Kırılan gözlüğü için ağlayan Filistinli çocuk dünya gündemine oturdu

Kırılan gözlüğü için ağlayan Filistinli çocuk dünya gündemine oturdu
TT

Kırılan gözlüğü için ağlayan Filistinli çocuk dünya gündemine oturdu

Kırılan gözlüğü için ağlayan Filistinli çocuk dünya gündemine oturdu

Gazze'de yaşayan ve ağır görme bozukluğu bulunan 7 yaşındaki Filistinli çocuk Eyüp Cüneyd'in kırılan gözlüğü nedeniyle gözyaşlarına boğulduğu görüntüler, sosyal medya ve uluslararası basında geniş yankı uyandırdı. Şarku’l Avsat’ın The Guardian'dan aktardığı habere göre söz konusu video Gazze'de görme sorunu yaşayan binlerce çocuğun karşı karşıya olduğu sağlık krizini de gözler önüne serdi.

Videoda, kırılan gözlüğünün parçalarını toplamaya çalışan Eyüp'ün çaresizliği milyonlarca kişiyi etkiledi. Görüntülerin dünya genelinde on milyonlarca kez izlenmesinin ardından Eyüp'e yeni bir gözlük temin edildi. Ancak ailesi, bunun yalnızca geçici bir çözüm olduğunu ve çocuğun acilen ameliyat olması gerektiğini belirtiyor.

Gazze kentindeki liman bölgesine sığınan Eyüp'ün annesi 30 yaşındaki İman Cüneyd, oğlunun görme sorununun iki yaşındayken geçirdiği ve yüksek ateşe neden olan bir hastalığın ardından başladığını söyledi.

Doktorların başlangıçta görme yetisinin yaşla birlikte düzeleceğini ifade ettiğini belirten anne, durumun zamanla kötüleştiğini anlattı. Eyüp'ün ihtiyaç duyduğu yüksek dereceli lenslerin Gazze'de bulunamadığını söyleyen anne, "Tedavi için seyahat etmeye hazırlanıyorduk ancak savaş başladı ve tüm planlar durdu" dedi.

Ailesine göre Eyüp, gözlüğü olmadan neredeyse hiçbir şey göremiyor. Bu nedenle çoğu zaman çadırdan çıkmıyor, diğer çocuklarla oynarken son derece dikkatli davranıyor. Koşması, zıplaması ve serbestçe hareket etmesi doktorlar tarafından sakıncalı görülüyor. Uzmanlar, düşme veya çarpma sonucu göz retinasında daha fazla hasar oluşabileceği konusunda aileyi uyardı.

Eyüp'ün sık sık annesine, "Diğer çocuklar neden benim gibi gözlük takmıyor?", "Neden onlar gibi hareket edemiyorum?" ve "Neden okula gidemiyorum?" gibi sorular yönelttiği belirtiliyor.

Ailenin aktardığına göre olay, nisan ayının sonlarında Eyüp'ün molozlarla kaplı bir yolda yürürken düşmesiyle yaşandı. Yüzüstü yere düşen çocuğun gözlüğü kırıldı. Bunun üzerine Eyüp büyük bir üzüntü yaşayarak gözyaşlarına boğuldu ve gözlüğünün parçalarını toplamaya çalıştı.

Annesi, "Onun için gözlüğü her şey demekti. Gözlükle bile net göremiyor, çoğu zaman nesneleri yüzüne birkaç santimetre yaklaştırmak zorunda kalıyordu. Gözlüksüz ise neredeyse hiç hareket edemiyordu" ifadelerini kullandı.

Aile üyeleri, gözlüğün kırılmasının ardından geçen üç ila dört gün boyunca Eyüp'ün çadırın bir köşesinde hareketsiz kaldığını, yardım almadan yürüyemediğini anlattı. Kendi başına hareket etmeye çalıştığında ise çevresini seçebilmek için yere doğru eğilip gözlerini zemine yaklaştırdığı belirtildi. Yakınları gözlüğü tamir etmeye çalışsa da hasar gören lenslerin onarılamadığı kaydedildi.

