‘Epstein hayaleti’ Trump yönetimini rahatsız ediyor

ABD Adalet Bakanı kurbanlardan özür diledi… Geri kalan belgelerin ‘isimler sansürlenmeden’ yayınlanması isteniyor

ABD Başkanı Donald Trump ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 6 Şubat 2026’da Air Force One uçağında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 6 Şubat 2026’da Air Force One uçağında (AFP)
TT

‘Epstein hayaleti’ Trump yönetimini rahatsız ediyor

ABD Başkanı Donald Trump ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 6 Şubat 2026’da Air Force One uçağında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 6 Şubat 2026’da Air Force One uçağında (AFP)

Jeffrey Epstein dosyaları, Başkan Donald Trump yönetimini sarsarak, Ticaret Bakanı Howard Lutnick’i de kapsayabilecek skandallarla ilgili raporlara karşı hükümeti savunma pozisyonuna itti. Epstein, çocuk istismarı suçundan hüküm giymiş bir milyarder olup 2019’da cezaevinde ölmüştü.

Geçtiğimiz salı günü Senato Bütçe Komitesi’nde temsilcilerle yüzleşen Lutnick, 2012’de ailesiyle yaptığı bir ziyaret sırasında Epstein ile görüştüğünü itiraf etti. Bu açıklama, daha önce yaptığı ve Epstein’in 2008’de ilk kez mahkûm edilmesinin ardından 2005’teki görüşmenin ardından iletişimi kestiğini belirten ifadeleriyle çelişiyor. Demokrat Senatör Chris Van Hollen, Lutnick’e, “Buradaki mesele, Jeffrey Epstein ile ilgili herhangi bir suç işlemiş olmanız değil; esas sorun, Kongre’ye, Amerikan halkına ve Epstein’in kurbanlarına, aranızdaki ilişkinin doğasını tamamen yanıltıcı biçimde sunmanız” dedi.

dfvfv
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, 10 Şubat 2026’da düzenlediği basın toplantısında (AP)

Lutnick’in istifası yönündeki çağrılar artarken, Beyaz Saray bakanı desteklemeye devam etti. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, “Bakan Lutnick Trump ekibinin vazgeçilmez bir üyesi olarak kalıyor ve Başkan onu tamamen destekliyor” dedi. Bu tutum, birçok kişiyi şaşırttı; özellikle Cumhuriyetçi temsilci Thomas Massie, Lutnick’in görevde kalmasına şaşkınlığını dile getirdi. Massie, skandal nedeniyle İngiltere’de bazı yetkililerin istifa ettiğine dikkat çekerek, “İstifa etmesi gerekiyor. İngiltere’de üç kişi görevlerinden ayrıldı. Bunların arasında ABD’deki İngiliz büyükelçisi ve Lutnick’in yalanlarından çok daha az bir şey yüzünden unvanını kaybeden bir prens de var” ifadelerini kullandı.

Süregelen yankılar

Cumhuriyetçiler, Epstein dosyasının yol açtığı etkilerden rahatsızlık duyuyor; bu durum partide bölünmelere de neden oldu. Temsilciler Meclisi Gözetim ve Hesap Verebilirlik Komitesi Başkanı James Comer, Lutnick’in komite önünde ifade vermesi için çağrılabileceğini açıkladı. Comer, “Hayatta kalan kurbanlara adaletin sağlanmasına yardımcı olabilecek bilgisi olan herkesle konuşmak istiyoruz” dedi.

sdcfvgthy
Epstein belgelerinden alıntılar, 10 Şubat 2026 (EPA)

Adalet Bakanlığı’na, Epstein dosyasındaki diğer belgeleri açıklaması ve mağdurlar dışında isimleri saklamaması yönündeki çağrılar artarken, Cumhuriyetçi Senato lideri tüm belgelerin tamamen kamuoyuna açılmasını talep etti. Şeffaflığın önemine vurgu yapan lider, “Epstein dosyasında isimleri geçen veya dosya kapsamında ortaya çıkabilecek kişiler, konuyla ilgili soruları yanıtlamak zorunda olacak. Amerikan halkı da bu yanıtların yeterli olup olmadığına karar verecek” dedi.

xsc xsc
ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, 15 Ekim 2025 tarihinde Beyaz Saray'da Başkan Donald Trump ile birlikte (Reuters)

