Gazze Barış Kurulu’ndan Gazze Şeridi'nde ateşkesin bozulması halinde “geri dönüşü olmayan nokta” uyarısı

Mladenov: Her güç kullanımının, geri kazanılması çok zor olacak bir bedeli var.

İsrail bombardımanı sonucu Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta yaşanan yıkım (AP)
İsrail bombardımanı sonucu Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta yaşanan yıkım (AP)
TT

Gazze Barış Kurulu’ndan Gazze Şeridi'nde ateşkesin bozulması halinde “geri dönüşü olmayan nokta” uyarısı

İsrail bombardımanı sonucu Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta yaşanan yıkım (AP)
İsrail bombardımanı sonucu Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta yaşanan yıkım (AP)

Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nickolay Mladenov dün, İsrail ile Hamas hareketi arasında Gazze Şeridi'nde sağlanan ateşkesin çökmesi halinde ‘geri dönüşü olmayan noktaya’ gelineceği uyarısında bulundu.

Kıyasıya bir seçim mücadelesi veren İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, bu ayın başlarında Mladenov tarafından açıklanan ve Hamas'ın silahlarını Gazze Şeridi'nin yönetimini devralacak yeni bir Filistinli komiteye teslim etmesini öngören 15 maddelik planı açıkça reddetmişti.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) oturumunda konuşan Mladenov, “Gazze'nin yeni bir felaketi daha kaldıracak gücü kalmadı. Ateşkes çöker ve Şerit yeniden geniş çaplı bir çatışma sarmalına sürüklenirse; ortada ne geri dönülecek bir yol haritası, ne bunu hayata geçirecek bir yönetim, ne de sahada yeniden inşa edilebilecek hiçbir şey kalmayacak” ifadelerini kullandı.

sdyjy
Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nickolay Mladenov (Reuters)

Fransız haber ajansı AFP’nin aktardığına göre Mladenov, “Bu sadece bir gerileme değil, herkes için geri dönüşü olmayan bir nokta olacaktır” diye ekledi.

Hamas Hareketi temmuz ayı sonlarında, barış planının ikinci aşamasını başlatmayı hedefleyen, silah bırakmasını ve halihazırda topraklarının yüzde 60'ından fazlasını kontrol eden İsrail'in Gazze Şeridi'nden kademeli olarak çekilmesini öngören bir Amerikan yol haritasını kabul etmişti.

Ancak İsrail bu planı onaylamadı. Netanyahu, Gazze Şeridi'nden herhangi bir geri çekilme adımı atılmadan önce Hamas'ın tamamen silahsızlandırılmasını talep ediyor.

İsrail saldırılarının devam etmesinin ateşkesi tehdit ettiğini vurgulayan Mladenov, "Yakın bir tehdide yanıt olarak gerçekleşmeyen her güç kullanımı ve koordinasyon mekanizmasının işletilmediği her olay, bu sürece geri kazanılması çok zor olacak bir bedel ödetiyor" şeklinde konuştu.

Mladenov ayrıca, kendi ifadesiyle Hamas Hareketi’nin ateşkesi ihlal etmeyi sürdürmesinden duyduğu üzüntüyü de dile getirdi.

Ateşkesi tehdit eden ikinci tehlikenin ise tam tersi yönde seyrettiğini ifade eden Mladenov, “Hamas, tüm askeri faaliyetlerini durdurma taahhüdünde bulundu, ancak bu taahhüt henüz tam manasıyla yerine getirilmiş değil” dedi.

Mladenov ayrıca, “Hâlâ taşınmaya devam eden her silah, içinde çalışmaların sürdüğü her tünel ve engellenen her konvoy süreci sekteye uğratıyor ve savaşı yeniden başlatmak isteyenlerin eline bahane veriyor" ifadelerini kullandı.

Mladenov sözlerini, “Geçmiş tecrübelerin de açıkça kanıtladığı üzere, bunun sonuçlarına katlanacak olanlar kadınlar ve çocuklardan oluşan Filistinli sivillerdir” diyerek sonlandırdı.



Haseke'de bölünmenin sona ermesinin rahatlığı: SDG sonrası için bekleyiş

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, salı akşamı Mazlum Abdi ve İlham Ahmed ile bir araya geldi (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, salı akşamı Mazlum Abdi ve İlham Ahmed ile bir araya geldi (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Haseke'de bölünmenin sona ermesinin rahatlığı: SDG sonrası için bekleyiş

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, salı akşamı Mazlum Abdi ve İlham Ahmed ile bir araya geldi (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, salı akşamı Mazlum Abdi ve İlham Ahmed ile bir araya geldi (Suriye Cumhurbaşkanlığı)

Mazlum Abdi'nin Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) lağvettiklerini duyurmasının yarattığı genel rahatlamaya rağmen, Haseke’de bir bekleyiş havası hakim. Haseke Vali Yardımcısı ve Başkanlık Ekibi Sözcüsü Ahmed el-Hilali'nin devlet televizyonuna yaptığı açıklamada belirttiği üzere, SDG'nin lağvedildiğinin duyurulması, entegrasyon dosyasının kapandığı anlamına gelmiyor. Öte yandan yerel basın, lağvedilme açıklamasının ardından Haseke’de SDG'ye bağlı unsurların teyakkuza geçtiğini bildirdi.

Şarku'l Avsat'a konuşan ve kimliğinin gizli tutulmasını isteyen Haseke'deki kaynaklara göre vilayetteki beklentiler, SDG ve bölge halkının hesaplarından farklı hesapları olan Kürt unsurlar ve liderlerle bağlantılı yeni gelişmelerin yaşanabileceği ihtimaline işaret ediyor.

Kaynaklar, Haseke'deki farklı kesimlerden birçok siyasi güç ve partinin hızlı değişimlerin ardından durumu değerlendirmek üzere toplantılar yapmak için bir araya geldiğini belirterek ‘istikrarın korunması, siyasi ve kurumsal varlığın güçlendirilmesi, ayrıca (SDG'nin) lağvedilmesinin yansımaları, sahada henüz netleşmeyen güvenlik ve siyasi düzenlemeler ile gelecekteki zorluklara hazırlıklı olunması gerektiği konusunda genel bir uzlaşı sağlandığını’ ifade etti.

Bununla birlikte kaynaklara göre ‘farklı kesimlerden tüm yerel tarafların önümüzdeki döneme bir yeniden inşa ve bölünmeyi sona erdirme aşaması olarak odaklanması’ olumlu göstergeler olarak kendini gösteriyor.

Haseke Vali Yardımcısı Ahmed el-Hilali ise, SDG birliklerinin Suriye Arap Ordusu'na entegrasyonunun tamamlandığını ve şimdiye kadar entegre olan birliklerin yaklaşık 4 bin 500 unsuru kapsadığını dile getirdi. Hilali ayrıca, eski Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi Bölgesi (KDSDÖY) müfredatlarına ilişkin bir geçiş süreci yaşanacağını ve Kürtçenin önümüzdeki eğitim-öğretim yılından itibaren haftada iki saatlik seçmeli ders olarak resmen okullarda okutulmaya başlanacağını açıkladı.

Yerel basın kaynakları, lağvedilen SDG’nin ‘Devrimci Gençlik’ olarak bilinen unsurlarının Haseke’nin çeşitli sokaklarında güvenlik teyakkuzuna geçtiğini bildirdi. Haseke Medya Merkezi’ne göre bu duruma, yoldan geçenlere yönelik kimlik kontrolleri de eşlik etti.

SDG’ye yakın Kürt medyası Şam'daki görüşmelere dair haberlerinde; SDG ve KDSDÖY’ün lağvedilmesinin Kürt kesiminin dışlanması anlamına gelmediğine, aksine bunun silahlı askeri eylemden Suriye devlet kurumları çatısı altında kapsamlı bir siyasi ve anayasal ortaklığa yönelik resmi bir geçiş olduğuna odaklandı.

SDG ve KDSDÖY kurumlarının lağvedildiğinin duyurulmasıyla birlikte Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) Halkla İlişkiler Ofisi Üyesi İbrahim Bıro, ülkenin yeni bir aşamaya girdiğini değerlendirdi. Bıro, Facebook hesabından yaptığı paylaşımda “Bu aşamanın sona ermesi Kürt sorununun bittiği anlamına gelmiyor, aksine bu durum, sorunu Suriye'nin ulusal çerçevesine geri döndüren ve Kürtlerin ulusal, kültürel ve siyasi haklarını anayasal olarak güvence altına alan siyasi ve hukuki bir sürecin başlangıcıdır” ifadelerini kullandı.

dsfv
SDG Komutanı Mazlum Abdi, Şam’daki Halk Sarayı’nda yapılacak televizyon konuşması öncesinde salona Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile birlikte geldi, 25 Ağustos 2026 (AFP)

Ahmed el-Hilali'nin belirttiğine göre ‘29 Ocak 2026 Anlaşması’nın uygulanmaya başlanmasından bu yana geçen 6 aylık süre zarfında binlerce SDG unsuru, Savunma Bakanlığı bünyesindeki tugaylara entegre edildi. Hiali, ‘(SDG) saflarındaki yabancı savaşçıların ayrılarak ülkelerine dönmelerinin, dosyanın çözümündeki ulusal rotayı kanıtladığını’ vurgulayarak Haseke’nin kaynaklarının yüzde 100 oranında Suriye devletinin tasarrufuna geçtiğini ve gelirlerinin devlet hazinesine aktarıldığını kaydetti.

