ABD-İran mutabakat zaptı hakkında neler biliyoruz?

Geçici bir anlaşma, petrol yaptırımlarının kaldırılmasına, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına ve nükleer meselenin ertelenmesine olanak sağlıyor

 İranlı kadınlar, Tahran'daki eski ABD büyükelçiliği binasının önündeki Amerikan karşıtı duvar resminin önünden geçiyor (AFP)
İranlı kadınlar, Tahran'daki eski ABD büyükelçiliği binasının önündeki Amerikan karşıtı duvar resminin önünden geçiyor (AFP)
TT

ABD-İran mutabakat zaptı hakkında neler biliyoruz?

 İranlı kadınlar, Tahran'daki eski ABD büyükelçiliği binasının önündeki Amerikan karşıtı duvar resminin önünden geçiyor (AFP)
İranlı kadınlar, Tahran'daki eski ABD büyükelçiliği binasının önündeki Amerikan karşıtı duvar resminin önünden geçiyor (AFP)

İsviçre Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, İran ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasındaki anlaşma, cuma günü İsviçre'nin merkezindeki Bürgenstock kasabasında imzalanacak. Ulaşımının zor olması ve güvenlik önlemlerinin kolay alınabilmesi nedeniyle seçilen Lucerne Gölü manzaralı bu lüks dağ oteli kompleksi, resmi imza törenine ev sahipliği yapacak.

Lüks otel kompleksinin bulunduğu Nidwalden kantonundaki tesis, daha önce elektronik ortamda imzalanan mutabakat zaptının resmî imza törenine ev sahipliği yapacak.  Sürecin lojistik ve diplomatik hazırlıklarında ABD ve İran'ın yanı sıra Pakistan ve Katar da rol oynadı.

ABD Başkanı Donald Trump, Evian'daki G7 zirvesinde görkemli bir akşam yemeğinden önce bir müzik performansına katılmak üzere geldi (AFP).ABD Başkanı Donald Trump, Evian'daki G7 zirvesinde görkemli bir akşam yemeğinden önce bir müzik performansına katılmak üzere geldi (AFP).

Anlaşmanın öne çıkan maddeleri

İranlı ve Pakistanlı yetkililerin açıklamalarına göre mutabakat zaptının öne çıkan maddeleri şunlar:

Savaşın durdurulması ve geçiş süreci

Askeri operasyonlara son: Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, anlaşmanın tüm askeri operasyonların "derhal ve kalıcı olarak" sonlandırılmasını öngördüğünü açıkladı.

Lübnan cephesi: İran tarafı, savaşın durdurulması kararının Lübnan dahil tüm cepheleri kapsadığını belirtti.

60 günlük ateşkes: Mutabakat, daha kapsamlı müzakerelere zemin hazırlamak amacıyla ateşkesin 60 gün süreyle uzatılmasını içeriyor.

Metnin yayınlanması: İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, mutabakat metninin resmi imzaların atılmasının ardından kamuoyuyla paylaşılacağını duyurdu.

Hürmüz Boğazı ve İran Limanları

Boğazın açılması: Washington ve Tahran, Hürmüz Boğazı'nın yeniden trafiğe açılması ve İran limanlarına yönelik ABD ablukasının kaldırılması sürecinin, anlaşmanın imzalanmasıyla eş zamanlı olarak başlayacağını bildirdi.

Tam açılış cuma günü: ABD Başkanı Donald Trump, boğazın cuma gününe kadar "tamamen açık" olacağını ifade etti.

Navigasyon düzenlemesi: Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Fars Haber Ajansı, İran’ın Umman Sultanlığı ile koordineli olarak boğazdaki deniz trafiğini düzenleyeceğini belirtti.

Mayın temizliği: El-Arabiya'nın kaynaklarına göre İran, boğazdaki deniz mayınlarını ve engelleri temizleme taahhüdünde bulundu. Aynı kaynaklar, ABD’nin nihai anlaşmadan sonraki 30 gün içinde İran çevresindeki güçlerini çekeceğini ifade etti.

Güvenlik uyarıları: Denizcilik ve küresel güvenlik şirketleri, olası mayın riskleri ve teknik aksaklıklar nedeniyle deniz trafiğinin normale dönmesinin haftalar alabileceği konusunda uyardı.

