İsrail askeri istihbaratı, İran liderliği içinde büyük bir bölünme olduğuna işaret ediyor

DMO içindeki radikal unsurlar daha fazla nüfuz kazanmaya başladı

Merhum Dini Lider Ali Hamaney’in resminin yer aldığı afişin önünde duran İranlı güvenlik görevlisi, Tahran, 31 Mart 2026 (AFP)
Merhum Dini Lider Ali Hamaney’in resminin yer aldığı afişin önünde duran İranlı güvenlik görevlisi, Tahran, 31 Mart 2026 (AFP)
TT

İsrail askeri istihbaratı, İran liderliği içinde büyük bir bölünme olduğuna işaret ediyor

Merhum Dini Lider Ali Hamaney’in resminin yer aldığı afişin önünde duran İranlı güvenlik görevlisi, Tahran, 31 Mart 2026 (AFP)
Merhum Dini Lider Ali Hamaney’in resminin yer aldığı afişin önünde duran İranlı güvenlik görevlisi, Tahran, 31 Mart 2026 (AFP)

İsrail ordusuna bağlı askeri istihbarat birimi Aman tarafından yayımlanan bir raporda, İran liderliğinde ciddi bir çatlak oluştuğu ileri sürüldü. Raporda, söz konusu ayrışmanın Tahran’daki rejimin en azından kısmi çöküşüne işaret edebileceği ifade edildi.

Aman, İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney’in yokluğunun büyük bir boşluk yarattığını belirterek, onun gibi otorite sahibi, etrafında diğer isimleri toplayan ve son sözü söyleyen bir figürün artık bulunmadığını kaydetti. Hamaney’in ölümünün ardından göreve geldiği belirtilen oğlu Mücteba’nın ise babası kadar karizmatik bir kişiliğe sahip olmadığı, dini ve siyasi açıdan yetersiz görüldüğü, ayrıca yaralı olduğu ve kritik kararları alma konusunda zayıf kaldığı değerlendirmesine yer verildi.

Bu nedenle, Hamaney sonrası liderliğin nasıl şekilleneceğine ilişkin sürecin hâlâ belirsizliğini koruduğu aktarıldı. Raporda ayrıca, İran kamuoyunun mevcut yönetime, Şah döneminin en önemli eleştirilerinden birinin yönetimin babadan oğula geçen ailevi bir yapı olması olduğunu hatırlattığı, buna karşın mevcut sistemin de geçmişte eleştirdiği yönteme benzer şekilde hareket ettiği ifade edildi.

İran’ın yeni liderleri

İsrail askeri istihbarat birimi Aman’ın hazırladığı ve dün Walla internet sitesinde yayımlanan raporda, ‘ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında 55 üst düzey liderin etkisiz hale getirilmesinin ardından yönetimde kalan isimler’ listelendi. Rapora göre mevcut liderler arasında, Mücteba Hamaney’in yanı sıra, İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) İstihbarat Teşkilatı’nın eski başkanı Hüseyin Taib de yer alıyor. Taib’in, Mücteba Hamaney’in yakın danışmanı ve sırdaşı olduğu, sertlik yanlısı çizgiyi temsil ettiği ve Batı ile anlaşma yapılmasını ya da taviz verilmesini ‘rejim için varoluşsal bir tehdit’ olarak nitelendirdiği aktarıldı.

Listede ayrıca, İran Dini Lideri’nin ofis başkanı Muhammed Abdullahi’nin de bulunduğu, Abdullahi’nin Hamaney’e erişimin kilit ismi olduğu ve liderlik içindeki rakip akımlar arasında hassas dengeleri yöneten bir figür olarak öne çıktığı ifade edildi. Bunun yanı sıra, eski içişleri ve savunma bakanı, aynı zamanda Kudüs Gücü’nün ilk komutanı olan Ahmed Vahidi’nin de listede yer aldığı belirtildi. Vahidi’nin sert tutumlarıyla bilindiği, DMO’nun güvenlik ve yürütme kanadını temsil ettiği ve İran’ın bölgedeki etkisini sürdürme politikasını savunduğu kaydedildi.

ds
İran Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan fotoğrafta, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve yanında Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi görülüyor; arkalarında ise Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ile Meclis Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu üyesi Milletvekili Ebu’l Fadl Amuyi yer alıyor.