Öte yandan Entegrasyon Dosyası Başkanlık Ekibi Üyesi Mustafa Abdi, SDG’nin bazı liderlerinin devlette görev aldığını teyit etti. Mustafa Abdi, North Press ajansına yaptığı açıklamada, Mazlum Abdi ve İlham Ahmed'in de devlet kademelerinde makam sahibi olacağını belirten Abdi, Kadın Savunma Birlikleri’nin (YPJ) Savunma Bakanlığı'nın değil, İçişleri Bakanlığı'nın kadrosuna dahil edileceğini, Kürtçenin müfredatta yer alacağını ve Kürtlerin haklarının güvence altında olduğunu açıkladı.

xdvfdeb
YPJ üyeleri (Arşiv – Şarku’l Avsat)

Hawar Haber Ajansı, çarşamba günü erken saatlerde geçtiği haberde, YPJ komutanları ile Suriye İçişleri Bakanı Enes Hattab arasında entegrasyon mekanizmalarını görüşmek üzere bir toplantı gerçekleştirilmesinin beklendiğini bildirmişti. 2013 yılında Suriye'nin doğu ve kuzey bölgelerinde kurulan YPJ, 2014 yılında DEAŞ terör örgütüne karşı verilen Ayn el-Arab (Kobani) savaşına katılmasının ardından askeri bir güç olarak öne çıkmıştı.

YPJ’nin Savunma Bakanlığı bünyesine entegre edilmesine yönelik bir öneri bulunuyordu. Ancak Suriye ordusu bünyesinde kadınlara özel bir oluşumun bulunmaması, Şam yönetiminin bu öneriyi kabul etmesinin önüne geçti ve bunun yerine YPJ üyelerinden arzu edenlerin İçişleri Bakanlığı'na entegre edilmesi teklif edildi.

SDG’nin 2015 yılnını ekim ayında ABD öncülüğündeki DEAŞ'la Mücadele Uluslararası Koalisyonu’nun (DMUK) desteğiyle kurulduğu, bünyesinde Arap, Süryani ve Asuri oluşumların yanı sıra ağırlıklı olarak Halk Savunma Birlikleri (YPG) ile YPJ’yi barındırdığı biliniyor.


Irak: Silahlı kişi ve gruplara karşı yasal işlem başlatılacak

Irak Başbakanı Ali el-Zeydi, Bağdat'ta "Koordinasyon Çerçevesi" toplantısına katıldı, (INA)
Irak Başbakanı Ali el-Zeydi, Bağdat'ta "Koordinasyon Çerçevesi" toplantısına katıldı, (INA)
TT

Irak: Silahlı kişi ve gruplara karşı yasal işlem başlatılacak

Irak Başbakanı Ali el-Zeydi, Bağdat'ta "Koordinasyon Çerçevesi" toplantısına katıldı, (INA)
Irak Başbakanı Ali el-Zeydi, Bağdat'ta "Koordinasyon Çerçevesi" toplantısına katıldı, (INA)

Bağdat’ta dün Irak Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan’ın ABD’nin Bağdat Maslahatgüzarı Joshua Harris ile ABD’nin çekilmesinin ardından başlayacak dönem ve silah taşıyan gruplara yönelik adli işlemleri görüştüğü bildirildi.

Yargı Konseyi tarafından yapılan açıklamada, görüşmede anayasa ve yasalar dışında silah taşıyan kişi ve gruplara yönelik yasal süreçlerin, uluslararası koalisyonun Irak’taki görevlerinin gelecek 30 Eylül’de sona ermesinin ardından uygulanacak mekanizmaların ve hukukun üstünlüğünün herkes için nasıl hayata geçirileceğinin ele alındığı belirtildi. 

Açıklamada, söz konusu adli işlemlerin anayasa ve yasalara aykırı şekilde silah taşıyan kişi ve grupları kapsadığı vurgulandı.

ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği ise Washington’un “tüm Iraklılar için egemen ve güvenli bir gelecek inşa etme konusunda Irak makamlarını desteklediğini” açıkladı.

