İran rejimi kendini kurtarmayı başarabilecek mi?

Mevcut İran rejimi halkın ezici çoğunluğunun desteğinden yoksun olsa da temelleri bir dereceye kadar sağlam kalmaya devam ediyor

Yemen'in Sanaa kentinde, Ali Hamaney suikastının ardından elinde İran bayrağıyla İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik saldırılarını protesto eden bir kişi, 1 Mart 2026 (Reuters)
Yemen'in Sanaa kentinde, Ali Hamaney suikastının ardından elinde İran bayrağıyla İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik saldırılarını protesto eden bir kişi, 1 Mart 2026 (Reuters)
TT

İran rejimi kendini kurtarmayı başarabilecek mi?

Yemen'in Sanaa kentinde, Ali Hamaney suikastının ardından elinde İran bayrağıyla İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik saldırılarını protesto eden bir kişi, 1 Mart 2026 (Reuters)
Yemen'in Sanaa kentinde, Ali Hamaney suikastının ardından elinde İran bayrağıyla İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik saldırılarını protesto eden bir kişi, 1 Mart 2026 (Reuters)

Husam İtani

İran'ın siyasi sisteminin kasıtlı olarak karmaşık yapısı, yetkililere manevra alanı, uzlaşma sağlama ve karmaşık yönetim yapısı içinde çeşitli tarafların kazanımlarını koruma imkânı sunuyor. İran siyasi yönetimi önümüzdeki günlerde, sistemi yeniden kurmak ve ABD-İsrail ortak saldırısının yol açtığı kayıpları sınırlamak için sistemin sağladığı tüm fırsatlara başvuracak gibi görünüyor.

İlk olarak, yasama, denetim ve seçim düzeylerinde iktidarı yöneten ve yönlendiren Anayasa Koruma Konseyi, Uzmanlar Meclisi ve Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi gibi birden fazla konsey bulunuyor. Bu konseylerin yetkileri birbiriyle çakışıyor gibi görünürken tartışma ve anlaşmazlığa açık bulunuyor. İlk iki konseyin görevi, Şura Meclisi'nin (İran parlamentosu) eylemlerinin anayasaya uygunluğunu denetlemek ve Dini Liderin ölümü veya istifa etmesi durumunda onun yerine geçecek kişiyi seçmektir. Bu iki konseye paralel olarak, Şura Meclisi ile Anayasa Koruma Konseyi arasında ortaya çıkabilecek her türlü anlaşmazlığı çözmek için yasama rolüne sahip olan Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi bulunuyor.

Dini Lider tarafından atama, doğrudan halk oylaması ve diğer konseylerin üyeleri tarafından aday gösterilme yöntemlerinin bir araya gelmesiyle bu konseylerin üyeleri seçilir, ancak bu seçim, güvenlik, ekonomi, dışişleri ve diğer konularda danışmanlardan oluşan büyük bir kurumu denetleyen Dini Lider'in elinden hiçbir şeyin kaçmasına izin vermeyecek şekilde yapılır.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre İran Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Ali Laricani'nin, Uzmanlar Meclisi, yeni bir Dini Lider seçmek için toplanana kadar ülkeyi yöneteceğini duyurduğu ‘Geçici Liderlik Konseyi’, Cumhurbaşkanı, Yargı Erki Başkanı ve Anayasa Koruma Konseyi’ni temsil eden bir din adamlarından oluşan anayasal bir organdır. Mevcut pozisyonlara göre Geçici Liderlik Konseyi’ne Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Yargı Erki Başkanı Gulam Huseyin Muhseni Ejei de dahil olacak. Anayasa Koruma Konseyi, Alireza Arafi'yi Geçici Liderlik Konseyi’ne katılmak üzere atadı.

Böylece, yürütme ve yargı organları Geçici Liderlik Konseyi’nde temsil edilirken, yasama organını temsil eden Ayetullah şahsında dini kurum da bu konseyde yer alacak. Burada, İran sisteminin geleneksel Batı modelindeki yürütme, yasama ve yargı erklerinin ayrılığı ilkesini takip etmediğini, çünkü Dini Liderin tüm konularda veto hakkını elinde tuttuğunu belirtmek gerekir. Ayrıca, İranlı yetkililer gerekli prosedürleri tamamlayabilirse, Arafi, Velayet-i Fakih makamını üstlenecek en önde gelen adaylardan biri. Kendisi muhafazakar hareketin bir parçası olarak kabul ediliyor.

