirli hapishane gemileri kullanmayı planlıyor.
De la Espriella seçim kampanyası sırasında ayrıca, El Salvador Devlet Başkanı Nayib Bukele'nin hapishane modeline benzer ‘mega hapishaneler’ inşa etme taahhüdünde bulunmuştu.
Aynı kaynak, devlet başkanının bir güvenlik konseyi toplantısında hapishane gemileri önerisinin hayata geçirilmesini talep ettiğini belirterek daha fazla ayrıntı vermeksizin Kolombiya Donanması'nın projeyi gerçekleştirme sorumluluğunu üstlendiğini sözlerine ekledi.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة