Trump, Hürmüz Boğazı konusundaki uyarıları görmezden mi geldi?

Trump, 23 Mart 2026’da Florida’da başkanlık uçağına binmeden önce gazetecilerle konuşurken (AFP)
Trump, 23 Mart 2026’da Florida’da başkanlık uçağına binmeden önce gazetecilerle konuşurken (AFP)
TT

Trump, Hürmüz Boğazı konusundaki uyarıları görmezden mi geldi?

Trump, 23 Mart 2026’da Florida’da başkanlık uçağına binmeden önce gazetecilerle konuşurken (AFP)
Trump, 23 Mart 2026’da Florida’da başkanlık uçağına binmeden önce gazetecilerle konuşurken (AFP)

Şubat ayının ortalarında, Başkan Donald Trump’ın İran’a karşı savaşı başlatmasından kısa süre önce, İran Devrim Muhafızları kıyı sularında gerçek mühimmatla tatbikatlar gerçekleştirdi. İran devlet medyası bu tatbikatları geniş şekilde duyururken, tatbikatın resmi adı amacını açıkça ortaya koyuyordu: “Hürmüz Boğazı’nın Akıllı Kontrolü.”

Bu tatbikat, Trump yönetimi için yanıp sönen kırmızı bir uyarı ışığı niteliğindeydi. Ancak nedeni hâlâ tam olarak bilinmemekle birlikte, Washington bu uyarıya büyük ölçüde kayıtsız kaldı.

Savaşın başlamasından birkaç gün sonra İran ordusu, ticari tankerleri sürat tekneleri, füzeler ve insansız hava araçlarıyla tehdit ederek boğaz üzerinde fiili kontrol kurdu. Deniz taşımacılığı durma noktasına geldi. Enerji fiyatları yükseldi. Trump ise kendisini stratejik bir çıkmazın içinde buldu.

Üç ay sonra İran’ın boğaz üzerindeki kontrolü, ülkenin en güçlü silahına ve Trump ile yürütülen nükleer müzakerelerde en önemli kozuna dönüştü.

Rakiplerini kendi iradesine boyun eğdirmeye alışkın olan Trump, öfkesini gizlemekte zorlandı. Nisan ayında sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İran’ı yönetenleri küfürlü bir dille “çılgın alçaklar” olarak nitelendirdi ve boğazı açmalarını isteyerek, aksi takdirde “cehennemi yaşayacaklarını” söyledi. İran ordusu ise bu tehdidi alaya alarak Trump’ın çaresizliğinin göstergesi olarak değerlendirdi.

Ancak eski Amerikan yetkililerine göre İran’ın tepkisi ne irrasyoneldi ne de sürprizdi. Bu isimler, yıllar boyunca İran’ın büyük çaplı bir Amerikan saldırısına verebileceği yanıtları konu alan çok sayıda savaş simülasyonunda görev aldı.

Amerikan hükümeti uzun yıllardır İran’la olası çatışmaları konu alan savaş oyunları düzenliyordu. Pentagon’da gerçekleştirilen ve onlarca askeri yetkili ile politika yapıcının katıldığı çalışmalar da bunlar arasındaydı. Katılımcılar, hemen her seferinde İran’ın büyük çaplı bir Amerikan saldırısına Hürmüz Boğazı’nı kapatarak karşılık vereceği sonucuna ulaştıklarını söylüyor.

Obama döneminde Beyaz Saray’ın üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinden biri olan Dennis B. Ross, “Her seferinde ilk odaklandığımız konu boğazdı; istisnasız. İran’la savaşa girersek vereceği karşılığın bu olacağını varsayıyorduk” dedi.

Trump’ın bu riskin farkında olduğu en azından ilk başkanlık döneminden beri biliniyor. İlk döneminde ulusal güvenlik danışmanı olarak görev yapan John Bolton, Trump’ı İran’da rejim değişikliği amacıyla savaşa girmeye ikna etmeye çalıştığını ancak başarılı olamadığını hatırlattı. Bolton’a göre Hürmüz Boğazı bu tartışmaların her zaman merkezinde yer aldı.

Bolton, “Trump’ın boğazın kapatılmasına şaşırdığına inanmak imkânsız. Asıl soru, yönetimin neden bu sonuca karşı tamamen hazırlıksız göründüğüdür” ifadelerini kullandı.

Beyaz Saray Sözcüsü Olivia Wells ise ayrıntılı planlamalar sayesinde “tüm yönetimin İran rejiminin atabileceği her adıma hazırlıklı olduğunu” savundu.

Wells, “Başkan Trump, İran’ın deniz ulaşımını ve enerji akışını engellemeye çalışacağını biliyordu. Bu nedenle çok sayıda mayını ve mayın döşemek için kullanılan 40’tan fazla gemiyi imha etti” dedi.

Ancak savaş öncesindeki sürece dönüp bakıldığında, Trump’ın İran’ın boğazı kapatma kapasitesini küçümsediği, buna karşılık ABD’nin gerektiğinde boğazı yeniden açma kabiliyetini abarttığı görülüyor. Beyaz Saray planın ayrıntılarını açıklamasa da uzmanlar ve eski yetkililer kamuoyuna yansıyan verilerin çeşitli olası nedenlere işaret ettiğini söylüyor.

Bunlardan biri, Trump’ın İran hükümetinin boğazı kapatmaya fırsat bulamadan çökeceğini düşünmüş olması olabilir. Yönetimdeki bazı isimler de İran’ın petrol ihracatından vazgeçmeden boğazı kapatamayacağına ve “ekonomik intihar” anlamına gelecek böyle bir adım atmayacağına inanıyordu.

Trump ve üst düzey yetkilileri ayrıca İran’ın boğazı ele geçirmeye çalışması halinde ABD müttefiklerinin Amerikan kuvvetlerine destek vererek deniz yolunun yeniden kontrol altına alınmasına yardımcı olacağını varsaymış görünüyordu. Bu da yanlış bir değerlendirme çıktı.

İran’ın kullandığı taktikler de Amerikan ordusunu şaşırtmış olabilir. Pentagon planları, İran’ın boğazı yoğun şekilde mayınlayacağı varsayımına dayanıyordu. Ancak Tahran bunun yerine kıyı konuşlu füzeler ve nispeten yeni sayılabilecek düşük maliyetli İHA filosunu kullanarak gemilere saldırmayı ve onları tehdit etmeyi tercih etti.

Trump, Amerikan stratejistlerini Soğuk Savaş’ın ilk yıllarından bu yana meşgul eden coğrafi bir sorunu devralmıştı. O dönemde ABD, Sovyetler Birliği’nin bugün dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği bu kritik su yolunu kontrol altına almaya çalışmasından endişe ediyordu.

Son yirmi yıl boyunca, nükleer programı nedeniyle yaşanan gerilimlerin arttığı dönemlerde İran sık sık Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini taciz etti ve zaman zaman bu geçiş yolunu kapatmakla tehdit etti.

Bu tehditlerden birinin ardından, 2011 yılının sonlarında Başkan Barack Obama, İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’e gizli bir mektup göndererek boğaza müdahalenin ABD açısından “kırmızı çizgi” olduğunu ve bunun sert bir askeri karşılık doğuracağını bildirdi. İran geri adım attı. Dennis Ross’a göre buradan çıkarılan ders açıktı: İran, liderliğinin varlığını Hürmüz Boğazı uğruna riske atmayacaktı.

Ancak Trump’ın şubat ayı sonunda başlattığı saldırılar bu hesabı değiştirdi. Hava saldırılarında Hamaney ve diğer üst düzey İranlı yetkililer öldürüldü, ayrıca İran’daki mevcut yönetimin devrilmesi çağrıları yapıldı.

Eski CIA analisti ve Orta Doğu Enstitüsü Politika Bölümü Başkan Yardımcısı Kenneth M. Pollack, “Aslında rejim değişikliğini hedefliyorduk. Meselenin özü bu ve İranlıların boğazı kapatmasının nedeni de buydu” dedi.

Trump muhtemelen İran yönetiminde hızlı bir değişim yaşanacağını ve bunun Tahran’ın boğaz konusunda herhangi bir adım atmasını engelleyeceğini düşünüyordu ya da en azından bunu umut ediyordu. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu da Trump’a İran hükümetinin devrilebileceği yönünde güvence vermişti. Trump ayrıca ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun bir komando operasyonuyla yakalanmasının yarattığı zafer havasının etkisini hâlâ taşıyordu.

Trump yönetimindeki bazı yetkililer ise İran’ın boğazı kapatmayı isteyeceğinden bile şüphe duyuyordu. Onlara göre böyle bir adım, ülkenin kazançlı petrol gelirlerini sona erdirecekti. İran uzun yıllardır ağır Amerikan yaptırımlarını Hürmüz üzerinden gerçekleştirdiği kaçak petrol ihracatı sayesinde aşmaya çalışıyordu.

Dışişleri Bakanı Marco Rubio, geçen haziran ayında Fox Business’a verdiği röportajda, “Eğer bunu yaparlarsa bu onlar için ekonomik intihar olur. Bizim de buna karşı seçeneklerimiz var” demişti.

Ancak Rubio’nun sözünü ettiği “ekonomik intihar” senaryosu da hatalı bir varsayıma dayanıyordu. Bu yaklaşım, İran’ın kendi petrol ihracatını riske atmadan Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini ciddi ölçüde aksatamayacağı kabulüne dayanıyordu.

Salı günü Senato’da yapılan bir oturumda öfkeli Demokrat senatörler, Rubio’ya baskı yaparak Trump’ın yalnızca boğazın savaş öncesi durumuna dönmesi karşılığında İran’a taviz vermeyeceğine dair güvence vermesini istedi.

Uzun yıllar boyunca analistlerin büyük bölümü, İran’ın boğazı onlarca hatta yüzlerce mayın döşeyerek ulaşıma kapatacağını varsaydı. Böyle bir senaryoda boğaz, İran petrol tankerleri için bile son derece tehlikeli hâle gelecekti.

Bir yıl önce İran’ın ana nükleer tesislerine yönelik “Gece Yarısı Çekici Operasyonu” olarak bilinen Amerikan hava saldırılarının ardından Tahran’ın boğazı kapatma girişiminde bulunmaması, Rubio’nun görüşlerini destekleyen bir unsur olarak değerlendirilmiş olabilir.

Ancak İran bu sorunu beklenenden daha az mayın kullanarak aştı. Bunun nedeni, Amerikan saldırılarının mayın döşemekle görevli bazı İran teknelerini etkisiz hâle getirmiş olması olabilir. Bunun yerine İran, gemileri korkutmak ve caydırmak için füze ve insansız hava araçlarına ağırlık verdi.

İran petrolü taşıyan ve füze ya da İHA saldırılarına maruz bırakılmayan gemiler, Trump yönetimi nisan ayında İran deniz taşımacılığına karşı karşı blokaj uygulayana kadar haftalar boyunca boğazdan geçmeye devam etti.

Geçen haziran ayında Senato Silahlı Hizmetler Komitesi’nde yapılan oturumda milletvekilleri, daha sonra ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın başına geçecek olan Amiral Brad Cooper’a İran’ın boğaza yönelik tehdidini ve Amerikan ordusunun buna karşı kapasitesini sordu.

Cooper, “mayın savaşı” ve ABD’nin mayın temizleme kabiliyetlerinden söz etti, ancak insansız hava araçlarından bahsetmedi.

Böyle bir senaryonun “karmaşık” olacağını kabul eden Cooper, Amerikan ordusunun durumu “haftalar ve aylar içinde” kontrol altına alabileceğini söyledi.

Ancak boğazı yeniden açmak için ABD’nin tek başına girişeceği herhangi bir askeri operasyon, zaten Orta Doğu’daki uzun ve maliyetli savaşlardan kaçınma vaatleri nedeniyle kendisini destekleyen seçmenlerin tepkisiyle karşı karşıya bulunan bir başkan açısından ciddi riskler taşıyor.

ABD ile İran arasındaki çok sayıda savaş simülasyonunu yöneten veya bunlara katılan Kenneth Pollack’a göre böyle bir operasyon, İran kıyılarında en az bir askeri tümenin konuşlandırılmasını gerektirebilir. Amaç; İran’ın sürat tekneleri, mayınları, füzeleri ve insansız hava araçlarından oluşan tüm kapasitesini tek tek etkisiz hâle getirmek olacaktır.

Pollack, “Bunu başarabilmek için boğazın kuzey kıyısındaki neredeyse her evi aramanız gerekir” dedi.

Sözlerini ise şu ifadelerle tamamladı:

“Bu her zaman son derece zor bir problemdi. İranlıların yaptıklarının hiçbir kısmı beni şaşırtmadı.”