Raporda, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın da öne çıkan isimler arasında olduğu belirtildi. Kalibaf’ın ABD ile yürütülen müzakerelerde önemli rol oynadığı, muhafazakâr bir siyasetçi olmakla birlikte ekonomik iyileşmeye odaklandığı ve yeni halk protestolarına yol açabilecek siyasi ve toplumsal çöküşü önlemeye çalıştığı ifade edildi. Bununla birlikte Kalibaf’ın, radikal kanatla iletişim kanallarını açık tutmaya özen gösterdiği de vurgulandı.

Raporda, reformist kanat içinde Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın öne çıktığı belirtildi. Pezeşkiyan’ın, İran üzerindeki ekonomik yaptırımların kaldırılması amacıyla daha ılımlı bir çizgi izlemeye çalıştığı, ancak DMO’nun kendisine getirdiği kısıtlamalar nedeniyle etkisinin sınırlı kaldığı ifade edildi. Ayrıca Pezeşkiyan’ın, ‘devrim değerlerine ihanet’ suçlamasıyla hedef alınan bir kampanyaya maruz kaldığı kaydedildi.

Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin de listede yer aldığı, Arakçi’nin 2015 yılında Batılı ülkelerle imzalanan nükleer anlaşmada müzakereci olarak görev yaptığı hatırlatıldı. Şarku'l Avsat'ın rapordan aktardığına göre Aman’dan üst düzey bir yetkilinin değerlendirmesinde Arakçi’nin deneyimli bir diplomat olduğu ve İran’ın ABD karşısında boyun eğmiş görüntüsü vermeden taviz formülleri aradığı aktarıldı.

Raporda ayrıca, bu isimlerin dışında ‘ipleri elinde tutanlar’ olarak tanımlanan bir grubun bulunduğu ifade edildi. Bu grubun öne çıkan isimlerinden Ali İftihari’nin, istihbarat çevrelerinde ve Mücteba Hamaney’i liderliğe seçen dini elitler arasında etkili bir figür olduğu belirtildi. Söz konusu grubun, devrimin dini ideolojisini rejimin temel dayanaklarından biri olarak gördüğü kaydedildi.

Öte yandan Ali Raidin’in, hassas karar alma mekanizmalarıyla güçlü bağlantıları bulunan üst düzey bir güvenlik yetkilisi olduğu ifade edildi. Bir İsrailli generalin Raidin’i ‘zincirin en güçlü halkası’ olarak nitelendirdiği ve kendisine rejimin iç ve dış tehditler karşısında korunması görevinin verildiği aktarıldı. Ayrıca Raidin’in, İsrail saldırıları sonucu ağır darbe alan Besic gücünü yeniden yapılandırmakla görevlendirildiği belirtildi.

Zayıf halka

Aman bünyesindeki bir İsrailli general, mevcut İran yönetiminin en zayıf halkasının, nihai kararı verecek tek bir otoritenin bulunmaması olduğunu belirtti. Bu nedenle alınan her kararın anında itiraz ve şüpheyle karşılandığını, hem bireysel hem de karşılıklı güvenin sarsılmaya başladığını ifade etti. Ateşkes ortamına rağmen liderlik kadroları arasında gerginliğin sürdüğü de kaydedildi.

General, savaş süreci, suikastlar, Ali Hamaney’in yokluğu, yaşanan yıkım ve iletişim kopukluklarının, İran yönetim yapısında ciddi bir çatlağa yol açtığını ve karar alma mekanizmalarını zorlaştırdığını dile getirdi.

Rapora göre, yeni isimlerin göreve gelmesiyle birlikte yönetimde bir tür karmaşa oluştu ve iktidar krizi derinleşti. İranlı müzakerecilerin, hükümetlerinin hangi tavizleri verebileceği ya da bu konuda kime başvuracakları konusunda sınırlı bilgiye sahip oldukları gözlemlendi. Öte yandan, DMO içindeki sertlik yanlısı kanadın etkisini artırdığı ve fiilen, resmî olarak ülkeyi yöneten dini liderlikten daha fazla güç kullandığı ifade edildi.

Aman, radikal kanadın, Washington ile anlaşma veya uzlaşıya varan tarafların çabalarını sabote edebileceği ihtimalini de göz ardı etmedi.

Rejimi zayıflatmak

Öte yandan İsrail merkezli Walla internet sitesi, ‘Aslanın Kükreyişi’ adı verilen operasyon kapsamında Besic güçlerine ait yüzlerce hedefin vurulduğunu ve üst düzey yetkililerin öldürüldüğünü bildirdi. Buna karşın İsrail ordusu, rejimin devrilmesine yönelik herhangi bir talimat verilmediğini ve yalnızca hava saldırılarının bu hedef için yeterli olmayacağını açıkladı.

Aynı zamanda siyasi düzeyin, ülke içindeki kritik ulusal altyapının hedef alınmasını engellediği ortaya konuldu. Saldırıların yol açtığı hasara rağmen İran halkının kitlesel şekilde sokağa çıkmadığı belirtildi. Güvenlik kurumları içindeki değerlendirmelere göre operasyonun amacı, İran rejiminin istikrarını sarsmak ve kontrol kapasitesini zayıflatmak oldu. Bu kapsamda özellikle protestoların bastırılmasında kilit rol oynayan Besic güçleri başta olmak üzere iç güvenlik unsurlarının hedef alındığı ifade edildi.

cdscd
 İran’ın Meşhed kentinde rejim karşıtı protestolar, 10 Ocak (Reuters)

Saldırıların, bu güçlerle bağlantılı yüzlerce noktayı ve öne çıkan lider kadroları kapsadığı, bunun da yalnızca konvansiyonel bir askeri darbe değil, İran içinde doğrudan etki yaratmaya yönelik bir girişim olarak değerlendirildiği kaydedildi.

Bununla birlikte İsrailli askeri yetkililer, rejimin devrilmesinin operasyonun resmi hedefi olmadığını vurgulayarak, böyle bir sonucun yalnızca hava saldırılarıyla değil, aynı zamanda siyasi süreçler ve iç dinamiklerle mümkün olabileceğini belirtti.

Ayrıca siyasi liderliğin, İran’daki hayati ulusal altyapıya yönelik saldırıları yasaklayarak operasyonun kapsamına sınırlamalar getirdiği, bunun da tırmanma düzeyini ve verilebilecek zararın boyutunu kısıtladığı ifade edildi.

Tüm saldırılara rağmen İran’da geniş çaplı sokak hareketlerinin ya da büyük protestoların yaşanmadığı, bunun da rejim üzerinde daha derin bir stratejik etki oluşturulamamasında önemli bir etken olduğu değerlendirildi.

Sonuç olarak, değerlendirmelerde geniş çaplı hava saldırılarının tek başına İran’da köklü bir siyasi değişim yaratmak için yeterli olmadığı, özellikle iç kamuoyundan güçlü bir hareket gelmediği sürece bu tür bir dönüşümün zor olduğu vurgulandı.



FBI'ı hacklemekle suçlanan genç, Ürdün'de gözaltına alındı

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP
TT

FBI'ı hacklemekle suçlanan genç, Ürdün'de gözaltına alındı

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP

Federal Soruşturma Bürosu'na (FBI) yönelik büyük bir siber saldırının beyinlerinden biri olduğu iddia edilen bir kişinin Ürdün'de gözaltına alındığı bildirildi.

Henüz genç yaşta olduğu anlaşılan Saif al-Din Khader, kötü şöhretli hacker grubu ShinyHunters'ın önde gelen üyelerinden biri olma şüphesiyle gözaltına alındı.

Grup, ABD kolluk kuvveti kurumunun iş başvuru sitesine sızarak kurum çalışanlarına ait 2 terabayttan fazla veriyi çaldığını iddia ediyor.

ShinyHunters'a göre çalınan veriler arasında tüm büro personelinin telefon numaraları, ev adresleri ve tıbbi bilgileri gibi hassas veriler yer alıyordu.

FBI, ilk olarak Reuters'ın duyurduğu bu son gözaltı haberini henüz resmen doğrulamadı.

FBI yaptığı açıklamada, "ShinyHunters'ın dahil olduğu iddia edilen son siber saldırı olayını kararlılıkla soruşturmaya devam ettiklerini, ortaklarıyla birlikte çalışarak birden fazla şüpheliyi halihazırda gözaltına aldıklarını ve sorumluların her birini adalete teslim etmek için hiçbir kaynağı esirgemeyeceklerini" belirtti.

cdfgthy
FBI Direktörü Kash Patel, 1 Temmuz 2026'da Washington DC'de düzenlenen basın toplantısına katılıyor (Reuters)

Kaynaklar Reuters'a, Khader'in ShinyHunters'ın diğer üyelerinin yerini tespit etmek amacıyla FBI ve küresel kolluk kuvvetleriyle işbirliği yaptığını söyledi.