İranlı yetkililerin son açıklamaları, en azından önümüzdeki aylarda herhangi bir hoşgörü veya açıklık göstereceklerini düşündürmüyor.

Liderlik konseyinin birçok sorunla karşılaşacağına şüphe yok.

 Bunlardan biri, devletin günlük işlerinin aylardır Ali Larijani'nin elinde olması. Larijani, 1979 İran Devrimi'nden sonra çeşitli devlet kurumlarında görev yaptıktan sonra eski Dini Lider Ali Hamaney'in güvenini kazanmış bir isim. İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) saflarında İran-Irak Savaşı'na katılan Laricani, Hamaney'in cumhurbaşkanı olduğu dönemden bu yana ona sadık kaldı. Yeni yetkililer arasındaki ilişkilerin nasıl yönetileceği ve aralarındaki sınırların nasıl çizileceği ise belirsizliğini koruyor.

Geçici Liderlik Konseyi’nin karşı karşıya olduğu bir diğer sorun ise, Anayasa Koruma Konseyi’nin bazı üyelerinin İsrail-ABD saldırılarında öldürülmüş olması ve diğerlerinin akıbetinin ise hala bilinmemesi. Ordu ve DMO gibi, yetkilileri genellikle Anayasa Koruma Konseyi’nin çalışmalarına katılan devlet kurumlarının temsilcilerinin atanması, iç prosedürlere tabi olacak ve bu da yeni liderliğin çalışmalarının başlamasını geciktirebilir.

Öte yandan İranlı yetkililer olası bir boşluğa karşı önleyici tedbirler aldıkları için bu sorun aşılabilir görünüyor. Bu yaklaşım, bir önceki 12 günlük savaşın ardından, hassasiyet derecesine bakılmaksızın tüm birinci ve ikinci kademe yetkililerin yerine yenilerinin atanmasıyla daha da güçlendi ve böylece birden fazla yetkili görevden alınsa bile kurumların sürekliliği sağlandı.

dfv
İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Ali Laricani, Beyrut'ta Lübnan Meclis Başkanı ile görüşmesinin ardından, 13 Ağustos 2025 (AFP)

Fakat ekonomik ve diplomatik alanda tam bir çıkmaza girmiş durumdan nasıl çıkılacağı tahmin etmek zor. Son iki aydaki protestoların, İran para biriminin rekor düzeyde değer kaybetmesinden kaynaklandığı biliniyor. Bu durum, ekonominin artık daha fazla baskıya dayanamayacağını ve hükümetin elinde başka kart kalmadığını gösteriyordu. Diğer yandan İran Merkez Bankası eski Başkanı Muhammed Rıza Farzin'in istifasında da açıkça görüldü. Üst düzey yetkililerin değiştirilmesi, boğucu uluslararası yaptırımlar, geleceğe yönelik vizyon eksikliği, İran'ın bölgesel ve uluslararası rolü ve DMO’nuun ekonominin büyük bir kısmı üzerindeki kontrolü nedeniyle ortaya çıkan yapısal kriz karşısında etkili bir çözüm değil.

Bununla birlikte İranlı yetkililerin son açıklamaları, en azından önümüzdeki aylarda herhangi bir hoşgörü veya açılım göstereceklerini düşündürmüyor. Geçtiğimiz ocak ayında hayat şartlarının kötüleşmesine karşı yapılan protestolar karşısında alınan güvenlik önlemleri de eğer İran’ın bazı şehirlerinde Hamaney'in ölümünün ardından yapılan kutlamaların rejimi devirme girişimine dönüşürse ya da Başkan Donald Trump'ın hava ve füze saldırılarıyla başlattığı süreci tamamlama ve sokak gösterileriyle iktidarı ele geçirme çağrısına yanıt verilirse daha da şiddetli bir hal alabilir.

Güvenlik kurumlarının merkezlerini ve liderlerini hedef almanın, rejimin önceki on yıllarda kullandığı kontrol ve boyun eğdirme araçlarını yeniden canlandırma girişimlerini zayıflatmayı amaçladığı aşikar. Ancak, güvenlik aygıtına bu kadar şiddetli bir darbe vurmak, rejimi ayakta tutmak için Besic veya benzeri alternatif araçların geliştirilmeyeceği garantisini vermez.

Rejim, taviz verme, iç ve dış muhaliflerini alt etme konusundaki alışılmış yaklaşımından vazgeçme ve kimseye uygulaması imkansız olduğunu bildiği boş reform önerileri sunmaktan kaçınma konusundaki yeteneği açısından ciddi sınavlara tabi tutulacak.

Durum ne olursa olsun, İsrail ve ABD’nin rejimin karargahlarına, iletişim merkezlerine ve kontrol merkezlerine yönelik saldırıları aralıksız devam ederken, rejimin sadece hava saldırıları ile düşeceğini düşünmek riskli olur. Hamaney suikastıyla (ofisinde üst düzey devlet liderlerinin katıldığı bir toplantı sırasında) ortaya çıkan güvenlik ihlalleri, bu ihlallerin haziran ayındaki önceki savaştan bu yana giderilmediğini ve Amerikalılar ile İsraillilerin İranlı yetkililer tarafından yapılan düzeltme girişimlerini atlattığını gösteriyor.

Mevcut rejim savaştan ve karşı karşıya olduğu muazzam ekonomik ve siyasi baskılardan sağ çıkarsa, yeni Dini Lider'e iktidarın devri sırasında da benzer bir model ortaya çıkabilir.

Ali Laricani, herkesin Hamaney'in anayasa uyarınca bu görevi üstlenmeye uygun olmadığını bildiği halde onu en üst liderlik makamına iten merhum Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi'nin rolünü tekrarlayabilir. Hamaney, Ayetullah Humeyni'nin ardından Dini Lider olarak adaylığını reddeden konuşmasında bunu açıkça belirtmişti. Daha sonra, 1989 yılında Humeyni'nin ölümünün ardından dini kurumlar ve iktidar merkezleriyle uzun manevralar, uzlaşmalar ve tavizlerin ardından kararını değiştirdi. Bu ihlaller, ciddiyetlerine ve tehlikelerine rağmen, son elli yılda topluma ve ekonomik kurumlara nüfuz etmiş ve yurt içinde ve yurt dışında aldığı darbelerle halk desteğini tamamen kaybetmemiş bir rejimi ortadan kaldırmak için yeterli değil.

dfrgth
Tahran'daki bir meydanda İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney için yas tutan İranlılar, 1 Mart 2026 (AFP)

Saldırıların dumanı dağılınca ve son çatışmaların sonucu, her ne kadar öncü nitelikte olsa da, netleşince, mevcut çatışmalara katılan tarafların uğrayacağı kayıplar ve elde edeceği kazançlar da netleşecek. Rejimin, taviz verme ve iç ve dış muhaliflerini alt etme konusundaki olağan yaklaşımından vazgeçme ve kimseye uygulaması imkansız olduğunu bildiği boş reform önerileri sunmaktan kaçınma konusundaki yeteneğinin ciddi bir sınava tabi tutulacağı açık.

Mevcut İran rejimi halkın ezici çoğunluğunun desteğinden yoksun olsa da kırsal ve yoksul topluluklardaki halk tabanı ve devletin günlük işleyişini karakterize eden pratik özellikler dahil olmak üzere temelleri bir dereceye kadar sağlam kalsa da askeri tedarik olmadan uzun bir savaşı sürdürme ve birden fazla cephede savaşma yeteneği, Laricani ve Geçici Liderlik Konseyi’ndeki meslektaşlarını, kamu özgürlükleri üzerindeki kontrolünü gevşetmek anlamına gelse bile, bir tür ateşkes sağlamayı dikkatlice düşünmeye iteceği kesin.

Bunun yanında Trump ve Netanyahu'nun ısrarla desteklediği rejimin düşmesi olasılığı, birçok Batı ülkesi için tercih edilen seçenek olmaya devam ederken içerideki bazı faktörler, koşulların olgunlaşmasını bekleyen bu olasılığın hızlı bir şekilde gerçekleşmesini engelliyor.



Tahran'ın BM Büyükelçisi: Amerika'nın görüşmeler sırasında İran'a saldırma kararı "tamamen aptalca"

İran'ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi ve Büyükelçisi Ali Bahreyni, dün İsviçre'nin Cenevre kentinde gazetecilere açıklama yaptı (Reuters)
İran'ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi ve Büyükelçisi Ali Bahreyni, dün İsviçre'nin Cenevre kentinde gazetecilere açıklama yaptı (Reuters)
TT

Tahran'ın BM Büyükelçisi: Amerika'nın görüşmeler sırasında İran'a saldırma kararı "tamamen aptalca"

İran'ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi ve Büyükelçisi Ali Bahreyni, dün İsviçre'nin Cenevre kentinde gazetecilere açıklama yaptı (Reuters)
İran'ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi ve Büyükelçisi Ali Bahreyni, dün İsviçre'nin Cenevre kentinde gazetecilere açıklama yaptı (Reuters)

İran'ın Birleşmiş Milletler Büyükelçisi dün yaptığı açıklamada, ABD'nin müzakereler devam ederken İran'a saldırma kararının "tamamen aptalca" olduğunu ve diplomatik çabalarını baltalayarak Körfez ülkelerine ihanet ettiğini söyledi.

İran'ın Cenevre'deki BM Büyükelçisi Ali Bahreyni, Tahran'ın komşularıyla hiçbir sorunu olmadığını, ancak ABD'nin Körfez'deki üslerini İran'a yönelik saldırılar için fırlatma rampası olarak kullanmasını reddettiğini vurguladı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Bahreyni Birleşmiş Milletler'de gazetecilere, "Savaş bizim tercihimiz değil, İran'a dayatıldı" dedi.

“Hiç kimse İran’ın saldırganlık karşısında itidal göstermesini beklememeli,” diyen yetkili, “Bu saldırganlık sona erene kadar savunmamıza devam edeceğiz” ifadesini kullandı.

26 Şubat’ta Washington ve Tahran, İran’ın nükleer programı konusunda Cenevre’de dolaylı görüşmeler gerçekleştirdi ve Ummanlı arabulucular “önemli ilerleme” kaydedildiğini bildirdi.

Görüşmelerin bir kısmına katılan yetkili, "herkesin iyimser olduğunu" ve Amerikan ekibinin bu hafta Viyana'da "müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını" söyledi.

Ancak, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'ı diplomatik süreci terk etmeye ve cumartesi günü İran'a hava saldırıları düzenlemeye ikna ettiğini belirtti.

Sözlerine şöyle devam etti: "Bu tamamen aptalca bir karardı. Gelecekte bu kararın ne kadar aptalca olduğunu anlayacaklar. Ve ikisi de bunu anlayacak çünkü bu savaşın gidişatını ve kaderini kesin olarak belirleyecek olan İran'dır."

Bahreyni, “Tüm komşularımız, özellikle de Umman, diplomatik bir çözüm için çalışıyorlardı ve Amerika Birleşik Devletleri’nin ihaneti nedeniyle hayal kırıklığına uğradılar” dedi.

Sözlerine şöyle devam etti: “Amerika Birleşik Devletleri herkese ihanet etti.”

Bu bölgesel bir savaş değil

Tahran, bölgedeki Amerikan üslerine ev sahipliği yapan ülkelere saldırılar düzenlerken, Bahreyni şunları söyledi: “Yaptıklarımızın misilleme olarak nitelendirilmesini kabul edemem. Yaptığımız şey öz savunmadır.”

Büyükelçi, İran'ın sorununun komşularıyla olmadığını vurgulayarak, Körfez ülkelerini dost olarak nitelendirdi.

"Komşularımızla günlük diyalog halindeyiz ve bu savaşın komşularımıza karşı bir savaş olmadığını iletiyoruz" diyerek sözlerine şöyle devam etti: "Bu bölgesel bir savaş değil."

İran'ın operasyonlarının "sadece" Amerikan askeri hedeflerine yönelik olduğunu vurgulayan Bahreyni, "askeri güçlerimize sivillere zarar vermemeleri yönünde çok açık emirler verildiğini" söyledi.

Trump dün İranlıların "müzakere etmek istediğini" söylerken, Bahreyni ise Washington'a herhangi bir girişimde bulunulmadığını vurgulayarak, "Savaş başladığından beri bizim tarafımızdan hiçbir temas olmadı" ifadesini kullandı.


ABD'den Afrika ülkesine yaptırım: Askerleri derhal çekin

Trump, ABD yönetimi ve şirketlerinin kritik önem taşıyan maden kaynaklarına erişimini sağlayacak anlaşmadan dolayı iki liderin cesaretini övmüştü (Reuters/Arşiv)
Trump, ABD yönetimi ve şirketlerinin kritik önem taşıyan maden kaynaklarına erişimini sağlayacak anlaşmadan dolayı iki liderin cesaretini övmüştü (Reuters/Arşiv)
TT

ABD'den Afrika ülkesine yaptırım: Askerleri derhal çekin

Trump, ABD yönetimi ve şirketlerinin kritik önem taşıyan maden kaynaklarına erişimini sağlayacak anlaşmadan dolayı iki liderin cesaretini övmüştü (Reuters/Arşiv)
Trump, ABD yönetimi ve şirketlerinin kritik önem taşıyan maden kaynaklarına erişimini sağlayacak anlaşmadan dolayı iki liderin cesaretini övmüştü (Reuters/Arşiv)

ABD, Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde (KDC) etkili olan M23 milislerini destekledikleri için Ruanda ordusu ve üst düzey 4 komutanı hakkında yaptırım açıkladı. 

ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi, KDC'nin doğusundaki en büyük iki kent olan Goma ve Bukavu'yu geçen yılın başlarında ele geçiren M23'ün, Ruanda yönetiminin etkin desteği olmaksızın bu ilerlemeleri kaydedemeyeceğini bildirdi. 

Genelkurmay Başkanı Vincent Nyakarundi'nin de aralarında olduğu 4 komutana bu sebeple yaptırım uygulanacağı pazartesi günü duyuruldu. 

Bir açıklama yapan ABD Hazine Bakanı Scott Bessent her iki tarafın Washington Mutabakatı'na uyması için ellerindeki tüm araçları kullanacaklarını söyleyip ekledi:

Ruanda askerleri, silahları ve ekipmanının derhal geri çekilmesini bekliyoruz.

Ruanda hükümet sözcüsü Yolande Makolo, yaptırımları adil bulmadıklarını belirtirken barış anlaşmasını kendilerinin değil KDC'nin bozduğunu savundu. 

Ruanda ve KDC arasında yıllardır süren savaşta, geçen sene haziranda ABD arabuluculuğunda ateşkese varılmıştı. 

Ruanda Cumhurbaşkanı Paul Kagame ve KDC Cumhurbaşkanı Felix Tshisekedi, ABD Başkanı Donald Trump'ın davetiyle Aralık 2025'te Washington'da bir araya gelerek barış anlaşması imzalamıştı.

Ancak Washington Mutabakatı da öncekiler gibi kağıt üstünde kalmıştı. Anlaşmadan kısa süre sonra M23, KDC'ye tekrar saldırmış, Beyaz Saray da anlaşmayı bozduğu gerekçesiyle Kagame yönetimini eleştirerek yaptırım tehdidi savurmuştu.

Wall Street Journal, ABD Dışişleri Bakanlığı ve Hazine Bakanlığı'nın bu gelişmelerin ardından M23 ve Ruanda yönetiminden üst düzey isimleri kapsayan bir yaptırım paketi hazırladığını bildirmişti.

Ruanda liderinin ocak ayı sonlarında Lindsey Graham'ı arayarak yaptırımları engellemesini istediği ve Cumhuriyetçi Senatör'ün Kagame'nin talebini Beyaz Saray'a kabul ettirdiği öne sürülmüştü.

