Trump ailesiyle bağlantılı lüks tatil köyü projesine Arnavutluk'ta neden tepki büyüyor?

6 Haziran 2026'da Arnavutluk'un Vlora kenti yakınlarındaki Zvërnec bölgesinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner ile bağlantılı bir şirket tarafından Adriyatik kıyısındaki çevresel açıdan hassas bir alanda planlanan lüks tatil köyü projesine karşı düzenlenen protestoda toplanan göstericiler. (Reuters)
6 Haziran 2026'da Arnavutluk'un Vlora kenti yakınlarındaki Zvërnec bölgesinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner ile bağlantılı bir şirket tarafından Adriyatik kıyısındaki çevresel açıdan hassas bir alanda planlanan lüks tatil köyü projesine karşı düzenlenen protestoda toplanan göstericiler. (Reuters)
TT

Trump ailesiyle bağlantılı lüks tatil köyü projesine Arnavutluk'ta neden tepki büyüyor?

6 Haziran 2026'da Arnavutluk'un Vlora kenti yakınlarındaki Zvërnec bölgesinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner ile bağlantılı bir şirket tarafından Adriyatik kıyısındaki çevresel açıdan hassas bir alanda planlanan lüks tatil köyü projesine karşı düzenlenen protestoda toplanan göstericiler. (Reuters)
6 Haziran 2026'da Arnavutluk'un Vlora kenti yakınlarındaki Zvërnec bölgesinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner ile bağlantılı bir şirket tarafından Adriyatik kıyısındaki çevresel açıdan hassas bir alanda planlanan lüks tatil köyü projesine karşı düzenlenen protestoda toplanan göstericiler. (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner ile bağlantılı dev bir kıyı geliştirme projesi, Arnavutluk'ta giderek artan protestoların hedefinde kalmaya devam ediyor.

Şarku’l Avsat’ın Associated Press’ten aktardığı habere göre, binlerce kişi her akşam sokaklarda toplanarak düdük çalıyor ve koruma altındaki göçmen flamingoları simgeleyen karton maketler taşıyor. Göstericiler, planlanan lüks tatil köyünün bu kuşların doğal yaşam alanlarını tehdit edeceğini savunuyor.

Arnavutluk hükümeti ise Adriyatik kıyısında yer alan projenin ülke için önemli bir dönüm noktası olabileceğini, Arnavutluk'un lüks turizm pazarına girmesine ve Avrupa Birliği üyelik hedeflerine katkı sağlayacağını belirtiyor.

dvfgrth
ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner ile bağlantılı bir şirketin Adriyatik kıyısındaki çevresel açıdan hassas bölgede hayata geçirmek istediği projeye karşı düzenlenen protestolardan bir kare. Arnavutluk'un başkenti Tiran'da 11 Haziran 2026'da çekilen görüntü. (Reuters)

Ancak ülkenin güneyindeki ıssız bir ada ile ona bitişik kıyı şeridini kapsayan proje, çevre aktivistleri ve Başbakan Edi Rama'nın muhalifleri tarafından sert şekilde eleştiriliyor.

Dış müdahale suçlamaları

Associated Press'e konuşan Başbakan Edi Rama, projeden geri adım atmayacağını vurgulayarak hükümetinin çevre koruma sicilini savundu. Rama, protestoların yurt dışından faaliyet gösteren çevrimiçi aktivistler tarafından körüklendiğini öne sürdü.

s56h6
ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner ile bağlantılı kıyı tatil köyü projesinin planlandığı alanda protesto gösterisi düzenleyen eylemciler. Arnavutluk'un Vlora kenti yakınlarında, 6 Haziran 2026. (AP)

"Çok fazla manipülasyon ve zamanla daha büyük yalanlara dönüşen yarı gerçekler var" diyen Rama, İran'ı hükümetini hedef almakla suçladı.

