Fransa’da düzenlenen konferans, iki devletli çözüm için uluslararası destek topluyor

(foto altı) Onlarca ülkeden dışişleri bakanları ve üst düzey yetkililerin katılacağı toplantı, Filistin devletinin kurulmasına yönelik bir yol haritası oluşturan Birleşmiş Milletler (BM) destekli New York Bildirgesi’nin birinci yıl dönümünde düzenleniyor. (Reuters)
(foto altı) Onlarca ülkeden dışişleri bakanları ve üst düzey yetkililerin katılacağı toplantı, Filistin devletinin kurulmasına yönelik bir yol haritası oluşturan Birleşmiş Milletler (BM) destekli New York Bildirgesi’nin birinci yıl dönümünde düzenleniyor. (Reuters)
TT

Fransa’da düzenlenen konferans, iki devletli çözüm için uluslararası destek topluyor

(foto altı) Onlarca ülkeden dışişleri bakanları ve üst düzey yetkililerin katılacağı toplantı, Filistin devletinin kurulmasına yönelik bir yol haritası oluşturan Birleşmiş Milletler (BM) destekli New York Bildirgesi’nin birinci yıl dönümünde düzenleniyor. (Reuters)
(foto altı) Onlarca ülkeden dışişleri bakanları ve üst düzey yetkililerin katılacağı toplantı, Filistin devletinin kurulmasına yönelik bir yol haritası oluşturan Birleşmiş Milletler (BM) destekli New York Bildirgesi’nin birinci yıl dönümünde düzenleniyor. (Reuters)

İsrailli ve Filistinli sivil toplum kuruluşları, uluslararası toplumu iki devletli çözümden vazgeçmemeye çağırmak amacıyla bugün Fransa’da bir araya geliyor. Paris yönetimi, Ortadoğu’daki savaşın gölgesinde konunun uluslararası gündemde kalmasını sağlamaya çalışıyor.

Toplantıya onlarca ülkeden dışişleri bakanları ve üst düzey yetkililer katılacak. Etkinlik, Birleşmiş Milletler (BM) destekli New York Bildirgesi’nin yayımlanmasının birinci yıl dönümüne denk geliyor. Söz konusu bildiri, Filistin devletinin kurulmasına yönelik bir yol haritası ortaya koymuş ve aralarında Fransa, Birleşik Krallık ve Kanada’nın da bulunduğu yaklaşık 12 ülkeyi Filistin devletini tanımaya yöneltmişti. Fransa Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü dün gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bölgede sonu gelmeyen çatışmaların, çok sayıda sivil kaybın ve şiddet sarmalının yaşandığı mevcut koşullar ile Gazze’de ateşkesin uygulanmasında yaşanan aksaklıklar göz önüne alındığında, bu konferansın bugün her zamankinden daha önemli ve daha acil hale geldiğine inanıyoruz” dedi.

Toplantının sonunda, kalıcı ateşkes sağlanması, yerleşim faaliyetlerinin durdurulması, Gazze Şeridi’nin yeniden imarı, yönetişim reformlarının hayata geçirilmesi ve sivil topluma yönelik uluslararası desteğin artırılması çağrısında bulunan sekiz maddelik bir ‘eylem çağrısı’ yayımlanacak.

Söz konusu çağrı, Fransa’da bir araya gelecek G7 liderlerine sunulacak. Reuters’ın incelediği eylem planında, “Bölge hâlâ derin bir parçalanmışlık içinde. Gazze harap olmuş durumda ve İsrail güvenlik tehditleriyle karşı karşıya kalmayı sürdürüyor. Yerleşimci şiddeti, yerleşim birimlerinin genişlemesi, fiilî ilhak uygulamaları ve Filistin Yönetimi’ne yönelik tehditler, gelecekte bağımsız bir Filistin devletinin kurulma ihtimalini zayıflatmaya devam ediyor” ifadelerine yer verildi.

Batı’nın yerleşimcilerin şiddetine tepkisi

Konferans, işgal altındaki Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin şiddet eylemlerinin arttığı bir dönemde düzenlenirken, Binyamin Netanyahu hükümetinin yerleşim faaliyetlerini genişletmesine yönelik birçok Batılı ülkede yükselen rahatsızlığa da dikkat çekiyor.

Diplomatlar, yerleşimlerin genişletilmesinin Filistin devletinin kurulma ihtimalini zayıflatmayı amaçladığını belirtiyor.

Bu konudaki en büyük endişelerden biri, İsrail’in Doğu Kudüs’ün doğusunda inşa etmeyi planladığı ve ‘E1 Planı’ olarak bilinen yerleşim projesi. Söz konusu planın Batı Şeria’yı ikiye bölerek Doğu Kudüs’ten ayıracağı ve Filistinlilerin bağımsız devlet kurmayı hedeflediği toprakların bütünlüğünü parçalayacağı ifade ediliyor.

Birleşik Krallık, Kanada, Fransa ve Norveç, salı günü işgal altındaki Batı Şeria’da şiddet eylemlerinin finansmanı, desteklenmesi ve uygulanmasında rol oynayan İsrailli ağlara yönelik yeni ve koordineli yaptırımlar uyguladıklarını duyurdu.

İsrail ve ABD ise toplantıya katılmayı reddetti.

İsrail’in Fransa Büyükelçiliği tarafından yapılan açıklamada, “Büyükelçi davet aldı ancak konferansa katılmayacak. Çünkü bu etkinliğin barışın teşvik edilmesiyle bir ilgisi bulunmuyor” denildi. Açıklamada ayrıca, Fransa’nın İsrail ile Filistinliler arasında arabulucu rolü üstlenemeyeceği savunuldu.



NATO’ya ABD Freni: Avrupa’ya tahsis ettiği askerî gücü azaltıyor

ABD Hava Kuvvetleri'ne ait iki F-35 Lightning II savaş uçağı, 24 Şubat 2022'de Estonya'daki Amari Hava Üssü'ne iniş yaparken (Reuters)
ABD Hava Kuvvetleri'ne ait iki F-35 Lightning II savaş uçağı, 24 Şubat 2022'de Estonya'daki Amari Hava Üssü'ne iniş yaparken (Reuters)
TT

NATO’ya ABD Freni: Avrupa’ya tahsis ettiği askerî gücü azaltıyor

ABD Hava Kuvvetleri'ne ait iki F-35 Lightning II savaş uçağı, 24 Şubat 2022'de Estonya'daki Amari Hava Üssü'ne iniş yaparken (Reuters)
ABD Hava Kuvvetleri'ne ait iki F-35 Lightning II savaş uçağı, 24 Şubat 2022'de Estonya'daki Amari Hava Üssü'ne iniş yaparken (Reuters)

ABD’nin, Avrupa’daki NATO operasyonları için tahsis ettiği uçak ve savaş gemilerinin sayısında önemli bir azaltmaya gitmeyi planladığı bildirildi.

New York Times’ın cuma günü iki üst düzey Avrupalı yetkiliye dayandırdığı haberine göre Washington yönetimi Avrupa’daki NATO faaliyetlerine sağladığı askerî kapasitede ciddi kesintiler yapmaya hazırlanıyor.

Gazetenin haberinde, söz konusu kararın NATO’nun uzun menzilli saldırı düzenleme ve istihbarat-gözetleme faaliyetleri yürütme kabiliyetini sınırlandıracağı belirtildi.

