İran anlaşması Kongre'nin hedefinde

Inara Yasası, Trump'ın yetkilerini kısıtlıyor

Trump, 14 Haziran 2026'da Beyaz Saray'da (AP)
Trump, 14 Haziran 2026'da Beyaz Saray'da (AP)
TT

İran anlaşması Kongre'nin hedefinde

Trump, 14 Haziran 2026'da Beyaz Saray'da (AP)
Trump, 14 Haziran 2026'da Beyaz Saray'da (AP)

İran ile ABD arasında varıldığı duyurulan mutabakatın ardından, Cumhuriyetçi ve Demokrat Kongre üyeleri, olası bir nükleer anlaşmanın Kongre denetiminden geçmesi gerektiğini yeniden vurguladı. Bu isimlerin başında, ABD Başkanı Donald Trump’a yakınlığıyla bilinen Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham geliyor.

Mutabakatın açıklanmasının hemen ardından sosyal medya platformu X üzerinden paylaşım yapan Graham, Kongre’nin rolüne dikkat çekerek, “ABD yasalarına göre İran ile yapılacak herhangi bir nükleer anlaşma, incelenmek ve oylanmak üzere Kongre’ye sunulacaktır” ifadelerini kullandı.

Graham ayrıca, “Anlaşmanın nihai metnini incelemeyi sabırsızlıkla bekliyorum. Bu anlaşmanın mimarı olan Başkan Yardımcısı J.D. Vance’ın ve müzakere ekibinin, nihai anlaşmayı Kongre’ye bizzat sunmasının gerekli olduğuna inanıyorum” ifadelerini kullanadı.

INARA Yasası nedir?

Graham’ın işaret ettiği düzenleme, kısa adıyla “INARA” olarak bilinen İran Nükleer Anlaşmasını Gözden Geçirme Yasası’dır (Iran Nuclear Agreement Review Act). Kongre tarafından 14 Mayıs 2015’te kabul edilen yasa, dönemin Başkanı Barack Obama yönetiminin Tahran ile vardığı nükleer anlaşma sonrasında, Beyaz Saray’ın Kongre’yi devre dışı bırakmasını engellemek amacıyla çıkarıldı.

Yasa, Kongre’nin her iki kanadında da ezici çoğunlukla kabul edildi. Senato’da 100 üyeden 98’inin, Temsilciler Meclisi’nde ise 435 üyeden 400’ünün desteğini aldı.

INARA, ABD yönetimini İran ile yapılacak her yeni nükleer anlaşmayı Kongre’ye sunmakla yükümlü kılıyor. Yasaya göre Başkan, varılan herhangi bir anlaşmayı beş gün içinde Kongre’ye iletmek zorunda. Ayrıca Kongre’nin inceleme süresi boyunca, İran’a yönelik yaptırımların kaldırılması veya hafifletilmesi yasaklanıyor.

Bu inceleme süresi 60 güne kadar uzayabiliyor. Bu süre içinde Kongre, “ortak ret kararı” çıkararak anlaşmanın uygulanmasını engelleyebiliyor.

2015 yılında Kongre, ABD yönetiminin herhangi bir nükleer anlaşmayı inceleme için kendisine sunmasını zorunlu kılan Inara Yasası'nı kabul etti.2015 yılında Kongre, ABD yönetiminin herhangi bir nükleer anlaşmayı inceleme için kendisine sunmasını zorunlu kılan Inara Yasası'nı kabul etti.

Başka bir ifadeyle, Kongre anlaşmayı onaylamak yerine, onu engelleme yetkisine sahip bulunuyor. Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nin eski üst düzey danışmanlarından Jason Steinbaum da Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “INARA’nın en önemli yönü, Kongre herhangi bir adım atmadığı takdirde anlaşmanın yürürlüğe girmesidir” değerlendirmesinde bulundu.

Ancak Kongre üyelerinin açıklamaları, olası bir anlaşmanın tartışılması ve oylanması için girişimde bulunacaklarını gösteriyor. Steinbaum, yasanın, ortak ret kararının yalnızca Temsilciler Meclisi veya Senato’daki çoğunluk ya da azınlık liderleri tarafından gündeme getirilebileceğini öngördüğünü belirtti.

Yasa ayrıca, söz konusu kararın Kongre’nin her iki kanadında hızlandırılmış prosedürlerle ele alınmasını mümkün kılıyor. Ortak kararlar fiilen yasa niteliği taşıdığından, Temsilciler Meclisi ve Senato tarafından aynı metinle kabul edilmeleri ve ardından Başkan tarafından imzalanmaları gerekiyor.

Bu noktada Trump’ın rolü kritik önem taşıyor. Başkan, kararı imzalayabileceği gibi veto etme yetkisini de kullanabiliyor. Başkanlık vetosunun aşılabilmesi için ise Kongre’nin her iki kanadında üçte iki çoğunluğun sağlanması gerekiyor.

Yaptırımlar konusunda Kongre’nin yetkisi

Yasanın en önemli yönlerinden biri yalnızca anlaşmayı engelleme imkânı sunması değil, aynı zamanda İran’a yönelik yaptırımlar üzerinde Kongre’ye önemli bir kontrol mekanizması vermesi.

Steinbaum bu konuda, “Yasa, Kongre’nin inceleme süreci boyunca yaptırımların kaldırılması veya askıya alınmasını en az 30 gün geciktiriyor. Kısacası, Kongre’ye İran’a uygulanan yaptırım rejimini sürdürme, değiştirme veya sona erdirme konusunda yetki tanıyor” dedi.

Bu çerçevede en önemli soru ise Trump yönetiminin yasaya tam olarak uyup uymayacağı ya da İran’ın nükleer programını kapsayan bir anlaşmaya varılması halinde farklı yollar arayıp aramayacağı olarak öne çıkıyor.

Rubio: Yönetim INARA’ya uyacak

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise Beyaz Saray’ın INARA hükümlerine bağlı kalacağını Kongre üyelerine açık şekilde ifade etti.

Rubio, 2 Haziran 2026'da bir kongre oturumunda (AFP)Rubio, 2 Haziran 2026'da bir kongre oturumunda (AFP)

Rubio, 3 Haziran’da Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi üyelerine yaptığı açıklamada, “Bir anlaşmaya varıldığı anda yönetim, İran Nükleer Anlaşmasını Gözden Geçirme Yasası’nın (INARA) tüm hükümlerine uyacaktır” dedi.

Bu açıklama bazı çevrelerde şaşkınlık yaratmış olsa da Rubio’nun geçmişi göz önüne alındığında sürpriz olarak değerlendirilmiyor. Zira Rubio, Senato üyeliği döneminde INARA Yasası’nın hazırlanmasında öncü rol oynayan isimlerden biri olmuş ve yasanın en güçlü destekçileri arasında yer almıştı.



ABD’nin Karadeniz’deki ateşi söndürmeye yönelik hamlesi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rus Deniz Kuvvetleri'ne ait Varyag güdümlü füze kruvazörünü ziyareti sırasında, Uzak Doğu'daki Sahalin Adası açıklarında Pasifik Filosu'nun deniz tatbikatlarının son aşamasını denetlerken (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rus Deniz Kuvvetleri'ne ait Varyag güdümlü füze kruvazörünü ziyareti sırasında, Uzak Doğu'daki Sahalin Adası açıklarında Pasifik Filosu'nun deniz tatbikatlarının son aşamasını denetlerken (AFP)
TT

ABD’nin Karadeniz’deki ateşi söndürmeye yönelik hamlesi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rus Deniz Kuvvetleri'ne ait Varyag güdümlü füze kruvazörünü ziyareti sırasında, Uzak Doğu'daki Sahalin Adası açıklarında Pasifik Filosu'nun deniz tatbikatlarının son aşamasını denetlerken (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rus Deniz Kuvvetleri'ne ait Varyag güdümlü füze kruvazörünü ziyareti sırasında, Uzak Doğu'daki Sahalin Adası açıklarında Pasifik Filosu'nun deniz tatbikatlarının son aşamasını denetlerken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Rusya ile Ukrayna arasında Karadeniz’de karşılıklı devam eden bombardımanı durdurmaya çalışıyor. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in temmuz ayı sonlarında Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde ilettiği talep üzerine Kiev, Karadeniz kıyısındaki Novorossiysk Limanı’nı kullanan tankerlere yönelik saldırılarını geçici olarak durdurdu.

Financial Times gazetesinin Ukraynalı yetkililere dayandırdığı habere göre Kiev, Ukrayna’nın yaptırımlarına tabi olmaması veya Rus petrolü ve malları taşımaması şartıyla Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu (CPC) tesislerini ve Rusya bandralı olmayan tankerleri hedef almamayı kabul etti. ABD yönetimi ise varılan mutabakatın detaylarını henüz resmi olarak doğrulamadı.

Söz konusu tesisin sahip olduğu kritik önem, Kazakistan petrolünü Rusya toprakları üzerinden ihraç etmesinden ve ABD merkezli Chevron ile ExxonMobil şirketlerinin bu hattı besleyen projelerde büyük hisselerinin bulunmasından kaynaklanıyor. Temmuz ayındaki saldırılar yükleme operasyonlarının beşten birine varan oranını akamete uğratmış ve Kazakistan’ın petrol üretiminde bir ayda yüzde 14’lük bir düşüşe yol açmıştı. Bu durum, fiyatlarda dalgalanma yaşanması ve her iki şirketin zarar görmesi yönündeki endişeleri tetiklemişti.


Pakistan’ın mutabakat zaptını yeniden hayata geçirme çabası

Amfibi saldırı gemisi USS Boxer'da görevli ABD’li bir denizci, bir F-35B savaş uçağına yol gösterirken (CENTCOM)
Amfibi saldırı gemisi USS Boxer'da görevli ABD’li bir denizci, bir F-35B savaş uçağına yol gösterirken (CENTCOM)
TT

Pakistan’ın mutabakat zaptını yeniden hayata geçirme çabası

Amfibi saldırı gemisi USS Boxer'da görevli ABD’li bir denizci, bir F-35B savaş uçağına yol gösterirken (CENTCOM)
Amfibi saldırı gemisi USS Boxer'da görevli ABD’li bir denizci, bir F-35B savaş uçağına yol gösterirken (CENTCOM)

İran ile ABD arasında savaşın sona erdirilmesinin koşulları ve Hürmüz Boğazı'nın geleceği konusundaki görüş ayrılığı sürüyor. Öte yandan Pakistan, iki taraf arasındaki mutabakat zaptını yeniden hayata geçirmeye çalışırken karşılıklı tırmanma müzakerelere dönüşü güçleştirmeye devam ediyor.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tahir Andrabi, 14 maddelik mutabakat zaptının geri dönülebilecek bir ‘barış modeli’ olduğunu belirtti. Ancak İranlı üst düzey bir yetkili Reuters'a yaptığı açıklamada, Tahran'ın ateşkesi uzatmaya yönelik görüşmeler yürütmediğini, zira bu görüşmelerin başladığını kabul etmediğini söyledi. Andrabi, geçici anlaşmaya dönmek ve taahhütlerin yerine getirilmesi için bir takvim belirlemek amacıyla yürütülen çabaların ‘hiçbir ilerleme’ sağlamadığını da sözlerine ekledi.

Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi, İran yönetimine bir mesaj iletti ve ziyaretinin ikinci gününde Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai ile görüştü. Rızai, İran ile Pakistan'ın birbirinin "stratejik derinliğini" oluşturduğunu belirterek İslamabad'ın büyüyen bölgesel rolünü takdirle karşıladığını ifade etti.

Bu arada her iki taraf da gerilimi tırmandıran söylemini sürdürüyor. İran Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Ali Rıza Şeyh, İran güçlerinin ‘uzun soluklu bir savaşa’ hazırlandığını ve askeri doktrinin caydırıcılık ile ‘etkin eylem’ yönünde geliştiğini açıkladı.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, ABD'nin Hürmüz Boğazı üzerinde ‘tam’ kontrol sahibi olduğunu açıkladı. Trump, İran’a yönelik deniz ablukasını ‘çelik bir duvara’ benzeterek İran'ın bunu değiştirmeye gücü olmadığını söyledi.


Trump İran'ı çelik duvarla kuşattığını doğruladı... Devrim Muhafızları savaşın uzayacağı tehdidinde

Trump İran'ı çelik duvarla kuşattığını doğruladı... Devrim Muhafızları savaşın uzayacağı tehdidinde
TT

Trump İran'ı çelik duvarla kuşattığını doğruladı... Devrim Muhafızları savaşın uzayacağı tehdidinde

Trump İran'ı çelik duvarla kuşattığını doğruladı... Devrim Muhafızları savaşın uzayacağı tehdidinde

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Hürmüz Boğazı üzerinde «tamamen» kontrol sağladığını açıkladı. Trump, İran'ın karşı koyamayacağını söylediği ve «çelik duvar» olarak nitelendirdiği deniz ablukasını sürdürmekte kararlı olduklarını vurguladı.

Buna karşılık Tahran, Devrim Muhafızları Komutanı'nın bir danışmanı aracılığıyla çatışmaların Trump görevden ayrılana kadar uzatılabileceği mesajını verdi ve ateşkesin uzatıldığı yönündeki haberleri reddetti.

Önde gelen bir İranlı kaynak, Reuters'a yaptığı açıklamada, haziran ayında varılan geçici anlaşmanın uzatılmasına ilişkin herhangi bir görüşme yapılmadığını söyledi. Kaynak, Washington'ın 48 saat sonra anlaşmadan çekilmesi nedeniyle ateşkesin zaten fiilen başlamadığını belirtti.

Bu arada Pakistan, barış için hazırlanan mutabakat zaptına bağlılığını yineledi. Pakistan İçişleri Bakanı, Tahran'ı yeniden müzakere masasına döndürmek amacıyla İran Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri ile görüşmeler gerçekleştirdi.