Anne İman Cüneyd, videonun çadıra döndükten sonra çekildiğini belirterek, "Sokakta sürekli ağlıyor, gözlüğünün tamir edilmesini istediğini söylüyordu çünkü onsuz hiçbir şey göremiyordu. Videonun yayılmasının ardından bazı bağışçılar yardım etti ve yeni bir gözlük aldık. Ancak bu gözlük de ihtiyaç duyduğu ölçülere tam olarak uygun değil" dedi.

Aile, son günlerde Eyüp'ün psikolojik durumunda kısmi bir iyileşme gözlemlediklerini ifade ediyor. Çocuğun ziyaretçiler ve yardım görevlileriyle daha fazla iletişim kurmaya başladığı, bunun da aileye umut verdiği belirtiliyor.

Öte yandan Gazze'deki sağlık yetkilileri, savaşın göz sağlığı hizmetlerini büyük ölçüde çökerttiğini bildiriyor. İsrail ablukası ve savaşın yol açtığı yıkım nedeniyle binlerce görme engelli veya görme sorunu yaşayan kişinin tedaviye erişemediği belirtiliyor.

Hastanelerde cerrahi mikroskoplar ve katarakt ameliyatlarında kullanılan fako cihazları dahil olmak üzere temel ekipman eksikliği yaşanıyor. Yetkililere göre yalnızca katarakt ameliyatı bekleyen hasta sayısı 2 bin 800'ü aşarken, kornea nakli, glokom ve rekonstrüktif göz ameliyatları dahil toplam bekleyen vaka sayısı 4 binin üzerinde bulunuyor.

İsrail bombardımanının sağlık tesislerinin çevresini hedef alması nedeniyle Gazze kentindeki Devlet Göz Hastanesi de zaman zaman hizmet veremez hale geldi. Burası, Gazze Şeridi'ndeki tek kamu göz sağlığı merkezi olarak faaliyet gösteriyor.

Hastane Müdürü ve kıdemli göz cerrahı Dr. Hüsam Davud, mevcut durumda tıbbi sarf malzemeleri ve cerrahi ekipmanlarda ciddi eksiklik yaşandığını belirterek, "Bugün savaş öncesinde sunduğumuz hizmetlerin yalnızca yaklaşık yüzde 60'ını verebiliyoruz. Bunun temel nedeni, İsrail'in tıbbi ekipman ve cerrahi malzeme girişini engellemesidir" dedi.

Doktorlar ayrıca kalabalık yaşam koşulları, yetersiz sanitasyon hizmetleri ve ilaç eksikliği nedeniyle ağır kornea enfeksiyonlarında ciddi artış yaşandığını, bazı hastaların bu nedenle kalıcı olarak görme yetisini kaybettiğini bildiriyor.

Uzmanlara göre görme sorunu yaşayan çocukların durumu, Gazze'deki daha geniş çaplı insani krizin yalnızca bir parçası. Bölge, nüfusa oranla dünyadaki en yüksek çocuk amputasyon oranlarından birine sahip. On binlerce hasta ve yaralı çocuk acil tedavi beklerken, özel sağlık hizmetlerine ihtiyaç duyan çok sayıda kişinin Gazze dışına tahliyesi henüz gerçekleştirilemedi.

Gazze Sağlık Bakanlığı'nın son verilerine göre yaklaşık 4 bin çocuk, hayati öneme sahip tıbbi tedaviye ulaşabilmek için acil olarak bölge dışına sevk edilmeyi bekliyor.


