‘Ebeveynleri, Yahudi olduğunu ondan sakladı’... Yeni Mossad Direktörü Roman Goffman hakkında ne biliyoruz?

Netanyahu’nun ofisinde Rusya ve İran dosyalarıyla ilgilendi... Suriye’de operasyonlar yürüttü

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, önümüzdeki haziran ayında Mossad Direktörlüğü’nü devralacak olan Roman Goffman ile tokalaşıyor. (İsrail hükümeti medya ofisi)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, önümüzdeki haziran ayında Mossad Direktörlüğü’nü devralacak olan Roman Goffman ile tokalaşıyor. (İsrail hükümeti medya ofisi)
TT

‘Ebeveynleri, Yahudi olduğunu ondan sakladı’... Yeni Mossad Direktörü Roman Goffman hakkında ne biliyoruz?

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, önümüzdeki haziran ayında Mossad Direktörlüğü’nü devralacak olan Roman Goffman ile tokalaşıyor. (İsrail hükümeti medya ofisi)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, önümüzdeki haziran ayında Mossad Direktörlüğü’nü devralacak olan Roman Goffman ile tokalaşıyor. (İsrail hükümeti medya ofisi)

İsrail’de Roman Goffman’ın Mossad Direktörlüğü’ne getirilmesinin onaylanmasının ardından, atamaya yönelik itirazlar ile Goffman’ın başarılarını öne çıkaran anlatılar eş zamanlı olarak gündeme geldi.

Ancak hem atamaya karşı çıkanlar hem de destekleyenler, bu tercihin Başbakan Binyamin Netanyahu’nun iktidarını güçlendirme yönünde atılmış yeni bir adım olduğu konusunda görüş birliği içinde. Netanyahu’nun, sadakati tartışmalı görülen siyasi ve güvenlik kadrolarını büyük ölçüde tasfiye ederek yerlerine kendisine yakın isimleri getirdiği, Goffman’ın da halihazırda Başbakan’ın askerî sekreteri olarak görev yaptığı ifade edildi.

Netanyahu’nun ofisi pazar akşamı yaptığı açıklamada, Goffman’ın üst düzey kamu atamalarını onaylayan Grunis Komitesi’nin onayının ardından gelecek haziran ayı başında Mossad Direktörlüğü görevini devralacağını duyurdu. Söz konusu onay, Başbakan’ın Goffman’ı geçtiğimiz aralık ayında bu göreve aday göstermesinden yaklaşık dört ay sonra geldi.

Grunis Komitesi’nin kararı, hem siyasi arenada hem de Mossad içinde geniş yankı uyandırdı. Görev süresi sona ermek üzere olan Mossad Direktörü David Barnea da Goffman’ın atanmasına onay verilmesine karşı çıktığını açıkladı.

Konunun nihai karar için İsrail Yüksek Mahkemesi’ne taşınması bekleniyor. Mahkemenin, atamanın iptali yönünde değerlendirme yapması talep ediliyor. Bu talep, atamalardan sorumlu komitenin başkanı emekli yargıç Asher Grunis’in karara muhalefet şerhi koymasına rağmen azınlıkta kalmasına ve hükümetin hukuk danışmanı Gali Baharav-Miara’nın da atamaya karşı çıkmasına dayandırılıyor.

Buna karşın Başbakan Binyamin Netanyahu atama konusunda ısrarını sürdürüyor. Netanyahu, komitenin çoğunlukla aldığı onay kararını hızla imzalayarak dün Goffman’ın beş yıllık görev süresini kapsayan resmi atama belgesini yayımladı.

Roman Goffman kimdir?

Roman Goffman, 1976 yılında o dönem Sovyetler Birliği’ne bağlı olan Belarus’un Mazır kentinde dünyaya geldi. 14 yaşındayken ailesiyle birlikte İsrail’e göç eden Goffman’ın, ailesinin ifadesine göre, ‘arkadaşlarından zarar görmemesi için’ Yahudi kimliği kendisinden uzun süre gizlendi.

Ailesi İsrail’de Aşdod kentine yerleşirken, Goffman doğduğu yerde kaçındığı ayrımcılıkla bu kez İsrail’de karşılaştı. Sovyetler Birliği’nden gelen diğer göçmen çocuklar gibi, özellikle Yahudi akranları tarafından zorbalık ve ayrımcılığa maruz kaldı.

Bu durum karşısında Goffman, kendisini ve diğer yeni göçmenleri korumak amacıyla boks yapmaya başladı. Kısa sürede başarılı olarak ülke çapında derece elde etti ve kendi sıkletinde ikinci oldu.

Spor alanındaki başarısının ardından 1995 yılında orduya katılan Goffman, kariyerini askerlikte sürdürme kararı aldı. Zırhlı birliklerde muharip asker olarak görev yapan Goffman, subaylık eğitimlerini tamamlayarak zamanla tümgeneral rütbesine yükseldi. Bu süreçte Lübnan, Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da görev aldı; ayrıca Suriye’de sınır ötesi operasyonları da komuta etti.

gtb
 1 Şubat 2024 tarihinde işgal altındaki Golan Tepeleri’nde Suriye sınırına yakın bir bölgede tatbikat yapan İsrail askerleri (Reuters)

Roman Goffman’ın aynı zamanda iyi bir okuyucu olduğu belirtiliyor. Lisans eğitimini siyaset bilimi alanında tamamlayan Goffman, yüksek lisansında ise siyaset ve güvenlik çalışmaları üzerine yoğunlaştı. 7 Ekim 2023’te İsrail’in güneyinde Hamas ile yaşanan çatışmalarda yaralanmasının ardından, Nisan 2024’te Binyamin Netanyahu’nun ofisinde askerî ataşe olarak görevlendirildi.

Goffman, iki yıl önce Başbakan’ın askerî sekreteri olduğunda, kendisine özellikle derinlemesine çalışması için iki kritik dosya verildi: İran ve Rusya.

Ana dili Rusça olan Goffman, bu kapsamda Netanyahu’nun Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile temaslarında özel temsilcisi olarak görev yaptı. Moskova ile Suriye ve İran’a ilişkin çeşitli dengelerin oluşturulmasında rol oynayan Goffman’ın ayrıca, bölgede İran’a bağlı unsurlarla ilgili dosyalar üzerinde de çalıştığı ifade ediliyor.

İran’la çatışma ve Suriye’deki operasyonlar

İsrail medyasında yer alan son haberlere göre, Roman Goffman’ın ‘İran tehdidine’ karşı yalnızca Binyamin Netanyahu’nun ofisindeki görevi kapsamında savaş hedeflerinin belirlenmesine katkı sunmakla kalmadığı; aynı zamanda yıllar öncesine uzanan sahadaki operasyonlarda da aktif rol aldığı belirtildi. Buna göre Goffman’ın, Beşşar Esed döneminde Suriye’ye giren bir İsrail komando birliğini komuta ettiği ve bu kapsamda Suriye ordusuyla birlikte hareket eden İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) unsurlarına karşı operasyonlar yürüttüğü ifade edildi.

Yedioth Ahronoth gazetesi, Goffman’a, Hizbullah mensuplarının çağrı cihazlarının patlatılması, örgüt lideri Hasan Nasrallah ile üst düzey isimlerden Heysem Ali Tabatabai’nin öldürülmesi gibi olaylarda ‘özel bir rol’ atfetti. Ayrıca İsrail askeri sansürünün yayımlanmasını yasakladığı ve İran topraklarında gerçekleştirilen gizli operasyonlara ilişkin detayların da Goffman’la bağlantılı olduğu öne sürüldü. Bu operasyonların, geçtiğimiz haziran ayında ve şubat ayında başlayan son çatışma turlarında gerçekleştirildiği kaydedildi.

Netanyahu ise Goffman’ı tanıtırken, mevcut askerî sekreterini Mossad’ın yeni direktörü olarak atama kararını, onu ‘cesur ve yaratıcı bir askerî lider’ olarak gördüğü gerekçesiyle aldığını belirtti. Goffman’ın İsrail ordusunda tank birliklerinde komutanlık, 7. Tugay’a bağlı 75. Tabur komutanlığı, 36. Tümen harekât subaylığı, Etzion Tugayı ve 7. Tugay komutanlığı, 210. Tümen komutanlığı, Kara Kuvvetleri Ulusal Eğitim Merkezi komutanlığı ve İşgal Altındaki Filistin Topraklarında Hükümet Faaliyetlerini Koordinasyon Birimi (COGAT) başkanlığı gibi birçok görevde bulunduğunu hatırlattı.

Netanyahu, Goffman’ın Başbakanlık Askerî Sekreterliği görevinde de ‘güvenlik liderliği konusunda olağanüstü yetenekler sergilediğini’, İsrail’in çatıştığı yedi cephede ‘düşmanı derinlemesine anlama kapasitesi’ ortaya koyduğunu ve ‘yaratıcı fikirler geliştirdiğini’ ifade etti.

Netanyahu’nun sadık destekçisi

Ancak Netanyahu’nun aktardığı askerî kariyer özeti, atama gerekçelerinde ikincil bir unsur olarak değerlendiriliyor. Asıl belirleyici özellik olarak Goffman’ın Netanyahu’ya kişisel düzeyde bağlılığı, ona sadakatle bağlı olduğu ve Başbakan’ın sırlarını koruyabilecek bir isim olarak görülmesi öne çıkarılıyor. Ayrıca Goffman’ın içine kapanık bir karaktere sahip olduğu, çevresiyle sınırlı temas kurduğu ve nadiren güldüğü ya da şaka yaptığı iddia ediliyor.

Goffman’ın siyasi eğiliminin sağa yakın olduğu ve Batı Şeria’daki Aley yerleşiminde bulunan dini yerleşimci okul çevresiyle güçlü bağları olduğu belirtiliyor. Bu okulun, İsrail’de aşırı sağcı siyasi ve askerî kadroların yetiştiği merkezlerden biri olarak bilindiği ifade ediliyor.

Goffman’ın, Netanyahu’nun “Askerî liderlik hükümet politikasını uygular, tersini değil” görüşünü benimsediği aktarılıyor. Ayrıca Başbakan’la birlikte ABD ziyaretlerine, özellikle Donald Trump döneminde yapılan temaslara eşlik ettiği; iki liderin görüşmelerinin büyük bölümünde hazır bulunduğu ve ‘derin devlet’ olarak tanımlanan yapıya karşı ortak tutumlarını desteklediği kaydediliyor.

dcvcd v
Roman Goffman, 22 Ekim’de Kudüs’e yaptığı ziyaret sırasında ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance’u dinliyor. (AFP)

Yedioth Ahronoth’un İsrail ordusundan üst düzey bir komutana dayandırdığı habere göre, Roman Goffman ‘güçlü bir asker’ olarak tanımlanıyor. Söz konusu komutan, Goffman’ın düşmana karşı sert ve kararlı bir tutum sergilediğini, ancak aynı zamanda aceleci davrandığını ve hata yapma riskini fazla önemsemediğini ifade etti. Aynı değerlendirmede Goffman’ın daha içe dönük bir yaşam sürdüğü, bireysel sporlara yöneldiği ve boş zamanlarında yalnız kalarak kitap okuduğu belirtilirken, ‘bu kadar kritik bir görev için uygun olmadığı’ görüşü de dile getirildi.

Eski güvenlik yetkilileri ise bu atamanın, Binyamin Netanyahu’nun Mossad üzerindeki kontrolünü daha da sıkılaştırma çabası olarak yorumladı. Bu değerlendirmeler, daha önce David Zini’nin Şin-Bet başkanlığına getirilmesine benzetilerek ele alındı. Ayrıca güvenlik kurumlarındaki hassas atamalara yönelik siyasi müdahalenin artmasının, eski yetkililer arasında endişe yarattığı ve son adımların istihbarat kurumları üzerinde doğrudan siyasi nüfuz kurma girişimi olarak görüldüğü aktarıldı.

İstihbarat alanında başarısızlık

Roman Goffman hakkında övgü ve üstünlük anlatısının yoğunlaşmasına karşılık, onun konumunu zayıflatabilecek ve Mossad Direktörlüğü’ne atanmasını engelleyebilecek bazı iddialar da gündeme geldi. Bu iddialar arasında özellikle Batı Şeria’da Filistinli ajanları devşirerek bilgi toplamak; propaganda ve kışkırtma içerikleri yaymak için yetkisi olmadan ve talimatlara aykırı şekilde kullanmak yönünde suçlamalar yer aldı.

İsrail güvenlik birimlerinin Goffman’ı bu konuda uyardığı belirtilse de, Goffman’ın söz konusu faaliyetleri sürdürdüğü ve Uri el-Makis adlı 17 yaşındaki bir İsrailli genci de söz konusu operasyonlara dahil ettiği öne sürüldü. Gencin, sosyal medya dünyasına ve Arapçaya hâkim olduğu gerekçesiyle güvenlik operasyonlarında kullanıldığı ifade edildi.

İddialara göre Goffman, bu gencin yeteneklerinden yararlanmak amacıyla onu devşirdi ve kendisine bazı bilgi ve gizli belgeler aktardı. Bu belgelerin daha sonra internet ortamında yayılarak siyasi isimler ve Arap hükümetleri aleyhine kışkırtma ve itibar zedeleme amacıyla kullanılması istendi.