Rama'nın yıllardır dile getirdiği bu suçlamalar, Arnavutluk'un 2022 yılında İranlı muhalif bir gruba ev sahipliği yapmasının ardından Tahran ile yaşanan gerilime dayanıyor. İran ise söz konusu iddiaları reddediyor.

dfgth
Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, 9 Haziran 2026'da başkent Tiran'da Associated Press'e verdiği röportaj sırasında konuşuyor. (AP)

Başbakan projeyi savunurken protestolar büyümeye devam ediyor. Yunanistan ve diğer Avrupa ülkelerinde yaşayan Arnavut diasporası da göstericilere destek amacıyla çeşitli eylemler düzenledi.

Oteller, villalar ve yat limanı

Proje iki bölümden oluşuyor. Bunlardan ilki, yaban hayatı koruma alanı statüsündeki Narta Lagünü kıyısındaki sahil geliştirme çalışması; ikincisi ise geçmişte komünist dönemde askeri üs olarak kullanılan, bugün ise boş durumdaki Sazan Adası'nda planlanan daha küçük ölçekli bir tatil köyü.

rgthy
Jared Kushner ve Ivanka Trump. (Reuters - Arşiv)

Otel, daire, villa ve yat limanını içeren proje Jared Kushner ve Trump'ın kızı Ivanka Trump ile ilişkilendiriliyor. Kushner bağlantılı bir yatırım şirketi, Arnavut makamlarından "stratejik yatırımcı" statüsü aldı.

Ivanka Trump, bu hafta ABD'li podcaster David Senra'ya verdiği röportajda bölgeyi tesadüfen keşfettiklerini anlattı.

"Bir arkadaşımızın teknesindeydik ve yüzmek için durduk. Böylece burayı keşfettik. Adaya yüzerek çıktık, ardından çıplak ayakla tepeye kadar yürüdük ve buraya hayran kaldık" dedi.

El değmemiş kıyılar ve çevresel kaygılar

Arnavutluk'un yaklaşık 450 kilometrelik kıyı şeridi, komünist yönetim dönemindeki katı politikalar nedeniyle uzun yıllar büyük ölçüde yapılaşmadan korunmuş durumda.

Protestocu gruplar, nüfuzlu yatırımcıların bu bakir kıyıların önemli bölümlerini kontrol altına alacağından endişe ediyor. Öfkeleri artıran gelişmelerden biri de, bir aktivistin protesto sırasında özel güvenlik görevlileri tarafından zorla uzaklaştırıldığını gösteren videonun sosyal medyada yayılması oldu.

cdfgth
ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner ile bağlantılı kıyı tatil köyü projesinin planlandığı bölgede protesto gösterisi düzenleyen eylemciler, Arnavutluk'un Vlora kenti yakınlarında, 6 Haziran 2026. (AP)

Proje sahası, Arnavutluk'un biyolojik çeşitlilik açısından en zengin bölgelerinden biri olan ve Adriyatik kıyıları boyunca göç eden kuşlar için önemli bir durak niteliği taşıyan doğal koruma alanı içerisinde bulunuyor.

Mayıs ayı sonundan itibaren bölgeye iş makineleri ve ağır ekipmanların girdiği, erişim yolları açıldığı, kumluk alanlarda kazı çalışmaları yapıldığı, çam ormanları arasındaki bazı alanların temizlendiği ve çevreye çitler çekildiği bildirildi.

6y7j76uj
Arnavutluk'un başkenti Tiran'da, Kushner bağlantılı projeye karşı düzenlenen protestolardan bir görüntü, 10 Haziran 2026. (Reuters)

Arnavutluk ve diğer Avrupa ülkelerindeki çevre örgütleri bu faaliyetleri kınarken, önde gelen yerel çevre gruplarından biri söz konusu çalışmaların yıllardır koruma altında bulunan doğal yaşam alanlarına "geri döndürülemez" zarar verdiğini savundu.

Milyarlarca euroluk yatırım tartışma yaratıyor

Arnavutluk Yolsuzlukla Mücadele Kurumu, projeyle ilgili bir soruşturma başlattığını açıkladı ancak ayrıntı paylaşmadı.

Hükümet, proje alanındaki arazilerin özel mülkiyette olduğunu belirtirken, bu arazilerin özelleştirilme sürecinin yasal olup olmadığı konusunda tartışmalar sürüyor.

Başbakan Edi Rama, Arnavutluk'u dünya çapında önemli bir turizm destinasyonuna dönüştürme hedefi doğrultusunda projeyi savunmayı sürdürüyor.

Rama, "Özellikle seçkin ortakların bir araya gelerek 4 milyar euro (4,6 milyar dolar) yatırım yaptığı böylesine olağanüstü bir projeden Arnavutluk korkmamalıdır" dedi.

Başbakan ayrıca, "Görevde olduğum sürece bu yatırımın durdurulması için hiçbir ihtimal yok" ifadelerini kullandı.

Öte yandan Sırbistan'da benzer bir projenin yaşadığı sorunlar, eleştirmenler tarafından uyarı niteliğinde bir örnek olarak gösteriliyor.

frgth65
Göstericiler, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner ile bağlantılı lüks tatil köyü projesine karşı düzenlenen protestoda slogan atıyor. Eylem, Adriyatik kıyısındaki çevresel açıdan hassas bölgede planlanan projeye tepki amacıyla Arnavutluk'un başkenti Tiran'da 11 Haziran 2026'da gerçekleştirildi. (Reuters)

Kasım ayında Sırbistan Parlamentosu, Belgrad'da Kushner bağlantılı bir yatırım şirketinin finanse edeceği lüks bir kompleksin inşasına izin veren özel bir yasa kabul etmişti.

Bir ay sonra organize suçlarla mücadele savcılığı, aralarında bir bakanın da bulunduğu dört kişiyi projeyi kolaylaştırmak amacıyla görevi kötüye kullanmak ve belgede sahtecilik yapmakla suçladı.

Daha sonra Kushner, daha önce koruma altındaki tarihi bir askeri kompleksin yeniden geliştirilmesini hedefleyen yatırımdan çekildi. Söz konusu koruma statüsü, şu anda yargılanan eski yetkililer tarafından kaldırılmıştı.



ABD'den İran'a 5 saatlik bombardıman... Hürmüz'de iki tankere saldırı

ABD'den İran'a 5 saatlik bombardıman... Hürmüz'de iki tankere saldırı
TT

ABD'den İran'a 5 saatlik bombardıman... Hürmüz'de iki tankere saldırı

ABD'den İran'a 5 saatlik bombardıman... Hürmüz'de iki tankere saldırı

ABD ile İran arasındaki askeri çatışmalar salı günü de devam ederken, operasyonların kapsamı bölgedeki hedef ve askeri üslere doğru genişledi.

ABD ordusu, Başkan Donald Trump'ın talimatıyla İran'a yönelik yeni bir hava saldırısı dalgasını tamamladığını açıkladı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), yaptığı açıklamada, "Beş saat süren görev kapsamında ABD güçleri, İran genelindeki askeri hedefleri başarıyla vurdu. Saldırılar Buşehr, Çabahar, Cask, Konarak, Ebu Musa Adası ve Bender Abbas'taki hedefleri kapsadı" ifadelerini kullandı.

İran Devrim Muhafızları ise salı günü yaptığı açıklamada, Ürdün'deki bir ABD hava üssünü balistik füzelerle hedef aldığını duyurdu. Ürdün ordusu ise ülke hava sahasına giren dört füzeyi imha ettiğini belirterek, ülkenin egemenliğine yönelik her türlü ihlalin kararlılıkla karşılık bulacağını vurguladı. Açıklamada, son aylarda İran füzelerinin Ürdün topraklarına düşmesinin tekrarlandığına dikkat çekildi.

Sahadaki bir diğer önemli gelişmede ise Birleşik Arap Emirlikleri, sabaha karşı yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın güney geçiş koridorunda seyreden ülkeye ait "Mombasa" ve "Al Bahiyah" adlı iki ulusal tankerin İran tarafından fırlatılan iki seyir füzesiyle hedef alındığını duyurdu. Saldırıda mürettebattan bir kişi hayatını kaybederken, sekiz kişi de yaralandı.

ABD Başkanı Donald Trump, pazartesi akşamı yaptığı açıklamada, Amerikan güçlerinin Hürmüz Boğazı'yla bağlantılı İran askeri kapasitesini hedef almaya devam ettiğini söylemiş, önümüzdeki iki gün içinde yeni saldırılar düzenlenebileceği mesajını vermişti. Trump ayrıca, İran'ın tutumunu değiştirmesi halinde siyasi bir uzlaşma ihtimalinin hâlâ masada olduğunu belirtirken, ülkesinin ortaya çıkabilecek yeni tehditlere karşı gerekli adımları atacağını vurgulamıştı.


Güç mücadelesinin merkezinde yapay zekâ... Birleşmiş Milletler küresel yönetişimi kurmada başarılı olacak mı?

Büyük güç rekabeti ortamında küresel yapay zekâ yönetişimini kurmaya yönelik uluslararası çabaları gösteren yapay zekâ tarafından oluşturulmuş bir illüstrasyon (Şarku’l Avsat)
Büyük güç rekabeti ortamında küresel yapay zekâ yönetişimini kurmaya yönelik uluslararası çabaları gösteren yapay zekâ tarafından oluşturulmuş bir illüstrasyon (Şarku’l Avsat)
TT

Güç mücadelesinin merkezinde yapay zekâ... Birleşmiş Milletler küresel yönetişimi kurmada başarılı olacak mı?

Büyük güç rekabeti ortamında küresel yapay zekâ yönetişimini kurmaya yönelik uluslararası çabaları gösteren yapay zekâ tarafından oluşturulmuş bir illüstrasyon (Şarku’l Avsat)
Büyük güç rekabeti ortamında küresel yapay zekâ yönetişimini kurmaya yönelik uluslararası çabaları gösteren yapay zekâ tarafından oluşturulmuş bir illüstrasyon (Şarku’l Avsat)

Birleşmiş Milletler'in geçen hafta Cenevre'de düzenlediği yapay zekâ yönetişimi konulu ilk küresel diyaloğun sona ermesi, uluslararası kuruluşun hızla gelişen sektördeki dönüşümlere ayak uydurma kapasitesini yeniden gündeme taşıdı.

Bu süreç, büyük güçlerin en gelişmiş yapay zekâ modellerine, en yüksek performanslı çiplere ve bu sistemleri çalıştırabilecek altyapıya sahip olmak için rekabet ettiği bir dönemle eş zamanlı geliyor. BM ise bu teknolojinin beraberinde getirdiği riskleri sınırlamak amacıyla küresel yönetişim ilkeleri oluşturmanın yollarını arıyor.

"Yapay zekâ yönetişimi" kavramı, bu teknolojinin geliştirilmesi ve kullanımını düzenleyen kurallar ile denetim mekanizmalarının oluşturulmasını ifade ediyor.

Bu alandaki temel zorluk, yapay zekânın ulusal güvenlik, ekonomik büyüme ve askeri üstünlük hesaplamalarının merkezinde yer almaya başlamasından kaynaklanıyor. Bu nedenle hükümetler düzenleyici kurallara kendi stratejik çıkarları açısından yaklaşırken, büyük yapay zekâ modellerini geliştiren şirketler uluslararası kurumların ve ulusal yasaların hızını aşan bir tempoda ilerliyor.

fregh6j
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, 6 Temmuz 2026'da İsviçre'nin Cenevre kentinde düzenlenen Yapay Zekâ Yönetişimi konulu ilk Küresel Diyalog'un açılış konuşmasını yaparken (AFP)

Bu çerçevede ABD'nin önde gelen düşünce kuruluşlarından Brookings Enstitüsü, yapay zekâ için etkili bir uluslararası yönetişim sisteminin yeni bir küresel kurum kurulmasından ziyade, mevcut düzenleyici yapıların koordine edilmesine, hükümetler, uluslararası kuruluşlar ve özel sektör arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesine bağlı olduğunu değerlendiriyor. Bu yaklaşımda BM'nin, söz konusu çabaları ortak bir çerçevede birleştiren koordinatör rol üstlenmesi öngörülüyor.

Büyük güçlerin yaklaşımları

Washington, yapay zekâ alanındaki liderliğini korumanın uzun vadede ekonomik ve güvenlik açısından üstünlük sağlayacağının farkında. ABD, Çin'in ilerlemesini yavaşlatmak ve kritik Amerikan endüstrilerini korumak amacıyla gelişmiş çiplerin ve ilgili teknolojilerin ihracatına yönelik kısıtlamaları uygulamaya koydu.

Buna karşılık Pekin, yerli çip üretim kapasitesini artırmaya ve açık kaynaklı yapay zekâ modellerini geliştirmeye çalışıyor. Bu modeller, geliştiricilerin üzerine yeni uygulamalar inşa etmesine ve teknolojiyi ilerletmesine olanak sağlıyor. Çin ayrıca gelişmekte olan ülkelerin teknolojiye erişiminin genişletilmesini savunan bir aktör olarak kendini konumlandırıyor ve bu yolla küresel dijital ekonominin geleceğinin şekillendirilmesindeki etkisini artırmayı hedefliyor.

Avrupa Birliği ise düzenlemeler yoluyla küresel etkisini güçlendirmeye çalışıyor. AB, büyük pazar hacminden ve uluslararası şirketleri kendi standartlarına uymaya zorlayabilecek düzenleme kapasitesinden yararlanıyor. Bu yaklaşım, büyük yapay zekâ modellerinin geliştirilmesinde lider olmamasına rağmen, küresel düzenleyici ortamın şekillenmesinde AB'ye önemli bir etki alanı sağlıyor. Bu durum, her birinin siyasi ve ekonomik öncelikleri farklı olan çoklu düzenleyici sistemlere doğru ilerleyen küresel eğilimi yansıtıyor.

Uluslararası meşruiyet ve uygulama sorunları

Bu ortamda BM, hükümetler, uzmanlar, şirketler ve sivil toplum arasındaki diyalog yoluyla yapay zekâ yönetişimi sürecine uluslararası meşruiyet kazandırmaya çalışıyor.

Dünya ülkelerinin büyük bölümünü temsil etmesi, BM'ye sınırlı sayıdaki ittifakların sahip olmadığı bir avantaj sağlıyor. Özellikle yapay zekâ alanındaki kararların, büyük teknoloji şirketlerine veya gelişmiş hesaplama kapasitesine sahip olmayan ülkeleri de etkileyecek olması bu rolün önemini daha da artrıryor.

Ancak ülkeleri aynı masa etrafında toplamak, üzerinde uzlaşılan kararları uygulamaya zorlayabilmek anlamına gelmiyor. BM, üye ülkelerin iradesine dayanıyor ve büyük güçleri veya teknoloji şirketlerini ortak kuralları uygulamaya mecbur bırakacak doğrudan zorlayıcı bir yetkiye sahip değil.

edfrgty
BM tarafından 6 Temmuz 2026'da İsviçre'nin Cenevre kentinde düzenlenen Yapay Zekâ Yönetişimi konulu ilk Küresel Diyalog'un logosu (AFP)

Ayrıca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi içindeki görüş ayrılıkları ve Washington-Pekin gerilimi, yakın gelecekte bağlayıcı bir uluslararası sistem oluşturulması ihtimalini zayıflatıyor.

Şarku’l Avsat’ın İngiliz Financial Times gazetesinden aktardığına göre BM'nin yapay zekâ danışma kurulunda görev yapan iki uzmanın yazdığı mektupta; güvenlik standartlarını destekleyecek ve hükümetlerin düzenleme kapasitelerini geliştirmelerine yardımcı olacak bağımsız, bilimsel bir uluslararası kurum kurulması çağrısında bulunuldu. Uzmanlar, kuralların sınırlı sayıdaki ülke ve şirketin elinde şekillenmesinin risklerine dikkat çekti.

Dijital uçurumun azaltılmasında BM'nin rolü

Dijital eşitsizlik konusu, BM'nin pratik bir rol üstlenebileceği en önemli alanlardan biri olarak görülüyor. Dünyadaki birçok ülke, gelişmiş yapay zekâ modelleri geliştirmek için gerekli finansal kaynaklara, enerji altyapısına veya verilere sahip değil.

Bu ülkeler, önceliklerini belirleme süreçlerine dahil olmadıkları yabancı şirketlerin geliştirdiği teknolojilere bağımlı hale gelebilir.

Bu durum, BM'ye kapasite geliştirme, düzenleyici kurumların eğitilmesi, dijital altyapıya erişimin artırılması, yapay zekâ sistemlerindeki önyargıları azaltacak standartların belirlenmesi, mahremiyetin korunması ve dezenformasyonla mücadele gibi alanlarda etkili olma fırsatı sunuyor.

Bu adımların, ülkeler arasındaki dijital uçurumun azaltılmasına katkı sağlaması hedefleniyor.

Büyük güçlerin kabulüne bağlı etki

Mevcut uluslararası rekabet ortamında kapsamlı bir küresel yapay zekâ anlaşması oluşturmak zor görünüyor. Daha gerçekçi görünen yaklaşım; ortak ilkeler, teknik standartlar ve risklerin niteliğine göre zaman içinde gelişecek kısmi uzlaşılar üzerine kuruluyor.

BM, bu sürece daha geniş bir meşruiyet kazandırma kapasitesine sahip. Ancak başarısı, büyük güçleri ortak kuralların kendi çıkarlarına hizmet edeceğine ve yapay zekâ yarışının beraberinde getirdiği riskleri azaltacağına ikna edebilmesine bağlı olacak.

Bu anlayış oluşmadığı sürece yapay zekâ yönetişimi Washington ile Pekin arasındaki rekabet alanı olmaya devam edecek; BM ise yapay zekâ yarışını yönlendiren bir aktörden ziyade bir diyalog platformu konumunda kalacak.

BM'nin küresel yapay zekâ yönetişimi oluşturma çabalarının başarısı, ilk küresel diyaloğun başlattığı süreci teknolojik gelişmelerin hızına ayak uydurabilecek somut adımlara dönüştürme ve uluslararası rekabet ile küresel iş birliği arasındaki farkı azaltma kapasitesine bağlı olacak.


İsrail Parlamentosu, Tevrat öğrenimini "temel ulusal değer" ilan eden yasayı kabul etti

Netanyahu Knesset'te konuşuyor (Arşiv- EPA)
Netanyahu Knesset'te konuşuyor (Arşiv- EPA)
TT

İsrail Parlamentosu, Tevrat öğrenimini "temel ulusal değer" ilan eden yasayı kabul etti

Netanyahu Knesset'te konuşuyor (Arşiv- EPA)
Netanyahu Knesset'te konuşuyor (Arşiv- EPA)

İsrail Parlamentosu (Knesset), dün Tevrat öğrenimini devletin "temel değerlerinden biri" olarak tanımlayan yasayı kabul etti. Düzenleme, Haredi (ultra-Ortodoks) Yahudi erkeklerin zorunlu askerlik hizmetinden muaf tutulmasına yönelik girişimleri güçlendiren bir adım olarak değerlendiriliyor.

Yasa, 27 Ekim'de yapılacak genel seçimler öncesinde Knesset'in feshedilmesine sayılı günler kala, son oylamalarda kabul edildi. Düzenleme, Başbakan Binyamin Netanyahu ile hükümetini destekleyen dini partiler arasında aylar süren zorlu müzakerelerin ardından yasalaştı.

Yasanın kabul edilmesinin, tartışmalı askerlik muafiyeti meselesi nedeniyle Netanyahu'ya destek vermekte isteksiz davranan dini partilerin koalisyona desteğini güçlendirmesi bekleniyor.

Haziran ayında ilk oylamadan geçen yasa tasarısı, süreç içinde çeşitli değişikliklere uğradı.

Başlangıçta "Tevrat Öğrenimine İlişkin Temel Yasa" adını taşıyan taslakta, dini okul öğrencilerinin haklarını askerlerin haklarıyla eşitleyen madde, Netanyahu'nun lideri olduğu Likud Partisi milletvekillerinin desteğini sağlamak amacıyla metinden çıkarıldı.

Nihai haliyle kabul edilen yasada ise yalnızca "Tevrat öğrenimi, Yahudi halkının mirasının ve İsrail Devleti'nin temel değerlerinden biridir" ifadesi yer aldı.

Söz konusu değişiklik, muhalefetin yanı sıra iktidar koalisyonu içinde de sert eleştirilere neden oldu. Likud Milletvekili Dan Illouz, tepki olarak partisinden istifa etti.

wderft5y
Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Knesset oturumu sırasında Netanyahu ile görüşüyor (arşiv - Reuters)

Illouz, "Yasanın amacını açıkça ortaya koyan maddenin çıkarılması ne yasanın niteliğini ne de gerçek hedefini değiştiriyor. Bu yasa fiilen askerlik muafiyetine meşruiyet kazandırmak için kullanılacak" ifadelerini kullandı.

İsrail'de onlarca yıldır Haredi erkeklerin büyük bölümü, dini eğitim kurumlarına tam zamanlı öğrenci olarak kayıt yaptırarak zorunlu askerlik hizmetinden muaf tutuluyor.

Ancak İsrail Yüksek Mahkemesi bu uygulamanın hukuka aykırı olduğuna hükmetmiş, iki yılı aşkın süredir devam eden savaş nedeniyle personel sıkıntısı yaşayan İsrail ordusu ise daha fazla kişinin askere alınmasını talep etmişti.

Koalisyon hükümeti, doğrudan askerlik muafiyeti getiren ve mahkeme tarafından iptal edilme ihtimali bulunan bir yasa yerine, İsrail'de anayasal nitelik taşıyan "Temel Yasa" statüsündeki bu düzenlemeyi kabul ederek dolaylı bir yol izledi.

Yasa karşıtları, düzenlemenin Haredi erkeklerin askerlik yapmamasına açıkça yer vermese de buna hukuki zemin hazırladığını savunuyor.

Şarku’l Avsat’ın İsrail basınından aktardığına göre Maliye Bakanlığı da düzenlemeye karşı çıktı. Bakanlık, Tevrat öğrenimi hakkının eşitlik ilkesinin önüne geçirilmesinin bütçe önceliklerini ciddi biçimde zedeleyebileceği uyarısında bulundu.

Buna karşılık Haredi partiler Şas ve Birleşik Tevrat Yahudiliği, söz konusu yasaya verdikleri destek karşılığında Likud'un sunduğu diğer yasa tasarılarını desteklemeyi kabul etti.

Eski İsrail Genelkurmay Başkanı ve yaklaşan seçimlerde Netanyahu'nun başlıca rakiplerinden biri olarak görülen Gadi Eisenkot ise hükümeti eleştirerek, "Hükümet, Knesset'in bu yasama döneminin son günlerini orduya zarar verecek yasaları geçirmek için kullanıyor" değerlendirmesinde bulundu.

Knesset'in mevcut yasama döneminin 17 Temmuz'da resmen sona ermesi bekleniyor.