 



Libya açıklarında göçmen teknesi battı: En az 50 kişi öldü veya kayboldu

Libya sahil güvenlik ekipleri Akdeniz'de, Libya kıyıları açıklarında, bir lastik botta bulunan göçmenleri kurtarmak için olay yerine gelirken (Reuters- Arşiv)
Libya sahil güvenlik ekipleri Akdeniz'de, Libya kıyıları açıklarında, bir lastik botta bulunan göçmenleri kurtarmak için olay yerine gelirken (Reuters- Arşiv)
TT

Libya açıklarında göçmen teknesi battı: En az 50 kişi öldü veya kayboldu

Libya sahil güvenlik ekipleri Akdeniz'de, Libya kıyıları açıklarında, bir lastik botta bulunan göçmenleri kurtarmak için olay yerine gelirken (Reuters- Arşiv)
Libya sahil güvenlik ekipleri Akdeniz'de, Libya kıyıları açıklarında, bir lastik botta bulunan göçmenleri kurtarmak için olay yerine gelirken (Reuters- Arşiv)

Avrupa kıyılarına ulaşmaya çalışan, aralarında kadınlar ve çocukların da bulunduğu yaklaşık 60 göçmeni taşıyan bir tekne, Libya'nın doğu kıyıları açıklarında battı. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre olayda en az 50 kişinin hayatını kaybettiği veya kaybolduğu bildirildi.

Doğu Libya Sahil Güvenlik yetkilileri, kazanın salı günü kıyı kenti Tobruk açıklarındaki el-Burda Adası yakınlarında meydana geldiğini belirtti. Yetkililer, 10 kişinin yüzerek adaya ulaştığını ve kurtulduğunu, kayıp kişileri arama çalışmalarının sürdüğünü ifade etti.

Bu olay, Akdeniz'i geçerek Avrupa kıyılarına ulaşmaya çalışan göçmenlerin başlıca çıkış noktalarından biri olan Libya açıklarında yaşanan son deniz faciası oldu. Geçtiğimiz ay da Libya'nın doğu kıyıları açıklarında bir teknenin batması sonucu 51 göçmen hayatını kaybetmiş veya kaybolmuştu.

Uluslararası Göç Örgütü (IOM), bu yıl 1 Ocak ile 16 Mayıs tarihleri arasında Orta Akdeniz rotasında 800'den fazla göçmenin öldüğünü veya kaybolduğunu açıkladı. Örgüt, geçen yıl aynı güzergahta ölen veya kaybolan göçmen sayısının bin 300'den fazla olduğunu bildirdi.


Irak'ın Erbil kentindeki ABD konsolosluğu yakınlarında bir SİHA düşürüldü

Erbil şehrindeki bir meydan, (Arşiv- Reuters)
Erbil şehrindeki bir meydan, (Arşiv- Reuters)
TT

Irak'ın Erbil kentindeki ABD konsolosluğu yakınlarında bir SİHA düşürüldü

Erbil şehrindeki bir meydan, (Arşiv- Reuters)
Erbil şehrindeki bir meydan, (Arşiv- Reuters)

Güvenlik kaynakları, Reuters haber ajansına yaptıkları açıklamada, Irak'ın Erbil kentinde patlayıcı yüklü bir insansız hava aracının (SİHA) hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiğini bildirdi.

Kaynaklar, SİHA'nın ABD Başkonsolosluğu yakınlarına düştüğünü belirtti.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Erbil'deki ABD Başkonsolosluğu çevresinde patlama sesleri duyuldu.

Haberde, daha önce de roket ve İHA saldırılarının hedefi olan konsolosluk çevresindeki hava savunma sistemlerinin devreye girdiği ifade edildi.

Erbil semalarında uçan İHA'ların hava savunma sistemleri tarafından vurulduğu, patlama seslerinin duyulduğu ve bölgeden dumanların yükseldiği görüldü.

Saldırıları henüz herhangi bir grup üstlenmedi. Olay, Irak'ın yeni Başbakanı Ali ez-Zeydi'nin Washington ziyaretiyle eş zamanlı olarak gerçekleşti. Ez-Zeydi, salı günü ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya gelmişti.

ABD askerlerinin konuşlu bulunduğu Irak Kürt Bölgesel Yönetimi toprakları, ABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının başlamasından bu yana sık sık hedef alınıyor. Bu saldırıların büyük bölümünden İran'a yakın Iraklı silahlı gruplar sorumlu tutuluyor.