İsrail istihbaratının bu materyalleri 2024 başlarında tespit ettiği, bunun üzerine gencin ‘gizli güvenlik belgelerini çalmak’ suçlamasıyla gözaltına alındığı ve İsrail güvenlik makamlarınca sorgulandığı, ayrıca açtığı davada ‘işkence altında sorgulandığını’ ileri sürdüğü belirtildi.

sdv
Kudüs’teki İsrail Yüksek Mahkemesi’nin duruşmalarından biri (Reuters)

Uri el-Makis’in, söz konusu materyalleri üst düzey bir ordu subayından aldığını söylemesi üzerine ifadesine güvenilmediği, hatta Goffman’ın adını vermesine rağmen Goffman’ın herhangi bir bağlantıyı reddettiği aktarıldı. Genç şüphelinin 44 gün boyunca gözaltında tutulduğu, ardından hakkında ‘casusluk’ suçlamasıyla iddianame düzenlendiği ve daha sonra bir buçuk yıl ev hapsine alındığı belirtildi. Ancak savunma avukatlarının girişimleri sonucunda suçlamaların düşürüldüğü ve iddianamenin iptal edildiği ifade edildi.

Davanın kapanmasının ardından el-Makis’in, uğradığı zararlar nedeniyle devlete ve Goffman’a karşı tazminat ve cezai yaptırım talebiyle mahkemeye başvurduğu bildirildi. Goffman’ın atama kararının açıklanmasının ardından ise gencin kamuoyuna seslenerek Goffman’a karşı geniş çaplı bir kampanya çağrısı yaptığı kaydedildi.

Bazı yorumlara göre, bu süreçte yaşanan başarısız istihbarat devşirme girişimleri, Mossad içinde Goffman’ın atanmasına yönelik ‘ciddi endişelerin’ oluşmasına yol açtı. Şarku’l Avsat’ın İsrail Kanal 13 televizyonundan aktardığına göre, eleştirilerin önemli bir kısmı Goffman’ın istihbarat alanındaki deneyim eksikliğine dayanıyor.



ABD, İran’ın deniz ticaretini durdurdu... Görüşmelerin yapılacağına dair iyimserlik var

ABD, İran’ın deniz ticaretini durdurdu... Görüşmelerin yapılacağına dair iyimserlik var
TT

ABD, İran’ın deniz ticaretini durdurdu... Görüşmelerin yapılacağına dair iyimserlik var

ABD, İran’ın deniz ticaretini durdurdu... Görüşmelerin yapılacağına dair iyimserlik var

ABD bugün, ordunun İran’a giriş ve çıkış yapan tüm deniz ticareti hareketlerini tamamen durdurduğunu açıkladı. Diğer yandan ABD Başkan Donald Trump, Tahran ile savaşı sona erdirmeye yönelik görüşmelerin bu hafta yeniden başlayabileceğini asöyledi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), güdümlü füzelere sahip savaş gemilerinin de katıldığı ablukanın, İran’daki kıyı bölgelerine veya limanlarına giren ya da çıkan tüm ülkelerin gemilerine ayrım gözetmeksizin uygulandığını doğruladı.

Öte yandan Trump, ABD’li ve İranlı yetkililer arasındaki müzakerelerin önümüzdeki iki gün içinde Pakistan’da yeniden başlayabileceğini ifade etti. Geçtiğimiz hafta sonu yürütülen ve kayda değer bir ilerleme sağlanamadan sona eren görüşmelere liderlik eden J.D. Vance ise mevcut duruma ilişkin iyimser olduğunu belirtti.

İslamabad, Tahran ve Körfez kaynaklı yetkililer, ABD ve İran müzakere heyetlerinin bu haftanın ilerleyen günlerinde Pakistan’a dönebileceğini bildirdi. Ancak üst düzey İranlı bir kaynak, henüz kesin bir tarihin belirlenmediğini kaydetti.


Afrika haritalarda neden küçük? Togo BM'ye başvurdu yeni dünya haritası yolda mı?

Afrika kıtasının gerçek boyutunu daha doğru bir şekilde gösteren bir dünya haritası
Afrika kıtasının gerçek boyutunu daha doğru bir şekilde gösteren bir dünya haritası
TT

Afrika haritalarda neden küçük? Togo BM'ye başvurdu yeni dünya haritası yolda mı?

Afrika kıtasının gerçek boyutunu daha doğru bir şekilde gösteren bir dünya haritası
Afrika kıtasının gerçek boyutunu daha doğru bir şekilde gösteren bir dünya haritası

Togo Dışişleri Bakanı, ülkesinin BM üye devletlerinden Afrika'nın gerçek boyutunu daha doğru yansıtan ve 16. yüzyıldan kalma Mercator projeksiyonunu terk eden bir dünya haritası benimsemelerini isteyeceğini söyledi.

Eleştirmenler, Grönland'ı Afrika büyüklüğünde gösteren ancak kıtanın gerçekte yaklaşık 14 kat daha büyük olduğu Mercator projeksiyonunun, Afrika'nın muazzam büyüklüğüne ve büyük nüfusuna rağmen, onun marjinalliğine dair algıları güçlendirdiğini ve medya, eğitim ve siyasetteki anlatıları etkilediğini savunuyor.

Afrika Birliği, hükümetler ve uluslararası kuruluşlar tarafından Mercator Haritası kullanımına son verilmesi amacıyla "Haritayı Düzelt" kampanyasını yürütmekle Togo'yu görevlendirdi. Africa Unfiltered ve Speak Up for Africa gruplarının öncülüğünü yaptığı kampanya, ülkelerin gerçek boyutlarını göstermeyi amaçlayan 2018 Equal Earth projeksiyonunun benimsenmesini savunuyor.

Haritacı Gerardus Mercator tarafından navigasyon amaçlı tasarlanan Mercator projeksiyonu, kıtaların büyüklüğünü doğru bir şekilde temsil etmiyor; Kuzey Amerika ve Grönland gibi kutuplara yakın bölgeleri abartırken, Afrika ve Güney Amerika'yı küçültüyor.

Togo Dışişleri Bakanı Robert Dussey, pazartesi günü Reuters'e verdiği bir röportajda, "Küresel haritada Afrika kıtasının gördüğümüz büyüklüğü... coğrafi olarak doğru değil" diyerek, "bilimsel gerçeklerin" benimsenmesi çağrısında bulundu. Mercator projeksiyonu, okullar ve teknoloji şirketleri de dahil olmak üzere dünya çapında yaygın olarak kullanılmaya devam ediyor.

Africa Without Filter'ın genel müdürü Moki Makura, "Doğru temsil sadece haritalarla ilgili değil, aynı zamanda harekete geçebilmek, ilerleyebilmek ve dünyanın Afrika'yı gerçekten olduğu gibi görmesini sağlamakla da ilgili" dedi.

Birleşmiş Milletler için bir karar taslağı hazırlamak

Afrika Birliği, bu yılın başlarında Equal Earth projeksiyonunun benimsenmesini ve 55 üye devletinin Mercator projeksiyonundan vazgeçmesini teşvik eden bir karar taslağı kabul etti.

Dussey, “Kurumsal zorluk, bu haritanın kabul edilmesi için BM Genel Kurulu kararı alınmasını sağlamaktır” dedi. “Afrika ülkelerinin bu girişime zaten çok açık olduğu nettir.” Taslak bir kararın hazırlanmakta olduğunu ve muhtemelen eylül ayındaki BM Genel Kurulu'nun bir sonraki oturumunda oylamaya sunulacağını ifade etti. Ülkelerin nasıl oy kullandığının gerçek niyetlerini ortaya koyacağını belirtti.

Birleşmiş Milletler, geçtiğimiz ay Afrika ülkelerinin öncülüğünde, köleliği "insanlığa karşı işlenmiş en iğrenç suç" olarak nitelendiren ve tazminat ödenmesini talep eden bir karar tasarısını kabul etti.Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bütün AB üye devletleri ve İngiltere çekimser kalırken, Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve Arjantin karar tasarısına karşı oy kullandı.

 


İranlı öğrenci Fransa'da serbest bırakıldıktan sonra Tahran'a geldi

İranlı Mehdiye İsfendiyari’nin Paris'teki arşiv fotoğrafı (AFP)
İranlı Mehdiye İsfendiyari’nin Paris'teki arşiv fotoğrafı (AFP)
TT

İranlı öğrenci Fransa'da serbest bırakıldıktan sonra Tahran'a geldi

İranlı Mehdiye İsfendiyari’nin Paris'teki arşiv fotoğrafı (AFP)
İranlı Mehdiye İsfendiyari’nin Paris'teki arşiv fotoğrafı (AFP)

İran televizyonunun haberine göre, İranlı öğrenci Mehdiye İsfendiyari, İran'da güvenlik gerekçesiyle üç buçuk yıl gözaltında tutulan iki Fransız vatandaşının serbest bırakılmasının ardından İran'a geldi.

İsfendiyari, şubat ayı sonunda sosyal medyada terörizmi yücelttiği paylaşımları nedeniyle mahkum edilmiş ve yaklaşık bir yıl hapis yattıktan sonra serbest bırakılmıştı.