Kırılgan anlaşmalar ve tırmanan şiddet... Doğu Kongo’da krizler hüküm sürüyor

Yeni saldırılar 50 kişinin ölümüne yol açtı

Demokratik Kongo Cumhuriyeti ordusuna bağlı birlikler, Kuzey Kivu eyaletindeki Beni yakınlarında devriye geziyor. (Reuters)
Demokratik Kongo Cumhuriyeti ordusuna bağlı birlikler, Kuzey Kivu eyaletindeki Beni yakınlarında devriye geziyor. (Reuters)
TT

Kırılgan anlaşmalar ve tırmanan şiddet... Doğu Kongo’da krizler hüküm sürüyor

Demokratik Kongo Cumhuriyeti ordusuna bağlı birlikler, Kuzey Kivu eyaletindeki Beni yakınlarında devriye geziyor. (Reuters)
Demokratik Kongo Cumhuriyeti ordusuna bağlı birlikler, Kuzey Kivu eyaletindeki Beni yakınlarında devriye geziyor. (Reuters)

2026 yılının başından bu yana Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin doğusunda şiddet olayları sürerken, hükümet ile aralarında 23 Mart Hareketi (M23) de bulunan ve Ruanda tarafından desteklenmekle suçlanan isyancı gruplar arasında ateşkes anlaşmalarını yeniden canlandırma çabaları sonuçsuz kalıyor.

Uzmanlara göre Doğu Kongo’daki mevcut tablo, tarafların üzerinde uzlaşabileceği bir çözüm yaklaşımının bulunmaması nedeniyle kısa vadede şiddet sarmalından çıkamayacak. Afrika uzmanları, bölgedeki anlaşmaların kırılganlığını koruduğunu ve çatışma döngüsünün devam ettiğini belirtiyor.

İsyancıların düzenlediği son saldırılarda en az 50 kişi hayatını kaybetti. Saldırıların, Demokratik İttifak Güçleri (ADF) ile bağlantılı militanlar tarafından gerçekleştirildiği değerlendiriliyor.

Radio Okapi, sivil toplum kaynaklarına dayandırdığı haberinde, 9-15 Mart tarihleri arasında gerçekleşen saldırılarda 35 sivilin Mutshatsha altın madeninde, 15 kişinin ise Babisea’da öldürüldüğünü aktardı. Saldırılarda çok sayıda evin yakıldığı, yağmalandığı ve büyük çaplı yıkım yaşandığı, yüzlerce ailenin yerinden edildiği bildirildi.

Yaklaşık bir hafta önce Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) yaptığı açıklamada, Doğu Kongo’daki şiddetin siviller üzerindeki etkisinden ‘derin endişe’ duyduğunu bildirdi. Açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin bulunduğu alanların giderek daha fazla kalabalıklaştığına dikkat çekildi.

Bölgede yalnızca M23 değil, aynı zamanda geçmişte ülke yönetimini ele geçirmeyi hedefleyen ancak 2019 yılında DEAŞ’a biat eden ADF’nin de etkinliği artmış durumda. Örgüt, ‘Orta Afrika Vilayeti’ olarak adlandırdığı bir yapı kurmayı hedefliyor.

Afrika uzmanı Muhammed Turşin, Doğu Kongo krizinin hem yerel hem uluslararası girişimlere rağmen karmaşıklığını koruduğunu belirterek, bu durumun anlaşmaları kırılgan kıldığını ve şiddet ile yerinden edilmenin arttığını ifade etti.

Çadlı siyaset analisti Salih İshak İsa ise şiddet sarmalının, çok sayıda silahlı aktörün varlığı, bölgesel çıkar çatışmaları ve Ruanda ile süregelen gerilim gibi yapısal nedenlerle devam ettiğini vurguladı. İsa, doğal kaynaklar üzerindeki yoğun rekabet ve devletin otorite kurma kapasitesindeki zayıflığın da krizi derinleştirdiğini, bu süreçte en büyük bedeli sivillerin ödediğini kaydetti.

dfvdf
Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin doğusundaki Kuzey Kivu eyaletinin Goma kentinde 23 Mart Hareketi üyeleri (Reuters)

Bu tırmanış, ABD ve Katar öncülüğünde yürütülen yeni diplomatik girişimlere rağmen yaşanıyor. ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika işlerinden sorumlu danışmanı Massad Boulos, iki gün önce X platformunda yaptığı paylaşımda, Ruanda ile Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin Washington’da 17-18 Mart tarihlerinde gerçekleştirilen görüşmelerde gerilimi düşürme ve sivilleri koruma konusunda taahhütte bulunduğunu açıkladı. Boulos, bu çerçevede tarafların kademeli asker çekme ve yeni saldırıları durdurma yönünde söz verdiğini belirtti.

5 Mart’ta ise Katar, video konferans yöntemiyle, Demokratik Kongo Cumhuriyeti hükümeti ile M23 arasında Temmuz 2025’te Doha’da imzalanan prensipler bildirgesinden doğan Ateşkes Denetim ve Doğrulama Mekanizması toplantısına katıldı.

Ancak barışı yeniden tesis etmeye yönelik bu girişimler, 2025 yılı boyunca yapılan ve kalıcı olamayan anlaşmaların ardından geliyor. Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile Ruanda, geçen yıl sonunda ABD arabuluculuğunda Washington’da bir barış anlaşması imzalamış, bu anlaşma Birleşmiş Milletler Demokratik Kongo Cumhuriyeti İstikrar Misyonu (MONUSCO) desteğiyle kalıcı ateşkesin izlenmesini öngörmüştü.

İsa, mevcut anlaşmaların kapsamlarının dar olduğunu ve krizin temel nedenlerini ele almaktan uzak kaldığını belirterek, bu nedenle sahadaki ilk ciddi sınamada hızla etkisini yitirdiğini ifade etti. İsa, mevcut koşullar değişmediği sürece şiddet döngüsünün sona ermesinin zor olduğunu ve güç dengelerinin çatışmayı yeniden ürettiğini vurguladı.

İsa’ya göre Doğu Kongo’daki şiddet sarmalından çıkış teorik olarak mümkün olsa da, bunun için geçici çözümlerin ötesine geçen derin dönüşümlere ihtiyaç bulunuyor. Bu kapsamda, özellikle Ruanda ile gerilimi azaltacak güçlü bir bölgesel uzlaşı, bağlayıcı taahhütler ve etkili denetim mekanizmalarının oluşturulması gerektiğine dikkat çekti.

Turşin ise krizin çözümü için ciddi müzakereler ve kapsamlı uzlaşıların şart olduğunu belirterek, gerçek bir barış anlaşmasının mağdurların haklarını iade etmesi ve sürdürülebilir bir süreç oluşturması gerektiğini söyledi. Aksi takdirde mevcut tabloda olduğu gibi yerinden edilme, şiddet ve saldırıların devam edeceği uyarısında bulundu.



Dev Trump mağazası kapanıyor

Tennessee'nin Knoxville kenti yakınlarındaki Interstate 40 otoyolu üzerindeki Donald Trump süpermarketi. Mağaza sahibi William Hays, mağazanın müşteri azlığı nedeniyle kapandığını söyledi (Google Haritalar)
Tennessee'nin Knoxville kenti yakınlarındaki Interstate 40 otoyolu üzerindeki Donald Trump süpermarketi. Mağaza sahibi William Hays, mağazanın müşteri azlığı nedeniyle kapandığını söyledi (Google Haritalar)
TT

Dev Trump mağazası kapanıyor

Tennessee'nin Knoxville kenti yakınlarındaki Interstate 40 otoyolu üzerindeki Donald Trump süpermarketi. Mağaza sahibi William Hays, mağazanın müşteri azlığı nedeniyle kapandığını söyledi (Google Haritalar)
Tennessee'nin Knoxville kenti yakınlarındaki Interstate 40 otoyolu üzerindeki Donald Trump süpermarketi. Mağaza sahibi William Hays, mağazanın müşteri azlığı nedeniyle kapandığını söyledi (Google Haritalar)

ABD'nin Tennessee eyaletinde sadece Başkan Donald Trump temalı ürünler satan büyük bir mağaza, müşteri kıtlığı nedeniyle kapanıyor.

Tennessee'nin Knoxville kenti yakınlarındaki Interstate 40 otoyolu üzerinde bulunan mağazanın önünde devasa bir Trump reklam panosu, afişler ve "Demokrat Süper Mağazası" yazılı tuğladan bir tuvalet var. Bunlar da mağazanın ne tür ürünler sattığını açıkça gösteriyor.

Ancak Slate'in haberine göre mağaza artık kalan stoklarını yüzde 50 indirimle satıyor. İşletme kapanıyor ve sahibi William "Bill" Hays, kapanışın müşteri kıtlığından kaynaklandığını itiraf etti.

Hays, Knox News'da yayımlanan ve emekli olup güneye taşındığı için işletmeyi kapattığı iddiasını çürütmeye çalışırken bu itirafı Slate'e yaptı.

Hays'in şöyle dediği aktarıldı:

Bu haberi yapan kız ne dediğini bilmiyordu. Emekli olmuyorum, güneye taşınmıyorum ama Naples'te iki dairemiz var... Evet, yaşlıyım ve 80 yaşındayım, dairelerim ve başka işletmelerim var. Her neyse, neden 80 yaşında olduğumu belirtme gereği duyduğunu anlamıyorum.

Hays, muhabirin "işlerin azlığından dolayı kapanıyoruz demek istemediğini ancak bu yüzden kapandıklarını" öne sürdü.

Mağazada çalışan ve Slate'e kendisini Dan olarak tanıtan bir çalışan da Hays'in anlattıklarını doğruladı.

"Artık eskisi kadar yoğun değiliz" dedi.

Mağazanın eskiden popüler olduğunu ve en yoğun gününde 86 kişinin geldiğini belirtti. Dan, muhafazakar podcast yayıncısı Charlie Kirk'ün vurularak öldürüldüğü günün ve Trump'ın İran'a savaş ilan ettiği günün ardından işlerin iyi gittiğini söyledi.

Hays, Temmuz 2024'te Trump'a yapılan suikast girişiminden sonraki günleri hatırlayarak, bunun işleri açısından "muazzam" bir dönem olduğunu söyledi.

"İnsanlar kapıda sıra olmuştu. Herkes 'Çuf çuf Trump treni' diye bağırıyordu ve içeride çok canlı bir atmosfer vardı" dedi.

Yani, gerçekten inanılmazdı.

Dan'in alışveriş yapanların neden gelmeyi bıraktığına dair düşüncelerini açıkça dile getirdiği bildirildi. Trump'ın popülaritesinin "azaldığını" kabul etti, Trump'ın uyguladığı gümrük vergileri ve İran'la savaşının yol açtığı yüksek benzin fiyatları yüzünden birçok kişinin mali sıkıntı çektiğini belirtti.

"İnsanlar gerçekten de 'Bu ay market alışverişimin tamamını mı yapacağım yoksa elektrik faturamı kredi kartıyla mı ödeyeceğim bilmiyorum' diyorlar" dedi.

Trump ürünleri, başkan ve destekçileri için devasa bir iş kolu. Trump'ın mitingleri, ürün satan kişilerle dolu ve kendi mağazasında yüzlerce ürün bulunuyor. Daha önce Trump'ın internet mağazasının 2024'te 8 milyon dolar gelir elde ettiği bildirilmişti.

Washington'daki Sorumluluk ve Etik için Yurttaşlar, nisanda yaptığı açıklamada, Trump'ın ikinci döneminin ilk 14 ayında mağazanın en az 600 yeni ürün satışa sunduğunu ve bu ürünlerin toplam maliyetinin yaklaşık 43 bin dolara ulaştığını bildirdi.

Etik grubu, "Bu, Trump'ın ilk dönemindeki ölçütlere göre bile, başkanlık makamının benzeri görülmemiş bir düzeyde ticari amaçlarla kullanılması" dedi.

Independent Türkçe


Trump, memnuniyetle karşıladığı Mekke Anlaşması’nı “büyük ve cesur bir adım” olarak nitelendirdi

Trump, memnuniyetle karşıladığı Mekke Anlaşması’nı “büyük ve cesur bir adım” olarak nitelendirdi
TT

Trump, memnuniyetle karşıladığı Mekke Anlaşması’nı “büyük ve cesur bir adım” olarak nitelendirdi

Trump, memnuniyetle karşıladığı Mekke Anlaşması’nı “büyük ve cesur bir adım” olarak nitelendirdi

Fransız haber ajansı AFP, ABD Başkanı Donald Trump’ın dün, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında ‘Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın imzalanmasından ‘büyük mutluluk’ duyduğunu belirterek, anlaşmayı ‘büyük, cesur ve önemli bir adım’ olarak nitelendirdiğini aktardı.

Trump, kendi sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, "Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan'ın geçtiğimiz günlerde Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı imzalamasından büyük memnuniyet duyuyorum" ifadelerini kullanarak, bu gelişmenin ‘Ortadoğu ülkeleri arasındaki yakınlaşmayı’ gösterdiğini ve böylece bu ülkelerin kendilerini çok daha etkili bir şekilde savunabileceklerini sözlerine ekledi.

Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan, bölgenin ve dünyanın güvenlik ile istikrarını desteklemeye katkı sağlayacak şekilde, üç ülke arasında caydırıcılık, koordinasyon ve savunma entegrasyonu prensibine dayanan uzun vadeli bir ortaklık yolunda dönüm noktası niteliğindeki Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı 7 Ağustos'ta Mekke-i Mükerreme'de imzaladı.

Güvenli ve müreffeh bir gelecek arayışıyla ortak güvenliklerini pekiştirme ve bölgesel ile uluslararası güvenlik, barış ve istikrarı sağlama konusundaki kararlılıkları doğrultusunda söz konusu anlaşma, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından ‘Mekke Ortak Savunma Zirvesi’ sırasında imzalandı.

Anlaşma herhangi bir saldırıya karşı ortak caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlıyor ve üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı bir saldırının tümüne yapılmış sayılacağını öngörürken, aralarındaki savunma iş birliğinin tüm yönleriyle geliştirilmesini kapsıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Anlaşma güvenlik ve savunma iş birliğimizin güçlenmesine katkı sağlayacaktır" diyerek, anlaşmanın ‘bölgede barış, refah ve istikrarı sağlamayı amaçlayan tüm kardeş ülkelerin katılımına açık’ olduğunu vurguladı.

Pakistan Başbakanı Şerif ise, bu anlaşmanın üç kardeş ülke arasındaki iş birliği sürecinde tarihi bir dönüm noktası olduğunu ifade etti.

Öte yandan Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman anlaşmanın caydırıcılığı, koordinasyonu ve entegrasyonu güçlendiren; bölgenin ve dünyanın güvenlik ile istikrarını desteklemeye katkı sağlayan uzun vadeli bir savunma ortaklığının çerçevesini sağlamlaştırdığını açıkladı.

Başka bir Suudi yetkili ise anlaşmanın ‘askeri bir eksen veya mezhepsel bir blok kurma yönünde herhangi bir eğilimi temsil etmediğini, nükleer çabalarla veya silahlanma yarışıyla bağlantılı olmadığını, bilakis sürdürülebilir öz kapasiteler inşa etmeyle ilgili olduğunu’ belirtti. Yetkili ayrıca anlaşmanın; ‘Suudi Arabistan'ın Körfez, Arap ve uluslararası arenadaki stratejik ve güçlü ilişkileri pahasına hayata geçirilmediğini, bölgedeki herhangi bir ülkenin güvenliğine yönelik bir tehdit oluşturmadığını ve herhangi iki ülke arasındaki gerilimi tırmandırma amacı taşımadığını’ kaydetti.


Moskova ile Kiev arasında karşılıklı kanlı saldırılar

Ukraynalılar, Rusların gece bombaladığı Kiev’deki kitap pazarından kalanları inceliyor (EPA)
Ukraynalılar, Rusların gece bombaladığı Kiev’deki kitap pazarından kalanları inceliyor (EPA)
TT

Moskova ile Kiev arasında karşılıklı kanlı saldırılar

Ukraynalılar, Rusların gece bombaladığı Kiev’deki kitap pazarından kalanları inceliyor (EPA)
Ukraynalılar, Rusların gece bombaladığı Kiev’deki kitap pazarından kalanları inceliyor (EPA)

Yüzlerce insansız hava aracı (İHA) Moskova ve Rusya’nın farklı bölgelerini hedef alırken, saldırılarda 6 kişi hayatını kaybetti. Rusya’nın düzenlediği füze saldırılarında ise Kiev ve diğer Ukrayna kentlerinde 20’den fazla kişi öldü veya yaralandı. İki ülkenin yetkilileri saldırılara ilişkin açıklamalarda bulundu.

Moskova Belediye Başkanı Sergey Sobyanin, başkentin cumartesiyi pazara bağlayan gece boyunca yoğun bir İHA saldırısına maruz kaldığını ve hava savunma sistemlerinin 600’den fazla İHA’yı etkisiz hale getirdiğini açıkladı. Moskova bölgesi Valisi Andrey Vorobyov ise saldırıyı “yakın tarihin en büyük İHA saldırılarından biri” olarak nitelendirdi.

Öte yandan Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, ülkesinin müttefiklerinden hava savunma füzeleri sağlamalarını bir kez daha istedi.

Zelenskiy, “Kuzey Kore füzeleri burada, Avrupa’da altyapıyı yok ediyor ve can alıyorsa, Avrupa’nın hava savunma füzelerinin depolarda beklemesine izin veremeyiz” ifadelerini kullandı.