Dünya Bankası Başkanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Şu anda kimse bölgedeki gerginliğin sonuçlarını değerlendiremez

Büyük zorluklar olduğunu doğruladı ve çatışmanın süresinin durumu belirleyeceğini söyledi

Dünya Bankası Başkanı’nın Mısır’ın başkenti Kahire’nin kuzeydoğusunda bulunan fabrikaları ziyaretinden (Dünya Bankası)
Dünya Bankası Başkanı’nın Mısır’ın başkenti Kahire’nin kuzeydoğusunda bulunan fabrikaları ziyaretinden (Dünya Bankası)
TT

Dünya Bankası Başkanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Şu anda kimse bölgedeki gerginliğin sonuçlarını değerlendiremez

Dünya Bankası Başkanı’nın Mısır’ın başkenti Kahire’nin kuzeydoğusunda bulunan fabrikaları ziyaretinden (Dünya Bankası)
Dünya Bankası Başkanı’nın Mısır’ın başkenti Kahire’nin kuzeydoğusunda bulunan fabrikaları ziyaretinden (Dünya Bankası)

Bölgedeki jeopolitik gerilimlerin artmasıyla birlikte, Ortadoğu ekonomilerinin yeni şokları absorbe edebilme kapasitesi ve büyüme, enflasyon ve sermaye akışları üzerindeki etkiler konusunda endişeler artıyor. Bu bağlamda Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “İstikrarsızlık hiçbir bölge için iyi değildir” dedi. Banga, etkilerin boyutunu belirlemede kritik faktörün ‘gerilimin ne kadar süreceği’ olduğunu vurguladı ve “Şu anda bunu kimse söyleyemez… Ben de söyleyemem” ifadelerini kullandı.

Banga’nın açıklamaları, bugün Mısır’ın başkenti Kahire’nin kuzeydoğusundaki bir fabrika ziyareti sırasında, Şarku’l Avsat’ın bölgedeki tırmanışın etkileri, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının olası sonuçları, petrol fiyatlarının varil başına 100 doları geçip geçmeyeceği ve bunun 2026 yılında küresel büyüme, enflasyon ve gelişmekte olan piyasalara sermaye akışları üzerindeki etkileriyle ilgili sorularına yanıt olarak geldi. Banga, “Cevaplar birbirine bağlı; çünkü ekonomik etkilerin derinliği, bozulmaların ne kadar süreceğine bağlı” dedi.

Banga, Mısır örneğini vererek, ülkenin son yıllarda Kovid-19 salgını, küresel dalgalanmalar ve Süveyş Kanalı gelirleriyle ilgili zorluklar gibi ardışık belirsizlik dalgalarıyla başa çıktığını belirtti. Bu durumun ekonomik kalkınma üzerinde yaratacağı zorlukları anlamanın zor olmadığını ifade ederek, maliye, para birimi ve enflasyon üzerinde baskı yaratan küresel istikrarsızlığa dikkat çekti.

Banga’nın açıklamaları, Ortadoğu’daki gerilimin yayılmasına ilişkin kaygıların arttığı bir döneme denk geliyor. Petrol fiyatlarının uzun süre yüksek seyretmesi, doğrudan küresel enflasyonu artırabilir ve merkez bankalarını fiyatları kontrol etme ile büyümeyi destekleme arasında zor bir denkleme sokabilir. Küresel finansal koşulların sıkılaşması ise dış finansman ve yabancı yatırımlara bağımlı gelişmekte olan piyasalara sermaye akışlarının yavaşlamasına yol açabilir.

tbgt
Dünya Bankası Başkanı’nın Mısır’ın başkenti Kahire’nin kuzeydoğusunda bulunan fabrikaları ziyaretinden (Dünya Bankası)

Kısa ve orta vadeli etkilerle ilgili olarak Banga, istikrarsızlığın ‘kısa süreli’ olması durumunda etkilerin sınırlı kalabileceğine işaret etti, ancak gerilimlerin daha uzun sürmesi halinde baskıların katlanacağını belirtti. Bu yaklaşım, Dünya Bankası’nın belirsiz bir ortamda sayısal tahminler yapmak yerine, öngörülerini zaman çerçevelerine dayandırmayı tercih eden temkinli tutumunu yansıtıyor.

Dünya Bankası, Mısır hükümetiyle iş birliğini sürdürüyor

Mısır bağlamında Banga, Dünya Bankası’nın hükümetle finansmanı aşan geniş bir program yelpazesi üzerinden çalışmaya devam ettiğini vurguladı. Bu programlar, iş ve yönetim reformlarının desteklenmesini, özel sektörün rolünün güçlendirilmesini, fiziksel altyapının geliştirilmesini ve insan sermayesine yapılan yatırımları kapsıyor; amaç, sürdürülebilir istihdam yaratmak.

Banga, Kahire ziyaretinde sosyal konut projesi ve elektrikli otobüs üretim hatlarını inceledi. Sosyal konut projesinin, büyüklük ve hedef açısından dünyadaki en iddialı projelerden biri olduğunu belirtti. Projeden yararlananların büyük kısmının ilk kez ev sahibi olan ve 40 yaşın altındaki kişiler olduğunu kaydetti. Banga, projeden çıkarılacak önemli derslerin ‘hükümetin iddiası, ipotek piyasasının inşası ve finansal kapsayıcılığın artırılması’ olduğunu; bunların gençleri güçlendirmek ve konut sahipliğini yaygınlaştırmak için gerekli olduğunu ifade etti.

Daha geniş bir perspektifte Banga, -konut, ulaşım ve enerji gibi alanlarda- altyapıya yapılan yatırımları gelişmekte olan ekonomilerin dış şoklara karşı dayanıklılığını artırmakla ilişkilendirdi. Banga’ya göre büyüme kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve tarım, turizm ve imalat gibi sektörlerin desteklenmesi, enerji ve küresel ticaret piyasalarındaki dalgalanmaların etkilerini azaltabilir.

Banga’nın Dünya Bankası adına özetlediği yaklaşım, istikrarsızlık riskine karşı uyarıda bulunurken, belirsiz zaman çizelgesi altında tahminleri abartmaktan kaçınmak üzerine kurulu. Kısa süreli bir bozulma ile uzun süreli bir kriz senaryosu arasında 2026’nın ekonomik çerçevesi şekillenecek. Netlik sağlanana kadar esneklik, yapısal reformlar ve özel sektörün güçlendirilmesi, hem Mısır’da hem de bölgede şokları yönetmenin temel araçları olmaya devam edecek.



İngiltere, düşman devlet ajanlarına karşı yeni yasa hazırlıyor

İngiltere Başbakanı Keir Starmer. (AFP)
İngiltere Başbakanı Keir Starmer. (AFP)
TT

İngiltere, düşman devlet ajanlarına karşı yeni yasa hazırlıyor

İngiltere Başbakanı Keir Starmer. (AFP)
İngiltere Başbakanı Keir Starmer. (AFP)

İngiltere, düşman devletler adına faaliyet gösteren unsurlarla mücadele kapasitesini güçlendirmek amacıyla yeni bir yasa hazırlamaya hazırlanıyor. Düzenleme kapsamında, İngiliz makamlarına bu kişileri yargılayabilmeleri için daha geniş yetkiler verilmesi planlanıyor. Adım, ülkedeki yabancı devlet bağlantılı faaliyetlerin artması ve antisemitik saldırıların yükselişe geçmesi sonrasında gündeme geldi.

Başbakan Keir Starmer, Britanya’daki Yahudi toplumunu hedef alan bir dizi saldırının ardından hükümetin “kötü niyetli devletlere bağlı aktörlerle” mücadele etmesi gerektiğini söyledi.

Hükümet programının ana hatlarını açıkladığı konuşmada Kral Charles da, İngiltere’nin “yabancı devlet kuruluşları ve onların vekillerinden kaynaklanan büyüyen tehditle mücadele etmek için” yeni bir yasa çıkaracağını belirtti. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre antisemitizmle mücadele amacıyla da acil önlemler alınacağı ifade edildi.

İran Devrim Muhafızları için olası yasak

İngiliz milletvekillerinden bazıları, İran’daki Şii dini yönetimini korumayı amaçlayan seçkin askeri güç olan İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun yasaklanması çağrısında bulundu. Söz konusu yapı, İran ekonomisinin geniş bölümlerini de kontrol ediyor.

Starmer, yeni yasanın hedefleri arasında İran Devrim Muhafızları’nın adını açık şekilde zikretmedi. Ancak Kral’ın konuşmasını sunarken yaptığı açıklamada, İngiltere’nin “İran gibi Birleşik Krallık’a düşman yabancı güçler tarafından desteklenen aşırılık dâhil olmak üzere” radikalizmle mücadele edeceğini söyledi.