Plana göre ABD, Avrupa’da NATO görevleri için tahsis ettiği F-16 ve F-15E savaş uçaklarının sayısını yaklaşık 150’den 100’e düşürecek. Ayrıca deniz devriye ve keşif görevlerinde kullanılan uçakların sayısı 26’dan 15’e indirilecek. Daha önce Avrupa’ya tahsis edilen sekiz havada yakıt ikmal uçağının tamamı da geri çekilecek.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre plan kapsamında bir füze taşıyan denizaltı ile bir uçak gemisinin yanı sıra çeşitli savaş gemileri ve uçak gemisi görev grubuna bağlı onlarca uçağın da başka bölgelere konuşlandırılması öngörülüyor.

Haberde ayrıca, daha önce Avrupa’nın savunması için ayrılmış iki bombardıman uçağı grubundan birinin de farklı bölgelerde görevlendirilebileceği ifade edildi.

Reuters, Mayıs ayında yayımladığı haberinde de ABD’nin büyük bir kriz durumunda müttefiklerine sağladığı askerî kabiliyetleri azaltmayı planladığını bildirmişti.


Trump, harika bir uzlaşmanın İran ile yakında imzalanacağını söylerken Tahran nihai anlaşmaya varıldığını reddediyor

Trump, harika bir uzlaşmanın İran ile yakında imzalanacağını söylerken Tahran nihai anlaşmaya varıldığını reddediyor
TT

Trump, harika bir uzlaşmanın İran ile yakında imzalanacağını söylerken Tahran nihai anlaşmaya varıldığını reddediyor

Trump, harika bir uzlaşmanın İran ile yakında imzalanacağını söylerken Tahran nihai anlaşmaya varıldığını reddediyor

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile harika bir uzlaşmaya varıldığını ve anlaşmanın gelecek haftanın başında Avrupa’da, Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in katılımıyla imzalanabileceğini açıkladı. Trump, “Anlaşma imzalanır imzalanmaz Hürmüz Boğazı yeniden açılacak” dedi.

Anlaşmanın olgunlaşma aşamasına geldiğine olan güvenini dile getiren Trump, “İran liderinin anlaşmayı kabul ettiğine inanıyorum. İran’daki herkes bu konuda mutabık kaldı” ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, saatler önce İran’ın petrol tesislerinin hedef alınabileceği yönündeki sert söylemlerin ardından geldi. Ancak Tahran yönetimi temkinli tutumunu koruyarak, müzakere edilen nihai metin üzerinde kesin bir mutabakata varılmadığını açıkladı.

Öte yandan İran ordusu, yeni bir Amerikan saldırısının “daha geniş ve daha tehlikeli bir savaşa” yol açacağı uyarısında bulundu. İran Dışişleri Bakanlığı ise ABD’nin önceki hava saldırıları nedeniyle yaklaşık iki aydır devam eden gerilim azaltma sürecinin artık “pratik anlamını yitirdiğini” savundu.

Tahran, buna karşılık Kuveyt, Bahreyn ve Ürdün’deki askeri üsleri hedef aldığını duyurdu; ayrıca Hürmüz Boğazı’nı deniz trafiğine kapattığını ve bölgeden geçen gemileri tehdit ettiğini açıkladı. Bu gelişmeler, Trump’ın müzakerelerin İran yönetiminin en üst kademelerinde ele alındığını ve geniş bölgesel destek gördüğünü açıklamasından önce uluslararası arabuluculuk çabalarını ciddi baskı altına soktu.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise son saldırı dalgasının İran içerisindeki “askeri gözetleme kapasitesi, haberleşme sistemleri ve hava savunma unsurlarını” hedef aldığını belirterek operasyonların “süregelen saldırganlığa” karşılık gerçekleştirildiğini açıkladı.

Savaşın eşiğine gelinen bir ortam ile diplomatik çözüm ihtimali arasında yaşanan bu sert dalgalanma, Hürmüz Boğazı krizini diplomasinin son sınavlarından biri hâline getirdi. Trump, nihai anlaşma imzalanıncaya kadar İran’a uygulanan deniz ablukasının sürdürüleceğini ve bunun en güçlü baskı araçlarından biri olmaya devam edeceğini vurguladı. Bu durum, müzakere sürecini son derece karmaşık ve belirsiz bir aşamaya taşımış bulunuyor.


ABD, Ürdün'deki saldırıyla ilgili dava öncesinde İran doğumlu mühendisi kefaletle serbest bıraktı

Boston'daki federal savcıların Mehdi Sadeki'nin telefonundan elde ettiği bir fotoğrafta, Mohammad Abedini de dahil olmak üzere iki kişi daha görülüyor, (Reuters)
Boston'daki federal savcıların Mehdi Sadeki'nin telefonundan elde ettiği bir fotoğrafta, Mohammad Abedini de dahil olmak üzere iki kişi daha görülüyor, (Reuters)
TT

ABD, Ürdün'deki saldırıyla ilgili dava öncesinde İran doğumlu mühendisi kefaletle serbest bıraktı

Boston'daki federal savcıların Mehdi Sadeki'nin telefonundan elde ettiği bir fotoğrafta, Mohammad Abedini de dahil olmak üzere iki kişi daha görülüyor, (Reuters)
Boston'daki federal savcıların Mehdi Sadeki'nin telefonundan elde ettiği bir fotoğrafta, Mohammad Abedini de dahil olmak üzere iki kişi daha görülüyor, (Reuters)

ABD’de bir federal yargıç, 2024 yılında Ürdün’deki bir Amerikan askerî üssüne yönelik İHA saldırısıyla bağlantılı suçlamalarla yargılanmasına günler kala, İran kökenli bir mühendisin kefaletle serbest bırakılmasına izin verdi.

İndira Talwani, daha önce kaçma riski bulunduğu gerekçesiyle kefalet talebini reddettiği Mehdi Sadeki hakkında bu kez farklı bir değerlendirme yaptı. Sadeki, ABD ve İran çifte vatandaşlığı taşıyor.

Sanık, İran yapımı askerî insansız hava araçlarında kullanılan navigasyon sistemine ilişkin teknolojiyi yasa dışı şekilde elde etmek için komplo kurmakla suçlanıyor. Savcılara göre bu sistem, 2024 Ocak ayında Kule 22 saldırısı sırasında kullanıldı; saldırıda üç ABD askeri hayatını kaybetmiş, 47 asker yaralanmıştı.

Yargıç Talwani, Sadeki’nin Aralık 2024’te tutuklanmasından bu yana koşulların değiştiğini belirtti. Özellikle şubat ayı sonunda ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan gerilimin, sanığın İran’a kaçma ihtimalini azalttığını ifade etti.

Talwani, “Bu tamamen farklı bir siyasi dünya” değerlendirmesinde bulundu.

Ayrıca Sadeki’nin eşinin, ailesinin ABD’de kalmak istediğini belirttiği ve bu durumun da sanığın kaçması halinde kaybedeceği önemli bir bağ oluşturduğu ifade edildi.

Mahkeme, Sadeki’nin 500 bin dolar kefaletle serbest bırakılmasına, sıkı ev hapsine alınmasına ve ayağına elektronik takip cihazı takılmasına karar verdi.

Sadeki, İranlı iş insanı Muhammed Abedini adına yasa dışı teknoloji temin ederek ABD ihracat ve yaptırım kurallarını ihlal etmek için komplo kurma suçlamaları reddetti. Söz konusu şirketin, İran Devrim Muhafızları ile bağlantılı olduğu ve İran’ın “Şahid” tipi İHA’larında kullanılan navigasyon sistemlerini ürettiği iddia ediliyor.

Sadeki’nin yargılamasının 22 Haziran’da tek başına görülmesi planlanıyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre, iadesi gündemde olan Abedini’nin geçen yıl İtalya tarafından serbest bırakıldığı, bunun İran’da tutulan bir İtalyan gazetecinin serbest bırakılmasıyla bağlantılı olduğu belirtiliyor.