New York Times Servisi



Çetelerin kıskacındaki ülkenin Savunma Bakanlığı Müsteşarı kaçırıldı

Uluslararası Göç Örgütü'ne göre yaklaşık 1,5 milyon kişi Haiti'deki çatışmalar yüzünden evinden kaçmak zorunda kaldı (AFP)
Uluslararası Göç Örgütü'ne göre yaklaşık 1,5 milyon kişi Haiti'deki çatışmalar yüzünden evinden kaçmak zorunda kaldı (AFP)
TT

Çetelerin kıskacındaki ülkenin Savunma Bakanlığı Müsteşarı kaçırıldı

Uluslararası Göç Örgütü'ne göre yaklaşık 1,5 milyon kişi Haiti'deki çatışmalar yüzünden evinden kaçmak zorunda kaldı (AFP)
Uluslararası Göç Örgütü'ne göre yaklaşık 1,5 milyon kişi Haiti'deki çatışmalar yüzünden evinden kaçmak zorunda kaldı (AFP)

AP'nin haberine göre, Haiti Savunma Bakanlığı Müsteşarı ve Emniyet Genel Müdürlüğü Başmüfettişi James Boyard, başkent Port-au-Prince'in güvenli kabul edilen az sayıdaki yerinden biri olan Bourdon'da perşembe alıkondu. 

ABD merkezli haber ajansı, Boyard'ın Karayip ülkesinde son yıllarda kaçırılan en yetkili kişi olduğuna dikkat çekiyor. 

Siyasetbilimci Boyard, Haiti ordusu ve polisinin yeniden yapılandırılmasına yardımcı olmakla görevlendirilmişti. 

Gözler, başkentin en az yüzde 70'ini kontrol eden çete koalisyonu Viv Ansanm'a çevrilse de bu eylemi kimin gerçekleştirdiği net değil. Fidye istenip istenmediği de henüz açıklanmadı. 

Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Uluslararası Kriz Grubu'nun (International Crisis Group) uzmanlarından Diego Da Rin, "Bu kadar üst düzeydeki bir kişi, ciddi şekilde korunur" dedi. 

Haiti analisti, bu eylemi gerçekleştirmek için iyi bir plan yapılması gerektiğini ve güvenlik ekibinden ya da korumalara yakın birinin olayda parmağı olabileceğini söyledi. 

Port-au-Prince'in güvenli kabul edilen bölgelerindeki benzer olayların sayısının arttığını aktaran Da Rin, bazen çete üyelerinin polis üniforması giyerek otomobilleri durdurduğunu belirtti. 

Çifte vatandaşların ve kamu görevlilerinin kaçırılmasının, daha fazla fidye almak ve yetkilileri çetelere operasyon düzenlemekten caydırmak gibi hedefleri olabileceğini sözlerine ekledi. 

Birleşmiş Milletler'in yayımladığı bir raporda, Aralık 2025 - Şubat 2026 döneminde çoğu erkek 267 kişinin kaçırıldığını bildirmişti. 

2025'te 1268, 2024'teyse 2 bin 58 kişinin alıkonduğu aynı raporda ifade edilmişti.

Temmuz 2021'de Devlet Başkanı Jovenel Moise'ye suikast düzenlenmesi ve aynı yıl ağustosta 2 bin 200'den fazla kişinin ölümüne neden olan 7,2 büyüklüğündeki deprem, 11 milyonu aşkın nüfuslu Haiti'deki toplumsal huzursuzluğu artırdı. 

Haiti'de düzeni sağlama çabaları bir türlü istenen sonuçları vermiyor.

Independent Türkçe, CNN, AP


Bluesky: Rusya dezenformasyon yaymak için platforma sızıyor

Rus bilgisayar korsanları, Bluesky sosyal medya platformundaki yüzlerce hesabı ele geçirerek dezenformasyon yaymak için kullandı (AFP)
Rus bilgisayar korsanları, Bluesky sosyal medya platformundaki yüzlerce hesabı ele geçirerek dezenformasyon yaymak için kullandı (AFP)
TT

Bluesky: Rusya dezenformasyon yaymak için platforma sızıyor

Rus bilgisayar korsanları, Bluesky sosyal medya platformundaki yüzlerce hesabı ele geçirerek dezenformasyon yaymak için kullandı (AFP)
Rus bilgisayar korsanları, Bluesky sosyal medya platformundaki yüzlerce hesabı ele geçirerek dezenformasyon yaymak için kullandı (AFP)

Rus bilgisayar korsanları, Bluesky sosyal medya platformundaki yüzlerce çevrimiçi hesabı ele geçirerek, Rusya'nın 4 yıldır süren Ukrayna savaşında kamuoyunun Ukrayna'ya desteğini zayıflatmayı amaçlayan sahte haberler yayımladı.

The New York Times'ın şirket ve Clemson Üniversitesi araştırmacılarına atıfta bulunarak bildirdiğine göre, nisandan itibaren dalgalar halinde ortaya çıkmaya başlayan ve Rusya’nın çevrimiçi dezenformasyon faaliyetlerinde belirgin bir tırmanışa işaret eden 2 bine yakın gönderi, Bluesky tarafından kaldırıldı.

Clemson'ın Medya Adli Bilişim Merkezi direktörü gazeteye, yıllarca uydurma içerikli sahte hesaplara güvenen Rusların "açıkça hâlâ denemeler yaptığını" söyledi.

Darren Linvill, "Her zaman denemeler yapıyorlar" dedi.

Clemson araştırmacıları ve dTeam adlı internet izleme grubu, gönderileri Moskova merkezli Social Design Agency şirketiyle ilişkilendirdi.

The Independent, yorum almak için Bluesky'la iletişime geçti ancak The Times'a bunun "sektör genelinde bir sorun" olduğunu söyleyen şirket, "Koordineli sahte kampanyaları tespit edip engellemeye önemli kaynaklar ayırıyoruz" diye ekledi.

Clemson ayrıca, bu siber saldırı kampanyasını, meşru haber kuruluşlarından çıkmış gibi görünen sahte haberlerin yayılmasını içeren bir Kremlin etki operasyonuyla ilişkilendirdi; bu, doğrulama kuruluşlarının bu haberleri çürütmesini sağlayarak asılsız iddiaları yaymayı amaçlayan bir girişim gibi görünüyor.

The Times'ın bildirdiğine göre, Social Design Agency yorum talebine yanıt vermedi.

Hackerların gazeteciler, profesörler, bir anketçi, bir anime sanatçısı ve bir Hollywood film yapımcısı da dahil kendi alanlarında etkili kabul edilen Bluesky kullanıcılarını hedef aldığı bildirildi. Film yapımcısının hesabında, yapay zeka yazılımının bir Kanada polis memurunun Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u eleştirdiği izlenimini verdiği bir video yayımlandı.

Bluesky, ele geçirilen bazı hesapları sahipleri sıfırlama talebinde bulunana kadar askıya aldı; The Baltimore Banner muhabiri Pamela Wood, hedef alındığını bu şekilde öğrendi.

Wood, The Times'a, 28 Nisan'da tatildeyken hesabının kilitlendiğini söyledi. Hesap,The New York Post'un Ukrayna'yı geçen ay Beyaz Saray Muhabirleri Derneği yemeğinde ABD Başkanı Donald Trump'a yönelik suikast girişimiyle ilişkilendirdiğine dair yanlış bir iddia içeren bir video yayımlamak için kullanıldı.

scdfvgth
Rus dezenformasyonu, Ukrayna'yı 25 Nisan 2026'da Başkan Donald Trump'a yönelik suikast girişimine yanlış bir şekilde bağlayan bir gönderiyi de içeriyordu. Trump fotoğrafta Washington Hilton otelindeki olaydan kısa süre sonra Beyaz Saray'da konuşurken görülüyor (AFP)

Wood, "Bluesky fazla bilgi vermedi ancak hesabımın ele geçirilmiş veya tehlikeye atılmış olabileceğini öne sürdü" dedi.

Hesabım oldukça sıradan, neredeyse sadece haberlerimi yayımlıyorum ve birkaç gündür Bluesky'a girmemiştim bile, bu yüzden ele geçirilmiş olması en mantıklısıydı.

Clemson'ın araştırmasına dahil olmayan Institute for Strategic Dialogue araştırmacısı Joseph Bodnar, bu siber saldırı operasyon hakkında, “Genellikle gördüğümüzden çok daha sofistike bir operasyondu" dedi.

Bodnar, The Times'a, "Genellikle X'te ele geçirilmiş hesapların kullanıldığını görüyoruz ancak bunlar rastgele, bilinmeyen ve çılgın profil resimlerine sahip hesaplar" dedi.