Söz konusu grupların bugüne kadar Irak'taki ABD tesislerine 600'den fazla saldırı düzenlediği belirtiliyor. İran da çatışmalar süresince ve nisan ayında yürürlüğe giren kırılgan ateşkes sonrasında, Irak Kürt Bölgesi'nde konuşlu İranlı Kürt muhalif gruplara yönelik saldırılar gerçekleştirdi.


Husiler, doktorları kaçırarak ve hastaları tedaviden mahrum bırakarak sağlık sisteminin çöküşünü derinleştiriyor

İlaç sıkıntısı çeken Sana’daki bir hastanede çocuklarını aşı olmaya getiren Yemenli kadınlar (EPA)
İlaç sıkıntısı çeken Sana’daki bir hastanede çocuklarını aşı olmaya getiren Yemenli kadınlar (EPA)
TT

Husiler, doktorları kaçırarak ve hastaları tedaviden mahrum bırakarak sağlık sisteminin çöküşünü derinleştiriyor

İlaç sıkıntısı çeken Sana’daki bir hastanede çocuklarını aşı olmaya getiren Yemenli kadınlar (EPA)
İlaç sıkıntısı çeken Sana’daki bir hastanede çocuklarını aşı olmaya getiren Yemenli kadınlar (EPA)

Husilerin kontrolündeki bölgelerde sağlık sistemindeki kötüleşme sürerken, sağlık çalışanlarına yönelik ihlallerin artması ve temel sağlık hizmetlerini etkileyen krizlerin derinleşmesi, 10 yılı aşkın süredir devam eden savaşın siviller üzerindeki baskısını gözler önüne seriyor.

Doktorlar ve sağlık çalışanlarına yönelik gözaltı operasyonlarının arttığı bir dönemde, temel ilaçların temin edilememesi nedeniyle binlerce kronik hastanın mağduriyeti büyüyor. Buna çevresel krizlerin de eklenmesi, başkent Sana’da salgın hastalık riskini artırıyor.

Sana ve İb vilayetlerinde aynı anda yaşanan üç ayrı kriz, sağlık sektöründeki tablonun daha da ağırlaştığını ortaya koyuyor. İnsan hakları kaynakları, Husileri sağlık çalışanlarını keyfi şekilde gözaltına almaya devam etmekle suçlarken, kronik hastalar hayat kurtarıcı ilaçların bulunamamasından şikâyet ediyor. Öte yandan kanalizasyon sularının taşması ve su kaynaklarının kirlenmesi nedeniyle binlerce kişi artan sağlık riskleriyle karşı karşıya bulunuyor.

Gözlemcilere göre bu gelişmeler yalnızca sağlık hizmetlerindeki gerilemeyi değil, aynı zamanda Husilerin kontrolündeki bölgelerde insani krizin daha da derinleşeceğine işaret ediyor. Sağlık alanındaki nitelikli personelin bölgeden ayrılmayı sürdürmesi ve sağlık tesislerinin temel ihtiyaçları karşılama kapasitesinin giderek zayıflaması da endişeleri artırıyor.

Doktorların kaçırılması

Yemen’in Husilerin kontrolündeki başkenti Sana ile İb vilayetinde doktorlar ve sağlık çalışanlarını hedef alan uygulamalarda dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Husi yönetimi, sağlık çalışanlarına yönelik gözaltı ve zorla kaybetme politikasını sürdürmekle suçlanıyor.

Konuya ilişkin bilgi sahibi kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Husi silahlı unsurlarının son dönemde Sana ve İb’de çok sayıda doktor ve sağlık çalışanının evine ve iş yerine baskın düzenlediğini belirtti. Kaynaklar, gözaltına alınan kişilerin ailelerine nerede tutuldukları ya da hangi gerekçeyle gözaltına alındıkları konusunda herhangi bir bilgi verilmeden bilinmeyen yerlere götürüldüğünü aktardı.