İran’ın nükleer programı

Nükleer Silah Taahhüdü: Hem İran hem de ABD, Tahran'ın nükleer silah üretmeme veya edinmeme taahhüdünde bulunduğunu teyit etti.

Faaliyetlerin dondurulması: Üst düzey bir İranlı yetkili, müzakereler süresince nükleer faaliyetlerin dondurulacağını, uranyum zenginleştirme oranının artırılmayacağını ve nükleer tesislerin genişletilmeyeceğini belirtti.

Yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyum: Reuters'a konuşan üst düzey bir İranlı yetkili, Washington'un yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyum dosyasının daha sonra yapılacak nihai anlaşma kapsamında İran içinde çözülmesini kabul ettiğini söyledi.

Trump'ın açıklamaları: ABD Başkanı Trump, nükleer maddelerin İran dışına taşınmasının "acil bir durum olmadığını" ve ABD'nin bu konuyu "ortalık sakinleştiğinde" ele alacağını ifade etti. Trump ayrıca, nihai anlaşmanın İran nükleer programına yönelik "sağlam" bir denetim mekanizması içereceğini vurguladı.

Çerçeve anlaşması: ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, mevcut belgenin "oldukça genel" olduğunu ve yalnızca ilk taslağı/çerçeveyi temsil ettiğini, metnin yaklaşık "bir buçuk sayfa" olduğunu belirtti.

Yaptırımlar ve petrol satışı

Yeni yaptırım olmayacak: İranlı üst düzey bir yetkili, ABD'nin müzakere süresince yeni yaptırım uygulamamayı kabul ettiğini, mevcut ABD ve uluslararası yaptırımların ise nihai anlaşmadaki takvime göre kademeli olarak kaldırılacağını söyledi.

Petrol satışına izin: Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal'den (WSJ) aktardığına göre anlaşma, resmi imzanın ardından İran'ın petrol ve akaryakıt satışına hemen başlamasına izin veriyor. Bu durum bankacılık, nakliye ve sigorta gibi petrol ihracatıyla bağlantılı hizmetlere yönelik yaptırım muafiyetlerini de kapsıyor.

Dondurulan varlıklar: El-Arabiya kaynakları, anlaşmanın İran’ın dondurulmuş varlıklarının derhal serbest bırakılmasını içermediğini belirtirken; İranlı bir yetkili, Washington'un aşamalı mali düzenlemeler çerçevesinde İran'a ait 25 milyar dolarlık dondurulmuş varlığı serbest bırakmayı kabul ettiğini öne sürdü. ABD'li kaynaklar ise gelecek müzakerelerde İran için bir "Yeniden İnşa ve Kalkınma Fonu" kurulmasının görüşüldüğünü belirtti.

Gelecek müzakereler

Yeni tur cuma günü: İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, resmi imza töreninin ardından cuma günü İsviçre'de yeni bir müzakere turunun başlayacağını açıkladı. 60 gün sürmesi planlanan bu görüşmeler nükleer program ve yaptırımların kaldırılmasına odaklanacak.

Detaylar henüz konuşulmadı: İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Taht Revançi, tarafların uranyum zenginleştirme ve nükleer stoklarla ilgili " detaylara henüz girmediğini" belirtti.

 İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve ABD Başkan Yardımcısı JD Vance mutabakat zaptı imzalayacakİran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve ABD Başkan Yardımcısı JD Vance mutabakat zaptı imzalayacak

Lübnan ve bölgesel cepheler

Bölgesel ateşkes: Pakistan Başbakanı Şerif ve İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi Sekreterliği, askeri operasyonların durdurulması kararının Lübnan'ı da kapsadığını yineledi.

İsrail uyarısı: İran Dışişleri Bakanı Arakçi, anlaşmadan sonra İsrail'in Lübnan'a yönelik herhangi bir saldırısının mutabakat zaptının doğrudan ihlali sayılacağını vurguladı.

İsrail'in pozisyonu: İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz ise İsrail ordusunun Lübnan, Suriye ve Gazze'deki "güvenli bölgelerde" kalmaya devam edeceğini açıkladı.

Gerilimi düşürme çağrısı: Donald Trump, İsrail ile Hizbullah arasındaki karşılıklı saldırıların durdurulması gerektiğini, gerilimin artmasının bu yeni mutabakatı tehlikeye atacağını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre mutabakat zaptının resmi imza töreninde, İran adına Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD adına ise Başkan Yardımcısı JD Vance yer atacak.



ABD-İran ateşkesi işin kolay yanıydı, peki şimdi çözülmesi gereken hangi "düğümler" var?

Hürmüz Boğazı'na bakan Bender Abbas şehrinin Soro sahilinde, İranlı bir adam bir teknenin yakınlarından motosikletle geçerken. 24 Nisan 2026 (AFP)
Hürmüz Boğazı'na bakan Bender Abbas şehrinin Soro sahilinde, İranlı bir adam bir teknenin yakınlarından motosikletle geçerken. 24 Nisan 2026 (AFP)
TT

ABD-İran ateşkesi işin kolay yanıydı, peki şimdi çözülmesi gereken hangi "düğümler" var?

Hürmüz Boğazı'na bakan Bender Abbas şehrinin Soro sahilinde, İranlı bir adam bir teknenin yakınlarından motosikletle geçerken. 24 Nisan 2026 (AFP)
Hürmüz Boğazı'na bakan Bender Abbas şehrinin Soro sahilinde, İranlı bir adam bir teknenin yakınlarından motosikletle geçerken. 24 Nisan 2026 (AFP)

Daniel Baumann

Devletler arasındaki çatışmalarda savaş çoğunlukla müzakere masasındaki konumları güçlendirmenin bir aracı olur. Ancak  mevcut durumda “ABD, müzakereler aracılığıyla İran'dan istediğini almak için öncekinden daha güçlü bir konumda mı, yoksa daha zayıf bir konumda mı?” sorusunu sormak gerekiyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın, Hürmüz Boğazı'nın açılması, ABD'nin İran'a uyguladığı ablukaya son verilmesi ve askeri saldırıların durdurulması maddelerini içeren anlaşma çerçevesindeki belirsizliği devam ediyor. İran’a tanınacak ekonomik rahatlama miktarı ve kapsamı, İsrail'in Lübnan'daki Hizbullah'a karşı savaşının akıbeti ve İran nükleer programının geleceği dahil pek çok temel mesele henüz netlik kazanmadı. Bu belirsizlik nedeniyle, kırılgan barış ayakta kalsa bile Washington ile Tahran ayrıntılar ve sonraki adımlar üzerine süregelen müzakerelere mahkûm olmaya devam edecek. Üzücü olansa ABD ve İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaşın ağır bir bedel ödetmesine karşın ABD'yi Tahran'dan taviz koparmak konusunda muhtemelen daha az yetenekli bırakmış olmasıdır.

ABD’nin savaş hedefleri 28 Şubat'taki harekâtın başından itibaren tutarsız bir görüntü çizmiş olsa da Başkan ve üst düzey komutanların açıklamaları, rejim değişikliğinden İran'ın nükleer ve füze programlarını zayıflatmaya, Tahran'ın başta Hizbullah olmak üzere bölgesel vekillerine verdiği desteği kısmaya kadar uzanan geniş bir yelpazedeki hırsları yansıttı. Ancak bu daha sınırlı hedefler esas alındığında dahi ABD bugün çatışma öncesine kıyasla daha zayıf bir konumda görünüyor.

dgth
Umman’ın Musandam şehrinden Hürmüz Boğazı’nda görülen gemiler, 16 Haziran 2026 (Reuters)

Açık olmak gerekirse ABD ve İsrail Tahran'a ağır darbeler indirdi. Savaş, aralarında İran’ın Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney ile çok sayıda üst düzey Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) komutanı ve istihbarat yetkilisinin de bulunduğu yüzlerce kıdemli İranlı ismin ölümüne yol açan bir dizi yıkıcı hava saldırısıyla başladı.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre ABD ve İsrail’in 2025 yılında gerçekleştirdikleri saldırıların ardından zaten gerilemekte olan İran nükleer programı yeni bir darbeyle karşılaşırken ülkenin eskimiş deniz filosunun büyük bölümü yok edildi. ABD ve İsrail ayrıca İran’ın füze cephaneliğinin yaklaşık üçte birini imha etti. Bu oran başlangıçta duyurulandan daha düşük olmakla birlikte önemli ve etkili bir düzey olarak değerlendiriliyor.

“Hürmüz Boğazı’nın açılması, ablukanın sona erdirilmesi ve askeri saldırıların durdurulmasından oluşan anlaşma çerçevesi, özünde hâlâ belirsizliğini koruyor.
Ekonomik cephede ise savaş ve ABD’nin uyguladığı abluka, zaten tükenmiş halde olan İran ekonomisinin çöküşünü daha da derinleştirdi. İranlı liderler bunu kamuoyu önünde direniş ve dayanma söylemiyle reddetse de her anlaşma görüşmesinde ekonomik rahatlama taleplerini ısrarla öne sürmeleri tam tersini gösteriyor. İsrail, savaş öncesinde Gazze Şeridi’nde Hamas'a geniş çaplı yıkım yaşatmış, Lübnan'da Hizbullah'ı zayıflatmıştı. Bu yıl İsrail'in Hizbullah'a yönelik saldırıları örgütün gücünü daha da zayıflatırken İsrail, Lübnan içinde bir tampon bölgeyi de işgal altına aldı.

Bununla birlikte İran bu harekâttan yalnızca sağ çıkmakla kalmadı, güçlü bir karşılık da verdi. İran'ın füzeleri, topçu mermileri ve insansız hava araçları (İHA) ABD'nin Körfez'deki müttefiklerinin petrol altyapısını ve diğer kritik tesislerini hedef aldı. Amerikan uçaklarını imha etti ve Washington'ın üslerini vurdu. Hizbullah, İsrail'in kara ve hava harekâtına karşın İsrail'in kuzeyine saldırılarını sürdürdü. Savaşın en önemli sonucu ise İran'ın Hürmüz Boğazı'nı büyük ölçüde sınırlandırmayı başarması ve petrol, doğalgaz ile diğer malların serbest akışını sekteye uğratarak fiyatları yükseltmesi ve dünya genelinde çalkantıya yol açmasıydı.

ABD ile İran önümüzdeki aylarda müzakere turlarına girerken Tahran masaya daha büyük kozlarla oturacak. Bu nüfuzun en belirgin kaynağı, bu savaş boyunca ilk kez açıkça sergilenen boğazı kapatma kapasitesidir. İran, önceki pek çok ABD-İsrail çatışması ve 2025 yılındaki askeri operasyon dahil olmak üzere geçmişteki gerginliklerde boğazı kapatmaktan kaçınmış, bunu son koz olarak elinde tutmuş ve böyle bir adımın askeri güç karşısında başarısızlıkla sonuçlansa bile dünyayı kendisine karşı birleştirebileceğinden çekinmişti. Ancak bu iki kaygının hiçbiri gerçekleşmedi. ABD ve İsrail'in kapsamlı bombardımanına ve ardından aylarca süren aralıklı saldırılara karşın Hürmüz Boğazı kapalı kalmaya devam etti.

ABD aynı zamanda en önemli güç kaynaklarından birini, yani ittifaklarını da büyük ölçüde yitirdi. Washington'ın Avrupalılarla ya da diğer müttefiklerinin büyük çoğunluğuyla istişare etmeden savaşa girme kararı ve ardından yardım sunmadıkları için onları kınaması, başlıca müttefikler petrol ve gaz ithalatı açısından büyük ölçüde bağımlı olmalarına karşın bazı ülkelerin Amerikan yönetimine cephe almasına zemin hazırladı ve savaş konusundaki derin bölünmeyi gün yüzüne çıkardı.

cdfgthy
Tahran’daki eski ABD Büyükelçiliği yakınlarında ABD karşıtı duvar resimlerinin önünden geçen İranlı kadınlar, 15 Haziran 2026 (AFP)

Orta Doğu'da ise Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Katar gibi ABD’nin müttefiki olan başlıca ülkeler İran'ın Körfez ülkelerine karşı saldırılarını dizginlemek amacıyla İran'a ait dondurulmuş fonları serbest bırakmış olabilir. BAE gibi bazı ülkeler ABD ve İsrail ile yakınlaşırken diğerleri Washington'ın güvenilirliğini sorgulamaya başladı.

İran Hürmüz Boğazı'nı kapattı, petrol, gaz ve diğer malların serbest akışını sekteye uğratarak dünya genelinde çalkantıya yol açtı.

İsrail ile ABD de artık bir görüş ayrılığının iki tarafına düştü. İsrailliler Trump'a yatırım yaparak her şeyi kazanmayı umdu. Ancak her şeyi kaybetme riskiyle yüz yüze gelmiş olabilir. ABD için boğazın açılması hayati bir öncelik taşırken İsrail'in farklı kaygıları var. Üst düzey İsrailli yetkililerden bir kısmı son anlaşmayı kınadı. Anlaşmanın kritik öneme sahip nükleer dosyayı ve İran'ın orta menzilli balistik füze programını ele almadığını öne sürdü. Büyük olasılıkla anlaşmanın Hizbullah'ın Lübnan'da gücünü yeniden inşa etmesine olanak tanımasından da kaygı duyuyorlar. Bunlara ek başka itirazlar da mevcut. İsraillilerin bir bölümü İsrail'in seçim dönemine girmesiyle birlikte Başbakan Binyamin Netanyahu'nun güvenilirliğini zayıflatmayı hedefliyor. Böylece yakın iki müttefik kendilerini derin bir ayrışmanın içinde buldu.

İran'ın bu nüfuzu son harekât öncesine kıyasla çok daha pervasızca kullanması da kuvvetle muhtemel. Hamaney ABD ile yüzleşme söz konusu olduğunda saldırgan bir söylemle temkinli hesapları bir arada yürütmüştü. İran’ın yeni liderleri ise ABD ve İsrail saldırısından ve rejim değişikliği operasyonundan sağ çıktıktan, dimdik ayakta kalarak rakiplerine de hasar verdikten sonra kendilerini çok daha güçlü hissedebilirler.

fvgthy
ABD uçak gemisi USS Gerald R. Ford, Yunan adası Girit'teki Suda Körfezi'nden ayrılırken, 26 Şubat 2026 (AFP)

Önümüzdeki aylar, ABD'nin maliyetli ve tartışmalı bir askerî harekâtı diplomatik bir başarıya dönüştürüp dönüştüremeyeceğini ortaya koyacak. Washington'ın müttefiklerinin güvenini yeniden tesis etmesi, caydırıcılığı güçlendirmesi ve İran'ın nükleer ile füze programlarına anlamlı kısıtlamalar dayatması gerekiyor. Aksi takdirde Tahran, gelecekteki krizlerde ABD'yi müttefiklerinden koparabileceğine, savaşın yıkımını katlayabileceğine ve Washington ile müttefiklerine ağır bir bedel ödeteceğine daha da inancını pekiştirecek.


Güney Kore Devlet Başkanı, Trump'tan Pyongyang ile barışçıl diplomasiye öncülük etmesini istedi

Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae-myung, Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmede (AP)
Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae-myung, Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmede (AP)
TT

Güney Kore Devlet Başkanı, Trump'tan Pyongyang ile barışçıl diplomasiye öncülük etmesini istedi

Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae-myung, Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmede (AP)
Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae-myung, Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmede (AP)

Güney Kore Devlet Başkanlığı Ofisi, Lee Jae-myung’un, G7 Zirvesi sırasında ABD Başkanı Donald Trump’tan Kuzey Kore ile yaşanan gerilimin barışçıl çözümü için inisiyatif almasını istediğini bildirdi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kang Yu-jung, iki liderin dün G7 liderlerinin toplu fotoğraf çekimi sırasında selamlaştığını ve Trump’ın Lee’ye Kuzey Kore ile ilişkilerin mevcut durumu hakkında soru sorduğunu sbelirtti.

Açıklamaya göre Lee, Ortadoğu’da yaptığı gibi Kuzey Kore meselesinin barışçıl çözümü için Trump’ın liderlik etmesini talep etti. Kang, Trump’ın da bu konuyu ele almak için çalışacağını söylediğini ifade etti.

Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, Trump’ın ilk başkanlık döneminde üç kez bir araya gelmişti: 2018’de Singapur’da tarihi zirve, 2019’da Hanoi’de ikinci zirve ve aynı yıl Kore Yarımadası’ndaki silahsızlandırılmış bölgede yapılan görüşme. Bu son buluşmada Trump, görevdeyken Kuzey Kore’ye giren ilk ABD başkanı olmuştu.