Bu adım, Londra’da Yahudilerle ve İranlı muhaliflerle bağlantılı noktalara yönelik kundaklama saldırılarının ardından geldi. Polis, saldırıların İran bağlantılı olabileceği ihtimali üzerinde durulduğunu açıkladı.

İngiliz güvenlik kurumları uzun yıllardır İran, Rusya ve Çin gibi “düşman” devletlerden kaynaklanan tehditler konusunda uyarılarda bulunuyor. Son yıllarda bu ülkeler adına casusluk yapmak veya başka suçlar işlemekle suçlanan kişilere yönelik çeşitli mahkûmiyet kararları da verildi.

Yeni suçlar ve daha sert önlemler

Yeni yasa kapsamında hükümet, casusluk, sabotaj, müdahale veya benzeri yollarla ulusal güvenliği tehdit eden yabancı hükümet destekli kuruluşları resmen tanımlayabilecek.

Geçen yıl yapılan bir inceleme, mevcut İngiliz hukuk sistemi çerçevesinde hükümet bağlantılı kuruluşların yasaklanmasının ciddi hukuki zorluklar içerdiğini ortaya koymuştu.

Yeni düzenlemeyle birlikte, bu tür örgütlere üye olmak veya onlara destek toplamak da yeni suç kapsamına alınacak. İngiliz hükümeti, söz konusu önlemlerin birlikte “yabancı istihbarat servisleri ve onların ajanları için çok daha sert bir faaliyet ortamı oluşturacağını” belirtti.

Kral Charles ayrıca konuşmasında, belirli bir ideolojiden açık biçimde etkilenmemiş olsa bile şiddeti benimseyen ve toplu saldırılar planlayan kişileri hedef alan yeni bir ulusal güvenlik yasasının çıkarılacağını duyurdu.

Yeni yasa, internetteki en zararlı içeriklerin oluşturulması ve paylaşılmasını da suç kapsamına almayı hedefliyor. Hükümet, devletin karşı karşıya olduğu tehditlerle mücadeleyi terörle mücadele yaklaşımıyla uyumlu hâle getirmeyi amaçlayan tasarının, “devlet güvenliğini tehdit eden suçları işleyenlerle mücadelede mevcut araçlar arasına yalan makinesi testini de ekleyeceğini” açıkladı.


Trump-Şi zirvesi: Küresel baskılar altında öncelik ekonomi

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump, geçen ekim ayında Güney Kore’de gerçekleştirilen son görüşmelerinde tokalaşırken görülüyor. (Reuters)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump, geçen ekim ayında Güney Kore’de gerçekleştirilen son görüşmelerinde tokalaşırken görülüyor. (Reuters)
TT

Trump-Şi zirvesi: Küresel baskılar altında öncelik ekonomi

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump, geçen ekim ayında Güney Kore’de gerçekleştirilen son görüşmelerinde tokalaşırken görülüyor. (Reuters)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump, geçen ekim ayında Güney Kore’de gerçekleştirilen son görüşmelerinde tokalaşırken görülüyor. (Reuters)

Gözler Çin’in başkenti Pekin’e çevrildi. ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile büyük ölçüde ekonomi odaklı görünse de siyaset ve güvenlik başlıklarının da güçlü biçimde gündemde olduğu kritik bir zirvede bir araya gelmeye hazırlanıyor. Yaklaşık on yıldır bir Amerikan başkanının Çin’e gerçekleştirdiği ilk ziyaret olma özelliği taşıyan zirve, İran savaşı, yükselen enerji fiyatları ve dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki ticari gerilimin sürdüğü küresel baskı ortamında gerçekleşiyor.

Amerikan basınında yer alan haberlere göre, zirve öncesinde ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ile Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng arasında Güney Kore’de yapılan görüşmeler, liderler buluşmasının zeminini hazırladı. Tarafların ticaret, İran savaşı ve bunun deniz ticaret yolları ile enerji piyasalarına etkilerini ele aldığı belirtildi. Bessent, ziyaret hazırlıkları kapsamında yaptığı açıklamada, Pekin’de Trump ile Şi arasında “verimli” bir zirve gerçekleştirilmesini beklediğini söyledi.

