Likud Partisi’nde sorulması yasak o soru gündeme geldi: Netanyahu'nun yerini kim alacak?

Ön seçim krizi partiyi sarsarken Başbakana siyasetten çekilme çağrıları yapıldı

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, pazar günü Kudüs'te düzenlenen bir konferans sırasında (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, pazar günü Kudüs'te düzenlenen bir konferans sırasında (Reuters)
TT

Likud Partisi’nde sorulması yasak o soru gündeme geldi: Netanyahu'nun yerini kim alacak?

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, pazar günü Kudüs'te düzenlenen bir konferans sırasında (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, pazar günü Kudüs'te düzenlenen bir konferans sırasında (Reuters)

On yıllardır ilk kez, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun liderliğini yaptığı Likud Partisi içinde sağlık durumu, süregelen davalarla bağlantılı hukuki durumu ve son anketlerde düşen popülaritesine yönelik eleştirilerin yükseldiği bir ortamda onun ne zaman çekileceğine ilişkin gayri resmi tartışmalar başladı.

Netanyahu (77), İsrail tarihinin en uzun süre başbakanlık görevini üstlenen ismi. 1996'dan bu yana toplamda yaklaşık 10 yıllık kesinti dönemleriyle ülkeyi yöneten Netanyahu, bu aralarda çoğunlukla bakan ya da muhalefet sıralarında yer aldı.

İsrail merkezli haber sitesi Walla'ya göre "Netanyahu'nun yerini kim alacak?" sorusu geçtiğimiz yıla kadar destekçileri arasında neredeyse tabu niteliği taşıyordu. Hatta müstehcen ve yasak bir soruydu. Onun ayrılması ihtimalini düşünmek bile aralarında panik yaratıyordu. Bu soru henüz Likud Partisi toplantılarında resmi olarak gündeme gelmese de ardı ardına yaşanan gelişmeler son zamanlarda kapalı kapılar ardındaki tartışmalarda bu sorunun sorulmaya başlandığına işaret ediyor.

Netanyahu, önümüzdeki eylül-ekim aylarında yapılması planlanan parlamento seçimlerine yeniden aday olmayı ve hükümet kurabilecek bir çoğunluk ya da koalisyon elde etmek için yarışmayı planlıyor.

Emeklilik ivme kazanıyor

Walla'ya göre bakanlar, Knesset üyeleri, şube başkanları ve önde gelen aktivistler Netanyahu'nun siyasetten çekilmesi, kimin onun yerini alacağı ve bunun ne zaman gerçekleşeceği konularını aralarında tartışıyor.

İsrail’in önde gelen yorumcularından Barak Seri, Netanyahu'nun on yıllardır siyasi sisteme hükmetmesinin ardından emeklilik tartışmalarının ivme kazandığını belirtti.

Seri'ye göre gerekçeler birikmeye devam ediyor. Bunların başında Netanyahu'nun sağlık durumu geliyor. Kalp pili taşıyan, kanser tedavisi gören ve hastaneye sık sık başvuran Netanyahu'nun bu durumu, diğer her şeyden fazla onu zorlayan ve istikrarını sarsan mahkeme süreciyle birleşiyor. Son kamuoyu yoklamalarındaki gerileme de tabloya ekleniyor.

Seri, değerlendirmesinde, “Tüm siyasi sistemde şöyle bir inanç hâkim: Eğer kendi ve Likud Partisi’nin, özellikle de Netanyahu bloğunun popülaritesi artmazsa, bir sabah Netanyahu'nun suçunu kabul eden bir anlaşma imzalayarak siyasetten çekildiği haberini alabiliriz” tespitinde bulundu.

vfbgtynhjy
Netanyahu, kendisine yöneltilen yolsuzluk suçlamalarıyla ilgili ifade vermek üzere mahkeme karşısına çıkarken (Reuters)

İsrail'deki son kamuoyu yoklamaları, Likud Partisi’nin ve Netanyahu'nun birlikte gerilediğini ve bloğunun hükümet kuramayacağını ortaya koydu. Netanyahu ise mahkemede olduğu iki günde de savcılığa sert çıkarak “Bana tuzak kurdular ve düştüm” dedi.