Kısmen tanınmış veya saygın birini hedef almıyorlar.

Başlangıçta sadece davetle erişilebilen Bluesky platformu, Şubat 2024'te genel kullanıma açılmış ve X'in sahibi milyarder Elon Musk'ın Trump'ın yeniden seçilmesine desteğini açıklamasının ardından popülaritesi artmıştı. Ancak The Times'a göre, Bluesky'nin 42 milyon kullanıcısı, X'in yaklaşık 600 milyon kullanıcısıyla karşılaştırıldığında epey az kalıyor.

Independent Türkçe


İtalya’da aşırı sağda yeni güç: Vannacci Meloni’ye meydan okuyor

İtalyan General Roberto Fanacci (Reuters)
İtalyan General Roberto Fanacci (Reuters)
TT

İtalya’da aşırı sağda yeni güç: Vannacci Meloni’ye meydan okuyor

İtalyan General Roberto Fanacci (Reuters)
İtalyan General Roberto Fanacci (Reuters)

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin iktidarını sürdürme umutları, aşırı sağcı General Roberto Vannacci’nin yeni siyasi hareketini başlatmasıyla yeni bir sınamayla karşı karşıya kaldı. Vannacci, pazar günü kurduğu aşırı sağcı partisiyle, gelecek yıl yapılması planlanan genel seçimler öncesinde İtalya’yı daha sert ve milliyetçi bir çizgiye taşımayı hedeflediğini açıkladı.

Bir parti yetkilisi tarafından “çağımızın Julius Caesar’ı” olarak tanıtılan 57 yaşındaki eski paraşütçü general, “Ulusal Gelecek” (Futuro Nazionale) adlı partisinin kuruluş kongresinde coşkulu bir kalabalık tarafından “General, General, General” sloganlarıyla karşılandı.

Vannacci konuşmasında, “Biz dışlananları ve alt sınıfları temsil ediyoruz; bununla da gurur duyuyoruz” dedi. Dört ay önce Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini liderliğindeki Lig Partisi’nden ayrılan Vannacci, Meloni’nin muhafazakâr ittifakını geride bırakarak sağ seçmenin desteğini kazanmayı amaçlıyor.

dse8kı
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni (EPA)

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre Vannacci’nin popülist hareketi kamuoyu yoklamalarında şimdiden yaklaşık yüzde 5’lik bir desteğe ulaşmış durumda. Bu oran, Lig Partisi ile rekabet edebilecek seviyeye yaklaşırken, Meloni’nin gelecek yılki seçimlerde iktidarını koruma umutlarını da zora sokabilir. Ancak bu durumun önüne geçmek için Vannacci ile olası bir seçim ittifakına gidilmesi de Meloni açısından ciddi riskler taşıyor.

Böyle bir iş birliği, Vannacci’nin Avrupa Birliği karşıtı ve Rusya’ya yakın tutumu ile Almanya’daki Alternative for Germany (AfD) gibi Avrupa’daki aşırı sağ partilerle kurduğu yakın ilişkiler nedeniyle, Meloni’nin daha ılımlı seçmenlerini uzaklaştırabilir.

Kendisini İtalya’da göç konusunda en sert tutumu benimseyen siyasetçi olarak tanımlayan Vannacci, ülkedeki yabancı nüfus oranını yüzde 12 seviyesinden yüzde 4’e düşürmek istediğini söyledi.

Destekçilerinin tezahüratları eşliğinde konuşan Vannacci, “Bizim bir göç programımız yok; bizim sınır dışı etme programımız var” ifadelerini kullandı.

İtalya, dünyanın en düşük cinayet ve şiddet suçları oranlarından birine sahip olmasına rağmen, Vannacci önceliğinin güvenlik ve savunma olacağını belirtti. Suçlulara karşı hiçbir taviz vermeyeceğini söyleyen aşırı sağcı lider, daha fazla cezaevi inşa etme sözü verdi.

Vannacci ayrıca, Başbakan Giorgia Meloni’yi seçim vaatlerinin önemli bir bölümünden geri adım atmakla suçladı. Buna karşılık kendi programının tutarlı ve kalıcı olduğunu vurgulayarak, “Bizim çizgimiz değişmeyecek” mesajını verdi.