Bu gelişmeyle eş zamanlı olarak Irak Kürdistan Bölgesi’nde, DEAŞ’a karşı uluslararası koalisyon (DMUK) bünyesinde görev yapan Alman birliklerinin askeri ve danışmanlık misyonlarının sona erdiği duyuruldu. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bu adım, koalisyon güçlerinin Irak’tan kademeli çekilmesi sürecinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. 

Kürdistan Bölgesi Peşmerge Bakanlığı, Alman danışman ve eğitmenlerin DEAŞ’a karşı mücadele kapsamında yıllardır sürdürdükleri görevlerinin sona erdiğini bildirdi.


İsrailli yerleşimciler bir Filistinli çocuğu ve 2 genci kaçırdı

Batı Şeria'daki Ramallah yakınlarında pazartesi günü yerleşimcilerin düzenlediği saldırıların ardından bir Filistin taş ocağında ağır ekipmanlar yandı (Reuters)
Batı Şeria'daki Ramallah yakınlarında pazartesi günü yerleşimcilerin düzenlediği saldırıların ardından bir Filistin taş ocağında ağır ekipmanlar yandı (Reuters)
TT

İsrailli yerleşimciler bir Filistinli çocuğu ve 2 genci kaçırdı

Batı Şeria'daki Ramallah yakınlarında pazartesi günü yerleşimcilerin düzenlediği saldırıların ardından bir Filistin taş ocağında ağır ekipmanlar yandı (Reuters)
Batı Şeria'daki Ramallah yakınlarında pazartesi günü yerleşimcilerin düzenlediği saldırıların ardından bir Filistin taş ocağında ağır ekipmanlar yandı (Reuters)

Uluslararası kamuoyunun geniş çaplı tepkisine rağmen, İsrail’in Batı Şeria’daki Filistinlilere yönelik baskı ve şiddeti sürüyor. ABD’nin sert eleştirileri ve Avrupa’nın yaptırımlarıyla karşılık verdiği gelişmelerin yanı sıra İsrail yerleşimlerinin genişletilmesi, gözaltıların artırılması ve saldırıların devam etmesi dikkat çekiyor. Yerleşimciler çarşamba günü de uzak bölgelerde Filistinlileri kaçırarak işkence ve kötü muameleye maruz bırakma şeklindeki eski uygulamalarına döndü.

Nablus kentinin güneyindeki Filan köyünün yakınlarında iki yerleşimci, 14 yaşındaki Filistinli bir çocuğu kaçırarak darbetti. Olay yerine gelen İsrail polisi çocuğu kurtardıktan sonra Filistin Yönetimi’ne bağlı güvenlik güçlerine teslim etti. Yaklaşık bir saat sonra ise bazı yerleşimciler, Asira eş-Şamaliya ile Nablus arasındaki yolda seyir halindeyken 17 ve 18 yaşlarındaki iki kardeşi, Muhammed ve Ömer Hamadne’yi kaçırdı.

Güvenlik kaynakları, bir yerleşimcinin Nablus’un kuzey girişinde, “17. Yol” olarak bilinen bölgede bir gaz nakliye aracını durdurduğunu ve aracın anahtarlarını ele geçirdiğini bildirdi. Yerleşimci daha sonra Asira eş-Şamaliya beldesinden olan iki kardeşi kaçırarak bilinmeyen bir yere götürdü.

İsrail kaynakları, yerleşimcilerin yıl başından bu yana Filistinlilere yönelik yaklaşık 800 saldırı gerçekleştirdiğini, bunların yaklaşık 100’ünün ağır nitelikte olduğunu bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre bu rakam son iki yıla kıyasla saldırılarda “büyük bir artışa” işaret ediyor. Gazeteye göre önceki iki yılda yıllık ortalama saldırı sayısı yaklaşık 1000 düzeyindeydi.

Filistin Duvar ve Yerleşimlere Direniş Komitesi ise bu hafta yayımladığı açıklamada, yerleşimcilerin 2026’nın başından bu yana 25 Filistinliyi öldürdüğünü bildirdi. Açıklamaya göre Ekim 2023’ten bu yana öldürülen Filistinlilerin sayısı 61’e, 2019’dan bu yana ise 87’ye ulaştı. Ölümlerin çoğunun Ramallah ve El-Bire ile Nablus vilayetlerinde meydana geldiği belirtildi.

