İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in cenazesi yalnızca bir defin töreni değil, aynı zamanda rejimin ağır bir darbenin ardından kendisini yeniden güçlü gösterme girişimi olarak öne çıktı. Cenaze törenindeki kalabalıklar, sloganlar ve Washington ile bölge ülkelerine verilen mesajlar; askıda kalan müzakereler, yeniden yükselen ABD tehditleri, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim ve onlarca yıl boyunca İran iç siyasetindeki dengeleri belirleyen "nihai hakem"in yokluğunda İslam Cumhuriyeti'nde karar mekanizmasının artık kimin elinde olduğu sorularının gölgesinde siyasi bir gösteriye dönüştü.
İlk bakışta Tahran, rejimin sarsılmadığı mesajını vermek istedi. İran'ın resmi söylemine göre milyonlarca kişi Hamaney'i uğurlamak için sokaklara çıktı. ABD ve İsrail karşıtı intikam sloganları atılırken, Başkan Donald Trump'ı hedef alan pankartlar ve posterler taşındı. Amaç, eski liderin mirası ve siyasi çizgisi etrafındaki seferberliğin sürdüğünü göstermekti. Basında yer alan değerlendirmelerde cenaze, hem savaşta hayatını kaybeden bir lider için düzenlenen anma töreni hem de dost ve rakiplere yönelik siyasi bir güç gösterisi olarak nitelendirildi.
Ancak bu sahnelemenin arkasındaki mesaj, Tahran'ın vermek istediği kadar tutarlı görünmüyor. New America Foundation araştırmacısı Barak Barfi, Şarku'l Avsat'a yaptığı değerlendirmede, "İran'dan çıkan net bir mesaj yok" diyerek, farklı siyasi kanatların nüfuz mücadelesi yürüttüğünü, dini liderin yokluğunda nihai karar merciinin ortadan kalkmasının belirsizlik dönemini uzatacağını söyledi.
Barfi'ye göre bugün açık olan tek gerçek, kariyerlerini Devrim Muhafızları içinde şekillendiren isimlerin devletin kilit kurumlarını kontrol etmeye başlaması. Ahmed Vahidi gibi sertlik yanlılarından Muhammed Bakır Kalibaf gibi görece daha ılımlı isimlere, hatta Mücteba Hamaney'e kadar uzanan bu tablo, güç dengesinin giderek askeri-güvenlik kurumları lehine kaydığını gösteriyor.
Bununla birlikte Barfi, ortak ve net bir siyasi mesajın bulunmamasının ABD ile yürütülen müzakerelerde ilerleme sağlanmasını son derece zorlaştıracağını vurguladı.
Ortadoğu Enstitüsü araştırmacısı Brian Katulis ise Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, İran yönetiminin cenaze töreni aracılığıyla ülke içinde kontrolü elinde tuttuğu ve ayakta kaldığı görüntüsünü vermeye çalıştığını ifade etti.
Katulis'e göre rejimin servis ettiği görüntüler ve mesajlar, bir sonraki müzakere turu öncesinde bölgesel ve uluslararası kamuoyunu etkilemeyi amaçlıyor. Hürmüz Boğazı'ndaki devam eden askeri hareketlilik de İran'ın komşularını ve ABD'yi caydırma kapasitesini koruduğunu göstermeyi hedefliyor.
Bu yönüyle cenaze töreni, eski bir lideri uğurlamanın ötesinde, kritik bir geçiş döneminde algı yönetimi girişimi niteliği taşıdı. Rejim, birlik ve bütünlük görüntüsü vermeye çalışırken, içeride ve dışarıda verilen mesajlar karar alma merkezleri arasındaki rekabetin arttığını ve Devrim Muhafızları'nın gelecek dönemin yönünü belirlemede daha belirleyici hale geldiğini ortaya koyuyor.
Ateş altında müzakere
Cenaze töreni, Washington ile Tahran arasında karşılıklı tehdit söylemlerinin yeniden yükseldiği bir döneme denk geldi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD'nin tehditlerini sürdürmesi halinde ülkesinin nihai anlaşma müzakerelerine başlamayacağını belirterek Washington'dan imzaladığı mutabakata bağlı kalmasını istedi.
Bu açıklama, Donald Trump'ın anlaşmaya varılamaması halinde ABD'nin "işi bitireceği" yönündeki uyarısının ardından geldi. Washington ise rejim değişikliği hedeflemediğini, ancak İran'ın nükleer programı ve yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokları konusunda kesin tavizler istediğini vurguluyor.
Gerilim yalnızca söylem düzeyinde kalmadı. Reuters, salı günü yayımladığı haberde, Hürmüz Boğazı yakınlarında bir Katar doğal gaz tankerinin ağır hasar aldığını, mürettebatın can kaybı yaşanmadan tahliye edildiğini aktardı. ABD'li yetkililer ise İran'ın ticari gemilere füze fırlatmış olabileceğini belirtti.
Axios da ABD'li yetkililere dayandırdığı haberinde, İran'ın Hürmüz Boğazı'nda en az iki ticari gemiye füze fırlatarak düşmanca faaliyetlerine yeniden başladığını ve bunun, söz konusu saldırıları durdurduğu varsayılan mutabakat zaptını tehlikeye attığını bildirdi.
İran, dünyanın en kritik enerji geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'nı yalnızca askeri ya da ekonomik baskı aracı olarak kullanmıyor. Tahran aynı zamanda savaşın, Washington'ın hesaplarını etkileme kapasitesini ortadan kaldırmadığı mesajını vermeye çalışıyor. Küresel enerji arzının en önemli damarlarından birinde tansiyonu yeniden yükselterek, çıkarlarını ve Devrim Muhafızları'nın artan etkisini dikkate almayan herhangi bir uzlaşının kırılgan olacağına işaret ediyor.
Bu nedenle Hamaney'in cenazesi, daha geniş müzakere sürecinin de bir parçası haline geldi. Tören, rejime hem destekçilerini yeniden seferber etme hem de söylemini sertleştirme fırsatı sundu. Ayrıca karar alma mekanizmasının artık yalnızca Dışişleri Bakanlığı ya da müzakere masasıyla sınırlı olmadığını göstermeyi amaçladı.
Washington, Tahran'ın nihai bir anlaşmaya ne kadar hazır olduğunu test ederken, İran da Trump yönetiminin yeni bir çatışmaya ne ölçüde hazır olduğunu ve bunun Basra Körfezi sularında başlayıp başlamayacağını sınamaya çalışıyor.