Baskı altındaki iki ekonomi

Zirve, Trump’ın Çin ile kırılgan durumdaki ticari ateşkesi korumaya ve tarım ürünleri, uçaklar ile Amerikan mallarının ihracatında hızlı kazanımlar elde etmeye çalıştığı bir dönemde yapılıyor. Trump ayrıca, ziyarette kendisine eşlik eden büyük Amerikan şirketleri için Çin pazarının daha fazla açılmasını hedefliyor.

bgfgfrbgfr
ABD Başkanı Donald Trump, Çin’e gitmek üzere Beyaz Saray’dan ayrılırken görüntülendi. (DPA)

Heyette teknoloji ve finans dünyasının önde gelen isimlerinin bulunması dikkat çekiyor. Bunlar arasında, yapay zekâ ve çip teknolojilerinin Washington-Pekin ekonomik ilişkilerinin merkezine yerleştiğini gösteren Nvidia CEO’su Jensen Huang da bulunuyor.

Ancak tarafların hareket alanı oldukça sınırlı görünüyor. Eski ticari gerilimler hâlâ tamamen çözülmüş değil. Gümrük tarifeleri, ihracat kısıtlamaları ve nadir toprak elementleri, iki tarafın karşılıklı baskı araçları olmaya devam ediyor.

Washington, tedarik zincirlerinin önemli bölümünü Çin’in kontrol ettiği kritik minerallerin akışını güvence altına almak isterken, Pekin ise gelişmiş teknoloji ve yarı iletkenlere yönelik Amerikan kısıtlamalarının hafifletilmesini talep ediyor.

Öte yandan Çin ekonomisi, zirveye beklenenden daha güçlü bir konumda giriyor. Son veriler, Çin’in ihracatının nisanda yıllık bazda yüzde 14,1 arttığını ortaya koydu. ABD’ye yapılan ihracat da mart ayındaki sert düşüşün ardından yüzde 11,3 yükseldi. Bu durum, liderler görüşmesi öncesinde Pekin’in elini güçlendiriyor.

Enerji ve Deniz Taşımacılığı Masada

Zirve ekonomik ağırlıklı olsa da İran savaşı gündemin merkezindeki yerini koruyor. Enerji fiyatlarındaki yükseliş ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığında yaşanan aksaklıklar, ABD’de enflasyonu körükleme ve küresel talebi zayıflatma riski taşıyor. Bu durum, İran ve Körfez petrolünün en büyük ithalatçılarından biri olan Çin’i de yakından endişelendiriyor.

Bessent daha önce Çin’e çağrıda bulunarak, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı uluslararası deniz taşımacılığına açması için diplomatik nüfuzunu kullanmasını istemişti. Amerikan yetkili, bu başlığın Trump ile Şi arasındaki görüşmelerde de gündeme geleceğini belirtmişti.

Bu noktada Çin, devre dışı bırakılması mümkün olmayan bir aktör olarak öne çıkıyor. Pekin hem İran’ın en büyük ekonomik ortaklarından biri hem de büyümesini ve ihracatını sürdürebilmek için enerji ve nakliye yollarındaki istikrara bağımlı durumda.

Bu nedenle Trump’ın, bazı ticari gerilimlerin hafifletilmesi veya yeni müzakere kanallarının açılması karşılığında Çin’den Tahran üzerinde baskı kurma sözü almaya çalışabileceği değerlendiriliyor.

Çipler, Tarım ve Uçaklar

Zirvenin ekonomik beklentileri arasında, ABD’nin özellikle soya fasulyesi ve et ürünleri başta olmak üzere Amerikan tarım ürünlerinin Çin’e satışını artırma girişimi öne çıkıyor. Ayrıca havacılık sektöründe yeni anlaşmalar yapılması da hedefleniyor.

dfvfdvfdv
Şanghay’daki bir hediyelik eşya dükkânında, aralarında Donald Trump’ın da bulunduğu dünya liderlerine ait çizilmiş portreler sergileniyor. (EPA)

Trump yönetimi, Çin’den gelecek büyük ölçekli satın alma açıklamalarının özellikle ticaret savaşlarından zarar gören tarım eyaletlerinde iç politik açıdan önemli bir kazanım sağlayacağını düşünüyor.

Ancak iyimserlik sınırlı kalıyor. Çin son yıllarda Brezilya ve diğer tedarikçilere bağımlılığını artırdı. Bu durum, Pekin’in soya fasulyesi konusunda büyük tavizler verme ihtiyacını azaltıyor. Ayrıca Çin, emtia alımlarını kalıcı bir ticaret politikası değişiminden ziyade müzakere aracı olarak kullanma eğiliminde.

Teknoloji alanındaki rekabet ise daha karmaşık bir görünüm sergiliyor. Nvidia gibi Amerikan şirketleri, dünyanın en büyük yapay zekâ pazarlarından biri olan Çin’e daha geniş erişim talep ediyor. Buna karşılık Washington, gelişmiş çip satışlarının Çin’in teknolojik ve askeri kapasitesini güçlendirebileceğinden endişe ediyor.

Bu nedenle zirvenin, anlaşmazlıkları çözmekten çok yönetmeye yönelik bir platform olması bekleniyor.

Büyük Uzlaşıdan Çok Hasarı Sınırlandırma Zirvesi

Analiz merkezlerine göre zirve, kapsamlı bir anlaşmadan ziyade sınırlı “ekonomik çıktılara” odaklanabilir. Dünya Ekonomik Forumu’nun analizine göre temel hedef, yeni bir ticaret savaşının patlak vermesini önlemek ve mevcut istikrarı korumak; iki ülke arasındaki ilişkileri tamamen yeniden şekillendirmek değil.

Washington, enflasyon baskısı ve İran savaşının maliyetleri nedeniyle hızlı bir ekonomik başarıya ihtiyaç duyuyor. Pekin ise ihracatını olumsuz etkileyebilecek yeni bir ticari şoktan kaçınmak istiyor. Ancak ticaret verilerindeki iyileşme ve nadir mineraller ile dev tüketici pazarı gibi kozları nedeniyle geniş tavizler vermeye mecbur görünmüyor.

Bu çerçevede Trump-Şi zirvesi, iki rakip ekonomi arasındaki karşılıklı bağımlılığı yönetme testi olarak değerlendiriliyor. Washington ile Pekin arasındaki ilişki artık yalnızca ticaretten ibaret değil; enerji, teknoloji, tedarik zincirleri ve piyasa şoklarını kontrol etme kapasitesi de bu ilişkinin temel unsurları hâline gelmiş durumda.

sxdscv
ABD ve Çin bayrakları, başkent Pekin’deki Tiananmen Meydanı’nda Çin’in tarihi lideri Mao Zedong’un fotoğraflarının yanında dalgalanıyor. (Reuters)

Yatırımcılar tarifeler, çipler, tarım ve enerji konusunda verilecek mesajları beklerken, en olası sonuç kısmi uzlaşılar olarak görülüyor. Bunlar arasında diyalog kanallarının açık tutulması, nadir toprak elementleri konusunda tansiyonun düşürülmesi ve Çin’in Amerikan mallarına yönelik ek satın alma vaatleri bulunuyor.

Ancak büyük çaplı bir kırılmanın gerçekleşmesi, Trump ve Şi’nin ekonomiyi İran, Tayvan ve yapay zekâ gibi daha hassas başlıklardan ayırabilme kapasitesine bağlı olacak.


Trump Pekin’de… İran’a seçenek sundu: Ya iyi bir anlaşma ya da yıkım

Trump Pekin’de… İran’a seçenek sundu: Ya iyi bir anlaşma ya da yıkım
TT

Trump Pekin’de… İran’a seçenek sundu: Ya iyi bir anlaşma ya da yıkım

Trump Pekin’de… İran’a seçenek sundu: Ya iyi bir anlaşma ya da yıkım

ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile önemli bir zirve gerçekleştirmek üzere Pekin’de. Trump, İran’ın nükleer silah sahibi olmasını engelleme konusundaki kararlılığını yineleyerek, ABD’den ayrılmadan önce yaptığı açıklamada, “İran ya ABD ile iyi bir anlaşmaya varacak ya da yıkımla karşı karşıya kalacak” dedi.

Trump ayrıca, İran savaşını sona erdirmek ve Tahran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki baskısını hafifletmek için Pekin’in yardımına ihtiyaç duyacağını düşünmediğini söyledi.

Washington ile Tahran arasındaki müzakere süreci, Trump’ın İran’ın son yanıtını reddetmesinin ardından açık bir çıkmaza girdi. Bu durum, kırılgan ateşkesin askeri dengelerin yeniden şekillendirildiği bir sürece dönüşebileceğine dair işaretleri artırdı.

Bu arada, ay başında hazırlanan ve New York Times tarafından yayımlanan gizli Amerikan istihbarat değerlendirmeleri, İran’ın askeri ve füze kapasitesinin büyük bölümünü yeniden toparladığını ortaya koydu. Bu değerlendirmeler, Trump’ın İran ordusunun “tamamen ezildiği” yönündeki açıklamalarıyla çelişiyor.