İran savaşı: Trump'ın büyük kumarı

İran savaşının sonucu, ABD iç siyasetine etkisini belirleyecektir

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'dan İran ile savaşa ilişkin açıklama yapıyor(AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'dan İran ile savaşa ilişkin açıklama yapıyor(AP)
TT

İran savaşı: Trump'ın büyük kumarı

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'dan İran ile savaşa ilişkin açıklama yapıyor(AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'dan İran ile savaşa ilişkin açıklama yapıyor(AP)

Brian Katulis

ABD Başkanı Donald Trump, savaşın başlangıçta belirlediği zaman dilimini aşmasının ardından İran üzerindeki baskıyı artırdı. Trump, iktidardaki rejimin kalıntıları, hayati önem taşıyan Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması da dahil olmak üzere bir dizi talebi yerine getirmediği takdirde, “İran'ı bir gecede yok edebileceğini” belirtti ve ülkenin köprülerini ve enerji santrallerini yerle bir etmekle tehdit etti.

Bu yazının yazıldığı sırada, ABD-İsrail ortak askeri harekatının daha fazla tırmandırma ve yıkıma doğru mu gittiği, yoksa diplomatik bir çözüm fırsatının her zamankinden daha yakın mı olduğu belirsizliğini koruyordu. Her iki durumda da, İran ile savaş, Trump'ın ikinci döneminin en tehlikeli siyasi kumarı olmaya devam ediyor ki bu kumar, çatışmanın başlamasından bu yana iç siyasi birikimini önemli ölçüde tüketti.

Mevcut ABD Başkanı, kendisini alışılmadık ve istediği sonuçlara ulaşmak için alışılmadık yaklaşımlar benimseyen bir lider olarak göstermeye önem veriyor. Ancak, İran savaşı ve bunun ABD ekonomisi üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle kendisine yönelik siyasi desteğin azalması ve tabanının parçalanması, başkanlığının geri kalanını tehlikeye atabilir ve hatta partisinin iktidardaki hakimiyetini sarsabilir. Trump'ın geçen hafta sonu tehditler içeren küfürlü bir sosyal medya paylaşımı da dahil olmak üzere kamuoyuna yaptığı açıklamaların, kendinden emin ve tutarlı bir sesten ziyade umutsuz bir sesi yansıtıyor gibi görünmesinin nedeni de bu olabilir.

İşte bu yüzden İran ile savaşın bir sonraki aşaması, gündeme getirdiği son derece hassas stratejik sorularla birlikte olağanüstü bir önem kazanıyor: İran'da iktidarın dizginlerini kim elinde tutacak? Bu, Ortadoğu'nun geleceği için ne anlama geliyor? Ve bu gelişmeler, daha geniş ölçekte jeopolitik ve jeoekonomik sahneyi nasıl yeniden şekillendirebilir?

İran savaşı, Trump'ın ülke içindeki kırılgan siyasi konumunu daha da kötüleştiriyor

Amerikalıların onda altısından fazlası Trump'ın halihazırda görevdeki performansını onaylamıyor, hatta bazı anketler, savaşın son haftalarında onaylamama oranının üçte ikiye yaklaştığını gösteriyor. İkinci döneminin bu aşamasında, Trump'ın Amerikan kamuoyu nezdindeki itibarı, ilk dönemine göre daha zayıf görünüyor. Ayrıca, seleflerinden üçünün (Joe Biden, Barack Obama ve George W. Bush) ilk dönemlerinin benzer aşamalarında sahip oldukları konuma kıyasla daha kırılgan bir konumda görünüyor.

Trump yönetimi, son olarak gelecek mali yıla ilişkin bütçe teklifini sundu ve hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi seçmenler arasında geniş destek gören sosyal güvenlik ağı programları yerine askeri harcamalara öncelik verdi

 Trump'ın sahip olduğu siyasi destek, ekonomiyi ve enflasyonu yönetme biçimine ilişkin olumsuz izlenimler nedeniyle daha savaştan önce aşınmaya başlamıştı. Son yapılan bir anket, Amerikalıların büyük çoğunluğunun (yüzde 56) İran ile savaşın kişisel mali durumlarını olumsuz etkileyeceğine inandığını, yüzde 25'inin ise bundan emin olmadığını gösterdi. Ekonomik kaygılar zaten çoğu Amerikalının zihninde ön planda yer alırken, savaş sebebiyle yakıt fiyatlarında yaşanan artış bu kaygıları daha da büyüttü.

Savaş ayrıca Trump'ın siyasi tabanındaki çatırdamaları da açığa çıkardı; geçen ayın sonlarında düzenlenen Muhafazakar Siyasi Eylem Konferansı'nda İran'a ilişkin farklı görüşler ortaya çıktı. Genç muhafazakarların, savaşa yaşlı muhafazakarlara göre daha şüpheci yaklaştığı görüldü.

İran ile savaş uzadıkça, kamuoyu desteği geriliyor; Amerikalıların yüzde 67'si Trump'ın İran meselesiyle başa çıkmak konusunda net bir planı olmadığını söylüyor. Bunlar, savaş zamanındaki herhangi bir lider için endişe verici işaretlerdir.

Siyasi desteğin azalması Trump'ın ikinci dönem şansı önünde neden engel oluşturabilir?

Amerikan siyasi sisteminde, sonuç alma ve başarma yeteneği, bir liderin kamuoyundaki itibarını doğrudan etkiler. Trump'ın Beyaz Saray'a dönüşünün ilk yılı, göçmenlik, gümrük vergileri ve vergi indirimleri gibi öncelik listesinin başında yer alan bir dizi iç ve dış politika hamlesine sahne oldu. Ancak Trump, her başkan gibi, bu girişimlerin ilerlemesi için siyasi sermayesinin önemli bir kısmını harcadı; bu sırada ABD'deki yerleşik normları esnetti, hatta bazen üstünden atladı.

dbfd
İran Devrim Muhafızları, Washington ile görüşmeler öncesinde Hürmüz Boğazı'ndaki tatbikatların başlangıcıyla aynı zamana denk gelen, doğrudan hedefleme içeren bir manevra gerçekleştiriyor, 16 Şubat 2026 (AFP)

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre siyasi sermayesi azaldıkça ve kendisine destek geriledikçe, istediği yasaları Kongre'den geçirmekte giderek daha fazla zorlukla karşılaşır oldu. Bu durum, bu bahar ABD havaalanlarında daha uzun kuyruklara yol açan ve devam eden kısmi hükümet kapanması ile açıkça cisim buldu. Trump'ın içinde bulunduğu çıkmazın önemli bir yönü, kendi partisi içinde yatıyor; Kongre'deki Cumhuriyetçiler arasındaki bölünmeler onun için yeni engeller yarattı. Bu bağlamda, çalkantılı bir sürece doğru ilerlediği düşünülen ve halk arasında desteklenmeyen İran'a karşı savaş, bu siyasi krizleri kontrol altına alabilecek veya hafifletebilecek bir seçenek gibi görünmüyor.

Trump yönetimi son olarak gelecek mali yıla ilişkin bütçe teklifini sundu ve hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi seçmenler arasında geniş destek gören sosyal güvenlik ağı programlarına yerine askeri harcamalara öncelik verdi. Teklif, savunma harcamalarında yüzde 42'lik bir artış öngörürken, aynı zamanda savunma dışı harcamalarda yüzde 10'luk bir kesinti öneriyordu. Ayrıca, Trump yönetiminin ek bir harcama tasarısı kapsamında Savunma Bakanlığı için Kongre'den 200 milyar dolar daha talep etmeye hazırlandığı bildiriliyor. Bu durum hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratlar tarafından alenen eleştirildi.

Trump'ın İran ile savaşa girme kararının çarpıcı yanı, siyasi konumunun zaten en zayıf noktasında olduğu bir dönemde alınmış olmasıdır. Şu ana kadar bu savaştan sıradan Amerikalılara fayda sağlayacak açık ve somut kazanımlar elde edememesinin, özellikle daha geniş kapsamlı ajandasını hayata geçirmek için siyasi desteğe son derece ihtiyaç duyduğu bir dönemde, kendisine son derece olumsuz yansımaları olabilir.

Önümüzdeki birkaç gün ve hafta, İran içindeki birçok kişi için ölüm kalım anları olacakken, bu savaşın yankıları daha geniş bir biçimde Ortadoğu ve dünyaya yayılmaya devam edecek. Orada, sahada, bu savaşın gerçek etkisi ortaya çıkacak.

c
Trump'ın İran ile savaş hakkındaki ilk ulusal konuşmasından bir kare, 1 Nisan 2026 (AFP)

Ancak Başkan Trump için bu savaşın iç siyasi maliyeti çok büyük görünüyor. Eğer savaşın gidişatına ilişkin yaygın olumsuz algıları değiştiremezse, önümüzdeki yıl başarmayı hedeflediği şeylerin çoğunu, İran'a karşı savaşı sürdürmek için gerekli kaynakları güvence altına almak da dahil olmak üzere, Kongre'den geçirmek için gereken oyları toplamak onun için çok daha zor olacak.

Trump'ın İran'a karşı tehditlerini yerine getirip getirmeyeceğini zaman gösterecek. Ancak yakın tarihte, Ortadoğu'daki bir Amerikan askeri tırmandırmasının, popüler olmayan bir başkanın siyasi konumunu iyileştirdiği nadiren görülmüştür.



İslamabad süreci Cuma günü başlıyor… Trump İran’da rejim değişikliği sinyali verirken İsrail, Lübnan’da 10 dakikada 100 hedef vurdu

İslamabad süreci Cuma günü başlıyor… Trump İran’da rejim değişikliği sinyali verirken İsrail, Lübnan’da 10 dakikada 100 hedef vurdu
TT

İslamabad süreci Cuma günü başlıyor… Trump İran’da rejim değişikliği sinyali verirken İsrail, Lübnan’da 10 dakikada 100 hedef vurdu

İslamabad süreci Cuma günü başlıyor… Trump İran’da rejim değişikliği sinyali verirken İsrail, Lübnan’da 10 dakikada 100 hedef vurdu

Bölgede gelişmeler hız kazanırken, iki haftalık “ateşkes” anlaşmasının yürürlüğe girmesiyle birlikte yeni bir aşamaya giriliyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’la çalışmaya hazır  olduğunu belirtirken aynı zamanda “rejim değişikliği” imasında bulunması, sahada “yeni angajman kuralları” oluştuğuna işaret ediyor.

Uluslararası çevreler Cuma günü yapılması planlanan İslamabad görüşmelerini beklerken, Trump Truth Social platformu üzerinden sert kırmızı çizgiler ortaya koydu ve uranyum zenginleştirmeye izin verilmeyeceğini vurguladı. Bununla birlikte gümrük tarifeleri ve yaptırımların hafifletilmesi konularının da müzakereye açık olduğunu ifade etti.

Sahada ise dikkat çekici bir çelişki yaşanıyor. Ateşkes sürecine rağmen İsrail ordusu, Çarşamba günü Lübnan’a Mart ayı başından bu yana en büyük hava saldırısını gerçekleştirdi. Yaklaşık 10 dakika içinde Hizbullah’a ait 100’e yakın hedef ve altyapı vuruldu.

ABD Savunma Bakanı, İran’ın savunma sanayisinin tamamen yok edildiğini, güvenle ifade ederken, Pete Hegseth de “İran savaşı”na katılan birliklere yüksek hazırlık seviyesini koruma talimatı verdi. Bu gelişmeler, iki haftalık ateşkesin hem sahada hem de siyasi düzlemde ciddi bir sınavla karşı karşıya olduğunu gösteriyor.


Bill Gates, Epstein davasıyla ilgili olarak kongre komitesinin önüne çıkacak

Bill Gates ve eski eşi Melinda French (Reuters)
Bill Gates ve eski eşi Melinda French (Reuters)
TT

Bill Gates, Epstein davasıyla ilgili olarak kongre komitesinin önüne çıkacak

Bill Gates ve eski eşi Melinda French (Reuters)
Bill Gates ve eski eşi Melinda French (Reuters)

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Milyarder Bill Gates, hükümlü cinsel suçlu Jeffrey Epstein ve ortağı Ghislaine Maxwell'i araştıran bir kongre komitesi önünde 10 Haziran'da ifade verecek.

Microsoft'un kurucu ortağı Gates, ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan ve Epstein ile yakın arkadaşlıklarını, yasadışı mali işlemlerini ve özel fotoğraflarını ortaya koyan belgelerde adı geçen kişiler arasında yer alıyor.

Kaynak, Gates'in "kayıtlı bir görüşme" geçireceğini açıkladı ve ifadesinin, eski Başkan Bill Clinton ve eski Dışişleri Bakanı ve Senatör Hillary Clinton'ın da sorgulandığı aynı kapalı oturumda gerçekleşeceğini belirtti.

Bill Gates'in sözcüsü bir e-postada, Gates'in "komite önünde ifade verme fırsatını memnuniyetle karşıladığını" söyledi. Sözcü, Gates'in "Epstein'ın yasadışı faaliyetlerinin hiçbirine tanık olmadığını veya katılmadığını, ancak komitenin önemli çalışmalarını desteklemek için tüm sorularını yanıtlamayı dört gözle beklediğini" ifade etti.