Seri, şöyle yazdı:

“Netanyahu, şu an seçimlere gitmesinin kendisi açısından büyük risk taşıdığını biliyor. Eğer şimdi bir uzlaşma anlaşması talep ederse, özellikle siyasetten çekilmeyi de içermesi halinde, iyi bir anlaşma yapma şansı yüksek olabilir. Ancak seçimlere girip kaybederse yargı mercilerinin ona iyi bir anlaşma sunma güdüsü büyük ölçüde azalır. Çünkü o zaman yalnızca muhalefette bir Knesset üyesine dönüşür ve savcılık ile hükümetin hukuk danışmanı üzerinde herhangi bir baskı aracı kalmaz."

Likud Partisi’nde gerilim

Walla, Likud Partisi’nin gergin bir ortamda olduğunu aktardı. Parti mensupları Netanyahu'nun gerçekte nereye gittiğini bilmiyor. Zira ona bağımlılar ve siyasi kaderleri onun elinde. ‘Netanyahu istifa ederse Likud Partisi seçimlerde saf dışı kalabilir ve çoğu üye evine geri dönmek zorunda kalır, öte yandan seçimlere girerse parti içi ön seçim yapılır’ düşüncesi ise ikileme yol açıyor. Netanyahu, Knesset'te garantili sandalye kazanabilmeleri için Likud listesinde yalnızca 10 aday istiyor. Bu da mevcut Knesset üyeleri ve bakanların büyük bölümünün de evine döneceği anlamına geliyor. Ön seçim meselesi partide ciddi bir iç krize yol açıyor.

cdvfghy
2022 yılında Kudüs’teki bir pazarda Likud Partisi destekçilerinin düzenlediği seçim yürüyüşünden bir kare (AFP)

İsrail gazetesi Yediot Ahronot, ön seçim meselesinin partiyi sarstığını ve Netanyahu'nun bu konuda karar almaya hazırlanmak için istişareler yürüttüğünü yazdı. Netanyahu, Likud yetkilileriyle yaptığı görüşmelerde ‘ya adayları seçecek bir komite istiyorum (ön seçim olmaksızın) ya da ön seçim ama kendisinin belirleyeceği garantili sandalyeler şartıyla’ dediği aktarıldı.

Gazeteye göre Netanyahu'nun bu hafta konu hakkında karar alması bekleniyor. Netanyahu, yetkililere "Ya düzenleyici komite ya da garantili sandalyeler" dedi.

Likud Partisi içindeki değerlendirmeler, Netanyahu'nun hem listeyi tek başına oluşturmak hem de dahili seçimlere harcanacak milyonlarca şekeli parti kasasında tutmak amacıyla ön seçimleri iptal etme yönünde baskı uyguladığına işaret ediyor. Netanyahu kapalı kapılar ardındaki görüşmelerde ‘zorlama değil uzlaşıya dayalı bir karar alma sürecini’ hedeflediğini öne sürerek alınacak kararın Likud'un üst düzey yetkilileriyle iş birliği içinde şekilleneceğini vurguladı.

sfrgt
Likud Partisi lideri Binyamin Netanyahu, eşi Sara ile birlikte 2022 seçimleri sırasında Kudüs’teki seçim kampanyası merkezinde destekçilerine hitap ederken (AFP)

Gazete, bu meselenin Likud'u sarstığını yazdı. Partinin deneyimli hukuk danışmanı Avukat Avi Halevi, Netanyahu'nun onayını almaksızın ön seçim konusunda Likud'a hukuki temsil sağladığı gerekçesiyle Netanyahu'nun yönelttiği eleştirilerin ardından görevinden istifa etti. Partinin iç denetçisi Avukat Şay Galili ise Netanyahu'nun ön seçimleri iptal etme girişiminin yasadışı olduğunu belirten bir rapor yayımladı. Yediot Ahronot, “Bu süreçte parti içinde ön seçim yanlıları ve karşıtları arasında bir cephe oluşmakta; nüfuzlu ve etkili bir isim olarak bilinen Knesset üyesi David Bitan, Netanyahu aleyhine 'Likud mahkemesine' dilekçe sundu” diye yazdı.

Oyunun kuralları oyun sürerken değişmez

Bitan, Netanyahu'nun ön seçimleri iptal etme girişiminin anayasal bir ihlal olduğunu söyledi ve "Oyunun kuralları oyun sürerken değiştirilemez" dedi.

Bitan, Yediot Ahronot’a verdiği röportajda "Ön seçim olmaksızın Likud silinip gidecek" diye konuştu ve şu argümanı öne sürdü: Netanyahu'yu Likud liderliğine taşıyan ön seçimler olmasaydı, o da zaten Likud'a giremezdi” şeklinde konuştu.

fdvfdb
İsrail parlamentosu Knesset’te düzenlenen oturumdan bir kare (Knesset internet sitesi)

Netanyahu'nun Likud listesinde kişisel garantili sandalyeler elde etme seçeneği hakkında Bitan, “Garantili sandalyeler olmasında herhangi bir sorun yok, asıl soru bunların kaç tane olacağı ve hangi sıralarda yer alacağı” ifadelerini kullandı.

Netanyahu'nun tutumu henüz resmi olarak netlik kazanmasa da İsrail resmi kanalı KAN, dün ilerleyen saatlerde Netanyahu'nun ön seçimleri iptal etme planından vazgeçtiğini bildirdi. Buna göre Netanyahu, bu adımın listede kendisine 8 ile 10 arasında garantili sandalye sağlayacağını ümit ediyor. Ancak Bitan henüz bu talebi kabul etmedi.

Meselenin perşembe günü netlik kazanması bekleniyor. O gün Likud'un anayasa komisyonu, temmuz sonuna kadar yapılması planlanan önümüzdeki ön seçimleri görüşmek üzere toplanacak. Hükümet koalisyonu liderleri ise salı günü Knesset'in feshedilmesi tarihini görüşmek üzere bir araya gelecek. İsrail televizyonu Kanal 12, seçimlerin 20 Ekim 2026'da yapılmasının beklendiğini aktardı.



Hürmüz’de deniz trafiğinde gerilim artıyor ve gemi geçişlerine yönelik kısıtlamalar sıkılaşıyor

Hürmüz Boğazı’nda demirlemiş gemiler. Reuters)
Hürmüz Boğazı’nda demirlemiş gemiler. Reuters)
TT

Hürmüz’de deniz trafiğinde gerilim artıyor ve gemi geçişlerine yönelik kısıtlamalar sıkılaşıyor

Hürmüz Boğazı’nda demirlemiş gemiler. Reuters)
Hürmüz Boğazı’nda demirlemiş gemiler. Reuters)

ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın etkileri, Washington ile Tahran arasında karşılıklı denizcilik hamleleri ve gemi geçişlerine yönelik kısıtlamaların sıkılaştırılmasıyla Körfez ve Umman Körfezi’ndeki deniz trafiğine de yayıldı.

ABD ordusu İran’la bağlantılı bir geminin imha edildiğini açıklarken, Tahran yönetimi yasaklı bölgeden geçmeye çalışan bir petrol tankerinde yangın çıktığını bildirdi. İranlı bir askerî yetkili de Hürmüz Boğazı’ndan geçiş için silahlı kuvvetlerle koordinasyon sağlanması gerektiğini vurguladı.

Krizin etkileri askerî çatışmalarla sınırlı kalmadı. Deniz taşımacılığında yaşanan aksamalar, tarımsal ürünlerin sevkiyatını tehdit etmeye ve küresel gıda fiyatlarında artış riskini yükseltmeye başladı.

İran bağlantılı gemi imha edildi

Bölgedeki askerî operasyonları yürüten ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), geçen hafta Umman Körfezi’nde keşif görevi yapan İran bağlantılı bir geminin ABD kuvvetleri tarafından hedef alınarak imha edildiğini açıkladı.

CENTCOM’un X platformundan yaptığı açıklamada, geminin ABD donanmasına ait gemileri hedef aldığı ve saldırıdan önce mürettebatın güvenli bir yere tahliye edildiği belirtildi.

Açıklama, 28 Şubat’ta savaşın başlamasından bu yana ABD ile İran arasındaki deniz çatışmalarının arttığı bir dönemde yapıldı. Savaş öncesinde Körfez’i Umman Körfezi’ne bağlayan Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği büyük ölçüde kesintisiz sürüyordu.

Ancak İran’ın tehditleri ve saldırıları, bu stratejik geçitteki deniz trafiğinin neredeyse durma noktasına gelmesine yol açtı. ABD kuvvetleri de iki taraf arasındaki artan çatışmalar kapsamında İran’a ait sivil gemilere yönelik tekrarlanan saldırılar düzenledi.

Petrol tankerinde yangın çıktı

İran donanması, Hürmüz Boğazı’nın doğusunda bir petrol tankerinde yangın çıktığını duyurdu (Fars)
İran donanması, Hürmüz Boğazı’nın doğusunda bir petrol tankerinde yangın çıktığını duyurdu (Fars)

İran ordusu, yasaklı bölgeden geçmeye çalışan bir petrol tankerinde Umman Körfezi’nde yangın çıktığını bildirdi. İran devlet televizyonunda dün yer alan askerî açıklamada, deniz kuvvetlerine bağlı gözetleme ekiplerinin birkaç saat önce yangın çıkan bir tankeri tespit ettiği belirtildi.

Açıklamada, tankerin takip sistemlerini kapattığı ve yasaklı bölgeden geçmeye çalıştığı ifade edildi. Yangının nedeni ve gemide meydana gelen hasarın boyutuna ilişkin ise bilgi verilmedi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı olayla ilgili henüz bir açıklama yapmadı.

Olay, Tahran’ın bölgedeki gemi trafiği üzerindeki denetimini sıkılaştırmaya yönelik adımları nedeniyle önem taşıyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre İran, geçen eylül ayında Hürmüz Boğazı yakınlarında, Umman Körfezi’nin bir bölümünü de kapsayan yasaklı bir bölge oluşturduğunu duyurdu. İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı deniz kuvvetleri de boğazdan geçerken seyir sistemlerini devre dışı bırakan gemilerin “düşman” kabul edileceği ve sert önlemlerle karşılaşacağı uyarısında bulunmuştu.

Güvenlik verileri, savaşın başlamasından bu yana Hürmüz Boğazı’nda gemileri hedef alan saldırılarda belirgin bir artış yaşandığını gösteriyor. Bu durum, küresel enerji taşımacılığının en önemli güzergâhlarından birindeki deniz ticaretinin karşı karşıya olduğu risklerin büyüdüğüne işaret ediyor.

Tahran: Hürmüz’den geçiş için koordinasyon şart

İran’ın sert tutumunu yineleyen İran ordusunun koordinasyondan sorumlu komutan yardımcısı Tuğamiral Habibullah Seyyari, dün yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı’nın kapalı olduğunu ve boğazdan geçişlerin İran silahlı kuvvetleriyle koordinasyon içinde gerçekleştirilmesi gerektiğini söyledi.

İran’ın resmî haber ajansı IRNA’nın haberine göre Seyyari, silahlı kuvvetlerin bölgede “yüzde 100 kontrol ve gözetim” sağladığını belirtti. Seyyari, Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı deniz kuvvetlerinin boğazın batısında, İran ordusunun ise doğusunda ve Umman Denizi’nin kuzeyine kadar uzanan bölgede güçlü bir varlık gösterdiğini kaydetti.

Koordinasyon sağlanmadan geçiş yapmaya çalışan gemilerin, kamuoyuna yansıyan gelişmelerde görüldüğü üzere çeşitli önlemlerle karşılaşabileceğini belirten Seyyari, ABD ve diğer ülkelerde akaryakıt fiyatlarının yükselmesini boğazdan petrol akışının aksamasına örnek gösterdi.

Bu açıklamalar, ABD’nin İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasına karşılık İran limanlarına deniz ablukası uyguladığı bir dönemde geldi.

Pezeşkiyan, ablukanın ağırlığına dikkat çekti

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan

Siyasi cephede ise İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD’yi İran halkı üzerindeki ekonomik baskıyı artırarak toplumsal öfkeyi körüklemeye ve ülke içinde protestoları tetiklemeye çalışmakla suçladı. Pezeşkiyan, ülkesinin 1979 Devrimi’nden bu yana en ağır abluka ve savaş koşullarıyla karşı karşıya olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı, devrimden sonraki onlarca yıl boyunca ülkesinin benzer ölçekte bir abluka, savaş ve zorlukla karşılaşmadığını ifade etti. Washington’u, siyasi hedefleri doğrultusunda halkı protestolara yöneltmek amacıyla vatandaşların yaşam koşullarını ağırlaştırmaya çalışmakla suçladı.

Tahran yönetimi, ABD ve İsrail’i ülke içindeki karışıklıkları körüklemeye çalışmakla defalarca suçladı.

Pezeşkiyan’ın açıklamaları, İran’ın artan ekonomik baskılarla karşı karşıya olduğu bir zamanda yapıldı. Ülkede geçen yıl aralık ayının sonlarında hayat pahalılığı nedeniyle başlayan protestolar, daha sonra genişleyerek hükûmet karşıtı bir harekete dönüşmüştü.


ABD Hazine Bakanlığı, İran bağlantılı 16 kişi ve 10 kuruluşu yeni yaptırımlar açıkladı

ABD Hazine Bakanlığı binası, (Reuters)
ABD Hazine Bakanlığı binası, (Reuters)
TT

ABD Hazine Bakanlığı, İran bağlantılı 16 kişi ve 10 kuruluşu yeni yaptırımlar açıkladı

ABD Hazine Bakanlığı binası, (Reuters)
ABD Hazine Bakanlığı binası, (Reuters)

ABD Hazine Bakanlığının internet sitesinde bugün yayımlanan duyuruya göre, ABD Başkanı Donald Trump yönetimi İran’la bağlantılı 16 kişi ve 10 kuruluşu hedef alan yeni yaptırımlar açıkladı.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent açıklamada şu ifadeleri kullandı: Başkan Trump’ın liderliğindeki Hazine Bakanlığı, İran rejiminin, kendi seçkinlerinin ceplerini doldurmak ve terörizmi finanse etmek amacıyla dini kurumları istismar etme yönündeki uzun geçmişini sürdürmesine izin vermeyecektir.

Açıklamada, İran yönetiminin, elit kesiminin zenginleşmesini sağlamak, İran halkına yönelik baskıları finanse etmek ve yurt dışındaki terör faaliyetlerini desteklemek amacıyla, İran’da ve komşu ülkelerde görünüşte dinî nitelik taşıyan kuruluşları kötüye kullandığının bilindiği belirtildi.

Açıklamada ayrıca söz konusu kuruluşların, paraları İran’a veya İran bağlantılı taraflara aktarmak için havale sistemleri ve nakit taşıyıcıları gibi kayıt dışı finans kanallarını kullanabileceği ifade edildi.


Netanyahu: Süveyda’daki olaylar sırasında Şara’yı aradım

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (EPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (EPA)
TT

Netanyahu: Süveyda’daki olaylar sırasında Şara’yı aradım

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (EPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (EPA)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Temmuz 2025’te Suriye Savunma Bakanlığına ve Şam’daki başkanlık sarayı yakınlarına düzenlenen İsrail saldırılarından kısa süre sonra Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile telefonda görüştüğünü açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın The Times of Israel haber sitesinden aktardığına göre Netanyahu, Likud Partisi’nin düzenlediği bir konferansta, “Telefonu kaldırıp Şara’yı aradım. Görüşme çok kısa ve oldukça sertti” ifadelerini kullandı.

İsrailli yetkililer, saldırıların Süveyda bölgesinde çatışmaların yaşandığı sırada Suriye’nin güneyindeki Dürzileri korumak amacıyla düzenlendiğini belirtmişti.

Netanyahu, Dürzi topluluğuna hitap ettiği konferansta, “Kardeşlerimizi ve sizin kardeşlerinizi korumak için elimden gelen her şeyi yapacağım” ifadelerini kullandı.

Bu açıklama, Netanyahu ile 2024’ün sonlarında Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından iktidara gelen Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara arasında gerçekleşen bir görüşmeye ilişkin ilk haber olma özelliği taşıyor. Görüşme, İsrail ve Suriye liderleri arasında gerçekleşen ilk doğrudan temas da olabilir.

Suriye’nin Süveyda vilayetinde Temmuz 2025’te mezhepsel gerilimler nedeniyle şiddet olayları yaşanmış, yetkililer tarafından oluşturulan resmî soruşturma komisyonunun kayıtlarına göre en az bin 760 kişi hayatını kaybetmişti.