İran savaşı Londra ile Washington arasındaki ‘özel ilişkiyi’ test ediyor

Birleşik Krallık bölgedeki askeri varlığını güçlendiriyor ve ABD bombardıman uçaklarının üslerinden kalkmasına izin veriyor

Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, 18 Eylül 2025 tarihinde Birleşik Krallık’a yaptığı resmi ziyaret sırasında ABD Başkanı Donald Trump ile tokalaşıyor. (Reuters)
Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, 18 Eylül 2025 tarihinde Birleşik Krallık’a yaptığı resmi ziyaret sırasında ABD Başkanı Donald Trump ile tokalaşıyor. (Reuters)
TT

İran savaşı Londra ile Washington arasındaki ‘özel ilişkiyi’ test ediyor

Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, 18 Eylül 2025 tarihinde Birleşik Krallık’a yaptığı resmi ziyaret sırasında ABD Başkanı Donald Trump ile tokalaşıyor. (Reuters)
Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, 18 Eylül 2025 tarihinde Birleşik Krallık’a yaptığı resmi ziyaret sırasında ABD Başkanı Donald Trump ile tokalaşıyor. (Reuters)

İran savaşı, ABD ile Birleşik Krallık arasında ‘özel ilişki’ olarak nitelendirilen ittifakta gerginliğe yol açtı. Londra yönetimi, ABD uçaklarının üslerini ‘savunma amaçlı’ kullanmasına izin verdiğini ve uçak gemisi HMS Prince of Wales’i bölgeye göndermeye hazır olduğunu açıklasa da iki ülke arasında görüş ayrılıkları ortaya çıktı.

ABD Başkanı Donald Trump cumartesi akşamı yaptığı açıklamada, İran’la yürütülen savaşta ABD’nin İngiliz uçak gemilerine ‘ihtiyaç duymadığını’ söyledi. Trump, savaşın başlangıcında İran’a yönelik saldırılar için İngiliz üslerinin kullanılmasına karşı çıktığını belirttiği Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer’ı da yeniden eleştirdi ve bu tutumun iki ülke arasındaki tarihî yakın ilişkilere zarar verdiğini savundu.

Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, İran’la yaşanan çatışma sırasında Birleşik Krallık’tan yeterli destek gelmediğini ve ABD’nin bunu ‘unutmayacağını’ belirtti. Paylaşımda, “Bir zamanlar büyük müttefikimiz -hatta belki de en büyük müttefikimiz- olan Birleşik Krallık, şimdi Ortadoğu’ya iki uçak gemisi göndermeyi ciddi biçimde değerlendiriyor… Sorun değil Başbakan Starmer, artık onlara ihtiyacımız yok ama bunu unutmayacağız. Zaten kazanılmış savaşlara sonradan katılan insanlara ihtiyacımız yok” ifadeleri yer aldı.

Trump’ın açıklamasından saatler sonra iki lider telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Downing Street’ten yapılan açıklamaya göre görüşmede Ortadoğu’daki son gelişmeler ve Birleşik Krallık ile ABD arasındaki askerî iş birliği ele alındı. Açıklamada, Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF) üslerinin bölgedeki ortakların kolektif savunmasını desteklemek amacıyla kullanılmasına yönelik iş birliğinin de görüşüldüğü belirtildi.

Starmer’ın konumu

Starmer, ABD güçlerinin İran’a yönelik ilk saldırıları düzenlemek için İngiliz üslerini kullanmasına izin vermeme kararını savundu. Starmer, herhangi bir askerî eylemin ‘hukuki’ olduğundan ve ‘iyi planlandığından’ emin olması gerektiğini söyledi. Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmada Starmer, olası bir İngiliz müdahalesinin ‘her zaman hukuki bir temele ve uygulanabilir, iyi hazırlanmış bir plana dayanması gerektiğini’ vurguladı. ABD Başkanı Donald Trump ise bu tutumu sert şekilde eleştirdi ve “Karşımızdaki kişi Winston Churchill değil” ifadesini kullandı.

uklo90
Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer ve ABD Başkanı Donald Trump, 18 Eylül 2025, Birleşik Krallık (Reuters)

Ancak Starmer, Tahran’ın bazı Körfez ülkelerini füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef almasının ardından tutumunu değiştirdi. Bunun üzerine ABD güçlerine, İran füzelerine, füze depolarına veya fırlatma platformlarına karşı ‘savunma amaçlı’ saldırılar düzenlemek için İngiliz üslerini kullanma izni verdi.

Starmer’ın tutumu, ülkesinin yeni ve uzun süreli bir çatışmaya sürüklenmemesi yönündeki isteğini yansıtıyor. Bu bağlamda Starmer, Birleşik Krallık’ın ‘Irak’ta yapılan hatalardan ders çıkardığını’ hatırlattı. O dönemde Başbakan Tony Blair, Londra sokaklarında milyonların katıldığı büyük protestolara rağmen ABD’nin Irak işgalini desteklemişti. Blair ayrıca Irak’ta kitle imha silahları bulunduğu iddiasıyla kamuoyunu yanıltmakla suçlanmıştı.

Cuma günü yayımlanan ve Birleşik Krallık’ta bin 45 kişinin katıldığı bir kamuoyu yoklaması da Starmer’ın ilk saldırılara katılmama kararına destek verildiğini gösterdi. Ankete göre katılımcıların yüzde 56’sı Starmer’ın bu kararının doğru olduğunu düşünürken, yüzde 27’si ise yanlış buldu.

ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamaları sorulduğunda Birleşik Krallık İçişleri Bakanı Yvette Cooper, yerel basına yaptığı değerlendirmede “İngiliz başbakanının görevi, Birleşik Krallık’ın ulusal güvenliği açısından en doğru kararları almaktır” dedi. Cooper, “Bu görevde öğrendiğim şey, sosyal medya paylaşımlarına değil, asıl meseleye odaklanmak gerektiğidir… Abartılı söylemlerle ilgilenmeyeceğiz; bunun yerine pratik, sakin ve iyi düşünülmüş kararlar alacağız. Çünkü genel olarak İngiliz karakterinin işi ciddiyetle ve kararlılıkla tamamlamaya eğilimli olduğuna inanıyorum” diye konuştu.

Birleşik Krallık’taki Amerikan bombardıman uçakları

Siyasi tartışmalar devam ederken, ABD cuma akşamından itibaren İngiliz üslerini İran’a karşı ‘savunma amaçlı’ operasyonlarda kullanmaya başladı.

Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı’nın X platformunda yayımladığı açıklamada, “ABD, belirli savunma operasyonları için İngiliz üslerini kullanmaya başladı. Bu operasyonlar, İran’ın bölgeye füze fırlatmasını engellemeyi amaçlıyor” ifadelerine yer verildi.

ıtrhyjuı
İngiltere’nin güneybatısındaki Gloucestershire’da bulunan RAF Fairford Hava Üssü’nde bir ABD B-1 bombardıman uçağı, 7 Mart 2026 (Reuters)

Kullanılan üsler arasında İngiltere’nin güneybatısında bulunan Gloucestershire’daki RAF Fairford Hava Üssü ve Hint Okyanusu’nda Chagos Takımadaları’ndaki Diego Garcia Üssü bulunuyor. RAF Fairford Hava Üssü’ne, yaklaşık 44,5 metre uzunluğunda stratejik bir Amerikan B-1B Lancer bombardıman uçağı ulaştı. BBC’nin Boeing’den aktardığı bilgilere göre, bu uçak ABD Hava Kuvvetleri’nin en hızlı bombardıman uçaklarından biri olarak saatte 900 mil (yaklaşık bin 448 km/h) hızla uçabiliyor. Uçağın ağırlığı yaklaşık 86 ton ve uzun menzilli hedefleri vurmak için 24 adet seyir füzesi taşıyabiliyor.

Askeri çevrelerde ‘Bone’ olarak bilinen B-1B Lancer, gelişmiş radar ve GPS tabanlı konum belirleme sistemleri, elektronik karıştırma cihazları, radar uyarı sistemleri ve hava savunmalarından korunmak için çeşitli aldatma teknolojileriyle donatılmış durumda.

Askeri analistler, bu bombardıman uçağının ABD cephanesinde en önemli uçaklardan biri olduğunu, yüksek hızda uzun menzilli bomba ve füze taşıyabildiğini ve RAF Fairford Hava Üssü’nden operasyon yapmanın, doğrudan ABD’den kalkış yaparak Ortadoğu’daki görevleri yerine getirmekten daha verimli olduğunu belirtiyor.

Askeri konuşlandırmanın güçlendirilmesi

ABD’nin İngiliz üslerini kullanımına ek olarak, Londra bölgedeki askeri varlığını ‘kendisinin ve müttefiklerinin çıkarlarını korumak’ amacıyla güçlendirdi. Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı cumartesi günü yaptığı açıklamada, Typhoon ve F-35 savaş uçaklarının Ürdün, Katar ve Kıbrıs üzerinde ve daha geniş bir bölgede operasyonlarını sürdürdüğünü duyurdu. Bakanlık, bu uçakların Ürdün semalarında ve Irak hava sahasında uçan insansız hava araçlarını (İHA) düşürdüğünü belirtti. Ayrıca, Merlin tipi bir helikopterin de gözetim kapasitesini artırmak üzere bölgeye gönderildiği ifade edildi.

Londra ayrıca, önümüzdeki hafta Doğu Akdeniz’e Type 45 sınıfı hava savunma destroyeri HMS Dragon’u göndereceğini açıkladı. Bu savaş gemisinin hava savunması konusunda uzman olduğu belirtiliyor. Ayrıca, destroyerin gelişi öncesinde Kraliyet Donanması’na ait iki Wildcat tipi helikopterin Kıbrıs’a ulaşması bekleniyor.

Geçtiğimiz günlerde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ndeki (GKRY) RAF Akrotiri Hava Üssü’ne İHA’larla saldırı düzenlendiği ve saldırının sınırlı hasara yol açtığı, can kaybı yaşanmadığı bildirildi. Birleşik Krallık hükümeti, üslerde koruma önlemlerinin önceden alınmış olduğunu vurguladı. Ayrıca bölgeye ek savaş uçakları ve helikopterler gönderildiğini ve gerekirse Körfez’deki müttefiklerinin savunmasına destek vermeye hazır olduğunu duyurdu.



Etiyopya-Rusya silah anlaşması... Afrika Boynuzu’ndaki güç dengeleri nasıl değişecek?

(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)
(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)
TT

Etiyopya-Rusya silah anlaşması... Afrika Boynuzu’ndaki güç dengeleri nasıl değişecek?

(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)
(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)

Etiyopya’nın Rusya’dan bir silah anlaşması kapsamında aldığı askeri teçhizat, Addis Ababa ile Asmara arasında yakın zamanda çıkması muhtemel bir savaşın eşiğine gelen Afrika Boynuzu’ndaki gerilimin arttığı bir döneme denk geldi. Geçtiğimiz ekim ayının başından itibaren diplomatik ilişkilerin kesilmesinin ardından belirgin biçimde artan gerilim, Etiyopya’nın denize açılan bir limana ulaşma konusundaki ısrarı ve Nil sularına ilişkin anlaşmazlıklar nedeniyle Mısır’la yaşadığı sorunlarla birlikte bölgedeki tansiyonu yükseltiyor.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in açıklaması da bu gerilim ortamında spekülasyonları artırdı. Abiy Ahmed, geçtiğimiz ekim ayının sonunda, 4++ sınıfı 12 adet Su-35 savaş uçağını içeren teslimatın ardından yaptığı açıklamada, anlaşmanın ‘Etiyopya’nın stratejik caydırıcılık kapasitesini güçlendirdiğini’ söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar ise bu adımın bölgedeki güç dengelerine ilişkin hesaplamaları değiştirdiğini ve silahlanma yarışını hızlandırdığını, olası bir çatışma ihtimalinin de göz ardı edilemeyeceğini belirtti.

Su-35S, 4++ nesil, üstün manevra kabiliyetine sahip bir savaş uçağı olarak biliniyor ve üretiminde beşinci nesil teknolojilerin bir bölümünden yararlanıldı. Russia Today’in kısa süre önce yayımladığı güncel bilgilere göre uçak, 20 kilometreye kadar irtifada saatte 2 bin 500 kilometre hıza ulaşabiliyor. Ayrıca havadan havaya ve havadan karaya füzelerin yanı sıra serbest düşüşlü ve güdümlü bombalardan oluşan toplam 8 ton mühimmat taşıyabiliyor.

Etiyopya ilk partiyi teslim aldı

Abiy Ahmed, 28 Ekim’de Rusya-Afrika Zirvesi’ne katılmak üzere Moskova’ya gerçekleştirdiği ziyaret sırasında yaptığı açıklamada, ülkesinin dördüncü nesil geliştirilmiş 4++ sınıfı 12 adet Su-35 savaş uçağından oluşan ilk partiyi teslim aldığını ve S-400 hava savunma sistemlerinden oluşan dört bataryanın da teslim edilmesinin planlandığını söyledi.

Abiy Ahmed, “Bu kritik ekipmanların planlanan tarihten önce hızlandırılmış şekilde teslim edilmesi, Etiyopya’nın savunma sisteminin geliştirilmesi açısından önemli bir başarıdır” dedi. Etiyopya savunma güçlerinin hazırlık seviyesindeki artışın, ülkenin olası her türlü saldırıyı caydırma kapasitesini güçlendirdiğini de vurguladı.

Bu yaklaşım, Etiyopya ordusunun değerlendirmeleriyle de örtüşüyor. Etiyopya Hava Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Meseret Getachew, geçtiğimiz ağustos ayında yaptığı açıklamada, “Etiyopya Hava Kuvvetleri’nin operasyonel ve savunma kapasitesindeki artış, ülkenin caydırıcılık gücünü artırıyor ve ulusal çıkarlara karşı harekete geçmeyi düşünen tarafları adımlarını yeniden değerlendirmeye sevk ediyor” ifadesini kullanmıştı.

scdfvb
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, savaş uçaklarının teslimatı sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)

Kriz yönetimi ve müzakere alanında uzmanlaşmış Sudanlı askeri uzman Emin İsmail Meczup, Etiyopya ordusunun Rusya’dan gelişmiş silah sistemleri temin etmek amacıyla doğuya yönelmesiyle askeri modernizasyon planlarında niteliksel bir stratejik dönüşüm yaşadığını belirtti.

Meczup, “Bu anlaşmaların tamamlanması, bölgede son 20 yıldır devam eden stratejik dengeleri bozan büyük bir askeri sıçrama anlamına geliyor. Bu durum, bölgede silahlanma yarışının ve istikrarsızlığın habercisi olduğu gibi Rönesans Barajı meselesi ve Addis Ababa’nın gerekirse güç kullanarak Kızıldeniz’e ulaşma girişimleri açısından da sonuçlar doğurabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Askeri kapasitenin güçlendirilmesi

Mısırlı askeri uzman Semir Ragıb da Abiy Ahmed yönetiminin bu anlaşmayı, Afrika Boynuzu’nda kendisini çevreleyen askeri güç ve teçhizat bakımından daha zayıf ülkelere kıyasla askeri kapasitesini artıran bir adım olarak gördüğünü belirtti. Ragıb’a göre Etiyopya yönetimi ayrıca, ülke içindeki varlığını sağlamlaştırmayı, bunun yanı sıra Eritre üzerindeki emellerini gerçekleştirmeyi hedefliyor. Bu hedefler yalnızca bir limana veya denize açılan bir kapıya ulaşma arzusuyla sınırlı değil.

Ragıb, Addis Ababa yönetiminin Sudan’daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) destek vermek, ülkedeki altyapıyı ve askeri kampları hedef almak amacıyla askeri kapasitesini modernize etmeye çalıştığını da belirtti. Bunun Mısır’la doğrudan bir çatışmaya yol açmadan, ülkenin güney sınırları açısından dolaylı bir tehdit oluşturduğunu ifade etti.

Gözlemciler, söz konusu anlaşmanın Etiyopya’nın Afrika Boynuzu’ndaki doğrudan komşuları Somali, Eritre ve Cibuti karşısında insan gücü ile hava ve kara askeri teçhizatı bakımından üstünlüğünü artırdığını değerlendiriyor. Ancak Etiyopya, Eritre’nin 1993’te bağımsızlığını kazanmasının ardından denize kıyısı olmayan ve deniz kuvvetlerinden yoksun bir ülke konumunda bulunuyor. Abiy Ahmed’in 2018’de iktidara gelmesinden bu yana Etiyopya, Mısır ve Eritre’nin açık ve tekrarlanan itirazlarına rağmen denize açılan bir limana ulaşma talebini sık sık gündeme getiriyor.

dju
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Moskova’da dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarını teslim alırken (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)

Global Firepower internet sitesinin yayımladığı son sıralamada Etiyopya, 145 ülke arasında askeri kapasite bakımından dünya genelinde 47’nci sırada yer alırken Eritre 119’uncu sırada bulunuyor. İki ülke, 1998-2000 yılları arasında yıkıcı bir savaş yaşamıştı. Etiyopya, ekim ayının başından bu yana komşusu Eritre’yi ülkenin kuzeyindeki isyancılara destek vermekle suçluyor. Eritre ise bu suçlamayı reddederek söz konusu iddiayı ‘savaş ilanı’ olarak nitelendiriyor.

Gelecek senaryoları

Etiyopya’nın yeni silahlanma hamleleri ışığında Afrika Boynuzu’nda yakın gelecekte yaşanabilecek gelişmelere ilişkin senaryoları değerlendiren Meczup, üç olasılığa dikkat çekti. İlk senaryonun, Rönesans Barajı gibi stratejik tesislerin ve sınırların güvence altına alınması yoluyla caydırıcılığın sağlanması olduğunu belirten Meczup, ikinci senaryonun Addis Ababa yönetiminin yeni silah envanterini denizden veya karadan yürütülecek çatışmalarda kullanarak bir deniz limanının kontrolünü ele geçirmeye çalışması olduğunu ifade etti. Üçüncü senaryonun ise bölge ülkelerinin de modern askeri teknolojilere ve karşı koyabilecekleri yeni nesil savaş uçaklarına yönelmesiyle bölgesel güç dengesinin oluşması ve karşılıklı caydırıcılığın sağlanması olduğunu kaydetti.

Meczup, Afrika Boynuzu’nun yakın gelecekte geniş çaplı istikrarsızlık dalgalarına ve bölgesel bir savaşa yol açabilecek gerilimlere sahne olabileceği uyarısında bulundu. Özellikle Etiyopya ile Eritre arasında bir savaş çıkma ihtimaline dikkat çeken Meczup, Etiyopya’nın Mısır ve Sudan’la yaptığı bağlayıcı anlaşmalara uymaması durumunda uzun vadede bir su savaşının da yaşanabileceğini belirtti.

Ragıb ise Addis Ababa yönetiminin Eritre veya ayrılıkçı Somaliland bölgesi üzerinden güç kullanarak Kızıldeniz’e ulaşma hedefinin doğurabileceği sonuçlara dikkat çekti. Etiyopya’ya bir deniz kapısı açılmasının İsrail ve Rusya gibi uluslararası ve bölgesel güçlerin Kızıldeniz’de varlık göstermesinin önünü açacağını belirten Ragıb, bunun Afrika Boynuzu’nda deniz ulaşımının güvenliğini ve bölgesel istikrarı tehdit edeceğini vurguladı.

Ragıb ayrıca, Rusya’nın silah anlaşmalarındaki yaklaşımının, Mısır gibi ortak ülkelerle arasındaki siyasi dengeleri dikkate almaksızın, arz ve talebe dayalı doğrudan ticari bir mantık üzerine kurulu olduğunu düşünüyor.

Uluslararası ilişkiler ve Rusya uzmanı Dmitry Bridzhe, söz konusu anlaşmanın Rusya ile Mısır arasındaki ilişkileri etkilemesini beklemiyor. Bridzhe, Rusya yönetiminin Arap dünyası ve Afrika’daki karmaşık ve iç içe geçmiş çıkarlarını koruyacak dengeli ortaklıklar kurmaya özen gösterdiğini belirtti.

Bridzhe, Moskova ile Addis Ababa arasındaki askeri iş birliğinin, bölgede yaşanan dönüşümler ve Rusya’nın mevcut karmaşık koşullara rağmen Afrika’daki rolünü güçlendirme ve kıtada stratejik bir dayanak noktası oluşturma isteği çerçevesinde doğal bir süreç olduğunu ifade etti.

Bridzhe, Rusya’nın silah anlaşmasının güç dengelerini değiştirmek ve yeniden şekillendirmek amacı taşımadığını, Batı’nın güçlü rekabeti karşısında Rusya’nın bölgedeki rolünü güçlendirmeye yönelik mutabakat ve anlaşmalar kapsamında değerlendirilebileceğini belirtti. Bridzhe’e göre bu adım, aynı zamanda Rus silahlarının etkinliğini sınamak ve sahadaki performanslarını geliştirmek için bir fırsat niteliği taşıyor.


Tahran, Doha'nın arabuluculuğunu ve Trump'ın kararını bekliyor

CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)
CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)
TT

Tahran, Doha'nın arabuluculuğunu ve Trump'ın kararını bekliyor

CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)
CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)

Tahran, Katar'ın yürüttüğü arabuluculuk girişiminin sonuçlarını ve ABD Başkanı Donald Trump'ın saldırıların yeniden başlatılmasına ilişkin kararını beklerken, İranlı askerî yetkililer olası yeni bir çatışmanın Batı Asya dışına taşınabileceği tehdidinde bulundu.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, dün Parlamento Ulusal Güvenlik Komisyonu toplantısı sırasında yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yönelik “iki günlük plan” hakkındaki müzakerelerin sürdüğünü ve ilerleme kaydedildiğini, ancak henüz nihai bir sonuca ulaşılmadığını söyledi. Arakçi, sürecin “karşı tarafın vereceği yanıtlara bağlı olduğunu” belirtti.

İranlı heyetin Doha ziyaretinde Washington ile herhangi bir müzakere gerçekleştirmediğini kaydeden Arakçi'nin, Ulusal Güvenlik Komisyonu Sözcüsü Hasan Kaşkavi tarafından aktarılan açıklamasına göre Tahran, “yedi şartının yerine getirilmesinde ısrar ediyor,”

Bu açıklamalar, Trump'ın görüşmelerin iyi gittiğini, ancak İranlıların pek güvenilir olmadığını söylemesinden ve Balta Dağı'nı vurma tehdidinde bulunmasından saatler sonra yapıldı.

İran'ın yeni lideri Mücteba Hamaney, cumartesi günü silahlı kuvvetlere olası saldırılara karşılık vermek üzere hazırlıklı olmaları talimatını verdi.

İran Ordu Sözcüsü Muhammed Ekremi-Niya, silahlı kuvvetlerin ABD'ye “Batı Asya dışında da” karşılık vermeye hazır olduğunu belirterek, çok daha uzun sürebilecek bir savaş konusunda uyarıda bulundu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Hüseyin Muhibbi ise ABD ile yaşanacak bir savaşta “coğrafi açıdan hiçbir sınırın bulunmadığını” söyledi.


Trump, Carney ile görüşmesinin ardından Kanada ile boru hattını da kapsayan bir anlaşma önerisi sundu

ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
TT

Trump, Carney ile görüşmesinin ardından Kanada ile boru hattını da kapsayan bir anlaşma önerisi sundu

ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, yönetiminin Kanada ile yeni bir ticaret anlaşmasına yönelik taslağa sahip olduğunu söyledi. Kanada Başbakanı Mark Carney ise iki liderin, ticari anlaşmazlık yaşayan ülkeleri arasındaki ticaretin geleceğine ilişkin verimli bir görüşme gerçekleştirdiğini belirtti.

Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentinde gazetecilere yaptığı açıklamada, «Dün kendisiyle yeniden görüştüm. Çiftçilerimiz ve ülkemiz için harika olacak bir anlaşmaya ilişkin bir taslağımız var. Bu konuda her şey yolunda gidecek» dedi.

Carney ise dün daha önce sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, görüşmenin «karşılıklı fayda sağlayacak bir ticaret anlaşmasının çerçevesine ilişkin son dönemde gerçekleştirilen yapıcı görüşmeleri ileriye taşıdığını» belirtti. Carney, söz konusu anlaşmanın istihdam olanaklarını artırmayı, yaşam maliyetlerini düşürmeyi ve Kanada'nın dillerine, kültürüne ve egemenliğine tam saygı göstermeyi amaçladığını ifade etti.

Carney, X hesabından yaptığı paylaşımda, «Ekiplerimiz, önümüzdeki haftalarda bu sonucu elde etmek için çalışmalarını sürdürecek» dedi.

Trump, anlaşmanın kapsamına, eski ABD Başkanı Joe Biden tarafından 2021 yılında iptal edilen Keystone XL petrol boru hattı projesinin de dahil olacağını söyledi.

Trump dün yaptığı açıklamada, «Keystone boru hattını inşa edecekler. Maliyetini de kendileri karşılayacak. Biz de onlara güzergâhı sağlayacağız. Güzergâh büyük ölçüde belirlenmiş durumda» ifadelerini kullandı.

Carney'nin ofisi, Trump'ın açıklamalarına ilişkin yorum talebine henüz cevap vermedi.

Son aylarda Kanada ve ABD, birbirlerine milyarlarca dolarlık gümrük vergileri uyguladı. Kanada'ya yönelik tarifeler, salı günü yapılacak ABD ara seçimleri öncesinde, ülkenin kuzey sınırındaki bazı eyaletlerde de siyasi tartışma konusu haline geldi.

Trump, geçen hafta Kanada ile bir ticaret anlaşmasının yakında sağlanacağını söylemişti. Ancak Kanada tarafı, çelik ve otomobil sektörlerindeki tarifelerin hafifletilmesine yönelik çabalara rağmen, ticaret görüşmelerinde sınırlı ilerleme kaydedildiğini daha önce açıklamıştı.