Japonya'nın ölümcül silah ve savunma ekipmanlarının yabancı ülkelere satışı üzerindeki kısıtlamaları esnetmesi tartışma yarattı.
Ülkenin II. Dünya Savaşı sonrasında aldığı kararla yabancı ülkelere askeri teçhizat satışı arama kurtarma, nakliye, uyarı, gözetim ve mayın temizleme şeklinde 5 muharebe dışı kategoriyle sınırlıydı.
Ancak Kabine ve Ulusal Güvenlik Konseyi'nin bugünkü kararıyla bu sınırlamalar kaldırıldı.
Yeni düzenleme kapsamında savunma teçhizatı "silah" ve "silah dışı" şeklinde sınıflandırıyor.
Radar sistemleri gibi "silah dışı" ekipmanın ihracatına yönelik sınırlama kaldırılırken, füze gibi "silah" kategorisindeki ekipmanın Japonya'yla savunma anlaşması yapan ülkelere satışına izin veriliyor.
Diğer yandan çatışma halindeki ülkelere silah ihracatı yasağı devam ediyor. Fakat yönetimin ulusal güvenliğin tehlikede olduğunu düşündüğü "istisnai durumlarda" bu satışların gerçekleştirilmesinin de önü açıldı.
Japon haber ajansı Kyodo'nun analizinde, bu adımın "II. Dünya Savaşı'ndaki yenilgisinden bu yana Anayasası uyarınca kendisini ‘barış yanlısı bir ulus' şeklinde tanıtan bir ülke için savunma politikasında önemli bir dönüşüm anlamına geldiği" ifade ediliyor.
Japonya Başbakanı Sanae Takaiçi, sosyal medya hesabından konuya ilişkin paylaşımında, "artık hiçbir ülkenin huzurunu ve güvenliğini tek başına koruyamayacağını" vurguladı.
Kabine Baş Sekreteri Kihara Minoru da ülkesinin "barışsever bir ulus olarak temel ilkelerine bağlı kalacağını" söyledi.
CNN'in analizinde, Ukrayna ve Ortadoğu'daki savaşların Amerikan silah üretimi üzerinde baskı yarattığına ve ABD'nin müttefiklerinin Japon savunma sanayisine yönelebileceğine dikkat çekiliyor.
İran savaşı nedeniyle Amerikan ordusunun Asya'daki bazı birliklerini Ortadoğu'ya transfer etmesi de bölgedeki ülkeleri endişelendirmişti.
New York Times'ın görüş aldığı Tokyo'daki Keio Üniversitesi'nden Michito Tsuruoka şunları söylüyor:
ABD'nin küresel düzenin koruyucusu olduğu düşüncesinin bir tür yanılsama olduğu ortaya çıktı ve bu çok rahatsız edici bir gerçeklik. Artık Japonya, kendi güvenlik ve savunması için uygulanabilir alternatifler bulmak amacıyla acele ediyor.
Diğer yandan Japonya'nın bu hamlesi Çin'den tepki çekti. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun "Japonya'nın net planlar ve somut adımlarla yeniden silahlanma sürecini hızlandırdığını" vurguladı.
Uluslararası topluma, "Japonya'nın neo-militarizminin pervasız hamlelerine kararlılıkla direnme" çağrısında bulundu.
Japonya'da ihracat kısıtlamalarının gevşetilmesine yönelik görüşmelere tepki gösteren protestocular da 19 Nisan'da Meclis binası önünde protesto düzenlemişti. Eylemciler, "Savaşa hayır!" yazılı pankartlar açmıştı.
Avustralya ve Japonya, 7 milyar dolarlık savaş gemisi anlaşmasını yürürlüğe koyan sözleşmeyi de 18 Nisan'da imzalamıştı. Bu kapsamda Japon devi Mitsubishi, Avustralya donanması için 11 adet fırkateyn üretecek.
Ayrıca Sanae Takaiçi yönetimi, Güney Çin Denizi'nde Pekin'le deniz sınırları hakkında anlaşmazlık yaşayan Filipinler'e de fırkateyn ihraç etmeyi değerlendiriyor.
Filipinler Savunma Bakanı Gilberto Teodoro, Japonya'nın ihracat kurallarında yaptığı değişikliği memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, bunun "caydırıcılık yoluyla bölgesel istikrara katkıda bulunacağını" savundu.
Independent Türkçe, Kyodo, New York Times, CNN, Reuters, Global Times