Trump'ın medya şirketi bir kez daha milyonlarca dolarlık zarar açıkladıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5271618-trump%C4%B1n-medya-%C5%9Firketi-bir-kez-daha-milyonlarca-dolarl%C4%B1k-zarar-a%C3%A7%C4%B1klad%C4%B1
Trump'ın medya şirketi bir kez daha milyonlarca dolarlık zarar açıkladı
ABD Başkanı Trump'ın sosyal medya şirketi, ilk çeyrekte 405 milyon dolardan fazla net zarar bildirdi; bu, bir dizi kötü finansal sonucun sonuncusu (Reuters)
Trump'ın medya şirketi bir kez daha milyonlarca dolarlık zarar açıkladı
ABD Başkanı Trump'ın sosyal medya şirketi, ilk çeyrekte 405 milyon dolardan fazla net zarar bildirdi; bu, bir dizi kötü finansal sonucun sonuncusu (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump'ın Truth Social platformunun ana şirketi, yılın ilk çeyreğinde 405 milyon dolardan fazla net zarar bildirdi. Bu, geçen ay CEO'sunu değiştiren medya holdinginde şirketteki sorunların son işareti.
Finansal sonuçlara göre Trump Media and Technology Group ilk çeyrekte 871 bin doların biraz üzerinde net satış gerçekleştirdi.
Truth Social, dijital varlıklar ve yakında sunulacak tahmin piyasalarına erişim gibi alanlarda faaliyet gösteren şirket, zararları "dijital varlıklardaki gerçekleşmemiş kayıplar, rehin verilen dijital varlıklar ve öz sermaye menkul kıymetleri (368,7 milyon dolar), tahakkuk eden faiz (11,5 milyon dolar) ve hisse bazlı ücretlendirme (11,8 milyon dolar)" olarak açıkladı.
Şirket, basın bülteninde toplam varlıklarının 2,2 milyar dolar olduğunu ve art arda 4. çeyrekte pozitif işletme nakit akışı elde ettiğini vurguladı.
Cuma akşamı itibarıyla TMTG hissesi 9 doların biraz altında işlem görüyordu, yıl başından beri düşüşteydi ve hissenin 2022'deki rekor zirvesinden bu yana 10 kattan fazla değer kaybetti.
Bu çeyrek sonuçları, ailesinin çoğunluğa yakın hissesi olduğu başkanın medya şirketi için son kötü performansı gösteriyor.
Son üç yılda net zararlar hızlandı ve 2023'te 58,2 milyon dolardan 2024'te 400,9 milyon dolara ve 2025'te 712 milyon dolardan fazla bir değere ulaştı.
Geçen ay Trump Media, uzun süredir CEO olan eski Cumhuriyetçi Kongre Üyesi Devin Nunes'i görevden almıştı.
Şirket, yatırımcı ilgisi yaratmak için beklenmedik iş kollarına yöneliyor.
Aralık ayında yapay zekayı beslemek için gereken enerji talebini gerekçe göstererek, nükleer füzyon şirketi TAE Technologies'le 6 milyar dolardan fazla, tamamı hisse senedi karşılığı birleşme anlaşmasına vardı; anlaşmanın 2026 ortalarında tamamlanması bekleniyor.
TAE, bu yıl bir füzyon santralinin inşaatına başlamayı ve 2031'e kadar elektrik üretmeyi planlıyor.
ilim insanları, tükettiklerinden güvenilir biçimde daha fazla enerji üreten nükleer füzyon sistemleri inşa etmeyi, bunları ticarileştirmek bir yana, henüz başaramadı.
Ekimde Trump Media, Truth Social'da tahmin piyasaları sunmaya başlayacağını açıklamıştı.
Başkanın oğlu Donald Trump Jr., mevcut iki tahmin piyasası olan Kalshi ve Polymarket'in danışmanı.
İran savaşı ABD içindeki bölünmeleri alevlendiriyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5271637-i%CC%87ran-sava%C5%9F%C4%B1-abd-i%C3%A7indeki-b%C3%B6l%C3%BCnmeleri-alevlendiriyor
İran savaşı ABD içindeki bölünmeleri alevlendiriyor
İran savaşına karşı çıkan bir protestocu, Kongre’de ABD Savunma Bakanı’nın oturumunu boykot etti... 30 Nisan 2026 (Reuters)
Washington’da İran savaşı etrafında süren siyasi tartışmalar, son günlerde eleştiri boyutunu aşarak karşılıklı ‘ihanet’ suçlamalarına dönüştü. Bu durumun, Demokrat ve Cumhuriyetçi partiler açısından kritik önem taşıyan seçim sürecinde siyasi söylemin sertleşeceğine işaret ettiği değerlendiriliyor. Her ne kadar Trump yönetimi, Kongre’ye gönderdiği mesajda İran ile yürütülen askeri faaliyetlerin sona erdiğini belirterek, savaşın başlamasından 60 gün sonra anayasal olarak zorunlu hale gelen savaş yetkisi oylamasından kaçınmaya çalışsa da Demokratlar bu yaklaşımı reddetti. Demokrat siyasetçiler, yönetimi kamuoyunu yanıltmak ve anayasayı ihlal etmekle suçlayarak savaşın hangi somut hedeflere ulaştığını sorguladı.
Washington Raporu programı ise Şarku’l Avsat ile iş birliği kapsamında hazırlanan analizinde, Kongre’nin yasal sürenin dolmasının ardından başkanın yetkilerini sınırlandırmak için adım atıp atmayacağını ele aldı. Programda ayrıca, ara seçimlerin çerçevesini belirleyen açık siyasi mücadelede yönetimin Cumhuriyetçi Parti içindeki görüş ayrılıklarını kontrol altına alıp alamayacağı da tartışıldı.
Savaş karşıtları, ABD’nin en büyük düşmanı
İran savaşı başladıktan sonra ABD Kongresi önünde kamuoyuna açık ilk oturumda konuşan Pete Hegseth, savaş karşıtlarını ‘ABD’nin karşı karşıya olduğu en büyük tehdit’ olarak nitelendirdi. Hegseth’in açıklamaları, siyasi tartışmalardaki sertleşmeyi gözler önüne sererken, İran dosyasındaki tartışmaların eleştiri boyutundan çıkarak karşılıklı suçlamalara dönüştüğüne işaret etti.
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Senato Komitesi’nde düzenlenen bir oturumda... 30 Nisan 2026 (EPA)
Eski Başkan George W. Bush döneminde Ulusal Güvenlik Konseyi’nde görev yapan Mark Pfeifle, söz konusu açıklamaların savaşın Cumhuriyetçiler ile Demokratlar arasındaki uçurumu daha da derinleştirdiğini gösterdiğini söyledi. Washington’daki mevcut siyasi atmosferin ciddi bir kutuplaşma içerdiğini belirten Pfeifle, yaşanan gerilimi ‘son derece tehlikeli’ olarak nitelendirdi. Bu durumun ülkedeki keskin ayrışmayı daha da artırdığına dikkat çekti. İran savaşının seyrine ilişkin değerlendirmede bulunan Pfeifle, “Savaşa verilen destek oldukça düşük seviyede. Ayrıca Donald Trump’ın destek oranı da ciddi biçimde geriledi” ifadelerini kullandı. Pfeifle, yönetimin bu nedenle krizden çıkış yolu aradığını ve İran ile müzakere ederek kendisine siyasi kazanım sağlayacak bir anlaşmaya ulaşmaya çalıştığını savundu. Pfeifle ayrıca, yönetimin kasım ayında yapılacak ara seçimlerden önce askerleri ülkeye geri döndürmeyi hedeflediğini belirtti.
Öte yandan Dış İlişkiler Konseyi kıdemli araştırmacısı Steven Cook ise Trump’ın Kongre’deki Cumhuriyetçilerin büyük çoğunluğu üzerindeki etkisini koruduğunu ifade etti. Cook, Trump’a açık şekilde karşı çıkan herhangi bir Cumhuriyetçi temsilcinin büyük ihtimalle görev süresinin sonunda siyaseti bırakmayı planladığını söyledi. Ancak Cook, savaşın uzaması ve fiyat artışlarının seçim döneminde Cumhuriyetçiler açısından risk oluşturabileceği uyarısında bulundu. Özellikle benzin fiyatlarındaki yükselişin Amerikan kamuoyu üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirten Cook, bunun başkanın ve partisinin popülaritesine zarar verdiğini dile getirdi. Cook, “Önümüzde ön seçimler ve kasım ayındaki ara seçimler var. Benzin fiyatları yükseliyor ve Amerikan halkı bu konuda son derece hassas. Bu durum artık Amerikalıları gerçekten etkilemeye başladı” değerlendirmesinde bulundu. Cumhuriyetçilerin şimdilik başkanın tutumunu desteklemeyi sürdüreceğini kaydeden Cook, siyasi çıkarların seçmenin yaşadığı ekonomik sıkıntılarla çakışması halinde parti içindeki dengelerin değişebileceğini ifade etti.
ABD’de benzin fiyatları hızla yükseliyor. (AFP)
Cumhuriyetçi strateji uzmanı Angie Wang da yükselen benzin fiyatlarının Cumhuriyetçilerin ara seçimlerdeki şansına zarar verebileceği görüşüne katıldı. Wang, ABD Başkanı Donald Trump’ın yeniden iç politikaya odaklanması gerektiğini belirterek, “İkinci görev döneminin ilk yarısını tamamen dış politika meselelerine yoğunlaşarak geçirdi. Ancak ara seçimlere yalnızca birkaç ay kaldı ve artık ülke içindeki sorunlara dönmesi gerekiyor” dedi.
Wang ayrıca, Indiana’daki ön seçim sonuçlarına dikkat çekerek, Trump’ın desteklediği adayların büyük farkla kazandığını ve bunun Cumhuriyetçi Parti tabanında Trump’a verilen desteğin hâlâ güçlü olduğunu gösterdiğini ifade etti. Ancak Wang, Demokratların seçim yarışında baskıyı artırdığını belirterek, “Bu çabaları sürdürmek zorundayız, çünkü Demokratlar kazanabilecekleri her noktada üstünlük sağlamaya çalışıyor. Kasım ayına kadar rekabetin doğası bu olacak” değerlendirmesinde bulundu. Wang, buna rağmen benzin fiyatlarının eylül ayına kadar yüksek seviyelerde kalması durumunda Cumhuriyetçi Parti’nin ciddi bir siyasi sıkıntıyla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu.
Azalan popülerlik
Pfeifle, İran savaşının sonuçlarına yönelik artan hoşnutsuzluğun Trump’ı çatışmayı hızlı şekilde sona erdirmeye yönelttiğini söyledi. Pfeifle, “Özellikle de ABD’nin İran’a neden müdahil olduğunu Amerikan halkına açık biçimde anlatamadı. Bu durum kamuoyu yoklamalarına da yansıdı” değerlendirmesinde bulundu.
ABD Başkanı Donald Trump… Beyaz Saray, 7 Mayıs 2026 (Reuters)
Pfeifle, savaşın sürmesine yönelik iç tepkilerin Cumhuriyetçi Parti tabanında giderek arttığını, özellikle de partiye yakın etkili isimler ve podcast yayıncıları arasında rahatsızlığın büyüdüğünü belirtti. Pfeifle, “Bu durum Trump’ı etkiliyor. Medyada kendisini olumlu şekilde görmeyi seviyor ancak uzun süredir bunu göremiyor. Bazı istisnalar dışında olumlu bir tablo oluşmadı ve şimdi bunu yeniden sağlamaya çalışıyor” ifadelerini kullandı.
Pfeifle, Trump’ın kamuoyu desteğinin şu anda yüzde 30 seviyesinde bulunduğunu ve bunun hem mevcut dönemi hem de ilk başkanlık dönemi dahil olmak üzere şimdiye kadarki en düşük oran olduğunu söyledi. Pfeifle’a göre Trump’ın siyasi tabloyu tersine çevirebilmesinin tek yolu, Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak ve ardından eski Başkan Barack Obama döneminde 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmadan daha iyi bir anlaşma sağladığını gösterecek bir çıkış yolu bulmak.
Buna karşılık Cook ise Trump’ın 2015 anlaşmasından daha iyi şartlar elde etmesinin zor olduğunu savundu. Cook, İran yönetiminin uranyum zenginleştirme faaliyetlerinden vazgeçmeyi reddettiğini, füze teknolojisi programına bağlı kaldığını ve bölgedeki müttefik gruplara finansman sağlamayı durdurmaya karşı çıktığını belirtti. Cook, “ABD ve İsrail’in çatışmalar sırasında çeşitli taktiksel başarılar elde ettiği kesin. Ancak genel stratejik tablo Washington’ın lehine görünmüyor” değerlendirmesinde bulundu. Trump’ın Obama dönemindeki anlaşmadan daha avantajlı bir uzlaşı sağlayamayacağını ifade eden Cook, “Trump’ın kendi yarattığı bu durumdan çıkma konusundaki çaresizliği, ABD’yi 27 Şubat’takinden daha kötü bir konuma bırakacak bir anlaşmaya yol açabilir” dedi.
Kongre ve savaş
Wang, bu değerlendirmeye katılmadığını belirterek, Trump’ın müzakere sürecinde güçlü avantajlara sahip olduğunu ve ‘kötü bir anlaşmayı’ kesinlikle kabul etmeyeceğini ifade etti. Wang, ABD Kongresi’nde Cumhuriyetçi çoğunluğun Demokratların İran savaşında başkanın yetkilerini sınırlandırma girişimlerini engellediğini hatırlatarak, bunun Trump’a krizi sonlandırmak için zaman kazandırdığını söyledi. Wang, bu sürecin başkana ‘İran’daki çatışmayı tamamen ve kalıcı biçimde bitirmek için gerekli alanı sağladığını’ dile getirdi. Aynı zamanda İran ile yürütülen müzakerelere dair belirsizliklere dikkat çeken Wang, ABD’nin karşısında net ve tek bir muhatap olup olmadığının açık olmadığını vurguladı. Wang, “Dışişleri Bakanı müzakereci gibi görünüyor ancak gerçekten lider adına tam yetkiyle hareket edip etmediğini bilmiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Demokrat Senatör Kirsten Gillibrand, Kongre’deki bir oturumda... 30 Nisan 2026 (AP)
Demokratların ABD Kongresi içinde, Trump’ın savaş yetkilerini sınırlamaya yönelik girişimlerinin birçok kez başarısız olduğu bildirildi. Söz konusu girişimlerin Senato’da altı, Temsilciler Meclisi’nde ise iki kez Cumhuriyetçi çoğunluk tarafından reddedildiği aktarıldı. Pfeifle, Trump yönetimi açısından asıl kritik sınavın Kongre’de savunma bütçesinin onaylanması sürecinde yaşanacağını belirtti. Yaklaşık 1,5 trilyon dolara ulaşan bütçe talebinin savaşın mali yükü nedeniyle ciddi tartışmalara yol açtığı ifade edildi. Pfeifle, savaş kapsamında bugüne kadar önemli miktarda harcama yapıldığını, ancak gerçek maliyetin henüz tam olarak ortaya çıkmadığını söyledi. Her bir füzenin yüksek maliyet taşıdığına dikkat çeken Pfeifle, çok sayıda füze kullanıldığını ve bunların yeniden ikmal edilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca İran’a ait insansız hava araçları (İHA) ve balistik füzelerin ABD askeri tesislerinde yol açtığı hasarların onarımı için de ek maliyetler oluştuğu belirtildi.
Cook, ABD iç siyasetindeki gerilimler nedeniyle İran’ın zaman kazandığını düşündüğünü ve mevcut koşullarda Tahran’ın Trump’ın görev süresi bitene kadar direnebileceğini hesapladığını söyledi. Cook, Demokrat ve Cumhuriyetçi partiler arasındaki temel ayrışmanın İran’ın bir tehdit olup olmadığı konusunda olmadığını, bu konuda geniş bir mutabakat bulunduğunu ifade etti. Asıl tartışmanın bu tehdide nasıl yanıt verileceği üzerinde yoğunlaştığını belirtti. Cook’a göre Cumhuriyetçiler güç kullanımını öne çıkararak Trump’ın daha önce hiçbir başkanın denemediği bir yöntemle soruna yaklaştığını savunuyor. Demokratlar ise kararların ekonomik maliyetine ve sürdürülebilirliğine odaklanıyor.
Çin’e önemli bir ziyaret
Trump’ın hem destekçileri hem de eleştirmenleri, önümüzdeki hafta gerçekleştirmesi beklenen Çin ziyaretiyle İran savaşı sürecinde kritik bir dönüm noktasına ulaşılabileceğini değerlendiriyor.
Wang, Çin’in arabulucu rolü üstlenebileceğini ve bunun Pekin’in çıkarına olacağını belirterek, Çin’in İran’la petrol ticaretine ihtiyaç duyduğunu söyledi. Wang’a göre Çin, Hürmüz Boğazı’nın açık kalmasından en fazla fayda sağlayan aktörlerden biri.
ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Güney Kore’de düzenlenen APEC Zirvesi’nin oturum aralarında ikili bir görüşme gerçekleştirdi... 30 Ekim 2025 (Reuters)
Wang, en kritik tarihin 14 Mayıs olduğunu, bu tarihte Cinping ile Trump arasında gerçekleşmesi beklenen görüşmenin süreci şekillendirebileceğini ifade etti. Bu buluşmanın, taraflar arasında bir tür uzlaşıya yönelik müzakerelere sahne olabileceğini öne sürdü. Pfeifle de bu değerlendirmeye katılarak Trump’ın Çin ziyaretinden siyasi bir kazanım elde etmeyi hedeflediğini söyledi. Pfeifle, bunun bir ticaret anlaşması ya da önemli bir siyasi açıklama şeklinde olabileceğini belirtti.
Bununla birlikte Çin’in Hürmüz Boğazı krizine ABD’nin zorlanmasını tamamen sorun olarak görmediği, ancak aynı zamanda güçlü bir ABD pazarına ihtiyaç duyduğu ifade edildi. Çin’in uzun vadede İran petrolüne de bağımlı olduğu değerlendirmesi yapıldı.
Yeni araştırmada iç huzurunun bedeli belirlendihttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5271620-yeni-ara%C5%9Ft%C4%B1rmada-i%C3%A7-huzurunun-bedeli-belirlendi
Yeni bir araştırmaya göre, iç huzurunun bir bedeli var.
Talker Research adlı anket ve pazarlama firmasının 2 bin kişiyle yaptığı bir araştırmaya göre, ortalama bir ABD tüketicisi kafa rahatlığı için yılda 57 bin dolar ödemeye razı.
Anket, katılımcılara şu 5 garanti için ne kadar ödeyeceklerini sordu: Beklenmedik bir tıbbi fatura veya katkı payı çıkmaması, iş kaybı konusunda endişelenmemek, konser ve etkinlik biletlerine erişim garantisi, ihtiyaç duyulduğunda ilaçla gıda maddelerinin mevcut olması ve ulaşım hizmetlerinin hiç iptal edilmemesi.
Katılımcılar, gıda ve ilaç gibi temel ihtiyaçlara garantili erişim için yılda ortalama 21 bin dolar, işlerini kaybetme konusunda endişelenmemek içinse 19 bin 800 dolar harcamaya razıydı. Ankete katılanların ortalama maaşı yıllık 79 bin dolardı.
Anketin sonuçları, son 17 ayda karmaşık bir ekonomik ve finansal ortamda yolunu bulmaya çalışan tüketiciler için kafa rahatlığının ne kadar değerli olduğunu vurguluyor.
Tüketicilerin muhtemelen tahmin etmediği bir dizi olay, özellikle Trump yönetiminin gümrük vergileri ve İran'la savaş, günlük temel harcamaları etkiledi.
Kongre Ortak Ekonomik Komitesi'nin yakın tarihli bir raporuna göre ortalama bir ABD ailesi, gümrük vergilerinin günlük mal ve hizmetlerin fiyatlandırması üzerindeki etkisi nedeniyle Şubat 2025'ten Şubat 2026'ya kadar 1700 dolardan fazla ek ödeme yaptı.
İran'la savaş benzin fiyatlarını o kadar yükseltti ki tüketiciler son iki ayda benzin için 24 milyar dolar daha fazla ödedi.
Bu ekonomik sürprizler ve genel siyasi istikrarsızlık duygusu, tüketicileri kaygılandırıyor. Ortalama bir Amerikalının mali geleceğine dair korkusu, son 30 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.
Gemstone Wellness'ın kurucusu Dr. Jenny Martin, Talker Research anketinin bir parçası olarak görüşlerini sunarken, bu durumun tüketicilerin kafa rahatlığı için yaklaşık 60 bin dolar ödemeye hazır olmalarını açıklayabileceğini söyledi.
Martin, "Ekonomik belirsizlik ve siyasi istikrarsızlıkla tanımlanan bir ortamda yaşıyoruz" dedi.
Kafa rahatlığı, psikolojik açıdan kontrol duygusuyla eşdeğer hale geldi ve bu kontrolü bulmak giderek zorlaşıyor… 'Kafa rahatlığı için ödeme yapma' fikri, güvenliği ve öngörülebilirliği sağlama, kronik tetikte olma halinden kurtulma arzusunu yansıtıyor.
Tüketiciler huzur için ödeme yapmak isteseler de ankete göre yüzde 41'i bunu istedikleri zaman gerçekleştiremediklerini itiraf etti.
Independent Türkçe
Filistin'i Avrupa'nın vicdanını sınayan bir mesele haline getiren İspanya Başbakanı Pedro Sanchezhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5271610-filistini-avrupan%C4%B1n-vicdan%C4%B1n%C4%B1-s%C4%B1nayan-bir-mesele-haline-getiren-i%CC%87spanya-ba%C5%9Fbakan%C4%B1
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Bask bölgesel seçimleri öncesinde Bilbao'da düzenlenen İspanyol Sosyalist İşçi Partisi seçim kampanyası kapanış mitinginde konuşma yaparken, 21 Nisan 2024 (AFP)
Filistin'i Avrupa'nın vicdanını sınayan bir mesele haline getiren İspanya Başbakanı Pedro Sanchez
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Bask bölgesel seçimleri öncesinde Bilbao'da düzenlenen İspanyol Sosyalist İşçi Partisi seçim kampanyası kapanış mitinginde konuşma yaparken, 21 Nisan 2024 (AFP)
Stefanie Butendieck Hijerra
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, siyasi kariyerinin uzun soluklu olacağına dair sinyalleri çok az vermişti. Rakipleri onu sık sık fırsatçılıkla, stratejik pervasızlıkla ya da kırılgan ittifaklara yaslanmakla tanımladı. Buna karşın Sanchez, partisi içindeki isyanı, seçim yenilgilerini, koalisyon çalkantılarını ve İspanyol sağının durmak bilmeyen saldırılarını geride bırakarak Avrupa'nın en istikrarlı sosyal demokrat liderlerinden biri haline geldi. Sanchez’in siyasi kimliğini ideolojik saflık değil, içgüdü, uyum kapasitesi ve kırılganlığı bir güç kaynağına dönüştürme becerisi belirliyor.
İşte bu içgüdü, Sanchez'i Batı Avrupalı liderler arasında Filistin devletine en yüksek sesle sahip çıkanlardan biri konumuna taşıdı. İspanya, 28 Mayıs 2024 tarihinde Norveç ve İrlanda ile eş zamanlı olarak Filistin'i tanıdı ve bu adımı barışa katkı, uluslararası hukukun savunuculuğu ile diplomatik felcin reddi olarak sundu.
Sanchez, Filistin devletini tanıma kararının ne İsrail'i hedef aldığını ne de Hamas'ı desteklediğini vurgularken bu adımı, uygulanabilir bir iki devletli çözüme doğru atılmış somut bir adım olarak tanımladı.
Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Filistin meselesi, Sanchez'in siyasi hesaplarında sıradan bir dış politika dosyasının çok ötesine geçti ve bunun Batı'nın tutarlılığının sınavına dönüştürdü. Açıkça ‘Avrupa, Ukrayna'yı savunmak için uluslararası hukuka başvuruyorsa Gazze söz konusu olduğunda aynı dili terk edemez’ argümanını sundu. Bu konuda 2024 yılının temmuz ayında çifte standart konusunda uyaran Sanchez, uluslararası hukukun uygulanmasının jeopolitik çıkar hesaplarına göre şekillenmemesi gerektiğini kararlılıkla savundu.
Bu tutumun daha derin kökleri var. 1972 yılında Madrid'de dünyaya gelen Sanchez, 1993 yılında İspanyol Sosyalist İşçi Partisi'ne (PSOE) katıldı. Resmi biyografisi onu ekonomist, parti lideri ve 2018 yılının haziran ayından bu yana başbakan olarak tanımlıyor. Ancak asıl çarpıcı olan hikaye, kendisini sonradan tasfiye etmeye çalışan bir parti içinde nasıl yükseldiğinde yatıyor.
Sanchez, İspanya'da sosyal demokrasinin derin bir kriz yaşadığı 2014 yılında PSOE liderliğini ilk kez devraldı. Mali krizin yansımaları, kemer sıkma politikaları, yolsuzluk skandallarının zedelediği güven bunalımı ve sol kanattan Sosyalistlere rakip çıkan kemer sıkma politikaları karşıtı Podemos'un yükselişi partiyi yoruyordu.
Öte yandan onlarca yıl boyunca PSOE ile muhafazakâr Halk Partisi arasındaki rekabete dayanan İspanya'nın iki partili sistemi de çözülmeye yüz tutmuştu.
Sanchez, 2015 ve 2016 seçimlerinden tarafların hiçbirinin kesin çoğunluk elde edemeden çıkmasının ardından dönemin Başbakanı ve Halk Partisi lideri Mariano Rajoy önderliğindeki bir muhafazakâr hükümete zemin hazırlamayı reddetti. Bu tutum Sosyalist Parti liderliğinde büyük bir muhalefet doğurdu ve Sanchez 2016 yılında parti genel başkanlığından istifa etmek zorunda kaldı; siyasi sahneden çekildiği izlenimi bıraktı.
Ama o çekilmedi. Modern İspanya siyasetinin kırılma anlarından birinde Sanchez doğrudan parti üyelerine başvurdu. 2017 yılında parti liderliğini geri kazandı ve parti tabanının üst yönetime karşı başlattığı isyanın simgesi olarak geri döndü.
Bu deneyim onun siyasi üslubunu da güçlendirdi. Bu minvalde Sanchez, kendini gerici güçlere karşı demokrasinin savunucusu olarak konumlandırırken alışılmadık bir esneklikle hareket ediyor.
Öte yandan 2018 yılında Halk Partisi'ni sarsan bir yolsuzluk skandalının ardından dönemin Başbakanı Mariano Rajoy'un güvensizlik oylamasıyla hükümeti düşürüldükten sonra başbakanlık görevine geldi. Son derece dar bir parlamento tabanıyla göreve başlayan Sanchez, bu zayıflığı fırsata çevirdi ve o günden beri, başkalarını devirebilecek azınlık koalisyonları, ittifak anlaşmaları ve parlamento hesapları sayesinde iktidarda kalmaya devam ediyor.
Bu durumun daha derin kökleri var. 1972 yılında Madrid'de dünyaya gelen Sanchez, 1993 yılında İspanyol Sosyalist İşçi Partisi'ne (PSOE) katıldı. Resmi biyografisi onu ekonomist, parti lideri ve 2018 yılının haziran ayından bu yana başbakan olarak tanımlıyor.
Koalisyon yoluyla sosyal demokrasi
Sanchez'in paradoksunun arkasında, bir yanda kararlı bir Avrupalı sosyal demokrat, öte yanda siyasi ayakta kalışını PSOE'nin geleneksel yörüngesinin dışındaki partilerle ittifak kurmaya zorlayan bir pragmatizm yatıyor. Hükümetleri; koalisyonun küçük ortağı İspanya Sol İttifak Partisi’nin (SUMAR) yanı sıra pek çok İspanyol seçmen tarafından şüpheyle bakılan Katalan güçleri de dahil olmak üzere bölgesel ve bağımsızlıkçı partilerin desteğine bağlıydı. 2023 yılında yeniden iktidara geldiğinde ise başarısız Katalan bağımsızlık sürecine karışanlar için tartışmalı bir af kararını beraberinde getirdi. Bu durum, anayasal ilkeyi koltuğuna tutunmak uğruna pazarlık konusu yaptığı suçlamalarını beraberinde getirdi. Böylece ‘Sanchezcilik’ hem bir ideoloji hem de ilerici bir söylemi taktik sabırla harmanlayan kendine özgü bir siyaset anlayışına sahip bir yöntem haline geldi.
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, yeniden başbakan seçilmesinin ardından Madrid'deki La Zarzuela Kraliyet Sarayı'nda düzenlenen yemin töreninde İspanya Kralı VI. Felipe ile birlikte, 17 Kasım 2023 (AFP)
Sanchez'in ideolojisi, parçalanma çağına uyum sağlamış bir Avrupa sosyal demokrasisi olarak tanımlanabilir. Sosyal refah, çalışma hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği, yeşil dönüşüm, Avrupa entegrasyonu ve daha etkin bir devlet rolüne inanıyor. Ancak bu, onu eski tarz bir sosyalist militan yapmıyor. Televizyon önünde kendini rahatça ifade eden, kurumların diliyle barışık, icraatçı ruha sahip bir siyasetçi.
Filistin, Avrupa için bir turnusol kâğıdı oldu
Filistin dosyası bu ideolojik yapıyla tam bir uyum içinde. İspanya'nın Filistin devletini tanıması, Sanchez'e uluslararası hukuku, savaş karşıtı kamuoyu duyarlılığını, Avrupa'nın güvenilirliğini, İspanya'nın Akdeniz kimliğini ve çok taraflı diplomasinin savunuculuğunu tek bir çatı altında buluşturma imkânı tanıdı. Aynı zamanda dış politikada Madrid'i daha temkinli davranan Batı Avrupalı güçlerden ayırt eden bir alan açtı. Sanchez bu anda İspanya'nın İrlanda ve Norveç ile eş güdüm içinde, diplomatik inançtan güç alarak öne çıkma ve başkalarına örnek olma fırsatını gördü.
Gazze'deki savaşın sürmesiyle birlikte Sanchez'in tutumu daha da sertleşti. İspanya, 2024 haziranında Güney Afrika'nın Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) Gazze'de soykırım sözleşmesinin uygulanmasına ilişkin açtığı davaya müdahil oldu. 2025'te ise Sanchez daha ileri giderek İsrail'e silah ihracatına yönelik kısıtlamaları sıkılaştırdı ve yasadışı yerleşim birimlerinden yapılan mal ithalatını yasakladı.
Kullandığı dil, Batı Avrupalı bir lider için alışılmadık ölçüde sertti. Avrupa'yı Gazze'de başarısız olmakla suçlayan Sanchez, çifte standardın Batı'nın küresel itibarını zedelediğini savundu. Bu yalnızca insani bir söylem değil, aynı zamanda jeopolitik bir argümandı.
Sanchez'e göre Avrupa, Küresel Güney'den Ukrayna'da uluslararası normları savunmasını talep edemez, aksi takdirde Filistin meselesinde seçici davranıyor izlenimi verir.
Bu argüman İspanya'nın çok ötesinde yankı buluyor; özellikle Latin ABD'de, Arap dünyasında ve Afrika'nın büyük bölümünde, Batı'nın kural ve hak çağrılarını sömürgecilik, müdahalecilik ve seçici uygulama mirasının gözünden değerlendiren geniş kesimler arasında derin bir karşılık görüyor.
Gazze'deki savaşın devam etmesiyle birlikte, Sánchez'in tepkisi daha sert bir hal aldı. İspanya, Gazze'de soykırım suçunun önlenmesine ilişkin sözleşmenin uygulanmasıyla ilgili olarak Güney Afrika'nın UAD’da açtığı davaya müdahil oldu.