Birleşmiş Milletler’in (BM) sağladığı finansmanın azalmasının ardından, Husilerin kontrolünde bulunan bölgelerdeki sağlık sistemi giderek kötüleşiyor. (BM)Birleşmiş Milletler’in (BM) sağladığı finansmanın azalmasının ardından, Husilerin kontrolünde bulunan bölgelerdeki sağlık sistemi giderek kötüleşiyor. (BM)

Son olayda, ortopedi uzmanı ve eklem cerrahı Dr. Macid el-Hazzan, Sana’da gözaltına alındı. Bu durum, doktorun hastaları için planlanan çok sayıda ameliyatın ertelenmesine yol açtı.

El-Hazzan yayımladığı videoda, neden gözaltına alındığını bilmediğini ifade ederek, hastaları ve vatandaşların haklarını savunmasının hedef alınmasına neden olduğunu söyledi.

Doktora yakın kaynaklar ise daha önce kalp anjiyosu geçiren el-Hazzan’ın düzenli tıbbi takibe ihtiyaç duyduğunu belirterek, gözaltı sürecinde hayatının risk altında olabileceği uyarısında bulundu. Kaynaklar, doktorun güvenliğinden Husileri sorumlu tuttu.

Bu olaydan birkaç gün önce de ortopedi uzmanı Dr. Lebib Baabad, İb vilayetinde açtığı özel tıp merkezinin ardından gözaltına alınmıştı. Husi silahlı unsurlarının merkeze baskın düzenleyerek Baabad’ı, yıllar önce örgütün el koyduğu el-Menar Doktorlar Hastanesi’ni yöneten bir Husi yetkilisinin ihbarı üzerine bilinmeyen bir yere götürdüğü bildirildi.

Husi kontrolündeki el-Menar Doktorlar Hastanesi(Şarku’l Avsat)

                           Husi kontrolündeki el-Menar Doktorlar Hastanesi(Şarku’l Avsat)

El-Udeyn Devlet Hastanesi Radyoloji Bölüm Başkanı Dr. Mustafa Paşa da mali haklarının ödenmesini talep etmesinin ardından haftalardır gözaltında tutuluyor. Öte yandan, Husiler yaklaşık iki yıldır Dr. Ali el-Mudvahi’yi, serbest bırakılması yönündeki tekrarlanan çağrılara rağmen tutuklu bulundurmaya devam ediyor.

Sağlık sektöründe görev yapan çalışanlar, söz konusu ihlallerin daha fazla nitelikli sağlık personelinin Husilerin kontrolündeki bölgeleri terk etmesine ya da mesleğini bırakmasına yol açtığını belirtiyor. Bu durumun, zaten ciddi personel ve imkân yetersizliği yaşayan sağlık sistemini daha da zayıflattığı ifade ediliyor.

Hastaların hayatına yönelik tehdit

Sağlık çalışanlarının hedef alınmasına paralel olarak, İb vilayetinde binlerce hasta, diyabet ilaçlarının yaklaşık üç aydır temin edilememesi nedeniyle ciddi bir krizle karşı karşıya bulunuyor.

Sağlık kaynakları, ilaç stoklarının tükenmesi ve yeniden temin edilmesine yönelik herhangi bir çözüm bulunamaması nedeniyle 5 binden fazla hastanın temel olarak bağımlı olduğu ücretsiz tedaviden mahrum kaldığını belirtti.

Kaynaklar, tıbbi malzeme ve ilaç sevkiyatlarının aksamasıyla krizin son haftalarda daha da derinleştiğini ifade ederek, mevcut durumun devam etmesinin hastaların hayatını tehdit ettiği ve ölümle sonuçlanabilecek ciddi komplikasyon riskini artırdığı uyarısında bulundu.

Hudeyde şehrindeki bir hastanede yatan hastalar (Reuters)Hudeyde şehrindeki bir hastanede yatan hastalar (Reuters)

Kaynaklar, ilaçların ihtiyaç sahiplerine ulaşmasının engellenmesinden Husi yetkilileri sorumlu tutarak, krizin nedenlerini ortaya çıkaracak ve tedavilerin herhangi bir müdahale olmaksızın hastalara ulaştırılmasını sağlayacak bağımsız bir soruşturma çağrısında bulundu.