Siber güvenlik firması CATO Networks'ün tehdit istihbaratından sorumlu başkan yardımcısı Etay Maor, FBI'a yönelik saldırının, kolluk kuvvetleriyle siber suç grupları arasında süregelen mücadelede "alışılmadık derecede kışkırtıcı bir hamle" olduğunu ifade etti.

Maor, The Independent'a, "ShinyHunters, sabit bir kadrodan veya altyapıdan ibaret olmadığını defalarca kanıtladı." dedi.

Grup, yöntemlerini değiştirip yeni hacker'ları bünyesine katarak çökertme operasyonlarına, tutuklamalara ve forumlarının ele geçirilmesine rağmen ayakta kalmayı başaran dirençli bir suç markası.

Diğer güvenlik araştırmacıları, ShinyHunters hacker'larının sağlık ve finans sektörlerinin yanı sıra kolluk kuvvetlerine bağlı çeşitli kuruluşları da hedef aldığına dikkat çekti.

Siber güvenlik firması Bitdefender'da araştırmacı olan Jade Brown, yakın tarihli bir tehdit raporunda grubu "hiçbir kural tanımayan bir suç girişimi" diye tanımladı.

Geçen hafta Hollanda polisi, ShinyHunters üyesi olduğundan şüphelenilen bir başka kişinin daha Amsterdam'da gözaltına alındığını açıklamıştı.

Polise göre 24 yaşındaki şüpheli, iki farklı cinayete teşvik girişiminden dolayı da soruşturuluyor.

Hollanda'daki siber suç soruşturmalarını yürüten Stan Duijf, "ShinyHunters grubu, çok sayıda ulusal ve uluslararası mağduriyetten sorumlu" dedi.

Bu gruba yönelik soruşturmada bir şüpheliyi gözaltına almış olmamız sevindirici.

Independent Türkçe


Trump: Boş koltuk haberi yapan gazeteciler tutuklanmalı

Haberlerde ABD Başkanı Donald Trump'ın 3 Ekim'de miting düzenlediği Ohio'daki 4 bin 500 kişilik lise spor salonunda boş alanlar olduğu belirtildi. Bu durum, Trump'ın binlerce kişinin geri çevrildiği yönündeki iddialarıyla doğrudan çelişiyordu (Reuters)
Haberlerde ABD Başkanı Donald Trump'ın 3 Ekim'de miting düzenlediği Ohio'daki 4 bin 500 kişilik lise spor salonunda boş alanlar olduğu belirtildi. Bu durum, Trump'ın binlerce kişinin geri çevrildiği yönündeki iddialarıyla doğrudan çelişiyordu (Reuters)
TT

Trump: Boş koltuk haberi yapan gazeteciler tutuklanmalı

Haberlerde ABD Başkanı Donald Trump'ın 3 Ekim'de miting düzenlediği Ohio'daki 4 bin 500 kişilik lise spor salonunda boş alanlar olduğu belirtildi. Bu durum, Trump'ın binlerce kişinin geri çevrildiği yönündeki iddialarıyla doğrudan çelişiyordu (Reuters)
Haberlerde ABD Başkanı Donald Trump'ın 3 Ekim'de miting düzenlediği Ohio'daki 4 bin 500 kişilik lise spor salonunda boş alanlar olduğu belirtildi. Bu durum, Trump'ın binlerce kişinin geri çevrildiği yönündeki iddialarıyla doğrudan çelişiyordu (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump pazartesi günü, hafta sonu Ohio'daki seçim kampanyası etkinliğine dair haberleri nedeniyle The New York Times ve diğer medya kuruluşlarından muhabirlerin "tutuklanması" gerektiğini öne sürdü.

Bu sert tepki, New York Times muhabiri Katie Rogers'ın, Trump'ın cumartesi günü Ohio'nun Vandalia kentindeki Butler Lisesi'nde konuşmasını bitirdiğinde "üst tribünlerin bazı bölümlerinin boş olduğunu" bildirmesinin ardından geldi. Rogers, etkinliğe ev sahipliği yapan okulun öğrenci merkezinin 4 bin 500 kişilik olduğunu belirtti.

Trump, Truth Social'daki bir dizi paylaşımda bu ayrıntılara itiraz ederek mekanın dolu olduğunu iddia etti ve boş görünen üst bölümlerin sadece izleyici hareketliliğinden kaynaklandığını savundu.

Trump, "Yalan Haberci New York Times, Ohio'daki o muhteşem ve tıklım tıklım mitingim hakkında 'mekan dolu değildi, bazı üst bölümler neredeyse tamamen boştu' diye 'haber yaptı'" ifadelerini kullandı.

Oysa gerçekte binlerce kişi içeri giremedi. Arena, tüm üst bölümler de dahil tamamen doluydu. Biletleri tamamen tükenen tüm mitinglerimde yaşanan durum şu: Üst bölümlerdekiler genellikle ana zemine doğru iner, bu 'yer değiştirme' süreci her zaman gerçekleşir!

Bir başka paylaşımında Trump, diğer siyasi figürlerle kıyaslandığında kendi mitinglerindeki kalabalıklara ilişkin medyada çıkan haberleri eleştirdi ve gazeteciler hakkında yasal işlem başlatılması çağrısında bulundu.

Trump, "Ohio'daki Arena zaten ağzına kadar doluydu. Buna rağmen hâlâ içeri girmeye çalışanlar vardı" diye yazdı.

New York Times 'Boş koltuklar vardı' diye yazdı. Oysa gerçekte hiç boş koltuk yoktu ve binlerce kişi geri çevrilmek zorunda kalmıştı. New York Times ve diğer pek çok Yapay Medya Kuruluşu, dürüst olmayan tutumları ve ülkemize verdikleri zarar nedeniyle tutuklanmalı. Bernie Sanders'ın mitingine 500 ila 1000 kişi katıldığında, bunu sanki gelmiş geçmiş en büyük etkinlikmiş gibi yansıtıyorlar. BAŞKAN DONALD J. TRUMP'ın mitingine ise 50 bin kişi geldiğinde, sanki hiç kimse gelmemiş gibi gösteriyorlar!

dfvghyju
Trump, Truth Social'daki paylaşımlarda medya kuruluşlarını çifte standart uygulamakla suçluyor ve ABD Senatörü Bernie Sanders'ın daha küçük kalabalıklara hitap ettiği etkinliklerin çok daha olumlu bir şekilde haberleştirildiğini öne sürüyor (AFP)

Trump ayrıca, etkinlikleriyle ilgili medya haberlerine karşı koymak amacıyla video kayıtlarından yararlandığını iddia etti.

Trump, "Konuşma yaptığım çeşitli arenaları görüntüleyen çekim ekiplerim var çünkü bazı Yalan Haber kaynakları, dürüstlükten uzak bir şekilde yalanlar ve gerçek dışı bilgiler yaymayı seviyor" diye yazdı.

Etkinliklerinin her zamankinden daha "büyük ilgi gördüğünü" savunan Trump, bunları "bir daha asla eşi benzeri görülmeyecek" türden "önemli olaylar" diye niteledi.

Cumhuriyetçi aday Jon Husted'ın, eski Demokrat Senatör Sherrod Brown'a karşı yürüttüğü Senato seçim kampanyasına destek amacıyla düzenlenen miting sırasında Trump, kalabalığın büyüklüğüne bizzat sahneden değinmişti.

Trump, "Dışarıda içeri giremeyen binlerce kişi var" demişti.

Eğer yerinizi bırakmak isterseniz, lütfen söyleyin, bir yolunu buluruz, buradan çıkabilirsiniz.

Independent Türkçe


İran’da ‘füze üreticisi’ Savunma Bakanlığına aday gösterildi

İran Savunma Bakanlığına aday gösterilen Mehrdad Ahlaki Kitapçi (Mehr)
İran Savunma Bakanlığına aday gösterilen Mehrdad Ahlaki Kitapçi (Mehr)
TT

İran’da ‘füze üreticisi’ Savunma Bakanlığına aday gösterildi

İran Savunma Bakanlığına aday gösterilen Mehrdad Ahlaki Kitapçi (Mehr)
İran Savunma Bakanlığına aday gösterilen Mehrdad Ahlaki Kitapçi (Mehr)

İranlı bir yetkili, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın ülkenin füze sanayisiyle yakın ilişkileriyle bilinen Mehrdad Ahlaki Kitapçi’yi Savunma Bakanlığı görevine aday gösterdiğini açıkladı.

Cumhurbaşkanlığı Yardımcısının Parlamento İşlerinden Sorumlu Danışmanı Sasan Veli Zade, Pezeşkiyan’ın Ahlaki Kitapçi’nin adaylığını Anayasa’nın bakanların Meclis’ten güvenoyu almasını öngören 133. maddesi uyarınca Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’a ilettiğini belirtti. İran’ın Mehr ajansının haberine göre Veli Zade, adaylığın resmen sunulduğunu doğruladı.

Milletvekillerinin, güvenoyu için yapılacak oylamanın tarihini belirlemeden önce Ahlaki Kitapçi’nin programını ve politikalarını incelemesi bekleniyor. Ancak İran’da güvenlik açısından hassas görevler için aday gösterilen isimlerin Meclis tarafından onaylanması çoğunlukla rutin bir prosedür olarak değerlendiriliyor. Zira bir ismin aday gösterilmesi ve kamuoyuna duyurulması, söz konusu kişinin dini liderin onayını aldığı anlamına geliyor.

Bununla birlikte İran medyasında yer alan haberlerde, dini liderin kamuoyunun karşısına çıkmamasının sürdüğü bir dönemde Ahlaki Kitapçi’nin adaylığının, atamanın siyasi sistemin en üst kademelerinde nasıl onaylandığı konusunda soru işaretlerine yol açtığı belirtildi.

Ahlaki Kitapçi’nin adaylığı, eski Savunma Bakanı Aziz Nasırzade’nin şubat ayında savaşın başında düzenlenen ABD-İsrail saldırılarında öldürülmesinin ardından boş kalan Savunma Bakanlığı makamı için geldi.

Mecid İbnürrıza, Nasırzade’nin öldürülmesinin ardından 2 Mart’ta Pezeşkiyan tarafından vekaleten Savunma Bakanlığı görevine atanmıştı ve o tarihten bu yana bakanlığı yönetiyordu.

Savunma Bakanlığında deneyimli isim

Ahlaki Kitapçi, İran Savunma Bakanlığında uzun yıllara dayanan deneyime sahip bir yetkili olarak biliniyor. İran’ın füze ve uzay sanayisiyle yakın bağlantıları bulunan Ahlaki Kitapçi, 2007 yılında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından Savunma Bakanlığına bağlı ve balistik füze programıyla bağlantılı Şehit Bakri Sanayi Grubu’nun başkanı olarak tanımlanmıştı.

Eski Savunma Bakanı Hüseyin Dehkan, Kasım 2014’te Ahlaki Kitapçi’yi Havacılık ve Uzay Sanayileri Teşkilatı Başkanı olarak atamıştı. ABD ise 2020 yılında Ahlaki Kitapçi’ye yaptırım uygulayarak kendisini Savunma Sanayii Teşkilatı yöneticisi olarak tanımlamış ve konvansiyonel silahlarla bağlantılı faaliyetlerine işaret etmişti.

Ahlaki Kitapçi’nin adı, İran’a yönelik önceki yaptırımların Eylül 2025’te yeniden uygulanmasının ardından Birleşmiş Milletler yaptırım listesine tekrar dahil edildi.

Adı ayrıca Avrupa Birliği’nin yaptırım belgelerinde de yer aldı. Bu belgelerde Ahlaki Kitapçi, İran Savunma Sanayii Teşkilatı ile Havacılık ve Uzay Sanayileri Teşkilatındaki yetkililerden biri olarak tanımlandı.

fergthyu
Pezeşkiyan, askeri yetkililerle görüşmesi sırasında (İran Cumhurbaşkanlığı)

Ahlaki Kitapçi’nin adaylığının önemini artıran unsurlardan biri de Havacılık ve Uzay Sanayileri Teşkilatının Savunma Bakanlığı bünyesindeki kritik rolü. Teşkilatın faaliyetleri füze sanayisinin yanı sıra havacılık ve uzay sanayileri ile bu alanlarla bağlantılı bazı ekipman ve sistemleri kapsıyor.

Ordunun üst kademelerinde değişim

Dini lider Mücteba Hamaney, 10 Ağustos’ta son savaşta öldürülen komutanların yerlerini doldurmak üzere altı üst düzey askeri komutanı görevlendirmişti.

Atamalarda öne çıkan isimler arasında Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanı olarak görevlendirilen Ali Abdullahî ile daha önce Kara Kuvvetleri Komutanlığı yapan ve yardımcılığına getirilen Keyumers Haydari bulunuyordu. Ahmed Vahidi ise tümgeneralliğe terfi ettirilmesinin ardından Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanlığına atanmıştı.

Bununla birlikte istihbarat alanındaki en hassas üst düzey görevlerin bir bölümü hâlâ kalıcı yöneticilerden yoksun bulunuyor.