Gates, Epstein ile olan ilişkisinde "korkunç bir hata" yaptığını kabul ederek, şubat ayında hayır kurumundaki çalışanlarına iki Rus kadınla ilişkisi olduğunu söyledi, ancak hükümlü finansörün suçlarıyla herhangi bir ilgisi olduğunu reddetti. Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan belgelerde yer alan bir e-posta taslağında Epstein, Gates'in evlilik dışı bir ilişkisi olduğunu belirterek, Gates ile olan ilişkisinin "Bill'in Rus kızlarla cinsel ilişkiye girmesinin sonuçlarını hafifletmek için uyuşturucu temin etmesine yardım etmekten, evli kadınlarla yasadışı buluşmalarını kolaylaştırmaya kadar" uzandığını yazdı.

70 yaşındaki Gates, kamuoyuna yaptığı bir açıklamada iki evlilik dışı ilişkisi olduğunu itiraf etti. "İki ilişkim oldu, biri bir briç etkinliğinde tanıştığım Rus briç oyuncusuyla, diğeri ise iş aracılığıyla tanıştığım Rus bir nükleer fizikçiyleydi" dedi.

Ancak, 2019'da New York'taki hapishane hücresinde cinsel istismar suçlamalarıyla yargılanmayı beklerken ölen Epstein'ın kurbanlarıyla herhangi bir ilişkisi olduğunu reddetti.

Gates, halka açık toplantıda, "Hiçbir yasa dışı şey yapmadım ve hiçbir yasa dışı şey görmedim" dedi. Teknoloji devi, Epstein ile ilişkisinin, Epstein'ın reşit olmayan birini fuhuşa teşvik etmekten suçlu bulunmasından üç yıl sonra, 2011'de başladığını açıkladı.

Epstein'a uygulanan 18 aylık seyahat yasağının farkında olduğunu ancak geçmişini araştırmadığını ifade etti. O zamanki eşi Melinda'nın 2013 yılında Epstein hakkında endişelerini dile getirdiğini, ancak kendisinin ilişkiyi en az bir yıl daha sürdürdüğünü belirtti.


Birleşmiş Milletler: Güney Lübnan'da UNIFIL askerleri silahlı saldırıda öldürüldü

Askerler, Lübnan'da öldürülen Endonezyalı BM barış gücü askeri Ferizal Romadon'un tabutunu taşıyor (AFP)
Askerler, Lübnan'da öldürülen Endonezyalı BM barış gücü askeri Ferizal Romadon'un tabutunu taşıyor (AFP)
TT

Birleşmiş Milletler: Güney Lübnan'da UNIFIL askerleri silahlı saldırıda öldürüldü

Askerler, Lübnan'da öldürülen Endonezyalı BM barış gücü askeri Ferizal Romadon'un tabutunu taşıyor (AFP)
Askerler, Lübnan'da öldürülen Endonezyalı BM barış gücü askeri Ferizal Romadon'un tabutunu taşıyor (AFP)

AFP’nin haberine göre BM soruşturmasının ön bulguları, mart ayı sonlarında kaydedilen iki ayrı olayda, Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) üç Endonezyalı üyesinin İsrail ateşi ve Hizbullah tarafından yerleştirilen bir patlayıcı cihaz sonucu öldürüldüğünü gösteriyor.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres'in sözcüsü Stéphane Dujarric, dün bu bulguları medyaya sunarken, "Faillerin adalet önüne çıkarılması ve barış güçlerine karşı işlenen suçlardan dolayı cezai sorumluluklarının sağlanması için ilgili taraflardan bu vakaların ulusal makamlarca soruşturulmasını ve kovuşturulmasını istedik" dedi.

Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü (UNIFIL), pazar günü mevzilerinin yakınında Hizbullah ve İsrail tarafından gerçekleştirilen saldırılarla ilgili "ciddi endişe" duyduğunu ifade ederek, bunun "bir karşılık provoke edebileceğini" belirtti ve her iki tarafa da "silahlarını bırakmaları" çağrısında bulundu.

UNIFIL sözcüsü Candice Ardell yaptığı açıklamada, “Hem Hizbullah savaşçıları hem de İsrail askerleri tarafından mevzilerimizin yakınında gerçekleştirilen ve bir karşılık doğurabilecek saldırılardan derin endişe duyuyoruz” ifadelerini kullandı.

Ardell, “sahadaki tüm aktörlerin BM personelinin güvenliğini sağlamakla yükümlü olduklarını” hatırlatarak, “Silahlarını bırakmalarını ve ateşkes için ciddi bir şekilde çalışmalarını rica ediyoruz. Bu çatışmanın askeri bir çözümü yoktur ve uzaması her iki taraf için de daha fazla ölüm ve yıkıma yol açacaktır” diye belirtti.