Beyaz Saray’daki açıklamalar, Adalet Bakanı Pam Bondi’yi belgelerin açıklanmasından sorumlu olarak zor bir konuma soktu. Bondi dün Temsilciler Meclisi Adalet Komitesi’nde ifade verirken, arkasında Epstein’in bazı mağdurları oturuyordu. Bondi, mağdurlara hitaben, “O canavarın eylemleri nedeniyle herhangi bir mağdurun yaşadığı duruma karşı derin üzüntü duyuyorum. Eğer hakkınızda size zarar veren veya kötü muamelede bulunan kişilerle ilgili kolluk kuvvetleriyle paylaşmak istediğiniz bilgiler varsa, Federal Soruşturma Bürosu (FBI) sizi dinlemeye hazır” dedi. Bakan, “Her türlü suç isnadı ciddi şekilde ele alınacak ve soruşturulacak. Adalet Bakanlığı, suçluları yasal çerçevede en üst seviyede hesap vermeye zorlamaya kararlıdır” diyerek taahhütte bulundu.

Adalet Bakanlığı, Kongre tarafından onaylanan yasaya uyarak tüm Epstein belgelerini açıkladığını savunsa da yasaların mimarları Ro Khanna ve Thomas Massie, bakanlığın halen 6 milyon belgenin 2,5 milyonunu elinde tuttuğunu belirtiyor ve yasaya bağlı kalarak bunların da açıklanmasını talep ediyor.



Ukrayna saldırıları, Kırım’daki krizi derinleştiriyor

Ukrayna ordusunun Kırım'ın Kerç şehrindeki petrol deposunu vurmasıyla tanklar alev aldı (Reuters)
Ukrayna ordusunun Kırım'ın Kerç şehrindeki petrol deposunu vurmasıyla tanklar alev aldı (Reuters)
TT

Ukrayna saldırıları, Kırım’daki krizi derinleştiriyor

Ukrayna ordusunun Kırım'ın Kerç şehrindeki petrol deposunu vurmasıyla tanklar alev aldı (Reuters)
Ukrayna ordusunun Kırım'ın Kerç şehrindeki petrol deposunu vurmasıyla tanklar alev aldı (Reuters)

Ukrayna'nın artırdığı saldırılar nedeniyle Kırım'da kısıtlamalar devreye sokuldu.

Rusya'nın atadığı Sivastopol Valisi Mihail Razvozhayev, Toplu taşımanın ve büyük mağazaların yalnızca belirli saatlerde hizmet vereceğini, bu saatler dışında ise sokağa çıkma yasağı uygulanacağını duyurdu.Geceleri sokak lambalarının çoğunun enerji tasarrufu için kapatılacağını ekledi.

Kırım Spor Bakanlığı da çocuklara yönelik tüm spor faaliyetlerinin, yarışma ve antrenmanların 1 Eylül'e kadar iptal edildiğini bildirdi.

Kremlin'in 2014'te ilhak ettiği Kırım'a atadığı yönetici Sergey Aksyonov, pazar günkü açıklamasında saldırılar nedeniyle en az 4 kişinin öldüğünü, 28 kişinin de yaralandığını söylemişti. Ayrıca akaryakıt satışlarının durdurulduğunu, yakıtın yalnızca bölgedeki temel hizmetlerin sürdürülmesi ve güvenliğin sağlanmasından sorumlu kamu kurumlarına verileceğini ifade etmişti.

Salı günü Kırım'ın yarısı Ukrayna'nın hava saldırıları nedeniyle elektriksiz kaldı. Guardian'ın aktardığına göre Ukrayna ordusu, bölgedeki demiryollarını ve elektrik tesislerini hedef alıyor.

Ukrayna Güvenlik Servisi'nden (SBU) pazar günü yapılan açıklamada, Kırım ve Krasnodar'daki limanlara, petrol altyapılarına ve hava savunma sistemlerine saldırılar düzenlendiği belirtilmişti.

Kırım Köprüsü'nü korumak amacıyla Rusya'nın konuşlandırdığı S-400 hava savunma sistemine ait dört radar istasyonunun ve iki "Pantsir" hava savunma sistemine ait füze ve topların vurulduğu aktarılmıştı.

Ayrıca Krasnodar'daki Kavkaz Limanı'yla Kerç Boğazı'ndaki "TES-Terminal-1" petrol deposunun da hedef alındığı belirtilmişti.