İb vilayetindeki hastalardan biri, insülini eczanelerden maddi gücünü aşan fiyatlarla satın almak zorunda kaldığını belirterek, ilacın bulunamaması nedeniyle zaman zaman günlerce düzenli dozlarını alamadığını söyledi.

İb’in el-Udeyn ilçesinde diyabet hastası bir çocuğun annesi ise tedaviyi karşılayabilmek için defalarca borç almak zorunda kaldığını ifade etti. Süregelen ilaç kesintisinin oğlunun hayatını tehlikeye attığını belirten anne, diğer bazı hastaların da ellerindeki ilaçları daha uzun süre kullanabilmek için dozlarını azaltmaya başladığını, ancak bunun ciddi sağlık komplikasyonlarına yol açabileceğini kaydetti.

Uzmanlar ise kronik hastalık ilaçlarının temin edilememeye devam etmesinin yalnızca hastaların hayatını tehdit etmediğini, aynı zamanda komplikasyon ve ölüm oranlarını artırdığını, zaten sınırlı imkânlarla çalışan hastaneler üzerindeki baskıyı daha da ağırlaştırdığını belirtiyor.

Çevresel sorun

Husilerin kontrolündeki başkent Sana’da, es-Suneyne mahallesinde binlerce kişi, kanalizasyon sularının iki haftadan uzun süredir sokaklara taşması nedeniyle giderek büyüyen çevre ve sağlık kriziyle karşı karşıya bulunuyor. Sorunun çözümü için herhangi bir müdahalede bulunulmadığı belirtiliyor.

Mahalle sakinleri, biriken kanalizasyon sularının kötü kokuların yayılmasına ve böceklerin çoğalmasına yol açtığını, vatandaşların hareketlerini engellediğini, ayrıca ev ve ticari işletmelere zarar verdiğini ifade ediyor. Sakinler, içme suyu kaynaklarının kirlenmesinden de endişe duyuyor.

Bazı bölge halkı, evlerine ulaşan suyun renginde değişiklik fark ettiklerini ve sudan kötü kokular geldiğini belirterek, içme ve yemek yapma amacıyla bu suyu kullanmayı bıraktıklarını söyledi. Vatandaşlar, bunun yerine tüketilebilir su satın almak zorunda kaldıklarını, bunun da zorlu ekonomik koşullar altında geçim yüklerini daha da artırdığını dile getirdi.

Sana’da bir mahalle, kanalizasyonun tıkanması nedeniyle kirli suyla doldu. (Şarku’l Avsat)Sana’da bir mahalle, kanalizasyonun tıkanması nedeniyle kirli suyla doldu. (Şarku’l Avsat)

Halk sağlığı uzmanları, atık suların birikmeye devam etmesinin kolera ve akut ishal gibi su yoluyla bulaşan hastalıkların yanı sıra cilt ve solunum yolu hastalıklarının yayılması için uygun bir ortam oluşturduğu uyarısında bulunuyor.

Mahalledeki sağlık merkezlerinden birinde görev yapan tıbbi kaynak, son günlerde ishal, cilt hastalıkları ve ateşli rahatsızlıklarla başvuranların sayısında belirgin bir artış görüldüğünü belirtti. Kaynak ayrıca, bazı hastalarda kolera, tifo ve sıtma şüphesi bulunduğunu, bu durumun kanalizasyon sularının taşmasından kaynaklanan çevre kirliliğiyle bağlantılı olduğunu ifade etti.

Mahalle sakinleri, iki haftadan uzun süredir devam eden krize müdahale etmemekle Husi yönetimini suçluyor. Vatandaşlar, Husi grubunun ‘temizlik’, ‘şehir iyileştirme’ ve ‘kanalizasyon hizmetleri’ adı altında ücret ve vergi toplamaya devam ettiğini, ancak bunun temel hizmetlerin seviyesine yansımadığını belirtiyor.