ABD-İran Mutabakatı Washington ile İsrail arasında gerilim yarattı... ABD Ordusu İran Limanlarına yönelik ablukayı kaldırdıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5285821-abd-i%CC%87ran-mutabakat%C4%B1-washington-ile-i%CC%87srail-aras%C4%B1nda-gerilim-yaratt%C4%B1-abd-ordusu-i%CC%87ran
ABD-İran Mutabakatı Washington ile İsrail arasında gerilim yarattı... ABD Ordusu İran Limanlarına yönelik ablukayı kaldırdı
TT
TT
ABD-İran Mutabakatı Washington ile İsrail arasında gerilim yarattı... ABD Ordusu İran Limanlarına yönelik ablukayı kaldırdı
ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Başbakan Binyamin Netanyahu hükümetinde Washington ile Tahran arasında varılan mutabakatı eleştiren isimleri sert sözlerle hedef aldı ve "gerçeklerle yüzleşmeleri gerektiğini" söyledi.
Perşembe günü Beyaz Saray'da düzenlediği basın toplantısında konuşan Vance, "Beni gerçekten rahatsız eden şey Netanyahu hükümetindeki bazı kişilerin anlaşmaya ve hatta zaman zaman doğrudan ABD Başkanı'na saldırmasıdır. Eğer ben İsrail hükümetinde olsaydım, dünyada elimde kalan tek güçlü müttefike saldırmazdım" ifadelerini kullandı.
Washington'da Beyaz Saray, ABD ile İran arasında savaşı sona erdirmeyi amaçlayan ve Başkan Donald Trump tarafından bir gün önce imzalanan mutabakatın bir nüshasını Kongre'ye gönderdi.
Sahada ise ABD ordusu, iki aydan uzun süredir İran limanlarına giriş ve çıkış yapan gemilere uygulanan deniz ablukasının kaldırıldığını duyurdu.
Başkan Donald Trump ile İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın mutabakat zaptını uzaktan imzalamasının ardından gözler, tarafların cuma günü İsviçre'nin Bürgenstock dağ tatil beldesinde gerçekleştireceği ilk müzakere turuna çevrildi.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi
ABD ile imzalanan mutabakata göre, Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilerden 60 gün boyunca herhangi bir geçiş ücreti alınmayacak.
Bu süre boyunca geçiş ücretlerini İran karşılayacak.
Hürmüz Boğazı Otoritesi, geçiş izinlerini mümkün olan en kısa sürede düzenlemekle görevlendirildi.
Güvenlik gerekçeleriyle gemilerin belirlenen zaman ve rotalarda seyretmesi zorunlu olacak.
Mutabakatın maddeleri
ABD, İran'a uyguladığı deniz ablukasını 30 gün içinde tamamen kaldıracak.
Nihai anlaşmaya varılması halinde ABD, İran çevresindeki askeri güçlerini 30 gün içinde geri çekecek.
ABD ve bölgesel ortakları, İran'ın yeniden imarı ve ekonomik kalkınması için 300 milyar dolarlık bir plan hazırlayacak.
Nihai anlaşma kapsamında ABD, İran'a yönelik yaptırımları kaldıracak.
İran, nükleer silah satın almayacağını veya geliştirmeyeceğini taahhüt ediyor.
ABD ile İran, 60 gün içinde nihai bir anlaşmaya varmak üzere müzakereleri sürdürecek; tarafların mutabakatı halinde bu süre uzatılabilecek.
Taraflar, İran'ın dondurulmuş mali varlıklarının serbest bırakılması konusunda da müzakerelerde bulunacak.
ABD Hazine Bakanlığı, perşembe günü Hizbullah ile bağlantılı olduğunu belirttiği Lübnanlı yetkililer ve bir iş ağına yönelik yeni yaptırımlar açıkladı. Bu adımın, örgüte ve Lübnan içindeki ile dışındaki mali destek ağlarına yönelik finansal baskıyı artırmayı amaçladığı belirtildi.
ABD Hazine Bakanlığı'na bağlı Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi (OFAC), Marada Hareketi lideri Süleyman Franciye ile Hizbullah Siyasi Konseyi Başkan Yardımcısı Mahmud Kumati'yi yaptırım listesine aldığını duyurdu. Ayrıca Lübnanlı iş insanı Ala Hasan Hamiyye (Ala Hamiyye) ile bağlantılı çok sayıda kişi ve şirket de yaptırımlara dahil edildi.
Hazine Bakanlığı, yaptırım uygulanan Lübnanlı yetkililerin siyasi nüfuzlarını kullanarak Lübnan'daki barış sürecini engellediklerini ve Hizbullah'ın silahsızlandırılmasına yönelik çabaları geciktirdiklerini öne sürdü. Açıklamada, Hizbullah'ın Lübnan'daki siyasi ve güvenlik kurumlarındaki etkisini koruyabilmek için müttefiklerinden ve çeşitli yetkililerden oluşan bir ağa dayandığı ifade edildi.
Bakanlık, Süleyman Franciye'nin Hizbullah ile kurduğu ittifaktan siyasi hedefleri doğrultusunda yararlandığını, parlamento seçimlerinde reformcu ve bağımsız adaylara karşı yürüttüğü seçim kampanyaları için örgütten mali destek aldığını iddia etti. Bu gerekçeyle Franciye, terörle mücadeleye ilişkin 13224 sayılı Başkanlık Kararnamesi kapsamında yaptırım listesine eklendi.
İsrail bombardımanı sonucu yıkılan binalar, Beyrut’un güney banliyösünde (Dahiye) görülüyor; bölgede Hizbullah’a ait bir bayrak dalgalanıyor. (EPA)
Mahmud Kumati de İran'dan Hizbullah'a nakit para transferlerinin koordinasyonunu sağlamak ve örgütün Lübnan'daki çıkarlarını savunmakla suçlanarak yaptırım listesine alındı.
Aynı kapsamda Hazine Bakanlığı, 20 Mart 2026'da Ala Hamiyye ve ticari ağına uygulanan yaptırımları genişleterek Lübnan ve bazı Arap ülkelerindeki ilave kişi ve şirketleri de kapsama dahil etti.
Bakanlık, söz konusu kişi ve kuruluşların Hizbullah adına para toplama, sözleşmeler yürütme ve örgüte gelir sağlamak amacıyla kullanılan paravan şirketleri yönetme faaliyetlerinde bulunduğunu ileri sürdü.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent yaptığı açıklamada, "Lübnan'ın güvenli ve müreffeh bir geleceğe kavuşabilmesi için Hizbullah'ın silahsızlanması gerekiyor. Hazine Bakanlığı, Hizbullah'ın mali ağlarını hedef almaya ve örgütün Lübnan devletini zayıflatmasına ve kalıcı barış fırsatlarını tehdit etmesine yardımcı olanlardan hesap sormaya devam edecektir." ifadelerini kullandı.
Hazine Bakanlığı ayrıca yaptırımların amacının cezalandırmak değil, yaptırım uygulanan kişi ve kuruluşların davranışlarını değiştirmelerini teşvik etmek olduğunu belirtti. Açıklamada, gerekli hukuki şartların yerine getirilmesi halinde isimlerin yaptırım listesinden çıkarılabileceği de kaydedildi.
G7 zirvesinde Ukrayna'nın silahlandırılması konusunda anlaşmaya varıldıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5285668-g7-zirvesinde-ukraynan%C4%B1n-silahland%C4%B1r%C4%B1lmas%C4%B1-konusunda-anla%C5%9Fmaya-var%C4%B1ld%C4%B1
G7 zirvesinde Ukrayna'nın silahlandırılması konusunda anlaşmaya varıldı
Fransa'nın Evian kentinde düzenlenen G7 Zirvesi'nin dün gerçekleşen kapanış gününde, liderler Ukrayna'ya silah desteği, yapay zekânın düzenlenmesi ve çocukların dijital ortamda korunması konularında görüş birliğine vardı.
Zirveye ev sahipliği yapan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, G7 liderlerinin çeşitli konularda aylar süren görüş ayrılıklarının ardından ortak bir tutum sergilemesini memnuniyetle karşıladı.
Almanya, Kanada, ABD, Fransa, İtalya, Japonya ve Birleşik Krallık liderleri, Rusya'nın savaş ekonomisi üzerindeki baskıyı artırma taahhüdünde bulunurken, Ukrayna'ya hava savunma kapasitesi, savunma sistemleri, ilave önleme füzeleri ve uzun menzilli kabiliyetlerin sevkiyatını artırma konusunda da anlaşmaya vardı.
Ayrıca, lisanslı üretim modeli kapsamında Ukrayna topraklarında uzun menzilli füzeler ve hava savunma sistemlerinin üretileceği bildirildi.
Zirve kulislerinde konuşan diplomatik kaynaklar, “Lisans kapsamında yalnızca hava savunma sistemleri değil, derin hedeflere yönelik saldırı kabiliyetleri de üretilecek” ifadelerini kullanarak, uzun menzilli füze projelerine işaret etti.
Dijital alanda ise ABD ile diğer G7 ülkeleri arasında çocukların korunması ilkesi konusunda uzlaşı sağlandı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre taraflar, 15 veya 16 yaşın altındaki kişilerin sosyal medya platformlarını kullanmasının yasaklanması yönündeki yaklaşımda ortak görüş benimsedi.
Mısır’ın Abrams tanklarını modernize etme projesi İsrail’i endişelendiriyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5285653-m%C4%B1s%C4%B1r%E2%80%99%C4%B1n-abrams-tanklar%C4%B1n%C4%B1-modernize-etme-projesi-i%CC%87srail%E2%80%99i-endi%C5%9Felendiriyor
Mısır ordusunun ana muharebe zırhlı aracı olan Abrams tankı (Mısır Askeri Üretim Bakanlığı)
Kahire:Hişam el-Meyani
TT
Kahire:Hişam el-Meyani
TT
Mısır’ın Abrams tanklarını modernize etme projesi İsrail’i endişelendiriyor
Mısır ordusunun ana muharebe zırhlı aracı olan Abrams tankı (Mısır Askeri Üretim Bakanlığı)
İsrail medyasında, Mısır ordusunun artan askeri kapasitesine ilişkin endişe ve kaygılar gündemdeki yerini korurken, eski askeri yetkililer Mısır’ın şu anda ABD ile koordinasyon içinde zırhlı birliklerinin gücünü artırmak amacıyla çok sayıda M1A1 Abrams tankını modern teknoloji ve güncel muharebe özellikleriyle donatma çalışması yürüttüğünü belirtti.
İbranice yayın yapan Nziv.net platformunun haberine göre, Washington’un kısa süre önce Mısır ordusunun envanterindeki bin 130 Amerikan yapımı Abrams M1A1 tankından 555’inin modernizasyonunu kapsayan büyük çaplı anlaşmayı onaylaması, İsrail’de bölgedeki güç dengelerinin değişebileceğine yönelik ciddi endişelere yol açtı.
Platformun söz konusu anlaşmaya ilişkin yayımladığı rapora göre, modernizasyon projesi Kahire’nin kuzeyindeki Ebu Za‘bel bölgesinde bulunan ve ABD dışında bu modelin parçalarını üretme yetkisine sahip tek tesis olan 200 No’lu Askeri Fabrika tarafından yürütülecek. Projenin toplam maliyetinin yaklaşık 4,69 milyar dolar olduğu belirtildi.
Mısır Askeri Üretim Bakanlığı verilerine göre, Abrams M1A1 tankı Mısır ordusunun ana muharebe tankı olarak görev yapıyor. Tankın ortalama hızı ise saatte 20 mil (yaklaşık 32 km) olarak kaydediliyor.
Tank modernizasyon çalışmaları neleri kapsar?
Mısırlı ulusal güvenlik uzmanı Tümgeneral Muhammed Abdulvahid, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu tankların modernizasyonuna yönelik girişimlerin yeni olmadığını belirterek, “Mısır ile ABD, 1980’li yıllarda ortak askerî üretim konusunda anlaşmaya vardı. Bu iş birliğinin ilk somut adımı ise 1992 yılında Abrams M1A1 tanklarının Mısır’da montaj ve üretim sürecinin başlaması oldu” dedi.
Abdulvahid, “Daha sonra Mısır’ın 2024 yılında ABD ile yaptığı anlaşma geldi. Bu anlaşmanın en önemli maddelerinden biri Abrams tanklarının modernizasyonuydu. Yeni bir tank filosu ithal etmek ve yüksek maliyetlere katlanmak yerine Mısır, mevcut tanklarını geliştiriyor ve dünyanın en saygın ana muharebe tanklarından biri olarak kabul edilen Abrams’ın sahip olduğu uluslararası itibardan yararlanıyor. Modernizasyon süreci, tanklara yeni teknolojilerin entegre edilmesiyle kabiliyetlerinin artırılmasını içeriyor” ifadelerini kullandı.
Mısır Genel İstihbarat Teşkilatı’nın eski yöneticilerinden Tümgeneral Muhammed Reşad da Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Abrams M1A1 tanklarının modernizasyonu, bu tankların teslim alınmasından bu yana bir zorunluluktu. Modernizasyon kapsamında daha uzun menzilli ateş gücü sağlamak amacıyla daha yüksek kalibreli, 105 milimetrelik bir topun entegrasyonu, lazer teknolojisine dayalı nişan ve hedefleme sistemlerinin geliştirilmesi, tank gövdesinin çarpışmalı muharebelere ve tanksavar silahlarına karşı daha güçlü zırhla korunması, denge ve atış hassasiyetini artırmak için top sistemine geri tepme önleyici mekanizma eklenmesi ve yüksek performanslı motorlarla hız ile manevra kabiliyetinin artırılması yer alıyor” dedi.
Nziv.net platformunun raporunda ise söz konusu modernizasyonun tankları gelişmiş M1A1 SA konfigürasyonuna yükselteceği belirtildi. Rapora göre bu yapılandırma; durumsal farkındalık sağlayan dijital haritalar, gelişmiş gece görüş ve termal görüntüleme sistemleri, füzelere karşı güçlendirilmiş zırhın yanı sıra yeni motor ve transmisyon sistemlerini içeriyor.
Raporda ayrıca, “Bu kabiliyetler Mısır Zırhlı Kolordusu’nu bölgedeki en gelişmiş ve en etkili askerî güçlerden biri haline getiriyor. Her türlü muharebe koşulunda yüksek savaş kapasitesi sağlayan bu gelişme, Tel Aviv’de doğrudan endişe yaratıyor” değerlendirmesine yer verildi.
Mısır’daki 200 No’lu Askeri Fabrika’nın ABD’li United Defense şirketi ile iş birliği içinde ürettiği M88A2 Hercules kurtarma tankı (Mısır Askeri Üretim Bakanlığı)
Abdulvahid, “Mısır bu tankın bileşenlerinin yüzde 90’ını üretiyor. Teknolojinin ve savunma sanayisinin yerlileştirilmesi Mısır açısından son derece önemli bir konu ve Mısır yönetimi buna büyük önem veriyor” dedi.
Abdulvahid sözlerini şöyle sürdürdü: “Mısır envanterindeki 555 Abrams tankı modernize edilecek. Bu kapsamda motor, transmisyon sistemi ve özellikle tank komutanı ile nişancıya yönelik görüş sistemlerinde değişiklik yapılacak. Ayrıca tanklara yeni sensör sistemleri entegre edilmeye başlandı. Böylece bu tanklar, yüksek caydırıcılık özelliğini korurken yeni nesil tanklarla aynı seviyeye yaklaşmış olacak. Son derece güçlü zırha sahip olan tanklar, Mısır’ın yaptığı düzenlemeler sayesinde çöl koşullarında da etkin şekilde görev yapabiliyor. Tüm bu çalışmalar Washington ile yapılan anlaşma çerçevesinde yürütülüyor.”
Reşad ise söz konusu modernizasyonun, ‘Mısır zırhlı birliklerinin muharebe kabiliyetini artıracağını’ belirterek, zırhlı kuvvetlerin kara ordusunun vurucu gücünü oluşturduğunu, uzun menzilli yarma harekâtları ile kuşatma ve çevreleme operasyonlarının icrasında kritik rol oynadığını ifade etti.
İsrail’in iddiaları ve Mısır’ın yalanlaması
İsrail medyasında son iki yıldır yayımlanan çok sayıda haberde, İsrail’in (kendi iddialarına göre) “Sina Yarımadası’nda büyük lojistik altyapılar ve yakıt depolama tesisleri inşa edildiğini tespit etmesi” nedeniyle ciddi endişe duyduğu öne sürüldü. Söz konusu haberlerde, bu adımların Mısır güçlerine doğuya doğru hızlı ve geniş çaplı hareket kabiliyeti sağlayabileceği, bu nedenle barış anlaşmasına rağmen İsrail’in Mısır ordusunun konuşlanmasını ve birlik dağılımını sürekli ve yakından izlemek zorunda kaldığı ileri sürüldü.
Mısır ise bu iddiaları defalarca reddederek, Sina’daki faaliyetlerin yalnızca kalkınma amaçlı projelerden ibaret olduğunu, bölgedeki askerî varlığın ise sınırların ve ulusal güvenliğin korunmasına yönelik olduğunu vurguladı.
İki ülke arasında 1979 yılında imzalanan barış anlaşmasının hükümlerine göre Sina Yarımadası, bölgede bulundurulabilecek asker ve silah miktarını belirleyen A, B ve C olmak üzere üç ana bölgeye ayrılıyor. İsrail sınırına bitişik olan C Bölgesi ise sivil polis güçleri dışında tamamen askerden arındırılmış statüde bulunuyor.
Ancak Kuzey Sina’daki terörle mücadele ve kaçakçılığın önlenmesi gibi ortak güvenlik tehditleri nedeniyle Mısır ile İsrail, bölgenin güvenliğini sağlamak amacıyla anlaşmanın ilk hükümlerinde öngörülen sınırların ötesinde ilave güçlerin konuşlandırılması konusunda mutabakata vardı. Bu düzenlemelere uyulup uyulmadığı ise Sina’daki kontrol noktalarında görev yapan Çok Uluslu Güç ve Gözlemciler tarafından denetleniyor.
Reşad’a göre ise İsrail’in gerek Mısır ordusundaki modernizasyon çalışmalarından gerekse Abrams tanklarının geliştirilmesinden duyduğu rahatsızlığın temel nedeni, ‘Mısır zırhlı birliklerinin etkinliğinin artırılmasından duyulan endişe’. Reşad, Tel Aviv’in sürekli silah ve askerî teçhizat modernizasyonu sayesinde sahip olduğu zırhlı kapasiteyle övündüğünü belirterek, Mısır’ın bu alandaki gelişiminin İsrail tarafından yakından takip edildiğini ifade etti.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة