Trump Pekin’de… İran’a seçenek sundu: Ya iyi bir anlaşma ya yıkım

Trump Pekin’de… İran’a seçenek sundu: Ya iyi bir anlaşma ya yıkım
TT

Trump Pekin’de… İran’a seçenek sundu: Ya iyi bir anlaşma ya yıkım

Trump Pekin’de… İran’a seçenek sundu: Ya iyi bir anlaşma ya yıkım

ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile önemli bir zirve gerçekleştirmek üzere Pekin’de. Trump, İran’ın nükleer silah sahibi olmasını engelleme konusundaki kararlılığını yineleyerek, ABD’den ayrılmadan önce yaptığı açıklamada, “İran ya ABD ile iyi bir anlaşmaya varacak ya da yıkımla karşı karşıya kalacak” dedi.

Trump ayrıca, İran savaşını sona erdirmek ve Tahran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki baskısını hafifletmek için Pekin’in yardımına ihtiyaç duyacağını düşünmediğini söyledi.

Washington ile Tahran arasındaki müzakere süreci, Trump’ın İran’ın son yanıtını reddetmesinin ardından açık bir çıkmaza girdi. Bu durum, kırılgan ateşkesin askeri dengelerin yeniden şekillendirildiği bir sürece dönüşebileceğine dair işaretleri artırdı.

Bu arada, ay başında hazırlanan ve New York Times tarafından yayımlanan gizli Amerikan istihbarat değerlendirmeleri, İran’ın askeri ve füze kapasitesinin büyük bölümünü yeniden toparladığını ortaya koydu. Bu değerlendirmeler, Trump’ın İran ordusunun “tamamen ezildiği” yönündeki açıklamalarıyla çelişiyor.



Trump-Şi zirvesi: Küresel baskılar altında öncelik ekonomi

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump, geçen ekim ayında Güney Kore’de gerçekleştirilen son görüşmelerinde tokalaşırken görülüyor. (Reuters)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump, geçen ekim ayında Güney Kore’de gerçekleştirilen son görüşmelerinde tokalaşırken görülüyor. (Reuters)
TT

Trump-Şi zirvesi: Küresel baskılar altında öncelik ekonomi

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump, geçen ekim ayında Güney Kore’de gerçekleştirilen son görüşmelerinde tokalaşırken görülüyor. (Reuters)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump, geçen ekim ayında Güney Kore’de gerçekleştirilen son görüşmelerinde tokalaşırken görülüyor. (Reuters)

Gözler Çin’in başkenti Pekin’e çevrildi. ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile büyük ölçüde ekonomi odaklı görünse de siyaset ve güvenlik başlıklarının da güçlü biçimde gündemde olduğu kritik bir zirvede bir araya gelmeye hazırlanıyor. Yaklaşık on yıldır bir Amerikan başkanının Çin’e gerçekleştirdiği ilk ziyaret olma özelliği taşıyan zirve, İran savaşı, yükselen enerji fiyatları ve dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki ticari gerilimin sürdüğü küresel baskı ortamında gerçekleşiyor.

Amerikan basınında yer alan haberlere göre, zirve öncesinde ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ile Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng arasında Güney Kore’de yapılan görüşmeler, liderler buluşmasının zeminini hazırladı. Tarafların ticaret, İran savaşı ve bunun deniz ticaret yolları ile enerji piyasalarına etkilerini ele aldığı belirtildi. Bessent, ziyaret hazırlıkları kapsamında yaptığı açıklamada, Pekin’de Trump ile Şi arasında “verimli” bir zirve gerçekleştirilmesini beklediğini söyledi.

Baskı altındaki iki ekonomi

Zirve, Trump’ın Çin ile kırılgan durumdaki ticari ateşkesi korumaya ve tarım ürünleri, uçaklar ile Amerikan mallarının ihracatında hızlı kazanımlar elde etmeye çalıştığı bir dönemde yapılıyor. Trump ayrıca, ziyarette kendisine eşlik eden büyük Amerikan şirketleri için Çin pazarının daha fazla açılmasını hedefliyor.

bgfgfrbgfr
ABD Başkanı Donald Trump, Çin’e gitmek üzere Beyaz Saray’dan ayrılırken görüntülendi. (DPA)

Heyette teknoloji ve finans dünyasının önde gelen isimlerinin bulunması dikkat çekiyor. Bunlar arasında, yapay zekâ ve çip teknolojilerinin Washington-Pekin ekonomik ilişkilerinin merkezine yerleştiğini gösteren Nvidia CEO’su Jensen Huang da bulunuyor.

Ancak tarafların hareket alanı oldukça sınırlı görünüyor. Eski ticari gerilimler hâlâ tamamen çözülmüş değil. Gümrük tarifeleri, ihracat kısıtlamaları ve nadir toprak elementleri, iki tarafın karşılıklı baskı araçları olmaya devam ediyor.

Washington, tedarik zincirlerinin önemli bölümünü Çin’in kontrol ettiği kritik minerallerin akışını güvence altına almak isterken, Pekin ise gelişmiş teknoloji ve yarı iletkenlere yönelik Amerikan kısıtlamalarının hafifletilmesini talep ediyor.

Öte yandan Çin ekonomisi, zirveye beklenenden daha güçlü bir konumda giriyor. Son veriler, Çin’in ihracatının nisanda yıllık bazda yüzde 14,1 arttığını ortaya koydu. ABD’ye yapılan ihracat da mart ayındaki sert düşüşün ardından yüzde 11,3 yükseldi. Bu durum, liderler görüşmesi öncesinde Pekin’in elini güçlendiriyor.

Enerji ve Deniz Taşımacılığı Masada

Zirve ekonomik ağırlıklı olsa da İran savaşı gündemin merkezindeki yerini koruyor. Enerji fiyatlarındaki yükseliş ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığında yaşanan aksaklıklar, ABD’de enflasyonu körükleme ve küresel talebi zayıflatma riski taşıyor. Bu durum, İran ve Körfez petrolünün en büyük ithalatçılarından biri olan Çin’i de yakından endişelendiriyor.

Bessent daha önce Çin’e çağrıda bulunarak, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı uluslararası deniz taşımacılığına açması için diplomatik nüfuzunu kullanmasını istemişti. Amerikan yetkili, bu başlığın Trump ile Şi arasındaki görüşmelerde de gündeme geleceğini belirtmişti.

Bu noktada Çin, devre dışı bırakılması mümkün olmayan bir aktör olarak öne çıkıyor. Pekin hem İran’ın en büyük ekonomik ortaklarından biri hem de büyümesini ve ihracatını sürdürebilmek için enerji ve nakliye yollarındaki istikrara bağımlı durumda.

Bu nedenle Trump’ın, bazı ticari gerilimlerin hafifletilmesi veya yeni müzakere kanallarının açılması karşılığında Çin’den Tahran üzerinde baskı kurma sözü almaya çalışabileceği değerlendiriliyor.

Çipler, Tarım ve Uçaklar

Zirvenin ekonomik beklentileri arasında, ABD’nin özellikle soya fasulyesi ve et ürünleri başta olmak üzere Amerikan tarım ürünlerinin Çin’e satışını artırma girişimi öne çıkıyor. Ayrıca havacılık sektöründe yeni anlaşmalar yapılması da hedefleniyor.

dfvfdvfdv
Şanghay’daki bir hediyelik eşya dükkânında, aralarında Donald Trump’ın da bulunduğu dünya liderlerine ait çizilmiş portreler sergileniyor. (EPA)

Trump yönetimi, Çin’den gelecek büyük ölçekli satın alma açıklamalarının özellikle ticaret savaşlarından zarar gören tarım eyaletlerinde iç politik açıdan önemli bir kazanım sağlayacağını düşünüyor.

Ancak iyimserlik sınırlı kalıyor. Çin son yıllarda Brezilya ve diğer tedarikçilere bağımlılığını artırdı. Bu durum, Pekin’in soya fasulyesi konusunda büyük tavizler verme ihtiyacını azaltıyor. Ayrıca Çin, emtia alımlarını kalıcı bir ticaret politikası değişiminden ziyade müzakere aracı olarak kullanma eğiliminde.

Teknoloji alanındaki rekabet ise daha karmaşık bir görünüm sergiliyor. Nvidia gibi Amerikan şirketleri, dünyanın en büyük yapay zekâ pazarlarından biri olan Çin’e daha geniş erişim talep ediyor. Buna karşılık Washington, gelişmiş çip satışlarının Çin’in teknolojik ve askeri kapasitesini güçlendirebileceğinden endişe ediyor.

Bu nedenle zirvenin, anlaşmazlıkları çözmekten çok yönetmeye yönelik bir platform olması bekleniyor.

Büyük Uzlaşıdan Çok Hasarı Sınırlandırma Zirvesi

Analiz merkezlerine göre zirve, kapsamlı bir anlaşmadan ziyade sınırlı “ekonomik çıktılara” odaklanabilir. Dünya Ekonomik Forumu’nun analizine göre temel hedef, yeni bir ticaret savaşının patlak vermesini önlemek ve mevcut istikrarı korumak; iki ülke arasındaki ilişkileri tamamen yeniden şekillendirmek değil.

Washington, enflasyon baskısı ve İran savaşının maliyetleri nedeniyle hızlı bir ekonomik başarıya ihtiyaç duyuyor. Pekin ise ihracatını olumsuz etkileyebilecek yeni bir ticari şoktan kaçınmak istiyor. Ancak ticaret verilerindeki iyileşme ve nadir mineraller ile dev tüketici pazarı gibi kozları nedeniyle geniş tavizler vermeye mecbur görünmüyor.

Bu çerçevede Trump-Şi zirvesi, iki rakip ekonomi arasındaki karşılıklı bağımlılığı yönetme testi olarak değerlendiriliyor. Washington ile Pekin arasındaki ilişki artık yalnızca ticaretten ibaret değil; enerji, teknoloji, tedarik zincirleri ve piyasa şoklarını kontrol etme kapasitesi de bu ilişkinin temel unsurları hâline gelmiş durumda.

sxdscv
ABD ve Çin bayrakları, başkent Pekin’deki Tiananmen Meydanı’nda Çin’in tarihi lideri Mao Zedong’un fotoğraflarının yanında dalgalanıyor. (Reuters)

Yatırımcılar tarifeler, çipler, tarım ve enerji konusunda verilecek mesajları beklerken, en olası sonuç kısmi uzlaşılar olarak görülüyor. Bunlar arasında diyalog kanallarının açık tutulması, nadir toprak elementleri konusunda tansiyonun düşürülmesi ve Çin’in Amerikan mallarına yönelik ek satın alma vaatleri bulunuyor.

Ancak büyük çaplı bir kırılmanın gerçekleşmesi, Trump ve Şi’nin ekonomiyi İran, Tayvan ve yapay zekâ gibi daha hassas başlıklardan ayırabilme kapasitesine bağlı olacak.


Warsh kartlarını Trump’a açacak mı, yoksa stratejik bir sessizliğe mi bürünecek?

Warsh, 21 Nisan 2026'da Senato Bankacılık Komitesi önünde ifade verdi (AFP)
Warsh, 21 Nisan 2026'da Senato Bankacılık Komitesi önünde ifade verdi (AFP)
TT

Warsh kartlarını Trump’a açacak mı, yoksa stratejik bir sessizliğe mi bürünecek?

Warsh, 21 Nisan 2026'da Senato Bankacılık Komitesi önünde ifade verdi (AFP)
Warsh, 21 Nisan 2026'da Senato Bankacılık Komitesi önünde ifade verdi (AFP)

Kevin Warsh, ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı olarak göreve başladığı ilk haftalarda kritik bir sınavla karşı karşıya kalacak. Haziran ayındaki toplantıda açıklanacak olan "noktasal grafik" öngörüleri, Başkan Donald Trump ve piyasalar için Warsh’ın rengini belli edecek: Warsh, Trump’ın umduğu gibi düşük faiz yanlısı bir "güvercin" mi olacak, yoksa FED’in geleneksel çizgisinde mi kalacak?

Reuters'ın analizine göre, yetkililerin faiz beklentilerini yansıtan bu grafik, Warsh’ın Trump’ın defalarca eleştirdiği o "genel akıntıya" kapılıp kapılmayacağını ortaya koyan temel ipucu olabilir. Tabii Warsh, faiz tahminini sunmamayı tercih etmezse.

Stratejik geri çekilme seçeneği

Warsh için bir çıkış yolu mevcut: Görevdeki ilk aylarında, özellikle borçlanma maliyetlerinin düşmesini beklediğini açıkça belirten bir başkan tarafından seçilmişken, faiz konusundaki görüşlerini saklı tutmak için veri paylaşımından kaçınabilir.

Eski St. Louis FED Başkanı ve Purdue Üniversitesi Daniels İşletme Fakültesi Dekanı James Bullard, "Bu onun için stratejik bir soru olacak" değerlendirmesinde bulundu. FED’in 16-17 Haziran’daki toplantısına beş hafta kala, senato onay süreci ve yemin töreni trafiği göz önüne alındığında Bullard, Warsh’ın "henüz ekleyecek bir şeyim yok" diyerek süreci geçiştirebileceğini öngörüyor.

Miran’ın boşluğu ve bağımsızlık sınavı

Her ne kadar noktasal grafikteki tahminler anonim kalsa da Warsh’ın vizyonu, yerine geçtiği Steven Miran’ın tahminleriyle kıyaslandığında büyük ölçüde netleşecek. Trump tarafından atanan ve eylül ayından beri görev yapan Miran, meslektaşlarının aksine sert faiz indirimlerini savunmasıyla biliniyordu.

Miran’ın "noktası" grafikten silindiğinde, eğer Warsh benzer şekilde genel mutabakatın dışında (aşırı düşük) bir tahmin sunmazsa, görüşleri Trump’ın hedef aldığı o ana akım görüşlerin içinde eriyip gidecek. Ancak Miran’ın çizgisine yakın bir tahmin sunması, Trump’tan bağımsızlığı konusunda anında soru işaretleri doğurabilir.

Tahminleri gizlemek ilk değil

FED tarihinde tahminlerin askıya alınması bilinmeyen bir durum değil. James Bullard da daha önce, 2-3 yılı aşan tahminlerin hata payının yüksek olduğunu ve kafa karışıklığı yarattığını savunarak uzun vadeli öngörü paylaşmayı durdurmuştu. Ayrıca FED, Mart 2020’de pandemi dönemindeki belirsizlik nedeniyle tahminlerini tamamen iptal etmişti.

Warsh’ın genel olarak "sözlü yönlendirme" yöntemine mesafeli olduğu biliniyor. Warsh, çok fazla ön bilgi vermenin politika yapıcıların elini kolunu bağladığına inanıyor. 2012'den bu yana genişletilen bu tahmin raporları, birçok yetkiliye göre bir "vaat" gibi yanlış anlaşılma riski taşıyor.

Eski FED Başdanışmanı ve Duke Üniversitesi Ekonomi Profesörü Ellen Meade, Warsh’ın haziran ayında bu yoğunluk arasında "nokta" koymakla uğraşmak istemeyebileceğini, hatta raporun formatında değişikliğe gitmek için tüm meslektaşlarını bu veriyi ertelemeye ikna edebileceğini ifade ediyor.


Uluslararası Enerji Ajansı, 2026 yılında petrol arzının günlük 3,9 milyon varil azalacağını öngörüyor

Uluslararası Enerji Ajansı’nın savaş nedeniyle 2026 yılında petrol arzında öngördüğü düşüş, daha önceki günlük 1,5 milyon varillik düşüş tahminlerine göre oldukça keskin (X)
Uluslararası Enerji Ajansı’nın savaş nedeniyle 2026 yılında petrol arzında öngördüğü düşüş, daha önceki günlük 1,5 milyon varillik düşüş tahminlerine göre oldukça keskin (X)
TT

Uluslararası Enerji Ajansı, 2026 yılında petrol arzının günlük 3,9 milyon varil azalacağını öngörüyor

Uluslararası Enerji Ajansı’nın savaş nedeniyle 2026 yılında petrol arzında öngördüğü düşüş, daha önceki günlük 1,5 milyon varillik düşüş tahminlerine göre oldukça keskin (X)
Uluslararası Enerji Ajansı’nın savaş nedeniyle 2026 yılında petrol arzında öngördüğü düşüş, daha önceki günlük 1,5 milyon varillik düşüş tahminlerine göre oldukça keskin (X)

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), İran savaşı kaynaklı aksaklıklar nedeniyle küresel petrol arzının 2026 yılında günlük yaklaşık 3,9 milyon varil azalacağını açıkladı. IEA, Ortadoğu’nun halihazırda 1 milyar varilden fazla petrol arzı kaybına uğradığını bildirdi.

2026 yılı için öngörülen bu düşüş, IEA’nın daha önce açıkladığı günlük 1,5 milyon varillik azalma tahminine kıyasla sert bir gerilemeye işaret ediyor.

IEA’nın aylık petrol piyasası raporunda, arz tarafındaki düşüşün talepteki gerilemeyi aşacağı belirtildi. Rapora göre küresel petrol talebinin bu yıl günlük 420 bin varil azalması bekleniyor.

IEA, savaş nedeniyle yükselen fiyatların talebi baskıladığını ve ekonomik büyümeyi yavaşlattığını vurguladı.

Raporda, “İran savaşı Ortadoğu’daki petrol üretimine ciddi zarar verirken, küresel petrol arzı bu yıl toplam talebi karşılayamayacak” denildi. Ayrıca Hürmüz Boğazı’ndaki petrol tankerlerinin geçişine yönelik kısıtlamaların sürmesi nedeniyle Körfez üreticilerinin toplam arz kaybının 1 milyar varili aştığı ifade edildi. Günlük 14 milyon varilden fazla petrol akışının durmasının, ‘benzeri görülmemiş bir arz şoku’ oluşturduğu kaydedildi.

IEA, temel senaryosunda Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığının bu yılın üçüncü çeyreğinden itibaren kademeli olarak yeniden başlamasını öngördü.