Diplomatik süreç, Hanoi zirvesinde Kuzey Kore’nin nükleer programının tamamen kaldırılması ve ABD öncülüğündeki yaptırımların hafifletilmesi konusunda anlaşma sağlanamamasıyla tıkanmıştı. Buna rağmen Trump, Kim ile doğrudan diyaloğu yeniden başlatma isteğini zaman zaman dile getirdi. Ağustos 2025’te gelecekte uygun bir zamanda Kim’i yeniden görmeyi umduğunu söylemiş, ekim ayında ise tekrar görüşme arzusunu ifade etmişti.

Trump ayrıca geçen hafta Truth Social platformunda Kim Jong-un ile bir fotoğrafını yorumsuz şekilde paylaşmış, bu da geçmiş diplomatik temaslarına bir gönderme olarak değerlendirilmişti.


Portekiz: Suudi Arabistan'ın bölgesel ve uluslararası gerilimlerin azaltılmasına yönelik destekleyici tutumunu takdir ediyoruz

Lizbon'da Suudi Arabistan ve Portekiz dışişleri bakanları arasında yapılan resmi görüşmelerden, (SPA)
Lizbon'da Suudi Arabistan ve Portekiz dışişleri bakanları arasında yapılan resmi görüşmelerden, (SPA)
TT

Portekiz: Suudi Arabistan'ın bölgesel ve uluslararası gerilimlerin azaltılmasına yönelik destekleyici tutumunu takdir ediyoruz

Lizbon'da Suudi Arabistan ve Portekiz dışişleri bakanları arasında yapılan resmi görüşmelerden, (SPA)
Lizbon'da Suudi Arabistan ve Portekiz dışişleri bakanları arasında yapılan resmi görüşmelerden, (SPA)

Portekiz, Suudi Arabistan’ın hem bölgesel hem de uluslararası düzeyde gerilimi azaltma çağrıları ile diplomatik çabalara ve barışçıl çözümlere verdiği sürekli desteği takdir etti. Bu değerlendirme, iki ülke dışişleri bakanlarının Lizbon’da gerçekleştirdiği resmî görüşme sırasında yapıldı.

Görüşmede Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile Portekizli mevkidaşı Paulo Rangel, bölgedeki gerilimin düşürülmesine yönelik çabaları ele aldı. Ayrıca, bölgesel ile uluslararası gelişmeler hakkında görüş alışverişinde bulundu.

Taraflar, İran ile ABD arasında askeri operasyonların sona erdirilmesi ve kalıcı bir anlaşmaya ulaşmayı hedefleyen ayrıntılı müzakerelerin başlatılması konusunda varılan uzlaşmayı memnuniyetle karşıladıklarını ifade etti. Ayrıca, bölgede güvenlik ve istikrarın sürdürülebilmesi için kapsamlı ve adil diplomatik çözümlerin desteklenmesinin önemini vurguladılar.

Suudi Dışişleri Bakanı, Portekiz’in 2027–2028 dönemi için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne geçici üye seçilmesinden dolayı tebriklerini ileterek, ülkenin uluslararası barış ve güvenliğe katkı sağlayacağına dair temennisini dile getirdi. Ayrıca Portekiz’in Filistin Devleti’ni resmen tanıması ve iki devletli çözümü desteklemesi dahil olmak üzere bölgesel konulardaki tutumlarını takdir etti.

Görüşmede, Lizbon’da faaliyet gösteren Kral Abdullah bin Abdulaziz Küresel Dinler ve Kültürler Arası Diyalog Merkezi’nin (KAICIID) ev sahipliği üzerinden Portekiz’in farklı din ve kültürler arasında diyalog ve hoşgörüye verdiği katkı da övüldü.

Portekiz Dışişleri Bakanı Paulo Rangel ise Suudi Arabistan’ın gerilimi azaltma ve diplomatik çözümleri destekleme yönündeki tutumunu olumlu bulduklarını belirtti. Ayrıca iki ülke arasındaki iş birliğinin özellikle ekonomi, ticaret ve yatırım alanlarında geliştirilmesini ve Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu kapsamında Portekizli şirketler için yeni fırsatların araştırılmasını arzuladıklarını ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre ziyaret kapsamında ayrıca, diplomatik ve özel pasaport sahiplerine yönelik karşılıklı vize muafiyeti anlaşması imzalandı. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı’nın Lizbon’a gerçekleştirdiği resmî ziyaretin, ikili ilişkileri ve koordinasyonu güçlendirmeyi amaçladığı bildirildi.