İran savaşı ABD içindeki bölünmeleri alevlendiriyor

Ara seçimler öncesinde Demokratlar ile Cumhuriyetçiler arasında çatışma

İran savaşına karşı çıkan bir protestocu, Kongre’de ABD Savunma Bakanı’nın oturumunu boykot etti... 30 Nisan 2026 (Reuters)
İran savaşına karşı çıkan bir protestocu, Kongre’de ABD Savunma Bakanı’nın oturumunu boykot etti... 30 Nisan 2026 (Reuters)
TT

İran savaşı ABD içindeki bölünmeleri alevlendiriyor

İran savaşına karşı çıkan bir protestocu, Kongre’de ABD Savunma Bakanı’nın oturumunu boykot etti... 30 Nisan 2026 (Reuters)
İran savaşına karşı çıkan bir protestocu, Kongre’de ABD Savunma Bakanı’nın oturumunu boykot etti... 30 Nisan 2026 (Reuters)

Washington’da İran savaşı etrafında süren siyasi tartışmalar, son günlerde eleştiri boyutunu aşarak karşılıklı ‘ihanet’ suçlamalarına dönüştü. Bu durumun, Demokrat ve Cumhuriyetçi partiler açısından kritik önem taşıyan seçim sürecinde siyasi söylemin sertleşeceğine işaret ettiği değerlendiriliyor. Her ne kadar Trump yönetimi, Kongre’ye gönderdiği mesajda İran ile yürütülen askeri faaliyetlerin sona erdiğini belirterek, savaşın başlamasından 60 gün sonra anayasal olarak zorunlu hale gelen savaş yetkisi oylamasından kaçınmaya çalışsa da Demokratlar bu yaklaşımı reddetti. Demokrat siyasetçiler, yönetimi kamuoyunu yanıltmak ve anayasayı ihlal etmekle suçlayarak savaşın hangi somut hedeflere ulaştığını sorguladı.

Washington Raporu programı ise Şarku’l Avsat ile iş birliği kapsamında hazırlanan analizinde, Kongre’nin yasal sürenin dolmasının ardından başkanın yetkilerini sınırlandırmak için adım atıp atmayacağını ele aldı. Programda ayrıca, ara seçimlerin çerçevesini belirleyen açık siyasi mücadelede yönetimin Cumhuriyetçi Parti içindeki görüş ayrılıklarını kontrol altına alıp alamayacağı da tartışıldı.

Savaş karşıtları, ABD’nin en büyük düşmanı

İran savaşı başladıktan sonra ABD Kongresi önünde kamuoyuna açık ilk oturumda konuşan Pete Hegseth, savaş karşıtlarını ‘ABD’nin karşı karşıya olduğu en büyük tehdit’ olarak nitelendirdi. Hegseth’in açıklamaları, siyasi tartışmalardaki sertleşmeyi gözler önüne sererken, İran dosyasındaki tartışmaların eleştiri boyutundan çıkarak karşılıklı suçlamalara dönüştüğüne işaret etti.

dfvfd
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Senato Komitesi’nde düzenlenen bir oturumda... 30 Nisan 2026 (EPA)

Eski Başkan George W. Bush döneminde Ulusal Güvenlik Konseyi’nde görev yapan Mark Pfeifle, söz konusu açıklamaların savaşın Cumhuriyetçiler ile Demokratlar arasındaki uçurumu daha da derinleştirdiğini gösterdiğini söyledi. Washington’daki mevcut siyasi atmosferin ciddi bir kutuplaşma içerdiğini belirten Pfeifle, yaşanan gerilimi ‘son derece tehlikeli’ olarak nitelendirdi. Bu durumun ülkedeki keskin ayrışmayı daha da artırdığına dikkat çekti. İran savaşının seyrine ilişkin değerlendirmede bulunan Pfeifle, “Savaşa verilen destek oldukça düşük seviyede. Ayrıca Donald Trump’ın destek oranı da ciddi biçimde geriledi” ifadelerini kullandı. Pfeifle, yönetimin bu nedenle krizden çıkış yolu aradığını ve İran ile müzakere ederek kendisine siyasi kazanım sağlayacak bir anlaşmaya ulaşmaya çalıştığını savundu. Pfeifle ayrıca, yönetimin kasım ayında yapılacak ara seçimlerden önce askerleri ülkeye geri döndürmeyi hedeflediğini belirtti.

Öte yandan Dış İlişkiler Konseyi kıdemli araştırmacısı Steven Cook ise Trump’ın Kongre’deki Cumhuriyetçilerin büyük çoğunluğu üzerindeki etkisini koruduğunu ifade etti. Cook, Trump’a açık şekilde karşı çıkan herhangi bir Cumhuriyetçi temsilcinin büyük ihtimalle görev süresinin sonunda siyaseti bırakmayı planladığını söyledi. Ancak Cook, savaşın uzaması ve fiyat artışlarının seçim döneminde Cumhuriyetçiler açısından risk oluşturabileceği uyarısında bulundu. Özellikle benzin fiyatlarındaki yükselişin Amerikan kamuoyu üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirten Cook, bunun başkanın ve partisinin popülaritesine zarar verdiğini dile getirdi. Cook, “Önümüzde ön seçimler ve kasım ayındaki ara seçimler var. Benzin fiyatları yükseliyor ve Amerikan halkı bu konuda son derece hassas. Bu durum artık Amerikalıları gerçekten etkilemeye başladı” değerlendirmesinde bulundu. Cumhuriyetçilerin şimdilik başkanın tutumunu desteklemeyi sürdüreceğini kaydeden Cook, siyasi çıkarların seçmenin yaşadığı ekonomik sıkıntılarla çakışması halinde parti içindeki dengelerin değişebileceğini ifade etti.

vfdrvf
ABD’de benzin fiyatları hızla yükseliyor. (AFP)

Cumhuriyetçi strateji uzmanı Angie Wang da yükselen benzin fiyatlarının Cumhuriyetçilerin ara seçimlerdeki şansına zarar verebileceği görüşüne katıldı. Wang, ABD Başkanı Donald Trump’ın yeniden iç politikaya odaklanması gerektiğini belirterek, “İkinci görev döneminin ilk yarısını tamamen dış politika meselelerine yoğunlaşarak geçirdi. Ancak ara seçimlere yalnızca birkaç ay kaldı ve artık ülke içindeki sorunlara dönmesi gerekiyor” dedi.

Wang ayrıca, Indiana’daki ön seçim sonuçlarına dikkat çekerek, Trump’ın desteklediği adayların büyük farkla kazandığını ve bunun Cumhuriyetçi Parti tabanında Trump’a verilen desteğin hâlâ güçlü olduğunu gösterdiğini ifade etti. Ancak Wang, Demokratların seçim yarışında baskıyı artırdığını belirterek, “Bu çabaları sürdürmek zorundayız, çünkü Demokratlar kazanabilecekleri her noktada üstünlük sağlamaya çalışıyor. Kasım ayına kadar rekabetin doğası bu olacak” değerlendirmesinde bulundu. Wang, buna rağmen benzin fiyatlarının eylül ayına kadar yüksek seviyelerde kalması durumunda Cumhuriyetçi Parti’nin ciddi bir siyasi sıkıntıyla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu.

Azalan popülerlik

Pfeifle, İran savaşının sonuçlarına yönelik artan hoşnutsuzluğun Trump’ı çatışmayı hızlı şekilde sona erdirmeye yönelttiğini söyledi. Pfeifle, “Özellikle de ABD’nin İran’a neden müdahil olduğunu Amerikan halkına açık biçimde anlatamadı. Bu durum kamuoyu yoklamalarına da yansıdı” değerlendirmesinde bulundu.

vfbfgb
ABD Başkanı Donald Trump… Beyaz Saray, 7 Mayıs 2026 (Reuters)

Pfeifle, savaşın sürmesine yönelik iç tepkilerin Cumhuriyetçi Parti tabanında giderek arttığını, özellikle de partiye yakın etkili isimler ve podcast yayıncıları arasında rahatsızlığın büyüdüğünü belirtti. Pfeifle, “Bu durum Trump’ı etkiliyor. Medyada kendisini olumlu şekilde görmeyi seviyor ancak uzun süredir bunu göremiyor. Bazı istisnalar dışında olumlu bir tablo oluşmadı ve şimdi bunu yeniden sağlamaya çalışıyor” ifadelerini kullandı.

Pfeifle, Trump’ın kamuoyu desteğinin şu anda yüzde 30 seviyesinde bulunduğunu ve bunun hem mevcut dönemi hem de ilk başkanlık dönemi dahil olmak üzere şimdiye kadarki en düşük oran olduğunu söyledi. Pfeifle’a göre Trump’ın siyasi tabloyu tersine çevirebilmesinin tek yolu, Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak ve ardından eski Başkan Barack Obama döneminde 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmadan daha iyi bir anlaşma sağladığını gösterecek bir çıkış yolu bulmak.

Buna karşılık Cook ise Trump’ın 2015 anlaşmasından daha iyi şartlar elde etmesinin zor olduğunu savundu. Cook, İran yönetiminin uranyum zenginleştirme faaliyetlerinden vazgeçmeyi reddettiğini, füze teknolojisi programına bağlı kaldığını ve bölgedeki müttefik gruplara finansman sağlamayı durdurmaya karşı çıktığını belirtti. Cook, “ABD ve İsrail’in çatışmalar sırasında çeşitli taktiksel başarılar elde ettiği kesin. Ancak genel stratejik tablo Washington’ın lehine görünmüyor” değerlendirmesinde bulundu. Trump’ın Obama dönemindeki anlaşmadan daha avantajlı bir uzlaşı sağlayamayacağını ifade eden Cook, “Trump’ın kendi yarattığı bu durumdan çıkma konusundaki çaresizliği, ABD’yi 27 Şubat’takinden daha kötü bir konuma bırakacak bir anlaşmaya yol açabilir” dedi.

Kongre ve savaş

Wang, bu değerlendirmeye katılmadığını belirterek, Trump’ın müzakere sürecinde güçlü avantajlara sahip olduğunu ve ‘kötü bir anlaşmayı’ kesinlikle kabul etmeyeceğini ifade etti. Wang, ABD Kongresi’nde Cumhuriyetçi çoğunluğun Demokratların İran savaşında başkanın yetkilerini sınırlandırma girişimlerini engellediğini hatırlatarak, bunun Trump’a krizi sonlandırmak için zaman kazandırdığını söyledi. Wang, bu sürecin başkana ‘İran’daki çatışmayı tamamen ve kalıcı biçimde bitirmek için gerekli alanı sağladığını’ dile getirdi. Aynı zamanda İran ile yürütülen müzakerelere dair belirsizliklere dikkat çeken Wang, ABD’nin karşısında net ve tek bir muhatap olup olmadığının açık olmadığını vurguladı. Wang, “Dışişleri Bakanı müzakereci gibi görünüyor ancak gerçekten lider adına tam yetkiyle hareket edip etmediğini bilmiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

fvfv
Demokrat Senatör Kirsten Gillibrand, Kongre’deki bir oturumda... 30 Nisan 2026 (AP)

Demokratların ABD Kongresi içinde, Trump’ın savaş yetkilerini sınırlamaya yönelik girişimlerinin birçok kez başarısız olduğu bildirildi. Söz konusu girişimlerin Senato’da altı, Temsilciler Meclisi’nde ise iki kez Cumhuriyetçi çoğunluk tarafından reddedildiği aktarıldı. Pfeifle, Trump yönetimi açısından asıl kritik sınavın Kongre’de savunma bütçesinin onaylanması sürecinde yaşanacağını belirtti. Yaklaşık 1,5 trilyon dolara ulaşan bütçe talebinin savaşın mali yükü nedeniyle ciddi tartışmalara yol açtığı ifade edildi. Pfeifle, savaş kapsamında bugüne kadar önemli miktarda harcama yapıldığını, ancak gerçek maliyetin henüz tam olarak ortaya çıkmadığını söyledi. Her bir füzenin yüksek maliyet taşıdığına dikkat çeken Pfeifle, çok sayıda füze kullanıldığını ve bunların yeniden ikmal edilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca İran’a ait insansız hava araçları (İHA) ve balistik füzelerin ABD askeri tesislerinde yol açtığı hasarların onarımı için de ek maliyetler oluştuğu belirtildi.

Cook, ABD iç siyasetindeki gerilimler nedeniyle İran’ın zaman kazandığını düşündüğünü ve mevcut koşullarda Tahran’ın Trump’ın görev süresi bitene kadar direnebileceğini hesapladığını söyledi. Cook, Demokrat ve Cumhuriyetçi partiler arasındaki temel ayrışmanın İran’ın bir tehdit olup olmadığı konusunda olmadığını, bu konuda geniş bir mutabakat bulunduğunu ifade etti. Asıl tartışmanın bu tehdide nasıl yanıt verileceği üzerinde yoğunlaştığını belirtti. Cook’a göre Cumhuriyetçiler güç kullanımını öne çıkararak Trump’ın daha önce hiçbir başkanın denemediği bir yöntemle soruna yaklaştığını savunuyor. Demokratlar ise kararların ekonomik maliyetine ve sürdürülebilirliğine odaklanıyor.

Çin’e önemli bir ziyaret

Trump’ın hem destekçileri hem de eleştirmenleri, önümüzdeki hafta gerçekleştirmesi beklenen Çin ziyaretiyle İran savaşı sürecinde kritik bir dönüm noktasına ulaşılabileceğini değerlendiriyor.

Wang, Çin’in arabulucu rolü üstlenebileceğini ve bunun Pekin’in çıkarına olacağını belirterek, Çin’in İran’la petrol ticaretine ihtiyaç duyduğunu söyledi. Wang’a göre Çin, Hürmüz Boğazı’nın açık kalmasından en fazla fayda sağlayan aktörlerden biri.

dfvbgrt
ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Güney Kore’de düzenlenen APEC Zirvesi’nin oturum aralarında ikili bir görüşme gerçekleştirdi... 30 Ekim 2025 (Reuters)

Wang, en kritik tarihin 14 Mayıs olduğunu, bu tarihte Cinping ile Trump arasında gerçekleşmesi beklenen görüşmenin süreci şekillendirebileceğini ifade etti. Bu buluşmanın, taraflar arasında bir tür uzlaşıya yönelik müzakerelere sahne olabileceğini öne sürdü. Pfeifle de bu değerlendirmeye katılarak Trump’ın Çin ziyaretinden siyasi bir kazanım elde etmeyi hedeflediğini söyledi. Pfeifle, bunun bir ticaret anlaşması ya da önemli bir siyasi açıklama şeklinde olabileceğini belirtti.

Bununla birlikte Çin’in Hürmüz Boğazı krizine ABD’nin zorlanmasını tamamen sorun olarak görmediği, ancak aynı zamanda güçlü bir ABD pazarına ihtiyaç duyduğu ifade edildi. Çin’in uzun vadede İran petrolüne de bağımlı olduğu değerlendirmesi yapıldı.



Ukrayna saldırıları, Kırım’daki krizi derinleştiriyor

Ukrayna ordusunun Kırım'ın Kerç şehrindeki petrol deposunu vurmasıyla tanklar alev aldı (Reuters)
Ukrayna ordusunun Kırım'ın Kerç şehrindeki petrol deposunu vurmasıyla tanklar alev aldı (Reuters)
TT

Ukrayna saldırıları, Kırım’daki krizi derinleştiriyor

Ukrayna ordusunun Kırım'ın Kerç şehrindeki petrol deposunu vurmasıyla tanklar alev aldı (Reuters)
Ukrayna ordusunun Kırım'ın Kerç şehrindeki petrol deposunu vurmasıyla tanklar alev aldı (Reuters)

Ukrayna'nın artırdığı saldırılar nedeniyle Kırım'da kısıtlamalar devreye sokuldu.

Rusya'nın atadığı Sivastopol Valisi Mihail Razvozhayev, Toplu taşımanın ve büyük mağazaların yalnızca belirli saatlerde hizmet vereceğini, bu saatler dışında ise sokağa çıkma yasağı uygulanacağını duyurdu.Geceleri sokak lambalarının çoğunun enerji tasarrufu için kapatılacağını ekledi.

Kırım Spor Bakanlığı da çocuklara yönelik tüm spor faaliyetlerinin, yarışma ve antrenmanların 1 Eylül'e kadar iptal edildiğini bildirdi.

Kremlin'in 2014'te ilhak ettiği Kırım'a atadığı yönetici Sergey Aksyonov, pazar günkü açıklamasında saldırılar nedeniyle en az 4 kişinin öldüğünü, 28 kişinin de yaralandığını söylemişti. Ayrıca akaryakıt satışlarının durdurulduğunu, yakıtın yalnızca bölgedeki temel hizmetlerin sürdürülmesi ve güvenliğin sağlanmasından sorumlu kamu kurumlarına verileceğini ifade etmişti.

Salı günü Kırım'ın yarısı Ukrayna'nın hava saldırıları nedeniyle elektriksiz kaldı. Guardian'ın aktardığına göre Ukrayna ordusu, bölgedeki demiryollarını ve elektrik tesislerini hedef alıyor.

Ukrayna Güvenlik Servisi'nden (SBU) pazar günü yapılan açıklamada, Kırım ve Krasnodar'daki limanlara, petrol altyapılarına ve hava savunma sistemlerine saldırılar düzenlendiği belirtilmişti.

Kırım Köprüsü'nü korumak amacıyla Rusya'nın konuşlandırdığı S-400 hava savunma sistemine ait dört radar istasyonunun ve iki "Pantsir" hava savunma sistemine ait füze ve topların vurulduğu aktarılmıştı.

Ayrıca Krasnodar'daki Kavkaz Limanı'yla Kerç Boğazı'ndaki "TES-Terminal-1" petrol deposunun da hedef alındığı belirtilmişti.

Rusya Savunma Bakanlığı'ndan bu sabah yapılan açıklamada, ülkenin çeşitli bölgelerinde Ukrayna'ya ait en az 323 drone'un imha edildiği aktarıldı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kırım'daki krize doğrudan değinmese de salı günkü açıklamasında, Ukrayna'nın sivil altyapıya yönelik insansız hava aracı (İHA) saldırılarını Rus toplumunu "sarsmak" amacıyla kullandığını söyledi.

Londra'deki King's College'dan Michael Clarke, Ukrayna'nın Kırım'ı izole edip muhtemel müzakerelerde koz olarak kullanmayı planladığına dikkat çekiyor

Putin ve ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl ağustosta Alaska'da görüşmüş ancak ateşkese yönelik somut bir adım atılamamıştı. Öte yandan Trump, görüşmenin ardından Donbas bölgesinde toprak tavizleri için Kiev'e baskıyı artırmış, Ukrayna ise buna yanaşmayacağını açıklamıştı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, dünkü açıklamasında "Batı'nın Ukrayna'yla arabuluculuk çabalarında başarısız olduğunu" savundu. Alaska'daki zirvenin, ABD'nin "Kiev rejimini yeniden silahlandırmak için zaman kazanmak amacıyla yaptığı bir manevra" olabileceğini öne sürdü.

Lavrov'un yardımcısı Sergey Ryabkov da Beyaz Saray'ı Alaska'da varılan "temel mutabakatlardan" sapmakla suçladı.

Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Uluslararası Kriz Grubu'ndan Oleg Ignatov, Trump'ın şubatta İsrail'le birlikte İran'a saldırıları başlatmasıyla Ukrayna cephesinin ikinci plana düşmesinin Rusya'yı hayal kırıklığına uğrattığını söylüyor:

Yapılandırılmış bir diplomatik süreç yok, masada bir anlaşma yok, aslında hiçbir şey yok. Ruslar bu durumdan çok hayal kırıklığına uğradı, Amerikalıların müzakerelere katılmasını gerçekten istiyorlar.

Independent Türkçe, Reuters, EuObserver, TASS, Guardian 


Trump: Macron zaafımı biliyordu

Trump ve diğer dünya liderleri geçen hafta Fransa'nın Evian-les-Bains komününde üç günlük uluslararası forum için bir araya geldi (AFP)
Trump ve diğer dünya liderleri geçen hafta Fransa'nın Evian-les-Bains komününde üç günlük uluslararası forum için bir araya geldi (AFP)
TT

Trump: Macron zaafımı biliyordu

Trump ve diğer dünya liderleri geçen hafta Fransa'nın Evian-les-Bains komününde üç günlük uluslararası forum için bir araya geldi (AFP)
Trump ve diğer dünya liderleri geçen hafta Fransa'nın Evian-les-Bains komününde üç günlük uluslararası forum için bir araya geldi (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Versay'a olan "zaafının" farkına vardığını ve kendisini G7 zirvesine katılmaya ikna ettiğini itiraf etti.

Trump ve diğer dünya liderleri, geçen hafta Fransa'nın Evian-les-Bains komünunde üç günlük uluslararası forumda bir araya gelerek Rusya'nın Ukrayna'yı istilası ve İran'daki savaş da dahil süregelen çatışmaları ele aldı.

Başkan, Axios'tan Marc Caputo'ya verdiği ve cuma günü yayımlanan röportajda, Macron'un "G7'ye ev sahipliği yapmada harika bir iş çıkardığını" söyledi ve Fransız liderin kendisini zirveden bir hafta önce davet ettiğini ekledi.

Trump, "'Bana bir iyilik yapar mısın? Paris'e gelir misin? Seni onurlandırmak isteriz' dedi" diye belirtti.

Başkan, "Bunu ulusu onurlandırmak olarak görüyorum. Ama o, 'Seni onurlandırmak isterim' dedi. Ve Avrupa’dan ve dünyanın diğer bölgelerinden pek çok önemli ismi davet etmişti" dedi.

Trump daha sonra, "Aslında gitmeyi düşünmüyordum ama Versay’a zaafım olduğunu biliyordu; orası dünyanın en güzel yerlerinden biri" diye itiraf etti.

Zirve çarşamba günü sona erdikten sonra Trump, Amerika'nın 250. yıldönümünü kutlamak için ABD'nin bağımsızlığını tanıyan 1783 Paris Antlaşması'nın imzalandığı Versay Sarayı'nda görkemli bir akşam yemeğine katıldı.

Trump, Caputo'ya "Bu, her zaman yaptıkları bir şey değil. Anlıyorum. Böyle şeyler yapmazlar. Versay'da akşam yemeği vermezler. Ve harika bir akşam yemeği yedik" dedi.

Akşam yemeğinde Trump, beklenmedik bir şekilde İran'la bölgedeki düşmanlıkları sona erdirecek geçici bir barış anlaşması imzalamıştı. Anlaşma, Hürmüz Boğazı'nı açmış ve iki ülke kalıcı bir anlaşmaya doğru çalışırken ABD'nin İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasını sona erdirmişti.

Macron çarşamba günü sosyal medyada yaptığı açıklamada, "Bu anlaşma kalıcı barışa önayak oluyor ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına olanak tanıyor" dedi.

Bu, yurttaşlarımız için doğru yönde atılmış önemli bir adım ve yakında enerji fiyatlarında düşüşe yol açacak.

ABD ve İsrail'in şubat sonunda İran'a saldırılar başlatmasının ardından İran'ın önemli petrol yolunu fiilen kapatmasıyla yakıt fiyatları fırladı.

AAA motor kulübüne göre ABD'de bir galon normal benzinin ortalama fiyatı 4,50 dolardan fazlayken 3,93 dolara düştü. Ancak Associated Press'e göre benzinin fiyatı, savaşın başlangıcında bir galonun 2,98 dolara mal olduğu zamana göre hâlâ önemli ölçüde daha yüksek.

G7 zirvesinde sık sık konu dışına kayan konuşmasında Trump, istediği her şeyi elde ettiğini öne sürerek maliyetli savaşı haklı çıkarmaya çalıştı.

Başkan, "Pazar günü İran'la, başarmayı hedeflediğimiz her şeyi, hatta çok daha fazlasını gerçekleştiren bir anlaşmaya vardık. Mevcut çatışmayı sona erdirmek, Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak ve İran'ın asla nükleer silah elde etmemesini sağlamak, her şey bununla ilgiliydi" dedi.

Independent Türkçe


Rubio: İran görüşmeleri gelecek hafta İsviçre'ye geri dönecek

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (AP)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (AP)
TT

Rubio: İran görüşmeleri gelecek hafta İsviçre'ye geri dönecek

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (AP)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (AP)

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, yaptığı açıklamada, ABD ile İran arasındaki teknik görüşmelerin, iki taraf arasında imzalanan mutabakat zaptını 60 günlük müzakere süresi içinde nihai bir anlaşmaya dönüştürme çabaları kapsamında, muhtemelen 29 veya 30 Haziran tarihlerinde İsviçre'de yeniden başlayacağını belirtti.

Körfez turu kapsamında Kuveyt'te bulunan Rubio, dün konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Teknik ekip, yanılmıyorsam, ayın 29 veya 30'unda İsviçre'ye geri dönecek" ifadelerini kullandı.

Rubio ayrıca, dünyadaki bütün ülkelerin, İran'ın hayati öneme sahip Hürmüz Boğazı'ndan geçiş ücreti alma fikrine karşı olduğuna inandığını söyledi. Bakan, "Dünyada Hürmüz Boğazı’nın kullanımı için geçiş ücreti veya tarifeler uygulanmasını destekleyen tek bir ülke bile bilmiyorum" dedi.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile salı günü başladığı Körfez turunun ardından dün Kuveyt’e gelen ABD Dışişleri Bakanı, yaptığı diğer açıklamalarda, Washington'un İran ile "iyi ve gerçek bir anlaşmaya" varmaya açık olduğunu vurguladı. Ancak Rubio, Tahran'ın uzlaşmaya yanaşmaması durumunda, Başkan Donald Trump'ın elinde "başka seçenekler" de olduğu konusunda uyarıda bulundu.

Gelecek müzakerelerin iki ülke arasındaki ilişkilerin en karmaşık konularını ele alacağını belirten Rubio; bu başlıkların İran'ın nükleer programı, yaptırımlar, Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer düzenlemeleri ve halen masada olan diğer bölgesel dosyaları kapsadığını ifade etti.

Müzakerelerin çerçevesi ve temel ilkeler

Washington, Hürmüz Boğazı'nın uluslararası bir su yolu olduğu gerekçesiyle seyrüsefer serbestisi ilkesine sıkı sıkıya bağlı kalmaya devam ediyor. ABD yönetimi, herhangi bir geçiş ücreti veya vergi uygulanmasının uluslararası teamüllere aykırı olduğunu savunuyor.

Rubio, İran'ın Hizbullah'a verdiği desteğin görüşmelerin ilerleyen aşamalarında masaya geleceğini açıkça belirtirken, İsrail ile Lübnan arasında yürütülen müzakerelerin ABD-İran görüşmelerinden tamamen bağımsız, ayrı bir mecra olduğunu kaydetti.

ABD'nin İran ile yürüttüğü müzakerelerde müttefikleriyle "tam bir uyum" içinde hareket edeceğini söyleyen Rubio, Washington'un bu süreçle ilgili kararlarda müttefiklerine danışacağını ve onların güvenliğine zarar verecek hiçbir adım atmayacağını taahhüt etti.

Günün erken saatlerinde, Katar ile birlikte arabuluculuk çabalarına liderlik eden Pakistan tarafından yapılan açıklamada, ABD ile İran arasındaki teknik görüşmelerin önümüzdeki hafta, büyük olasılıkla salı günü yeniden başlayacağı bildirilmiş, ancak yeni turun nerede yapılacağı belirtilmemişti.

 İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile tokalaşırken; ABD Başkan Yardımcısı J. D. Vance ve Jared Kushner, İsviçre’nin Luzern Gölü’ne bakan Bürgenstock tatil beldesinde ABD, İran, Pakistan ve Katar arasında yapılacak dörtlü toplantı öncesinde gelişmeleri takip etti. (AFP)İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile tokalaşırken; ABD Başkan Yardımcısı J. D. Vance ve Jared Kushner, İsviçre’nin Luzern Gölü’ne bakan Bürgenstock tatil beldesinde ABD, İran, Pakistan ve Katar arasında yapılacak dörtlü toplantı öncesinde gelişmeleri takip etti. (AFP)

Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tahir Andrabi, "Görüşmeler önümüzdeki hafta yeniden başlayacak" diyerek, tarihin pazartesi, salı veya çarşamba günü olabileceğini işaret etti.

60 günlük kritik takvim ve denetim tartışmaları

Siyasi heyetlerin katılımıyla pazar günü İsviçre'de başlayan ilk tur müzakereler, savaşı sona erdirmeyi ve tarafların onayıyla uzatılabilecek 60 günlük bir müzakere süreci başlatmayı amaçlayan 14 maddelik bir mutabakat zaptının imzalanmasının ardından teknik ekiplerce sürdürülmüştü.

Gelecek görüşmeler; İran'ın nükleer programı, yaptırımlar, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yönelik düzenlemeler ve Lübnan'daki çatışmaların durdurulması mekanizmaları gibi son derece hassas başlıkları içeriyor. Tahran yönetimi daha önce yaptığı açıklamada, ilk teknik turun; yaptırımların kaldırılması, nükleer dosya, yeniden yapılanma ve ekonomik kalkınma ile denetim ve uygulama olmak üzere dört ayrı çalışma grubunun kurulmasıyla sonuçlandığını duyurmuştu.

Bu yeni tur, Washington ile Tahran arasında İran'ın nükleer programına yönelik uluslararası denetimlerin geleceği konusunda tartışmaların arttığı bir dönemde geliyor.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi, İran'ın nükleer tesislerindeki denetimlerin "kaçınılmaz olarak gerçekleşeceğini" vurgulayarak, Washington ile Tahran arasında imzalanan mutabakat zaptının, nükleer malzeme ve tesislere ilişkin faaliyetlerin açıkça Ajans'ın denetimine tabi olmasını öngördüğünü belirtti. Grossi, yürütülen tartışmaların şu anda tarihler, prosedürler ve erişim mekanizmaları dahil olmak üzere tamamen operasyonel yönlere odaklandığını ifade etti.

Ancak Tahran, herhangi bir yeni denetim düzenlemesini nihai bir anlaşmaya varılması şartına bağlamaya devam ediyor.