Fransa siyasetinin son derece kritik bir dönemden geçtiği bir süreçte, Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde, Paris'te dikkat çekici bir siyasi tartışmanın fitilini ateşledi. Lagarde, ilk kez bu kadar açık biçimde 2027'de yapılacak Fransa cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olabilmek için Frankfurt'taki görevinden süresi dolmadan ayrılabileceğinin sinyalini verdi. Kendisini de ülkeyi yaklaşan siyasi fırtınadan koruyabilecek "Fransız ve Avrupalı bir ses" olarak konumlandırdı.
Siyasi çevrelerin "sessiz deprem" olarak nitelendirdiği açıklamalar, Lagarde'ın Fransız ekonomi gazetesi Les Echos'a verdiği kapsamlı röportajda geldi. Enflasyon ve faiz politikalarının konuşulması beklenen söyleşi, eski bakanın dağınık durumdaki merkez siyaseti yeniden toparlamak üzere Fransa iç siyasetine dönebileceğinin işaretlerini vermesiyle kısa sürede siyasi gündemin en önemli başlıklarından biri hâline geldi.
Erken ayrılık ihtimali ve 2027 hesapları
Resmî takvime göre 70 yaşındaki Lagarde'ın Avrupa Merkez Bankası Başkanlığı görevi Ekim 2027'de sona eriyor. Bu tarih, Fransa'daki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turundan yaklaşık altı ay sonrasına denk geliyor. Görev süresini tamamlaması bugüne kadar kesin gözüyle bakılan bir senaryoydu. Ancak Lagarde, görevde kalmasının enflasyonun kontrol altına alınması ve piyasalarda istikrarın sağlanmasına bağlı olduğunu söyleyerek dikkat çekti.

Les Echos'un, görevinden erken ayrılıp ayrılmayacağı yönündeki sorusuna Lagarde, siyasi mesajlar içeren şu yanıtı verdi:
"Bu mümkün... 2027 ufkunda Fransız ve Avrupalı bir sesi yükseltmek istiyorum."
Lagarde ayrıca, Fransa'daki siyasi tartışmaların Avrupa perspektifinden kopmaması gerektiğini belirterek, ülkenin Avrupa Birliği içindeki rolünü azaltmaya yönelik her girişimin Fransa açısından "acı verici ve yıkıcı bir yol" olacağını söyledi.
"Şakaydı" mı, yoksa nabız yoklama mı?
Deneyimli siyasetçilerin sıkça başvurduğu diplomatik üslupla konuşan Lagarde, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un yerine aday olup olmayacağı yönündeki ısrarlı soruya gülümseyerek, "Bunu düşüneceğim... Hayır, şaka yapıyorum; şu anda böyle bir konu gündemde değil" yanıtını verdi.
Ancak Paris kulislerinde bu "şaka" pek de şaka olarak değerlendirilmedi. Siyasi analistlerin büyük bölümü, Lagarde'ın açıklamalarını kamuoyunun ve siyasi elitlerin nabzını ölçmeye yönelik bilinçli bir hamle olarak yorumladı.
Daha önce International Monetary Fund ve Avrupa Merkez Bankası'nı yöneten Lagarde'ın uluslararası alanda güçlü ilişkilere sahip olması, iş dünyası ve orta sınıf nezdinde önemli bir kabul görmesi nedeniyle, aşırı sağın yükselişi karşısında merkez siyasetin aradığı "kurtarıcı isim" olabileceği değerlendiriliyor. Özellikle Marine Le Pen ve Jordan Bardella liderliğindeki aşırı sağın yükselişi, merkez blokta endişe yaratıyor.
Paris ile Frankfurt arasında kulis hesapları
Brüksel ve Frankfurt kulislerinden sızan bilgilere göre, Lagarde'ın seçimlerden önce görevinden ayrılması ihtimali yalnızca kişisel bir siyasi hedef olarak görülmüyor. Bu senaryoya göre Lagarde'ın erken ayrılması, Macron'un Alman Şansölyesi Friedrich Merz ile koordinasyon içinde Avrupa Merkez Bankası'na mevcut para politikalarını sürdürecek yeni bir başkan atanmasını sağlamasına imkân tanıyabilir.

Böylece Macron'un görev süresi sona ermeden önce Avrupa Merkez Bankası'nın yönetiminde söz sahibi olunması ve olası bir aşırı sağ iktidarının Avrupa bütünleşmesine mesafeli bir ismi göreve getirmesinin önüne geçilmesi hedeflenebilir.
Şaka ile ciddiyet arasındaki ince çizgide ilerleyen açıklamalarıyla Christine Lagarde, 2027 Fransa cumhurbaşkanlığı seçimleri tartışmalarına fiilen adım atmış görünüyor. Bu gelişme, Paris'teki siyasi çalkantının, Avrupa'nın para politikasını yöneten en güçlü isimlerden birini bile görevinden ayrılarak doğrudan siyasi mücadeleye katılmaya yöneltebileceği yorumlarını beraberinde getirdi.