Graham'ın ofisinden yapılan açıklamada, senatörün böyle bir talepte bulunmadığı savunulmuştu.

ABD ve Birleşmiş Milletler, Ruanda yönetimini Kagame'nin kabilesi Tutsilerden savaşçıların ağırlıkta olduğu M23'ü fonlayıp silahlandırmakla suçluyor. Kagame ise bu iddiaları defalarca yalanlamıştı.

M23 milislerinin etkili olduğu doğu kesimlerde 10 milyon kişinin, gıdaya erişimde ciddi güçlük çektiği tahmin ediliyor.

Birleşmiş Milletler, haziran sonuna doğru KDC'nin doğusundaki açlığın üç milyon kişinin yaşamını tehdit edecek kadar artabileceği uyarısını yapıyor.

Independent Türkçe, New York Times, Wall Street Journal, AP


ABD, İran saldırılarında yasaklı yapay zeka programını kullanmış

İran Kızılayı, ABD-İsrail saldırılarında 800'e yakın kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu (Reuters)
İran Kızılayı, ABD-İsrail saldırılarında 800'e yakın kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu (Reuters)
TT

ABD, İran saldırılarında yasaklı yapay zeka programını kullanmış

İran Kızılayı, ABD-İsrail saldırılarında 800'e yakın kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu (Reuters)
İran Kızılayı, ABD-İsrail saldırılarında 800'e yakın kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu (Reuters)

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), yapay zeka firması Anthropic'le sözleşmesini sonlandırmasına rağmen şirketin Claude modelini İran'a yönelik saldırılarda kullanmış.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Wall Street Journal'a (WSJ) konuşan ABD'li yetkililer, Ortadoğu'daki ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM), İran'a saldırıları koordine ederken Anthropic'in Claude modelini kullandığını savunuyor. CENTCOM ise saldırıda hangi sistemlerin kullanıldığı hakkında detay paylaşmayı reddediyor.

CENTCOM, yapay zeka destekli programı istihbarat değerlendirmeleri, hedef belirleme ve muhtemel savaş senaryolarıyla ilgili simülasyonlar hazırlamak için kullanıyor.

Yetkililer, İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in cumartesi günü öldürüldüğü ABD-İsrail operasyonunda da Claude'un bu amaçlarla kullanıldığını söylüyor.

Başkan Donald Trump, Truth Social'dan cuma günü yaptığı açıklamada Anthropic'in federal kurumlara sağladığı hizmetlerin durdurulması talimatını vermişti.

OpenAI'ın eski çalışanları tarafından 2021'de kurulan Anthropic'le Pentagon arasında son dönemde anlaşmazlık yaşanıyordu. Pentagon, firmanın yapay zeka sistemlerini hukuki çerçeve dahilinde çok daha geniş kapsamda kullanmak istiyordu. Ancak şirket, kitlesel gözetim teknolojileri ve otonom silahlar gibi alanlarda kısıtlamalar uyguluyordu.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, 24 Şubat'ta Anthropic'e ültimatom vererek, firmanın yapay zeka hizmetlerini istedikleri gibi kullanmalarına müsaade edilmemesi halinde 27 Şubat'ta anlaşmalarının sonlanacağını söylemişti.

Anthropic'in CEO'su Dario Amodei ise Pentagon'un taleplerini "vicdanen kabul edemeyeceklerini" perşembe günü belirtmişti.

Pentagon, Anthropic'le 200 milyon dolarlık sözleşmesini sonlandırdıktan sonra aynı gün OpenAI'yla anlaşma sağlandığı duyurulmuştu.

ChatGPT'nin yaratıcısı OpenAI'ın kurucu ortaklarından Greg Brockman ve eşi Anna Brockman, geçen yıl Trump'ın seçim kampanyasına 25 milyon dolar bağış yapmıştı. 

WSJ ve Axios'un haberine göre Anthropic'in Claude yazılımı, ocak ayında Venezuela'ya düzenlenen askeri harekatta da kullanılmıştı. Operasyonda başkent Karakas bombalanmış, Latin Amerika ülkesinin lideri Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores de ülkeden kaçırılmıştı.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Axios, Times of Israel