ABD, Mısır'ın Gazze Uluslararası İstikrar Gücü’ne katıldığını doğrularken gücün Gazze Şeridi’ne konuşlanması için beklenti sürüyor

Washington, Kahire'nin katılımını ‘önemli’ olarak nitelendirdi

ABD ordusu mensubuyla tokalaşan Mısırlı bir asker (ABD Dışişleri Bakanlığı)
ABD ordusu mensubuyla tokalaşan Mısırlı bir asker (ABD Dışişleri Bakanlığı)
TT

ABD, Mısır'ın Gazze Uluslararası İstikrar Gücü’ne katıldığını doğrularken gücün Gazze Şeridi’ne konuşlanması için beklenti sürüyor

ABD ordusu mensubuyla tokalaşan Mısırlı bir asker (ABD Dışişleri Bakanlığı)
ABD ordusu mensubuyla tokalaşan Mısırlı bir asker (ABD Dışişleri Bakanlığı)

ABD'nin Mısır'ın ‘Gazze Uluslararası İstikrar Gücü’ne katıldığını duyurması, Mısır ordusunun şimdiye dek konuşlandırılamayan bu gücün çözüme kavuşturulmasına ne ölçüde katkı sağlayacağı ve ateşkes anlaşmasının uygulanmasını izlemek amacıyla kurulan uluslararası gücün oluşturulmasındaki zorlukların nasıl aşılacağı sorularını gündeme getirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, resmi sosyal medya hesabından Mısır'ın Gazze Uluslararası İstikrar Gücü’ne katılımını resmen duyurarak Mısırlı askerlerin katılım anına ait fotoğraflar paylaştı. Bakanlık, ‘Gazze Şeridi’nde komşu bir ülke olarak Mısır'ın katkısının büyük önem taşıdığını’ vurguladı.

Şarku’l Avsat'a konuşan Mısırlı askeri ve diplomatik kaynaklar, Mısır'ın bu güce katılımının önemli bir adım olduğunu, çünkü uluslararası gücün sınır kapılarındaki hareketleri ve insani yardım girişlerini denetleme, İsrail'in Gazze'den çekilmesini gözetleme ile Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve erken toparlanma sürecini koordine etme gibi kritik görevler üstlendiğini ifade etti.

Gazze Uluslararası İstikrar Gücü, geçtiğimiz ekim ayında Mısır'ın Şarm eş-Şeyh kentinde düzenlenen ‘Barış Zirvesi’nde imzalanan Gazze Ateşkes Anlaşması’nın ikinci aşamasının en önemli maddelerinden biriydi. Ancak ABD Başkanı Donald Trump'ın başkanlığını üstlendiği ‘Dünya Barış Kurulu’ ve Filistinlilerden oluşan ‘Gazze Yönetim Komitesi’ gibi pek çok icra organı kurulmuş olmasına karşın Gazze Uluslararası İstikrar Gücü henüz fiilen hayata geçirilemedi.

fvbfbf
ABD Dışişleri Bakanlığı, Mısır'ın Gazze Uluslararası İstikrar Gücü’ne katıldığını doğruladı (ABD Dışişleri Bakanlığı)

Geçtiğimiz şubat ayında Washington'da gerçekleştirilen Dünya Barış Kurulu’nun ilk toplantısında Gazze Uluslararası İstikrar Gücü Komutanı Jasper Jeffers, ‘beş ülkenin Gazze'ye güvenlik gücü gönderme taahhüdünde bulunduğunu’ açıkladı. Jeffers, bu ülkelerin Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk olduğunu belirterek Ürdün ve Mısır'ın ise Filistin polis personelinin eğitimine katkı sağlamayı taahhüt ettiğini aktardı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Mısırlı askerlerin Gazze Uluslararası İstikrar Gücü’ne katılım anına ait fotoğrafların altına yaptığı açıklamada, “Gazze Şeridi’nde komşu bir ülke olarak Mısır'ın bu ortak çabaya katılımı ve liderliği, misyonun başarısı açısından büyük önem taşımaktadır” ifadelerine yer verdi. Kahire ise kendi tarafından Gazze Uluslararası İstikrar Gücü’ne katılımına dair resmi bir açıklama yapmadı.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, birçok vesileyle ‘ateşkesi izlemek ve insani yardım akışını güvence altına almak amacıyla uluslararası istikrar gücünün bir an önce oluşturulması ve konuşlandırılmasının’ önemini vurgulamıştı. Abdulati ayrıca ‘güvenliği sağlama görevini üstlenmek üzere Filistin polis birimlerinin konuşlandırılmasının desteklenmesi ve Başkan Donald Trump'ın Gazze planının ikinci aşamasındaki yükümlülüklerin eksiksiz yerine getirilmesi’ çağrısını da yineledi.

dv
İsrail’in dün sabah Han Yunus’a gerçekleştirdiği bombardımanının yol açtığı hasar (AFP)

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi ve Yüksek Askeri Strateji Akademisi danışmanı Tuğgeneral Adil el-Umda, ‘Mısır'ın Gazze ateşkes Anlaşması’nda kilit bir ortak olduğunu’ vurguladı. Umda, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada ‘Mısır'ın Gazze'de güvenlik ve istikrarı desteklemeye yönelik her türlü katılımının, şeritte yaşananların Mısır'ın doğrudan ulusal güvenliğiyle doğrudan bağlantılı olmasından kaynaklandığını’ ifade etti.

Gazze Uluslararası İstikrar Gücü'ne katılan taraflar arasındaki çabaların koordinasyonunun, gücü oluşturan Dünya Barış Kurulu tarafından belirlenen çerçeveler dahilinde yürütüldüğünü belirten Umda, gücün karşılaştığı zorlukların bir bölümünün Hamas'ın silahsızlandırılması meselesinden kaynaklandığını kaydetti. Umda, Hamas’ın silahlarından vazgeçmesinin, başta Filistinli sivillere saldırmazlık olmak üzere İsrail tarafından pek çok güvencenin sağlanmasına bağlı olduğu için son derece güç olduğunun altını çizdi.

Mısırlı askeri uzman Tuğgeneral Samir Ferec ise uluslararası gücün önündeki engelleri aşmak için ‘gücün misyonunun barışı koruma mı yoksa barışı zorla tesis etme mi olduğunun belirlenmesinin büyük önem taşıdığını savundu. Ferec, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada "Bu, zorunlu bir adım; zira misyon barışı zorla tesis etmek olursa bu, Filistin direniş unsurlarına karşı askeri müdahale anlamına gelir ki Kahire bunu istemiyor" diye konuştu.

Ferec'e göre Kahire, Gazze ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasındaki yükümlülüklerin tamamlanmasına ivme kazandırmayı hedefliyor. Bu çerçevede Kahire, Ürdün ile birlikte Filistin polisinin Gazze Şeridi’ne konuşlandırılmasına hazırlık amacıyla eğitimlerini denetledi. Bunun yanı sıra Filistinli grupların barış planının uygulanması ve şeridin yeniden imarı için gerekli Filistin ortamını hazırlamak amacıyla toplantılarına ev sahipliği yaptı.

fbfb
Gazze Şeridi, her gün yaşanan şiddet olaylarıyla sarsıyor (AFP)

Öte yandan Hamas, geçtiğimiz cuma günü, Halil el-Hayye başkanlığındaki bir heyetin yeni bir müzakere turu başlatmak amacıyla Kahire'ye gittiğini duyurdu. Hamas tarafından yapılan açıklamada, heyetin ateşkes anlaşmasının uygulanmasını sürdürmek amacıyla Mısırlı yetkililer ve arabulucularla görüşmeler yapacağı belirtildi.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi Büyükelçi Reha Ahmed ise ‘Mısır'ın Filistin polisini eğitme rolü ile uluslararası istikrar gücüne katılımı arasında herhangi bir çelişki bulunmadığını belirtti. Bu gücün rolünün, Gazze'de istikrarın desteklenmesinde Filistin polis kuvvetlerini tamamlayıcı nitelik taşıyacağını ifade eden Ahmed, Mısır'ın katkısının Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilere güvence vermesine yardımcı olacağını vurguladı.

Şarku’l Avsat'a konuşan Ahmed, şunları söyledi:

“Mısır, ateşkes planının ikinci aşamasındaki yükümlülüklerin tamamlanmasında uluslararası gücün rolüne büyük önem atfediyor. Gazze Uluslararası İstikrar Gücü’nün görevleri arasında sınır kapılarındaki geçişleri denetlemek, insani yardımların Filistinlilere ulaşmasını güvence altına almak, İsrail'in kontrol ettiği bölgelerden çekilmesini gözetlemek ve şeridin erken toparlanma ile yeniden imarı süreçlerini koordine etmek yer alacak.”

Reha Ahmed'e göre Gazze Uluslararası İstikrar Gücü’nün önündeki en büyük zorluk, İsrail tarafının Gazze’deki uygulamaları ve Tel Aviv'in bu gücün görevini yerine getirmesini ne ölçüde kabul edeceği meselesi olduğunu vurguladı.



Kanada: Toronto'daki silahlı saldırıda 2 kişi öldü, 5 kişi yaralandı

Polis, olay yerini kordon altına aldı (Reuters)
Polis, olay yerini kordon altına aldı (Reuters)
TT

Kanada: Toronto'daki silahlı saldırıda 2 kişi öldü, 5 kişi yaralandı

Polis, olay yerini kordon altına aldı (Reuters)
Polis, olay yerini kordon altına aldı (Reuters)

Kanada'nın Toronto kentinde polis, 2 kişinin hayatını kaybettiği ve 5 kişinin yaralandığı silahlı saldırının ardından kaçan saldırganı yakalamak için geniş çaplı arama başlattı.

Toronto Polisi, X platformundan yaptığı açıklamada, "Lütfen bölgeden derhal uzaklaşın ve polisin tüm talimatlarına uyun" çağrısında bulundu.

Polis daha sonra yaptığı ikinci açıklamada ise olay yerinin tamamen güvenlik altına alındığını duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın yerel basından aktardığına göre silahlı saldırı, salsa dansı festivalinin düzenlendiği, mağaza ve restoranların yoğun bulunduğu bir bölgede meydana geldi.

Olay, geçen ay Montreal'de yaşanan ve aralarında bir polis memurunun da bulunduğu iki kişinin hayatını kaybettiği silahlı saldırının ardından gerçekleşti. Saldırgan, olay sırasında güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu yaşamını yitirmişti.

Kanada şubat ayında, ülkenin batısındaki Tumbler Ridge kasabasındaki bir okulda düzenlenen silahlı saldırıda, saldırgan kadın, annesi ve üvey erkek kardeşinin de aralarında bulunduğu sekiz kişiyi öldürmüş, 27 kişiyi yaralamış, ardından intihar etmişti.


Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı'nın "ikinci bir duyuruya kadar" kapatıldığını açıkladı

Hürmüz Boğazı'nda "Devrim Muhafızları" unsurlarının düzenlediği askeri tatbikat sırasında botlar bir petrol tankerinin etrafında dolaşıyor (AFP)
Hürmüz Boğazı'nda "Devrim Muhafızları" unsurlarının düzenlediği askeri tatbikat sırasında botlar bir petrol tankerinin etrafında dolaşıyor (AFP)
TT

Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı'nın "ikinci bir duyuruya kadar" kapatıldığını açıkladı

Hürmüz Boğazı'nda "Devrim Muhafızları" unsurlarının düzenlediği askeri tatbikat sırasında botlar bir petrol tankerinin etrafında dolaşıyor (AFP)
Hürmüz Boğazı'nda "Devrim Muhafızları" unsurlarının düzenlediği askeri tatbikat sırasında botlar bir petrol tankerinin etrafında dolaşıyor (AFP)

İran'ın resmi haber ajansı IRNA’nın haberine göre Devrim Muhafızları, bugün yaptığı açıklamada, "izin verilmeyen bir rotadan" geçtiği belirtilen bir gemiye uyarı ateşi açılmasının ardından Hürmüz Boğazı'nın "ikinci bir duyuruya kadar" kapatıldığını açıkladı.

Bu adımın, ABD ile İran arasında karşılıklı saldırı ve tehditlerin sürdüğü bir dönemde, taraflar arasındaki müzakereleri kurtarma çabalarını daha da zorlaştırabileceği değerlendiriliyor.

Axios ve Politico'nun haberlerine göre Washington, Tahran'a ticari gemilere yönelik saldırıları durdurması ve Hürmüz Boğazı'nın uluslararası deniz trafiğine açık olduğunu resmen ilan etmesi için cumartesi günü sona erecek bir süre tanıdı.

Hürmüz Boğazı'nın statüsü, taraflar arasında nihai bir anlaşmaya varılmasının önündeki en önemli engellerden biri olarak görülüyor. Tahran, boğazdaki deniz trafiğini kontrol etme hakkında ısrar ederken, Washington ise seyrüsefer serbestisinin herhangi bir kısıtlama olmaksızın sürdürülmesini istiyor.

İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri'nin açıklamasında, "Gemi, onaylı rotayı kullanması yönündeki tekrarlanan uyarıları dikkate almamasının ardından uyarı ateşiyle durduruldu" ifadelerine yer verildi.

Açıklamada ayrıca, "Bu olayın ardından ve ABD'nin bölgedeki müdahaleleri sona erene kadar Hürmüz Boğazı ikinci bir duyuruya kadar kapatılacak, hiçbir geminin boğazdan geçişine izin verilmeyecek" denildi.

Devrim Muhafızları, ABD'nin söz konusu olayı gerekçe göstererek yeni saldırılar düzenlemesi halinde "bölgedeki düşmana ait üslerin hedef alınacağı" uyarısında bulundu.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Hürmüz Boğazı, dünya petrolü ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği en önemli stratejik deniz yollarından biri olarak kabul ediliyor. Bu nedenle boğazdaki herhangi bir aksama, küresel enerji piyasalarında ciddi endişelere yol açıyor.


Yeni "Air Force One" uçağı Trump olmadan Ankara'dan neden ayrıldı?

8 Temmuz 2026'da İngiltere'nin Mildenhall üssünde uçak değiştirdikten sonra yeni Air Force One uçağına binerken (AFP)
8 Temmuz 2026'da İngiltere'nin Mildenhall üssünde uçak değiştirdikten sonra yeni Air Force One uçağına binerken (AFP)
TT

Yeni "Air Force One" uçağı Trump olmadan Ankara'dan neden ayrıldı?

8 Temmuz 2026'da İngiltere'nin Mildenhall üssünde uçak değiştirdikten sonra yeni Air Force One uçağına binerken (AFP)
8 Temmuz 2026'da İngiltere'nin Mildenhall üssünde uçak değiştirdikten sonra yeni Air Force One uçağına binerken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, bu hafta Katar'ın kendisine hediye ettiği yeni başkanlık uçağı Air Force One ile ilgili güvenlik endişelerini yeniden gündeme taşıdı. Trump, Türkiye'de düzenlenen NATO Zirvesi'nden ayrılırken son anda uçak değiştirmesiyle dikkat çekti.

Son anda uçak değiştirdi

Ankara'ya modifiye edilmiş bir Boeing 747 ile gelen Trump, uçağı "gerçekten olağanüstü" sözleriyle övmüştü.

Ancak kısa süre sonra beklenmedik bir kararla Türkiye'den ayrılırken bu uçağı kullanmamayı tercih etti.

Lüks başkanlık uçağı İngiltere'ye Trump olmadan giderken, ABD Başkanı eski Air Force One ile seyahat etti. Trump, bu kararın, ABD ordusunun yeni uçağı inceleyebilmesi amacıyla alındığını söyledi.

Güvenlik sistemi tartışması

New York Times'ın haberine göre Katar Kraliyet Ailesi tarafından hediye edilen yeni uçakta, eski Air Force One'larda bulunan gelişmiş savunma sistemlerinin tamamı yer almıyor.

ABD basınında yer alan haberlerde ise uçak değişikliğinin, İran ile artan gerilim nedeniyle Trump'ın güvenlik ekibinin tavsiyesi üzerine gerçekleştirildi yer aldı. İran'ın Türkiye'ye komşu olması da bu değerlendirmede etkili oldu.

Yeni uçakta bulunan gazetecilerden, savaş bölgelerinde uygulanan standart güvenlik prosedürleri kapsamında pencere perdelerini kapalı tutmaları istendi.

İlk etapta herhangi bir tehdit bulunduğunu reddeden Trump, daha sonra İngiltere'de yeniden Katar'ın hediye ettiği uçağa binerek Washington'a döndü. Bu sırada İran'ın kendisine yönelik olası suikast girişimlerine atıfta bulunarak, "Bu uğursuz kişiler yüzünden tehlikeli bir uçuşta olabilirsiniz. Onlarla uğraşmak zorundayız" ifadelerini kullandı.

Beyaz Saray'dan açıklama

Beyaz Saray İletişim Direktörü Steven Cheung, AFP’ye yaptığı açıklamada, yeni başkanlık uçağının "başkanı ve ekibini korumaya yönelik üst düzey güvenlik protokolleriyle donatılmış gelişmiş bir platform" olduğunu belirtti.

Cheung, başkana yönelik tehditlere karşı mevcut tüm imkânların kullanıldığını vurgularken, daha önce ABD medyasına yaptığı açıklamada uçakta "şaşırtma ve elektronik karıştırma sistemleri" bulunduğunu söylemişti.

ABD Gizli Servisi ise konuya ilişkin soruları Beyaz Saray'a yönlendirdi.

Eski uçakta gelişmiş savunma sistemleri bulunuyor

Resmî makamlar yeni uçağın teknik özelliklerine ilişkin ayrıntı paylaşmazken, eski Air Force One'ın radar karıştırma sistemleri, füze karşı tedbirleri ve çeşitli gelişmiş savunma teknolojileriyle donatıldığı biliniyor.

Yeni uçağın bu sistemlerin tamamına sahip olup olmadığı ise açıklanmadı. Ancak eski uçakta bulunan bazı özelliklerin yeni uçakta yer almadığı belirtiliyor.

Katar'ın hediyesi

Katar Kraliyet Ailesi, söz konusu lüks uçağı Trump'ın uzun yıllardır kullanılan başkanlık uçaklarının durumundan şikâyet etmesinin ardından geçen yıl hediye etmişti. Mevcut Air Force One uçakları 1990 yılından bu yana hizmet veriyor.

ABD Hava Kuvvetleri, uçağın mümkün olan en kısa sürede hizmete alınabilmesi için kapsamlı bir modifikasyon süreci yürüttü. Uçak, 1 Temmuz'da Kuzey Dakota eyaletine yaptığı uçuşla ilk resmî görevini gerçekleştirdi.

Güvenlik ve etik tartışmaları sürüyor

ABD Hava Kuvvetleri, süreci hızlandırmak amacıyla özellikle iç tasarım konusunda bazı tavizler verildiğini kabul etti. Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığına göre haziran ayında yapılan açıklamada, bu değişikliklerin güvenlik, emniyet veya haberleşme sistemlerini etkilemediği vurgulandı.

Buna karşın Senato'daki Demokrat üyeler, Hava Kuvvetleri'nden "ulusal güvenliğe ilişkin gerçek endişelerin" giderilmesini talep etti.

Eski Hava Kuvvetleri subayı John Teichert de Fox News'e yaptığı değerlendirmede, "Bir Katar uçağı ne kadar iyi donatılmış olursa olsun, sıfırdan ABD başkanlık uçağı standartlarında ve aynı savunma kabiliyetleriyle tasarlanmış olamaz" ifadelerini kullandı.

Katar'ın hediye ettiği uçak, Boeing'in teslim etmesi planlanan yeni nesil iki Air Force One hizmete girene kadar kullanılacak. Söz konusu uçakların teslimatı ise çeşitli nedenlerle defalarca ertelendi.

Trump, yeni Boeing uçaklarının göreve başlamasının ardından Katar'ın hediye ettiği uçağın Miami'de kurulacak başkanlık kütüphanesine devredileceğini ve burada sergileneceğini açıkladı.

Öte yandan, değeri yüz milyonlarca dolar olarak belirtilen bu hediye, ABD başkanlarının yabancı ülkelerden kabul edebileceği hediyelere ilişkin etik ve anayasal tartışmaları da yeniden gündeme taşıdı.