Rusya Savunma Bakanlığı'ndan bu sabah yapılan açıklamada, ülkenin çeşitli bölgelerinde Ukrayna'ya ait en az 323 drone'un imha edildiği aktarıldı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kırım'daki krize doğrudan değinmese de salı günkü açıklamasında, Ukrayna'nın sivil altyapıya yönelik insansız hava aracı (İHA) saldırılarını Rus toplumunu "sarsmak" amacıyla kullandığını söyledi.

Londra'deki King's College'dan Michael Clarke, Ukrayna'nın Kırım'ı izole edip muhtemel müzakerelerde koz olarak kullanmayı planladığına dikkat çekiyor

Putin ve ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl ağustosta Alaska'da görüşmüş ancak ateşkese yönelik somut bir adım atılamamıştı. Öte yandan Trump, görüşmenin ardından Donbas bölgesinde toprak tavizleri için Kiev'e baskıyı artırmış, Ukrayna ise buna yanaşmayacağını açıklamıştı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, dünkü açıklamasında "Batı'nın Ukrayna'yla arabuluculuk çabalarında başarısız olduğunu" savundu. Alaska'daki zirvenin, ABD'nin "Kiev rejimini yeniden silahlandırmak için zaman kazanmak amacıyla yaptığı bir manevra" olabileceğini öne sürdü.

Lavrov'un yardımcısı Sergey Ryabkov da Beyaz Saray'ı Alaska'da varılan "temel mutabakatlardan" sapmakla suçladı.

Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Uluslararası Kriz Grubu'ndan Oleg Ignatov, Trump'ın şubatta İsrail'le birlikte İran'a saldırıları başlatmasıyla Ukrayna cephesinin ikinci plana düşmesinin Rusya'yı hayal kırıklığına uğrattığını söylüyor:

Yapılandırılmış bir diplomatik süreç yok, masada bir anlaşma yok, aslında hiçbir şey yok. Ruslar bu durumdan çok hayal kırıklığına uğradı, Amerikalıların müzakerelere katılmasını gerçekten istiyorlar.

Independent Türkçe, Reuters, EuObserver, TASS, Guardian 


Trump: Macron zaafımı biliyordu

Trump ve diğer dünya liderleri geçen hafta Fransa'nın Evian-les-Bains komününde üç günlük uluslararası forum için bir araya geldi (AFP)
Trump ve diğer dünya liderleri geçen hafta Fransa'nın Evian-les-Bains komününde üç günlük uluslararası forum için bir araya geldi (AFP)
TT

Trump: Macron zaafımı biliyordu

Trump ve diğer dünya liderleri geçen hafta Fransa'nın Evian-les-Bains komününde üç günlük uluslararası forum için bir araya geldi (AFP)
Trump ve diğer dünya liderleri geçen hafta Fransa'nın Evian-les-Bains komününde üç günlük uluslararası forum için bir araya geldi (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Versay'a olan "zaafının" farkına vardığını ve kendisini G7 zirvesine katılmaya ikna ettiğini itiraf etti.

Trump ve diğer dünya liderleri, geçen hafta Fransa'nın Evian-les-Bains komünunde üç günlük uluslararası forumda bir araya gelerek Rusya'nın Ukrayna'yı istilası ve İran'daki savaş da dahil süregelen çatışmaları ele aldı.

Başkan, Axios'tan Marc Caputo'ya verdiği ve cuma günü yayımlanan röportajda, Macron'un "G7'ye ev sahipliği yapmada harika bir iş çıkardığını" söyledi ve Fransız liderin kendisini zirveden bir hafta önce davet ettiğini ekledi.

Trump, "'Bana bir iyilik yapar mısın? Paris'e gelir misin? Seni onurlandırmak isteriz' dedi" diye belirtti.

Başkan, "Bunu ulusu onurlandırmak olarak görüyorum. Ama o, 'Seni onurlandırmak isterim' dedi. Ve Avrupa’dan ve dünyanın diğer bölgelerinden pek çok önemli ismi davet etmişti" dedi.

Trump daha sonra, "Aslında gitmeyi düşünmüyordum ama Versay’a zaafım olduğunu biliyordu; orası dünyanın en güzel yerlerinden biri" diye itiraf etti.

Zirve çarşamba günü sona erdikten sonra Trump, Amerika'nın 250. yıldönümünü kutlamak için ABD'nin bağımsızlığını tanıyan 1783 Paris Antlaşması'nın imzalandığı Versay Sarayı'nda görkemli bir akşam yemeğine katıldı.

Trump, Caputo'ya "Bu, her zaman yaptıkları bir şey değil. Anlıyorum. Böyle şeyler yapmazlar. Versay'da akşam yemeği vermezler. Ve harika bir akşam yemeği yedik" dedi.

Akşam yemeğinde Trump, beklenmedik bir şekilde İran'la bölgedeki düşmanlıkları sona erdirecek geçici bir barış anlaşması imzalamıştı. Anlaşma, Hürmüz Boğazı'nı açmış ve iki ülke kalıcı bir anlaşmaya doğru çalışırken ABD'nin İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasını sona erdirmişti.

Macron çarşamba günü sosyal medyada yaptığı açıklamada, "Bu anlaşma kalıcı barışa önayak oluyor ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına olanak tanıyor" dedi.

Bu, yurttaşlarımız için doğru yönde atılmış önemli bir adım ve yakında enerji fiyatlarında düşüşe yol açacak.

ABD ve İsrail'in şubat sonunda İran'a saldırılar başlatmasının ardından İran'ın önemli petrol yolunu fiilen kapatmasıyla yakıt fiyatları fırladı.

AAA motor kulübüne göre ABD'de bir galon normal benzinin ortalama fiyatı 4,50 dolardan fazlayken 3,93 dolara düştü. Ancak Associated Press'e göre benzinin fiyatı, savaşın başlangıcında bir galonun 2,98 dolara mal olduğu zamana göre hâlâ önemli ölçüde daha yüksek.

G7 zirvesinde sık sık konu dışına kayan konuşmasında Trump, istediği her şeyi elde ettiğini öne sürerek maliyetli savaşı haklı çıkarmaya çalıştı.

Başkan, "Pazar günü İran'la, başarmayı hedeflediğimiz her şeyi, hatta çok daha fazlasını gerçekleştiren bir anlaşmaya vardık. Mevcut çatışmayı sona erdirmek, Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak ve İran'ın asla nükleer silah elde etmemesini sağlamak, her şey bununla ilgiliydi" dedi.

Independent Türkçe


Rubio: İran görüşmeleri gelecek hafta İsviçre'ye geri dönecek

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (AP)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (AP)
TT

Rubio: İran görüşmeleri gelecek hafta İsviçre'ye geri dönecek

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (AP)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (AP)

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, yaptığı açıklamada, ABD ile İran arasındaki teknik görüşmelerin, iki taraf arasında imzalanan mutabakat zaptını 60 günlük müzakere süresi içinde nihai bir anlaşmaya dönüştürme çabaları kapsamında, muhtemelen 29 veya 30 Haziran tarihlerinde İsviçre'de yeniden başlayacağını belirtti.

Körfez turu kapsamında Kuveyt'te bulunan Rubio, dün konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Teknik ekip, yanılmıyorsam, ayın 29 veya 30'unda İsviçre'ye geri dönecek" ifadelerini kullandı.

Rubio ayrıca, dünyadaki bütün ülkelerin, İran'ın hayati öneme sahip Hürmüz Boğazı'ndan geçiş ücreti alma fikrine karşı olduğuna inandığını söyledi. Bakan, "Dünyada Hürmüz Boğazı’nın kullanımı için geçiş ücreti veya tarifeler uygulanmasını destekleyen tek bir ülke bile bilmiyorum" dedi.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile salı günü başladığı Körfez turunun ardından dün Kuveyt’e gelen ABD Dışişleri Bakanı, yaptığı diğer açıklamalarda, Washington'un İran ile "iyi ve gerçek bir anlaşmaya" varmaya açık olduğunu vurguladı. Ancak Rubio, Tahran'ın uzlaşmaya yanaşmaması durumunda, Başkan Donald Trump'ın elinde "başka seçenekler" de olduğu konusunda uyarıda bulundu.

Gelecek müzakerelerin iki ülke arasındaki ilişkilerin en karmaşık konularını ele alacağını belirten Rubio; bu başlıkların İran'ın nükleer programı, yaptırımlar, Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer düzenlemeleri ve halen masada olan diğer bölgesel dosyaları kapsadığını ifade etti.

Müzakerelerin çerçevesi ve temel ilkeler

Washington, Hürmüz Boğazı'nın uluslararası bir su yolu olduğu gerekçesiyle seyrüsefer serbestisi ilkesine sıkı sıkıya bağlı kalmaya devam ediyor. ABD yönetimi, herhangi bir geçiş ücreti veya vergi uygulanmasının uluslararası teamüllere aykırı olduğunu savunuyor.

Rubio, İran'ın Hizbullah'a verdiği desteğin görüşmelerin ilerleyen aşamalarında masaya geleceğini açıkça belirtirken, İsrail ile Lübnan arasında yürütülen müzakerelerin ABD-İran görüşmelerinden tamamen bağımsız, ayrı bir mecra olduğunu kaydetti.

ABD'nin İran ile yürüttüğü müzakerelerde müttefikleriyle "tam bir uyum" içinde hareket edeceğini söyleyen Rubio, Washington'un bu süreçle ilgili kararlarda müttefiklerine danışacağını ve onların güvenliğine zarar verecek hiçbir adım atmayacağını taahhüt etti.

Günün erken saatlerinde, Katar ile birlikte arabuluculuk çabalarına liderlik eden Pakistan tarafından yapılan açıklamada, ABD ile İran arasındaki teknik görüşmelerin önümüzdeki hafta, büyük olasılıkla salı günü yeniden başlayacağı bildirilmiş, ancak yeni turun nerede yapılacağı belirtilmemişti.

 İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile tokalaşırken; ABD Başkan Yardımcısı J. D. Vance ve Jared Kushner, İsviçre’nin Luzern Gölü’ne bakan Bürgenstock tatil beldesinde ABD, İran, Pakistan ve Katar arasında yapılacak dörtlü toplantı öncesinde gelişmeleri takip etti. (AFP)İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile tokalaşırken; ABD Başkan Yardımcısı J. D. Vance ve Jared Kushner, İsviçre’nin Luzern Gölü’ne bakan Bürgenstock tatil beldesinde ABD, İran, Pakistan ve Katar arasında yapılacak dörtlü toplantı öncesinde gelişmeleri takip etti. (AFP)

Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tahir Andrabi, "Görüşmeler önümüzdeki hafta yeniden başlayacak" diyerek, tarihin pazartesi, salı veya çarşamba günü olabileceğini işaret etti.

60 günlük kritik takvim ve denetim tartışmaları

Siyasi heyetlerin katılımıyla pazar günü İsviçre'de başlayan ilk tur müzakereler, savaşı sona erdirmeyi ve tarafların onayıyla uzatılabilecek 60 günlük bir müzakere süreci başlatmayı amaçlayan 14 maddelik bir mutabakat zaptının imzalanmasının ardından teknik ekiplerce sürdürülmüştü.

Gelecek görüşmeler; İran'ın nükleer programı, yaptırımlar, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yönelik düzenlemeler ve Lübnan'daki çatışmaların durdurulması mekanizmaları gibi son derece hassas başlıkları içeriyor. Tahran yönetimi daha önce yaptığı açıklamada, ilk teknik turun; yaptırımların kaldırılması, nükleer dosya, yeniden yapılanma ve ekonomik kalkınma ile denetim ve uygulama olmak üzere dört ayrı çalışma grubunun kurulmasıyla sonuçlandığını duyurmuştu.

Bu yeni tur, Washington ile Tahran arasında İran'ın nükleer programına yönelik uluslararası denetimlerin geleceği konusunda tartışmaların arttığı bir dönemde geliyor.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi, İran'ın nükleer tesislerindeki denetimlerin "kaçınılmaz olarak gerçekleşeceğini" vurgulayarak, Washington ile Tahran arasında imzalanan mutabakat zaptının, nükleer malzeme ve tesislere ilişkin faaliyetlerin açıkça Ajans'ın denetimine tabi olmasını öngördüğünü belirtti. Grossi, yürütülen tartışmaların şu anda tarihler, prosedürler ve erişim mekanizmaları dahil olmak üzere tamamen operasyonel yönlere odaklandığını ifade etti.

Ancak Tahran, herhangi bir yeni denetim düzenlemesini nihai bir anlaşmaya varılması şartına bağlamaya devam ediyor.