Batı Şeria'daki Qusra kasabasında dün yerleşimcilerin taş attığı anları gösteren bir video görüntüsü (Reuters)
Batı Şeria'daki Qusra kasabasında dün yerleşimcilerin taş attığı anları gösteren bir video görüntüsü (Reuters)

Komiteye göre 2026’nın ilk yarısında Batı Şeria’da yerleşimciler tarafından 3 bin 488 saldırı gerçekleştirildi. Bu saldırılarda 17 Filistinli hayatını kaybederken, 26 Bedevi ve çoban topluluğu tamamen veya kısmen yerlerinden edildi. Ayrıca çoğu hayvancılık amaçlı olmak üzere 42 yeni yerleşim karakolu kuruldu.

Filistin ve İsrail makamlarının resmi verilerine göre, işgal altındaki Batı Şeria’da, Doğu Kudüs de dahil olmak üzere, 156 yerleşim ve 360 yerleşim karakolunda yaklaşık 750 bin yerleşimci yaşıyor. Yerleşimcilerin saldırılarının, Filistinlileri zorla yerlerinden etmeyi amaçladığı belirtiliyor.

İsrail’in Kanal 12 televizyonu salı günü, Tel Aviv’i ziyaret eden bir ABD heyetinin Batı Şeria’daki yerleşimci şiddetinin ele alındığı toplantıda üst düzey bir İsrailli yetkiliye sert uyarıda bulunduğunu bildirdi. Heyette Senato ve Temsilciler Meclisi üyelerinin yanı sıra üst düzey ABD’li yetkililerin danışmanları ve uzman ekiplerin yer aldığı belirtildi.

Kanal 12’nin aktardığına göre heyet üyeleri, ismi açıklanmayan üst düzey bir İsrailli güvenlik yetkilisine şu mesajı verdi:

“Zor koşullarda ve tüm dünyanın size karşı olduğu bir dönemde sizi her şekilde koruyoruz. Bunun karşılığında şiddet, yağma ve Filistinlileri hedef alma girişimleri olamaz.”

Filistin asıllı Amerikalı vatandaş Louay Reddy, eşi ve iki kızıyla birlikte, etrafı İsrailli yerleşimcilerle çevrili evinin bahçesinde (AP)
Filistin asıllı Amerikalı vatandaş Louay Reddy, eşi ve iki kızıyla birlikte, etrafı İsrailli yerleşimcilerle çevrili evinin bahçesinde (AP)

Heyet üyeleri ayrıca, yerleşimci şiddetinin ele alındığı toplantıda İsrailli yetkilileri ABD desteğini “garanti kabul etmemeleri” konusunda uyardı ve bu eylemlerin İsrail’e “arka kapıdan geri döneceğini” söyledi.

Kanal 12’ye göre İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD’nin talebi üzerine pazartesi günü Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ve diğer yetkililerin katıldığı bir güvenlik toplantısı düzenleyerek Batı Şeria’daki yerleşimci şiddetini ele aldı. Ancak İsrail ordusu, Netanyahu’nun ordu komutanlarına “Filistin terörü” olarak nitelendirdiği olaylarla mücadele konusunda ne yaptıklarını sorması karşısında şaşkınlık yaşadı.

Öte yandan ABD Senatosu’ndaki Demokrat Partili üyeler, dün Netanyahu’ya bir mektup göndererek Batı Şeria’daki yerleşimci şiddetinin ve İsrail güvenlik güçlerinin işgal altındaki topraklarda Filistinlilere yönelik toplu gözaltılarının “dizginlenmesini” istedi. Mektup, Senato’daki 47 Demokrat senatörden 42’si tarafından imzalandı.

Reuters’ın haberine göre mektup, Kongre’deki Demokratlarla İsrail hükümeti arasında Batı Şeria politikası konusunda artan gerilimin son göstergesi oldu. Partiden bazı senatörler, Gazze savaşındaki tutumu nedeniyle İsrail’e yönelik ABD askeri yardımına kısıtlama getirilmesi çağrısında da bulunmuştu.

Mektup, Kaliforniya Senatörü Adam Schiff, New York Senatörü ve Demokratların lideri Chuck Schumer ile New Jersey Senatörü Cory Booker tarafından hazırlandı. İsrail’in Kongre’deki en uzun süreli destekçilerinden biri olan Schumer’in de imzacılar arasında yer alması dikkat çekti.

Demokrat senatörler ayrıca İsrail hükümetine, yeni yerleşimlerin kurulmasına onay vermeyi ve Batı Şeria’da “yasa dışı yerleşim karakolları” inşa etmeyi durdurma, mevcut karakolların kaldırılması yönünde adım atma çağrısında bulundu.