Nakavt eden vuruş: İsrail'in İran rejimini yıkma yarışı

Hareket alanı hiç olmadığı kadar geniş.

Boeing F/A-18E/F Super Hornet model bir savaş uçağı, Arap Denizi'ndeki USS Abraham Lincoln uçak gemisine iniş yaparken 30 Ocak 2026 (ABD Donanması/AFP)
Boeing F/A-18E/F Super Hornet model bir savaş uçağı, Arap Denizi'ndeki USS Abraham Lincoln uçak gemisine iniş yaparken 30 Ocak 2026 (ABD Donanması/AFP)
TT

Nakavt eden vuruş: İsrail'in İran rejimini yıkma yarışı

Boeing F/A-18E/F Super Hornet model bir savaş uçağı, Arap Denizi'ndeki USS Abraham Lincoln uçak gemisine iniş yaparken 30 Ocak 2026 (ABD Donanması/AFP)
Boeing F/A-18E/F Super Hornet model bir savaş uçağı, Arap Denizi'ndeki USS Abraham Lincoln uçak gemisine iniş yaparken 30 Ocak 2026 (ABD Donanması/AFP)

Michael Horowitz

İsrail ve ABD, Irak’ın 2003 yılındaki işgalinden bu yana Ortadoğu'da gerçekleştirilen en önemli askeri harekat olan ortak operasyonları beşinci gününe girerken hedefin İran'ın askeri kapasitesini ortadan kaldırmak ve rejimi devirmek olduğunu açıkça ilan ettiler. 28 Şubat 2026'da İsrail, ‘Kükreyen Aslan’, ABD ise ‘Destansı Öfke’ adını verdiği askeri harekatı başlattı. Koordineli saldırılar sonucunda İran'ın Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, ülkenin üst düzey askeri yetkilileri ile birlikte öldürüldü ve ülke genelindeki nükleer tesisler, balistik füze üsleri ve deniz altyapısı hedef alındı.

Bu operasyon, İsrail'in 2024 yılının ekim ayında İran'ın hava savunma sistemlerini imha etmesiyle başlayan ve geçtiğimiz yıl haziran ayında 12 gün süren savaş sırasında tırmanan iki yıllık stratejik sürecin doruk noktasını temsil ediyor. Uzun vadeli bir sınırlama politikasından doğrudan çatışmaya yönelik bu radikal geçiş, İran rejiminin son on yılların en zayıf döneminde olduğu, vekil ağının zayıfladığı ve manevra alanının her zamankinden daha geniş olduğu değerlendirmesine dayanıyor.

Gölge savaşından tam zafere

Bu kademeli tırmanış, İsrail'in 7 Ekim 2023 öncesi ‘savaşlar arası harekat’ (İbranice: MABAM) olarak bilinen stratejisini terk etmesine ve savaşı kazanmayı amaçlayan bir stratejiyi benimsemesine yol açtı. Önceki sınırlama yaklaşımı, sınırlı ve tekrarlanan saldırılarla rakipleri zayıflatmaya dayanırken, topyekûn savaş eşiğinin altında kalmaya özen gösteriliyordu. Önleyici felsefesi, İran'ın kapasitesini kademeli olarak zayıflatarak ve daha büyük bir çatışma çıkması durumunda Tahran'ın üstünlük kazanmasını engelleyerek, daha geniş bir bölgesel çatışmayı önlemeye dayanıyordu. İsrail liderliği, 7 Ekim'den bu yana, giderek ‘tam zafer’ yaklaşımını benimsemeye yöneldi.

Bu değişim, anlık bir karar değil, İran'ın yanlış hesaplamalarının sonucuydu. Yaklaşık iki yıl içinde, İran'ın caydırıcılığının temelleri giderek aşındı. Hizbullah, Tahran'ın gelişmiş savunma sisteminin ana dayanağıydı ve 7 Ekim öncesinde yaklaşık 150 bin roket ve füzeye sahip olduğu tahmin ediliyordu. Bu silahlar, İsrail'de ağır insani kayıplara ve uzun süreli kaosa yol açabilirdi. İsrail’in İran'ın Lübnan’daki kolu olan Hizbullah’a on yıllardır uyguladığı yatırım, açık bir caydırıcılık denklemi oluşturdu. İran'a yönelik herhangi bir doğrudan saldırı, İsrail hava savunmasını alt edebilecek, uzun menzilli sortiler için kullanılan hava üslerini tehdit edebilecek ve İsrail'in kaynaklarını İran sahasından uzaklaştırabilecek bir saldırı ile karşılanacaktı. Bu da İsrail'i, ateşlemeyi durdurmak için Lübnan'da maliyetli bir kara harekâtına itebilirdi.

Bu değişim, anlık bir karar değil, İran'ın yanlış hesaplamalarının sonucuydu. Yaklaşık iki yıl içinde, İran'ın caydırıcılığının temelleri giderek aşındı.

Tahran'ın İsrail ile doğrudan çatışmaya girme yönündeki tekrarlanan kararları, Tel Aviv'de çatışmanın İran'ın gelişmiş savunmasını sınırlamanın ötesine geçtiği ve İslam Cumhuriyeti'ni zayıflatmak gibi daha geniş bir hedefe doğru ilerlediği yönündeki inancı güçlendirdi.

Tahran, 2024 yılında yaşanan çatışmalar sırasında farkında olmadan İsrail'in önemli üstünlüğünü ortaya koydu ve bazı İsraillilerin zafere götürebileceğine inandıkları pratik bir eylem planı ortaya çıktı.

Tahran, verdiği yoğun tepki ve bunun medyada yarattığı yankıdan, bu çatışmadan güçlü bir konumda çıktığına inanmak için bir gerekçe bulmuş olabilir, ancak ilk çatışmanın sonuçları dikkatle incelendiğinde farklı bir tablo ortaya çıkıyor. İsrail, Nisan 2024'te İsfahan'daki nükleer tesisin yakınlarındaki Rus yapımı bir hava savunma sistemini hedef aldı. Saldırının fiziksel etkisi sınırlı görünüyordu, ancak mesajı açıktı ve İsrail'in İran'ın derinliklerine ulaşma ve hassas savunma sözleşmelerini bozma yeteneğini teyit ediyordu. İran ise buna büyük bir güç gösterisiyle İsrail'e yüzlerce füze ve insansız hava aracı (İHA) ile misilleme yaparak karşılık verdi. Fakat bu karşılık, sahada belirleyici bir kazanca dönüşmedi.

İran'ın saldırısı belirleyici anda başarısız oldu. Hizbullah'ın destek gücü olarak devasa silah cephanesi olmadan, İran füzeleri İsrail hava üslerine sadece sınırlı isabetler sağlayabildi ve bunları hizmet dışı bırakamadı. Onlarca füze fırlatılmasına rağmen Tahran, İsrail'in kampanyasını sürdürmek için dayandığı pistleri, komuta ve kontrol altyapısını ve hava sorti üretim sistemlerini devre dışı bırakmayı başaramadı.

fevf
ABD ve İsrail'in hava saldırıları sonrasında İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney'in karargahından yükselen duman, 28 Şubat 2026, (Reuters)

Bu başarısızlık, stratejik açıdan büyük önem taşıyordu, çünkü bu kuralların ihlali İsrail'in müdahale kabiliyetini ciddi şekilde sınırlayacaktı, oysa bu kuralların uygulanmaya devam edilmesi, çatışma genişlese ve İran'ın saldırıları şiddetlense bile İsrail Hava Kuvvetleri'nin savaşmaya devam edebileceği anlamına geliyordu. O andan itibaren, İsrail'in İran'a karşı askeri zafer kazanma olasılığı artık teorik bir hipotez olmaktan çıkmış, pratik bir olasılık niteliği kazanmaya başlamıştı.

Kesin ve ölümcül darbe

Şarku'l Avsat'ın Al Majalla'dan aktardığı analize göre ABD ve İsrail'in son günlerde başlattıkları ortak saldırı, Tahran'ın kendi politikaları nedeniyle İran'ın caydırıcılığının zayıflamasının doğrudan bir sonucuydu. Geçtiğimiz yıl yaşanan 12 günlük savaşla karşılaştırıldığında bile, stratejik tablo o kadar farklı görünüyor ki, tanınması zor. İsrail için bugün hedef açık: İslam Cumhuriyeti'ni yok etmek ya da ona kalıcı zarar vermek.

İsrail'in hedefleri önemli ölçüde değişti. Bu turdaki ilk saldırı, etkinliği büyük ölçüde azalmış olan İran'ın hava savunma sistemlerini hedef almamış, daha çok rejimin başına daha yıkıcı bir darbe indirmeyi amaçlamıştı. Saldırılar, Tahran'ın en iyi korunan mahallelerinden biri olan Pastur'u vurdu ve Dini Lider Ali Hamaney ile bazı üst düzey güvenlik yetkilileri hedef alındı. İsrail kaynakları, 30'a yakın İranlı yetkili ve komutanın öldüğünü bildirdi. Operasyonlar sonraki aşamalarda da devam etti.

İran rejimi ise güçlerini çeşitli noktalara konuşlandırarak, operasyon sırasında veya sonrasında çıkabilecek herhangi bir kaosu bastırmak için yeterli zorlayıcı gücü elinde tutmaya çalışıyor. Ancak, bu kaosun boyutu hem ABD Başkanı Donald Trump hem de İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun hesaplarında en önemli risk faktörü olmaya devam ediyor.

Bir sonraki aşamada, saldırılar İran'ın balistik füze stoklarını ve mobil fırlatıcılarına odaklandı. Bunların saklanmadan veya kullanılmadan önce imha edilmesi için bir yarış başladı. Bununla birlikte İsrail, yeniden rejimin altyapısını hedef almaya başladı. Arka arkaya birkaç gün boyunca, Besic Komuta Merkezi, Büyük Tahran Polis merkezi ve rejimin on binlerce vatandaşının hayatını kaybettiği baskı kampanyasını yürüttüğü bölgesel merkez dahil olmak üzere İran'ın iç güvenlik birimlerinin organizasyonel omurgası vuruldu. Yerel polis karakolları ve Besic güçlerinin toplanma noktaları gibi daha küçük hedefler de saldırıya uğradı. Bu durum, güvenlik güçlerinin sabit konumlarını boşaltıp geçici konumlara konuşlanmasına neden olurken tüm bunlar, operasyonların önemli ölçüde aksadığına dair açık bir işaretti.

dfvbgfr
ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’yu Florida eyaletinin Palm Beach şehrindeki Mar-a-Lago Kulübü’nde karşılarken, 29 Aralık 2025 (Reuters)

İran rejimi ise güçlerini çeşitli noktalara konuşlandırarak, operasyon sırasında veya sonrasında çıkabilecek herhangi bir kaosu bastırmak için yeterli zorlayıcı gücü elinde tutmaya çalışıyor. Ancak, bu kaosun boyutu hem Trump hem de Netanyahu'nun hesaplarında en önemli risk faktörü olmaya devam ediyor. Kesintisiz hava bombardımanları altında yaygın kitlesel protestoların yaşanması zor olsa da, İranlıların Hamaney'in ölümünü halka açık bir şekilde kutladıkları sahneler de dahil olmak üzere, halihazırda ortaya çıkan düzensiz gösteriler, savaşın tek başına bastırmaya yetmeyeceği kadar derin bir hoşnutsuzluğu yansıtıyor.

İsrail ve ABD ayrıca, rejimin erken aşamada kontrolünü kaybetmesi muhtemel ve geri kazanmanın siyasi maliyeti yüksek olan, azınlıkların yaşadığı uzak bölgeleri kasıtlı olarak hedef alıyor. Kürt, Azeri ve Arap nüfusların ağırlıklı oldukları bölgeler geçmişte sık sık çatışma noktaları ve kaosu harekete geçmek için bir fırsat olarak görebilecek silahlı grupların yuvası olageldi. İran'ın kontrolünü kaybetme riski uzun vadede devam etse de Netanyahu'nun Suriye'deki yaklaşımı bu tür bir riski almaya istekli olduğunu gösteriyor.

Sırada ne var?

İsrail, zamanın çok önemli olduğunu biliyor. Körfez ülkelerine yönelik saldırılar, özellikle enerji tesislerini hedef alan saldırılar ve küresel ekonomi için en hayati koridorlardan biri olan Hürmüz Boğazı'nı kapatma girişimleri, mevcut operasyonun sonsuza kadar uzatılamayacağı anlamına geliyor. Körfez hava savunmasının etkili performansı ve ABD-İsrail ortak saldırılarının İran'ın balistik füze cephaneliğini önemli ölçüde zayıflatma kabiliyetine rağmen, Tahran hala büyük bir kamikaze İHA stoğuna sahip. Washington ve Tel Aviv, Rejime gerçek bir zarar verebilmek için bir fırsat yakalamak amacıyla İran'ın füze ve İHA fırlatma kabiliyetini kısa vadede etkisiz hale getirmeli. İran destekli Husilere karşı daha önce yürütülen kampanyalar, insansız hava aracı saldırılarını durdurmanın son derece karmaşık bir görev olduğunu gösterdi. Ancak, İsrail ve ABD'nin bu kampanyada kullandığı yeteneklerin ölçeği ve niteliği benzeri görülmemiş boyutlara ulaşıyor. Başarı, İHA fırlatma sıklığındaki somut bir azalma ile ölçülecek olsa da saldırıların tamamen durdurulması, Başkan Donald Trump'ın belirttiği dört haftalık süre içinde bile mümkün görünmüyor.

dvf
İran'ın başkenti Tahran'da bir sokakta, İran'ın eski Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney ve 1979 İran İslam Devrimi'nin lideri Ayetullah Ruhullah Humeyni'nin resimlerinin yer aldığı bir duvar resmi, 26 Şubat 2026 (Batı Asya Haber Ajansı)

İsrail için, denklemler değişmeden ya da operasyonların devamına siyasi kısıtlamalar getirilmeden önce İran’a ölümcül bir darbe indirmek için yarış başladı. Bu hareket tarzı, İran-İsrail çatışmasının gelişimini yakından takip edenler için şaşırtıcı olmayacaktır.

İsrail'in geçtiğimiz yıl yaşanan 12 günlük savaşın ardından yaptığı hesaplar açıktı. Bu savaş, stratejik dengeyi yeniden sağladı ve İsrail'in üstünlüğünü teyit ederken aynı zamanda İran'ın gücünü azalttı. Ancak Netanyahu, bu üstünlüğün, onu sürdürmek için siyasi irade ve askeri güç olmadan uzun sürmeyeceğini fark etti. İsrail, mevcut kampanyasında ‘topyekûn zafer’ doktrinini açıkça benimseyerek, potansiyel olarak yüksek getiri sağlayan büyük bir risk alıyor, yani bu çatışmanın sonuçlarını pekiştirip uzun vadeli bir gerçekliğe dönüştürmeyi hedefliyor.



Trump'ın İsrail Büyükelçisi'nden "tuhaf" seks şakası

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin personele yazdığı bir notta, İran'la süregelen çatışmadan korunmak için sığınakta kalan personelin yeni bebekler dünyaya getirmesiyle ilgili şaka yaptığı iddia edildi (AP)
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin personele yazdığı bir notta, İran'la süregelen çatışmadan korunmak için sığınakta kalan personelin yeni bebekler dünyaya getirmesiyle ilgili şaka yaptığı iddia edildi (AP)
TT

Trump'ın İsrail Büyükelçisi'nden "tuhaf" seks şakası

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin personele yazdığı bir notta, İran'la süregelen çatışmadan korunmak için sığınakta kalan personelin yeni bebekler dünyaya getirmesiyle ilgili şaka yaptığı iddia edildi (AP)
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin personele yazdığı bir notta, İran'la süregelen çatışmadan korunmak için sığınakta kalan personelin yeni bebekler dünyaya getirmesiyle ilgili şaka yaptığı iddia edildi (AP)

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, İran'la süregelen savaş sırasında bulundukları yerde kalmaları istenen diplomatik personele gönderdiği bir notta son derece tuhaf bir seks şakası yapmakla suçlanıyor.

Washington Post'un ulaştığı notta, Trump yönetimi yetkilisinin, "uzun süre birlikte" kalacakları göz önüne alındığında diplomatların, personelin ve ailelerinin 9 ay sonra yeni çocuk sahibi olabileceklerine dair şaka yaptığı iddia ediliyor.

Savaş zamanı notunda, eğer bu süre "yaklaşık 9 ay sonra yeni bir çocuğunuzun doğumuyla sonuçlanırsa, elbette o küçük yaramaza benim adımı vermek isteyeceğinizi tahmin ediyorum!" ifadesinin yer aldığı ileri sürülüyor.

Bir ABD yetkilisi Post'a mesajın "tuhaf" ve "acayip" olduğunu söyledi.

The Independent, yorum için Dışişleri Bakanlığı'yla iletişime geçti.

Dışişleri Bakanlığı'nın salı günü yaptığı açıklamaya göre, İsrail, Batı Şeria ve Gazze'deki büyükelçilik personeli de dahil Amerikalılar, bulundukları yerde kalmaları yönünde talimat aldı.

ABD'nin Kudüs Büyükelçiliği pazartesi günü yaptığı açıklamada, "ABD Büyükelçiliği şu anda İsrail'den ayrılan Amerikalıları tahliye etme veya onlara doğrudan yardımcı olma konumunda değildir" dedi.

Aynı gün, büyükelçilikten yapılan açıklamada ABD'nin, çatışmadan kaçanlara sunulan İsrail sınır servisini kullanmayı seçen Amerikalıların güvenliğini garanti edemeyeceği belirtildi.

Açıklamada, "ABD Büyükelçiliği, Turizm Bakanlığı'nın servisi hakkında (lehinde veya aleyhinde) herhangi bir tavsiyede bulunamaz" dendi.

Bu seçeneği kullanarak ayrılmayı seçerseniz, ABD hükümeti güvenliğinizi garanti edemez.

fvfdv
İran, hafta sonu Amerikan güçlerinin bir dizi bombalamayla savaşı başlatmasından bu yana ABD diplomatik tesislerine saldırdı ve en az 6 ABD askerini öldürdü (Savunma Bakanlığı).

Savaş çok cepheli bir çatışmaya dönüştü ve İsrail'deki Amerikalılar cephe hattında yer alıyor; ülkeye yapılan saldırılar ve İsrail birliklerinin Hizbullah'a karşı Lübnan'a konuşlandırılmasıyla durum daha da kötüleşti.

Savaş devam ederken Ortadoğu genelindeki diplomatik personel yüksek alarmda.

İran halihazırda Kuveyt ve Suudi Arabistan'daki ABD büyükelçiliklerine saldırılar düzenledi ve çatışmalarda en az 6 Amerikan askeri öldürüldü.

Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt salı günü yaptığı açıklamada, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın "Ortadoğu'daki Amerikalıların eve dönmelerine yardımcı olacak planlar üzerinde bilfiil çalıştığını" söyledi.

Huckabee, sözkonusu notundan önce, çatışma henüz başlamamışken podcast yayıncısı Tucker Carlson'a verdiği gerilimli röportajla manşetlere çıkmıştı; bu söyleşi, muhafazakar çevrelerde ABD'nin İsrail'e yönelik politikası konusunda süregelen görüş ayrılığının altını çizmişti.

Trump yetkilisi röportajda, İsrail'in yakınlardaki daha fazla toprak ele geçirmesi durumunda "sorun yaşamayacağını" söylemiş ve bu da bölgedeki diplomatları kızdırmıştı. Ancak Huckabee daha sonra yorumlarını yumuşatmıştı.

Independent Türkçe


Arabada müzik dinlemek kaza yapma riskini artırıyor mu?

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Arabada müzik dinlemek kaza yapma riskini artırıyor mu?

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Yeni bir çalışmaya göre, ölümcül trafik kazalarındaki artışlarla, ünlü sanatçıların yeni albüm yayımladığı günler arasında ilişki olduğu anlaşılıyor.

ABD Ulusal Ekonomik Araştırma Bürosu tarafından yakın zamanda yayımlanan çalışma makalesinde, Harvard Tıp Fakültesi'nden bir grup araştırmacı, "akıllı telefon kullanımının muhtemelen arttığı günler olan büyük albüm çıkışlarında, trafik ölümlerini inceleyerek akıllı telefonların yol güvenliğine etkisini" araştırdı.

2017'yle 2022 arasında en çok dinlenen 10 albümü tespit etmek için Ölümcül Kaza Analiz Raporlama Sistemi ve Spotify'ın listelerinden elde edilen verileri kullanan araştırmacılar, Taylor Swift, Harry Styles ve Kendrick Lamar gibi büyük sanatçıların yeni albüm çıkardığı günlerde akıllı telefon kullanımının yüzde 40 arttığını ve aynı günlerde ABD'deki trafik kazalarındaki ölümlerin yaklaşık yüzde 15 yükseldiğini buldu.

Verilere göre, Swift'in 2022 tarihli albümü Midnights, ilk gün 184 milyon 695 bin 609 dinlenmeyle tek bir günde en çok dinlenen albüm olarak listelerin zirvesinde yer aldı. Swift daha sonra, piyasaya sürüldüğü gün dünya çapında 300 milyondan fazla dinlenme sayısına ulaşan The Tortured Poets Department albümüyle rekorlar kırdı ve son olarak da 2025'te Spotify'da tek bir günde en çok dinlenen albüm olan The Life of a Showgirl'le büyük bir başarı elde etti.

Araştırmacılar, yeni müziklerin genellikle insanların dışarı çıkıp eğlenme ve içki içme olasılığının en yüksek olduğu cuma günleri piyasaya sürüldüğünü belirtti. Ayrıca tatil dönemlerine yakın ve yoğun seyahat dönemlerini de hesaba kattılar. Yine de "albüm yayımlanan cuma günlerinde ölüm oranlarının, önceki ve sonraki cuma günlerine kıyasla daha yüksek kaldığını" keşfettiler.

 fv  fv
2017'den 2022'ye kadar en çok dinlenen 10 albümü tespit etmek için Spotify listelerini kullanan araştırmacılar, akıllı telefon kullanımının ve trafik kazalarında ölüm oranlarının albümlerin çıkma günlerinde arttığını buldu (AFP)

İlginç biçimde araştırmacılar, albüm çıkışlarıyla ilişkilendirilen trafik ölümlerinin gece saatlerinde belirginleşmediğini; buna karşılık alkollü olmayan sürücüler arasında daha yaygın olduğunu saptadı. Bu bulgu, alkollü araç kullanma dahil diğer olası dikkat dağıtıcı etkenlerin açıklayıcı gücünün sınırlı olduğuna işaret ediyor.

Araştırmacılar ayrıca, çevrimiçi müzik dinlemeyle ilişkili ölümcül trafik kazalarının sayısının daha iyi sürüş koşullarında arttığını gözlemledi. Bunun nedeninin, hava koşulları iyiyken sürücülerin dikkat dağıtıcı, yüksek enerjili ve tempolu müzikleri açma ihtimalinin daha yüksek olması olduğunu öne sürdüler.

Infinite Dial tarafından 2024'te yapılan bir sektör anketinde, "son bir ayda araç sürücüsü veya yolcusu olan ABD'li yetişkinlerin yüzde 55'inin çevrimiçi ses dinlediği, yüzde 16'sının Apple CarPlay ve yüzde 10'unun Android Auto bilgi-eğlence platformlarını kullanarak telefonlarını araçlarının ekranına bağladığı" tahmin edilmişti

Araştırmacılar, "Aynı zamanda, anketlerde araçta müzik dinlemenin sürücüler tarafından daha az riskli bir aktivite olarak algılanmasına rağmen, simülasyonlarda sadece müzik dinlemenin önemli ölçüde dikkat dağıtıcı olduğu gösterildi" diye yazılmıştı.

Yolcuların da dikkat dağıtıcı bir kaynak olabileceğini kabul ettiler ancak veriler, "çevrimiçi müzik dinlemedeki artışlarla ilişkili trafik ölümlerinin tek kişilik araçlarda önemli ölçüde daha belirgin olduğunu" göstermişti. Hatta yolcuların, müzik dinleme cihazlarını yönetmeye yardımcı olarak sürücünün müzik dinleme sırasında dikkatini dağıtan unsurları azaltabileceğini öne sürmüşlerdi.

Independent Türkçe


İran saldırısının ABD ekonomisine maliyeti hesaplandı

ABD'nin İran'la savaşı, yaygın kullanılan bir modele göre, Ortadoğu'daki ABD güçlerinin konuşlandırılması ve tedariki için doğrudan bütçe maliyetlerine ek olarak, Amerikan ekonomisine 200 milyar dolardan fazla maliyet getirebilir (ABD Donanması/AFP)
ABD'nin İran'la savaşı, yaygın kullanılan bir modele göre, Ortadoğu'daki ABD güçlerinin konuşlandırılması ve tedariki için doğrudan bütçe maliyetlerine ek olarak, Amerikan ekonomisine 200 milyar dolardan fazla maliyet getirebilir (ABD Donanması/AFP)
TT

İran saldırısının ABD ekonomisine maliyeti hesaplandı

ABD'nin İran'la savaşı, yaygın kullanılan bir modele göre, Ortadoğu'daki ABD güçlerinin konuşlandırılması ve tedariki için doğrudan bütçe maliyetlerine ek olarak, Amerikan ekonomisine 200 milyar dolardan fazla maliyet getirebilir (ABD Donanması/AFP)
ABD'nin İran'la savaşı, yaygın kullanılan bir modele göre, Ortadoğu'daki ABD güçlerinin konuşlandırılması ve tedariki için doğrudan bütçe maliyetlerine ek olarak, Amerikan ekonomisine 200 milyar dolardan fazla maliyet getirebilir (ABD Donanması/AFP)

Yaygın kullanılan Penn Wharton Bütçe Modeli'nin direktörü mali analist Kent Smetters'a göre ABD'nin İran'la savaşı, Amerikan ekonomisine 210 milyar dolar kadar maliyet getirebilir.

Smetters, Fortune'a, süregelen çatışmanın ticaret, küresel enerji piyasaları ve benzin fiyatlarını da şimdiden etkilediğini ancak savaşın ekonomiyi ne kadar etkileyeceğini kesin biçimde tahmin etmenin zor olduğunu söyledi.

Tahminleri şu anda 115 milyar dolarlık bir ekonomik kayıp öngörüyor ancak bu rakam, çatışmanın niteliğine ve süresine bağlı olarak 50 milyar dolarla 210 milyar dolar arasında değişebilir.

Smetters, dergiye, "Savaş maliyeti hesaplamalarıyla ilgili bir sorunum, varsayımları gerçekten göz ardı etmeleri" diye konuştu.

Eğer İran gerçekten nükleer bir silah elde etseydi, o zaman askeri harcamalara ve hatta daha sonra şehirlerin onarımına çok daha fazla para harcamış olabilirdik.

ABD Başkanı, savaşın ekonomik tehdidini halihazırda kabul etti ve Körfez bölgesindeki önemli geçiş noktalarından geçen petrol ve sıvı doğalgaz tankerlerine devlet destekli sigorta ve deniz kuvvetlerinin refakatini teklif etti.

Başkan Donald Trump salı günü Truth Social'da yaptığı açıklamada, "Gerekirse, Birleşik Devletler Donanması en kısa sürede Hürmüz Boğazı'ndan tankerlere eşlik etmeye başlayacaktır" dedi.

Ne olursa olsun, Birleşik Devletler DÜNYAYA ENERJİNİN SERBEST AKIŞINI sağlayacaktır. Birleşik Devletler DÜNYADAKİ EN BÜYÜK EKONOMİK ve ASKERİ GÜÇTÜR.

Washington'da gazetecilere konuşan Trump, savaşın petrol fiyatlarının "bir süreliğine" daha yüksek olacağı anlamına gelebileceğini kabul etti ancak çatışma bittiğinde "Bu fiyatların düşeceğine, hatta eskisinden daha düşük olacağına inanıyorum" diye ısrar etti.

Salı günü piyasa kapanışında, Amerikan Otomobil Birliği'ne göre, gösterge niteliğindeki Batı Teksas türü ham petrol fiyatları yüzde 5'ten fazla artarken, ulusal ortalama benzin fiyatı da galon başına 10 sentten fazla yükseldi.

Analistlere göre, savaşın ekonomik etkisinin büyük bir kısmı, çatışmanın ne kadar süreceğine bağlı olacak.

efrgt
Süregelen çatışma, ABD'de petrol ve benzin fiyatlarını şimdiden artırdı (AFP)

Biden yönetiminin ekonomi danışmanı ve Groundwork Collaborative'in politika ve savunuculuk başkanı Alex Jacquez, Associated Press'e, "Piyasalar, uzun süreli çatışmanın ve hızlı bir şekilde sona ermeyen, Hürmüz Boğazı'ndan geçişi yeniden sağlamayan ve her şeyi sakinleştirip zamanında normale döndürmeyen bir operasyonun olası riskini gerçekten hafife alıyor" diye konuştu.

Ekonomik maliyetlere ek olarak, ABD operasyonu, bölgedeki üslerden İran'a hava ve deniz kuvvetleri sevk eden ABD'nin yürüttüğü geniş kapsamlı askeri harekatın bütçesinde 65 milyar dolarlık ek bir maliyete yol açabilir.

Başkanın Kongre'ye gönderdiği bir mektuba göre, "Destansı Öfke Operasyonu" diye adlandırılan ABD savaşının ne kadar süreceğini bilmek mümkün değil.

Trump pazartesi günü yazdığı mektupta, "Birleşik Devletler hızlı ve kalıcı bir barış arzulasa da şu anda gerekli olabilecek askeri operasyonların tam kapsamını ve süresini bilmek mümkün değil" dedi.

Daha önce de bombardımanın "4 ila 5 hafta" sürebileceğini öne sürmüştü.

Independent Türkçe