İç siyasi hesap ve diplomatik hırs
Sanchez'in tutumunun bu denli kararlı olmasını iç siyasi dinamikler de açıklıyor. İspanya kamuoyu, kısmen ülkenin Akdeniz yönelimi ve sömürgecilik karşıtı sol geleneklerden beslenen tarihsel bir Filistin sempatisiyle şekillendi. Sanchez'in koalisyonu içinde sol kanat, İsrail'e yönelik tutumun sertleştirilmesi yönünde baskı uyguladı. Bu bağlamda Filistin meselesindeki kararlı çizgi hem ideolojik hem de koalisyon açısından işlevsel bir rol üstleniyor, ilerici kimliğini pekiştiriyor ve onu İspanyol sağından belirgin biçimde ayırıyor.
PSOE’nin lideri ve 20 Aralık 2015’te yapılacak genel seçimlerin adayı Pedro Sanchez, Valencia'daki Fuente San Luis stadyumunda düzenlenen seçim mitinginde, 13 Aralık 2015 (AFP)
Ancak Sanchez'in Filistin politikasını yalnızca iç siyasi hesaba indirgemek dar bir okuma olur. Sanchez, dış politikayı İspanya'nın geleneksel ağırlığının ötesinde hareket edebildiği bir sahne olarak gördüğünü defalarca kez ortaya koydu. Hükümeti ülkeyi Avrupa, Latin Amerika ve Akdeniz arasında bir köprü ve çalkantının giderek arttığı bir dönemde çok taraflılığın savunucusu olarak konumlandırmaya çalıştı. Filistin meselesi ise ona İspanya'nın Avrupa mutabakatına yalnızca uymakla kalmayıp onu şekillendirmeye katkıda bulunduğunu söyleme imkânı tanıyor.
Ahlaki diplomasinin riskleri
Bu değer odaklı diplomasinin kendine özgü riskleri var. İsrail, İspanya'nın Filistin'i tanımasına ve ardından gelen adımlara sert bir tepki gösterdi. İspanyol muhafazakârlar ise Sanchez'i müttefiklerle ilişkilere zarar vermekle ve iç skandallardan dikkati dağıtmak için dış politikayı araçsallaştırmakla suçluyor. Bazı eleştirmenler de ahlaki tutarlılığın yurt dışında ilan etmenin yurt içinde uygulamaktan çok daha kolay olduğunu öne sürüyor ve kırılgan parlamento ittifakları kurumsal fırsatçılık suçlamalarını besliyor.
Bu eleştiriler gündemden düşmeyecek. Sanchez, güçlü yanlarıyla zaafiyetlerinin iç içe geçtiği, kutuplaştırıcı bir siyasi figür olmayı sürdürüyor. PSOE'yi yeniden ayağa kaldırmasını ve İspanyol sağını iktidardan uzak tutmasını sağlayan esnekliğin aynısı, koltuğunu korumak için ağır bedeller ödemeye hazır olduğu tahminlerini körüklüyor. Gazze konusundaki ahlaki özgüveni onu seçici bir öfkeyle suçlanmaya açık hale getirirken Avrupacılığı, rakiplerinin gözünde stratejik hesabı örten bir erdem söylemi olarak görünebiliyor.
İşte burada Filistin devletine ilişkin tutumunun siyasi anlamı netlik kazanıyor. Bu, Madrid'den çıkan diplomatik bir eylemden öte bir şey; Sanchez'in daha geniş kimliğini gözler önüne seriyor: Sosyal demokrat, Avrupacı, çatışmacı, ahlaki bir çerçeveye yaslanmış ve pragmatik. Filistin'i hem Ortadoğu barışıyla hem de Avrupa'nın kendine bakışıyla ilgili bir mesele haline getirdi. Sanchez için bu dosya özsel bir soruyu gündeme taşıyor: “Kurallara dayalı düzen gerçek bir ilke mi, yoksa tüketim için üretilmiş bir slogan mı?”
Pedro Sanchez, Avrupa'nın ideolojik açıdan en saf ya da en az tartışmalı lideri olmayabilir. Ancak modern Avrupa siyasetinin dönüşümlerini en çarpıcı biçimde yansıtanlardan biri haline geldi. Onun deneyimi, sosyal demokrasinin parçalandığı bir çağda koalisyon, yüzleşme, ahlaki argüman ve kurumsal esneklik aracılığıyla nasıl işlediğini gösteriyor. Filistin meselesinde bu özelliklerin tamamı bir araya geldi. Sonuç ise Filistin devletini tanımayı geç kalmış sembolik bir jesttin ötesine taşıyarak uluslararası varlığının merkezine yerleştiren bir İspanya Başbakanı oldu.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة